AÖF Soru Bankası

Toplum Temelli TurizmÜnite 6 Özeti

Toplum Temelli Turizm ve Yerel Kültür

TRZ302U-TOPLUM TEMELLİ TURİZM

Ünite 6: Toplum Temelli Turizm ve Yerel Kültür

Toplum Temelli Turizm ve Sosyokültürel Değerler

Toplum temelli turizmde sosyokültürel değerler iki farklı boyutta ele alınabilir:

1. Yerel toplumların sahip olduğu farklı kültürlerin bir turizm çekiciliği olarak şekillenmesidir. 2. Destinasyonlarda yaşanan turizm gelişiminin yöre halkının kültürü üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin olmasıdır.

Turizm Çekiciliği Olarak Kültür

Kültür, “bir grup insan tarafından paylaşılan, ancak her birey için farklı olan, bir nesilden diğerine iletilen tutumlar, değerler, inançlar ve davranışlar kümesi” olarak tanımlanabilir.

İngiliz ve Amerikan sosyal teorilerinin kültüre bakış açısı aşağıdaki dört katmanda özetlenebilir:

1. Bilişsel bir kategori olarak kültür: Temel hedefi insanın amacına ulaşması ya da özgürleşmesi olan bu kategoride, kültür bir düşünüş şekli olarak ele alınmaktadır. Bir aşamada oldukça bireysel bir felsefe, diğer aşamada ise felsefi açıdan farklılığa, seçiciliğe ve insanın üstünlüğüne adanmışlık halidir diye tanımlandığından, turizm alanı ile de yakından ilişkili olmaktadır. 2. Daha somut ve kolektif bir kategori olarak kültür: Kültürü, toplumda entelektüel ve/veya ahlaki bir gelişme durumunu tetiklediği yönündeki bakış açısı, kültürü medeniyet fikriyle bağdaştıran bir konuma sahip olmaktadır. Kültürü ampirik bir şekilde ele alan bu bakış açısı, aslında Batı kökenli bir bakış açısını yansıtmaktadır. Kültüre tutucu bir şekilde yaklaşan, kültürü hiyerarşik bir sınıflamaya sokan bu bakış açısı, Batılı olmayan kültürleri ve farklı gelenekleri hiyerarşik olarak daha aşağıda kabul eder. Bu kültür kavramının karşılığı otantik turizm olarak ifade edilebilir. 3. Betimsel ve somut bir kategori olarak kültür: Bu bakış açısına göre kültür, herhangi bir toplumdaki sanat ve entelektüel eserler bütünüdür ve daha çok günlük dilde kullanılan kültür kelimesinin karşılığıdır. Bu kültür kavramının turizmdeki karşılığı kültür turizminde görülebilir. 4. Toplumsal bir kategori olarak kültür: Sosyoloji, antropoloji ve kültürel çalışmaların alanına giren bu kategorideki kültür kavramı, insanların yaşayış şeklinin tümüdür.

Bu sınıflama turizm ile kültürün birbirilerinin ayrılmaz birer parçası olduklarını göstermektedir.

Toplum Temelli Turizm ile Yerel Kültür İlişkisi

Toplum temelli turizm yerel kültürle özellikle turizmin etkileri ve turizm çekicilikleri bağlamında ilişkilidir. Bu

turizm türü ayrıca, yerel kültür ve miras kaynaklarını korumanın ve zenginleştirmenin yollarını da bulmalıdır. Toplum temelli turizm gelişmekte olan ülkeler ile gittikçe daha fazla ilişkili hâle gelmektedir. Toplum temelli turizm, tur operatörleri ya da zengin kesimin turizm üzerinde kurduğu hâkimiyeti bertaraf ederek yoksullukla savaşan önemli bir araçtır.

Toplum temelli turizm projeleri çoğu zaman ekoturizm bağlamında şekillense de en umut vadeden program türü kültür turizmi ile ilişkilendirilmiş hâli olarak görülmektedir. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) küresel turizm pazarında en büyük alanlardan birinin kültür turizmi olduğunu belirtmektedir. Toplum temelli turizmin, özellikle kültür turizmi bağlamındaki esas gücü, kırsal toplumları güçlendirme potansiyeli, gelişime ve yoksullukla savaşmaya belirgin katkılar sağlamasıdır.

