TÜR201U-TÜRK DİLİ I
Ünite 7: Diller Arası Etkileşim ve Türkçe
Giriş
Yeryüzündeki bütün diller, tarihin başlangıcından itibaren birbiriyle etkileşim içinde bulunmuştur. Dil içinde yer alan söz varlıkları, toplumların geçmişteki birbirleriyle olan iletişimlerini, kültürlerini ve inançlarını göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkçenin yazımı içinde birçok abece kullanılmıştır.
Dillerin Zenginlik Alanları
Dünyadaki bütün diller, belirli yöntemlerle sonsuz sayıda sözcük, kavram, terim ve deyim üretebilecek bir potansiyele sahip olması nedeniyle dilleri nitelemek amacıyla kullanılan gelişmiş, gelişmemiş, zengin gibi tanımlar bilimsel bir yaklaşımdan ziyade öznel bir tutumu yansıtır. Dillerin yazı diline sahip olup olmaması gibi değerlendirme ölçütleri dilin işlenmişlik derecesini göstermesi bakımından diller arasında bir karşılaştırma yapma olanağı sağlar.
Bunun yanında her dilin farklı özelliklerini o dilin zenginliği olarak görmek gerekir. Her dil kendi yapısal özelliğine göre sınırsız sayıda sözcük üretebilir. Türkçe dilinin yapı bakımından eklemeli bir dil olmasının yanında yapım eklerinin işlevsel ve çok sayıda olması dilin yeni sözcük ve terim üretmesinde kolaylık sağlar. Türkçede yer alan büyük ünlü uyumu, küçük ünlü uyumu gibi ses uyumlarının güçlü oluşu Türkçenin diğer bir özelliğidir. Bu özellikler Türk dilinin genel özelliklerinden bir kaçıdır.
Türkçenin Gücü ve İç Zenginliği
Türkçenin iç zenginliği ve güçlü yanları aşağıdaki gibi gruplanabilir:
1. Tarihsel derinlik 2. Coğrafi yaygınlık 3. Söz varlığı ve anlatım gücü 4. Atasözleri ve anlatım gücü 5. Akrabalık adlarında çeşitlilik 6. İlişki ve nezaket sözleri
Tarihsel Derinlik: Türk yazı dili, VIII. Yüzyılın ilk yarısında dikilen Orhon Yazıtları ile başlar. Bu yazıtlar yeni bir dilden farklı olarak kurallı bir dilbilgisine, mecaz anlamlara ve oluşması için yüzyıllar gereken deyim, atasözü gibi söz kalıplarına sahiptir. Birçok olumsuzluk ya da kültür ilişkileri sonucu Türkçe giderek zenginleşmiş ve gelişmiştir.
Coğrafi Yaygınlık: Geçmişte yaşanan göçler ve fetihler Türkçeyi Avrupa’nın batısından Asya’nın doğusuna kadar yayılmasını sağlamış ve İngilizce gibi geniş bir coğrafyada konuşulur hale gelmiştir.
Söz Varlığı ve Anlatım Gücü: Bir dildeki sözcüklerin tümü o dilin söz varlığını oluşturur. Türkçenin geniş bir coğrafyada farklı kültürlerle olan etkileşimi nedeniyle Türkçe çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir. Türkçenin bu söz varlığını yayınlama çalışmalarını yürüten Türk Dil Kurumunun internet ortamında sunduğu Büyük Türkçe Sözlük’te yaklaşık olarak 572.000 söz varlığı
bulunmaktadır. Söz varlığı konuşulduğu toplumun sözcüklerini, deyimlerini ve atasözlerini kapsayarak o toplumun kültürünü yansıtır. Türkçe dilinde var olan anlatım zenginliği soyut kavramları zengin bir biçimde somutlaştırarak dilde çok anlamlılığı sağlar.
Atasözleri ve Anlatım Gücü: Atasözleri ve deyimler yüzyıllarca tekrarlanarak ortaya çıkarlar ve bulunduğu dilin yaşını gösteren söz varlığı öğeleridir. Türkçede bulunan toplam atasözü sayısı yaklaşık olarak 4500 tanedir ve bu atasözlerinin çoğu küçük ses farklılıkları dışında değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Yüzlerde yıl boyunca yapılan gözlem ve deneyimler sonucunda günümüze ulaşan atasözleri insan ilişkilerinden sağlık durumlarına kadar birçok alanda öğütler vererek söz varlığını zenginleştirirler. Bunun yanında atasözleri ifadesinde güçlük çekilen duygu ve düşünceleri açık bir şekilde ortaya koyabilirler.
Akrabalık Adlarında Çeşitlilik: Toplum yaşamındaki varlıklar ve konular ne kadar o toplumda yaşayanlar için önemliyse bunlarla ilişkili olan söz varlığı da o kadar geniş olmaktadır. Birçok dilde akraba isimleri belirli birkaç sözcük ile temsil edilirken Türkçe de en yakın akrabada en uzak akrabaya kadar konuşanın cinsiyetini ve medeni durumunu da belli edecek şekilde geniş bir söz varlığıyla temsil edilmektedir.
İlişki ve Nezaket Sözleri: Türk kültürünün söz varlığına yanşayan ilişki sözleri Türkçenin zenginliğini ve çeşitliliğini ortaya koyar. Pek çok dilde bulunan günaydın afiyet olsun gibi sınırlı sayıdaki ilişki sözünün Türkçede oldukça fazla olması kültürümüzde insan ilişkilerinin önemini göstermektedir. Türk dilinin sözü edilen bu zenginlik alanlarının bilinmesi dile verdiğimiz değeri ve önemi arttırmasını sağlamaktadır.
Dünya Dillerinin Türk Diline Etkisi
Toplumlar ve kültürler arasındaki ilişkiler, dillerin birbirini etkilemesinde daima belirleyici olmuştur. Yeryüzünde dillerin oluşumundan bu yana diller arasında bir etkileşim söz konusudur. Ticari ilişkiler, savaşlar, barışlar, buluşlar, felaketler kısacası yeryüzünde yaşanan her olay, dillerin birbirini etkilemesinde pay sahibi olmuştur. Bir inanca girme, bir uygarlık dairesine katılma da dillerin etkilenmesinde bir başka etkendir.
Bilimde, teknolojide, uygarlıkta üretken olan toplumlar verici dil olarak başka dillerin söz varlığına sözcükler aktarır. Bir kültür dairesine giren toplumlar da o kültürle ilgili sözcükleri, deyimleri alırlar.
Dünden Bugüne Yabancı Dillerin Etkisi
Tarihin karanlık dönemlerine kadar kökleri uzanan, geniş bir coğrafyaya yayılan Türkçe pek çok dilden etkilenmiş, pek çok dili etkilemiştir.
Eski Türkçe Döneminde Yabancı Dillerin Etkisi: Orhon Yazıtları’nda Çince, Sanskritçe, Soğdca, Hintçe, Tibetçe gibi birkaç dilden alınan az sayıda sözcükle başlayan bu
etkileşim, daha sonraki dönemlerde çeşitli coğrafyalarda kullanılan Türk yazı dillerinde artmaya başlamıştır.
Budizm, Maniheizm, Nasturilik gibi çeşitli inançları benimseyen Uygurların söz varlığında ise çeşitli dillerden alıntılarla yabancı sözlerini oranı ve kullanım sıklığı Göktürkçeye göre artış göstermiştir. Türklerin İslam Dinine girmesiyle birlikte Arapça ve Farsça sözcükler Türk yazı dillerinde görülmeye başlanmıştır.
Türkiye Türkçesine Yabancı Dillerin Etkisi: Osmanlı Türkçesi olarak adlandırdığımız Türkçenin 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar olan döneminde Arapça, Farsça dil bilgisi kuralları ve ögeleri de dilin yapısına etki etmeye başlamıştır.
• Alıntı sözcüklerin çokluklarının Türkçedeki çokluk ekiyle değil Arapçadaki, Farsçadaki özgün çokluk biçimleriyle kullanılması: kitaplar yerine kütüb, şairler yerine şuara, yetimler yerine eytam, memurlar yerine memurin, şahlar yerine şahan, mürgler yerine mürgân ‘kuşlar’, bendeler yerine bendegân ‘köleler’... • Türkçede ikili çokluk bulunmamasına, bu durumun sayı sıfatlarıyla kurulan tamlamalarla ifade edilmesine karşın Arapçadan ikili çokluk biçimin de alıntılanması: iki devlet yerine devleteyn, iki taraf yerine tarafeyn, iki muhterem muhteremeyn vb. • Tamlamalarda tamlayanın tamlanandan önce gelmesi kuralı Türkçenin en belirgin özelliği iken Farsçadan ve Arapçadan geçen tamlamalarda tamlananın önce tamlayanın ise sonra gelmesi: İslam dini yerine din-i İslam, İstanbul şehri yerine şehr-i İstanbul, Osmanlı Devleti yerine Devlet-i Osmaniye; mülkün maliki yerine malikü’l-mülk vb. • Türkçede sözcüklerin cinsiyeti bulunmamasına karşın Arapçadan geçen sözcüklerde erilliklerin ve dişilliklerin korunması, tamlamaların da sözcüklerin cinsiyeti gözetilerek yapılması: hikâye-i garibe ‘garip hikâye’, hadise-i müessife ‘üzücü olay’ vb. • Eklemeli bir dil olan Türkçede bütün eklerin son ek olmasına, ön ek bulunmamasına karşın Farsçadan, Arapçadan ön ek ve edatların alıntılanması: bî-baht ‘bahtsız’, na-mert ‘mert olmayan, alçak’, hem-cins ‘türdeş’; la-mekân ‘mekânsız’, ma-beyn ‘iki şeyin arası’, gayrimenkul ‘taşınmaz’ vb.
Arap kaynaklı alfabe kullanımı Arapça ve Farsça sözcüklerinin yazıda bütün kurallarıyla birlikte kullanılması sonucunu doğurmasına rağmen bu sözcüklerin söylenişinin Türkçeleşmesi önlenememiştir. Türkçede tek /s/ sesi olmasına karşın Arap alfabesinde üç ayrı harf; Türkçede tek /z/ sesine karşılık Arap alfabesinde dört ayrı harf bulunması, bu harfleri taşıyan sözcüklerin de özgün biçimiyle yazılması kuralını yerleştirmiştir. Ancak bu durum, sözcüklerin söylenişte Türkçeleşmesini
önleyememiştir. Arap alfabesindeki üç farklı /s/ sesi için üç farklı harfin kullanıldığı mebus, hasret, basiret sözcüklerindeki bu harfler, Türkçedeki tek ses değeri ile karşılanmıştır.
Arapçanın Türkçe üzerindeki etkisinin göstergesinden biri de yeni kavramlar için sözcük ya da terim türetmek için Arapçanın söz varlığı ve kurallarından yararlanılmış olmasıdır. Uçak için tayr kökünden tayyare, gezegen için seyr kökünden seyyare, ülkü için fikr kökünden mefkûre türetilmiştir. Osmanlı Türkçesinde Arapça köklerden emniyet, mukmir ‘mehtaplı’, mükevkep ‘yıldızlı’, müşemmes ‘güneş görmüş, çok güneşli’, tahtelbahir ‘denizaltı’ gibi sözcükler yapılmıştır
Farsça nazük sözünden Arapça çekim kuralına göre nezaket sözünün türetilmesi ilginç bir örnektir. Farsçada da Arapçada da nezaket diye bir sözcük yokken Osmanlı Türkçesinde türetilen bu sözcük, günümüz Türkçesinde hâlâ kullanılmaktadır.
Batı Dillerinin Türkçeye Etkisi: Tanzimat Fermanı ile birlikte Batı’ya yöneliş, Türkçenin söz varlığında bu kez de Fransızcanın etkisini başlatmıştır. Önceleri denizcilik, ticaret gibi belirli alanlardaki İtalyanca acente, banka, bono, borda, iskele, güverte vb. sözcüklerle başlayan Batı dillerinden alıntılar Fransızca ile ilişkiler sonucunda artmıştır: abone, balkon, balon, bilet, jandarma, jüri, kabine, konferans, lamba, manto, moda, palto, rapor, salon, torpil. Bir dönem, Fransızcadan hitap biçimleri, ilişki sözcükleri de alıntılanmıştır: bonjur, madam, matmazel, mösyö, mersi vb.
Türkçenin söz varlığına geçerken Arap kaynaklı yazıyla okundukları gibi yazılan Fransızca sözcükler, genellikle Türkçenin ses yapısına uydurularak kullanılmış, bu durum Latin kaynaklı Türk yazısının kullanımı sırasında da sürmüştür. Fransızca sözcüklerin Türkçeleştirilmesi yöntemi yakın dönemde İngilizceden alıntılanan sözcüklere de uygulanmıştır. Örneğin Amerikan İngilizcesinden Türkçeye geçen ve Türkçe karşılığı yenileşim olan innovation sözü, inovasyon biçiminde kullanılmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizce pek çok dili etkilediği gibi Türkçeyi de etkilemeye başlamıştır. Gündelik hayatta, sağlık bilimlerinde, ticarette, sporda, bilişimde, müzikte ve çeşitli alanlarda kullanılan blender, boarding card, bodyguard, by-pass, bestseller, billboard, catering, center, dribbling, e-mail, format, rating, single, self-service, server gibi İngilizce kökenli sözcükler, Türkçenin söz varlığını olumsuz bir biçimde etkilemektedir. İngilizcenin söyleyiş kurallarına göre söylenilen bu sözcüklere gelen Türkçe eklerin de söylenişe uydurulması sonucunda blender’da, bestseller’lar, center’ımızda, single’ını, server’a gibi tuhaf yazılış biçimleri ortaya çıkmıştır.
İngilizce alıntıların Türkçede okunduğu gibi yazılması da söz varlığını yabancılaştıracağı, yeni sorunlara yol açacağı için bu sözlerin yerine önerilen karşılıkların kullanılması,
Türkçenin yabancı dillerden daha az etkilenmesine katkıda bulunacaktır: blender yerine karıştırıcı, boarding card yerine uçuş kartı, bodyguard yerine koruma, by-pass yerine köprüleme, bestseller yerine çoksatar, vb…
Her Yabancı Sözcük Olumsuz Bir Etkilenme midir?
Türk dilinin tarihsel gelişimi içerisinde ilişkide bulunduğu başka pek çok dil bulunmaktadır. Çeşitli dönemlerde yaşanan etkileşim sonucunda sözcük alışverişi kaçınılmaz bir gerçektir. İlk kez karşılaşılan ve kullanılan aygıtları, ürünleri, kavramları gösteren radyo, telefon; patates, kivi; kravat, broş; döviz, enflasyon gibi sözcükler ister istemez dilin söz varlığına girmektedir. Dilin öz kaynaklarıyla karşılanamayan bu tür bilgi alıntıları, dillerin kazancı ve zenginliği olarak görülmektedir.
Toplumun kavram dünyasında bulunmayan bu sözcükler dile yerleşirken kimi zaman özel bir anlam ve işlev de kazanır. Türkçedeki üzüntü, acı, sıkıntı sözlerinin yanı sıra Arapça veya Farsça kökenli hüzün, keder, dert, yeis, gam, teessür, ızdırap, elem gibi alıntı sözcükler, ince anlam farklılıklarıyla söz varlığımızın kazancı olmuştur. Türkçede oda varken Fransızca salon “konukları ağırlamakta kullanılan en geniş oda; sergi ve toplantı yeri” anlamlarıyla Türkçeye geçmiştir. Bununla da kalmamış salon adamı, salon bitkileri, güzellik salonu, oyun salonu, yolcu salonu gibi birleşik sözcüklerde özel kullanım alanı oluşturmuştur.
Türk Dil Kurumu tarafından 2011 yılında yayımlanan on birinci baskı Türkçe Sözlük’teki bu türden alıntı sözcüklerin dillere göre sayıları şöyledir: Arapça 6.512, Fransızca 5.537, Farsça 1.375, İtalyanca 606, İngilizce 513, Rumca 447, Almanca 105, Latince 68, Rusça 39, Yunanca 35, İspanyolca 31, Ermenice 24, Bulgarca 22, Macarca 15, Moğolca 12, Japonca 12, İbranice 8, Fince 2, Malay dili 2, Portekizce 2, Soğdca 2, Arnavutça 1, Korece 1, Sırpça 1, Slavca 1.
Çeşitli diller aracılığıyla Amerika, Brezilya, Madagaskar, Maldivler yerlilerinin dilinden geçme çok az sayıda sözcük de Türkçenin söz varlığında yer alır.
Türk Dilinin Dünya Dillerine Etkisi
Türkler, tarihleri boyunca ilişkide bulundukları toplumlardan sözcükler aldıkları gibi bu toplumlardan çoğunun dillerine sözcükler de vermiştir. Türklerin de bilimde, kültürde, uygarlıkta üretken oldukları dönemlerde dünya dillerine katkıda bulundukları somut örneklerden görülmektedir. Yalnızca Türkiye Türkçesinin değil tarihî veya çağdaş Türk yazı dilleri ve lehçeleri, pek çok toplumun diline Türk dilinin söz varlığından sözcükler eklemiştir. Türk kültürünün ve Türkçenin çekim merkezi olduğu çeşitli dönemlerde Türkçe sözcükler başka dillere geçmiştir. En eski dönemlerde ilişkide bulunduğumuz Çinceden başlayarak Macarcaya, Finceye, Farsçaya, Urducaya, Arapçaya, Rusçaya, Ukraynacaya, Ermeniceye, Yunancaya, Rumenceye, Bulgarcaya, Sırpçaya, Arnavutçaya, Çekçeye, İtalyancaya, Fransızcaya, İngilizceye, Almancaya sözcükler vermiştir.
Dünya Dillerine Türkçeden Geçen Sözcükler
Dünya dillerinin söz varlığına Türkçenin verdiği sözlerden en çok bilineni yoğurt olmakla birlikte bacanak, çakal, damga, dolma, düğme, kayık, kazan, köşk, ocak, sarma gibi çok sayıda sözcük başka dillere geçmiştir. Çeşitli dillerden alıntıların Türkçeleşmiş biçimleriyle ve Türkçe aracılığıyla başka dillere geçen divan, kahve, kervansaray, kubbe, sultan gibi sözcüklerin de eklenmesiyle dünya dillerine verintilerimizin on binin üzerinde olduğu ortaya konulmuştur. Yoğurt, köşk, çakal gibi bazı sözcüklerin birkaç dile birden geçtiği göz önüne alınarak her biri ayrı ayrı sayıldığında bütün dünya dillerindeki toplam verintilerimizin otuz binin üzerinde olduğu görülür.
Türkçeden en fazla sözcüğün geçtiği dil Sırpçadır. Bir zamanlar dokuz bine yakın sözcüğün bulunduğu belirlenmiştir. Bugün Sırpçada sayısı yedi bine yaklaşan Türkçe alıntıdan badžànak ‘bacanak’, bàlta ‘balta’, dùšek ‘döşek’, jòrgan ‘yorgan’, kàjmak ‘kaymak’, òdžak ‘ocak’ bunlardan yalnızca birkaçıdır.
Bulgarcadan Türkçeye geçen yirmi iki söze karşılık Bulgarcada ajràn ‘ayran’, bej ‘bey’, boyadžiya ‘boyacı’, gjuvèč ‘güveç’, djuzen ‘düzen’, djušeme ‘döşeme’ gibi yaklaşık altı yüz Türkçe alıntı kullanılmaktadır.
Türkçedeki bir Arnavutça alıntı söze karşılık Arnavutçada birkaç yüz Türkçe alıntı belirlenmiştir.
Macarca on beş alıntıya karşın Türkçenin bu dile verdiği sözcük sayısı bine yakındır.
Alıntıladığımız herhangi bir sözcük olmamasına karşın Rumenceye verdiğimiz Türkçe sözlerin sayısı da birkaç yüzdür.
Rusçadan Türkiye Türkçesine geçen otuz dokuz söze karşılık Rusçanın Türk yazı dillerinden ve lehçelerinden alıntılarının sayısı bin beş yüzün üzerindedir.
Türkiye Türkçesinde bugün alıntı bulunmasa da Hintçe ve Urducadaki birkaç yüz Türkçe sözcük bulunmaktadır.
En fazla sözcük aldığımız dil olan Arapçanın çeşitli ülkelerdeki lehçelerinde kullanıldığı belirlenen bazı sözcükler olduğu bilinmektedir.
Türkçe Sözlük’teki beş yüz on üç alıntıya karşın İngilizcedeki Türkçe alıntıların sayısı dört yüzün üzerindedir. Ancak bu sayının bir bölümünü Türkçe aracılığıyla geçen Arapça, Farsça kökenli sözcükler oluşturur. Türkçe kökenli alıntıların sayısı ise yüze yakındır.
Türkçedeki 5.500 ’ün üzerindeki Fransızca alıntıya karşılık bu dile geçen Türkçe kökenli sözcük sayısı yüze yakındır
Almancadaki Türkçe kökenli birkaç sözcüğe Dolmetscher ‘dilmaç, çevirmen’, dolmusch ‘dolmuş’, joghurt ‘yoğurt’, kajak ‘kayak’ örnekleri verilebilir.
Türk Dilinin Yayılma Alanları
Türkiye Türkçesinin de içinde yer aldığı Türk yazı dilleri, lehçeleri ve ağızları, bugün Kuzey Buz Denizi kıyılarından başlayıp Hindistan’ın kuzeyine, Kuzey Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu’ndaki kıyılarından başlayıp Çin’in içlerine kadar olan geniş alanda yazı, konuşma, bilim, sanat ve kültür dili olarak yayılmış bulunmaktadır. Değişik coğrafyalarda çeşitli devletler kuran Türk soylu halklar, dillerini de bu coğrafyalarda yaygın hâle getirmiştir. Bugün yaklaşık on iki milyon kilometrelik bir alanda Türk yazı dilleri, lehçeleri ve ağızları varlığını sürdürmektedir.
Türkçenin bu coğrafi yaygınlığını dile getiren ilk kişilerden biri Macar Türkoloğu Armin Vambery’dir. Balkanlardan Mançurya’ya kadar yolculuk yapacak bir kişinin yalnızca Türkçe bilmesi hâlinde bu yolculuğunu çok kolay bir biçimde gerçekleştireceğini söyleyen Vambery, böyle bir yolculuğu kendisi de gerçekleştirmiştir.
Türk yazı dilleri içerisinde en fazla konuşura sahip Türkiye Türkçesi, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde değil Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Kafkaslar’da yazı dili olarak kullanılmaktadır.
Ana dili, ikinci dil veya yabancı dil bakımından herhangi bir ayrıma gidilmeden ve konuşur sayıları verilmeden Türk yazı dillerinin, lehçelerinin ve ağızlarının kullanıldığı ülkeler şöyle sıralanmaktadır:
• Afşar Türkçesi İran, Afganistan • Ahıska Türkçesi Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye • Altay Türkçesi Rusya Federasyonu (Altay Özerk Cumhuriyeti) • Azerbaycan Türkçesi Azerbaycan, İran, Beyaz Rusya, Ermenistan, Estonya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Letonya, Litvanya, Moldova, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Ukrayna • Balkar Türkçesi Rusya Federasyonu (Kabartay- Balkar Cumhuriyeti), Azerbaycan, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Ukrayna • Başkurt Türkçesi Rusya Federasyonu (Başkurdistan Cumhuriyeti), Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna • Çuvaşça Rusya Federasyonu (Çuvaş Cumhuriyeti ile Tataristan, Başkurdistan cumhuriyetlerinde), Kazakistan, Özbekistan, • Gagavuz Türkçesi Moldova (Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi), Ukrayna, Bulgaristan, Kazakistan, Romanya, Rusya Federasyonu, Türkiye, Yunanistan • Hakas Türkçesi Rusya Federasyonu (Hakasya Cumhuriyeti), Çin • Halaçça İran • Horasan Türkçesi İran • Karaçay Türkçesi Rusya Federasyonu (Karaçay- Çerkez Cumhuriyeti), Türkiye, Ukrayna
• Karakalpak Türkçesi Özbekistan (Karakalpakistan Cumhuriyeti), Kazakistan, Afganistan, Kırgızistan, Rusya Federasyonu, Türkiye, Türkmenistan, Ukrayna • Karayim Türkçesi Litvanya, Polonya, Rusya Federasyonu • Kaşgay Türkçesi İran • Kazak Türkçesi Kazakistan, Çin, Afganistan, İran, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Ukrayna • Kırgız Türkçesi Kırgızistan, Çin, Afganistan, Kazakistan, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Tacikistan, Ukrayna • Kırım Tatar Türkçesi Ukrayna (Kırım Özerk Cumhuriyeti), Özbekistan, Rusya Federasyonu, Türkiye • Kumuk Türkçesi Rusya Federasyonu (Dağıstan Cumhuriyeti), Ukrayna • Nogay Türkçesi Rusya Federasyonu (Dağıstan, Çeçen-İnguş, Karaçay-Çerkez cumhuriyetlerinde), Bulgaristan, Kazakistan, Romanya, Türkiye, Ukrayna • Özbek Türkçesi Özbekistan, Tacikistan, Afganistan, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya Federasyonu, Türkmenistan, Ukrayna • Salar Türkçesi Çin • Sarı Uygur Türkçesi Çin • Şor Türkçesi Rusya Federasyonu (Kemerovo bölgesi) • Tatar Türkçesi Rusya Federasyonu (Tataristan Cumhuriyeti, Başkurdistan Cumhuriyeti), Çin, Azerbaycan, Finlandiya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Romanya, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Ukrayna • Teleüt Türkçesi Rusya Federasyonu (Altay Cumhuriyeti, Kemerovo bölgesi) • Tuva Türkçesi Rusya Federasyonu (Tuva Cumhuriyeti), Çin, Moğolistan, • Türkiye Türkçesi Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Almanya, Bulgaristan, ABD, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Danimarka, El Salvador, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, Hollanda, Honduras, Irak, İngiltere, İran, İsrail, İsveç, İsviçre, Kanada, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Makedonya, Özbekistan, Romanya, Rusya, Sırbistan, Suriye, Tacikistan, Ukrayna, Yunanistan • Türkmen Türkçesi Türkmenistan, İran, Irak, Afganistan, Kazakistan, Özbekistan, Rusya Federayonu, Suriye, Tacikistan, Türkiye • Uygur Türkçesi Çin, Kazakistan, Afganistan, Kırgızistan, Moğolistan, Rusya Federasyonu, Tacikistan • Yakutça Rusya Federasyonu (Yakutistan Cumhuriyeti)