TRZ110U-TURİZM TARİHİ
Ünite 6: Seyahat ve Turist Rehberliği Tarihi
Giriş
İnsanların yaratılışına dair inançları ne olursa olsun, herkes türümüzün tek bir yerde, muhtemelen Afrika veya Orta Doğu’da başladığı ve yeni topraklara yerleşerek, seyahat ettiği konusunda hemfikirdir. Bununla birlikte, bu seyahatler zorunluluk ve savaş nedeniyle, çoğu kez geri dönüş niyeti olmadan yapılıyordu. Dolayısıyla, Antik Çağ’a veya Yunan ve Roma imparatorluklarının ihtişamlı günlerine kadar turistik amaçlı seyahatlere rastlamak mümkün olmadı.
Yolculuk yapan ilk insanlar muhtemelen barınak, yiyecek ve su arayanlardı. Ancak kaydedilen en eski keşif gezilerinin bazıları da ticaret içindi. MÖ 3000’lerden itibaren Mezopotamya İmparatorluğu komşu bölgelerle ticaret yapıyordu. Aynı dönemlerde, günümüz Girit’indeki Minoslular, Akdeniz kıyılarında ticaret yapıyordu. Çinli Zhang Qian ise İpek Yolu ticaret güzergâhını hazırlamak için seyahat ediyordu. Sonunda İpek Yolu, Uzak Doğu’yu Orta Doğu, Anadolu ve Avrupa’ya bağladı.
Antik Dünyada ve hatta daha öncesinde Mısır’da firavunların yönetiminde eğlence ve eğitim amaçlı seyahatler zaten mevcuttu. Nüfusun ayrıcalıklı grupları, zevk ve eğlence için seyahat ediyorlardı. Yunanlılar, Delphoi (Delphi) ve Pythian’a gitmek ve Olimpiyat Oyunlarına katılmak için seyahat ediyorlardı. Mısır, Yunan, Roma ve Doğu Akdeniz İmparatorlukları ortaya çıktıkça yapılan uzun seyahatler turizme dönüşmeye başladı.
Özellikle, Antik Yunan ve Roma dönemlerinde seyahat, büyük ölçüde kültürel keşif için seyahat eden zenginlere özgü̈ bir ayrıcalıktı. Yunan ve Roma üst sınıflarının
sanatsal, bilimsel ve felsefi uğraşlarla gurur duyan insanlar olduğunu hatırlamak gerekir. O halde, ilk gezginlerin genellikle gidecekleri yerin sanatını, dilini ve kültürünü öğrenmek için seyahat ettiği anlaşılmaktadır.
Dünya çapında daha fazla hareketle birlikte savaşlar da geldi. Elbette Vikingler, yolculuk ettikleri toprakları ilk yağmalayanlar değildi.
İlk Turistik Seyahatler: İmparatorluklar Çağı
Turizm oldukça yeni bir fenomen olarak kabul edilmekle birlikte, seyahatin tarihsel kökenleri çok eskiye dayanmaktadır. İlk çağlardan itibaren özellikle, Orta Doğu ve Akdeniz’deki medeniyetler seyahat tarihinde önemli değişimlerin yaşanmasına neden oldu. Din, ticaret, ritüeller, sağlık ve eğitim başlıca seyahat nedenleri oldu.
Seyahatin tarihselliği hakkındaki .alışmalar, seyahatlerin M. 4000’li yıllarda, yazıyı bulan Sümerlere dayandığını savunmaktadır. Her ne kadar modern seyahat çağının Sümerlerle birlikte başladığı bilinse de milattan önce başlayan ilk organize seyahatler, Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar döneminde gelişmeye başladı. Eğlence ve merak amaçlı seyahatler (turistik seyahatler) ise MÖ 1500 dolaylarında İmparatorluklar Çağı’na kadar gitmektedir. Özellikle Yunan ve Roma seçkinlerinin ana kasaba ve
şehirlerden uzak belgelerde eğlence ve rahatlama için seyahatleri, günümüz turizminin somut örneğini oluşturmaktadır. Bu dönemde Herodot, Pausanias ve Strabo gibi seyahat hikayeleriyle tanınan gerçek turistler de mevcuttu. Listede ayrıca, kendilerini keşfetmek ve dünyayı anlamak için farklı bölgelere seyahat ettikleri bilinen tüm Antik Yunan yazarları ve filozofları da yer almaktadır.
Antik Çağ’da seyahat etmenin temel nedenleri ticaret, eğitim, din ve sağlıktı. Bunun yanında, farklı medeniyetleri incelemek isteyen bilim insanları ve filozoflar, uzun yolculuklara çıkıyorlardı. Neredeyse bütün büyük Antik Yunan düşünürleri sık sık seyahat ediyordu. Bu dönemlerde turizmin gelişmesi için en büyük dönüm noktası ise yolların yapılmaya başlanması oldu. Özellikle Roma İmparatorluğu’nda, şehirlerde ve ana yollarda, gün aşırı mesafede bulunan devlet hanları ortaya çıktı. Daha da .nemlisi bu yollarda seyahat edenler için seyahat rehberleri mevcuttu. Bu dönemdeki diğer seyahatlerden farklı olarak Antik Yunan’da seyahatler bilgilenme amaçlı yapılırdı. Antik Yunan, başta Olimpiyat Oyunları olmak üzere birçok felsefe, kültür, sanat ve spor etkinlikleri ile tanınan bir uygarlıktır.
Eski Mısır, Yunan ve Roma Dönemleri
Dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan Mısır, tarih boyunca birçok toplumla ilişki kurmuş, zengin bir birikime sahiptir. Mısır, tıpkı Anadolu ve Mezopotamya gibi o dönemin bir başka gelişmiş bölgesi durumundaydı. Mısır, yerleşik üretim düzeninde, dönemin ötesinde bir çizgi çizmiş, ticaret ve savaşın haricinde anıtsal yapıları ile de ilgi çeken bir yer haline gelmişti. Ayrıca, bilim ve teknoloji anlamında da ileri bir medeniyet seviyesine erişerek, başta gemi yapımı olmak üzere önemli gelişmeler kat etmişlerdi. Bu gelişmelerin etkisiyle, Mısır’da özel gemi seferleri de düzenleniyordu. Ayrıca, Mısır’da gezginlere yönelik güvenli yolların olduğu, bu yollarda ise konaklama amaçlı evlerin yer aldığı bilinmektedir. Dolayısıyla Antik Mısır, seyahat edenlere yol, güvenlik, konaklama ile birlikte Nil Vadisi boyunca önemli cazibe merkezleri sunuyordu.
Avrupa kültürünün temelini oluşturan Ege uygarlıklarından en önemlisi Antik Yunan’dır. Atina gibi büyük şehirlerde sık sık festivaller düzenlenir ve bu festivallere katılmak da halk tarafından bir görev olarak benimsenirdi. Antik Yunan’da, Olimpiyat Oyunları, Pythian Oyunları, Isıtmian Oyunları, Nemean Oyunları ile Asklepia, Karnea, Herea, Daidala, Eleutheria ve Likya Festivalleri dönemin en ünlü spor ve sanat etkinlikleriydi. Ayrıca, bu dönemde Delphoi (Delphi) kâhini Pythia’ya danışmak isteyenler, dönemin şartlarında oldukça zor olan bir yolculuk yapmak zorundaydı. Bu yolculuğun ana motivasyon unsuru ise sorulara cevap verebilecek bir kahinin varlığının olduğuna inanılmasıydı. İlk kültür turizmi hareketlerinin de Yunanlar ile başladığını söylemek gerekir. Yunanlılar Akdeniz Bölgesi’nin çoğunda ortak bir dilin kullanılmasını teşvik etti.
Böylelikle Yunan şehir devletleri, kendi içlerinde cazibe merkezleri haline geldi. Ziyaretçilere evden uzaktayken eğlenmeleri i.in .ok .eşitli fırsatlar sundular. Alışveriş, yeme-i.me, oyun oynama ve tiyatro gösterileri, seyahatin kapsamlı yönlerine dönüşen pek çok faaliyetten sadece birkaçıydı.
Antik Roma, seyahate ve belirli tatil biçimlerine ivme kazandıran medeniyettir. Altyapı ve ulaşımın gelişmesi nedeniyle turistik seyahatler giderek arttı. Ulaşım sistemi ile birlikte ortak para, dil ve hukuk sisteminin gelişimi, Roma Dönemi’nde seyahati geliştiren en .nemli faktörler oldu. Ayrıca, Roma’daki aşırı kalabalıktan uzaklaşmak için özellikle üst sınıfların ve kitlelerin akın ettiği sahil beldeleri de mevcuttu. Roma Dönemi’nde seyahat, çoğunlukla aristokrat sınıfa ait bir ayrıcalıktı. Bu toplumların üst sınıfları sanatsal, bilimsel ve felsefi uğraşlarla övünürken yurt dışına seyahat etmek, öğrenme ve araştırma fırsatı yarattı. Daha sonraki seyahatler, çoğunlukla sanatlarını, dillerini ve kültürlerini keşfederek diğer toplumlar hakkında da bilgi edinme biçimini aldı. Bu seyahatler, özellikle Roma İmparatorluğu’nda alt sınıflara da yayıldı ve Romalıların en eski tatil beldelerine seyahatler başladı.
İlk Seyahat Güzergâhları
Yerleşik yaşamdan daha öncesine dayanan ticaret, yüzlerce yıl farklı seyahat güzergâhların sağladı. Bu güzergâhlar arasında en dikkat çekeni M. 600’lü yıllarda kullanılmaya başlanan ve Orta Asya’dan Avrupa içlerine kadar uzanan İpek Yolu’dur Yine aynı dönemlerde, bir diğer ticaret yolu olarak kullanılan yaklaşık iki bin kilometre uzunluğundaki Kral Yolu, Sardis Antik Kenti’nden (Manisa) Susa Antik Kenti’ne (İran) kadar uzanıyordu. Romalılar düzenli bir ulaşım ağına sahipti. Bilginler bu yolları kullanarak araştırma gezilerine çıkar, yanlarında rehber ve stenograf götürürlerdi. Böylece incelemelerini anında kaydettirir, gördüklerini unutmazlardı.
Orta Çağ’da Seyahatler: Din, Rönesans ve Keşifler
Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan Orta çağda Hristiyan din sınıfının ön planda olduğu ve kutsal sayılan yerlere ziyaretlerin sıklaşmaya başladığı dönemdir. Roma egemenliğinin yerini alan feodal sistem, birçok farklı özerk bölgenin oluşmasıyla sonuçlandı. Önceden organize olmuş ve kontrol edilen toplumdaki bu bozulma, ulaşım sistemlerinin, para birimlerinin ve dillerin parçalanmasına yol açarak seyahati zor ve tehlikeli bir deneyim haline getirdi. Hıristiyanlığın etkisi ile Avrupa’nın her yerinden zengin ve yoksullardan oluşan halk Kudüs’e, Roma’ya, Orta İtalya’ya (Loreto) veya Kuzeybatı İspanya’ya (Santiago de Compostela) hacca gitmeye başladı. Mekke, Medine, Kerbela ve Kudüs ise İslam dinine mensup kişiler tarafından ziyaret edildi. Ganj Nehri, Seylan Adası ile Japonya’nın kutsal dağları ise Budizm inanışına sahip kişilerce ziyaret ediliyordu. Yolculukların çoğu yaya olarak yapılırken zenginler, at ve gemi gibi diğer seyahat
araçları kullanabiliyordu. Ayrıca Orta çağ, bağlantılı seyahat güzergâhlarının ortaya çıktığı dönemdi. Limanlar büyüdükçe seyahat fırsatları arttı ve limanlar, bu dönem boyunca uzun mesafeli seyahatlerin başlangıcı oldu. Orta çağ toplumunun hareketliliği, tüccarlar, öğrenciler, askerler, hacılar ve soyguncular dahil olmak üzere, farklı gruplara göre tasarlanmış seyahat biçimleri ve anlayışları tarafından şekillendi. Orta Çağ’da ortaya çıkan bir diğer önemli gelişme ise Haçlı Seferleriydi. Haçlı Seferleri, 11.-13. yüzyıllar boyunca, Avrupalı Hristiyanların, Müslümanların elindeki Orta Doğu topraklarında (Kutsal Topraklar) hakimiyet kurmak amacıyla düzenledikleri seferlerdir. Haçlı Seferlerinin turizm açısından da önemli sonuçlarının olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü Haçlı Seferleri, kitlesel hareketler açısından büyük organizasyonların ilk örneklerini oluşturmaktadır.
Rönesans Dönemi’nde Seyahat ve Turist Rehberliği
Seyahat olgusu, Rönesans (15-16. yüzyıllar) boyunca önemli gelişmeler kat etti. Rönesans boyunca endüstri, tarım, kültür ve eğitimin yanında, seyahat bilinci de hızlı bir gelişme gösterdi. Bu dönemde, eğitim amaçlı seyahatlere yönelen insanların sayısı önemli ölçüde arttı. Seyahatin gelişimi tam da kilisenin yüzlerce yıllık yasaklarından hemen sonra başladı. Rönesans Dönemi’nde, eğitim ve rekreasyon odaklı bireysel seyahatler, dini nedenlerin önüne geçmeye başladı. Böylece seyahat yeniden doğdu. Rönesans sırasında daha fazla tüccar da uzaklara seyahat etti. Bu durum ticaret yollarının da yeniden açılmasını sağladı. Ticari faaliyetler büyüyerek insanlar kendi kasaba ve bölgelerinden çıkmaya başladı. 1350’li yıllardan sonra, İtalya’dan başlayarak önce Avrupa’da, daha sonra dünyada sosyal, kültürel ve siyasi anlamda büyük değişimlere neden olan Rönesans hareketleri, ekonomi, kültür ve sanatta büyük gelişmelere neden oldu. Rönesans hızlı bir şekilde yayılmaya devam ederken seyahat tarihi için dönüm noktası olan Grand turların ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Keşifler Çağı’nda Seyyahlar ve Seyahatnameler
Seyahat tarihi, aynı zamanda insanlık ve dünya tarihidir. Seyahatin gelişmesinde coğrafi keşiflerin farklı bir rolü̈
vardır. Christopher Columbus (Kolomb), Amerika’yı keşfetmesiyle seyahat tarihinin en büyük keşiflerinden birine imza atmış oldu. Amerika kıtasının keşfedilmesinin etkisiyle, Denizci Heinrich, Diogo Cao, Bartolomeu Diaz, Vasco da Gama ve Ferdinand Magellan gibi isimlerin damgasını vurduğu keşifler çağı da başlamış oldu. Bu kaşifler, farklı topraklarda yaşayan insanların yaşamlarını, kültürlerini ve dinlerini öğrenmek için uzun mesafeli seyahatler gerçekleştirdiler.
İlk seyahatnamelerde, tarihi bilgiler daha çok efsaneler ile birleşiyordu. M. 3000 yıllarına Mezopotamya’da ortaya çıkan Gılgamış Destanı, önemli edebiyat eserlerinden biridir. Destanda kahraman, ölümsüzlük peşinde birçok bölgeyi dolaşır. Tarihçi Hekataios’un M. 500’lerdeki yolculuğu ise, ticari çıkar elde etmekten ziyade yeni bakış
açıları kazanma amacı taşıyordu. Keşifler çağı sırasındaki keşifler yeni ticaret olanakları sağlarken aynı zamanda yerlileri sömürü̈ ve trajik savaşları da beraberinde getirdi.
Keşiflerin en korkunç sonucu ise köle ticareti oldu.
Grand Tour (Büyük Tur): Eğitim ve Kültür Yolculukları
Seyahat tarihine yeni bir heyecan katan Grand Tur, 17. ve 19. yüzyıllar arasında yapıldı. Bu turlar, İngiliz genç soylu erkeklerin, eğitim amacıyla başta İtalya olmak üzere, Fransa, İsviçre ve Almanya’da seyahat güzergâhlarını takip ederek yaptıkları gezilerdir. Özellikle, ileride tahta geçmesi düşünülen veliahtların siyasi ve kültürel yönden kendilerini geliştirmeleri için önceden planlanmış, çok yönlü̈ bir eğitim programı olarak ortaya çıktı. Sonrasında
ise Grand Tur, diplomatların, devlet adamlarının ve zengin ailelerin çocuklarının tercihleri olmaya başladı. Grand Turun yarattığı turistik faaliyetler ile birlikte, bu turlara katılan gençlere, rehberler de eşlik ediyordu. Gençlere rehberlik edenlerin yanı sıra, turizmin bu biçimiyle geçinen farklı insanlar da ortaya çıktı. Gezginler gümrükten geçer geçmez, Cicerone (Çaçaron) kişilerce karşılanıyorlardı. Bu kişiler, topladıkları grubu kişi başına bir İspanyol altını karşılığında yürüyerek ya da at sırtında 14 gün boyunca gezdirirlerdi.
Aydınlanma Çağı: Eğitim, Kültür ve Rehberlik
Aydınlanma çağı, 18. yüzyılda Avrupa’da aydınlanma felsefesinin doğmasıyla başladı. Bu çağ ile birlikte, akıl temel ilke olarak benimsenerek toplumsal yaşam, buna g.re şekillenmeye başladı. Aslında, 15. yüzyıldan itibaren meydana gelmeye başlayan yeni keşifler ve icatlar bu süreci zaten başlatmıştı. Bu dönemde Roma’daki antik eserlere ilgi arttı. İtalya’da başlayan Rönesans hareketi, bütün Avrupa’ya yayılarak İtalya’ya yoğun bir turistik hareket başlattı. İtalya ile birlikte Atina’yı görmek isteyen çok sayıda kişi önemli turistik hareket oluşturdu. Aydınlanma çağı boyunca, üst ve orta sınıf tarafından yapılan eğitim seyahatleri, turizmin gelişmesindeki .nemli bir aşamaydı. Eğitimli orta sınıfın seyahatleri, dönemin önde gelen şairlerin ve filozofların seyahatlerini taklit ediyordu. Seyahatlerinde edindikleri bilgileri, edebi eserler, gezi kitapları ve seyahat romanlarıyla süslüyorlardı. Eğitim ve sanat arayışındaki orta sınıf seyahatlerinin yanı sıra, kültür, endüstri ve teknolojiye yönelik seyahatler de gelişme gösterdi. İnsanlarla doğrudan temas kurarak keşfettikleri ticaret, tarım, sanayi, teknoloji ve imalat alanındaki güncel gelişmelerle ilgilenenlerin sayısı artmaya başladı.
Hareketlilik Çağı: Endüstri Devrimi ve Turist Rehberliği
Büyüyen ekonomik faaliyetler ve boş zamanın artmasının yanı sıra, uygun fiyatlı seyahatlerin ortaya çıkışı, seyahat tarihinde yeni bir dönemi başlattı. Artık çiftlik hayatının günlük işlerine bağlı kalmayan insanlar, boş zamanlarını işlerinden uzakta geçirmenin yeni yollarını aramaya başladılar. Hareketlilik çağı (1800-1944), mesafe fark etmeksizin bilindik yerlere seyahat edildiği dönemi
kapsamaktadır. 1800’lerin ortalarından itibaren yeni yollar, yolcu trenleri ve yelkenli gemilerin ortak ilgi alanları haline gelmesiyle, seyahat faaliyetleri de artmaya başladı. İngiltere ve Fransa kapsamlı kara yolu ve demir yolu sistemlerini ilk geliştiren ülkeler oldu. Kara yolları ve demir yollarının büyümesi ve gelişmesi, ulaşım alternatiflerini arttırmaya ve maliyetleri düşürmeye yardımcı olarak, giderek daha fazla insanı seyahat fikrine alıştırdı. Hareketlilik Çağı’ndaki diğer büyük adımlar, otomobillerin ve hava yolculuğunun tanıtılmasıydı. Otomobil teknolojisi İngiltere, Fransa ve Almanya’da başlasa da Henry Ford’un 1914’te, milyonlarca insana seyahat etme özgürlüğü̈ getiren Model T’nin seri üretimi
daha etkili oldu. Hava yolları için de girişimler bu dönemde başladı. Dolayısıyla uzak yerlere ulaşmak için gereken süre kısaldı.
Endüstri Devrimi: Seyahat ve Turist Rehberliğine Etkileri
Yeni çağların ilk döneminde, zevk ve tatil için seyahat, toplumda yalnızca elit tabakaya ait bir ayrıcalıktı. Gündelik hayat, iş hayatı ve boş zaman olarak ayrılmamıştı. Bu dönemde seyahat ve turist rehberliği üzerinde en çok etkisi olan olay ise Endüstri Devrimi oldu. Tren hatlarının artmasıyla birlikte, dünyanın ulaşım sistemi baştan aşağı değişti. Buhar gücünün ulaşım araçlarında kullanılmasıyla orta sınıfın seyahat hareketlerinin içinde yer alması hızlandı. Bu dönemde, hava yolu dışındaki tüm ulaşım sistemleri aktif olarak kullanılmaya başlandı. Ulaşımın gelişmesi, konaklama işletmelerinin de doğmasına neden oldu. Özellikle demir yollarının ulaştığı bölgelerdeki otel sayısı artmaya başladı. Seyahat edenlerin sayısı da artarak organize seyahatlere olan ihtiyaç ortaya çıktı. Thomas Cook’un gerçekleştirdiği paket tur, kitle turizminin başlangıcını hazırladı. Bu gelişme, oteller, restoranlar, tur operasyonları, destinasyonlar ve ulaşım hizmetleri de dahil olmak üzere seyahat sektörünün tüm alanlarında .alışacak hizmet personeli ihtiyacını da beraberinde getirdi. Bölgenin doğal ve kültürel mirasını anlatmaktan sorumlu olan turist rehberleri de bunlardan biriydi. Dolayısıyla, modern turist rehberlerinin sayısının hızla artması bu döneme denk geldi.
Modern Çağ: Kitle Turizmi ve Turist Rehberliğinin Geleceği
Seyahat tarihi bağlamında modern turizm, 19. yüzyılın ilk yarısı ile 1950’liler arasındaki yenilikleri ve değişimleri ifade eder. Boş zamanı değerlendirme fikri, bu dönemde kitle turizminin yolunu açtı. Kitle turizminin gelişmesi, sadece sanayileşmenin ilerlemesi, demografik değişiklikler, kentleşme ve ulaşımdaki devrim değil, aynı zamanda sosyal haklar ile işçi haklarının iyileştirilmesi, gelirdeki artış ve tüketici talebinde meydana gelen değişikliklerle oldu. Ayrıca, ziyaretçilerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlayan, kendi dillerinde konuşabilen ve bölgeyi tanıtan turist rehberlerinin olması seyahatleri kolaylaştırdı. Yaygın bir demir yolu sisteminin
gelişmesi, turizm endüstrisine büyük katkı sağladı. Bu gelişme, 20. yüzyılın başlarında hava yolunun da ulaşıma açılacağını müjdeliyordu. Uçak, diğer teknolojik gelişmelerden çok daha fazla, kitlesel uluslararası turizm kapılarını açtı ve birdenbire şehirler ve ülkeler arasındaki fiziksel sınırlar ortadan kalktı. Özellikle hava yolu ulaşımındaki yenilikler, zorlukları ortadan kaldırdı ve uzun mesafeli seyahatlerin maliyetini düşürdü̈ . Bu
nedenle, dünya çok daha küçük bir yer haline geldi. Geçmiş dönemlerdeki uzay merakı ancak 20. yüzyılda gerçek oldu.
20. Yüzyılda Seyahatler ve Turist Rehberliği
Yirminci yüzyılın ilk yarısında George Westinghouse gibi sanayicilerin, çalışanların kısa bir süre işten ayrılmalarının üretkenliği artıracağına inanarak ücretli izni yaratmasıyla kitle turizminin temelleri atıldı. Sanayileşmiş ülkelerdeki işçi ve orta sınıflara, yeni keşfettikleri seyahat için mali imkanlar ve zaman verildi. Aslında, 20. yüzyıl ile birlikte, neredeyse tüm sanayileşmiş ülkelerdeki işçileri, seyahat etmeyi seçebilecekleri birkaç haftalık izin süresine sahip oldu. Turistik faaliyetlerin büyümesi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı ile birlikte kesintiye uğradı. Ancak savaşların bitmesinden sonra uluslararası turizmin gelişmesinde yeni bir aşamaya geçildi. Bu dönemde çok sayıda otomobil üretiliyordu ve insanlar arabalarıyla seyahate çıkmaya başladı. 1950’lerde jet yolculuğunun piyasaya sürülmesi ve sonrasında artan popülaritesi hem yurt içi hem de yurt dışı seyahatlerde büyümeyi daha da hızlandırdı.
Kitle Turizmi ve Turist Rehberliği
Savaş sonrası dönemden günümüze kadar turizmde yaşanan gelişmeler, turizmin doruk noktası olarak kabul edilmektedir. Turizm sınırları zamansal, sosyal ve kültürel anlamda mekanları aştı. Savaş sonrası dönemdeki muazzam patlamanın ekonomik büyüme, teknolojik ilerleme, yüksek düzeyde rekabet ve yeni destinasyonlar ve seyahat türlerinin yaratılmasıyla bağlantılı olduğu konusunda bir fikir birliği mevcut. Artan refah, şehirleşme, ulaşım ve iletişim ağlarının hızlı gelişimi ve sosyalleşmeyi şekillendiren çalışma saatlerinin kısalması sonucu, boş zamanların artması gibi .eşitli faktörler bu patlamayı beraberinde getirdi. Ticari tur operatörleri ve seyahat şirketlerinin rekabeti, seyahati giderek daha ucuz bir olay haline getirdi ve onu kitle turizmi yönünde ilerletti. Pek çok seyahat acentesi ve turizm organizasyonu kuruldu ve paket turlar sunulmaya başlandı. Charter turlar gelişen bir pazar halini aldı ve yurt dışı seyahatleri için ucuz tekliflerle kendine yer edindi.
1970’lerden günümüze kadar geçen sürede, turist rehberi olma koşulları, yıldan yıla ve ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Turist rehberliği mesleğine ilişkin bir kuruluş ve örgütün bulunduğu ülkelerde turist rehberliği eğitimi hem örgün hem de yaygın olarak veriliyor. Eğitimler, Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, kamu ve özel kuruluş ile sivil toplum kuruluşları tarafından veriliyor.
Uluslararası Turist Rehberliği Örgütlerinin Ortaya Çıkışı
Seyahat sektörünün hızlı gelişmesi ile birlikte, 1898 yılında Lüksemburg’da Uluslararası Turist Dernekleri Birliği kuruldu. Bir süre sonra, 1908 yılında, Viyana’da Uluslararası Turizm Merkezi kuruldu. 1919 yılına gelindiğinde ise 118 derneğin oluşturduğu Uluslararası Turizm Birliği (WTO) kurularak seyahat sektörüne yön vermeye başladı. 1985 yılında dünyada turist rehberlerinin ve turist rehberliği birliklerinin bağlı olduğu Dünya Turist Rehberleri Birlikleri Federasyonu (WFTGA) ve Avrupa Turist Rehberleri Birliği Federasyonu (FEG) ise çok daha sonraları kuruldu. Türkiye’de profesyonel turist rehberlerinin bağlı olduğu birlik ise Turist Rehberleri Birliği (TUREB)’dir. 2012 yılında kurulmuştur.
Profesyonel Turist Rehberliğine Geçiş
Kitle turizmi başlangıcı olarak bilinen 20. yüzyıl, iki farklı turist grubunu temsil etmekteydi. Bu gruplar, paket turlar satın alan ve tur operatörleri tarafından hazırlanan ve düzenlenen bir güzergâhı takip eden kitle turistleri ile bireysel turistler olarak sınıflandırılmaktadır. Bireysel turistler, popüler turistik yerleri bağımsız olarak ziyaret ederek, kitle iletişim araçları aracılığıyla tanıtılan turizm hizmetlerini kullanmaktadırlar. Ancak kitle turistleri paket turlar şeklinde sunulan hizmetleri tercih etmektedirler. Kitle turistlerinin tercih ettikleri paket turların içinde turist rehberliği hizmeti de yer almaktadır.