Toplum temelli turizmin kültürel bağlamının bulunması, bu turizm türünün gerçekleştiği toplumlarda yalnızca yerel ekonominin değil, aynı zamanda, kültürün de birçok yönden gelişmesini sağlamaktadır.

İnsanların seyahat etme kararının arkasında birçok farklı etmen olması yanı sıra temel neden aslında turistlerin merakıdır. Bu da kültür odaklı turizm için belirgin bir potansiyel oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, birçok destinasyon sahip olduğu turizm çekiciliğini kültürüne, kültürel aktivitelere ve farklı (ya da egzotik) görülen kültürel ortamına borçludur. Bu durumun ise sosyal ve toplumsal sonuçları vardır. Bu nedenle turizm, yaratabileceği bu güçlü etkiler sebebiyle, sosyokültürel bir etkinlik olarak hem seyahat edenler hem de yerel halkın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır.

Turizmin kültür üzerindeki etkileri arasında olumlu etkiler de mevcuttur.

• Turizmin sosyal ve kültürel faydalarının içinde, turizm yoluyla eğitimin mümkün kılınması, yerel kültür ve tarihi koruma yeteneği, ziyaretçilerin olduğu kadar yerel toplumların da yarar sağlaması bulunmaktadır. • Doğal kaynaklara dayalı turizm türlerinin gerçekleştiği bölgelerde, turizm yerel halkın çevre ile bağ kurmasını sağlayabilir ve çevrenin korunması için güçlü bir gerekçe sağlar. • Ayrıca, turizm, turistler ve yerel halk arasında yarattığı etkileşim yoluyla, yerli halkın yeteneklerini geliştirerek sosyal sermayesini artırır.

Turizm ve Etno-Gelişim

Etno-gelişim; etnik, azınlık ve/veya sömürülen grupların kendi kültürlerine özgü değerlerinin, bu grupların sömürü ve baskıya direnme yeteneklerini güçlendirecek şekilde canlandırılmasıdır. Bu girişimler, söz konusu grupların gelişimlerini etkileyen politik, ekonomik, sosyal ve kültürel süreçleri daha etkin kontrol etmelerini sağlayarak


bağımsız karar verme güçlerine odaklanmaktadır. Etno- gelişim, merkezinde kültürün bulunduğu bir gelişim yaklaşımıdır.

Toplum temelli turizm, güçlendirme, toplumların kendine yetebilmesi, sürdürülebilirlik, koruma ve yaşam şartlarının iyileştirilerek kültürün zenginleştirilmesi gibi özelliklere sahip olan bir stratejidir. Yerel halkın kendine yetebilmesi, yerel bilgi ve üretim sistemlerinin Batı odaklı olmayan bir hâl alabilmesi için önemlidir. Bu nedenle, yerel kültürel bağlam özellikle yoksul toplumlardaki gelişimde ön plana çıkmaktadır.

Toplum temelli turizm, eşit güç ilişkilerini benimseyerek daha adil bir sosyal eşitliği yakalamaya çalışır. Kontrolün toplumda olmasını amaçlayan bu turizm türü, ekonomide egemen olan güçlerle bağların koparılmasına da hizmet eder. Ancak yine de güç dengesizlikleri ve daha büyük güçlerin bu iş koluna müdahalesi ortaya çıkabilir. Genellikle, toplum temelli turizmde yer alan toplum üyeleri bu güç dengesizliklerinin tam olarak farkında olamaz. Çoğu zaman eğitimsiz ve yoksul olan kesim için bu güç dengesizliklerinin yönetilmesi de zordur. Güç dengesizliği toplum içinde ise alınacak önlemlerle engellenmeye çalışılır. Dışarıdan bir danışman tutulması bu önlemlere bir örnektir.

Toplum temelli turizmin başarılı olması için öncelikle yerel halkın güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için yapılabilecekler arasında:

• Turizm amacıyla başlayacak olan projelerin öncesinde verilecek resmi ve resmi olmayan eğitimler, güçlendirme için kullanılabilecek araçlardan biridir. • Ortak girişim (joint venture) sistemleri, toplum temelli turizm faaliyetlerinin yürütüldüğü toplumların yönetim yeteneklerinin geliştirilmesi ve bu toplumların yönetimde söz sahibi olabilmesi adına başarılı sonuçları verebilmektedir.

Buna karşılık toplum temelli turizmde gelişimi önleyecek bazı engeller arasında ise:

• Güç dengesizliklerini besleyecek geleneksel güç yapıları, • Cinsiyet ve ırk konularıyla ilgili olarak güç eşitsizlikleri, • Turizm endüstrisi hakkında bilgi ve farkındalık eksiği, • Pazarlama kapasitesinde eksiklikler, • Civar toplumların doğası ve yerel mülkiyetlere erişimin eşit olmaması sıralanabilir.

Kültürel Kimliğin Ekonomik Değeri

Turizm ürünlerinin birçoğu metalaştırılmış ve tatilcilerin tüketimine yönelik ticari paketler olarak sunulmuş olsa da turistlerin ilgisinin çok daha geniş sosyal sonuçları bulunmaktadır. Bu sosyal sonuçların önem seviyesi

aşağıdaki faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir:

• Turizm gelirlerinin değeri ve dağılımı, • Örgütsel gücün bulunduğu yer, • Devlet ve ulusal turizm örgütlerinin marjinal gruplara iş ve gelir yaratma yeteneğine dair olan algı, • Yerli halkların ve kültürlerinin sunumu ve imajı, • Parasal değerin normatif değerler sembollerine, din ve olası kutsal objelere atfedilmesi, • Turizmin esas olarak akın ettiği bölgelerdeki toplumların beklenti ve taleplerle nasıl baş edeceği, • Söz konusu yerel toplumların kazanılan parayı nasıl ve ne amaçla değerlendireceği, • Daha önceleri “ilkel” olarak algılanan insanların kültürlerinin ilgi çekmeye başlamasının nedeni.

Turizm bir endüstridir ve yapıları kar yaratabildiği ölçüde barınabilir. Ancak küçül işletmeler çok büyük maddi karlar elde etmez, daha ziyade duygusal getiriler elde ederler. Fayda maliyet analizi açısından bu duygusal getiriler de parasal kazançlar olarak nitelendirilebilir. Bu durumda da bu tür işletmelerin devamlılığında somut ve somut olmayan getirilerin toplamına bakılmaktadır.

Otantisite

Turizm endüstrisinin kültürü metalaştırma ihtiyacı, şeyleşme ve stereotipler yaratma riski taşımaktadır. Bu durum da toplumları doğal bir şekilde yenilik yapma ve değişimden alıkoyabilir. Çünkü bu toplumlar kırsal otantisitenin turistleri çeken temel özellikleri olduğunu düşünecek ve değişimden korkacaktır. Bu nedenle, aşırı romantikleşme ortaya çıkarsa, somut olmayan etkiler, turizm toplumu için zararlı bir hal alabilir.

Turizm bağlamında otantisite; gerçek, bozulmamış değerler ya da Batının modern dünyasından zaman ve mekân olarak uzak, eski kültürel pratiklere işaret etmektedir. Ne var ki birçok turizm aktivitesi kitle tüketimine yönelik olarak paketlenmekte ve sahnelenmektedir. Kültürel pratikler metalaşmakta ve bu nedenle, kavramın objektif bakış açısına göre, bu pratikler otantik olmayan bir yapıya bürünmektedir. Fakat turizm alanındaki birçok araştırmacı otantisitenin objektif, orijinal ya da gerçek olarak tanımlanması konusunda uzlaşamamıştır. Onun yerine, otantisite kavramı, farklı turizm bağlamlarında deneyimlenen sosyal olarak inşa edilmiş bir değere işaret etmeye başlamıştır.

Kültürel Kimlik

Genel anlamıyla kimlik, bireylerin kendilerini eşleştirebildikleri ya da başkaları tarafından ilişkilendirildikleri grup veya kategoriler ile aynı olan, ortak özellikleridir. Sosyal ve kültürel dünya kategorilere ayrılmıştır. Bireyler kendilerini bu kategorilere göre tanımlar ya da başkaları tarafından tanımlanırlar. Kültürel kimlik, paylaşılan bu ortak özelliklerin kültürel öğeler,


miras ve ırk gibi özelliklerin olmasıdır. Turizme konu olan kültürel kimlik, bir yandan turizmin şekillenmesinde güçlü bir etkiye sahipken diğer yandan turizm gelişiminden etkilenebilen hassas bir unsurdur. Bu etkiler uzun ya da kısa süreli olabilir.

Destinasyonlardaki yerel halkın turizm ihtiyaçları doğrultusunda kültürlerini değiştirmesinin ya da sahnelemesinin yalnızca kısa süreli etkileri değil, bu stratejilerin uzun süreli sonuçları dikkate alınmalıdır, çünkü uzun dönemde yerel kültürün kendine has özellikleri kaybolabilir ve böylece yerel halkın kültürünün çekiciliği de azalır.

Kültür ve Mekân

Macera turizmi ve ekoturizm gibi son zamanlarda ilgi çeken turizm türlerinde, ziyaretçilerin yerli rehberler eşliğinde doğal alanları deneyimlemesi güncel bir akımdır. Bir diğer akım ise kültür ve miras mekanlarının ekonomik ve sosyal değerinin bir turizm kaynağı olarak farkındalık kazanmış olmasıdır. Bu tür mekanlar çoğu zaman birey ya da grupların kimlikleri ile iç içedir. Geleneksel olarak bir mekânda yaşamakta olan yerli halk ile bu mekanlar arasındaki ilişki; manevi değerler, mitoloji, kaynak kullanımı, tarih ve önceki kuşaklardan süregelen bağlar etrafında şekillenmektedir. Yerli halkın bireysel ve kolektif kimliği bu tür kültürel mekânlarla iç içe olduğunda, bu kültüre dair izlenimler edinmek isteyen turistler için bir çekicilik unsuru hâline gelmektedir.

Mekan ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır ve sosyoloji çalışmalarında ‘toplum’ terimi tanımlanırken sıklıkla kullanılan bir özellik toplum üyelerinin ortak bir mekâna sahip olmasıdır.

Toplum ve mekân arasındaki ilişki ele alınırken bu ilişkinin değişmeyen, sabit bir yapıda olduğunun düşünülmesi bir yanılgıdır. Toplum grupları ve onların kendileri için belirlediği fiziki düzen arasındaki ilişki dinamiktir. Toplumların tarım ile tanışmasından itibaren aslında toplum ve mekân arasındaki ilişkinin sabit olması genel olarak kabul gören düşünce olmuştur. Ne var ki küresel durum bundan farklıdır. Bir mekânın sahibi olmayan birçok toplum vardır. Bunların içinde, mekâna bağlı bir milliyetçilik belirlemek yerine, kendilerini diasporik olarak tanımlayan toplumlar vardır.

Toplum ve mekân arasındaki ilişki zaman içinde değişiklik gösterdiğinden yer değiştirme de mümkün olacaktır. İnsanların sürekli olarak hareket etmesi ve miras öğelerinin de büyük bir kısmının hareketli olması bu ikisinin birbirinden ayrı düşmesine neden olmaktadır. Bu durumda, mekânsız toplumlar değil, yanlış mekânda olan toplumlar ortaya çıkmaktadır. Söz konusu değişim iki şekilde ortaya çıkabilir: Ya toplumun fiziki konumunda bir değişim vardır ya da mekânın yapısı o denli değişmiştir ki toplum kendini artık bu mekânla özdeşleştiremez.

Ashworth’a göre, turizm yerel toplumlara kimliklerini yansıtan bir ayna gibidir. Bu toplumlar, turizmin etkilerini kendilerine göre şekillendirerek adapte olmaktadırlar.

Yerli halkların çoğunun kimlikleri ile yaşadıkları yer arasında sıkı bağlar mevcuttur. Yaşadıkları yere manevi düzeyde bağlı olan bu insanlar için yaşadıkları topraklar kültürlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yer bağlılığı insanların bir yer ile bağ kurması ve bu yere atfettikleri anlamı ifade etmektedir. Bu kavram iki boyutlu ele alınmaktadır: duygusal (yer kimliği) ve işlevsel (yere bağımlılık). Yer kimliği; yerlerin, bireylerin kimliklerini yer aracılığıyla ifade etme şekli anlamına gelmektedir. Bir yere olan bağımlılık ise istenen amaçlara ulaşmak için bir araç görevi gören bir yere olan bağlılığa işaret etmektedir. Bu nedenle, yer bağlılığı politika belirleyiciler ve yöneticilere toplum katılımını sağlamada önemli bir çerçeve sunmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında