TRZ108U-TURİZMDE GİRİŞİMCİLİK VE İNOVASYON
Ünite 7: Değer Yaratmak ve İnovatif Girişimcilik
Değer İnovasyon ve Girişimcilik Kavramları Arasındaki İlişki
Girişimcilik ve inovasyon, ekonomik kalkınma sürecinin kilit unsurları arasında yer almakta olup bir ülke ekonomisinin rekabet gücünü sürdürme yeteneği için hayati öneme sahiptir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) göre girişimcilik ve yenilikçilik, dünyanın sosyal ve ekonomik zorluklarının çoğuyla başa çıkmak için gerekli araçlardır.
Değer yaratımına ekonomik gelişim açısından bakıldığında karşımıza çıkan kavramın inovasyon olduğunu önceki bölümlerden hatırlayalım. Girişimcilik, liberal ekonomik sistemlerin evriminde oldukça önemli bir role sahiptir. 1970’lerin başından bu yana yeni girişimler önemli iş kaynakları olarak işsizlik sorununa potansiyel bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Girişimci faaliyetlerin ulusal ekonomilerin kalkınması açısından önemi artık tüm dünya tarafından kabul edilmektedir. Hükûmetler girişimciliği teşvik etmek ve küçük firmaların büyümesini desteklemek için politikalarını oluşturmakta ve bu konudaki teşviklerini yaygınlaştırmaktadırlar. Girişimcilik, yapılan inovasyonlar sonucunda ekonomik fırsatlar yaratarak hem birey hem de toplum için sosyal ve ekonomik zenginlik ya da değer yaratır. “Yeni değer yaratımı” yaratıcı ve girişimci sürecin çıktısı olarak ifade edilmektedir. Bu anlamda girişimcilik, inovasyon ve değer kavramları birbirleriyle sıkı bir ilişki içerisindedir.
Değer ve Değer Yaratmak
Değer, kullanım değeri ve değişim (değiş-tokuş) değeri olmak üzere iki farklı bakış açısıyla ele alınmaktadır. Kullanım değeri, yeni bir görevdeki performansın hızı veya kalitesi veya yeni bir ürünün veya hizmetin estetiği veya performans özellikleri gibi kullanıcılar tarafından ihtiyaçlarına göre algılanan yeni bir işin, görevin, ürünün veya hizmetin özel kalitesini ifade eder. Buradaki değer ile ilgili yargılar göreceli ve bireye özeldir. Değişim değeri ise yeni görevin, malın, hizmetin veya ürünün değişiminin gerçekleştiği anda elde edilen parasal miktar ya da kullanıcının, satıcının ana görevinin, işinin, ürününün veya hizmetinin kullanım değeri için satıcıya ödediği miktar olarak tanımlanmaktadır. Alıcının ödediği miktar, değişimin gerçekleştiği zamandaki üreticinin maliyetlerini (para, zaman, çaba, vb.) aşmalıdır. İkincisi; bir kullanıcının değiş tokuş edeceği parasal tutar, yaratılan yeni değer ve mevcut değerlerine bağlı olarak oluşur. Bu nedenle yeni değer yaratma düzeyi, hedef kullanıcının yeni görev, ürün veya hizmetin yenilik ve uygunluğunun öznel değerlendirmesine bağlıdır. Görev, ürün veya hizmetin algılanan yeniliği ve uygunluğu ne kadar büyük olursa kullanıcı için potansiyel kullanım değeri ve değişim değeri o kadar büyük olur.
Müşteriler bir malın, ihtiyaçlarını karşılamak için potansiyel faydaları hakkındaki algılarına dayanarak o malın değerini tanımlar. Değişim değeri, kullanım değerinin varlığıyla mümkün olabilmektedir.
İnovatif Girişimcilik
Schumpeter’in (1934) ilk kez girişimcilik ve inovasyon arasında bir bağlantı kurmaya çalışmış ve girişimcilerin birer yenilikçi olduklarını ifade etmiştir. Girişimcilik ve inovasyon ilişkisi “inovatif girişimcilik” kavramıyla vurgulanmakta olup inovatif girişimcilik birey ya da şirketlerin mevcut fırsatları değerlendirip inovasyon yoluyla değer yarattıkları süreç olarak tanımlanmaktadır. İnovatif girişimciler, yaratıcı fikirleri iyi bir strateji ile hayata geçiren kişilerdir. Onlar daha iyi ürünler, daha iyi hizmetler, daha iyi iş ve daha iyi yaşam sağlamakla ilgili yaratıcı düşünceleri uygulamak için büyük iş fırsatlarını gören kişilerdir. İnovatif girişimciler pazara yeni şeyler getirmekle ilgili olup inovasyonun ticarileşme ve başarılı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlarlar. İnovatif girişimciler ekonomik dönüşümün öncüleridir ve problemleri yenilikçi yollarla çözme isteklilik ve kabiliyetinde olup fırsatları algılayıp, risk alıp, cesur eylemler yapan ve mevcut veya yeni pazarlarda başarılı olmayı amaçlayan kişilerdir. İnovatif girişimciler; yeni firmalar, yeni pazarlar, yeni ürünler, yeni bilgi kaynakları ve kurumlar yaratarak yeni fırsatlar yaratabilir ve aynı zamanda toplumsal değişim yaratabilirler.
İnovasyon Kaynağı Olarak Açık İnovasyon
Açık inovasyon, genellikle işletmelerin kendi inovasyon fikirlerini kendi ürettikleri ve daha sonra bunları kendi başlarına geliştirdikleri, fonladıkları, pazarlayıp dağıttıkları, kapalı inovasyon kavramıyla zıttır. İşletmelerin inovasyon yapmak ve rekabet gücünü korumak için kendi fikirlerini üretip geliştirmesi gerektiği görüşüne dayanan kapalı inovasyon yaklaşımına gerçekte, pek çok işletme tamamen sahip olmasa da birçok gelişme işletmelerin inovasyon süreçlerini daha açık hâle getirmesini gerekli kılmıştır.
Gassman ve Enkel (2004) araştırmalarında üç temel açık inovasyon süreci olduğunu ortaya koymuştur:
1. Dıştan içe süreç: Şirketin bilgi tabanını tedarikçileri, müşterileri ve dış bilgi kaynaklarını sürece entegre ederek zenginleştirmek; şirketin inovatifliğini artırabilir. 2. İçten dışa süreç: Pazara fikirler sunarak kâr elde etmeyi, dış çevreye fikir transfer ederek teknolojiyi artırmayı içerir. Temel süreç olarak bu süreci tercih eden şirketler fikirlerini pazara daha hızlı sunmak amacıyla bilgilerini dışsallaştırmaya odaklanırlar. 3. Birleşik süreç: Dıştan içe ve içten dışa süreçlerini tamamlayıcı ortaklarla birlikte çalışarak birleştirmek önemli başarılar getirebilir. Temel süreç olarak bu süreci tercih eden şirketler, dış bilgi kazanmak amacıyla dıştan içe süreci ile pazara fikir sunmak için içten dışa sürecini birleştirirler.
Açık inovasyonun en büyük yararı, yeni fikir ve teknolojiler için büyük bir temel oluşturmasıdır. Şirketler dış bilgiyi çeşitli yollarla temin eder (dıştan içe süreç): ortaklıklar (ittifaklar, ortak girişimler, vb.) veya bilgi edinme veya satma (satın alma, lisanslama, vb.). Bunun
yanı sıra, “içten dışa” olarak adlandırılan süreçle, şirketler kurum içi inovasyonların ticarileştirilmesi için ortaklar bulmak için daha fazla girişimlerde bulunmaktadırlar.
Açık inovasyon uygulamalarından tam olarak yararlanmak için şirketlerin artık inovasyon ekosistemi (veya fırsatlar ağı) geliştirmeye doğru evrilmeleri gerekmektedir. Şirketlerin açık inovasyon çerçevesinde faydalandıkları aktörlerin başında kullanıcılar gelmektedir
Kullanıcıların İnovasyondaki Yeri
Kullanıcılar kendi kişisel ihtiyaçlarını, piyasadaki mevcut ürünler üzerinde değişiklik yaparak veya onları geliştirerek yeni ürün geliştirmektedirler. Kullanıcı inovasyonu, kullanıcıların inovasyon döngüsüne dahil olduğu ve hatta inovasyonları başlattığı bir süreçtir.
Özellikle yeni ürün geliştirme sürecinde, müşterinin değer yaratacağı üç farklı rolü olduğu görülmektedir:
• Bir kaynak olarak müşteri • Eş-yaratıcı olarak müşteri • Kullanıcı olarak müşteri
Fikir ve kavram geliştirme sürecinde bir fikir kaynağı olarak inovasyon sürecine müşterilerin çevrim içi anketler, öneri kutuları, sanal müşteri toplulukları ve fikir ve tasarım yarışmaları gibi çevrim içi araçlarla da katıldıkları görülmektedir. Ürünün eş-yaratıcıları olarak müşteriler, ürün mimari seçimlerinin doğrulanması, ürün özelliklerinin tasarımı ve önceliklendirilmesi, ürün arayüzü gereksinimlerinin belirlenmesi ve geliştirme süreci önceliklerinin ve metriklerinin oluşturulması da dahil olmak üzere çeşitli ürün tasarım ve geliştirme faaliyetlerine katkıda bulunabilmektedirler. Kullanıcı olarak müşteriler, ürün testinde ve ürün desteğinde iki türlü değer yaratan çıktı oluşturabilirler.
İnovasyon ve Girişimcilik Ekosistemleri
İnovasyon ekosistemleri “bir firma veya bir platform etrafında hem üretim hem de kullanım tarafındaki katılımcıları bir araya getiren ve inovasyon yoluyla yeni değerin geliştirilmesine odaklanan birbirine bağlı organizasyonlar ağı” olarak tanımlanmıştır. İnovasyon ekosistemleri; fikir, teknoloji geliştirmek ve inovasyon yapılmasını desteklemek ve bu doğrultuda çalışmak için fon, ekipman, tesis gibi maddi kaynaklar; araştırmacılar, uzmanlar, bilim adamları, sektör temsilcileri, öğrenciler başta olmak üzere insan kaynakları, üniversiteler, bölgesel kalkınma ajansları, özel girişimler, gibi kurumlar arasında oluşturulan ilişki ağlarını ifade etmektedir. İnovasyon ekosistemi kavramını, teknokentler, bölgesel inovasyon sistemleri, bilim kentleri veya inovasyon kümelerinden ayıran temel özellikler şunlardır:
• Aktörler arasında daha fazla ilişki çeşidi ve zenginliği vardır. • Hem yeni ürün ve hizmetler için hem de inovasyon aktörlerinin birbirine bağlanması için bilgi ve iletişim teknolojileri merkezi bir rol oynar.
• Çeşitli kaynaklardan gelen fikirlerin yeni ürünlere ve hizmetlere dönüştürülebilmesini sağlayan açık inovasyon yaklaşımı benimsenmiştir. • Farklılaştırılmış roller daha fazla önemsenmektedir. • Pazar güçleri, devlet veya diğer kuruluşların itme etkisinden daha önemli görülür.
İnovasyon ekosistemleri temel olarak bilginin üreticisi ve ağ etkileşimleri yoluyla oluşturulan bilginin son kullanıcısı olan inovatif firmalardan oluşur ancak kamu kurumları ve hükûmetler, bilgi üretimine katkıda bulunan araştırma kurumları ve üniversiteler; finansman sağlayarak yenilikleri kolaylaştıran finansal kurumlar; ve iş birliğini, hareketliliği, bilgi yayılmalarını ve sosyal etkileşimleri teşvik edebilen diğer tüm aktörler inovasyon ekosistemleri içerisinde yer alabilirler.
Girişimcilik ekosistemi, diğer ekosistemler gibi sürekli etkileşen ve karşılıklı olarak pekişen bir dizi birbirine bağlı anahtar unsur içerir. Son yıllarda geniş çapta başarılı olmuş şirket oluşumlarının neredeyse tamamı (örneğin Apple, Yahoo, Google, Facebook) Silikon Vadisi ve Boston startup merkezlerinden birinde gerçekleşmiştir. Girişimciliğin gelişmesi için altyapı olanaklarından finansal imkânlara erişime kadar değişen faktörlerin desteklendiği bir ekosistem olmalıdır.
Politika yapıcılar girişimciliğin yayılması ve artması için daha sistem tabanlı bir destek biçiminin önemli olduğunu kabul etmişlerdir. Bu durum, girişimcilik ekosistemlerinin hızla gelişmesine neden olmuştur. Girişimcilik ekosistemleri, bir coğrafi bölgedeki tüm aktör grubunun ve potansiyel olarak bir bütün olarak ekonominin oluşumunu ve nihai yörüngesini etkileyen çeşitli birbirine bağlı aktörleri temsil eder. Hem potansiyel hem de mevcut girişimci aktörler; firmalar, risk sermayedarları, melek yatırımcılar, bankalar gibi girişimci örgütler; üniversiteler, kamu sektörü ajansları, finansal kurumlar girişimcilik ekosisteminin oyuncuları olarak nitelendirilebilir. Girişimcilik ekosistemleri, zaman içinde yeni girişim yaratma amacıyla etkileşim kuran bir dizi birbirine bağlı bileşenler aracılığıyla gelişirler.
Girişimcilik ekosistemleri, genellikle: (i) yeni girişim yaratımlarını destekleyen ve teşvik eden, (ii) pazarlara erişimi mümkün kılan, (iii) ve yeni işleri büyütmek isteyen girişimciler için insan sermayesi ve finansal yardım sunan temel itici güçler olarak görülebilir. Girişimcilik ekosistemleri, inovasyon temelli girişimleri destekleyen ortamlar yaratan, sosyal ağlar, yatırım sermayesi, üniversiteler ve aktif ekonomik politikaların birleşimi olarak tanımlanmaktadır. Girişimcilik ve inovasyon ekosistemleri arasındaki genel benzerlik, çeşitli kurum ve aktörlerden gelen farklı destek kaynaklarından yararlanmaları ve bilginin giriş ve çıkışlarına zemin hazırlamalarıdır.