AÖF Soru Bankası

Amerikan Dış PolitikasıÜnite 5 Soru-Cevap

Amerikan Dış Politikası (ULI401U) soru-cevapları.

1957 yılında kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurucu üyeleri hangi ülkelerden oluşmaktadır?

1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adıyla Batı Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg tarafından kurulmuştur.

NATO’nun kuruluş amacı nedir?

NATO'nun kuruluş amacı Sovyetler Birliği'nden kaynaklanan güvenlik tehdidinin caydırılmasıdır. 

ABD ile AB ülkelerinin izlediği liberal ekonomik politikalar hangi alanlarda birbirlerinden farklılaşmaktadır?

AB ülkelerinde uygulanan liberal ekonomi modeli, devletin sosyal fonksiyonlarını daha fazla önemsemektedir. Refah devleti olarak tanımlanan bu modele göre, devletler vatandaşları arasında ulusal gelirin daha adil bölüşümü için çaba gösterirler. Sağlık, eğitim ve ulaştırma gibi vatandaşların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında piyasa tek belirleyici olmamalı ve devletler bu alanlarda ortaya çıkılabilecek dengesizlikleri ortadan kaldırmaya çalışmalıdırlar. ABD’de ise devletin genel ekonomik işleyişe müdahale etmesi pek olumlu karşılanmamaktadır.

Hangi olaylar ABD’nin Sovyetler Birliği’ni en büyük güvenlik tehditti olarak tanımlanmasını kolaylaştırmıştır?

İkinci Dünya Savaşı sonrası orta ve Doğu Avrupa’daki devletlerin Sovyetler Birliği’nin tahakkümü altına girmesi, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak ve Boğazlarda askeri üs taleplerinde bulunması, Kore savaşı sırasında Batı’nın karşısında yer alması, Sovyetler Birliği’nin ABD tarafından en önemli güvenlik tehditi olarak tanımlanmasını kolaylaştırmıştır.

"Güvenlik cemiyeti" kavramı hangi anlamda kullanılmaktadır?

Güvenlik cemiyeti savaşın ve güç kullanımının devletler arası ilişkilerde bir araç olmaktan çıktığı bir devletler arası ilişki tarzını ifade etmektedir. Bu cemiyet içeresinde olan devletler sorunlarını uzlaşma ve müzakere ile çözerler. Karşılıklı bağımlılık ilişkisi ve ortak değerler sayesinde bu cemiyetin üyeleri birbirlerini dost olarak görürler. Cemiyetin formal bir yapıya sahip olması gerekmez.

"Marshall Planı" hangi dönemde, ne amaçla kullanılmıştır?

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD Dışişleri Bakanı Marshall'ın adıyla anılan plan, ABD'nin savaştan tükenerek çıkmış Avrupa ekonomilerini toparlamayı amaçlayan geniş kapsamlı ekonomik yardım planıdır.

"Bretton Woods" anlaşmasıyla ortaya çıkan para sisteminin temel özellikleri nelerdir?

II. Dünya Savaşı sonunda ABD'nin Bretton Woods şehrinde kabul edilen ekonomik sistemin adıdır. Anlaşma ile serbest piyasa ekonomisinin temel değer ve prensiplerinin dünyanın her yanına yayılması için Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi örgütler kurulmuştur. Bretton Woods sistemi ABD dolarını altına endeksli bir para birimi haline getirilmiş, sisteme katılan diğer ülkeler de kendi para birimlerinin değerini dolara sabitlemişlerdir. Bu durum doların dünya çapında rezerv para birimine dönüşmesine neden olmuştur.

ABD’nin Avrupalı müttefiklerinin ekonomik kalkınmalarına destek vermesinin sebepleri nelerdir?

Bu yardımların temelinde Avrupa’nın fakir kaldığı sürece ABD’nin ürettiği malları satın alamayacak ve kendi güvenliğine yeterince kaynak ayıramayacağı düşüncesi bulunmaktadır. Avrupa ekonomik gelişmişliğini tam olarak sağlayamazsa serbest pazar ekonomisinin kurallarını yerine getiremeyecektir. Avrupalı devletler büyük olasılıkla kendilerini, gelişmiş ABD ekonomisine karşı yüksek kota ve gümrük vergileri ile korumaya çalışacak bu ise ABD’nin Avrupa pazarına daha az mal satması anlamına gelecektir. Bu sebeplerden dolayı ABD II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'nın kalkınmasına destek olmuştur.

"Topyekün karşı koyma stratejisi" nedir, hangi sebeple bu strateji daha sonra değiştirilmiştir?

Topyekün karşıkoyma stratejisine göre, Sovyetler Birliği’nden İttifakın herhangi bir üyesine gelebilecek bir saldırı, nükleer olup olmadığına bakılmaksızın, en ağır şekilde, büyük ihtimalle nükleer silahlar kullanılarak cevaplandırılacaktır. Sovyetler Birliği’nin ABD’yi vurmak imkanına sahip olmadığı bir zaman diliminde kabul edilen bu strateji, Sovyetler Birliği’nin bu imkâna kavuşmasından sonra ABD tarafından değiştirilmek istenmiştir.

NATO’nun kurucu üyelerinden Fransa hangi nedenle NATO’nun askeri kanadından ayrılmıştır?

ABD’nin NATO içindeki hakim rolünden rahatsız olan Fransa kendi nükleer silahını üretmesinin ardından birliğin askeri kanadından ayrılmıştır.

1980’lerde Avrupa ülkeleri ile ABD arasında yaşanan füze krizinin sebepleri nelerdir?

1980’lerde ABD, Batı Avrupalı müttefiklerin topraklarına Sovyetler Birliği’nin nükleer silahlarını hedef alan füzeler yerleştirmek istemiştir. Başta Almanya olmak Batı Avrupa devletleri bu duruma tepki göstermiştir. Onlara göre füze savunma sistemleri kurması durumunda ABD’nin olası bir nükleer savaştan zararsız çıkması mümkün olabilecekken, Batı Avrupa’nın yok olabilme riski oluşmaktadır. Batı Avrupalı müttefiklere göre, İttifak alanının tamamı eşit derecede önemli olmalıdır.

Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı olan ülkelerin gerekçeleri nelerdir?

İttifakın kuzey Avrupalı üyeleri Türkiye’nin üyeliğinden sonra NATO’nun sorumluluklarının genişleyeceğini ve NATO’nun liberal demokratik ülkelerin birlikteliğini temsil eden karakterinin aşınacağını ileri sürmüşlerdir. İngiltere ise Türkiye’nin NATO üyesi olmak yerine, kendi liderliğinde oluşturulacak bir Orta Doğu güvenlik örgütüne katılması fikrini savunmuştur. ABD ise başlangıçta Türkiye ile ikili bir güvenlik anlaşması imzalamak istemiş ve Türkiye’ye otomatik bir güvenlik garantisi vermekten kaçınmıştır. Türkiye’nin üyeliğine yönelik bu itirazlar bazı gelişmeler karşısında zamanla ortadan kalkmıştır.

Hangi olay Türkiye’nin NATO’ya kabul edilmesini sağlamıştır?

Türkiye NATO’ya üyelik için ilk başvurusunu 1950 yılında gerçekleştirmiş ancak üyelik talebi Türkiye’nin Kore Savaşı’na asker göndermesi sonucunda 1952 yılında kabul edilmiştir.

Türkiye’nin NATO’ya üyeliği konusunda ABD’nin izlediği politikalar hangi yönleri ile Avrupa ülkelerinden farklılaşmaktadır?

Türkiye’nin üyelik sürecinde ortaya çıkan ve ilerleyen yıllarda daha da belirgin hâle gelmeye başlayacak bir durum, ABD ve Avrupalı müttefikler arasında Türkiye’ye karşı farklı bakış açılarının olmasıdır. ABD, Avrupa’nın güvenliğine katkı vermesi için Türkiye’nin NATO üyesi yapılıp Avrupalı bir ülke olarak kabul edilmesini desteklerken, Avrupalı müttefikler daha başlangıçta Türkiye’nin Avrupalı kimliğine yönelik ciddi itirazlar öne sürmüşler ve Türkiye’yi daha çok Orta Doğu coğrafyasının bir parçası olarak tanımlamak istemişlerdir. ABD Türkiye’ye karşı oldukça faydacı ve araçsal bir mantık benimserken Avrupalı müttefikler Türkiye’nin tarihsel geçmişini, rejiminin karakterini ve değerlerini bu süreçte daha fazla önemsemişlerdir.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi, NATO’nun Türkiye’ye yönelik izlediği politikalarda hangi değişimleri beraberinde getirmiştir?

Soğuk Savaş sonrası dönemde İttifakın Avrupalı üyeleri Türkiye’yi giderek daha az Avrupa’nın güvenliği bağlamında değerli bulmaya başlarken ABD Türkiye’nin stratejik işbirliğini daha fazla ister hâle gelmiştir. Soğuk Savaşla kıyaslandığında yeni olan durum, ABD’nin Türkiye ile iş birliğini NATO’nun çok taraflı kurumsal mekanizmaları yerine ikili mekanizmalar vasıtasıyla yürütmeyi tercih etmeye başlamasıdır. İttifakın Avrupalı üyelerinin aksine, Türkiye kendisini konvansiyonel tehditlere maruz hissetmeye devam etmiştir. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının Avrupa kıtasında yarattığı post-modern barış ortamı Türkiye tarafından pek hissedilmemiştir. Avrupalı müttefikleri endişelendiren bir durum, Türkiye’nin Orta Doğu’daki gelişmelerden etkilenmesi durumunda NATO’nun bu bölgeye müdahil olabilme riskidir.

ABD’nin Türkiye’yi AB üyeliği için desteklemesine AB ülkeleri nasıl bir tutum takınmıştır?

ABD’nin bu desteği genellikle birlik üyeleri tarafından hoş karşılanmamıştır. Başta Fransa olmak üzere birçok AB üyesi ülke, ABD’nin AB iç işlerine karışmaması gerektiğini belirtmiştir. Hatta ABD’nin Türkiye lehine yaptığı aktif lobi faaliyetleri, Türkiye’nin AB ülkelerinin gözünde bir truva atı şeklinde algılanmasına neden olmuştur. Bu durum Türkiye’nin AB üyelik sürecini yavaşlatmış bile olabilir. Bu bağlamında önemli bir diğer gözlem, ABD-AB ilişkilerinin iyi olduğu ve AB üyesi ülkelerde ABD’ye olumlu bakan liderlerin yönetimde olduğu zamanlarda ABD’nin Türkiye adına yaptığı lobi faaliyetlerinin olumlu sonuçlar verdiğidir. ABD-AB ilişkilerinde gerginlik olduğu zamanlarda ise ABD’nin desteği genelde ters etki yaratmıştır.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi NATO’nun savunma anlayışını hangi yönlerden değişikliğe uğratmıştır?

Avrupa merkezli bir müşterek savunma örgütü olarak hareket eden NATO, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte daha çok küresel düzeyde hareket etmeye başlayan bir müşterek güvenlik örgütüne dönüşmeye başlamıştır. NATO’nun siyasi ve normatif özellikleri, onun askerî özelliklerinden daha fazla vurgulanmaya başlanmıştır. NATO kurumsal varlığını devam ettirmek için bir yandan merkezi ve orta Avrupa’da bulunan eski komünist bloku ülkelerini üyeliğe kabul etmeye, diğer yandan da kriz yönetimi gibi geleneksel savunma misyonunun dışında tanımlanabilecek alan dışı misyonlar benimsemeye başlamıştır.

"Alan dışı misyon" kavramı ile ne ifade edilmektedir, NATO’nun alan dışı misyonları hangi unsurlardan oluşur?

Alan dışı misyon kavramı ile NATO'nun kuruluş amacı olan üyelerini herhangi bir silahlı dış saldırıya karşı korumak dışındaki görevleri ifade edilir. Alan dışılık hem askerî operasyonun karakteri hem de faaliyette bulunulan alanla ilgili olabilir. Alan dışı operasyonlar genelde savaş dışındaki misyonları, örneğin insani krizlere müdahaleyi ifade ederler. Coğrafi olarak alan dışılık ise NATO'nun geleneksel olarak odak noktasını oluşturan Kuzey Atlantik bölgesi dışındaki faaliyetlerini kapsamaktadır. Günümüzde NATO’nun alan dışı misyonları; kitle imha silahlarının çoğalmasının yarattığı riskler, ulus ötesi terörist faaliyetlerin ve yasadışı göç hareketlerinin ulusal güvenliği tehdit edici boyutlara ulaşması, açık denizlerdeki korsanlık faaliyetlerinin artması ve güvenliğin teknolojik gelişmelerden etkilenerek siber alanda tanımlanmaya başlanması gibi unsurlardan oluşmaktadır.

“Kapsayıcı güvenlik” kavramı ile ne ifade edilmektedir?

Güvenliğin çok boyutlu bir şekilde tanımlanmasını ifade ifade eder. Güvenlik sorunlarının askeri ve sivil yönleri vardır. Güvenlik problemleriyle hem askeri hem de sivil araçlar kullanarak mücadele edilmelidir. Uluslararası insani operasyonların başarılı olabilmesi, kapsayıcı güvenlik anlayışının benimsenmesine yakından bağlıdır.

ABD’nin “dünyanın jandarması” rolünden “kıyısal dengeleme” stratejisine geçmesinin altında yatan nedenler nelerdir?

Bu stratejiye geçişin başlıca sebebi ABD’nin güvenlik önceliklerinin yavaş yavaş Avrupa kıtasının dışına çıkmaya başlamasıdır. Uzak Doğu Asya’daki gelişmeler, özellikle de Çin’in yükselişi, ABD açısından daha önemli olmaya başladıkça, ABD’nin Çin’i dengelemek adına kendisine yakın hissettiği küresel aktörlerle işbirliğini arttırması beklenmektedir. Stratejik ilgisini Çin’e ve Uzak Doğu’ya kaydırmaya başlayan ABD, bir yandan Avrupa’nın güvenliğinin sağlanmasında eskisine nazaran daha az rol oynayacak, diğer yandan da Avrupalı müttefiklerinin Avrupa dışı alanlardaki desteğine daha fazla ihtiyaç duyacaktır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında