AÖF Soru Bankası

Sürdürülebilir TurizmÜnite 4 Özeti

Sürdürülebilir Turizmde Sertifikasyon Sistemleri

TRZ402U-SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM

Ünite 4: Sürdürülebilir Turizmde Sertifikasyon Sistemleri

Giriş

Sürdürülebilirlik kavramı 1960’lı yıllarla birlikte insan hayatına girmiş olan, günümüzde ise hayatın merkezine yerleşmiş bir kavramdır. Sürdürülebilirlik çalışmalarında bireylere büyük görevler düşmekle birlikte daha büyük tüketimin kaynağı olan işletmelere tahmin edilebileceği gibi daha da büyük görevler düşmektedir.

Sürdürülebilir uygulamaların gerçekleştirilebilmesi için ulusal ve uluslararası sertifikasyonlar ve eko-etiketlerden yararlanılmaktadır. İşletmenin uluslararası ve ulusal standartlara uygun bir şekilde sürdürülebilirlik faaliyetlerini gerçekleştirdiğinin en önemli kanıtı bu sertifikalardır. Sertifikasyonlar da zaman içerisinde çeşitlenmiş ve farklı alanları kapsayan farklı sertifikalar ortaya çıkmıştır.

Sürdürülebilir Turizmde Sertifikasyon ve Eko- Etiketler

Turizm sektörü, günümüzde milyonlarca etkileşimin bir arada ortaya çıktığı, kendine özgü tarihi ve dili olan ve çok sayıda insanın katıldığı bir kitle hareketi niteliği kazanmıştır. Turizm; uçak şirketleri, deniz yolları, tren, kiralık araba şirketleri, seyahat pazarlamacıları olan acenteler ile sorunlara çare bulan kişiler, pansiyonlar, restoranlar ve toplantı merkezleri gibi kimi büyük, kimi küçük iş kollarından oluşan 41 değişik sektörle bağlantılıdır. Turizm sektörü, bünyesinde yüzlerce yan kuruluşu barındıran bir şemsiye görünümündedir.

Günümüzde işletmeler, hangi sektörde olursa olsun, çevresel sorunlara duyarlı olmadan varlıklarını sürdüremeyeceklerini anlamıştır. Bu doğrultuda, işletmeler yapacakları her türlü faaliyetin çevre boyutunu iş stratejilerine ve uzun vadeli planlarına almak zorundadır. Çünkü her türlü pazarda çevresel duyarlılık artık rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Bu noktada sürdürülebilir turizm için de sertifikasyon programlarının ve eko-etiketlerin önemi artmaktadır.

Turizm sektöründe anahtar kavramlardan birisi olan sertifikasyon; eğitim, işletmecilik, yönetim gibi alanlarda standardizasyonu sağlama, değerlendirmeyi ve denetlemeyi mümkün kılma ve bunu kamu ve özel sektörün ortak katılımı ile gerçekleştirme, uluslararası kriterlere göre motivasyon, verimlilik, başarı, iş kalitesinin artırılması, istihdamın gelişmesi adına gerekli bilgi ve beceri düzeyinin belirlenmesini sağlayan onaylama ve belgeleme sürecidir.

Çevresel ve sosyal performansı geliştiren sürdürülebilirlik sertifikasyonuna dayalı yöntemler eko-etiketler, etik kodlar, kıyaslama, en iyi uygulamalar ve ödüller gibi faaliyetleri içermektedir. Eko-etiketler ürün ve hizmetlerin çevresel sicilleri hakkında güvenilir bilgi sağlayan gönüllülük esasına dayalı, katılımcı, piyasa temelli ekonomik araçlar olarak değerlendirilmektedir.

Bugün AB Eko-Etiketi çok geniş bir ürün ve hizmet yelpazesini kapsamakta olup yeni gruplar sürekli olarak ilave edilmektedir. Eko-etiket alabilecek mevcut ürünler ve

üzerinde çalışmalar yapılan ürünler buradan izlenmektedir. Tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de çevre sorunlarına karşı kamuoyu bilincinin hızla artmasıyla gerek piyasanın gerekse tüketicilerin çevre dostu ürünlere yönelik ilgilerinin de arttığı bir gerçektir.

