AÖF Soru Bankası

Turizmde Girişimcilik ve İnovasyonÜnite 6 Özeti

Girişimcilik Kuramları, Kurumsal Girişimcilik ve Girişimi Büyütmek

TRZ108U-TURİZMDE GİRİŞİMCİLİK VE İNOVASYON

Ünite 6: Girişimcilik Kuramları, Kurumsal Girişimcilik ve Girişimi Büyütmek

Giriş

Bu bölümde genel hatları ile kuramların gelişiminde ana akım olarak kabul edilen üçlü ayrım ile girişimciliğe bakış açısı ekonomik, sosyolojik ve psikolojik bakış açıları ile sunulmaktadır. Ayrıca farklı girişimcilik türleri içinde özellikle son yüzyılda önem kazanmaya başlayan kurumsal girişimcilik kavramı açıklanırken devamında girişimi büyütmek adına izlenebilecek yollardan bahsedilmektedir.

Girişimcilik Kuramları

Bu çalışma içinde ele alındığı şekliyle ekonomik, sosyolojik ve psikolojik yaklaşım ve kuramlar göz önünde tutulduğunda temelde beceri ve kaynaklar olmak üzere motivasyon, amaç ve hedefler ile girişimcilik sürecinin yapısı bu yaklaşım ve kuramları açıklamakta esas olmaktadır. Yazında da bu ekonomik, sosyal ve psikolojik üçlü yapıya yönelik olarak kişiyi girişimcilik davranışlarına yönlendiren faktörler olumlu ve olumsuz nitelikleri açısından sınıflandırılmaktadır.

Burada bahsi geçen olumlu faktörler, girişimcilik davranışını kolaylaştırıcı niteliğe sahip faktörler olarak düşünülmelidir. Ekonomik açıdan bakıldığında özellikle 90’lı yıllardan itibaren hizmet sektörünün gelişmesi, bütünleşik bir hâl alan işletme yapıları ile internetin hem işletme hem de gündelik yaşama girmesi ile artan e-Ticaret hacminin giderek artması kolaylaştırıcı ve olumlu faktörlerdir. Diğer yandan işletmelerde teknolojik açıdan gelişen yapılar nedeniyle insan kaynağına olan ihtiyacın belirli ölçüde azalması, çeşitli nedenlerle istihdam ile ilgili yasal, politik ve ekonomik sıkıntıların olması ve aynı zamanda para kazanma ihtiyacını gidermek üzere sektörlerde alternatif bir yol olmaması da nitelik bakımından olumsuz faktörler olmakla birlikte yine de kişileri girişimciliğe yönlendiren faktörler olarak ele alınmaktadır. Sosyal açıdan bakıldığında ailede önceki kuşaklarda girişimcilerin olması ve genç kuşaklara rol model teşkil etmeleri en olumlu faktör olarak değerlendirilebilir. İçinde bulunulan kültürün girişimciliği kolaylaştıran özelliklere sahip olması (örneğin içinde yaşanan ulusal kültürün belirsizliğe katlanabilme derecesinin yüksek olması), kişisel ağın yani sosyal ilişkilerin girişimciliği destekleyecek nitelikte olması (örneğin girişimi kurarken finansal destek alabilme, girişimi kurduktan sonra arkadaşların müşteri olması vb.) önemli sosyal faktörlerdir. Kimi zaman da içinde bulunulan kültürde azınlık gruba dahil olma nedeni ile (örneğin etnik köken, mülteci olma vb.) kurumsal işletmelerde iş bulamama sorunu, toplumda ayrımcı bir bakış açısının olması ve kimi zaman da maaşlı/ücretli çalışmanın yeterli gelmemesi olumsuz nitelikte ancak kişiyi girişimciliğe iten faktörler olarak ele alınmaktadır. Son olarak psikolojik anlamda başkasına bağlı olmadan özgürce çalışabilme arzusu, refah düzeyini yükseltmek, kendi kendine belirlediği amaca ve hedefe ulaşabilme arzusu ile sosyal olarak mobil olabilme isteği kişiyi olumlu nitelikleri ile girişimciliğe iten faktörler olarak özetlenebilir.

Ekonomik Yaklaşım/Kuramlar

Geçmişten günümüze girişimcilik yaklaşım ve kuramlarına katkı sağlayan ekonomistler incelendiğinde girişimcilik yazınında dört farklı dönemin olduğu ve günümüzde de hâlen ekonomistlerin bu yaklaşım ve kuramlar temelinde çalışmalarını sürdürdükleri görülmektedir.

Fizyokrat Yaklaşım

Fizyokrat düşünce, Birinci Sanayi Devrimi öncesinde odağında tarım sektörünün olduğu ve ekonomide denge kurmaya yönelik bir yaklaşımdır. Modern ekonominin başlangıcı olarak da kabul edilen bu dönemde girişimcilik kavramının ekonomi yazınına girmesine öncülük eden kişi İrlanda asıllı Fransız düşünür Richard Cantillon’dur. 1755 yılında yayımladığı “Essai sur la Nature du Commerce en Général” adlı kitabı ile Cantillon’a göre girişimci, ham maddeyi işlemek için belirli bir fiyattan alır ve sonrasında ise belirsiz bir fiyattan satarak gerçekleştirdiği bu ekonomik eylemin sonunda kâr ya da zarar eder. Cantillon, girişimciliğin kökenini öngörü eksikliği ve risk almaya istekli olma olarak ifade ederken girişimciliğin piyasadaki belirsizliğe katlanma rolüne odaklanır ve ekonomik faaliyetlerdeki tarafları toprak sahibi, girişimci ve hizmet veren işçi olarak sınıflandırır.

Fizyokrat düşüncenin temelini Cantillon atmış olsa da dönemin diğer isimleri olarak François Quesnay, Anne- Robert Jacgues Turgot ve Nicolas Baudeau sayılabilir.

Genel bir değerlendirme ile fizyokratların “Bireylerin çıkarları toplumun çıkarlarını beraberinde getirir, bu da ekonomik sistemin temelini oluşturur” düşüncesi ile hareket ettiği söylenebilir. Onlara göre insan her davranışın fayda ve zararlarını hesaplar ve diğer insanlarla iş birliği yapmanın gerekliliği üzerinde dururlar.

Klasik Okul

1776 yılında yayımladığı “The Wealth of Nations” kitabı ile klasik ekonominin öncüsü olan Adam Smith’in ekonomi ve girişimcilik kavramlarını birbiri ile ilişkilendirdiği görülmektedir. Smith, girişimciliği açıklarken üç temel ekonomik güç olarak adlandırılan toprak, iş gücü ve sermayeyi; diğer yandan “görünmez el” kavramı ve ekonomide iş gücünün çeşitli bölümlere ayrılmasını kullanmıştır. Smith ayrıca kâr için projeler yürüten kişileri tanımladığı ekonomide “öngörenler” fikrini bulan kişidir. Adam Smith, “kapitalizm” kavramını bütün bir kuram hâlinde ortaya koyan ilk ekonomisttir. Smith’e göre kapitalist, temel kaynakları başarılı bir endüstriyel girişimde birleştiren mülkiyet sahibi yöneticidir. Smith, kapitalistleri gelişmeyi ve toplumun refahının dağılımını sağlayan temel unsurlar olarak tanımlamış ve girişimci ile kapitalisti özdeşleştirmiştir.

Bu dönem için ayrıca Jean-Baptist Say, Jeremy Bentham ve John Stuart Mill’in isimleri sayılabilir.

Genel bir değerlendirme ile klasik ekonomistler, riski doğrudan üstlenen, üretim faktörlerini bir araya getiren ve


yenilik yapmaya çalışan girişimci ile tüm üretim süreci içinde yatırım gerçekleştirmek üzere sadece gerekli araçları sağlayan kapitalist kişi arasındaki ayrımı tam olarak yapmamışlardır.

Neo-Klasik Okul

Alfred Marshall, neoklasik dönemin öncülerindedir. Girişimcinin rolünün toplum tarafından talep edilen mal veya hizmeti üretmek ve bu faaliyetler sırasında sürekli olarak maliyetleri en aza indirgeyecek fırsatları bulmak olduğunu ifade etmiştir.

Bu dönem için ayrıca Francis Ysidro Edgeworth, Arthur Cecil Pigou, Leon Walras ve Johann Heinrich von Thünen’in isimleri sayılabilir.

Schumpeteryen Dönem

Joseph Alois Schumpeter, “Das Wesen und der Hauptinhalt der theoretischen Nationalökonomie” adlı 1908 yılında yayımladığı kitabında, neoklasik kuramı detaylı olarak değerlendirmiş ve ekonominin pozitif bir bilim olabilme sorununu metodolojik bir çerçeve içinde ele almıştır. “Die Theorie der Wirtschaftlichen Entwicklung” isimli 1911 yılında yayımladığı kitabı ile de geleneksel ekonomik düşünce sisteminden ayrılmış ve ekonomide denge kurma yaklaşımı yerine sağlıklı bir ekonomi için yenilikçi niteliğe sahip olan girişimci birey tarafından ekonomi içinde dinamik bir dengesizlik yaratmanın gereklilik olmasına odaklanmıştır. Bu kuralın kuram ve uygulama açısından da bir gerçeklik olduğunu ifade eden Schumpeter, girişimciyi de ekonomide başlıca aktör olarak ele almıştır.

Schumpeter Sonrası Dönem

Frank Knight, 1921 yılında yayımladığı “Risk, Uncertainty and Profit” adlı kitabı ile modern kurama ilişkin temelleri atmıştır. Knight’ın katkısı, belirsizlik ve risk arasında ayrım yapmak ve bunları kâr ve girişimcilikle ilişkilendirmek olmuştur. Riskin bir çeşit sigorta ile karşılanabileceğini ancak belirsizliğin, iş kararlarının her yerinde doğal olarak var olduğu açıklamasını getirmiştir.

Ayrıca bu dönemde Israel Kirzner, Mark Casson, William Jack Baumol da girişimcilik üzerine eserler vermişlerdir.

Genel değerlendirme ile Schumpeter sonrası dönem özetle, girişimciliğin ekonomi içindeki iş fırsatları ile teknolojik yapı arasındaki ilişkisine değinmektedir. Bu yaklaşımda bilgi, yenilik ve girişimcilik arasındaki ilişki sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu yaklaşım temelinde çalışmalarını sürdüren araştırmacılar, öncelikle kalitatif değişimin tüm ekonomiyi etkileyeceği bu nedenle yapısal değişimler ile birlikte kalkınmayı engelleyen sınırlandırıcıları kaldırmanın gerekliliğini kabul ederler. İkinci olarak kalitatif değişimlerin süreklilik arz etmediği ve üçüncü olarak da bu değişimlerin doğrusal olmayan bir yapıda gerçekleştiğini kabul etmektedirler.

Sosyolojik Yaklaşım/Kuramlar

Toplumlarda girişimciliğin gelişimi, girişimci sınıfın sahip olduğu değer sistemi ve girişimcilerin davranışlarını yönlendiren sosyal normların niteliği önemlidir. Değer sisteminin o sosyal yapı içinde baskın rol oynaması ise toplum içinde girişimcilerin güç kazanarak gelişmeleri anlamına gelmektedir.

Weberyen Yaklaşım

Max Weber, kapitalist ve kapitalist olmayan toplumlar arasında karşılaştırma yaparak ekonomik bilincin kökenlerini ve dini inancın belirli içeriğini sorgulayan geniş bir araştırma yapmıştır.

Girişimsel Tarih Yaklaşımı

Girişimcilik alanındaki araştırmalar, savaş sonrası döneme kadar ekonomik bakış açısı ile yapılmaktaydı, ancak 1949 yılında Harvard Centre tarafından yayımlanan “Change and Entrepreneurship” içindeki Cole, Cochron ve Jenks’in yayınları girişimciliğe farklı bir bakışı getirmiştir. Arthur Cole, girişimcinin belirli bir ortamda alacağı sosyal onay derecesine açık bir önem vermiştir. Thomas Cochran, girişimcilerin sapkın/marjinal (toplumda genel kabul görenin dışında) davranışlarını teşvik etmek için yaptırımlar kavramını geliştirmiştir. Bununla birlikte girişimci rollerin kuramsallaştırılması ile ilgilenen Leland Jenks; rolleri belirli, tekrarlayan sosyal bağlamlarda ekonomik ajanların muhtemel eylem kalıpları olarak tanımlamıştır.

Sosyal Marjinallik Yaklaşımı

Tarih sürecinde sosyal marjinallerin girişimciliğin ortaya çıkışı üzerindeki etkisi bilimsel olarak yazında büyük ilgi görmüştür. Werner Sombart, Berthold Frank Hoselitz ve Frank W. Young bu alanda çalışmışlardır.

Gelişimsel Yaklaşımlar

Micheal Hannan ve John Freeman’ın da ifade ettiği üzere işletme okullarında yürütülen girişimcilik araştırmaları, başlangıçta nüfus ekolojisi olarak bilinen evrimsel bir yaklaşımla giderek daha fazla baskın hâle gelmiştir. Bu önemli araştırma çabası; ev sahibi toplum tarafından sağlanan ekolojik bağlamda bir örgüt popülasyonundaki varlığa, özelliklere ve değişikliklere odaklanmaktadır. Bu bağlamdaki araştırmalar, girişimciliğin sonuçlarını ve bu sonuçlara yol açan süreçleri ve girişimciliğin gerçekleştiği sosyal bağlamı entegre etmeye odaklanmıştır. Ayrıca bu alanda Patricia Thornton, Erik Stam ve Howard Aldrich’in çalışmaları da vardır.

Psikolojik Yaklaşım/Kuramlar

Girişimciliğe yönelik olarak tartışılan psikolojik yaklaşım/kuramlar, kişilerin sahip oldukları özelliklerden hareketle girişimci kişilik profilini açıklamaya çalışırlar. Bu yaklaşımlara göre kişisel olarak sahip olduğumuz nitelikler bizi ve sosyal yapıdaki konumumuzu açıklarken aynı zamanda girişimci olma eğilimimizi de ifade edebilmektedir.


Başarma Güdüsü Kuramı

David Clarence McClelland, 1961 yılında yayınlamış olduğu “The Achiving Society” kitabında neden bazı toplumların diğerlerine göre daha girişimci olduğu sorusunu yanıtlamaya çalışmıştır. Bunu yaparken erken sosyalleşme sürecinde kültürel tutumların etkisini araştırmıştır. McClelland, genel olarak girişimciliğin gelişmesinin ekonomik güdülerden ziyade, psikolojik bir değişken olan başarma ihtiyacına bağlı olduğunu belirtmektedir.

Kontrol Odağı Kuramı

Sosyal Öğrenme ve Sosyal Seçim Kuramları ile ilişkili olan Kontrol Odağı Kuramı, yazında Julian B. Rotter tarafından tartışılmış ve takip eden araştırmacılar tarafından da merak konusu olmuştur. Kişinin kendine inanma derecesi ve yaşadığı durumları içsel ya da dışsal faktörlere atfetmesi olarak ifade edilen bu yaklaşımda dış kontrol odaklı kişiler; genelde yaşamlarında, davranışlarında ve seçimlerinde güçlerinin fazla olmadığını ve dışsal faktörlerin etkisinde kaldıklarına inanmaktadırlar. Girişimsel eğilim açısından bakıldığında ise kontrol odağı güçlü olan iç kontrol odaklı bireylerin daha girişimci bir profile sahip oldukları söylenmektedir.

Azınlık Yaklaşımı

McClelland çalışmasında belirli bir sosyo-ekonomik ortamdaki bireylere odaklanırken Everett E. Hagen daha spesifik biçimde sosyal alt gruplara (etnik azınlıklar vb.) odaklanmıştır.

Psikodinamik Model

Girişimcinin ruhuna ve onun psikodinamik modeline yönelik yaptığı çalışma ile Manfred F.R Kets de Vries girişimciyi tek bir profilde değil, psikolojik olarak farklılaşan bir aktör olarak ele almıştır. Girişimciyi işkence görmüş, erken çocukluk deneyimlerinden korkmuş, yalnız bir kişi bağlamından ayrı olarak kendi ortamında yerinden edilmiş uyumsuzluk, reddetme, marjinal bir adam olarak nitelemiş ve girişimcinin öfkesini, kaygısını ve isyanını yenilikçi faaliyetlere çevirdiğini ifade etmiştir.

Kurumsal Girişimcilik

Kavramsal Olarak Kurumsal Girişimcilik

İlk defa Peterson ve Berger’in 1971 yılında yayımladıkları “Entrepreneurship in Organizations: Evidence from the Popular Music Industry” başlıklı öncü çalışmaları ile akademik anlamda dikkat çeken kurumsal girişimcilik, 1983 yılında Danny Miller’in yayımlamış olduğu “The Corraltes of Entrepreneurship in Three Types of Firms” başlıklı çalışması ile yön kazanmıştır. Geniş anlamda “var olan bir kurumda girişimcilik” olarak tanımlanmakta olan kavram için Schumpeter, bireysel ve kurumsal girişimcilik kavramlarının girişimcilik işlevine ilişkin olarak mekânsal farklılaşma yarattığı ancak kapsam itibari ile çok benzer kavramlar olduğunu ifade etmiştir.

Yazında tanımlarda bir dil birliği ve anlaşma olmadığı gibi kurumsal girişimcilik kavramını ifade etmek üzere farklı terimlerin bilim insanları, araştırmacılar ve uygulamacılar tarafından kullanıldığı dikkat çekmektedir. Genellikle aynı yapıyı ifade etmek üzere; “örgüt içi girişimcilik”, “kurumsal teşebbüs”, “kurum içi girişimcilik”, “örgütsel düzeyde girişimcilik”, “girişimcilik eğilimi” gibi türev terimler yazında sıklıkla kullanılmaktadır.

Yazında net bir belirginlik olmasa da kurumsal girişimcilik kavramının boyutlarına ilişkin sınıflandırmada iki ana akımın olduğu görülmektedir. Birincisi; yeni bir iş girişimi başlatma, yenilikçi olma ve stratejik yenilenme boyutlarının ele alındığı kurumsal girişimcilik yaklaşımıdır. İkincisi ise yenilikçi olma, proaktif olma, risk alma, özerk olma ve rekabetçi saldırganlık boyutlarını esas alan girişimci eğilim ya da girişimci duruş yaklaşımıdır.

İşletmelerin kurumsal girişimciliğe yaklaşımına ilişkin olarak yönetimin doğrudan kontrolü altında iki boyut farklılaşmaktadır. Birincisi örgütsel sahiplik boyutudur. İkincisi kaynak otoritesi yani kaynak sahipliğidir. İki boyut bir arada dört baskın modla bir matris oluşturmaktadır. Bu matriste işletmeler açısında fırsatçı, kolaylaştırıcı, savunucu ve yapımcı girişimsel modlar ortaya çıkmaktadır.

Kurumsal Girişimcilik Modelleri

William Guth ve Ari Ginsberg’in önermiş olduğu model; işletmenin faaliyet gösterdiği çevrede oluşabilecek fırsatları tespit etmesi, değerlendirmesi ve uygulamaya geçirmesine yönelik olarak esneklik ve yenilik yapma mantığında yapılanmaktadır.

Jeffrey Covin ve Dennis Slevin, işletmelerin girişimci özelliğe sahip olmaları temel varsayımından hareketle geliştirdikleri modelde girişimcilik eğiliminin işletme performansı üzerinde olumlu yönde etkisi olduğunu ifade etmişlerdir.

Shaker Zahra’nın 1991 yılında geliştirmiş olduğu kurumsal girişimcilik modelinde dinamik yaklaşımın esas alınmış olduğu dikkat çekmektedir. Yenilik yapmak, rekabette aktif rol oynamak, riskleri en aza indirgemek bu modelin temel anlayışıdır.

Jeffrey Hornsby, Douglas Naffziger, Donald F. Kuratko ve Ray V. Montagno tarafından geliştirilen modelin temel özelliği, kurumsal girişimciliğe yönelik olarak gerçekleştirilen tüm uygulamalarda kararların hem örgütsel hem de bireysel özelliklerin etkileşimi ile ortaya çıkmasını vurgulamasıdır.

George T. Lumpkin ve Gregory G. Dess tarafından geliştirilen işletme performansını artırmaya yönelik bir uygulama olarak kurumsal girişimciliği irdeleyen model, yeni bir girişimle sonuçlanan faaliyetleri kapsamaktadır.

Jane Chang tarafından kurumsal girişimciliğe yönelik olarak iç ve dış boyutlu bakış açısı ile geliştirilen model


girişimci davranışa ilişkin değişkenleri öncüller olarak ele alarak mevcut duruma göre iç ya da dış girişimcilik ile işletme performansının artırılması gerektiğine yönelik bir açıklama getirmektedir.

Daniel T. Holt, Matthew W. Rutherford ve Gretchen R. Clohessy tarafından sunulan model; bağlam, kapsam, bireysel özellikler bağlamında kurumsal girişimciliği bütünleşik bir yaklaşımla ele almaktadır.

Girişimi Büyütmek

İşletmelerde kurumsal girişim faaliyetlerini planlamak ve uygulamaya geçirmek ve tabii ki sürdürülebilir olmalarını sağlamak üzere en gerekli olan unsur insan kaynağıdır. Dolayısıyla örgütlerdeki insan kaynağı profilinin girişimsel eğilimi yüksek çalışanlardan oluşması örgütün kurumsal girişim kapasitesini ve dolayısıyla performansını ve büyümesini destekleyen en önemli araç olacaktır. Tümevarımcı ve sistematik bir yaklaşımla girişimi büyütmenin temelinde doğru insan kaynağını istihdam etmenin yattığını söyleyebiliriz. Bu noktada Hayton ve Kelley farklı türdeki girişimsel yetkinlikleri (yenilikçi rol, aracı rolü, şampiyonlar, sponsorlar) bilgi, beceriler ve kişilik özellikleri açısından değerlendirmiştir.

Girişimin büyümesi, yeni iş fikirlerinin oluşabilmesi için örgüt içi ve örgüt dışı çevrenin çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda kaynaklar ve yeterlilikler nelerdir, rakipler neler planlıyor/üretiyor ve tabii ki müşteri ne istiyor/isteyebilir sorularına çok net cevaplar verebilmek girişimi büyütmek noktasında önem arz etmektedir. Özellikle de insan kaynağını geliştirme odağında uygulanacak stratejilerin girişimin büyümesine doğrudan katkı sağlayacağı şüphesizdir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında