TRZ301U-TURİZMDE GÜNCEL YAKLAŞIMLAR
Ünite 5: Yavaş Turizm
Yavaş Turizm Anlayışı
Dünya Turizm Örgütünün (World Tourism Organization- UNWTO) verilerine göre turizm günümüzde en çok gelir yaratan endüstrilerden biri haline gelmiştir. Turizm endüstrisi ülke ve yerel halk için ekonomik, sosyo-kültürel ve çevre bilinci gibi konularda olumlu etkiler sağlamaktadır. Ancak turizm endüstrisinin, bu olumlu etkilerinin yansıra, çevre kirliliği, kaynakların tüketilmesi ekosistemlerin bozulması gibi olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Bu nedenle turizmin olumlu etkilerinin sürdürülebilmesi ve olumsuz etkilerin aza indirgenebilmesi için sürdürülebilir turizm politikalarının oluşturulması önemlidir.
Turizmin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için sürdürülebilir turizm anlayışına dayalı birçok alternatif turizm türleri bulunmaktadır. Fakat bu türlerden farklı olarak felsefi bir anlayışa dayalı olan ve son yıllarda bahsi geçen Yavaş Turizm gelişmeye başlamıştır. Yavaş Turizmin en temelinde yavaşlık vardır ve bu anlayış iki temel prensibe dayanmaktadır. ‘Faaliyetleri doğru hızda yapmak’ ve ‘varılan yerle gerçek bir bağlantı kurmak’. Bu anlayışa göre ‘yavaşlık’, turizmin bir parçası olarak karşımıza çıkmakta ve ziyaretçilerin çevreye karşı artan duyarlılığına ve anlamlı bir deneyim arayışına vurgu yapmaktadır. Ayrıca bu anlayış kültüre, tarihe, doğal çevreye ve yerel halk ile sağlıklı bir iletişime değer veren bir turizm anlayışıdır. Yavaş Turizm, hızın hakim olduğu gündelik yaşamdan arınmak için ziyaretçilerin, yaşanan deneyimlerinin daha akılda kalıcı ve kaliteli olması için yeterince zaman ayırmasıdır. Yavaş Turizm, Kitle Turizmine (geleneksel turizm anlayışı) kıyasla, ekonomik çıkarlara ve hızlı tüketime değil, çevresel ve sosyal faktörlerin korunmasına yönelik bir anlayıştır. Yavaş Turizm anlayışını temelde aşağıda belirtilen unsurlar oluşturmaktadır:
• Yerelin kültürünü yansıtan ürünlerin kullanılması, • Ziyaretçilerin yöre sakinleriyle daha çok iletişim • ve etkileşim kurması, • Ziyaret edilen bölgeye ait kaynakların kullanımında sürdürülebilirlik anlayışına uygun • olarak hareket edilmesi.
Yavaş turizm anlayışıyla turizm faaliyetlerine katılan bir turist, bu anlayışı oluşturan, zaman, duygu, sürdürülebilirlik, özgünlük, yavaşlık ve etkileşim boyutlarını tamamen deneyimlemelidir. Aynı zamanda yavaş seyahat ve yavaş bir turist olmak bu boyutların önemli alt başlıklarındandır. Çevreye duyarlı olan bu yaklaşımda, turist hem çevreye daha az zararlı hem de ulaşım aracının yavaş olmasından kaynaklı, görülen yerleri ve konaklama mekanlarını daha iyi deneyimlemektedir.
Yavaş Turizm Anlayışının Ortaya Çıkışı
Endüstri devrimi ile birlikte artan hız ve verimlilik, insan yaşamı üzerinde zaman baskısının oluşmasına sebep olmuştur. Giderek artan hızlı yaşam küreselleşmenin de
etkisiyle, iş, alışveriş ve seyahat gibi konularda insan hayatını olumsuz yönde etkilemeye devam etmiştir. Bu olumsuz etkiler başta, yemek yeme alışkanlıklarını etkileyerek sağlık konusunda ciddi sorunlara yol açmıştır. Bu bağlamda insan hayatı üzerindeki hızlı yaşam tarzına doğrudan bir tepki olarak 1986 yılında Yavaş Yemek Hareketi, bir gastronomi girişimcisi olan Carlo Petrini tarafından İtalya’da kurulmuştur. Aynı zamanda bu hareket yiyeceğin küreselleşmesine ve ulusal mutfakları hızlı bir şekilde yok eden fast food zincir restoranlarına karşı mücadele vermektedir. Bu bağlamda Yavaş Yemek Hareketi, tarım, üretim ve gastronomi alanı için birbiriyle bağlantılı olan üç ilkeyi savunmaktadır;
• İyi Gıda: Duyuları tatmin eden, yerel kültürün bir parçası olan, taze ve mevsimine uygun lezzetli yemeği anlatır. • Temiz Gıda: Çevreye, yaban hayatına ve sağlığımıza zarar vermeyen bir gıda üretimi ve tüketimini anlatır. • Adil Gıda: Tüketiciler için erişilebilir fiyatlar küçük ölçekli üreticiler için ise uygun ücret ve çalışma koşullarını anlatır.
Yavaş Yemek Hareketi günümüz hızlı yaşamın olumsuz etkilerinden uzak farklı bir kültürel değişimin önünü açmaya çalışmaktadır. Aynı zamanda bu hareket yavaşlık felsefesine vurgu yapmaktadır. Aynı zamanda Yavaş Yeme Hareketi ‘yavaş’ anlayışının benimsenmesi için atılan ilk adımdır. Daha sonra ‘yavaş’ felsefesinin giderek kabul görmesiyle, bu anlayışın hayatın birçok alanına uygulanabileceği düşünülmüştür. Bu durumun sonunda birçok alanda değişikliklere öncülük edecek olan Yavaş Hareketi ortaya çıkmıştır.
Günümüz koşularının yaratığı hızlı tempo insan hayatını her yönden etkilemektedir. Bu etkiler sosyo-ekonomik ve insanlar arası iletişimin kaybolması gibi konulardır. Bu noktada Yavaş Hareketi, temel varoluşsal sorunlara yanıt aramaktadır. Yavaş Hareketi, var olan sistemin yarattığı modern kültürün ve hızlı tüketim toplumunun sürdürülemez eğilimlerine karşı alternatifler üretmeye çalışan bir girişimdir. Günümüzde insan hayatı için ‘ilerleme ve gelişme’ olarak sunulan anlayışa karşı her alanda farklılıkların korunması gerektiğini savunmaktadır. Bu anlayıştaki en önemli nokta ise, yavaşlığın durgunluk anlamına gelmemesidir. Yavaş Hareketi anlayışı, yavaş turizminde dahil olduğu hayat ile ilgili birçok alanda yeni akımların oluşmasına yol açmıştır. Böylece metalaşmış bir tatil deneyimi sunan günümüzün turizm anlayışı yerine, yereli önemseyen alternatif bir vizyon oluşmuştur.
Sürdürülebilir Yerel Kalkınma Ve Yavaş Turizm İlişkisi
Sürdürülebilir Kalkınma anlayışı ilk kez 1972 yılında Stockholm Birleşmiş Milletler İnsan ve Çevre Konferansı’nda, sürdürülebilirlik Kavramı ise ilk kez Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1982 yılında onaylanan Dünya Doğa Şartı belgesinde
tanımlanmıştır. Bu belgede ki tanım, insanın doğada yararlandığı her şeyi en üst seviyede koruyarak sürdürülebilir bir şekilde kullanmasına dayanmaktadır. Brundtland Raporu, Dünya Çevre Komisyonu tarafından 1987 yılında ”Ortak Geleceğimiz” temasıyla hazırlanmış ve sürdürülebilir kalkınmayı, gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarının da karşılanması olarak tanımlamıştır. Daha sonra Rio’da sürdürülebilirlik kavramını uygulamaya yönelik Gündem 21 planı 1992 yılında düzenlenmiştir. Küresel çapta sürdürülebilirlik kavramını uygulayan hükümetler Gündem 21 planını esas almaktadır.
Sürdürülebilir kalkınma kavramı ekonomik, sosyal ve çevresel olmak üzere üç alanda gelişmiştir. Kalkınma sürecinde bu üç alanın birlikte benimsenmesi gerekmektedir. Uygulanan kalkınma yaşam kalitesini düşürmüyorsa sürdürülebilir bir nitelik taşımaktadır. Sürdürülebilir Kalkınmayla belirlenen amaç ve hedefler şu şekilde sıralanmıştır:
• Büyümeyi canlandırmak, • Büyümenin kalitesine yön vermek, • İş bulma, yiyecek, enerji, su ve sağlık konularındaki temel ihtiyaçları karşılamak, • Sürdürülebilir bir nüfus düzeyini garantilemek • Mevcut kaynakları korumak ve tabanını genişletmek, • Teknolojiyi yönlendirmek ve riskleri yönetebilmek, • Karar verme süreçlerinde çevre ve ekonomiyi bir arada ele almak.
Yavaş Turizm, sürdürülebilir kalkınmanın, ekonomik, çevresel ve sosyal alandaki üç boyutuna da katkı sağlama özelliğine sahiptir. Bu bağlamda sürdürülebilir kalkınma Yavaş Turizmin temeli olarak kabul edilmiştir.
Yavaş Turizm anlayışına göre konaklama büyük ölçekli oteller yerine daha küçük ve yerel konaklamayı tercih etmektedir. Böylece turistlerin, yerel gıdaların tercih edilmesine ve yerel halk ile daha iyi bir iletişim halinde olmasını sağlamaktadır. Bu durum büyük işletmelerin önünü kestiği, yerel işletmelere ekonomik açıdan fayda sağlamaktadır. Çünkü Yavaş Turizm anlayışında yavaş bir büyüme ve nitelikli verimliliğe dayalı bir ekonomik kalkınma söz konusudur. Yerele özgü değerlerin ve bölgesel turizmin gelişmesi aynı zamanda yerel ekonomiyi güçlendirmesi sebebiyle, Yavaş Turizmin ekonomik sürdürülebilirliğe katkısı oldukça büyüktür.
Çevresel olarak Yavaş Turizmin sürdürülebilirliğe etkisi ilk olarak ‘yavaşlık’ felsefesinden kaynaklanmaktadır. İklim değişiklerinin insan hayatındaki olumsuz etkileri artan hız ile doğru orantılıdır. Aynı zamanda turizmin temel yapılarından biri olan seyahatte çevreye önemli ölçüde zarar vermektedir. Bu noktada Yavaş Turizm anlayışıyla hareket edilmelidir. Çünkü hızlı ulaşım araçlarının çevreye verdiği zararın yanında kaynakların tükenmesinin de en aza indirgenmesini bu anlayış ile
sağlamaktadır. Ayrıca yavaş seyahat hem çevreye duyarlı hem de kültürel etkileşime oldukça elverişlidir. Yavaş seyahat türlerinin tercih edilmesi artıkça, düşük seviyede karbona dayalı çevre dostu bir turizm anlayışı gelişecektir.
Yavaş Turizmin sosyal sürdürülebilirliğe etkisi diğer iki boyuta etkisi kadar önemlidir. Turizm insanlara sosyal etkileşim ve bireysel gelişim gibi konularda katkı sağlamaktadır. Yavaş turizmin insanlar üzerinde, yaşam doyumu ve yaşam kalitesi gibi doğrudan ve dolaylı bir sosyal etkisi bulunmaktadır. Bu etki sadece turistler için değil yerel halk içinde geçerlidir. Yaşam kalitesi ve sosyal sürdürülebilirlik açısından yetersiz yerel halk turist memnuniyeti açısından da yetersiz kalmaktadır. Çünkü tüm olanaklardan yararlanabilen yerel halk turist memnuniyetini de beraberinde getirmektedir. Yavaş Turizm, yerel halk için adalet politikalarının yeniden ele alınmasına imkan sağlar. Sosyal açıdan eşitliği amaçlayan bu anlayışa göre, yerel işletmelerin sadece nasıl yönetileceği ve sermayeleri düşünülmemeli aynı zamanda yerel halkın sosyo-ekonomik faydaları eşit bir şekilde düşünülmelidir. Böylece Kitle Turizminin yol açtığı yerel halkın ekonomik problemleri ortadan kaldırılarak yerel halk bu sürece dahil edilmektedir.
Sonuç olarak Yavaş Turizm günden güne hayatın her alanında artan hız ve zaman baskısına karşı çıkan ve yavaş felsefesine dayalı bir akımdır. Bu akım her ne kadar tatil yapma biçimine ve ulaşım biçimlerine yönelik gelişen bir anlayış olarak görülse de, hayatın birçok alanına etki eden bir anlayıştır. Ayrıca Yavaş Turizm bir turizm türü olarak değil, yerel işletmeleri, kaliteli yaşam standartlarını, yerel halk ve turistlerin davranış şekillerini benimseyen yeni bir turizm anlayışı olarak düşünülmelidir.