Eski Türkçede ‘işaret’ anlamındaki söz im idi. Kaşgarlı En Eski Dönemlerden Osmanlı Devleti’ne Türk Mahmud, Divanü Lugati’t- Türk’te imle- ‘işaret etmek’ İşaret Dili eylemini sözsüz iletişim kurmak, anlatılmak istenileni
İşitme engellilerin iletişim aracı olan işaret dili ile ilgili en işaret ederek göstermek işleviyle tanımlamıştır. Divanü erken kayıtlar Osmanlı Devleti’nin yükselme dönemine Lugati’t-Türk’te imlet- ‘işaret ettirmek’, imlel- ‘işaret aittir. Türk dilinin genel söz varlığında yer alan kimi edilmek’ gibi türevler de geçer. Ayrıca, Divanü Lugati’t- sözcüklerden, kimi kaynaklardaki ifadelerden işaret Türk’te sal- fiilinin bir nesne ile birlikte kullanıldığında aracılığıyla iletişim kurulması konusunda farkındalık ‘işaret etmek’, anlamını verdiğini, yukun- ‘baş eğmek, bulunduğunu belirlenmiştir. boyun eğmek’ fiilinin de işaret etmek için kullanıldığı bilgisi yer almaktadır. Söz Varlığındaki Farkındalık Eski Türkçede işitme engellilik konusunda bir farkındalık Osmanlı Devleti’nde Türk İşaret Dili (TİD)
bulunduğu görülmektedir. TİD’in Anadolu’daki varlığı ile ilgili ilk kayıt, Osmanlı
İşitme Engellilerin Adlandırılması Devleti’nin kuruluş yıllarına aittir. Ünlü Arap gezgin İbn Battuta’nın (1304-1368), yaşadığı olay dönemin Türkçede işitme engellileri adlandırmada kullanılan ilk Anadolu’sunda işaret dilinin varlığını ortaya koymaktadır. sözcük Divanü Lugati’t-Türk’te geçen ūz sözüdür. Divanü Osmanlı Devleti’nde özellikle yükselme döneminden Lugati’t-Türk’te bu sözün türevi olarak uzitmek ~ ozitmek itibaren sarayın çeşitli bölümlerinde işaret dilinin fiili de vardır. Kaşgarlı Mahmud’un işitme engelli için kullanıldığını biliyoruz. Kesin olmamakla birlikte ilk kez verdiği bir başka söz ise tuŋudur. Türkçede tuŋu sözünün Yıldırım Bayezit döneminde işitme engellilerin sarayda işitme kaybı olan ya da sonradan işitme engelli olan görevlendirildiği yolunda bilgiler vardır. Eldeki bilgilere kişilerin adlandırılmasında kullanılmıştır. Yusuf Has göre sarayda işitme engellilerin görevlendirilmesi Fatih Hacib’in ünlü eseri Kutadgu Bilig’de ag’ın ve tuŋu Sultan Mehmet döneminde başlamıştır. sözcükleri bir arada geçmektedir (Arat, 1979: 119). Aġ’ın sözü ise ‘dilsiz’ anlamındadır. Osmanlı saray tarihini anlatan Tayyarzade Ata (2010: 271), Tarih-i Atâ olarak da bilinen Tarih-i Enderun adlı XIII. yüzyılda yazıldığı bilinen sözcüklerin Latince, eserinde dilsizlerin Fatih Sultan Mehmet zamanından Farsça ve Kuman Türkçesiyle karşılıklarının sıralandığı itibaren sarayda görevlendirilmesinin gelenek halini Kodeks Kumanikus’ta işitme engelliler ile ilgili e(Kuun, aldığını belirtmektedir. Seferli, Hazine, Kiler koğuşlarının 1880: 117): surdus, char ‘kar’ chulacsix ‘kulaksız’ mutus, eskilerinden “bıçaklı” denilen küçük zabitler vardı. Bunlar lal, tilsix ‘dilsiz’ sözcükleri kullanılmıştır. Bu altın ve gümüş ile süslü bıçak taşımak yetkisine sahipti. adlandırmalar, sonradan işitme kaybı olanların kulaksız, Her odada üç dört dilsiz bulunurdu. Padişah kapısında işitme engellilerin ise dilsiz olarak tanımlandığı yolunda dilsiz bulunması, hükümdarın sadrazam veya şeyhülislam çıkarımda bulunmamızı sağlamaktadır. Türkçede işitme ile görüşeceği zaman gerekli idi (Uzunçarşılı, 1984: 330). engelliler için kullanılan sağır sözü ise Karahanlı Türkçesi döneminde karşımıza çıkar. ‘İşitme engelli’ anlamındaki İşaret Dilinin Osmanlı Sarayında Resmiyet Kazanması
sağ̇ır sözü ilk kez XI. yüzyıla ait bir Kur’an tercümesinin İşaret dilinin sarayın belirli bölümlerindeki işitme engeli Rylands nüshasında görülür. bulunmayan görevlilerce de kullanılmaya başlanması Türkçenin tarihsel dönemlerinde işitme engelliler için Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) kullanılmış olan başka alıntı sözler de vardır. Arapça olmuştur. Evliya Çelebi XVII. yüzyılda Seyahatname’nin ebkem, ahras, samma; Farsça bi-zeban , lal , gung birkaç yerinde söylemek istediklerini işaret diliyle anlatan sözleri Osmanlı Türkçesi metinlerinde işitme engellileri kişilerden söz eder (C. II, varak 335a).
adlandırmakta kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nde XIX. Tayyarzade Ata (2010: 271) da padişahın gerektiğinde Yüzyıl sonlarında işitme engelliler için açılan ilk okul, darussaade ağası, silahdar, sır katibi, hazine kethudası Dilsiz Mektebi adını almıştır. Sonradan açılanlarla birlikte gibi kimi saray görevlilerine buyruklarını işaret dili ile bu okullara Sağır Dilsiz Okulları denilmiştir. XX. verdiğini yazmaktadır. Padişahların işaret dili bildiklerini yüzyılın ikinci yarısında Arapça kökenli özür sözünden doğrulayan tarihi kaynaklardan biri Hasan Beyzade yapılan özürlü sözü yaygınlaşmaya başlayınca işitme Tarihi’dir (Hasan Beyzade, 2004: 544). Fatih döneminde özürlü adlandırması yaygınlık kazanmıştır. Ancak özürlü işitme engellilerin sarayda görevlendirilmesinden sonra sözündeki olumsuzluk yüzünden aynı yüzyılın sonlarında geçen zaman içerisinde dilsizlerin cellatlıkla da engelli sözünün yaygınlaşmasıyla birlikte işitme engelli görevlendirilmesi neredeyse adet haline gelmiştir. adlandırması benimsenmiştir. Cellatların işitme engelliler arasından seçilmesinin Türkçede İşaret ve İşaret Dili örnekleri XV. Yüzyıl sonlarından itibaren görülmüştür (İpşirli, 1993: 270). Bugün işaret dili diye kullandığımız işitme engellilerin iletişim aracı, Osmanlı Devleti’nde sağır dilsiz dili, işaret İşitme Engellilerin Eğitimi
lisanı, lisan-ı işaret şeklinde adlandırılmıştır. İşitme engellilerin öğrenim göreceği özel bir okulun açılması ancak XIX. Yüzyıl sonlarında mümkün olmuştur.
Avusturya kökenli olan ve Hamidiye Ticaret Mektebi Selanik Valisi Mehmet Rauf Paşa’nın da desteğiyle müdürlüğü görevini yürüten Ferdinand Grati, 1889 Osmanlı Devleti’ndeki işitme engelliler için ikinci okul yılının haziran ayında Maarif Nezaretine sunduğu 1909 yılında Selanik’te açıldı. Balkan Savaşları sırasında dilekçesinde işitme engellilerin eğitimine yönelik bir okul Selanik’in düşmesi üzerine okulun faaliyeti de Ekim bulunmamasının eksikliğine dikkat çeker. 1912’de sona ermiştir (Balcı, 2013: 157-160; Demirel 2013: 114-115). Grati, karma yöntem uyguluyordu. Bir yandan işaret dili ile eğitim ve öğretim yapılıyor, diğer yandan da belirli Merzifon Martha A. King Sağırlar Okulu sözcüklerin söylenişine yönelik çalışmalar yürütülüyordu. Osmanlı Devleti sınırları içerisinde doğrudan doğruya Fransız usulü diye de bilinen işaret dili yönteminde işitme engelliler için acılan bir başka okul ise Fransız İşaret Dili (FİD) el abecesi (alfabe) de aynen Merzifon’daki Martha A. King Sağırlar Okuludur. alınarak Osmanlı Türkçesine uygulanan bu elifba, TİD’in Merzifon Amerikan Yatılı Kızlar Okuluna bağlı olarak bilinen ilk abecesidir. kurulan okul 1910 yılında açılmıştır. İki yıl öğrenim gören
Osmanlı Türk İşaret Dili Elifbası Merzifonlu Rum papazın kızı Galene Philadelphevs, 1910 yılının Eylül ayında Merzifon’a döner ve o yılın sonunda Acılan ilk Dilsiz Mektebinde kullanıldığını bildiğimiz bu King Sağırlar Okulu açılır (Alan, 2008: 211). Okulda elifba, temelde FİD’in öncü ismi Charles-Michel Abbe de Türkçe, Rumca ve Ermenice olmak üzere üç bölüm l’Epee tarafından FİD için oluşturulan abeceye oluşturulması kararı alınmıştır. Okul, Birinci Dünya dayanmaktadır. Dünyada işaret dili abeceleri ya tek elle ya Savaşı sırasında acık tutulmuş ancak Kurtuluş Savaşı’nın da çift elle yapılan işaretlerden oluşmaktadır. Dilsiz ardından yapılan mübadele sonucunda öğrencisi Mektebinde kullanılmış olan işaret dili elifbası tek el kalmadığından kapanmıştır (Alan, 2008: 212-213). kullanılarak yapılan işaretlere dayalıdır. İzmir Sağır Dilsiz ve Körler Mektebi İlk işaret dili elifbamızda kullanılan işaretleri veren ilk kaynak, Ali Seydi’nin Resimli Kamus-ı Osmani’sidir Osmanlı döneminde İzmir’de de bir Dilsiz Mektebi (1906-1910). İkinci kez bir sözlüğümüzde TİD abecesi kurulmuştur (Ergin 1977: 1172). Bu okulun kurulmasına yüzyıl sonra TDK Türkçe Sözlük’ün on birinci baskısında önayak olan kişi Alber Karmona adındaki işitme engelli yer almıştır. Ali Seydi’nin hemen her işaret için yaptığı bu bir Musevi tüccardır. İzmir’de yeniden bir Dilsiz Mektebi tur açıklamalarla tanımladığı işaret dili elifbasının açmak için girişimlerde bulunduğu anlaşılan Fuat Bey, yalnızca bir tablo halinde verildiği bir başka kaynak da Büyük Millet Meclisi teşrifatçısı Sıtkı Baba’nın desteğiyle aynı yıl yayımlanmış olan Hekimbaşızade Doktor Büyük Millet Meclisi himayesinde İzmir Sağır Dilsiz ve Muhiddin’in eseridir. Kulağın Hıfzıssıhhati Sağırlık: Körler Müessesesini 1923 yılında kurmuştur (Gök 1958: Sağır, Dilsiz ve Âmâ Çocukların Usul-i Talim ve Terbiyesi 12).
adlı kitapta yirmi beş işaret yer almaktadır. Ali Haydar da Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk İşaret Dili makalesinde FİD alfabesini (1925: 1243) ve TİD elifbasını (1925: 1252) ayrı ayrı tablolar halinde göstermiştir. İstanbul’da açılmış olan Dilsiz Mektebi 1926 yılında kapatılmıştır. İzmir’de kurulan Sağır Dilsiz ve Körler İşitme Engellilere Osmanlı Yazısının Öğretimi Müessesesi ise önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilsiz Mektebi programında yazının öğretilmesine önem Başkanlığına sonra da Sıhhat ve İçtimai Muavenet verildiği görülmektedir. Bunun bir nedeni de sözel eğitime Vekaletine bağlı olarak çalışmalarını yürütmüştür.
aracılık etmesidir. İşitme engellilerin eğitiminde sözel İzmir Sağır Dilsiz ve Körler Müessesesinde işitme sistemi kullanırken Osmanlı yazısını geleneksel yazım engellilerin eğitiminde eğitim yöntemi olarak yalnızca biçimiyle değil de söylenişi esas alan yöntemler sözel uygulamalara ağırlık verilmesi, ister istemez işaret öğretilmiştir. dilinin sınıftan uzaklaştırılması anlamına geliyordu.
Dilsiz Mektebinin Sonu İşaret Dilinin Okullarda Yasaklanması
1926 yılında Maarif Vekaletinin talimatı üzerine yaklaşık İşaret dilinin okullarda, kurslarda öğretilmemesi, otuz yedi yıllık okul kapatılmış ve İzmir’deki Sağır Dilsiz kitaplarının, sözlüklerinin yayımlanmaması yüzünden ve Körler Müessesesine devredilmiştir (Gök, 1958: 12). işaret dilinde lehçe farklılıkları da ortaya çıkmıştır. Yine
Selânik Sağır ve Dilsiz Mektebi de işitme engelli topluluklarda işaret dili yaygın bir biçimde kullanılmaktaydı. İşitme engelli toplumun Osmanlı arşiv belgelerine göre Paris’teki ve Viyana’daki örgütlenmesi yolundaki ilk adımlardan biri 1930 yılında Sağır Dilsiz Mekteplerinden mezun olmuş Jak Faraci Efendi’nin 1895 yılında başlayan girişimleriyle Selanik’te Süleyman Gök tarafından kurulan Sağır Dilsiz ve Körler işitme engelli çocuklar için bir okul açılmak istenmiştir. Tesanüt Cemiyetidir. Bu cemiyet, 1947 yılında kamuya Faraci Efendi’nin yanı sıra İstanbul’daki Dilsiz Mektebini yararlı dernekler arasına alındı daha sonra da adında bitiren Fuat Efendi de bu girişimin içerisindedir. Türkiye sözünün kullanılmasına izin verildi. Cemiyet, 1944 yılında İstanbul’da Cerrahpaşa Caddesinde Sağır Dilsiz ve Körler Mektebi adında özel bir okul ve yurt kurdu. Maddi sıkıntı içerisindeki okul 1953 yılında Maarif
Vekaletine devredilmiştir. Bu tarihten sonra da okulda Cuma namazında okunan hutbe, eş zamanlı olarak TİD’e TİD’in kullanılması bırakılmış, sözel eğitime geçilmiştir. çevrildi. TİD’in resmen tanınması ise 1 Temmuz 2005 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve 7 Ancak zamanla okullarda sözel eğitim uygulamasının Temmuz 2005 günü Resmi Gazete ’de yayımlanan 5378 başarılı olması amacıyla kimi yönetici ve öğretmenler sayılı Kanun ile olmuştur. işaret dilini kullanan, öğrencileri cezalandırılması yoluna gidilmiştir. 1962 yılında çıkan bir gazete haberinde 14 Nisan 2006 günlü Resmi Gazete ‘de “Türk İşaret Dili ülkemizde tek elle yapılan “Sağır Dilsiz İşaret Sisteminin Oluşturulması ve Uygulanmasına Yönelik Usul Alfabesinin” artık tarihe karıştığı, yerini sözel öğretim ve Esasların Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik” ilgili yönteminin aldığı belirtilmektedir. bakanlık ve kurumların temsilcilerinin katılımıyla TDK’de yürütülen çalışmalarla hazırlanmış ve yürürlüğe girmiştir. İstanbul ve İzmir’dekilerin yanı sıra 1952 yılında Yönetmelik’te yer alan hükümler gereğince TDK, Ankara’da ve 1956 yılında da Diyarbakır’da açılanlarla Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Milli Eğitim birlikte işitme engelliler okul sayısı dörde ulaşmıştır. Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Eskişehir’de 1979 yılında Anadolu Üniversitesi İşitme İşitme Engelliler Milli Federasyonu ile üniversitelerin Engelli Çocuklar Merkezi Okulu kurulmuş, yurdun pek ilgili bölümlerinden TDK tarafından belirlenen çok yerinde işitme engelliler için okullar açılmaya temsilcilerden oluşan “Türk İşaret Dili Bilim ve Onay başlanmıştır. (TİDBO) Kurulu” kurulmuştur. İşitme engelliler okullarında da yalnızca sözel eğitim TDK, 7-8 Haziran 2007 tarihlerinde TİD tarihinde bir ilki uygulanmış, işaret diline yer verilmemiştir. gerçekleştirmiş ve Birinci Türk İşaret Dili Çalıştayı’nı Oysa dünyada 1960’larda işaret dilleri üzerine dil bilimsel toplamıştır. O tarihten itibaren her yıl 7 Haziran ülkemizde çalışmalar yapılmış, 1970’lere gelindiğinde okullarda Türk İşaret Dili Bayramı olarak kutlanmaktadır. işaret dili öğretimi ve işaret dili ile eğitim ve öğretim Çalıştay’da Türkiye genelinde birden fazla biçimi bulunan yeniden başlamıştır. İşitme engelliler derneklerinin yanı TİD abecesinin, her bir harfinin tek bir işaretle sıra 1960 yılında İşitme Engelliler Milli Federasyonu gösterilmesi için somut adım atılmış ve Türk İşaret Dili kurulmuştur. Parmak Abecesi belirlenmiştir. Bu abece, TİDBO’nun toplantısında onaylanmış; Türk Dil Kurumunun İşaret Dilinin Yeniden Keşfi kuruluşunun 75. yıl dönümünde 12 Temmuz 2007 günü Türkiye’de TİD öğretimi, araştırılması uzun yıllar ihmal kamuoyuna tanıtılmıştır. Resimli canlandırma (grafik edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı TİD ile ilgili ilk animasyon) yöntemi kullanılarak TİD Parmak Abecesi ile çalışmayı 1983 yılında başlatmıştır (Özbaykal, 1995). TDK’nin sanal ortamdaki Güncel Türkçe Sözlüğündeki 1987’de TİD kılavuzunun hazırlanması için bir her sözcüğün gösterilmesi uygulaması da 26 Nisan 2010 komisyonun hazırladığı kılavuz yetersiz görülmüştür. tarihinde başlatılmıştır. Sağır ve Dilsizler Derneği Başkanı H. Şevki Kobal, 1987 yılında Sağır Dilsizlerin Temel İşaretleri Harflerle İletişim TDK Türk İşaret Dili Sözlüğü ve Dil Bilgisi Projesi’nin Rehberi adlı bir kitapçık yayımlamıştır. Kitapçıkta iki elle çalışma ilkelerini, yöntemlerini görüşmek amacıyla 15–16 yapılan parmak abecesi ve sayıların yanı sıra 52 temel Ekim 2010 günlerinde Ankara’da Türk İşaret Dili Sistemi sözcüğün TİD’deki gösterilişleri çizimlerle verilmiştir. Hazırlık Calıştayı’nı düzenlemiştir. Bu çalıştayda TRT’nin Ekim 1984’te televizyonda İşitme Özürlülere planlananların tümü gerçekleştirilememiştir.
Haberler adlı programda alt yazı ve dudak okuma Günümüzde Türk İşaret Dili Çalışmaları yöntemine dayalı olarak sunmaya başladığı haberler, Eylül Türk İşaret Dili tarihinde devrim niteliğindeki bu 1993’ten itibaren Türk İşaret Diliyle TRT2’de verilmeye çalışmalar henüz sonuçlandırılamamıştır. Bununla birlikte başlandı. yalnızca fotoğraflardan ve işaretlerin açıklamasından 1987’de kurulan komisyon iki bin sözcük, deyim ve örnek oluşan pdf dosyaları şeklinde Milli Eğitim Bakanlığı cümleden oluşan Yetişkinler İçin İşaret Dili Kılavuzu’nu tarafından hazırlanan Türk İşaret Dili Sözlüğü, 13 nihayet 1995 yılında yayımlamıştır. Bakanlığa bağlı Temmuz 2012 günü sanal ortamda kullanıma sunulmuştur. okullarda sözel eğitimin uygulanacağını vurgulanmıştır. Sözlükte 1.986 sözcük ve deyim bulunmaktadır. Diyanet Aynı yıl Hasan Şevki Kobal ve Şermin Şenturan İşleri Başkanlığı da görsel bir Türk İşaret Dili Dini tarafından hazırlanan İşaret Dili Alfabesi yayımlanmıştır Kavramlar Sözlüğünü hazırlayarak 2014 yılında ağ (Kobal ve Şenturan, 1995). Bu kitabın 1997 ve 2004 sayfasında kullanıma sunmuştur. Dilde değişme ve yıllarında yeni baskıları Hasan Şevki Kobal tarafından gelişmeler görüldüğü gibi TİD’de de değişme ve yapılmıştır. gelişmeler gözlenmektedir. Sözcüklerin karşılığı olan işaretlerde zamanla değişiklikler yaşandığı gözlenmiştir. 2000’lerin Başında TİD’de Yeni Bir Dönem Türk İşaret Dili sözlüğünün ve dil bilgisinin alan Hacettepe Üniversitesinde Ayşe Zeynep Açan, Haziran araştırmalarına dayalı projelerle hazırlanması çalışması 2001 tarihinde TİD üzerine ülkemizdeki ilk yüksek lisans Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çatısı altında tezini savundu (Açan, 2001). Türkiye’de ilk kez 23 Mayıs yürütülmeye başlanmıştır. TİDBO, ilgili kurum ve 2003 günü Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Camii’ndeki kuruluşların temsilcilerinin görevlendirilmesiyle Engelli
ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yeniden oluşturulmuştur.
Bu kapsamda H. Dikyuva, B. Makaroğlu, E. Arık tarafından hazırlanan Türk İşaret Dili Dilbilgisi kitabı TİDBO tarafından onaylanarak 2015 yılında yayımlanmıştır. Hacettepe Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Ankara Üniversitesi gibi çeşitli üniversitelerde Türk İşaret Dili üzerine bilimsel araştırmalar ve öğretim programları yürütülmektedir.
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Türk İşaret Dili Çalışmaları ve Uygulamaları Ana Bilim Dalı, Ankara Üniversitesinde ise Türk İşaret Dili ve Sağır Çalışmaları Ana Bilim Dalı kurulmuştur. TOMER bünyesinde de Türk İşaret Dili Yeterlilik Sınavı başlatılmıştır.
Bir başka sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Sağırlar Konfederasyonu da 7 Eylül 2015 tarihinde yedi federasyon ve bu federasyonlara üye yüz kırk derneğin katılımıyla kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Çevirmenlik alanında mesleki standartları oluşturmak amacıyla 2012 yılında başlatılan çalışmalarda Türk İşaret Dili çevirmenliği standartları ele alınmıştır. 2020 yılında yapılan değerlendirmeyle Türk İşaret Dili Çevirmeni Mesleki Yeterliliği onaylanarak yayımlanmıştır. En son örgün eğitimin yanı sıra 2020-2021 öğretim yılından itibaren zorunlu ders olarak Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Programı derslerine eklenmiştir.