TUR416U-TÜRK İŞARET DİLİ
Ünite 4: Kendini, Ailesini ve Yakın Çevresini Tanıtma
Türk İşaret Dilinde Bireysel Bilgi Verme
İnsanların karşılarındaki kişiye kendileri hakkında verdikleri temel bilgiler işitme engelli bireyler için de benzerdir. Bu temel bilgiler genelde doğum tarihleri, memleketleri, yaşadıkları yerleri, işleri, medeni ve eğitim durumları gibi bilgilerdir. Bu tür temel bilgilerin Türk işaret dilin de nasıl aktarıldığını daha iyi anlayabilmeniz için kitabınızdaki açıklamaları okumanız, verilen örnekleri incelemeniz ve videoları seyretmenizde fayda vardır.
Kitabın 80. sayfasındaki Diyalog 4.1’de belirtildiği üzere;
- Ayşe: “Benim adım Ayşe. 1952 doğumluyum, Balıkesir’de doğdum. Emekliyim, Ankara’da yaşıyorum, evliyim”.
Yukarıdaki metin TİD’in söz dizimine göre aşağıdaki şekildedir: “BEN AD A+Y+Ş+E BEN 1952, BALIKESİR DOĞMAK. BEN EMEKLİ, ANKARA YAŞAMAK, BEN EVLİ.”
Cümlelerden de anlaşıldığı gibi Türkçede kullanılan “+Da” kalma ya da bulunma ad durum eki TİD’de kullanılmamakta “BEN BALIKESİR DOĞMAK”, “ANKARA YAŞAMAK” gibi yalın biçimler kullanılmaktadır. Bununla birlikte “TİD’de yönelme/bulunma hâlinin gramatikalleştiğini gösteren örnekler de bulunmaktadır. Yönelme/bulunma kategorisine kaynaklık eden sözlüksel birim “iç/içinde” sözcüğüdür. “İç/içinde” sözcüğü, yer/ mekân adlarından sonra getirildiğinde yönelme/bulunma kategorisini karşılayan görevli bir biçimbirim hâline gelir.”
Biçimbirim, dilde tek başına anlamı olmayan ancak eklendiği sözcüğe anlam katan en küçük dilsel birimlerdir. Örneğin; ad çekim ekleri, çokluk ekleri ve eylem çekim ekleri Türkçedeki biçimbirimlerdir.
Konuşma metninde geçen fiillerin zamanları dudak hareketiyle verilmektedir. Burada “doğmak” fiilinin geçmiş zamanı kullanılmıştır. “Doğmak” fiilinin işareti yapılırken dudaklar, “doğdum” fiilinin geçmiş zamanda kullanıldığını belirtmek için üst ve alt dudak kapanarak vurgu yapılır. Fiilin işareti yapılırken iki el açık, düz, karın hizasından dik bir biçimde aşağı doğru hareket ettirilir. Bu işaret normal bir doğum sırasında annenin bebeğini doğurma eylemini anımsatmaktadır.
Kendini tanıtırken sıklıkla doğum tarihi de belirtilir. Türkçede doğum tarihi konuşma ve yazı dilinde binlik, yüzlük ve onluk sistem kullanılarak ifade edilir. Örneğin, bin dokuz yüz elli iki (1952) biçiminde söylenir ve yazılır. TİD’de ise 1952 yılı 1+9+5+2 sayılarının ardışık olarak parmaklarla gösterimiyle ifade edilir. “BEN DOĞMAK BİR, DOKUZ, BEŞ, İKİ YIL” ya da “BEN BİR, DOKUZ, BEŞ, İKİ YIL DOĞMAK” şeklindedir.
Bireylerin kendilerini tanıtırken kullandıkları belirleyici durumlardan biri de doğum yerleri ya da yaşadıkları şehirlerdir. TİD’de şehirlerin genellikle kendine ait belirgin bir özelliğini vurgulayan bir işareti vardır.
Örneğin, pastırmasıyla ünlü olan Kayseri’nin işareti pastırma işaretiyle aynıdır. Aynı şekilde karpuzuyla ünlü olan Diyarbakır’ın işaretiyle karpuzun işareti aynıdır. Buradan da anlaşılacağı gibi eş işaretler birden fazla sözcüğe gönderme yapabilir. Bu durumda Türkçede olduğu gibi çok anlamlılık kavramı TİD’de de geçerlidir.
Türkçede kelimenin hangi anlamda kullanıldığı metnin bağlamından çıkarılabildiği gibi TİD’de de işaretin kullanıldığı bağlam ve dudak hareketi anlamın belirlenmesinde ayırt edicidir. Örneğin “Konya”, “hala”, ve “haziran” sözcüklerinin işareti aynıdır. Benzer biçimde Antalya’nın işaretiyle portakalın işareti de aynıdır. Antalya portakalıyla meşhur olduğundan bu şehir portakal işaretiyle gösterilmektedir. Bu durumda da yine bağlama dikkat edilmelidir. Şehir adları bazen sadece baş harfleri kullanılarak ifade edilmekte bazen de parmak abecesiyle yazılmaktadır. Örneğin, Van’ın işareti V harfidir, Bayburt ve Hakkari illeri parmak abecesiyle yazılmaktadır
Parmak abecesi veya parmak alfabesi (fingerspelling veya dactylology), yazı sistemi kullanılarak harflerin veya sayı sistemi kullanılarak sayıların el ve parmaklarla temsilî şekilde kullanılmasıdır. Bu alfabe işitme engellilerin eğitimi ve iletişimi amacıyla tüm dünyada yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Dünya üzerinde kullanılan parmak abecelerinde zamanla ülkelere göre değişiklikler oluşmuştur.
Metinde geçen “Doğumluyum, emekliyim ve evliyim” cümleleri, isim cümleleridir. TİD’de bu cümleler “Ben doğmak, ben evli ve emekli” şeklindedir. Bu durumda görüldüğü gibi ek eylem de TİD’de kullanılmamaktadır.
“Emekli” sözcüğünün işaretinde çene avuç içine alınır, ardından bütün parmak uçları birbirine değdirilerek el aşağı doğru indirilir. Bu işaret, sakalın kesilip aşağı atılması şeklinde akılda tutulabilir. “Evli” ile “evlenmek” eş işaretli sözcüklerdir. Sağ el üstte, sol el altta olacak şekilde iki elin başparmaklarının uçları birbirine değdirilir. Birleşen başparmaklar eşlerin birlikteliğini simgelemektedir.
Kitabın 82. sayfasındaki Diyalog 4.2’de belirtildiği üzere;
- Hayrettin: “Benim adım Hayrettin. 1990 yılında, Konya’da doğdum. Eskişehir’de yaşıyorum. Eskişehir, Anadolu Üniversitesinde öğrenciyim, 24 yaşındayım, bekârım.
Yukarıdaki metnin TİD’deki ifadesi şöyledir: “BEN AD HAYRETTİN. 1, 9, 9, 0 YIL KONYA DOĞMAK. BEN ESKİŞEHİR YAŞAMAK. ESKİŞEHİR, ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ, 24 YAŞ, BEN BEKÂR.”
Türkçenin söz varlığına karşılık gelen TİD’in işaretlerini üretme sürecinde sözcüğün algısal imajı işaretlere dönüştürülmektedir. “Doğum”, “Balıkesir” gibi bazı işaretlerle sözcükler arasında mantıksal bağlantı kurulabilirken “bekâr”, “ad” vb. sözcüklerde kurulamamaktadır. Bu durumun dil göstergesinin nedensizlik özelliğine gönderme yaptığı söylenebilir.
TİD’in işaretleri de Türkçenin söz varlığında yer alan sözcükler gibi bir uzlaşma ürünüdür; diğer sözcüklerin işaretlerinde olduğu gibi bu sözcüklerin işaretleri de sağırların kendi kültürleriyle bağlantılı olarak oluşturulmuş işaretlerdir.
Kitabın 83. sayfasındaki Diyalog 4.3’de belirtildiği üzere;
- Uğur: “Benim adım Uğur, 1985 yılında Ordu’da doğdum, memurum, Antalya’da yaşıyorum, evliyim, 29 yaşındayım.”
TİD’de “BEN ANTALYA YAŞAMAK” şeklinde ifade edilen cümlede “Antalya’nın” işareti daha önce de belirtildiği gibi “portakal” sözcüğünün işaretiyle aynıdır. Bunun açıklaması Antalya’nın portakallarıyla tanınmış olmasına bağlanmaktadır. İki el göğüs hizasındadır. Sol el yumruktur. Sağ el, sol eli avuç içine alır ve sağ el, sağa doğru hareket eder. Sol elin bir portakal olduğu ve sağ elle kabuğunun soyulması eylemine gönderme vardır.
İşaretleri oluşturmada özellikle ülke ve il adlarında metonimik ve metaforik ikonizmden yararlanılmaktadır. “Metonimi (mecaz-ı mürsel) bir varlığı ya da unsuru anlam bakımından ilişkili başka bir varlık ya da unsur aracılığıyla anlatma biçimidir. Bu, diğerine göre kavrama imkânı veren sistematik bir düşünme biçimidir. Benzetme/istiare olarak da bilinen metaforlar bir varlığı daha etkili anlatmak ya da soyut bir varlığı, somut bir varlığa göre anlatarak daha kavranır hâle getirmek üzere kullanılmaktadır.”. “İkonizm” ise bir dil bilgisel formla karşılaştığı anlam arasında ilişki bulma sürecidir
Kitabın 84. sayfasındaki Diyalog 4.4’de belirtildiği üzere;
- Neslihan: “Ben Neslihan Kurt. İstanbul’da yaşıyorum. 37 yaşındayım. İşaret dili çevirmeni ve uzmanıyım. İki kızım var”.
Bu metinde de Neslihan “kurt” sözcüğünün işaretini yaparak lakabıyla da soyadını göstermektedir. “İşaret dili çevirmeni ve uzmanıyım.” ifadesi TİD’de “BEN İŞARET DİLİ ÇEVİRMEN, UZMAN” şeklindedir.
TİD’de “var” ve “yok” sözcüklerinin işaretleri herhangi bir şeyin mevcut olup olmadığını ya da iyelik ekini belirtir. İşitme engellilerle kurulan iletişim esnasında bu sözcüklerin sık kullanıldıkları gözlenmiştir. “Var” sözcüğünün işaretini yaparken başat elin bütün parmakları açık göğüs ortasına değdirilir. “İki kızım var” cümlesi TİD’de “BEN İKİ KIZ VAR” şeklindedir. Kız ve kadın sözcüklerinin işareti aynıdır. Sağ elin işaret ve orta parmağı açık, birbirine bitişik öbür parmaklar kapalıdır. Açık parmaklar çeneye konur.
Kitabın 85. sayfasındaki Diyalog 4.5’de belirtildiği üzere;
- Nihat: Sen öğrenci misin? - Neslihan: Hayır, ben öğrenci değilim, avukatım. Sen öğrenci misin? - Nihat: Evet, ben öğrenciyim. - Neslihan: Kaçıncı sınıftasın? - Nihat: 3. sınıftayım.
- Neslihan: Hangi üniversitede öğrencisin? - Nihat: Hacettepe Üniversitesinde öğrenciyim.
İletişim sırasında insanlar karşılıklı olarak birbirlerini daha yakından tanımak için bazı sorular sorarak iş, öğrenim, yaş, medeni hâl, yaşadığı yer ve memleketi hakkında bilgi almak ister. Türkçede soru cümleleri -mı, -mi, -mu, -mü soru eklerinden birinin fiil ya da isimden sonra getirilmesiyle ya da “ne”, “nasıl”, “kim”, “kaç” vb. soru belirteçleriyle (soru sıfatı, soru edatı ve soru zarfı) yapılmaktadır. Soru ekleriyle sorulan soruların yanıtları “evet” ya da “hayır”dır. TİD’de soru cümleleri soru belirteçlerinin işaretleri ile yapılmaktadır. “Evet/hayır” yanıtı gerektiren sorulardaki soru ekleri TİD’de yüz mimikleri, başın hareketi, kaşın yukarı kalkması, dudağın kımıldaması, üst bedenin hareketi ve işaret parmağının hareketiyle ifade edilir. Soru sorarken gözler açılır, kaşlar çatılır, vücut öne doğru (soru sorulan kişiye) eğilir, soruyu soran kişi sorunun sonunda işaret parmağıyla boşlukta soru işareti yapar. Bu işarete TİD’de “soru işaretleyici” adı verilmektedir. Böylece Türkçede soru cümlelerinin sonuna gelen soru işareti görsel olarak ifade edilir. Sağırların iletişiminde soru işaretleyicisinin kullanılmayıp sadece kaş kaldırma ve baş hareketiyle soru sorulduğu da gözlemlenmiştir.
Metinde geçen “Sen öğrenci misin?” soru cümlesi “SEN ÖĞRENCİ SORU İŞARETLEYİCİSİ” şeklindedir. “Kaçıncı sınıftasın?” sorusunun TİD’de ifadesi “SEN SINIF NE?” şeklindedir.
TİD’de “Kaç” soru belirtecinin işareti vardır, ama sınıf sorulurken “kaç” yerine “ne” soru belirtecinin işareti kullanılır. Aynı şekilde yaş sorulurken de “Senin yaş ne” şeklinde sorulur. “Kaç kitap var?” soru cümlesinde “kaç” soru belirtecinin işareti yapılır. Soru cümlelerinde daha önce açıklanan jest, mimik, dudak, baş ve kaş hareketi unutulmamalıdır.
Kitabın 87. sayfasındaki Diyalog 4.6’da belirtildiği üzere;
- Bahar: Merhaba! - Canan: Merhaba! - Bahar: Senin adın ne? - Canan: Canan, senin adın? - Bahar: Bahar. Nerelisin? - Canan: Adana, sen nerelisin? - Bahar: Bursalıyım.
TİD’de “ne zaman”, “neden”, “kaç”, “ne” gibi soru öbeği yapıları bulunmaktadır. Ancak Türkçeden farklı olarak Türk İşaret Dilinde “ne” soru öbeği, “ne zaman”, “nasıl” “nereye” anlamında kullanılabilmektedir.
“Ne”, “nerede”, “kaç” vb. soru belirteci içeren cümlelerde soru işaretleyicisi yapılmaz; ama evet/hayır sözcüklerinde olduğu gibi el ve el dışı hareketler çok önemlidir. Yüz ifadesinde dikkat edilmesi gereken dört temel nokta vardır:
1. Başın biraz öne çıkması 2. Gözlerin genişlemesi
3. Kaşların kalkması 4. Başın aynı zamanda sağa sola sallanması.
TİD’de “nerelisin?” sorusu “SEN MEMLEKET NE/NERE?” biçimindedir. Cevap ise “BEN MEMLEKET…” şeklindedir.
“Nerede” ve “nereye” soru belirteçlerinin işareti aynıdır. “Yer” sözcüğünün işareti de aynıdır yalnız ellerin konumu sabittir. TİD’de işaretlerde parmakların vücuda göre konumu çok önemlidir. İşaretin olması gereken yerden biraz yukarıda, aşağıda ya da ortada yapılması, hareketli ya da sabit olması farklı sözcüklerin işaretlerini yani farklı anlamları ifade edebilir. Özellikle bu durum işaret dili çevirisinde yanlış anlamalara yol açabilir.
Türkçede olduğu gibi TİD’de de sözcüklerin işaretleri zaman içinde değişebilir. Bazı işaretler eskiden kullanılan ve yeni kullanımda olan işaret olarak bilinir. Özellikle kuşaktan kuşağa işaretler farklılıklar gösterebilir. Türkçede “mübadele” yerine “değişim” sözcüğünün kullanılması gibi. Bu özellik, dilde varyantlaşma olarak ifade edilir. TİD’de kullanılan eski ve yeni işaretler de TİD’in bir dil olma özelliğini ortaya koymaktadır.
Aile Bireyleri ve Akrabalar Hakkında Bilgi Verme
Dil, toplumsal kullanıma göre biçimlenen bir dizgedir. Bu bakımdan “…birey dünyayı doğrudan ve tarafsız olarak anlamak yerine toplumun ona kazandırdığı dil ile tanır. Dil, dünyada var olan nesneleri ve algılanan olguları adlandırmayı sağlamanın ötesinde, düşünceyi aydınlatır ve sabitleştirir.”. Bu durumda her toplumun dili kendi yaşayışına, alışkanlıklarına, dünya görüşüne, etnolojisine göre biçimlenmektedir.
Etnoloji: İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
Bir dilin öğrenilmesiyle o dilin kültürünün öğrenilmesi paralel gitmektedir. Dilin bu özelliği konuşma dillerinde olduğu gibi işaret dillerinde de geçerlidir. Türk kültüründe kutsal bir birlik olarak kabul gören aile kavramı ve akrabalık ilişkileri çok önemlidir. Bu özellik Türkçenin söz varlığına da yansımıştır. Nitekim Türkçede her aile bireyi ve akraba için ayrı bir sözcüğün kullanılması bu önemin bir göstergesidir. İngilizce, Fransızca gibi yabancı dillerde “hala”, “teyze”, “amca”, “dayı” aynı sözcükle ifade edilir ve bu durum Fransız, İngiliz işaret dilinde de aynıdır. Türkçede aile bireyi ve akrabalar için kullanılan sözcük sayısı kadar TİD’de de bu sözcüklerin karşılığı olan işaretler vardır. Yalnız “dünür” sözcüğü açımlama (paraphrase) yöntemiyle açıklanarak anlatılır.
“Açımlama” (paraphrase) bir sözcüğün anlamını daha iyi verebilmek amacıyla daha fazla sözcükle anlatmada kullanılan dil bilimsel bir terimdir.
Kitabın 90. sayfasındaki Diyalog 4.10’da belirtildiği üzere;
- Murat: Senin kardeşin var mı? - Ayşe: Evet iki kardeşim var, bir ağabeyim, bir de ablam var. Senin kardeşin var mı? - Murat: Yok. Sen ailenle birlikte mi yaşıyorsun? - Ayşe: Evet. Sen? - Murat: Benim ailem Çanakkale’de, ben Kayseri’de yaşıyorum. Senin kardeşlerin öğrenci mi? - Ayşe: Ağabeyim öğrenci, ablam diş doktoru.
Diyalogdaki “Evet, iki kardeşim var, bir ağabeyim, bir de ablam var. Senin kardeşin var mı?” cümlesinin TİD’de ifadesi “EVET, BEN İKİ KARDEŞ VAR, BİR AĞABEY, BİR ABLA VAR. SEN KARDEŞ VAR+ S-İŞ” şeklindedir. Soru sorarken işitme engellilerle yapılan iletişimlerde gözlendiği üzere soru işaretleyicisi kullanılmadan kaş kaldırma hareketi ve gözlerin hareketiyle de aynı soru sorulmaktadır.
Kitabın 92. sayfasındaki Diyalog 4.11’de belirtildiği üzere;
- Nihat: Senin annen emekli mi? - Neslihan: Hayır, babam emekli. Senin annen ve baban çalışıyor mu? - Nihat: Evet çalışıyor, babam emlakçı, annem terzi.
“Anne” sözcüğünün işaretinde sağ el parmaklar açık kıvrık, parmak uçları önce sağ göğüs hizasına sonra sol göğüs hizasına konur. Bu işaretle annenin emzirme eylemi simgelenebilir. “çalışmak” fiili ve “iş” sözcüğü eş işaretlidir.
“Emlakçı” ve “emlak” sözcükleri de eş işaretlidir. Özellikle Kodalar -cı, -ci eklerini sözcüğün işaretini yaptıktan sonra parmak abecesiyle “C” ve “I” harfini yapmaktadırlar.
Kitabın 93. sayfasındaki Diyalog 4.13’de belirtildiği üzere;
- Ata: Bayramda ne yapıyorsun? - Gül: Teyzeme gidiyorum. Sen ne yapıyorsun? - Ata: Benim akrabalarım geliyor. - Gül: Kim geliyor? - Ata: Halam, eniştem ve iki kuzenim geliyor. - Gül: Halanlar nerede yaşıyor? - Ata: Halam, eniştem ve kuzenim Ömer Almanya’da yaşıyor, ama kuzenim Serap, Fransa’da hukuk okuyor.
Yukarıdaki diyalogda geçen “bayram” sözcüğü TİD’de iki farklı işaretle gösterilmektedir. Bir tanesi ulusal bayramlar için kullanılan işaret, diğeri de dinî bayramlar için kullanılan işarettir. Dinî bayramlar için kullanılan işarette sağ elin parmakları açık, düz ve dış kısmı önce ağza daha sonra alna götürülür. Bu işaretle bayramlarda el öpme âdetine gönderme yapılmaktadır. Bu da bayramlarda el öpme âdetini simgelemektedir. Ulusal bayramları ifade etmek için kullanılan işarette iki elin parmakları kapalı ve bel seviyesinde aşağı yukarı hareket ettirilir.
TİD’in söz varlığında “etmek” fiili yoktur. Bu fiilin yerine “yapmak” fiili kullanılır. “yapmak” fiilinin iki işareti vardır. Bir tanesi başat elin parmakları açık, diğer elin üzerine vurulmasıyla gösterilir. Diğer işaret ise başat elin baş ve işaret parmakları bükük ve birbirine değecek durumda göğüs hizasından öne doğru bilekten aşağı yukarı hareketi şeklinde ve diğer parmaklar kapalıdır.
Kitabın 94. sayfasındaki Diyalog 4.14’de belirtildiği üzere;
- Özgür: Merhaba benim adım Özgür. Rehberim, Türkiye’de, Ankara’da yaşıyorum. 24 yaşındayım, bekârım. Mesleğimi çok seviyorum. Türk İşaret Dili öğreniyorum; çünkü bu sene sağır arkadaşlarla birlikte İtalya, Fransa ve İspanya’ya gidiyorum. Bir arkadaşım var, O da rehber, anne ve babası sağır, ama kendisi konuşuyor. Onunla pratik yapıyorum. Arkadaşım İngiliz ve Amerikan işaret dili de biliyor.
TİD’de hemen hemen her ülkenin bir işareti bulunmaktadır. Bu işaretler ikonik etimolojiye bağlı olarak şehirlerde olduğu gibi ülkelerin en belirgin özelliklerini yansıtan işaretlerdir; örneğin “Arjantin’in işareti gitar, “İspanya’nın” boğa, “Türkiye’nin” Türk bayrağındaki ay ya da TC’deki “C” harfidir. Türkiye sözcüğünün işareti “Türk” sözcüğünün işaretiyle aynıdır, fakat Türk sözcüğünün işaretini yapmak için parmak alfabesindeki gibi “C” harfi yapılır ve alna götürülür, hareket sabittir. Türkiye sözcüğünün işaretinde ise “C” harfi yapılır, alna götürülüp göğüs hizasından yarım daire çiziliyormuş gibi el hareket eder.
TİD’de “BEN MESLEK ÇOK SEVMEK” şeklinde ifade edilen cümlede Türkçede kullanılan iyelik ekinin kullanılmadığına dikkat edilmelidir.
Fransız, Fransızca, İtalyan, İtalyanca, İspanyol, İspanyolca, Amerikalı, Alman, Almanca gibi uyruk ve dil bildiren sözcüklerin işaretleri ait oldukları ülke işaretleriyle aynıdır. Yalnız Türkiye’nin işareti daha önce de belirtildiği gibi Türk ve Türkçeden farklıdır.
TİD’de şimdiki zaman, geçmiş zaman ve gelecek zaman olmak üzere üç temel zaman söz konusudur: Bu özelliğiyle TİD, Türkçeden farklılık gösterir. Zaman belirteçleri kullanarak ve fiillerde elin hareketiyle bu üç temel zamanın kullanımını ayırmak mümkündür. “Ben dün gittim”, “ben şimdi gidiyorum”, “ben yarın gideceğim” cümlelerindeki “dün”, “şimdi”, “yarın” sözcükleri belirleyicidir. “Gitmek” fiilinin şimdiki zaman işareti yapılırken parmaklar kapalı, bilekten öne doğru hareket eder; geçmiş zamanda ise el öne doğru keskin bir şekilde düşürülür, dudaklar kapanır, baş arkadan öne doğru hareket eder; böylece eylemin bittiği gösterilir. Gelecek zamanda ise el öne doğru ileriyi göstererek sürekli hareket hâlindedir.