Uluslararası sistemde, özellikle tek kutuplu bir güç dağılımı söz konusu ise diğer devletlerin bu güce karşı askeri bir meydan okuma yerine, uluslararası kuruluşlarda, ekonomik ilişkilerde veya diplomatik alanlarda muhalif tavır alması anlamında kullanılmaktadır.
Amerikan Dış Politikası — Ünite 8 Soru-Cevap
Amerikan Dış Politikası (ULI401U) soru-cevapları.
"Soft balancing" kavramı ile hangi durum ifade edilmektedir?
Amerika kıtasının Avrupalılar tarafından keşfedilmesinin yerli halk üzerindeki etkileri neler olmuştur?
Amerika kıtasının yerli halkı Avrupalılar tarafından köle yapılarak madenlerde çalıştırılmıştır. Daha önce ateşli silahlar ve kızamık, su çiçeği, gibi bulaşıcı hastalıklar ile karşılaşmamış olan yerli nüfusun yaklaşık olarak yarısı bu süreçte öldürülmüştür.
İspanya ve Portekiz sömürgeleştirdiği bölgelerde nasıl bir toprak mülkiyeti benimsemiştir?
Kolonilerdeki toprakların mülkiyeti krala ait olup Osmanlıdaki tımar sistemine benzeyen bir yapı ile başarılı asker ve bürokratlara bu toprakları işleme hakkı verilmiştir (encomienda sistemi). Bu toprakları kullanım hakkını kazananlar aynı zamanda toprakların üzerinde yaşayan yerlilerin emekleri üzerinde de hak sahibi olmuşlardır.
Kuzey Amerika’nın kolonileştirilmesinde hangi ülkeler rol oynamıştır?
İngiltere, Fransa, Hollanda, İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkeleri Kuzey Amerika’yı kolonileştirmiştir.
Koloni haline getirilen Latin Amerika ve Kuzey Amerika’daki idari yapılanmalar göz önünde bulundurulduğunda iki bölge arasında hangi farklılıklar ortaya çıkmaktadır?
Kuzey Amerika’da merkeziyetçi olmayan, kolonilerdeki yerel yönetimlerin güçlü olduğu bir idari yapılanma görülürken Latin Amerika’da merkeziyetçi, hiyerarşik yönetimler iktidarda olmuştur.
Latin Amerika’nın nüfus yapısı Kuzey Amerika’dan hangi yönleri ile ayrılmaktadır?
Kuzeye gelen Avrupalı göçmenler göçebe bir yaşam tarzı süren, dağınık ve küçük gruplar hâlinde yaşayan yerli toplulukları ile karşılaşmışlardır. Teknolojik olarak da üstün olduklarından, pek çok yerde ateşli silahlar vasıtasıyla yerli nüfusu tamamen ortadan kaldırma yoluna gitmişlerdir. Oysa daha güneye gelen İspanyolları, Aztek Maya ve İnka gibi büyük yerli medeniyetler karşılaşmıştır. İberya’dan gelenlerin bunları tamamen yok etmesi mümkün olmadığı için latin Amerika’da yerliler asimile edilmişlerdir. Nitekim beyaz ve yerli ırklarının karışması ile ayrı bir melez ırk ve kültür (mestizo) ortaya çıkmıştır. Daha sonra plantasyonlarda çalıştırılmak üzere Afrika’dan getirilen yaklaşık 5 milyon köle de bu çeşitliliğe eklenmiştir. Bu çeşitlilik ve karışım, Latin Amerika’da farklı gruplar arasındaki geçişkenliğin ABD’ye kıyasla daha fazla olmasına yol açmıştır.
Dinin Latin Amerika’nın merkeziyetçi yapısı üzerindeki etkileri nelerdir?
1490’larda yeni kıtaya adım attıklarında, İber Yarımadası hala Orta Çağı yaşamaktadır. Engizisyon geleneği, oldukça merkeziyetçi ve sert bir siyasi yapı ile katı dindar (Katolik) anlayışın sinyallerini vermiştir. İspanyollar son derece katı yorumlarla gerek dini konularda, gerekse sosyal konularda oldukça dogmatik pozisyonlar benimsemişlerdi. Bu durum toplumsal açılımlara, esnek düzenlemelere ve genel olarak tolerans ve serbestliğe ters düşen bir yaklaşımdı. Nitekim bu toplumlarda demokratik siyasetin daha geç yeşermesinin önemli bir sebebi de entelektüel ve dini açılardan aşırı merkeziyetçi, dogmatik ve toleranssız olmalarıdır.
Kuzey Amerika’nın Latin Amerika’ya göre daha geç bir tarihte kolonileştirilmesinin sonuçları nelerdir?
Yeni kıtadaki kolonilerden elde ettikleri zenginlikleri din savaşları ile ziyan eden Katolik İspanyolların aksine, Protestan İngilizler serbest ticaretin nimetlerinden faydalanmaya başlamışlardı. Yeni kıtadaki kolonilerle Avrupa ve Asya arasında kurdukları geniş ticari ağlar, bağımsızlık sonrasında ABD’nin ekonomik başarısında büyük rol oynadı. Bunların yanı sıra bilimsel gelişmeler, rasyonalizm ve pozitivizm de Kuzey Amerika’nın kurucuları tarafından benimsenen yaklaşımlar oldu. Fransız Devrimi’nden daha önce, 1776 yılında ilan ettikleri Bağımsızlık Bildirgesinde 13 eyaletten gelen ABD’li siyasetçiler, insanların devredilemez ve vazgeçilemez haklarından ve kendi kendilerini yönetme erkine sahip olduklarından bahsetmişlerdir. Bu durum, İspanyol ve Portekizlilerin statik toplumsal yapısı, aristokrasi kaynaklı katı sınıfsal ayrımlarına kıyasla çok daha dinamik bir sosyo-ekonomik yapı yaratmıştır.
Amerika kıtasından getirilen değerli madenler İspanya’da hangi ekonomik sorunlara yol açmıştır?
Ülkeye yüksek miktarda değerli maden girmesi sonucunda yüksek enflasyon yaşanmış ve paranın (değerli madenlerin) alım gücü düşmüştür.
ABD Kuzey Amerika'da genişlemek için hangi politikayı benimsemiştir?
ABD’nin Kuzey Amerika’nın sunduğu zengin kaynaklardan yararlanarak güçlenmesi, giderek yayılmacı bir dış politika yaklaşımını tetiklemiştir. Son derece pragmatik davranan ABD liderleri, Avrupa’nın zayıflayan imparatorluklarının ellerinde güç bela tuttukları Amerikan kolonileri para karşılığında satın almışlardır.
ABD Latin Amerika’daki elitler arasında yaşanan bölünmüşlük nasıl yararlanmıştır?
ABD Kolombiya’nın bir parçası olan Panama’yı bağımsız bir devlet haline getirirken Meksika ile yapılan savaş sonucunda Meksika topraklarının yarısını kendi topraklarına katmıştır.
Meksika’nın ABD karşısında hezimete uğraması Meksika’da hangi dönüşümlerin yaşanmasına neden olmuştur?
Meksika’da 1876 yılında iktidara gelen Porforio Diaz ekonomik olarak tamamen liberal bir rejimi benimseyerek dış sermaye önündeki her türlü engeli kaldırmıştır. 36 yıllık iktidarında Meksika’nın hemen tüm demir yolları, bankaları, madenleri, elektrik ve diğer pek çok stratejik sektörü, ABD veya Avrupalı şirketlerin kontrolüne geçmiştir. Serbest piyasa sistemine aykırı olduğu düşünülen yerlilerin kollektif mülkiyetli tarım arazilerini özelleştirmeye açmıştır. Bu durum kırsal kesimden kente doğru yoğun bir göçe yol açmıştır. 1910 yılında patlak veren Meksika Devrimi ile ise ekonomik ve siyasi açılardan Diaz rejiminin tam tersi bir sistem hayata geçirilmiştir.
Latin Amerika’da başlayan toplum mühendisliğinin özellikleri nelerdir?
Latin Amerika genelinde "Düzen ve İlerleme Diktatörleri" (Order and Progress Dictators) iktidarında, koloniyal dönemin toplumsal ve ekonomik kalıpları terk edilmiştir. ABD’de yetişmiş uzmanlar öncülüğünde toplum, eğitim sistemi, sağlık, hijyen kuralları gibi alanlar, pozitivist ve rasyonel prensiplere dayanarak yeniden düzenlenmiştir. Ekonomik alanda ise ABD’nin hızlı yükselişinden örnek alan Latin Amerika rejimleri, hemen tüm gümrük vergilerini kaldırarak ticareti serbestleştirme yoluna gitmiştir.
Başkan Theodore Roosevelt’in ortaya attığı “İri Sopa Diplomasisi”nin (Big Stick Diplomacy) genel özellikleri nelerdir?
Roosevelt’in ortaya attığı "İri Sopa Diplomasisi" ABD hegemonyasının en açık örneklerinden birisini oluşturur. Bununla ABD, gerekirse güç kullanmaktan çekinmeden Batı Yarımküreyi dilediği gibi düzenleyeceğini ve Avrupalı güçlere bu bölgede meydan okuduğunu da ifade etmektedir. Askeri üstünlüğe ve sert güce ağırlık veren bu doktrin, dış politikaya realist/realpolitik yaklaşımın örneklerindendir.
"İyi Komşuluk Siyaseti" (Good Neighbor Policy) doktrini ABD’nin diğer devletler ile olan ilişkisine hangi katkıları sağlamıştır?
Bu doktrin sonucunda, iki dünya savaşı arasında ABD-Latin Amerika ilişkilerinde önemli yakınlaşmalar olmuştur. 1934 yılında ABD Haiti’yi işgal eden askerlerini çekmiştir. ABD Kongresi Küba’daki ABD askerlerini meşrulaştıran yasal düzenlemeyi iptal emiştir. Bunun sonucunda ABD, Latin Amerika ülkelerinin çoğunu, Milletler Cemiyeti bünyesinde bir Amerikan Devletleri Organizasyonu çatısı altında birleşmeye ikna etmiştir. Ancak, II. Dünya Savaşı ve arkasından gelen iki kutuplu Soğuk Savaş döneminde, ilişkilerde tekrar olumsuz bir döneme girilmiştir.
ABD’nin rasyonel bir ulusal çıkar anlayışına dayanan yararcı dış politika anlayışı Soğuk Savaş ile birlikte nasıl bir dönüşüm geçirmiştir?
Bu dönemde ABD dış politikası rasyonel bir ulusal çıkar anlayışı ve objektif kâr-zarar hesapları yerine, oldukça ideolojik bir bakış açısı ile belirlenmiştir. Sovyetler Birliği ile girilen üstünlük mücadelesi sonucu ABD, kendi müttefikleri arasında kapitalizmden sola doğru en ufak bir kaymayı, varoluşsal bir tehdit olarak algılamaya başlamıştır.
Soğuk Savaş döneminde ABD Latin Amerika’da iktidara gelen sol hükumetlere karşı hangi politikaları izlemiştir?
Latin Amerika’daki sol hareketler, ne kadar kitlesel demokratik destek alırlarsa alsınlar, ABD gözünde meşruluk kazanamamıştır. Arjantin, Brezilya, Şili ve pek çok Orta Amerika ülkesinde sol karşıtı oldukları için askeri darbeler ve otoriter rejimler ABD tarafından desteklenmiştir.
Türkiye’nin de bir parçası olduğu “füze” krizi nasıl ortaya çıkmıştır?
Sovyetler Birliği’nin Küba’ya yerleştirmek istediği uzun menzilli füzelere engel olmak isteyen ABD, Küba’yı denizden ablukaya almıştır. Yaklaşık 14 gün süren krizde Soğuk Savaş’ın iki süper gücü arasında belki de nükleer savaşı tetikleyebilecek en sıcak günleri yaşanmıştır. Sonuçta Sovyetler adadaki füzelerini, ABD ise Türkiye’deki füzelerini geri çekerek krizin savaşsız çözümlenmesini sağlamıştır.
ABD’nin Şili’de demokratik yollar ile seçilmiş Allende iktidarına yönelik gerçekleştirilen darbedeki rolü nedir?
Şili’de sosyalist parti lideri Allende’nin seçimle iktidara gelmesini kabul etmeyen Başkan Nixon, 48 saat içerisinde bir müdahale planı oluşturulmasını talep etmiştir. CIA tarafından hazırlanan plan doğrultusunda 1973 yılında askeri darbe gerçekleştirilmiş yönetime el koyulmuştur.
ABD’nin Afrika politikası soğuk savaş döneminde hangi temeller üzerinde inşa edilmiştir?
Latin Amerika’da yaşananlara benzer şekilde ABD Sovyetler Birliği ile ideolojik bir yarışa girmiş, sol hareketleri şiddet yolu ile bastırmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda Belçika’dan bağımsızlığını kazandıktan sonra kurulan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk seçilmiş başkanı Partice Lumumba, CIA desteklediği bir suikast sonucu 1961’de öldürülmüştür. Benzer biçimde Güney Afrika’da hüküm süren ırkçı rejimi Sovyetler karşıtı olduğu için desteklemiştir.