Eko-etiketler sayesinde işletmeler, tüketicilere çevreye karşı duyarlı olduklarını ispatlamaktadır. Eko-etiketleme, turistik ürün ve hizmetlerin üretilmesi ve sunulması sürecindeki olumsuz etkileri azaltma yeteneğine sahip olmakla birlikte destinasyonların çevre kalitesinin iyileştirilmesine yönelik etkin piyasa tabanlı bir araçtır. Eko-etiket, ekolojik dengeyi bozmayan firmalara verilen bir nevi temiz kâğıdı niteliğindedir.

Sürdürülebilir turizm sertifikasyon programları turistik faaliyetlerde çevresel ilkelere uyulmasının ötesinde, içsel ve dışsal, çevresel, sosyokültürel ve ekonomik etkileri eşit olarak göz önünde bulunduracak temel ilkelerin oluşturulmasını amaçlamaktadır. Uluslararası, bölgesel veya ulusal birçok sürdürülebilir sertifikasyon programı olmakla birlikte, bütün sertifikasyon programları en azından aşağıda belirtilen beş temel unsuru taşımalıdır:

• Gönüllü Katılım: Günümüzde turizm en- düstrisindeki tüm sertifikasyon programları gönüllü olup işletmeler bu programları uygulayıp uygulamamak konusunda kendileri karar vermektedir. Bu işletmelerin çoğu, sertifikaları kendilerine pazarda bir farklılık yaratacağı ve kârlılıklarını artıracaklarını düşünerek uygulamaktadır. • Logo: Bütün programlar müşterileri tarafından tanınmak için bir logo, simge veya etiket tasarlamaktadır. Programın gerekleri yerine getirilip sertifika alındıktan sonra logoların kullanım izni verilmektedir. • Yasalarla Uyumlu Olması veya Onları Geliştirmesi: Sürdürülebilir turizm ve ekoturizm sertifikasyon programları gibi performans temeline dayalı programlar; yerel, ulusal, bölgesel veya uluslararası düzenlemelere uyum sağlamalarının ötesinde sosyokültürel ve çevrenin korunmasına yönelik kriterleri de taşırken süreç temeline dayalı programlar; belirtilen düzenlemeler için uyulması gereken asgari kuralları gerektirir. Yasal düzenlemeler, ülkeden ülkeye, gösterdikleri titizliğe veya uygulama şekillerine göre farklılık göstermektedir. • Değerlendirme ve Kontrol: Sertifikasyon programlarının başarısı sürekli değerlendirme ve kontrol süreçlerinin olmasına bağlıdır. • Üyelik ve Katılım Ücretleri: Birçok sertifikasyon programı katılım ücreti almaktadır.

Uluslararası Sertifikasyon Sistemleri

Sürdürülebilirlik kapsamında uluslararası kabul edilen pek çok standart bulunmaktadır. Bu standartların belli başlı bazı sertifikalarla korunmakta olup bir anlamda turizm


destinasyonunun veya işletmenin uluslararası standartlarda faaliyetler gösterdiği şeklinde de değerlendirilebilir. Bu bölümde turizm sektöründe kullanılan uluslararası sertifikalar olan Mavi Bayrak, Yeşil Küre, ISO 14001 ve Yeşil Restoranlar anlatılacaktır.

Mavi Bayrak, gerekli standartları taşıyan nitelikli plaj, marina ve yatlara verilen uluslararası bir çevre ödülüdür. Mavi Bayrak Türkiye’ye göre Mavi Bayrak programı temiz, bakımlı, donanımlı, güvenli ve dolayısıyla uygar bir çevrenin sembolüdür. Plajlar için özünde temiz deniz suyu, sonrasında da çevre eğitimi ve bilgilendirmeye önem veren, gerekli donanıma sahip iyi bir çevre yönetimini temsil etmektedir.

Mavi Bayrak uluslararası alanda ilk kez Fransa’da 1985 yılında, Avrupa Birliği’nde 1987 yılında, Türkiye’de 1993 yılında ve Avrupa kıtası dışındaki ülkelerde 2000 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Türkiye’de Mavi Bayrak Programı’nı yürütmekten sorumlu tek yetkili kuruluş Türkiye Çevre Eğitim Vakfı-TÜRÇEV’dir.

Mavi Bayrak ödülünün temel amacı, hijyenik ve güvenli ortamlar sunmanın yanında yüksek çevre standartları sağlayan marina ve plajları tanımlayarak sürdürülebilir turizmi kıyı yönetimiyle bütünleştirmektir. Plaj, marina ve yatlara verilen uluslararası bir çevre ödülü olan Mavi Bayrak ile deniz suyunun temizliği ve çevre bilincinin oluşturulmasına yönelik etkinlikler yapılmaktadır. Bu nedenle Mavi Bayrak, bir marka veya eko-etiket özelliğini taşımaktadır. Mavi Bayrak eko etiketi çevreyi koruma ve pazarlama amacıyla kullanılabilecek güçlü bir araçtır.

Mavi Bayrak Programı plajlarda sürdürülebilir kalkınmayı desteklemektedir. Program; yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, çevre eğitimi ve can güvenliği konularında yüksek standartlara ulaşmak için yerel yönetimler ve plaj işletmelerini zorlamaktadır. Plajlar için Mavi Bayrak’ın alınabilmesine ilişkin dört ana başlık altında 33 kriter belirlenmiştir.

Marinaların Mavi Bayrak alabilmesi için 21’i zorunlu 17’si ise kılavuz olmak üzere toplam 38 kriter bulunmaktadır. Mavi Bayrak marina kriterlerini içeren ana başlıklar sırasıyla; çevre eğitimi ve bilgilendirme, çevre yönetimi, güvenlik ve hizmetler, su kalitesi, kurumsal sosyal sorumluluk ve halkın katılımı olarak belirlenmiştir.

Tekneler için Mavi Bayrak Ödülü ise 2004 yılından beri verilmektedir. Bireysel yatlar ve turizm teknelerinin Mavi Bayrak ödülünü alabilmesi için farklı kriterler bulunmaktadır. Yatlarda Mavi Bayrak; çevre yönetimi, çevre eğitimi ve bilgilendirme, can güvenliği ve hizmetler ile ilgili belirlenen kriterleri uygulayan yatlara, bir yıllığına verilen sembolik bir bayraktır. Yatların Mavi Bayrak ödülünü alabilmesi için ise 17 adet davranış kuralı bulunmaktadır. Turizm tekneleri için belirlenen kriterler Mavi Bayraklı sürdürülebilir tekne turizmi kriterlerinin ve bunlara ilişkin gerekliliklerin ortak anlayışını oluşturmaktadır. Toplamda 51 tane genel kriter bulunmakla birlikte farklı turizm tekneleri için farklı ek kriterler de yer almaktadır.

Mavi Bayrak ödülüne sahip olmak için; öncelikle belediyelerin, marina yetkililerinin veya turizm işletmelerinin TÜRÇEV’e (Türkiye Çevre Eğitim Vakfı) başvuruda bulunması gerekmektedir. Bu başvurular, kriterler kapsamında değerlendirilerek uygun olanlar için gerekli dokümanlar hazırlanmakta ve ulusal jürinin onayına sunulmaktadır. Ulusal jürinin uygun gördüğü plaj ve marinalarla ilgili bilgiler TÜRÇEV tarafından Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (Foundation For Environmental Education-FEE) yani FEE’ye gönderilmekte ve FEE bu başvuruları inceleyerek Mavi Bayrak ödülünün verilip verilmeyeceğine karar vermektedir. Mavi Bayrak ödülünü alan plaj, marina ve yatlar sezon içerisinde denetlenmekte ve denetlemeler sırasında herhangi bir sorunun tespit edilmesi hâlinde sorun giderilinceye kadar Mavi Bayrak indirilmektedir.

Yeşil Küre, seyahat ve turizmi sürdürülebilir nitelikte tüketiciler, üreticiler ve toplumlar için kolaylaştıran, dünya çapında referans olarak gösteren bir programdır. Programın temeli, 1992 yılında Rio de Janeiro’da gerçekleştirilen “Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi” ve “Gündem 21”e dayanmaktadır. 1994 yılında kurulan Yeşil Küre programına havaalanları, spa merkezleri, golf merkezleri, marinalar, oteller, restoranlar, destinasyonlar ve kongre merkezleri başvurabilmektedir. Programın Afrika, Amerika, Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Karayipler Bölgelerinden toplam 78 üye ülkesi bulunmaktadır. Türkiye’de ise 2020 yılı itibariyle yedi farklı turizm işletmesi Yeşil Küre etiketine sahiptir.

Yeşil Küre etiketine sahip olunabilmesi için dört temel başlık altında bulunan 25 temel kriterin yerine getirilmesi gerekmektedir. Temel başlıklar sırasıyla a) Sürdürülebilir Yönetim Kriterleri, b) Sosyal/Ekonomik Kriterler, c) Kültürel Miras Kriterleri ve d) Çevre Kriterleridir. Belirlenen kriterler yerine getirildikten sonra zamanla gerçekleşen üç farklı Yeşil Küre üyelik seviyesi bulunmaktadır. Bunlar:

• Onaylanmış Üye: Yeşil Küre standartlarının zorunlu tüm maddelerini yerine getiren üyelere verilmektedir. • Altın Üye: Beş yıl kesintisiz olarak onaylanmış üye statüsünde bulunanlara verilmektedir. Bu üyelik tipi sadece bütün kriterleri yerine getirmiş ve zorunlu denetlemeleri başarıyla geçmiş üyelere verilmektedir. • Platin Üye: On yıl boyunca kesintisiz bir şekilde onaylanmış üye olan üyelere verilmektedir ve alınabilecek en yüksek Yeşil Küre statüsüdür.

ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Standardı, işletmelerin uygulamakta olduğu çalışmaların, gerçekleşmesi mümkün olan çevre etkilerini kontrol altına alabilmeleri için gerekli yapıyı sağlayan bir standartlar serisidir. ISO 14001 ilk olarak şirketlerin çevreye etkilerini azaltmak için daha iyi yönetim biçimi oluşturma amacıyla geliştirilmiştir. ISO 14001 standardı, hava kirliliği, su ve kanalizasyon sorunları, kaynakların verimli kullanılması, atık yönetimi,


toprak kirliliği, iklim değişikliği ve uyum ile ilgili bütün çevresel konuları dikkate almaktadır.

Bir işletme çevre yönetimi için anahtar seri olarak ISO 14001 çevre yönetim sertifikası almak için öncelikle ilgili konuda lisans sahibi bir kuruluş aracılığıyla başvuru yapmaktadır. Daha sonra da belli bir denetim sisteminden geçtikten ve üretim süreçlerini standart ilkelere uygun hâle getirdiği tespit edildikten sonra sertifika almaktadır.

Yeşil restoranlar, enerjinin verimli kullanıldığı, gürültü ve hava kirliliğine duyarlı, katı atıkları geri dönüştüren, doğru boşaltım gerçekleştiren, toksik madde içermeyen temizlik malzemeleri kullanılan, çalışanları çevre bilinci konusunda eğitilen, sürdürülebilir mobilya ve ekipmana sahip olan ve yerel pazarlardan organik yiyecek tedarik eden işletmeler olarak tanımlanmaktadır.

Yeşil restorancılık tek başına bir sertifikasyon sistemi veya eko-etiket yerine bir akım olarak ele alınmalıdır. İlk olarak 1994 yılında Lorenzini tarafından ortaya çıkarılan yeşil restoran akımı günümüzde birçok restoran tarafından uygulanmaktadır.

Ulusal Sertifikasyon Sistemleri

Sürdürülebilirlik ile ilgili uluslararası sertifikasyonların yanı sıra ulusal düzeyde verilen belgeler de bulunmaktadır. Bu belgeler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilebildiği gibi çeşitli odalarca da dağıtılmaktadır.

Yeşil Yıldız: Sürdürülebilir turizm kapsamında, çevrenin korunması, çevre bilincinin geliştirilmesi, turistik tesislerin çevreye olan olumlu katkılarının teşvik edilmesi ve özendirilmesi amacıyla, çevreye duyarlı konaklama tesislerinin sınıflandırılmasına ve belgelendirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla “Yeşil Yıldız-Çevreye Duyarlı Konaklama Tesisi Belgesi” uygulamasına başlanmıştır (Kızılırmak, 2011). Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2008 yılında yürürlüğe geçirilen Yeşil Yıldız sertifikasyon programı, otellerin inşaat aşamasından itibaren çevreye duyarlı olarak tasarlanması, planlanması ve işletmeye açılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Yeşil Yıldız sertifikasını alabilmek için oteller; enerji, su, çevreye zararlı maddelerin tüketiminin ve atık miktarının azaltılmasını, enerji verimliliğinin artırılmasını, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşvik edilmesini, konaklama işletmelerinin yatırım aşamasından itibaren çevreye duyarlı olarak planlamalarını ve çevreye duyarlılık konusunda eğitim sağlamak gibi uygulamaları yerine getirmek durumundadır.

Yeşil Yıldız sertifikasına başvurabilmek için konaklama işletmelerinin öncelikle sekiz farklı kriteri yerine getirmesi gerekmektedir. Temel kriterler yerine getirildiği takdirde konaklama işletmeleri Yeşil Yıldız sertifikası için değerlendirmeye alınmaktadır. Mevcut sekiz temel kriter yerine getirildiği takdirde başvuran konaklama işletmeleri on farklı ana başlık altında bulunan 122 maddelik ikinci bir değerlendirmeye tabi tutulurlar.

Beyaz Yıldız: Beyaz Yıldız uygulaması, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) tarafından hazırlanan ve daha temiz, sürdürülebilir bir çevreye katkı sağlamak için Ağustos 2008’de uygulanmaya başlanan bir eko- etiketlemedir. Tamamen gönüllü katılım esasına göre yapılmakta olan Beyaz Yıldız uygulamasında turistik işletmelerde kullanılan su, elektrik, enerji, kimyasal ve katı atık miktarının kontrol altına alınması, çevreye ve doğal kaynaklara yönelik oluşabilecek zararın minimize edilmesi hedeflenmektedir. Projede tesislerin misafirlerinin konforundan taviz vermeden, onların da bu çevresel duyarlığa katılımcı olmalarının sağlanması amaçlanmaktadır.

Yeşillenen Oteller: Yeşillenen Oteller projesi “Sürdürülebilir Turizm” için turizm tesislerini daha yeşil olmaya teşvik etmektedir. Proje, tıpkı “Beyaz Yıldız” projesi gibi tamamen bir sosyal sorumluluk kampanyasıdır. Proje kapsamında otellerin enerji yönetimi, su tasarrufu, iç hava kalitesinin artırılması ve atık azaltımı/geri dönüşümü yer almaktadır. Sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilir çevre hedefiyle, çevreyi korumak adına genel amaç; tesislerin hizmet kalitesinden ödün vermeden çevreye vereceği zararı en aza indirgemektir. Yeşillenen oteller projesinin denetimleri tarafsız bir şekilde dünyanın en büyük akreditasyon firmalarından biri olan “Bureau Veritas” tarafından yapılmaktadır. 2020 itibariyle ülkemizde yeşillenen oteller eko etiketine sahip 65 tesis bulunmaktadır.

Yeşillenen Oteller sertifikası almak için aday tesisler dört temel alan üzerinden değerlendirilmektedir. Bu alanlar sırasıyla; Enerji Yönetimi, Su Yönetimi, İç Hava Kalitesinin Artırılması, Atık Azaltımı ve Geri Dönüşümdür.

Yeşil Nesil Restoran: Yeşil Nesil Restorancılık sertifikası, Boğaziçi Üniversitesi ve WWF-Türkiye ortak çalışmasıyla oluşturulan Türkiye’ye özgü bir sertifika sistemidir. Yeşil Nesil Restorancılık ile tüketimin daha sorumlu yapılabilmesi için hem yiyecek içecek işletmelerinin hem de tüketicilerin ortak bilgi ve farkındalık seviyesinde olmaları gerekliliği üzerinde durulmaktadır. İstanbul’da pilot olarak seçilen restoranlarda uygulanmaya başlanan Yeşil Nesil Restoran Hareketi yiyecek içecek sektöründe bilinçli tüketim farkındalığıyla işletmelerdeki atık oranını azaltırken, oluşan atığı da dönüştürerek enerji verimliliği sağlamayı hedeflemektedir.

Yeşil Nesil Restoran olabilme sürecinde bir restoranın yerine getirmesi gereken yedi ana başlık ve bu ana başlıklar altında alt başlıklar ile birlikte toplamda 95 kriter bulunmaktadır. Bu kriterler işletme imajı, tasarruf ve işletmenin sürdürülebilirliği için oldukça önemlidir. Bu kriterlerin bazıları gönüllülük esasına dayanırken bazılarının zorunlu olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bir kısmı çok basitken bir kısmı oldukça maliyetlidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında