TRM218U-TARIMSAL PAZARLAMA
Ünite 5: Tarımsal Pazarlama Sistemleri
Giriş
Tarım; ülke ekonomisine üretim, beslenme, nüfus ve istihdam, sanayiye ham madde sağlaması, dış ticaret ve milli gelire katkısı nedeniyle önemli bir sektördür. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, artan dünya nüfusu, ekonomik ve siyasi krizler, doğal afetler ve pandemi tarımı gelecek açısından daha da değerli kılmaktadır. Doğal kaynakların ve tarımın sürdürülebilirliği özellikle suya erişim, çevre kirliliği, tarımsal nüfusun yaşlanması gibi tarımın sorunları düşünüldüğünde, üretimle bağlantılı olarak tarımsal pazarlama daha da önem kazanmaktadır.
Tarımsal Pazarlama Kavramı
Tarım; insanların sadece doğanın kendisine sunduğu ürünleri tükettiği dönemden, genetik kaynakları kullanarak üretimi keşfetmesiyle birlikte ekonomik bir faaliyete dönüşmüştür. Kendine has özellikleri olan tarım ve tarımsal faaliyet, bitkisel ve hayvansal üretime dayanmaktadır. Türkiye’de 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun (25/4/2006 tarih ve 26149 sayılı Resmi Gazete) 3. maddesi ı bendinde tarım; doğal kaynakları uygun girdilerle birlikte kullanarak yapılan her türlü üretim, yetiştirme, işleme ve pazarlama faaliyetlerini; j bendine göre ise tarımsal üretim toprak, su ve biyolojik kaynaklar ile birlikte tarımsal girdiler kullanılarak yapılan bitkisel, hayvansal, su ürünleri, mikroorganizma ve enerji üretimini ifade etmektedir (https:// www.mevzuat.gov.tr/mevzuat metin/1.5.5488. pdf,2024). Demirci ve Açıl’a göre tarımsal faaliyet; toprağı ve tohumu kullanarak bitkisel ve hayvansal ham maddeleri üretmek, bunları yarı/tam işlenmiş ürün haline getirmek şeklinde tanımlanmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin başlıca özellikleri; doğaya bağımlılık, küçük aile işletmelerinin fazlalığı, üretimde süreklilik değil kesikli yapı, işletmelerde ihtisaslaşmanın yaygın olmaması, ürünlerde genelde düşük arz ve talep esnekliği, yüksek oranda risk ve belirsizlikler, Azalan Verim Kanunu nedeniyle maliyeti düşürmenin sınırlılığından oluşmaktadır. Bu özellikler, tarımsal faaliyetlerin hassas yapısına işaret etmektedir. Tarımsal pazarlama, tarım ve pazarlama olmak üzere iki sözcükten oluşmaktadır (Karthick vd., 2020; Goyal, 2022). Tarım, doğal kaynakları kullanarak insan refahı için bitkisel ve hayvansal üretim ile ilgili birincil faaliyetleri ifade etmektedir. Pazarlama ise malların üretim noktasından tüketim noktasına taşınması ile ilgili olup zaman, yer, şekil ve mülkiyet faydalılığının yaratılmasında yer alan tüm faaliyetleri içermektedir.
Tarımsal Pazarlama Sistemini Etkileyen Unsurlar
Tarımsal ürünlerin arz-talep bağlantısını açıklayan tarımsal pazarlama sistemleri, değişik hukuki statüdeki kuruluşları kapsamakta, ülke dinamiğine ve ürüne göre farklılaşmaktadır. Üretici açısından tarımsal pazarlama sistemlerinden hangisinin ya da hangilerinin tercih edileceğini etkileyebilecek birçok faktörden söz etmek mümkündür. Bu faktörler; tarımsal yapı, tarımsal destekler, teknolojik gelişmeler, özelleştirme politikaları, piyasa şekillerinin değişimi, tarımsal ürünlerin işlenmesi,
üreticilerin örgüt kültürü, işletmenin faaliyet alanındaki başarılı pazarlama sistemleri başlıkları altında ele alınabilir.
Tarımsal yapı, tarım işletmelerinin yapısal özelliklerinden işletme ölçeği, sermaye yapısı, nitelikli iş gücü ve insan kaynakları, teknolojiden yararlanma düzeyi; üreticilerin yaşı, eğitimi ve bilgi düzeyi, teknolojik gelişmeleri izleme ve entegre olabilme becerileri gibi birçok unsur pazarlama sisteminin seçimini doğrudan etkiler. İşletme ölçeği büyüdükçe geleneksel pazarlama sistemlerinin yanı sıra yeni nesil pazarlama yöntemlerinin kullanımına da olanak sağlanabilmektedir. Böylece maliyeti düşürme, mevcut ve potansiyel hedef kitlelere daha fazla ve hızlı bir şekilde erişme mümkün olabilecektir. Tarımsal destekler, tarım sektöründe öncelikle üretimde miktar, çeşitlilik, kalite ve sürdürülebilirliği geliştirmek için uygulanan tarımsal destekler, aynı zamanda üreticilerin kurumsallaşmasını teşvik etmek ve yeni nesil pazarlama yöntemlerini yaygınlaştırmak için de kullanılabilmelidir. Bilim ve teknolojideki gelişmeler, işletmelerin üretim ve pazarlama yapısını doğrudan ve her dönemde etkilemektedir. Nitekim günümüzde dijitalleşme ile birlikte birçok sektörde e-ticaret ürün ve girdi pazarlamasına da yansıdığı için işletmeler bu sisteme uyum sağlamaya, altyapılarını geliştirmeye çalışmaktadır. Yeniliklerden yararlanamayan özellikle küçük işletmeler ise geleneksel pazarlama sistemlerini kullanmaya devam edeceklerdir. Tarımsal ürün piyasalarındaki kamu teşebbüslerinin özelleştirilmesi, devletin ilgili ürün piyasalarındaki üretim, fiyat oluşumu ve pazarlamadaki rolünü ya tamamen ortadan kaldırmakta ya da küçülmektedir. Değişen piyasa şekli ve yoğunlaşma oranına bağlı olarak işletmecilerin pazarlama sistemi tercihi de etkilenebilmektedir. Tarımsal ürün piyasalarının şeklinin değişimi, pazarlama açısından da değerlendirilmektedir. Tarımsal ürünler taze ya da işlenerek pazarlanabilmektedir. Küçük ölçekli işletmelerin pazarlama işlevlerini gerçekleştirecek altyapısı yoksa ürünü hızlıca elden çıkarmak isteyecek ve buna yönelik olarak örneğin sözleşmeli üretim gibi pazar garantisi olan bir pazarlama sistemini seçebilecektir. Üreticilerin örgütlenme kültürü, onların kurumsallaşma talebini şekillendirmektedir. Nitekim tarımsal ürün piyasalarında güçlü örgütlerin (örneğin geleneksel ya da yeni nesil kooperatifler) bulunduğu ülkelerde üreticilerin örgüt kültürünün yüksek olduğu ve bunun da üretici organizasyonlarının pazardaki başarısını arttırdığı bilinmektedir. Üreticilerde örgüt kültürünün zayıf olması aidiyet duygusunu olumsuz yönde etkiler ve örneğin ortakların kooperatifle değil tüccarla ticaret yapmasına neden olmaktadır. Bu durum, kooperatifin pazarda güçlü olması yerine, aracılara dayalı bir pazarlama sistemine zemin hazırlamaktadır. Tarımsal ürün ve gıda işletmelerinin çalışma alanı ile ilgili başarılı pazarlama sistemleri varsa, bunlara katılmak için talep artabilir. Örneğin başarıyla yönetilen bir kooperatif, sözleşmeli üretim modeli ya da e-ticaret, diğer işletmecileri de bu oluşumlara dahil olmaya yönlendirebilir. Üreticilerden geç benimseyenler de pazarlamadaki oluşumların sonuçlarını
görmeden girişimde bulunmak istemeyebilir, ancak erken benimseyenlerin de önüne fırsatlar çıkabilir. Bu açıdan işletmecilerin pazarlama sistemlerindeki mevcut ve olası değişim rüzgarlarını iyi takip etmeleri gerekir
Tarımsal Pazarlama Sistemleri
Tarımsal ürün/gıdaların üretim merkezlerinden tüketim merkezlerine ulaştırılması, pazara yönelik üretilecek ürünlerin çeşit, miktar, fiyat, kalite ve dağıtım şeklinin belirlenmesi, birçok pazarlama işlevi ile ürüne değer katan faaliyetlerin planlanması, tüketicilerden ürünle ilgili gelen geri dönüşlerin değerlendirilmesi tarımsal pazarlama sistemleri sayesinde gerçekleşmektedir. Tarımsal pazarlama sistemleri, ülke, ekonomik sistem ve ürüne göre değişen hukuki ve yapısal özellikleri farklı birçok kurum, kuruluş ve organizasyonu kapsamaktadır. Tarımsal pazarlama sistemleri kapsamında yerel, merkezi ve dağınık pazarlardan söz etmek mümkündür. Yerel pazarlar üreticiye en yakın pazarlardır, merkezi pazarlar birçok üretim merkezinden ürünlerin geldiği pazarlardır. Dağınık pazarlar ise farklı birçok oluşumu içeren ve sayısız satış noktasını ifade etmektedir. Bir başka sınıflandırmada da üretici, toptancı ve perakende pazarlardan söz edilebilir.
Geleneksel Tarımsal Pazarlama Sistemleri
Geleneksel tarımsal pazarlama yöntemleri, günümüze kadar ulaşan ve tarihsel açıdan arz ve talebi buluşturan, piyasa dinamiklerini etkileyen ya da yönlendiren birçok yapıyı ifade etmektedir. Geleneksel pazarlama sistemleri kapsamında kamu iktisadi teşebbüsleri ve özel sektör kuruluşları, üretici örgütleri, toptancı halleri, ticaret borsaları, sözleşmeli üretim modeli, çeşitli pazarlar ve e- ticaret, şirketler ve topluluk destekli tarım/gıda topluluklarından bahsedilebilir.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri/ İktisadi Devlet Teşekkülleri: İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT), sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan ve özel bir mevzuata tabi kamu iktisadi teşebbüsüdür. Türkiye’de Cumhuriyet sonrasında, tarımsal ürün/ gıda piyasalarının altyapısını hazırlamak için üretimden pazarlamaya kadar birçok alanda Toprak Mahsulleri Ofisi, Et ve Süt Kurumu, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Şeker Fabrikaları, Atatürk Orman Çiftliği gibi kamu iktisadi teşebbüsleri faaliyete geçirilmiştir. Ülkede 1980 sonrasında izlenen politikalar çerçevesinde, kamu iktisadi teşebbüslerinin kısmen ya da tamamen özelleştirilmesiyle tarımsal ürün piyasalarında devletin küçülmesi benimsenmiş, sonrasında da yapısal değişimle birlikte T.C. Tarım ve Orman Bakanlığına (TOB) bağlı ya da ilgili kuruluşlar olarak (Genel Müdürlük düzeyinde) çalışmalarını sürdürmektedirler.
Üretici Örgütleri: Tarım sektöründe üreticilerin yapısal dezavantajlı yönlerine çözüm bulmak, verimliliği arttırmak, piyasada etkili bir aktör olabilmek, pazardaki gelişmeleri izlemek ve uyum sağlamak için örgütlenmeleri
önem taşımaktadır. Üreticilerin örgütlenmesi belirli bir bilinç düzeyini ve talebi gerektirmektedir. Pazarda tek başına önemli bir etkisi yok iken, belli bir çatı altında kurumsallaşan üreticinin temsiliyet gücü artacak, bireysel olarak yapamadığı pazarlama işlevleri ve markalaşma, teknolojiden yararlanma, üretim ve pazarlamada avantajlar elde etme imkanı bulacaktır.
Toptancı Halleri: Dünyada özellikle yaş meyve ve sebze ticaretinde önemli yeri olan toptancı pazarlar, Türkiye’de toptancı halleri olarak adlandırılmaktadır. Hallerde yaş meyve ve sebze dışında süs bitkileri, su ürünleri ve gıda satışı da yapılmaktadır. Dünyada toptancı hallerin yönetiminde belediyeler, özel sektör kuruluşu, üretici örgütü veya karışımı, Türkiye’de ise belediyeler ve özel sektör kuruluşları söz sahibidir. Toptancı pazarlar/halleri ulusal ve uluslararası düzeyde yapılanmıştır. Nitekim Dünya Toptancı Pazarlar Birliği (World Union of Wholesale Markets-WUWM) 42 ülkeden 217 üyeye sahiptir. WUWM’un üyelerinin çoğunluğu hitap ettiği nüfus yoğunluğu açısından büyük ölçekli pazarlardır (Albayrak, 2009). Yaş meyve ve sebze arzının Amerika’da %60’ını, Avrupa’da %40’ını ve Asya-Pasifikte %55’ini toptancı pazarlar karşılamaktadır (WUWM,2024). Toptancı pazarların sürdürülebilir beslenme, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ürünlerinin pazara erişimini kolaylaştırma, gıda atık ve gaz emisyonunu azaltıcı önlemlere katkı sağlama hedefleri söz konusudur. WUWM’a göre, toptancı pazarlarda günde 200 milyon ton taze ürün dağıtılmakta, her gün 3 milyar tüketici bu pazarlardan taze ürün satın almakta, sokak pazarlarının çoğunda satılan ürünlerin %90’ı bu pazarlardan gelmektedir (WUWM, 2024). Toptancı hallerinde üretici ile tüketici arasında toptan ve perakende satış yoluyla bağ kurulmaktadır.
Ticaret Borsaları, Ürün İhtisas Borsaları, Lisanslı Depoculuk: Ticaret borsaları, ticari emtianın toptan alım satımının yapıldığı piyasalardır. Tarımsal ürünlerle ilgili olarak Londra, Hamburg (kahve ve hububat) ticaret borsaları örnekleri verilebilir. Türkiye’de de 115 ticaret borsasında 5174 sayılı Kanun’a göre kotasyona dahil bitkisel ve hayvansal ürünlerin ticareti yapılmaktadır (TB, 2024a). Bu mevzuata dayanan 2017 tarih ve 30250 sayılı Ürün İhtisas Borsası ile ilgili Yönetmelik; temel ve işlenmiş tarımsal ürünlerde elektronik ürün senetleri (ELÜS) ile elektronik ürün senetlerine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin güven, serbest rekabet ve istikrar içinde şeffaf ve kolay bir şekilde işlem göreceği borsanın kuruluşuna, faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
Sözleşmeli Üretim: Sözleşmeli üretim, çiftçiler ile alıcılar arasında malın üretim ve pazarlanması ile ilgili koşulları içeren anlaşmaya dayalı bir tarımsal üretim şeklidir (Shepherd, 2013). Sözleşmeli üretim, üretici ile sanayici, ithalatçı, ihracatçı ya da perakendeci arasında tarımsal ürün ticareti konusunda yapılan bir anlaşmayı içeren; tarıma dayalı sanayi kuruluşları/ şirketleri için istenilen zaman,
miktar ve kalitede hammaddeyi elde etmek; üreticiler için pazar garantisi, kredi ve teknolojiye ulaşmada kolaylık elde etmek açısından önemli bir modeldir. Model sayesinde hem anlaşma yapılan şirket hem de çiftçi üretim planlaması yapabilme olanağına kavuşur. Sözleşmeli üretim modelinde en önemli konu, güvendir. Tarafların menfaatinin yapılacak sözleşmede korunması gerekir.
Pazar Yerleri: Tarımsal pazarlamada önemli yerler arasında üretici pazarları ve semt pazarları gelmektedir. Türkiye’de pazar yerlerinin kurulması, işletilmesi, satış yerlerinin tahsisine ilişkin usul ve esaslar 5957 sayılı Kanun ve buna istinaden çıkarılan Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Semt pazarları, üreticiler ve pazarcı esnafınca malların doğrudan tüketicilere perakende olarak satıldığı açık veya kapalı pazar yerleridir. Üretici pazarları ise, üreticilerin kendi ürettikleri malları perakende olarak doğrudan tüketicilere sattıkları açık veya kapalı pazar yerleridir. Pazar yerlerinde meyve ve sebze, çeşitli gıdalar satışa sunulmaktadır. Özellikle tarımsal ürün ve gıda alımında pazar alışkanlığının olması talebi olumlu yönde etkilemektedir. Nitekim tüketiciler daha taze, çeşit fazlalığı ve kalite açısından pazarları tercih edebilmektedir.
Perakende Ticaret: Üreticinin temsilcisi, tüketicinin de garantörü olarak tanımlanan perakende sektör (Öztürk,2006), tarımsal ürün/gıda pazarlamasında tüketiciye en yakın satış noktalarını kapsamaktadır. Perakende aşamada, farklı ölçekte birçok geleneksel ve organize perakendeciler bulunmaktadır. Organize perakendecileri zincir marketler, hipermarketler ve süpermarketler; geleneksel perakendecileri bakkal, manav gibi yapılar oluşturur.
E-ticaret: E-ticaret, ticarette işlemleri kolaylaştıran teknolojik ürünler ve internetten oluşmaktadır. Elektronik ortamda yapılan işlemlerin tarafları; firma-firma, firma- müşteri, birey-kamu, firma-kamu, tüketici-tüketici ve kamu-kamu olarak belirtilebilir. Alıcı ve satıcıya erişimi hızlandıran ve birbirine yakınlaştıran, özellikle KOBİ’lerin masraflarını azaltmasına yarar sağlayabilecek bir sistem olması nedeniyle, tarım/gıda pazarlamasında e-ticaretin kullanıldığı görülmektedir. Sistemden yararlanabilmek için bilgisayar kullanımı, internet erişimi ve web sayfası sahipliği olması elzemdir. Ayrıca finansal sorunlar yaşayan işletmeler açısından özellikle e-ticarete yönelik teşvik/ desteklerin varlığı da önem taşımaktadır.
Şirketler: Tarım/gıda sektöründe kurumsallaşma modellerinden birisi de şirketleşmedir. Tarım/gıda ürünleri ve girdi ticaretinde birçok şahıs, sermaye ve kooperatif şirket faaliyet göstermektedir. Türkiye’de 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (2011) göre belirtilen alanlarda özellikle limited, anonim ve kooperatif şirketler kurulmaktadır.
Topluluk Destekli Tarım/Gıda Toplulukları: Üretici ve tüketici topluluğu arasında aracı bir kişi/kurum olmadan yapılan doğrudan pazarlama şekillerinden birisi de topluluk destekli tarım/gıda topluluklarıdır. Bu model, tarımsal ürünlerde yol kenarında kurulan standlar/tezgahlar ya da
kendi ürününü kendin topla yöntemleri gibi alternatif doğrudan pazarlama yöntemleri arasında önem taşımaktadır (Adanacıoğlu vd.,2019). Modelde, tarımsal ürün/gıda üreticisi ile tüketici topluluğu arasında doğrudan bağlantı kurularak ortaklık oluşturulur, ürün tesliminde, haftalık-aylık-sezonluk-yıllık ödeme sistemleri, garantili satış ve üyelik gibi uygulamalar görülebilmektedir (Özden,2020). Topluluk destekli tarım/gıda topluluklarına Foça Yeryüzü Pazarı-Türkiye, Lush Greensİngiltere, Teikei Üretici-Tüketici Ortaklığı-Japonya ve Just Food Topluluk Destekli Tarım Sistemi-ABD örnek verilebilir.
Yeni Nesil Pazarlama Yöntemleri
Dünyadaki gelişmeler, ürün piyasalarında VUCA ortamı nedeniyle, işletmelerin üretim ve özellikle pazarlama stratejilerini belirlemede yeni arayışlara yol açmıştır. Pazarlamada geleneksel yöntemlerin yanı sıra yoğunlaşan dijitalleşme sürecinin etkisi ile yeni nesil pazarlama yöntemleri uygulanmaya başlamıştır. Özellikle işletme ölçeği geleneksel yöntemlerin pazarlamada tercih edilmesine neden olsa da, dijital çağa uyum sağlayabilen işletmelerde yeni nesil pazarlama yöntemleri kullanılabilmektedir. Yeni nesil pazarlama yöntemleri; metaverse, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik, deneyimsel pazarlama, blokzincir, yapay zeka, chatbot, büyük veri, gerilla pazarlama, etkileşimli pazarlama, influencer pazarlama, nöro pazarlama, becon teknolojisi, giyilebilir teknolojiler, fijital pazarlama, duyusal pazarlama, 3D yazıcılar, niş pazarlama, webinar pazarlama şeklinde sıralanabilir (Albayrak,2023).
Tarım/Gıda Değer Zinciri ve Yapısı
Kavramsal Çerçeve
Küreselleşme ve kalkınma sürecinde birçok sektörde değer zinciri konu edilmekte ve üzerinde çalışılan bir alan olarak ilgi görmektedir. Artan nüfus, kentleşme oranı, talep artışı ve tüketim alışkanlığının değişimi gibi gelişmelerin bir sonucu olarak tedarik ve değer zincirinde yer alan aktörlerin sürece dahil olma sayı ve sıklıkları dikkati çekmektedir. Bu zincirde ilk halka olan üreticiler; üretim, ticaret ve dağıtım üzerinde daha iyi kontrol sahibi olmayı tercih ederek paylarının artmalarını hedeflemektedirler. Bu da ürünlerin kalitesini ve katma değerini garanti altına almakta, maliyette kontrol hedefli faaliyet göstermelerine katkıda bulunmaktadır (Dolan ve Humphrey, 2004). Diğer aşamalarda da faaliyet payının artışı ile tüketicinin kabul edebileceği kalite/fiyat paritesinin oluşumu, zincirin sürekliliğini olumlu yönlerden etkilemektedir. Değer zinciri tanımı, 1980’li yıllarda Micheal Porter tarafından ortaya atılan bir kavramdır. Değer zinciri; bir ürünün üretiminden başlayarak nihai tüketiciye ulaştırılmasına ve sonunda da piyasalardan çekilmesine kadar geçen süreci ifade etmektedir (Kaplinsky, 2000). Değer zinciri, başlangıçta üretime girdi sağlama sürecinden başlayıp, değişik aşamalarda üretim faaliyetlerini ve onun nihai pazara ulaştırılmasına kadar geçen süreçte yürütülen tüm faaliyetlerden oluşmaktadır. Burada üretim, ürünün farklı şekillerde sınıflandırılması, işlenmesi, dağıtımı, nihai
tüketiciye ulaştırılması ve ekonomik ömrüne bağlı olarak kullanımdan kaldırılması kararlarının alınması gibi süreçler söz konusu olmaktadır (Yazıcı vd., 2017). Değer zinciri uygulaması ve gelişimi, süreçte birçok paydaşın yer alması nedeniyle karmaşık bir faaliyet olmakta ve birbirine bağlı aşamalardan oluşmaktadır. Porter (1985), değer zincirinde değer yaratan faaliyetleri; temel faaliyetler ve destek faaliyetleri olmak üzere iki başlık altında toplamıştır. Temel faaliyetler üretim, satış, pazara ulaşım ve satış sonrası hizmetleri şeklinde sınıflanmıştır. Zincirdeki destek faaliyetler ise tedarik, teknolojik gelişme, insan kaynakları yönetimi, yönetsel altyapıyla ilgili muhasebe, finansman, hukuk, güvenlik ve bilgi işlem faaliyetleri olarak belirtilmiştir (Sezer ve Bakan, 2022).
Değer Zincirinde Haritalama ve Yararlanılan Hizmetler
Değer zinciri, farklı birçok aşamadan oluşmaktadır ve bu aşamalar haritalama suretiyle ortaya konulabilmektedir. Haritalama, değer zinciri analizinin hayati bir adımı olarak değerlendirilmekte ve bir dizi amacı bulunmaktadır. Bu amaçlar şu şekilde belirtilmektedir (M4P, 2008):
a. Gerçekleştirilecek değer zinciri analizine rehberlik etmek ve değer zincirine ilişkin genel bakış açısı elde etmek
b. Değer zincirinin farklı seviyelerindeki kısıtlamaları ve olası çözümlerinin birlikte ele alınarak değerlendirilmesi
c. Değer zincirindeki aktörlerin yerini ve konumunu belirleme
d. Aktörler ve süreçler arasındaki bağlantıları daha iyi anlamak ve bağlantıların görselleştirilmesini sağlamak
Tarımsal değer zincirinin haritalaması ve aşamaları mantar örneği ele alınarak Şekil 5.5’te verilmiştir. Başlangıcı mantar üretimde kullanılan girdilerin tedarik aşaması oluşturmaktadır. Tarımsal girdilerin (tohum, ilaç, gübre, akaryakıt, su, işgücü, mekanizasyon, finans vb.) yurt içinden güvenli sağlanması, üretimin sürdürülebilirliği, fiyatların değişiminden daha az etkilenme yönüyle önemlidir. Girdilerin temini ve üretimde kullanımı sonucunda ürünün meydana gelmesi ve varsa işleme ile pazara taşınması süreci devam etmektedir
Tarım ve Gıda Sektöründe Değer Zinciri Yapısı
Tarım ve gıda sektöründe değer zinciri analizi, girdi tedariki aşamasıyla başlar, ürünün üretiminden tüketime kadar olan süreçteki tüm aşamaları belirleme ve kıymetlendirmenin ortaya konulması olarak tanımlanmaktadır. Bu analiz yardımıyla, üretim-pazarlama aşamalarındaki her bir aktörün etkinlikleri, çalışmaları, kamu ve özel kurumlarla olan sosyoekonomik ilişkileri incelenmektedir. Yapılan araştırmalar sayesinde risk paylaşımı ve bu süreçten aldıkları pay ve sürece kattıkları değer ortaya konulmaktadır. Tarım-gıda değer zincirinde tarımsal üretimdeki gelişmeler, dünya nüfusunun beslenmesinde yeterli gıdaya erişememe sorunu nedeniyle dikkat çekmektedir. Ayrıca erişilebilir tatlı suyun azalması, toprakların verimsizleşmesi, atmosferdeki gaz oranlarının değişmesi gibi gıda güvenliğini tehdit eden faktörler, hem
yeterli ve sağlıklı gıdaların uygun maliyetlerle üretimi hem de tarım kaynaklarının ve üreticilerin korunmasına yönelik sürdürülebilir tarım sistemlerinin geliştirilmesini ön plana çıkarmaktadır.
Gıda Üretim Sistemlerinin Tarım/Gıda Değer Zinciri Yapısına Etkisi
Günümüzde geleneksel tarım ve gıda sistemlerinin değişimi, akıllı tarım, tarım 4.0 ve dijital tarım şeklinde belirtilen modern uygulamaların tarım ve gıdaya yönelimi, değer zincirinin yapısına farklı yönlerden etkilemektedir. Endüstriyel tarımın dijital çağında, çiftliklerden, uydulardan, sensörlerden, iletişim ağlarından, insansız hava araçları, yapay zeka, robotik diğer gelişmiş makinelerin kullanımı (Çokuysal, 2021), üretim pazarlama sürecinin gelişimine neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, özellikle COVİD-19 pandemi döneminde dikkat çeken farklı tarımsal üretim eğilimleriyle tarım değer zincirinde çeşitli tarım sistemleri ortaya çıkmıştır. Kent tarımı, topluluk destekli tarım, permakültür, dikey tarım, hidroponik, aeroponik, akuaponik ve çatı seraları gibi gelişmekte olan ve büyüyen uygulamalarla yenilenebilir yeşil altyapılar yoluyla tarımın desteklenmeye başlandığı ve zincirin şekillendiği gözlemlenmektedir (Yılmaz ve Amirov 2021). Uygulanan sistemler, zincirin kısa veya uzunluğu yanında teknolojik uygulamalar, piyasa düzeni ve aktörlerin sayısı üzerine de etkide bulunmuştur.
Tarım-Gıda Değer Zincirinde Modern Teknolojik Uygulamaların Uygulanabilirliği ve Gelişimi
Günümüzde bilişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak tarım/gıda tedarik ve değer zincirindeki aktörler ve sistemdeki gelişmeler daha net izlenebilir ve denetlenebilir hale gelebilmektedir. Nitekim zincirdeki aktörlerin karmaşık yapısı ve ilişkileri günümüz teknolojisinde ancak modern teknolojik araç ve uygulamalarla değerlendirilmeye ve planlanmaya uygundur. Bugün özellikle gelişmiş ülkelerde teknolojik ilerlemeler tarım/gıda değer zincirinde yeni gelişmelerin gözlenmesine neden olmaktadır. Blok zincir teknolojisi, nesnelerin interneti, akıllı sözleşmeler ve akıllı sensörlerle değer zincirindeki aktörlerin riski paylaşan ve şeffaf bir ortamda izlenebilirliğin geliştiği süreçte faaliyetleri artış göstermektedir. Küresel boyutta sürecin gelişmekte olan ülkelerde de artan ölçülerde uygulama alanı bulacağı beklenmektedir. Tarım/gıda tedarik zincirinde başarıyla uygulanmış modelleri, plan kapsamları ve ürün türleri gibi özellikler açısından sınıflandırarak geleceğe yönelik gereksinimler belirlenmelidir. Son dönemlerde yeşil tedarik zinciri ve lojistik yönetimi girişimlerini desteklemeye yönelik çalışmalar artmaktadır. Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve etkin bir değer zinciri oluşturulabilmesi amacıyla entegre yaklaşımlara ve birbirini destekleyici planlama anlayışına artan ihtiyaç vardır. Kısa tedarik zincirleri oluşturulmasını hedefleme, yani yerel üretici ile tüketici arasındaki aracı zincirini kısaltan modellerin hazırlanması ve uygulanması ile ilgili planlamalar üzerinde çalışılmalıdır.