AÖF Soru Bankası

Dijital TurizmÜnite 2 Özeti

Dijital Turizm Pazarı

TRZ116U-DİJİTAL TURİZM

Ünite 2: Dijital Turizm Pazarı

Giriş

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ve dijital imkânların hızlı dönüşümü ve turist tercihlerinde yeni jenerasyonlara bağlı ortaya çıkan değişimler, turizm pazarında köklü değişimlere yol açmaktadır. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyinin 2020 yılında yayımladığı “Seyahat ve Turizm- Küresel Etkiler ve Eğilimler 2020” raporuna göre turizm pazarı:

• Küresel ekonomik sistem içerisinde 9,8 trilyon dolarlık bir pazar payına sahiptir. • Bu pazar payı ile küresel turizm pazarının doğrudan ve dolaylı etkileri de göz önüne alındığında dünyanın toplam gayrisafi millî hasılasının % 10,3’ünü oluşturmaktadır. • 2019 yılı itibarıyla toplamda iş gücü pazarında 330 milyon kişiye istihdam olanağı yaratmış ve iş gücünde var olan her 10 kişiden 1’i turizm sektörünün doğrudan veya dolaylı bağlantılı olduğu sektörlerde istihdam edilmiştir. • Son 5 yılda yeni yaratılan işlerin % 25’inin turizm sektörü tarafından yaratıldığı ifade edilmektedir. • 2019 yılında uluslararası turizm hareketlerinden elde edilen ihracat gelirleri 1,7 trilyon ABD doları olurken turizm sektörü 948 milyar ABD dolarını, başka bir deyişle toplam sermaye yatırımlarının % 4,3’ünü çekmeyi başarmıştır (WTTC, 2020).

Dijitalleşme ve Teknolojik Gelişmelerin Turizm Pazarına Yansımaları

Turizm pazarı araştırmalarında ön plana çıkan dijitalleşme ve teknolojik gelişmelerin turizm pazarındaki yansımaları 10 maddede özetlenebilir. Bunlar:

1. Akıllı telefonlarla işlem yapmaya duyulan güvende ve akıllı cihazların turizm pazarında turistler tarafından kullanım düzeylerinde artış gözlenmektedir. Turistler seyahatlerini planlarken, araştırma yaparken, rezervasyon ve satın alma süreçlerinde mobil teknolojileri daha sık kullanmaya başlamışlardır. 2. Akıllı telefonlar özellikle son dakika yapılan rezervasyonlarda önemli bir ağırlığa sahiptir. Google verilerine göre aynı gün için yapılan turizm rezervasyonları 2018 yılından bu yana %150 oranında artmıştır. 3. Trekksoft tarafından gerçekleştirilen Seyahat Eğilimleri Raporu 2019 (Travel Trends, 2019) araştırmasına göre 2017-2018 yılları arasında turistik ürün ve hizmet rezervasyonlarının mobil cihazlar ve mobil uygulamalar üzerinden yapılma oranının % 51,5’ten % 57,7’ye yükseldiği, bilgisayarlar üzerinden yapılan online (çevrim içi) rezervasyonların oranının ise yüzde 48,5’tan %43,3’e düştüğü tespit edilmiştir.

4. Yapılan rezervasyonlardan elde edilen satış gelirleri incelendiğinde ise karşımıza farklı bir durum çıkmaktadır. Online rezervasyonlardan elde edilen gelirlerde 2017 yılında bilgisayarlardan yapılan rezervasyonların oranı %73,2 iken mobil akıllı cihazlar üzerinden yapılan rezervasyonların oranı %26,8 oranında gerçekleşmiştir. 5. Destinasyonda sunulan turlara rezervasyon yapmada da mobil cihazların oranı artmaktadır. 6. Turistlerin %57’si işletmelerin sunduğu turizm ürünlerini turistlerin kişisel tercihlerine ya da dijital ortamlardaki davranışlarını analiz ederek, buradaki tercih ve davranışlarına göre uyarlamaları gerektiğini düşünmektedir. Bu durum turizm işletmelerinin veri odaklı bir yaklaşımla sürekli olarak mevcut, potansiyel ve kayıp müşterilerinin istek, tercih, yorum ve davranışlarına ilişkin veri toplamalarını ve onlara yönelik kişiselleştirilmiş ürün sunmalarını gerekli kılmaktadır. 7. Turistler işletmelerin pek çok iletişim kanalından ulaşılabilir olmalarını beklemektedir. Telefonla, işletme web sitesi üzerinden, e-Posta yoluyla ulaşabilmek günümüz turistleri için yeterli değildir. Sosyal medyadan, blog siteleri üzerinden, dijital medya unsurlarıyla da işletme hakkında bilgi toplayıp, yorum yapan ve sorularını bu mecralardan sunan bir turist kitlesinin oluşturduğu turizm pazarı söz konusudur. 8. Turizm pazarındaki bir diğer önemli dijital gelişme, turistlerin bilgi arama ve rezervasyon süreçlerinde yapay zekâlı mesajlaşma robotlarını (Chatbot) veya dijital asistanları (Siri, Alexa, Cortana, Google Asistan vb.) kullanmalarıdır (Panetta, 2017). 9. Influencer olarak adlandırılan sosyal medya fenomenlerinin ve sosyal medyada yapılan paylaşımların turizm pazarındaki etkileri giderek artmaktadır. 10. Dijitalleşme ile birlikte turizm pazarında önemi artan konulardan bir diğeri de veri güvenliği ve gizliliği konusudur. Dijital kanallarda kendini güvende hissetmeyen turistler satın alma süreçlerinde de bu işletmeleri tercih etmeyeceklerdir. Bu nedenle turizm işletmelerinin dijital güvenlik konusuna ayrı bir önem göstermeleri gerekir.

Değişen Jenerasyonlar ve Turizm Pazarı Üzerindeki Etkileri

Turizm pazarı incelendiğinde en büyük dönüşümlerden birinin kuşak değişimi ve buna bağlı olarak turizm pazarında ve turist davranışlarında görülen değişimler olduğu ifade edilmektedir. 1990’lı yıllara kadar turizm pazarının çoğunluğunu 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağı oluştururken günümüzde turizm pazarının önemli kısmını 1980-1999 yılları arasında doğan Y kuşağı oluşturmaktadır (Meier ve Crocker, 2010; Kuyucu, 2017).


2000 sonrasında doğan kuşak ise Z kuşağı olarak adlandırılmakta ve turizm pazarındaki ağırlıkları her geçen gün artan bir pazar segmenti (bölümü) olarak karşımıza çıkmaktadır.

Y Kuşağı ve Turizm Pazarındaki Yeri

Tanımlarda bazı farklılıklar görülse de Y kuşağı genel olarak 1980-2000 yılları arasında doğan nesli ifade etmektedir. Y kuşağı kapsadığı insan sayısı bakımından dünyanın gelmiş geçmiş en yüksek nüfuslu kuşağını oluşturmaktadır. 7.7 milyar olan dünya nüfusunun % 31, 5’i Y kuşağı veya milenyum jenerasyonu olarak adlandırılan insanlardan oluşmaktadır (Condor Ferries, 2020). Y kuşağı bilgisayarlar ve internetin tüm dünyayı şekillendirdiği ve dijital alanda sürekli devrimsel yeniliklerin yaşandığı bir dönem içerisinde dünyaya gelip büyüyen ilk nesildir (Meier ve Crocker, 2010; Kuyucu, 2017). Bu nedenle teknoloji ve internet günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Önceki nesillerin aksine, Y kuşağı iletişim kurmada ve tüketim davranışlarında akıllı cihazlar, tabletler, sesli dijital asistanlar ve diğer teknolojik cihazları sık sık kullanmaktadır. 2019 verilerine göre Y kuşağı turistleri ana pazarımız olan Avrupa bölgesinin en büyük pa zar bölümünü oluşturmaktadır. 2019 yılında yurt dışı seyahatlere katılan Avrupalı turistlerin % 40’ı Y kuşağı turistleridir (CBI, 2020). Y kuşağı turistleri iş ve eğlenceyi karıştırmayı seven bir turist kitlesidir. İş ve eğlencenin bir arada olduğu turizm şekline işlence (Bleisure) turizmi denir. İşlence turizminin gelecekte artarak devam edecek bir trend olacağı öngörülmektedir. Y kuşağından sonra gelen Z kuşağıyla birlikte de bu iş ve eğlencenin bir arada harmanlandığı turizm türünün pazarda daha da büyük bir pay alacağı düşünülmektedir.

Z Kuşağı ve Turizm Pazarı Üzerindeki Etkiler

Z kuşağının başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda alanyazında bir fikir birliği bulunmamakla birlikte bu bölümde Z kuşağı 2000 yılı ve sonrasında doğan bireyleri kapsayan bir kavram olarak ele alınmaktadır.

Y kuşağının bitiminden yani 2000’li yıllardan sonra doğan kuşağı ifade eden Z kuşağı yetişkinliğe girmeye ve iş hayatında ve sosyal hayatta karar alma mercilerinde söz sahibi olmaya başlayan bir kuşaktır (Miller ve Lu, 2018). Turizm pazarındaki değişimlerden fayda sağlamak ve Pazar payını arttırmak isteyen turizm işletmelerinin yeni ortaya çıkan ve güçlenen bir pazar segmenti olarak Z kuşağı turistlerine odaklanmaları ve onların istek, beklenti ve davranışlarını anlamaları; rekabet üstünlüğü sağlamaları ve uzun dönemli hayatta kalabilmeleri açısından önem arz etmektedir.

Z kuşağının en yaşlı üyeleri 2020 yılı itibarıyla üniversitelerden mezun olmakta ve küresel iş gücü ve nüfusta payları her geçen gün daha da artmaktadır. Ailelerinin tatil tercihlerinde ve seyahat planlamalarında hâlihazırda büyük etkisi olan Z kuşağı kendi tatillerini bağımsız olarak planlayabilecek paraya ve özerkliğe sahip

olmaya başlamışlardır. Yakın zamanda Z kuşağının dünya nüfusu içerisindeki çoğunluğu, Y kuşağından alacağı da öngörülmektedir (Miller ve Lu, 2018). Y kuşağı gibi Z kuşağı bireyleri dijital yerlilerdir. Dikkat odağı oldukça kısa olan, kişiselleştirilmiş özel ürün ve deneyimler arayan, sürekli çevrim içi olma konusunda hem sevme hem de nefret etme duyguları besleyen bir nesildir.

Birçok açıdan Y kuşağı ile benzer özellikler taşıyan Z kuşağının farklı özellikleri de bulunmaktadır. Genel olarak Z kuşağı:

• Doğumlarından itibaren küçük çok fonksiyonlu dijital aygıtlarla (oyun konsolları, Mp3-Mp4 çalarlar, cep telefonları, akıllı cihazlar, tabletler vb.) iç içe olan ve bu nedenle motor becerileri önceki nesillere göre oldukça gelişmiş olan (Sima, 2016), • Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, bu gelişmelere hızlı adapte olarak aktif bir şekilde kullanabilen, • İşlerini kısa sürede ve titiz biçimde yerine getiren, • Hedonist ya da başka bir deyişle yaşamlarından zevk almaya odaklanan (Kon, 2017), • Gerçek ve sanal dünyayı bir bütün olarak gören ve iletişimde en yeni teknolojileri, sosyal medya kanallarını ve yüz yüze iletişimi bir arada kullanan, • İnternette ve sosyal medyada oldukça aktif olan (Schroer, 2015) ancak teknoloji bağımlısı ya da tutkunu olmayıp, teknolojiyi doğal yaşam standardı olarak algılayan (Yalçın Kayıkçı ve Bozkurt, 2018), • Bilgiye ulaşımı üst düzeyde olan, akıllı teknolojiler ile yerel ve uluslararası gelişmeleri yakından takip eden ve küresel gelişmelere ilişkin bilgi sahibi olan, • Önceki nesillere göre farklı kültürlere ilişkin daha bilgili ve farklılıklara karşı daha toleranslı ve açık olan, • Sanal ortamlardaki hızlı akışa; gündemlerin ve trendlerin çok hızlı bir şekilde değişmesine bağlı olarak sürekli yenilik arayışı içinde olan bir nesildir (Robinson ve Schänzel, 2019). • Turizm pazarı açısından değerlendirildiğinde ise Z kuşağının Y kuşağıyla ortak bazı özelliklerinin bulunduğu ve turizm işletmeleri tarafından benzer özelliklere sahip pazarlar olarak ele alındığı görülmektedir. Ancak bu kuşaklar arasında da bazı farklılıklar bulunmaktadır. • Turizm işletmelerinin Z kuşağı pazarından pay alabilmeleri için sundukları ürün ve hizmetlerin fiziksel ve maddi boyutlarından çok; bütüncül, özgün ve nitelikli bir deneyim oluşturacak şekilde soyut ve somut unsurların bir araya getirilmesi ve daha deneyim odaklı bir anlayış benimsemeleri gereklidir.


• Y ve Z kuşakları sosyal medya mecralarını aktif kullanan kuşaklardır. Ancak Z kuşağı turistlerinin kullandıkları sosyal medya mecraları, Y kuşağına ve önceki kuşaklara göre büyük farklılık göstermektedir. Youtube, Snapchat ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında yer alan seyahat blogları ve sosyal medya fenomenleri Z kuşağı için seyahatlerde kullanılan temel sosyal medya mecraları iken, önceki kuşaklar için Snapchat tercih edilen sosyal medya platformları arasında ilk üç içinde bile yer almamaktadır. • Z kuşağının dikkat süresi oldukça kısadır. • Z kuşağı seyahatlerinde diğer kuşaklara göre daha fazla çevre duyarlılığı sergilemektedir. • Z kuşağı işletmelerin sosyal medyadan elde edilen verilerle kendileri için kişiselleştirilmiş ürün ve deneyimler sunmalarını beklemektedir. • Z kuşağı günlük rutin hayatlarından kaçış için fırsat kollayan bir kuşaktır.

Paylaşım Ekonomisi ve Dijital Paylaşım Platformlarının Turizm Pazarına Yansımaları

Teorik olarak paylaşım ekonomisinde her şey başka tüketicilerle paylaşılabilir. Bireyler evlerini, bisikletlerini, arabalarını, oturma odalarındaki koltukları paylaşabilecekleri gibi; fotoğrafçılık, yemek yapma, şehir hakkındaki bilgileri gibi soyut nitelikteki bilgi, beceri ve zamanlarını da başka bireylerle paylaşabilirler.

Konaklama Paylaşım Platformları

Konaklama paylaşım platformlarından turizm pazarında en büyük paya sahip olan iki dijital paylaşım platformu Airbnb ve Homeaway’dir. 2008 yılında kurulan Airbnb kurulduğu günden bu yana 750 milyondan fazla turiste konaklama hizmeti sunmuş olan bir paylaşım platformudur. 2020 yılı itibarıyla platform üzerinde 7 milyondan fazla konaklama imkânı ve Airbnb’de konaklayan misafirlere özel olarak sunulan 50,000 aktivite yer almaktadır. Günde ortalama 2 milyon konaklamaya aracılık eden firma 220’den fazla ülkede 62 dilde faaliyetlerini sürdürmektedir (www.airbnb.com). Bir başka konaklama paylaşım platformu Homeaway platformudur. 2005 yılında tatil destinasyonlarındaki ev ve apartman dairelerinin sahipleri tarafından turistlere kiralanmasına aracılık etmek üzere kurulmuştur.

Ulaşım Paylaşım Platformları

Ulaşım paylaşım platformlarının en popülerleri Uber ve BlaBlaCar’dır. Uber 2018 yılında dünyanın endüstriyi dönüştürme açısından en yıkıcı şirketleri listesinde SpaceX firmasından sonra ikinci sırada gelmektedir (CNBC, 2018). Uber, 93 ülkede 900’den fazla şehirde sisteme kayıtlı 5 milyon sürücüsüyle hizmet sunmaktadır. Lyft ve Çin menşeli Grab firmaları ana rakipleri konumundadır (OECD, 2016). Uber daha çok kısa mesafeli seyahatler için kullanılırken uzun mesafeli seyahatlerde BlaBlaCar uygulaması daha çok tercih edilen bir uygulamadır.

Yemek Deneyimi Paylaşım Platformları

Turizm pazarında önemli bir yer edinmeye başlayan bir diğer paylaşım platformu, yemek deneyimi paylaşım platformlarıdır. 2012 yılında kurulan Eatwith ve 2013 yılında kurulan VizEat platformları turistlerin yerli insanların düzenlediği yemek kurslarına katılma, yerlilerle (yerli halk) birlikte yemek yapma, yemekleri paylaşma ve diğer yiyecek- içecek aktivitelerini paylaşmaları için kurulmuş olan yemek paylaşım platformlardır. VizEat platformu da yiyecek içecek paylaşımı için önemli bir platformdur.

Seyahat Deneyimi Paylaşım Platformları

Seyahat deneyimleri, turlar ve aktivite paylaşım platformları turizm pazarını etkileyen bir diğer dijital paylaşım ekonomisi platformu türüdür. Bunlardan en önemlisi bölgenin yerel rehberleri tarafından sunulan tur ve aktiviteleri bölgeyi ziyaret eden turistlere sunan bir paylaşım platformu olan ToursByLocals platformudur.

Dijital Paylaşım Platformlarının Turizm Sektörü Üzerindeki Etkileri

Dijital paylaşım platformları insanlara kalacak yerler, yapılacak etkinlikler, seyahat etme biçimleri, rehberlik ve etkinliklere kadar farklı ve yeni seçenekler sunmaktadır. Dijital paylaşım platformları, bu kaynaklara sahip olan herkesin turizm pazarına yönelik mal ve hizmet sunmasına olanak sağlamaktadır. Dijital platformlar sayesinde bireyler kendi kaynaklarını paylaşmak suretiyle turizm pazarında geleneksel iş modelleriyle turizm işletmelerinin sunduğu mal ve hizmetlerle rekabet edecek düzeyde kaliteli, daha uygun fiyatlı, çok sayıda turistik ürün ve hizmetler sunulabilmektedir.

Paylaşım platformlarının gerek turizm gerekse yerli halk üzerinde bazı olumsuz etkileri de olmaktadır. Örneğin bazı insanların bu iş modeline hayatlarını bağlamaları iş güvenliği, sigorta vb. hakları olmadan hayatlarını devam ettirmek durumunda kalmalarına yol açmaktadır. Yine kaynakların paylaşımı güvenlik, sağlık ve engelli erişimine yönelik turizm işletmeleri için belirlenen standartlar dışında olabilmektedir.

Dijitalleşme Sonucu Ortaya Çıkan Yeni Turist Tipleri

Farklı turist gruplarının farklı düzeylerde dijitalleşmeden etkilendikleri ve bu kişilerin motivasyonları, çevrim içi olarak dijital ortamlarda varlık gösterme düzeyleri ve başkalarıyla kurdukları çevrim içi bağlar, yüz yüze gerçekleştirdikleri iletişim biçimleri, turistlerin destinasyonda üstlendikleri roller ve turizm deneyimleme şekillerine göre farklı gruplar altında kategorize edilebilmektedir. Bunlar (Fan, Buhalis ve Lin, 2019):

• Tatil deneyimi içinde kaybolmak isteyen turistler, • Dijital detoks turistleri, • Odaksız gezginler, • Günlük hayat kontrolörleri, • Sosyal medya bağımlıları ve • Çift bölge gezginleridir.


Tatil Deneyimi İçinde Kaybolmak İsteyen Turistler

Bu turist grubu dijital ortamlardan uzak duran; çevrim içi ortamlarda paylaşım yapma, içerik oluşturma ve başka kullanıcılarla ilişki içerisinde olmayı tercih etmeyen turistlerden oluşmaktadır. Genellikle kişisel gizlilik ve güvenlik kaygıları olan ve ve eski usul iletişimi tercih eden bireylerdir. Dijital ortamlarda pek fazla varlık göstermeyen bu kişiler destinasyonda tanıştığı kişilerle daha yoğun bir etkileşim içerisinde olma eğilimi göstermektedir. Gittikleri destinasyonda grup arkadaşları, diğer turistler, hizmet sunan personel ve yerel halkla bağlar kurma ve yerel kültürü derinlemesine deneyimleme, başkalarını anlama ve öz-gelişim motivasyonuyla hareket ederler. Tatillerinde özellikle yeni ve farklı deneysel nitelikte deneyimler yaşamayı arzularlar. Önceden kendileri için planlanmış tatiller yerine kendi planladıkları şekilde yeni yerler keşfetmeyi, bir rehbere bağlı olmadan başıboş bir tatil geçirmeyi arzularlar (Fan, Buhalis ve Lin, 2019).

Dijital Detoks Turistleri

İşleri veya günlük rutin hayatlarının bir parçası olarak sık ve yoğun bir şekilde çevrim içi olmak zorunda kalan fakat bundan fiziksel ve ruhsal olarak bunalmış olan bireylerdir. Tatilleri kısa bir süre de olsa cep telefonlarından, akıllı cihazlarından, internetten, sosyal medyadan uzaklaşmak için birer fırsat olarak görmektedirler. Dijital detoksçular tatillerinde yenilenme deneyimi yaşamanın ve seyahatlerinden haz duyabilmenin tek yolunun dijital ortamlardan uzak durmak olduğunu düşünmektedirler. Dijital dünyadan kopuk turistlerden farklı olarak dijital detoks turistleri normal günlük hayatlarında dijital ortamlarda yoğun varlık gösteren ve sosyal ilişkilerini yoğun olarak çevrim içi ortamlardan sağlayan kişilerdir. Tatillerinde ise bilinçli bir şekilde dijital ortamlardan uzak durmaya çalışırlar.

Odaksız Gezginler

Hem ikamet ettikleri yerlerde hem de turizm destinasyonlarında gerek çevrim içi ve dijital ortamlarda gerekse yüz yüze düşük düzeyli ilişkiler kuran kişilerdir. Ana motivasyonları sürekli dijital ortamlarda çevrim içi olmak değildir. Vakit ve imkân bulduklarında dijital ortamlarda varlık gösterirler. Bu kişiler tatil faaliyetlerinden vakit buldukça çevrim içi olarak mesajlarını kontrol ederek cevap yazarlar.

Günlük Hayat Kontrolörleri

Günlük hayat kontrolörleri, tatilleri esnasında normal sosyal ilişkilerini sürdürmek isteyen turistlerdir. Normal gündelik hayatlarında olduğu gibi tatilleri esnasında da dijital ortamlardan kopmazlar. Tatillerinde gündelik hayatlarından uzaklaşmak yerine dijital imkânlarla normalde gerçekleştirdikleri çevrim içi faaliyetlere devam etmekte ve ikamet ettikleri yerdeki iletişimi kopartmamaktadırlar. Dijital varlık göstermek veya çevrim içi ortamlarda bağlantılarını sürdürmek istemelerinin temel nedeni duydukları sorumluluk

duygusudur. Küçük çocuklarını bırakıp tatile çıkanlar veya sürekli işlerini kontrol etmesi gereken çalışanlar veya girişimciler bu gruba örnek verilebilir.

Sosyal Medya Bağımlıları

Sosyal medya bağımlıları seyahatleri esnasında sosyal medya ve dijital platformlarda oldukça aktif olan kimselerdir. Dijital imkânlardan sürekli faydalanırlar. Manzaraların, insanların, kendilerinin, yedikleri yemeklerin vb. birçok şeyin sürekli fotoğraflarını çekip sosyal medya platformlarında paylaşırlar. Hatta bazı sosyal medya bağımlılarının seyahatlerini sürekli olarak canlı yayımladığı durumlar da mevcuttur. Sosyal medya bağımlıları destinasyonda tanıştığı kişilerle, hizmet sunan turizm çalışanlarıyla, yerli halkla ve diğer turistlerle iletişim kurma eğilimindedir. Sosyal medyadaki bütün çevresini seyahatlerinin bir parçası olarak görmektedirler. Seyahatleri esnasında sürekli dijital ortamları kullanarak deneyimlerini sosyal medyada yer alan aile, arkadaş ve tanıdıklarıyla paylaşırken, onları da deneyimin bir parçası hatta yaratıcısı olarak görürler. Sosyal medya üzerinden aldıkları geri bildirimlere göre tatil planları değişebilir, farklı aktivitelere yönelebilirler. Bu kişiler için seyahatin ana amacı, seyahate ilişkin duygu ve deneyimleri paylaşarak bir içsel tatmine ulaşma ve sosyal çevresinden kendisine karşı saygınlık ve hayranlık kazandırmaktır. Bu amaçla sürekli olarak arkadaşlarıyla ve aileleriyle fotoğraflar paylaşıp hislerini ve duygularını paylaşırlar. Bu paylaşımların beğeni alması ve sosyal ağında bulunan kişilerden olumlu yorumlar alıyor olması, tatil deneyimlerini yaşarken eş zamanlı olarak sosyal ağlarında bulunan kişilerle etkileşime geçebiliyor olması bu kategoride yer alan turistler için haz ve mutluluk kaynağıdır. Temelinde “seyahat etmek mutluluktur ve mutluluğu paylaşmak insanı daha da mutlu eder” felsefesi yer almaktadır.

Çift Bölge Gezginleri (Dual Zone Travellers)

Çift bölge gezginleri hemen hemen her zaman dijital ortamlarda varlık gösterirken aynı zamanda tatile gittikleri destinasyonlarda yüz yüze iletişime de yüksek düzeyde önem veren kişilerden oluşmaktadır. Kendi rutin günlük hayatlarını ve destinasyonda yaşadıkları özgün deneyimleri aynı anda devam ettirme eğilimi gösterirler. Sosyal çevresi ile dijital imkânlar çerçevesinde yüksek düzeyli bir iletişim hâlindeyken, tatilde birlikte olduğu kişiler ve destinasyondaki yerli halkla da yüksek düzeyli bir yüz yüze iletişim hâlinde olma fırsatını kaçırmak istemezler. Enerjilerini en üst düzeyde verimli kullanmaya çalışarak hem ikamet ettikleri yerdeki sosyal ilişkilerini devam ettirirken hem de tatillerini geçirdikleri turizm destinasyonunda tatminkâr deneyimler yaşamaya çalışırlar. İyi bir tatil geçirebilmek için günlük rutin hayattaki tüm bağlarını koparmak veya sosyal bağlarını devam ettirmek için tatilden feragat etmenin gerekli olmadığını, her iki bölgede de eş zamanlı olarak tatminkâr bir deneyimin yaşanabileceği düşüncesini temel alırlar.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında