TRZ402U-SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM
Ünite 8: Türkiye’ye En Uygun Sürdürülebilir Turizm Türleri
Gastronomi Turizmi ve Sürdürülebilirlik
Latince gaster (mide) ve nomas (yasa) kelimelerinden türetilmiş olan gastronomi kelimesi, sağlıklı, düzgün, hoş ve lezzetli yemek; yeme içmenin bilim ve sanatı şeklinde tanımlanmaktadır. Turizmin önemli bir parçası ve alternatif turizm olarak karşımıza çıkmaktadır. Gastronomi Turizmi diğer sürdürülebilir turizm türleriyle ilişkilendirilebilmektedir.
Gastronomi turizminin paydaşları aşağıdaki verilmiştir:
• Yetiştiriciler, çiftçiler, üreticiler, • Tedarikçiler, distribütörler (dağıtıcılar), pazarlamacılar, • Tur operatörleri, etkinlik organizatörleri, • Yerel yönetimler, turizm işletmeleri (restoranlar, oteller vb.), • Etkinlikler, yerel pazarlar ve festivaller, • Medya, kurum ve kuruluşları • Yerli ve yabancı turistler (Ontario 4 Yıllık Gastronomi Turizmi Stratejisi, 2011).
Mutfak kültürü kültürel bir mirastır. UNESCO tarafından oluşturulan Yaratıcı Şehirler Ağı Platformu, bu kültürel mirasın yaşatılması ve korunması için önemli bir oluşumdur. Slowfood hareketi de gastronomi turizmini desteklemektedir.
Gastronomi Turizminin Türkiye Açısından Sürdürülebilirliği
Gastronomi turizmi, Türkiye’deki durumu ve sürdürülebilirliği açısından ele alındığında zengin bir envantere sahip olan Türk mutfak kültürü için turizm açısından oldukça önemli bir alternatif sunduğu söylenebilir. Selçuklu ve Osmanlı mutfaklarının da etkisiyle, Orta Asya ve Anadolu toprakları üzerinde gelişen Türk mutfağı; genel olarak tahıl, sebze ve et yemekleri, çorbalar, zeytinyağlılar ve hamur işlerinin yanı sıra pekmez, yoğurt, bulgur gibi sağlıklı ürünleri de barındırmaktadır (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2020). Gastronomi turizmini desteklemek amacıyla “gastronomi Turizmi Komisyonu” kurulmuş ve bu komisyon Gastronomi turizmi ürünlerinin; gastronomi destinasyonları, gastronomi rotaları, gastronomi etkinlikleri, gastronomi sektörü, üreticiler ve gastronomi ürünleri olarak beş kategoride ele alınmasını önermiştir. III. Turizm şurası kapsamında da gastronomi ürünlerinde geliştirilmesi gereken unsurlar belirlenmiştir. Gastronomi turizmini desteklemek amacıyla ayrıca Türkiye Gastronomi Kurumu adı altında bir yapı oluşturulmuş ve bu yapı altında beş ana çalışma grubu oluşturulmuştur. Ayrıca Türkiye’nin 2023 Turizm Stratejisi master planında da gastronomi turizmi yer almıştır.
Gastronomi turizm faaliyetlerinde yiyecek-içecek işletmeleri de öneme sahiptir. İşletmelerde geri dönüşüme, israfa ve atıklara yönelik uygulamalar da bu bağlamda değerlendirilebilir. Bu noktada gastronomi turizminin sürdürülebilirliği, yiyecek-içecek işletmelerinin
sürdürülebildiği ile doğru orantılıdır şeklinde bir çıkarım yapılabilir.
Türkiye açısından bakıldığında ise gastronomi turizmine yönelik olarak gerçekleştirilebilecek faaliyet çeşitliliği oldukça fazladır. Bu faaliyetler, yiyecek-içecek bir ürüne, onun üretimine veya sunumuna yönelik olabilmektedir. Gastronomi temalı yarışmalar, müzeler veya geziler de gastronomi turizmi kapsamına dâhil edilmektedir. Türkiye’deki Sürdürülebilir Gastronomi Turizmi etkinlikleri kapsamında değerlendirilebilecek müzeler, festivaller ve etkinliklere verilebilecek çok sayıda örnek mevcuttur.
Türkiye’de Sürdürülebilir Gastronomi Turizminin Geleceği
Gastronominin, sürdürülebilirliği gıda, ekonomi, toplum ve kültür açısından ele alma potansiyeli vardır. Yerel gıda üretim potansiyeli, atık ve israf yönetimi, sürdürülebilir bir yiyecek-içecek endüstrisi, gelecek nesillere aktarılan mutfak kültürü, sürdürülebilir gastronominin başarısının somut sonuçları olarak karşımıza çıkacaktır. Mutfak kültürünün kültürel bir miras olarak kabul edilmesi (UNESCO, 2020), gastronominin de kültürel bir miras kaynağı olduğuna işaret etmektedir. Türkiye, sahip olduğu gastronomik değerleri sürdürülebilir turizme kazandırma konusunda adımlar atmakta ve ileriye dönük planlamalar yapmaktadır. Bu kapsamda “Kars Peyniri Rotası projesi” ve “Küre Dağlarının şapkalı Gizemi: Mantarlar projesi” örnek olarak verilebilir.
Kırsal Turizm ve Sürdürülebilirlik
Kırsal Turizm çevre bilinci artmış ve doğa ile yakınlaşmak isteyen turist profili için yeni bir imkân oluşturmaktadır. İlk örnekleri 1950’de Fransa’da görülmüştür. İnsanların kırsal hayata duyduğu özlemin artması ise turizm amaçlı faaliyetlerin, şehirlerden kırsal alanlara doğru yönelmesini beraberinde getirmiştir. Kırsal alanlardaki faaliyetlerin turizmle desteklenmesi ise hem ekonomik hem de sürdürülebilir bir yaklaşım olarak ele alınmaktadır. kırsal turizm, insanların kırsal alan faaliyetlerini tanıma ve deneyimleme fırsatı bulduğu, doğal çevreyle uyumlu boş zaman faaliyetleri üretilmesine olanak sağlayan bir turizm türü olarak tanımlanabilir. Çiftçilerin turizm sektörüyle iş birliği içinde olması ve faaliyetlerini çeşitlendirmeleri için, yapısal fonlardan destek sağlanarak kırsal turizm ve agro- turizm teşvik edilmeye başlanmıştır.
Bu başlık altında eko-turizm de işlenmelidir. Eko turizm; sürdürülebilir ve çevreyle uyumlu şekilde gerçekleştirilen doğa dostu turizm uygulamalarının toplandığı bir çatı görevi de üstlenmektedir. Eko turizm felsefesiyle hareket eden kırsal turizm; doğal çevre ve tarımla bütünleşen, ayrıca diğer turizm türlerine oldukça kolay uyum sağlayabilen, çevresel etkisi düşük bir turizm türüdür. Dünya Turizm Örgütüne göre kırsal turizm faaliyetlerinin gerçekleştirdiği alanların sahip olduğu özellikler şu şekilde sıralanmıştır;
• Düşük nüfus yoğunluğu, • Tarımsal üretim için kullanılan alanlar,
• Ormancılık faaliyetleri için kullanılan araziler, • Geleneksel sosyal yapı ve yaşam tarzı (UNWTO, 2020).
Kırsal turizm tesisleri Resmî Gazete’de yayımlanan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğe göre; “Kırsal bölgelerde, dağ veya yaylalarda kurulan, yönetimi basit, konaklama olanağı yanında, bulunduğu bölgedeki kırsal hayatı deneyimleme imkânı sağlayan, en az beş odalı, çiftlik evi, köy evi, yayla evi veya dağ evi tesisleri” olarak tanımlanmaktadır.
Kırsal Turizm Türleri ve Türkiye’deki Örnek Uygulamalar
Kırsal alanlarda gerçekleştirilen turizm faaliyetleri üç alt başlık halinde ele alınmaktadır:
1. Köy/Çiftlik Turizmi 2. Agro-turizm/Tarım Turizmi 3. Yayla Turizmi
Kırsal Turizmin Türkiye Açısından Sürdürülebilirliği
Kırsal turizme yönelik kararlar genel olarak yerel ekonomi, çevrenin korunması, atık yönetimi ve enerji verimliliği gibi önemli konuları kapsamaktadır. Kırsal alandaki kalkınma faaliyetlerine yönelik olarak 2007-2020 yıllarını kapsayacak şekilde hazırlanmış olan Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi (UKKS) ve Kırsal Kalkınma Eylem Planı (KKEP) belgeleri hazırlanmıştır.
Türkiye’nin kırsal turizm kapsamındaki genel amaç ve hedeflerinden üç tanesi aşağıda verilmiştir:
1. Tarım ve tarım dışı ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, 2. Agro-turizm faaliyetlerinin sürdürülebilirlik temelinde yürütülmesi, 3. Ekonomik açıdan verimliliği arttırmak adına eko turizm, kırsal turizm ve agro-turizm konularında kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları yönlendirilerek sürdürülebilir turizm bilincinin geliştirilmesi,
Türkiye kırsal turizmin geliştirilmesi için AB destek projelerinden de yararlanmaktadır. IPARD ve Leonardo Vinci Ortaklıklar projesi bunlardan iki tanesidir. Kırsal kalkınma ve sürdürülebilir turizm hedefleri olan bir diğer önemli yapı ise UNDP’dir (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı).
Türkiye’de Sürdürülebilir Kırsal Turizmin Geleceği
Kırsal kalkınma, kırsal alanda yaşayan birey ve toplulukların yaşam standartlarının iyileştirilmesini ifade eder. Geleneksel yaklaşım ve yöntemlerin, günümüz imkânlarına uyarlandığı bu süreç, yaşam standartlarını yükselmesine ve ülke ekonomisine katkı sunma potansiyeline sahiptir. Türkiye, gelişim ve büyüme yolunda stratejik önem taşıyan sürdürülebilir kırsal kalkınma politikalarını benimsemektedir. Çok boyutlu ve insan odaklı bir kalkınma yaklaşımı; sektör ve kamu politikaları ve iş birliği, sürdürülebilir kırsal kalkınma ve
turizm konusunda Türkiye’nin potansiyelini gelecekte de desteklemeye devam edecektir.
Türkiye’de kırsal turizmin, devamlılık, iş birliği, kapsayıcılık gibi örneklendirilebileceğimiz tanımlamalar ve politikalar çerçevesinde tasarlanması ve uygulanması hâlinde; sürdürülebilir kırsal kalkınma ve kırsal turizmin verimliliğinin artması mümkün olabilir.
Kültür Turizmi ve Sürdürülebilirlik
Folklor, el sanatları, dokumacılık, tarihî unsurlar, medeniyetlere dair eserler vb. birçok değer kültür kavramını oluşturan unsurlardır. Bu değerleri kavramsallaştırmak adına “Kültürel Miras” ifadesi kullanılmaktadır. Kültür turizminin kaynağı olan “kültürel miras” kavramı ise zaman içinde değişen ve gelişen dinamik bir unsurdur ve müzeler gibi somut varlıklardan ve folklor gibi soyut unsurlardan meydana gelmektedir. Sahip olunan maddi ve manevi değerlerin turizmle bağdaştığı noktada ise “Kültür Turizmi” kavramı ortaya çıkmaktadır. Bu kavram sayesinde insanlar herhangi bir kültürü tanıma ve deneyimleme taleplerini, turizm faaliyetleri çerçevesinde karşılama imkânı bulmaktadırlar.
Kültür turizmi, ziyaretçilerin temel motivasyonlarının bir turizm destinasyonundaki somut ve somut olmayan kültürel cazibe merkezlerini gezmek, kültürel değer taşıyan ürünleri tanımak, keşfetmek, deneyimlemek ve tüketmek olduğu bir tür turizm etkinliği olarak da tanımlanmaktadır. Kültürel miras ve sürdürülebilir turizmin ortak paydaşları; ziyaretçiler, özel işletmeler, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları, kamu kurum ve kuruluşları, medya, yerel halk ve turizm/kültür profesyonelleri olarak sıralanabilir. Kültürel miras ve turizm kavramlarının uyumlu bir şekilde yönetilmesini ve paydaşların sorumluluklarının daha iyi anlaşılabilmesi açısından önemli olan bazı kavramlar aşağıda belirtilmiştir:
1. Yerel katılım 2. Eğitim ve uygulama 3. Aslına uygunluk ve yorumlama dengesi 4. Sürdürülebilir merkezli turizm yönetimi ve uygulama 5. Planlama ve yönetimin bütünleşmesi 6. Sürdürülebilir gelişim çerçevesi ve politikası kapsamında kültürel miras ve turizm birleşimi 7. Turizm gelişiminin kontrollü/dengeli büyümesi 8. Devlet ve paydaşların katılımının bütünleşmesi 9. Pazar ve ürün farklılaştırması 10. Yeterli ve farklılaştırılmış finansman 11. Uluslararası yönetişim ve destek 12. “Miras Sermayesi” yaklaşımı 13. Alan yönetimi 14. Destinasyon yönetimi 15. Teorik ve metodolojik bilgi temeli
Kültür Turizminin Türkiye Açısından Sürdürülebilirliği
Türkiye, kültür turizmine olanak sağlayacak maddi ve manevi değerler bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Türkiye doğal, tarihî ve kültürel kaynakların çeşitliliği,
iklimsel ve coğrafi konumunun katkı sağladığı turistik ürün çeşitliliği, gelişmiş mesleki ve sivil toplum kuruluşlarının yaygınlığı, yaratıcılık, yenilik ve farklılık yönünden güçlü bir turizm endüstrisi gibi faktörler açısından zengin bir turizm destinasyonudur. Tüm bu faktörler, sürdürülebilir turizm alternatiflerinin ülkemizde uygulanması açısından önemli avantajlar sağlamaktadır.
Türkiye’nin sahip olduğu kültürel varlık örnekleri ise bu başlık altında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) miras listeleri üzerinden verilmiştir. Bunlardan bazıları müze, arkeoloji müzeleri, tarih müzeleri, sanat müzesi ve ören yeridir.
UNESCO, Somut Olmayan Kültürel Miras’ı; toplulukların, grupların veya bireylerin, ait oldukları toplumla birlikte benimsedikleri uygulamalar, bilgi ve beceriler, araç gereçler ve alanlar olarak tanımlamaktadır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak yinelenir ve bu durumda kimlik oluşur. Türkiye’nin Dünya Miras Listesi’nde yer alan somut olmayan varlıklarından bazıları da UNESCO tarafından tescillenmiştir. Bunlardan bazıları Meddahlık geleneği, Mevlevi sema Törenleri, Karagöz, Türk kahvesi ve geleneğidir.
Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) de somut kültürel varlıklar için yürütülen çalışmalar bakımından önemli bir kuruluştur. Bu kuruluş tarihî anıtlar ve sitlerin korunması ve değerlendirilmesine yönelik ilkeler, teknikler ve siyasetler geliştirmek ve ilgili her türlü araştırmayı desteklemek ve yönlendirmek amacıyla hareket etmektedir. Konsey üyeleri arasında Türkiye de yer almaktadır. ICOMOS’un kültürel miras varlıklarını koruma kapsamındaki genel amaçlarına ek olarak Türkiye Milli Komitesi tüzüğünde; “Türkiye’deki taşınmaz kültür varlıklarının uluslararası düzeyde tanıtılmasını sağlamak” ve “Kültür kanalıyla uluslararası ilişkilerin gelişmesine yardımcı olmak” şeklinde iki madde daha eklenmiştir.
Türkiye’nin Kültür Turizmi kapsamındaki genel amaçları, hedefleri ve tedbirleri aşağıdaki iki madde ile örneklendirilebilir:
• Kentsel dönüşümlerde kültürel mirasın dikkate alınması ve üst ölçekli planların içerisinde kültür turizmi odaklarının belirlenmesi, • Kültür turizmine ilişkin altyapı eksikliklerinin tamamlanarak pazarın çeşitlendirilmesi ve alternatif turizm türlerinin geliştirilmesi.
Kültür Turizmi Kapsamında Ele Alınabilecek Diğer Turizm Türleri ve Türkiye’den Örnekler
Kültür turizminin ilişkilendirilebileceği birçok turizm aktivitesi olmakla birlikte; bu başlık altında İnanç Turizmi, İpek Yolu Turizmi ve Mağara Turizmi ele alınmıştır.
Türkiye’de Sürdürülebilir Kültür Turizminin Geleceği
Türkiye, bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değerler taşıyan, yer üstünde, yer altında veya su altındaki
bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar yani kültürel varlıklar bakımından oldukça verimli bir ülkedir. Bu varlıkların denetim altında tutularak korunması ise kültürel mirasın uzun yıllar boyunca varlığını sürdürebilmesi için bir gerekliliktir. Türkiye’nin Pazar payının arttırılması için çalışmalar sürdürülmektedir. Türkiye’nin iki çeşit ulusal envanteri bulunmaktadır. Bunlar; Yaşayan İnsan Hazineleri (YİH) Ulusal Envanteri ve Somut Olmayan Kültürel Miras (Somut Olmayan Kültürel Miras) Ulusal Envanteri olarak adlandırılmaktadır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde hazırlanan Türkiye Kültür Portalı’nda, Kültür turizmine yönelik tanıtımlar kapsamında somut ve somut olmayan varlıklar ele alınmıştır.
UNESCO’nun 17 Ekim 2003 tarihinde Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ni kabul etmesinin ardından Türkiye, 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’la bu sürece dâhil olmuş ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf olmuştur. Sözleşme çalışmaları kapsamında; uluslararası listelere dosya hazırlık çalışmaları ile somut olmayan kültürel miras envanter çalışmaları da yürütülmektedir.
Sözleşme çalışmaları kapsamında; uluslararası listelere dosya hazırlık çalışmaları ile somut olmayan kültürel miras envanter çalışmaları da yürütülmektedir. Sözleşme’nin amaçları;
• Somut olmayan kültürel mirası korumak, • Somut olmayan kültürel mirasın taşıyıcısı konumundaki toplulukların, grupların ve bireylerin somut olmayan kültürel mirasına saygı göstermek, • Somut olmayan kültürel mirasın önemi konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde duyarlılığı artırmak ve karşılıklı değer bilirliği sağlamak, • Uluslararası iş birliği ve yardımlaşmayı sağlamak, olarak sıralanmaktadır.
Türkiye 2023 Turizm Stratejisi kapsamında yayımlanan planlamada, kültür turizmine yönelik hedeflerini de belirlemiştir.
Sürdürülebilir Turizm Kapsamında Türkiye’de Uygulanabilecek Diğer Turizm Çeşitleri
Uygulama alanları ve yaygınlığı değişebilen diğer turizm çeşitleri de ülkemizde örneklerine rastlanan ve sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilecek olan turizm faaliyetlerinin arasında yer almaktadır. Bunlar:
• Spor Turizmi • Yürüyüş Turizmi • Bisiklet Turizmi • Jeoloji Turizmi • Sağlık Turizmi/Termal Turizm • Botanik Turizmi • Kuş Gözlemciliği • Kamp Ve Karavan Turizmi • Gönüllü Turizmi