AÖF Soru Bankası

Amerikan Dış PolitikasıÜnite 4 Soru-Cevap

Amerikan Dış Politikası (ULI401U) soru-cevapları.

ABD'nin kuruluşunda rol oynayan faktörler nelerdir?

ABD, Avrupalıların ama özellikle İngiltere ve Fransa’nın etkisi altında, Avrupa modernizminin bir ürünü olarak, kısmen Avrupa’nın sorunlarından kaçan kısmen de daha iyi bir dünya kurma arayışlı içinde olan göçmenlerin kurduğu sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel bir sistemdir.

ABD’ye göç eden Avrupalıların ortak amaçları neydi?

ABD’ye göç eden Avrupalıların amaçları ve gelenekleri daha üstün ve hakim olmuştur. Avrupalı göçmenlerin Amerika kıtasına göç etmelerinin ekonomik, siyasi, dini, kültürel, bireysel ve diğer pek çok amaçları olsa da hepsinin ortak amacı, Avrupa tecrübesine dayanan, ancak kendilerine özgü, ‘yeni ve farklı’ bir dünya veya ülke kurmaktı. Bu amacın ürünü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu.

Amerikan kültürünün oluşumunda özellikle dış politika bakımından en önemli unsur nedir?

Bağımsızlık ve gelişme başarısının doğurduğu özgüvendir.

Amerikan İstisnacılığı’nın son dönem kaynaklarından biri olan olay hangisidir?

Ay’a ilk ayak basan devletin Amerika Birleşik Devletleri olmasıdır.

Liberalizmin temel değerleri, Amerika’nın hem iç politikasında hem de dış politikasında hangi yeni formları ve özellikleri kazanmıştır?

Liberalizmin bireyselcilik, özgürlük, ekonomik girişimcilik, piyasa ekonomisi, sosyo-kültürel çeşitlilik, siyasal çoğulculuk, demokratik katılım, hukuka bağlılık gibi özellikleri ABD uygulamasında daha belirgin, etkin ve güçlü hâle gelmiştir.

Püritenizim nedir?

16.-17. Yüzyıllarda İngiltere’de Kraliçe Elizabeth’in Kilise reformuna karşı çıkan bir Protestanlık koludur. Dini ibadet ve düşüncenin ‘saf olmasını’, yani Kilise şekilselciliği yerine bireysel özcülüğe önem verilmesini savunur. Kilise’yi ve onu kontrol eden kraliçe veya kralı eleştirmişlerdir. Bu muhalefetleri nedeniyle Püriten Hıristiyanlar İngiltere’de baskı görmüş ve cezalandırılmışlardır. Bu baskıdan kaçan Püritenler, Amerika’ya göç etmişler ve ABD’nin kuruluş sürecinde önemli bir rol oynamışlardır. Püritenizm, ayrıca dindarların ekonomik faaliyete önem vermesini önerir ve kâr-zenginlik ile dini bağdaştırır. Bu yönüyle Amerikan kapitalizminin ve liberalizminin doğuşunda etkili olmuştur.

Amerika'da din inancı nasıldır?

Amerika’da din inancı bugün de yüksek düzeydedir. Her ne kadar ABD’de yapılan kamuoyu yoklamalarında insanların dinlerini veya mezheplerini sormak ve tespit etmek mümkün değilse de yapılan bazı akademik veya özel çalışmalardan Amerika’da dindarlığın durumuyla ilgili bir fikir sahibi olmak mümkündür. Buna göre, Amerikan halkının büyük çoğunluğu (yüzde 80 civarında) Hıristiyanlığın değişik mezheplerine inanırken geri kalan kısmı İslamiyet, Yahudilik, Budizm, Hinduizm ve ateizm inançlarına mensupturlar. ABD’de din sadece inanç düzeyinde değildir, ibadet boyutu da örneğin Avrupa ülkelerine göre daha yüksektir. Yine yapılan çalışmalardan anlaşıldığına göre, Amerika’daki dindarların büyük bir kesimi düzenli ya da düzensiz olarak kiliseye, camiye, havraya gitmektedir.

Amerikan İtikadı (American Creed) kavramı nedir?

Amerikan liberal değerleri ile Amerikan dini inancını uzlaştıran Amerikan İtikadı (American Creed) kavramını vurgulamak gerekir. Buna göre, ABD’nin bireysellik, özgürlük, eşitlik, demokrasi ve piyasa ekonomisi gibi değerleri, ABD’nin ulusal kimliğini ve itikadını oluşturan unsurlardır.

ABD’nin güçlenmeye başladığı 19. yüzyılda ortaya çıkan Kutsal Misyon (Manifest Destiny) anlayışı nedir?

Bu görüşe göre, 13 koloniden kurulmuş olan ABD’nin burada sınırlı kalmayıp Amerika kıtasında yayılması onun ‘kutsal’ bir görevidir. ABD bulunduğu kıtada doğal yayılma hakkına sahiptir, Tanrı’nın bahşettiği bu hakkı, onun elinden almak Tanrı’ya isyan etmek demektir. Kutsal Misyon anlayışı, ilerleyen yıllarda ve özellikle 20. yüzyılda ABD’nin dünyanın diğer bölgelerini özgürleştirmesi için görevlendirildiği inancını doğurmuş ve bir anlamda ABD yayılmacılığının temelini oluşturmuştur. Bu anlayış, sadece dini misyonerlik olarak değil, aynı zamanda ABD toplumsal ve siyasal değerlerinin yayılması şeklinde ifade edilebilir. Bu anlayış ABD dış politikasında gerçekten etkili olmuş, ABD’nin öncelikle Kuzey Amerika’da, ardından da dünyaya yayılmasında motivasyon kaynağı oluşturmuştur (Mountjoy 2009).

Evanjelizm nedir?

İsa-Mesih inancı ve İncil’in, yani Hıristiyanlığın, Hıristiyan olmayanlara ve özellikle tüm dünyaya yayılması gerektiğine inanan ve bu amaçla faaliyetler yapan bir Protestanlık mezhebidir. Dolayısıyla Evanjelizm’de misyonerlik çok önemlidir. Bu nedenle Evanjelikler, Hıristiyanlığın yayılması için çok değişik yöntemler ve araçlar kullanırlar. Son dönemde en çok kullandıkları araçlar arasında medya kanalları (uydulardaki televizyonlar, İnternet, kitaplar, çok geniş katılımlı konferanslar, vb.) yer almaktadır.

Demokratik Barış Teorisi nedir?

Demokratik ülkelerin birbiriyle çatışmadıkları veya çatışmayacakları iddiasına dayanan bir fikirler setidir. Buna göre, demokrasilerin yaygınlaşması dünya çapında barışın gelişmesini sağlayacaktır ancak demokratik devletler, barışı ve demokrasiyi tehdit eden anti-demokratik ülkelere karşı mücadele etmesi gereklidir.

Papp et.al.’a göre ABD’nin çıkarları nelerdir?

ABD’nin gücünü artırmak (yumuşak güç ve sert güç yöntemleriyle diğer devletler üzerinde etkili olmak), askeri güvenliğini sağlamak (işgal veya saldırıya karşı kendini savunmak), ekonomik gücünü artırmak (üretim ve ihracatta üstün olmak), ideolojik değerlerini geliştirmek (liberalizm, demokrasi gibi özelliklerini dünyaya yaymak), moral ve kültürel kimliğini (yardımseverlik, koruyuculuk) yaygınlaştırmaktır (Papp et.al.  2005, 43-44).

Uluslararası ilişkiler literatürüne Amerikan dış politikası tecrübesinden girmiş olan yalnızcılık nedir?

ABD’nin dünya politikası mücadelelerine girmeme ve kendi kıtasına çekilme tercihidir. ABD, çıkarlarını gerçekleştirmek için, gerektiğinde yalnızcılık ilkesine göre hareket etmiş, gerektiğinde de dünyaya angaje olmuş, yayılmıştır.

ABD’nin liberal ve demokratik değerlerin yaygınlaşması için mücadele ettiğini gösteren en son örneklerinden biri hangisidir?

Başkan Bush’un Irak ve Afganistan operasyonlarıdır.

Pragmatizim-Tutarlılık ikilemi nedir?

Pragmatizm, ABD’de yaygınlaşmış olan bir yaklaşım olup ideal düşünce ile pratik eylemin fayda kriterine göre değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Yani, bir düşünce ancak yararlı/faydalı bir sonuç doğuracaksa iyidir ve eyleme dönüşmelidir. Bu nedenle, ilkelerde ve ideallerde değil, fayda ve yararda süreklilik olmalıdır. Gelişen durum ve şartlarda en yüksek faydayı elde edecek şekilde hareket edilmesi tavsiye edilir. Bu nedenle, ideal düşüncelerin ve pratik eylemlerin sürekli olarak birbiriyle ‘tutarlı’ olması yönünde kaygı veya çaba yoktur.

ABD, Soğuk Savaş boyunca hangi ittifakları kurmuş ve geliştirmiştir?

ABD, Soğuk Savaş boyunca bir yandan NATO ve CENTO gibi çok taraflı ittifaklar kurarken öte yandan ABD-Japonya, ABD-Avustralya, ABD-İsrail gibi ikili ittifakları da geliştirmiştir.

ABD'nin, kendisinin öncülük ettiği uluslararası örgütlerin ve düzenin ideallerine, hukukuna, kurallarına ve politikalarına ters düştüğü örnekler hangileridir?

Bunun en tipik örnekleri şunlardır: Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı olmaları şartıyla diktatörleri desteklemiş, liberal olmayan uygulamalara göz yummuş, özellikle üçüncü dünya ülkelerinin bağımsızlık veya özgürlük mücadelelerine karşı çıkmış, Orta Doğu bölgesindeki askeri darbeleri, diktatörleri, krallıkları, şeyhlikleri ve başka birçok ülkedeki anti-demokratik hükümetleri desteklemiştir. ABD, Mısır’da Mübarek’i, İran’da Şah Rıza Pehlevi’yi, Türkiye’de 1960 ve 1980 askeri darbecilerini, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde krallıkları, Irak’ta Saddam Hüseyin’i aynı yaklaşımla desteklemiştir. Tüm bu örnekler, ABD’nin statükoyu değişime tercih ettiğini göstermektedir.

 Hans J. Morgenthau kimdir?

ABD dış politikası için bir yaklaşım haline getiren yazardır. Alman Yahudi göçmeni bir ABD vatandaşı olan ve akademik öğrenimi (uluslararası) hukuka dayanan Morgenthau, Politics Among Nations: The Struggle for Power and Peace  (1978) başlıklı eserinde, Siyasal Realizm’in 6 ilkesini ortaya koymuş ve bu ilkeler üzerine bir ABD dış politikası inşa etmiştir.

Önleyici Darbe/Savaş nedir?

Bush Doktrini olarak da bilinen bu stratejiye göre, ABD, kendine potansiyel tehdit olarak gördüğü bir ülkeden gelebilecek potansiyel bir tehlikeyi önlemek için henüz saldırı olmadan önce tehdit oluşturan ülkeye önleyici saldırıda bulunabilecek ya da savaş açabilecektir. ABD, Irak’ı bu anlayışa dayanarak işgal etti.

İdealizm ve Liberalizm arasındaki temel fark nedir?

Liberalizm genel bir siyasal teori veya ideoloji iken yani insandan başlayarak tüm toplumu, ekonomiyi, hukuku, devleti ve hatta tüm dünyayı şekillendirmeyi amaçlayan ilkeler ve eylemler seti iken İdealizm, özellikle Başkan Wilson’ın ilkeleriyle 20. yüzyılda gelişmiş olan ve uluslararası ilişkilerin ve sistemin yapılanmasıyla ilgili bir dizi uluslararası ilişkiler fikri, eylemi, örgütü ve politikalarının tamamıdır. Akademik uygulamaya baktığımızda Liberalizmin daha çok ‘devlet düzeyinde teori’ olduğunu, İdealizmin ise ‘uluslararası ilişkiler düzeyinde teori’ olduğunu söyleyebiliriz.

11 Eylül Olayları sonrasında teröre karşı savaş politikasını uygulamak amacıyla tüm ülkelerin kendisini desteklemesini isteyen ve liderliğini kabul etmelerini bekleyen; bu isteğini kabul etmeyen ülkeleri ise “ya bizimlesiniz ya da terörle” şeklinde tehdit ederek onlar üzerinde baskı uygulayan ABD başkanı kimdir?

George W. Bush'tur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında