AÖF Soru Bankası

Türk İşaret DiliÜnite 1 Özeti

Dünyada İşaret Dili

TUR416U-TÜRK İŞARET DİLİ

Ünite 1: Dünyada İşaret Dili

İşaret Dilinin Kökleri

İnsanoğlunun dilinin işaretlerden, jest ve mimiklerden doğduğuna inanan bilginler vardır. Birbirinin dillerini bilmeyen yerli halkların uzun süre işaret diliyle anlaştıklarını gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Jest, mimik, parmak, el, kol, baş gibi anlamsal hareketlerden oluşan işaret dili doğal bir iletişim aracıdır. İşaret dilinin köklerinin insanlık tarihinin başlangıcına kadar uzandığı düşünülmektedir.

Dillerin kökenini işaretlerde arayan, dillerin jest ve mimiklerden doğduğunu yazıya döken ilk kişi E’tienne Bonnot de Condillac’tır (1746). Darwin (1985: 103), dilin başlangıcının, çeşitli doğal seslerin işaretlerden ve el hareketlerinden de yararlanarak yapılmasından kuşku duymadığını belirtmektedir.

İşitme engellilerin işaret dillerinde aynı anlamlı ve kurallı yapının hiç ses çıkmaksızın yalnızca el, kol ve yüz hareketleriyle de iletebileceği Corballis tarafından vurgulanmaktadır. Jestlerin bir kez seslerle bağlantı kurmaya başlamasıyla bu denetimin beyin tarafından sürdürüldüğünü belirtmektedir (2003: 230-232).

Dillerin türemesi üzerine araştırmalar sürerken, ulaşılacak bilgiler işaret dilinin de kökeni ve tarihi konusuna yardımcı olacaktır.

İşaret Dilinin Tarihi

MÖ XIII. yüzyıldan kalan tabletlerden edinilen bilgilere göre; Anadolu’daki Hitit sarayında ve dini törenlerde anlamlı el işaretlerinin, jestlerin kullanıldığı, sağır görevlilerin aralarında ayrıntılı bir işaret dili ile iletişim kurdukları bildirilmektedir (Miles 2008-2009;10).

MÖ 400 yılına ait olabileceği düşünülen ve Ksenophon’un Anabasis adlı eserindeki bilgiye göre işitme engellilerin işaret dili ile iletişim kurduğu yer almaktadır. İlk bilgiler içinde Sokrates’in konuşmalarının birinde işaret dilinin niteliği ve nasıl algılandığı görüşü de bulunmaktadır. Sokrates’in nesnelerin adlandırılmasıyla ilgili bu görüşü, işitme engellilerin iletişim aracı olarak nesnelerin, kavramların benzetmelere dayalı işaretlerden oluştuğunun bilindiğini göstermektedir.

İlk Çağ ve Orta Çağ’da işitme engellilere bakışla ilgili görüşler vardı. İşitme engellilik kimi zaman aptallık, delilik, uğursuzluk olarak kabul edilmiştir. Konuşmayı öğrenemeyen işitme engelliler kimi toplumlarda geri zekalı olarak görülmüştür. Yalnızca toplum tarafından değil genellikle ana babasından da ilgi ve şefkat göremeyen işitme engelli çocuklar doğanın acımasızlığına bırakılırdı. Orta Çağ’ın geç dönemlerinde kimi toplumlarda işitme engellilerin zararsız olduğu görüşü benimsenmiş, gücünden yararlanılması yoluna gidilmiştir. Bu kez de en ağır işlerde yok pahasına çalışmak zorunda bırakılmışlardır (Gök, 1958:5-6). Orta Çağ’da mistik ve büyülü uygulamalara da inanıldığı bilinmektedir. 731 yılında yazıldığı tahmin edilen ve İngiliz Halkının Tarihi adlı eserdeki bilgiye göre, Aziz John Beverly sağır bir

çocuğu tedavi etmiş ve ona konuşmayı öğretmiştir. Fakat bunun eğitim uygulaması olmaktan çok ilhama ve dine dayalı olduğu görülmektedir (Markides, 1983: 5; Lang, 2003: 10).

Rönesans döneminde din bilginlerince değil kilise dışındaki kültür adamlarınca işitme engellilerin eğitimi sorununa değişik ve karmaşık yönleriyle değinilmeye başlanmıştı. Bunun ilk örneklerinden biri olan Hollandalı Rodlphus Agricola eserinde, işitme engellilerin işaretlerle kendilerini yeterince ifade edebilirler diye yazmıştı (Lang, 2003: 10). Bu öngörü İtalyan bilgin Gerolama Cardano (1501-1576) tarafından gerçekleştirilmiştir. Cardano işitme engelli oğluna, yazarak ve okuyarak iletişim kurma becerisi kazandırmıştır ve sağırların soyut bazı düşünceleri işaretlerle anlatabildiğini de belirtmektedir (Corballis, 2003: 116).

1578 yılında İspanya’da Ponce, işitme engellilere okuma yazma, Latince ve Yunanca bilgisine erişme, felsefe ve tarihi ile ibadet etmeyi öğrenme konularında açıklamalarda bulundu. Juan Pablo Bonet işitme engelli çocukların eğitimi ve işaret dili üzerine Harflerin İndirgenmesi ve Dilsizlerin Öğretim Sanatı adlı kitabı 1620 yılında Madrid’de yayınladı. Bu kitap, dünyada işitme engellilerin eğitimi konusunda ilk olma özelliğini taşımaktadır. Bonet, seslerin çıkış biçimlerini ve dudak hareketlerini incelemiştir. Sözcüklerin yazılışları üzerinde durarak harflerin ses bilimsel değerlerini göstermiştir. Yayınladığı eserin bir başka özelliği ise dünyada bilinen ilk işaret abecesi olma özelliği taşımasıdır. Ponce’nin yöntemi Juan Pablo Bonet’in kitabı ve bunları Sir Kenelm Digby’nin uygulama ve yazıları İlk ve Orta Çağ’da eğitilemez kişiler olarak görülen işitme engellilerin eğitilebildikleri, kendilerini geliştirebildikleri düşüncesinin Avrupa’da yaygınlaşmasını sağlamıştır.

İşaretleşmenin evrensel bir dil olduğu düşüncesine ulaşan Giovanni Bonifaccio’nun İşaret Sanatı adlı eseri, İtalya’da 1616 yılında Vicenza’da yayımlanır. Bu eser, yalnızca işitme engellilerin kullandığı işaretleri değil insanoğlunun yaptığı bütün vücut dilini konu alan ilk eserlerden biridir.

İngiltere’de John Bulwer El Bilmi veya Ellerin Doğal Dili adlı eserinde elle yapılan işaretlerin ve elin kullanıldığı beden dilinin anlamlarını araştırmıştır (Bulwer 1644). Bu eserinde parmak hareketlerinden çıkan anlamlar, beden dilinde kullanılan parmak işaretlerinin ne anlama geldiği bulunmaktadır. 1648 yılında Bulwer, Filozof veya Sağır Dilsiz Adamın Arkadaşı adlı kitabında; konuşmayı dudak hareketlerinden öğrenebilen doğuştan sağır dilsizleri konu almıştır. 1670 yılında yayımlanan George Sibscota’nın Sağır ve Dilsiz Adamın Hitabı adlı kitabı, işitme engelli doğmuş kişilerin bilgi, anlayış ve kavrayış yöntemlerinin incelendiği ilk eserlerden biridir. George Dalgarno, 1680 yılında Sağır ve Dilsiz İnsanın Eğitmeni adlı kitabını çıkarır. Dalgarno, işitme engelli bir çocuğun işaret dili ile eğitilebileceğini ifade eder (1680:1-10). Kitabında işitme engellilerin konuşma, anlama, söz varlığı, dil bilgisi ve


işitme engellilerce algılanışı ile kullanılışı üzerinde durulmuştur.

Jean-Jacques Rousseu, Denis Diderot, Georges-Louis Lecrec gibi Fransız düşünür ve bilim adamları çeşitli eserlerinde işitme engelli gençlerin eğitimi konusuna değinmişlerdir. Fransız aydınlarının eserlerinin bir sonucu olarak işitme engelli çocukların eğitim ve öğretimi saygınlığı gittikçe artan bir meslek haline gelmiştir (Lang 2003: 12).

İşitme engellilerin eğitimi konusunda ilk ve en önemli girişim, 1760’da dünyanın ilk resmi işitme engelliler okulunun Fransa’da açılmasıdır. Charles-Michel Abbé de I’Epée tarafından kurulan bu okul, işitme engellilerin doğal iletişim aracı olan işaret dilinin öğretildiği ve bu dille öğretimin yapıldığı ilk kurum olarak tarihe geçmiştir. İşaret dilinin araştırılması, öğretilmesi çalışmaları dünyanın pek çok bölgesine yayıldı. Abbé de I’Epée’nin yöntemi, aynı yöntemle eğitim ve öğretim verecek Dilsiz Mektebi İstanbul’da kurulacak, bilinen ilk Türk İşaret Dili elifbası oluşturulacaktı.

Abbé de I’Epée ile hemen hemen aynı yıllarda yaşamış olan Samuel Heinicke, işitme engellilerin dudak okuma yöntemini geliştirmişti. 1778’de Almanya’nın işitme engellilerin eğitimini amaçlayan ilk okulunu kurdu. Sözel yöntemin kurucusu ve savunucusu olarak işaret diliyle iletişim yöntemine şiddetle karşı çıkıyordu. Heinicke’nin görüşleri eğitim yöntemleri arasındaki tartışmayı başlatmıştır. Bu tartışma bir yüzyıl sonra 1880’de Milano’da toplanan İkinci Uluslararası İşitme Engelliler Eğitim Kongresi’ne kadar devam etti.

Amerika kıtasında işaret dilinin kullanılması çok eskilere dayanmaktadır. İşaret dili, değişik kabilelerden Kızılderililerin ortak iletişim aracı haline gelmişti. Amerika’ya Avrupa’dan göçlerin başlamasından sonra işitme engelli çocukların eğitim ve öğretim sorunu da taşınmıştı. Zaman içerisinde sağırlar ile işitenler arasında ortak temel işaretlerden oluşan doğal bir işaret dili gelişmeye başladı. Thomas Hopkins Gallaudet, İngiltere ve Fransa’da işitme engellilerin eğitimi üzerine araştırmalar yapmıştır. Gallaudet, Amerika’ya döndükten sonra 1817’de ABD’deki ilk işitme engelliler okulunu kurdu. 1850 yılına gelindiğinde ABD’deki işitme engelliler için yatılı okul sayısı on beşe ulaşmıştı. Bu yatılı okullarda öğrencilerin bakımının yanı sıra onlara işaret dili de öğretiliyordu. 1864’de ABD’de ve dünyada bir ilk olarak işitme engelliler üniversitesi kuruldu. Gallaudet Üniversitesinde işitme engellilerin eğitiminde sözel ve işaret dili birlikte uygulanmaktaydı. Karma yöntem taraftarları her iki yöntemi de farklı ölçülerde uygulayarak karma bir eğitim sistemi geliştirmişlerdir. İşitme engellilerin konuşturulmasına yönelik çalışmalar ve icatlar yapan Alexander Graham Bell sözel yöntemini, E. M. Gallaudet ise işaret dili ile sözel yöntemin karışımı olan karma yöntemi savunuyordu (Lang 2003: 15).

1880’de Milano’da toplanan İkinci Uluslararası İşitme Engelliler Eğitim Kongresi’nde işitme engellilerin eğitiminde işaret dili yerine sözel eğitim yönteminin kullanılması kabul edildi. Bu kararla sağır okullarında işaret diliyle öğretim yasaklandı. Doğal bir dil olan işaret diline yönelik bu yasaklama pek çok ülkede etkili oldu.

Sözel eğitim için yürütülen çalışmalar ve araştırmalar, eğitilen işitme engellilerin konuşturulmasına ve dudak okuma yeteneğini geliştirmelerine büyük katkıları oldu. Sorun, yöntemler arası bu mücadelede insanoğlunun en önemli temel niteliği olan doğal dille kendini ifade etme yeteneğinin engellenmesidir.

Gallaudet Üniversitesinde çalışan dil bilimci ve eğitmen William C. Stokoe, 1960 yılında İşaret Dilinin Yapısı adlı kitabını yayımladı. Ardından 1965’de ilk işaret dili sözlüğü olan Dil Bilimi İlkelerine Göre Amerikan İşaret Dilinin Bir Sözlüğü adlı eseri çıkardı. Bu çalışmalar, işaret dilinin gerçek ve doğal bir dil olduğu düşüncesini pekiştirdi. Gallaudet Üniversitesi, Amerikan İşaret Dilini yeniden öğretim dili olarak kabul etti.

Dünyanın pek çok ülkesinde işitme engelliler okullarında işaret diline dönüş başladı.

Günümüzde İşaret Dilleri

İşaret dilleri üzerindeki çalışmaların yeni olması, bu dillerin kullanıldığı yerlerin tam olarak belirlenememesi, yayılma alanlarının henüz tam anlamıyla çizilememesi önemli bir sorundur.

Dünyadaki işaret dilleri konusunda genel bilgiler Grimes’in makalesi (Grimes, 2003) ile yeryüzündeki dillerin yayılım alanlarını ve konuşucu sayılarını belirleyen Ethnologue’de yer alan ülkelerdeki işaret dilleri bölümleri verileri bulunmaktadır. Bu veriler ışığında 142 işaret dili bildirilmektedir (Ethnologue Languages of the World, 2020).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında