TRM216U-TARIM 4.0
Ünite 6: Sürdürülebilirlik
Giriş
Nüfus artışı, iklim değişikliği ve insan yaşam tarzının modernleşmesi nedeniyle küresel ölçeklerde su, enerji ve gıda talepleri sürekli arttığından, kaynak yönetimi uzun süredir birinci derecede önem taşımaktadır. Her geçen gün artan bir şekilde birbiriyle bağlı kaynakların bulunabilirliği kötüleşiyor. Bu sorunların üstesinden gelmek ve geleceğin taleplerini karşılamak için ülkelerin sürdürülebilir politika ve programlar geliştirmesi zorunlu hâle gelmektedir. Bu durum toplumları nüfus, iklim ve ekosistemdeki değişimlerin baskısı altında farklı kaynakların planlanması ve yönetimi konusunda politika geliştirmeye itmektedir.
Nexus Yaklaşımı, Su, Enerji, Gıda Nexus (WEF) Kavramı
Su (W), enerji (E) ve gıda (F) üçü bir arada insanın hayatta kalması ve ekonomik kalkınma için gerekli kaynaklardır. Ekosistemlerimizin sağlığı, bu kaynakların kullanılabilir ve sürdürülebilir olmasına bağlıdır. Nüfus artışını karşılayan gıda ve enerji üretimi sınırlı tatlı su kaynaklarına bağlıdır. Sınırlı kaynakların optimum kullanımı için dengeli paylaşımların sağlanması açısından su-enerji arasındaki iç bağlantıların (Nexus) analizine ihtiyaç vardır. Nexus yaklaşımı; su, enerji, gıda ve çevre ya da ekosistem arasındaki bağlantıları yönetmek ve anlamak için bütünleşmiş bir analiz yöntemini ifade eder. Çevresel ihtiyaçlara ve insan haklarına saygı göstererek ve yönetişimi geliştirirken, farklı sektörlerin çıkarlarını dengelemeyi ve ortak optimizasyon sağlamayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu kavramsal bakış açısı, sürdürülebilir kalkınmada sektörler arasındaki karmaşık karşılıklı etkileşimlere dayalı araç olarak kullanılabilir.
Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Kalkınma, Çevresel, Ekonomik Ve Sosyal Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilirlik
Günümüzde ‘sürdürülebilirlik’ kelimesi pek çok şeyi açıklamak için kullanılıyor. Ekosistemde insanlar, bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar, doğal kaynaklar vb. canlı ya da cansız tüm parçaları tartışmasız bir şekilde birbirine bağlıdır ve etkileşim içindedir. Zincirin bir halkasındaki bozulma tüm sistemi etkiler. Dolayısıyla sürdürülebilirlik; bu zincirin devamlılığını garanti eder, ekosistemimizi ve doğal kaynakları korur, yaşam kalitemizi artırır. Sağlıktan eğitime, kültürden toplumsal eşitliğe tüm alanlarda yaşam standardını yükseltir, refahı garanti eder, toplumların gelişmesini sağlar. Kaynakların rasyonel kullanımı sayesinde daha yaşanabilir, güvenli bir dünya yaratılır. İş modelleri açısından şirketlerin uzun vadede var olmasını sağlar ve daha kapsamlı bir kalkınmanın yolunu açar.
Çevresel Sürdürülebilirlik
Doğal kaynakların ekosistem sağlığını ve dayanıklılığını koruyacak şekilde kullanılması ve yönetilmesidir. Buna kirliliği azaltma, su tasarrufu, biyolojik çeşitliliği koruma ve iklim değişikliğini hafifletme çabaları da dahildir.
Ekonomik Sürdürülebilirlik
Uzun vadeli büyümeyi ve istikrarı destekleyen ekonomik sistemlerin yaratılmasını kapsar. Bu, adil ticareti, etik iş gücü uygulamalarını ve toplumun tüm üyelerine fayda sağlayan kapsayıcı büyümeyi teşvik eden uygulamaları içerir.
Sosyal Sürdürülebilirlik
Sosyal adaleti teşvik etmeyi, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere erişimi sağlamayı ve toplumun dayanıklılığını ve uyumunu güçlendirmeyi içerir. Üretim süreçleriyle ilgili paydaşlarla yakın iş birliğini teşvik ederek, baştan sona tüm süreç boyunca çiftçilerin, tüketicilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını kapsar. Sosyal adalet, fırsat eşitliği, kapsayıcılık, eğitim, sağlık, toplum bilinci, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi hayatın her alanında tatmin edici ve sürdürülebilir bir standarda ulaşmayı anlatır.
TWI2050, bir küresel araştırma girişimi olarak, Birleşmiş Milletlerin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin başarılı bir şekilde uygulanmasını desteklemektedir. Paris İklim Değişikliği Anlaşması ve söz konusu hedefler kapsamında 2030 gündemini imzalayan hükümetler, sivil toplum, bilim ve iş dünyasının tamamlayıcı eylemlerini gerektirecek derin dönüşümler çağrısında bulunmaktadır (TWI2050, 2018). TWI2050 tarafından bu hedeflerin hayata geçmesi için, modüler yapı taşları olarak, aşağıda sıralanan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Dönüşüm Modülleri önerilmiştir (Sachs vd., 2019): 1. Eğitim, cinsiyet ve eşitsizlik 2. Sağlık, refah ve demografi 3. Enerjinin karbonsuz hâle getirilmesi ve sürdürülebilir sanayi 4. Sürdürülebilir gıda, toprak, su, deniz ve okyanuslar 5. Sürdürülebilir şehirler ve topluluklar 6. Sürdürülebilir kalkınma için dijital dönüşüm. Su, enerji, gıda ve çevre arasında karmaşık bağlantılar bulunduğundan, tarım sektörünün performansını karar verici olan çiftçi düzeyinde değerlendirmek için bağlantı noktası (Nexus) yaklaşımının uygulanması önemlidir.
Sürdürülebilir Tarım, İklim Dostu Tarım, Sürdürülebilir Tarım Stratejileri, Yenilenebilir Enerjiler
Sürdürülebilir tarım çiftçilerin kaynaklarını etkili kullanmasına yardımcı olacak tarımsal uygulamalar üzerine kurulmuştur. Sürdürülebilir tarım; gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerini tehlikeye atmadan, mevcut neslin sağlıklı gıdalar üretmesini amaçlayan bir tarım tekniğidir. Ekonomik olarak uygulanabilir yöntemler sayesinde, toprak kalitesini ve su kaynaklarını koruma, toprak bozulmasını azaltma, arazinin biyolojik çeşitliliğini geliştirme ve sera gazı emisyonlarının aşağıya çekilmesi ile doğal ve sağlıklı bir çevre sağlanabilir.
Genel olarak sürdürülebilir tarım, gelecek nesillerin gıdaya ve sağlıklı bir çevreye erişmesini sağlamaya yardımcı olabilecek hayati bir tarım yöntemidir.
Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları
Aşağıda sürdürülebilir tarıma yönelik bazı yeni çözümler verilmiştir.
İklim Dostu Tarım
İklim Dostu Tarım FAO tarafından çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve iklim değişimi sorunlarını çözme için geliştirilen bütüncül bir yaklaşımdır (Palombi ve Sessa, 2013). Odak sonuçları arasında tarımsal verimliliğin arttırılması, iklim değişikliğine karşı direncin oluşturulması ve sera gazı (GHG) emisyonlarının azaltılması yer almaktadır.
Agroekoloji
Agroekoloji son yıllarda bilimsel, tarımsal ve politik söylemlerde ön plana çıkan dinamik bir kavramdır. Gıda sistemlerinin üretimden tüketime kadar tüm çevresel, ekolojik, sosyokültürel, teknolojik, ekonomik ve politik boyutlarını içeren disiplinler arası bir alanı temsil etmektedir. Agroekoloji ekolojik ilkeleri tarıma uygulayarak, nasıl ve nerede üretildiğini bilerek ve doğal kaynakların ve ekosistem hizmetlerinin yenileyici kullanımını sağlayarak, gıda sistemlerinin dönüştürülmesine katkıda bulunabileceği ve aynı zamanda insanların ne yiyeceği konusunda seçim yapabileceği, sosyal açıdan eşitlikçi gıda ihtiyacını karşılamayı amaçlamaktadır.
Gübreleme
İklim dostu gübreleme kapsamında belirlenen tarım teknolojileri ve girdiler sayesinde iklim etkisi en aza indirilirken ürün verimliliği artırılarak besin yönetimi optimize edebilmektedir. Biyogübreler, organik gübreler ve kompost, biyokömür ve mikrobiyomlar gibi organik katkılar iklim açısından akıllı girdiler olarak, toprağa gerekli besinleri sağlarken dayanıklılığa ve biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunabilmektedir. Hassas gübreleme, biyogübreler, değişken oranlı uygulama ve akıllı gübreleme İklim Dostu Tarımı desteklemektedir.
Bitki Koruma
Tarımda en büyük ekolojik sorunlardan biri kimyasal ilaç kullanımıdır. İklim Dostu Tarım bitkileri zararlılardan, yabancı otlardan ve hastalıklardan korurken çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek için çeşitli uygulama ve teknolojilere odaklanmaktadır. Bu kapsamda, yapılan uygulama ve teknolojilerin entegre haşere yönetimi (IPM), entegre yabancı ot yönetimi (IWM), hassas haşere yönetimi, hassas kimyasal ayıklama ve değişken oranlı ilaçlama kimyasal kullanımını azaltabilmektedir.
Entegre Zararlı Yönetimi (IPM): Bitkisel üretimde hastalık yapan haşereler mücadelede kullanılan pestisitler toprak, su, havanın, ekosistemin geri dönülemez şekilde kirlenmesine neden olmaktadır. Bu amaçla Entegre Zararlı Yönetimi gibi çeşitli stratejiler geliştirilmiştir. • Kültürel uygulamalar: Bitki rotasyonu, ürün ve yabancı ot
artıklarının temizlenmesi, ekim/hasat zamanlarının ayarlanması, tuzak bitki dikilmesi gibi önlemler alınabilir. • Biyolojik uygulamalar: Doğal yırtıcı hayvanlar ve parazitler, patojen bakteri, mantar veya virüsler, faydalı böcekler kullanılabilir. • Mekanik ve fiziksel uygulamalar: Tuzaklar, fiziksel bariyerler, toprak sürme işlemleri yetiştirme teknikleri kullanılabilir. • Kimyasal uygulamalar: Seçici pestisitler, riski azaltılmış pestisitler, entegre uygulama teknikleri kullanılabilir.
Entegre Yabancı Ot Yönetimi (IWM): Entegre Yabancı Ot Yönetimi çok katmanlı bir yaklaşımla yabancı ot popülasyonlarının kontrol edilmesine odaklanır. Bu çerçeve, en sürdürülebilir ve çevre dostu uygulamalarla başlar ve daha yoğun ve potansiyel olarak yıkıcı yöntemlere doğru ilerler. Çiftçiler IWM Piramidini takip ederek yabancı ot popülasyonlarını sürdürülebilir ve etkili bir şekilde kontrol edebilir, kimyasal herbisitlere olan bağımlılığı azaltabilir ve bunların çevresel etkilerini en aza indirebilir.
Sulama Yönetimi
Sulama, büyük çevresel etkileri olan bir arazi yönetimi uygulamasıdır. Tarımda kullanılan sulama suyu miktarı kullanılan sulama sistemine bağlı olarak geniş aralıklarda değişebilmektedir. Yerüstü, yeraltı damla sulama kapasite ve uygulama açısından her araziye uygulanamamaktadır.
İklim dostu akıllı sulama hava durumu, toprak nemi, toprak ve bitkiden olan evapotranspirasyon ve tarladaki bitki büyümesi gibi faktörlere bağlı olarak gerekli su ve besin miktarının optimize edilmesinde ürün bazlı bir teknik olarak kullanılmaktadır.
Hayvancılıkta Gübre Yönetimi
İklim dostu hayvancılıkta çoğunlukla gübre yönetimi ve yem yönetimi üzerinde durulmaktadır. Hassas hayvancılık teknolojileri kullanılarak entegre hayvancılık yönetimi ve kümes havalandırma ile hayvancılıkta verimlilik arttırabilir, enerji kullanımı ve çevresel etkileri azaltabilir. Gübrenin katı kısmının kompostlaştırılması ve sıvı fazın havalandırılması ile sera gazı emisyonları etkili bir şekilde azaltabilmektedir. Gübre yönetiminden tarımsal-kırsal yapılara elektrik, ısı ve organik gübre üreterek çevresel ve finansal faydalar elde edilebilir. Dolayısıyla biyogaz gibi yenilenebilir enerji üretiminin gübre yönetimine entegre edilmesi enerji verimliliğini artırabilmekte; hayvancılık kaynaklı emisyonları azaltabilmektedir.
Hayvan Yemi Yönetimi
Yem yönetimi, yem kalitesinde, yem katkı maddelerinde, otlak yönetiminde ve yem üretiminde artış gerektiren önemli bir metan azaltma stratejisidir. Bu bağlamda yem baklagilleri ve yem katkı maddeleri hayvancılık sektöründen kaynaklanan emisyonların azaltılmasına yönelik uygulamalardandır. Yem katkı maddeleri hayvancılığın verimliliğini artırır.
Entegre Tarım Uygulamaları
İki veya daha fazla tarımsal uygulamaları, özellikle hayvancılık veya bitki yetiştirmeyi birleştiren uygulamaları kapsamaktadır. Entegre tarım uygulamaları, iklim değişikliğini hafifletme, aynı zamanda dayanıklılığı ve biyolojik çeşitliliği artırma ve dolayısıyla tarımsal sürdürülebilirliği teşvik etme konusunda umut verici bir potansiyele sahiptir.
Organik Tarım
Sürdürülebilir tarım, çevreye zarar vermeden bitki verimini ve hayvan üretimini artıran farklı çevre dostu tarım tekniklerini içermektedir. Organik tarım, sürdürülebilir tarım hedefine ulaşmak için uygulanması gereken yaklaşımlardan biridir. Basit bir ifadeyle organik tarım, gübre, böcek ilacı, antibiyotik gibi zararlı sentetik katkı maddelerinden kaçınarak uygulanan bitki ve hayvansal üretim olarak tanımlanabilir. Organik tarım toprağın verimliliğini artırmak, zararlı ve hastalık baskısını azaltmak ve ekolojik dengeyi sağlamak için doğal süreçlerin ve malzemelerin kullanımını vurgulayan bir tarım yöntemini ifade eder.
Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM), dünya çapında organik tarım hareketini kapsayan, 108 ülkede 750 üye örgütü yöneten bir şemsiye organizasyonudur. IFOAM tarafından tanımlanan organik üretimin dört ana ilkesi şunlardır (IFOAM, 2024 a, b):
• Sağlık Prensibi– Organik tarım toprağın, bitkinin, hayvanın, insanın ve gezegenin sağlığını bir ve bölünmez olarak sürdürmeli ve geliştirmelidir. • Ekoloji Prensibi– Organik tarım yaşayan ekolojik sistemlere ve döngülere dayanmalı, onlarla çalışmalı, onları taklit etmeli ve bunların sürdürülmesine yardımcı olmalıdır. • Adillik İlkesi– Organik tarım ortak çevre ve yaşam fırsatları konusunda adaleti sağlayan ilişkiler üzerine kurulmalıdır. • Özen İlkesi– Organik tarım mevcut ve gelecek nesillerin sağlığını ve refahını ve çevreyi korumak için ihtiyatlı ve sorumlu bir şekilde yönetilmelidir.
Biyodinamik Tarım
Biyodinamik tarım, Rudolf Steiner’in (1861– 1925) öğretilerine dayanan, organik ve metafizik kavramları birleştiren bir tür alternatif tarımdır. Biyodinamik tarım 1924 yılında kurulmuş ve organik tarım hareketlerinin ilki olmuştur. Biyodinamik tarım; çiftçilik, bahçecilik, gıda ve beslenmeye bütünsel, ekolojik ve etik bir yaklaşımdır (Muhie, 2022). Biyodinamik tarım uygulamaları, bitki yetiştirirken arazinin yaşam enerjisinden ve doğal bileşenlerinden yararlanır, bu da ekolojik olarak daha uyumlu bir çevre oluşturur. Bu tarım yaklaşımı, organik tarımın öncüsü veya onun bir alt kümesidir. Biyodinamik tarım ve organik tarım, doğal gübre kullanımı ve geleneksel herbisit, böcek ilacı ve fungusitlerden kaçınılması gibi birçok ortak özelliğe sahiptir.
Rejeneratif Tarım
Rejeneratif tarım, koruma ve rehabilitasyon odaklı yenileme esasına dayalı bir gıda ve tarım sistemidir. Bu
yaklaşım, üst toprağın yenilenmesi, biyolojik çeşitliliğin artırılması, su döngüsünün iyileştirilmesi, ekosistem ürünleri ve hizmetleri ile biyolojik ayırma desteğine odaklanır. Ayrıca, iklim değişikliğine dayanıklılık ve tarım toprağının sağlığını ve canlılığını geliştirmeyi amaçlar (LaCanne ve Lundgren, 2018).
Tarım ve Döngüsel Ekonomi
Çeşitli yaklaşımlar arasında olan Döngüsel Ekonomi, doğal kaynakları yeteri kadar kullanarak atık miktarını azaltmakta ve bunların yan ürün değerlerini geliştirerek kullanmaktadır. Doğrusal ekonomi ‘al-yap-kullan-at’ üzerine kurulmasına karşın, döngüsel ekonomi ‘yetiştiryap- kullan-geri yükle’ yaklaşımıyla bileşenleri, malzemeleri ve ürünleri en yüksek fayda sağlayacak seviyede korumayı hedefleyen bir modeldir. Başarılı bir döngüsel ekonomi, sürdürülebilir kalkınmanın üç boyutu olan ‘çevresel, sosyal, ekonomik’ katkılar sağlar.
Avrupa Birliği Sürdürülebilir Tarım Politikaları
Avrupa Yeşil Mutabakat (European Green Deal) kapsamında Ortak Tarım Politikası (Common Agricultural Policy-CAP) sürdürülebilir tarım sistemini sağlamak için dört alan üzerine inşa edilmektedir (i) Çevre, (ii) Ekonomi, (iii) Toplum, (iv) Teknoloji.
Çevresel Sürdürülebilirlik
Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) sürdürülebilir tarımı teşvik etmeyi, doğal kaynakları korumayı, iklim değişikliğiyle mücadeleyi, gıda güvenliğini sağlamayı ve kırsal kesimi desteklemeyi amaçlayan aşağıda sıralanan çeşitli çevre stratejilerini içerir. 1. Yeşillendirme önlemleri 2. Tarım-Çevre-İklim önlemleri 3. Organik tarım desteği 4. Kırsal Kalkınma Programları 5. Natura 2000 Ödemeleri 6. İklim Eylemi CAP 7. Biyoçeşitliliğin Artırılması CAP 8. Su Yönetimi 9. Pestisit ve Gübrelerin Sürdürülebilir Kullanımı CAP, 10. Bilgi Transferi ve Yenilik Tarımda sürdürülebilir uygulamaların ve yenilikçi teknolojilerin benimsenmesini desteklemek amacıyla araştırma, eğitim ve yayım hizmetlerine yönelik finansmanları sağlanmaktadır.
Ekonomik Sürdürülebilirlik
Avrupa Birliği CAP kapsamında sektörünü rekabet gücünün artırılması ve kırsal alanların ekonomik sürdürülebilir olması için desteklemektedir. Çiftçilerin adil yaşam standartlarını sağlamayı ve AB çapında kırsal alanların ekonomik kalkınmasını teşvik etmeyi amaçlamayan aşağıda sıralanan bazı ekonomik stratejileri içermektedir 1. Doğrudan Ödemeler Temel Ödeme Planı 2. Piyasa Önlemleri Piyasa Müdahalesi 3. Kırsal Kalkınma Programları Tarımsal İşletmelere Yatırım 4. Risk Yönetimi Araçları Sigorta Programları 5. Kooperatif ve Üretici Örgütlerine Destek 6. Yenilik ve Araştırma Ufuk 2020 programı 7. Kalite Planları 8. Kırsal Altyapının Geliştirilmesi 9. Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri 10. Genç Çiftçi Ödemeleri 11. LEADER Programı.
Sosyal Sürdürülebilirlik
Ortak Tarım Politikası ekonomik sürdürülebilirliğe ek olarak aynı zamanda kırsal alanlardaki yaşam kalitesini artırmayı, kırsal toplulukların desteklenmesini ve tarımda adil çalışma koşullarının sağlanmasını, sosyal katılımı teşvik etmeyi ve AB çapında sürdürülebilir kırsal toplulukların gelişimini desteklemeyi amaçlayan çeşitli sosyal stratejileri içermektedir: 1. Kırsal Kalkınma Programları 2. Genç Çiftçilere Destek 3. Sosyal Katılım ve Yoksulluğun Azaltılması 4. Eğitim ve Öğretim 5. Sağlık ve Sosyal Güvenlik 6. Kültürel Miras ve Gelenekleri Koruma 7. Toplumsal Kalkınma ve Katılım 8. Cinsiyet Eşitliği 9. Dayanıklılık ve Uyum 10.Dijital Katılım.
Teknolojik Sürdürülebilirlik
Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası kapsamında tarımsal verimliliği, sürdürülebilirliği ve yenilikçiliği artırmayı amaçlayan çeşitli teknolojik stratejiler planlanmıştır.
Yenilenebilir Enerji Teknolojileri
Tarihteki tarımsal gelişimin farklı aşamalarında olduğu gibi, bugün de enerji anahtar faktör olmaya devam etmektedir. Yenilenebilir enerjiler, kullanıldıkça tükenmeyen enerji kaynakları olarak tanımlanabilir. Temel olarak altı tür yenilenebilir enerji vardır. Bunlar, bitkilerden ve diğer atıklardan elde edilen biyokütle, rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, hidroelektrik, hidrojen ve jeotermal enerji kaynaklarıdır.
Tarımsal Fotovoltaik Sistemler
Yenilenebilir enerji teknolojileri su, enerji ve gıda arasındaki bazı dengeleri ele alarak her üç sektöre de önemli faydalar sağlayabilir.
Agrivoltaik
Tarımsal-Fotovoltaik (Agri-PV), hem güneş fotovoltaik enerji üretimi hem de tarımsal üretim için arazinin eş zamanlı kullanımından oluşur. Enerji dönüşümü, tarım, çevre dahil olmak üzere, bir dizi politikayla ilişkili olup; Avrupa Yeşil Mutabakat hedeflerini de doğrudan desteklemektedir. Agrivoltaik uygulamalar güneş panellerinin gölgeme sağlaması ile suyun buharlaşmasını azaltması ve bitkilerin aşırı hava koşullarından korunması sayesinde ürün verimi arttırabilmektedir.
Aquavoltaik
Aquavoltaik (AquaPV), elektrik üretimi ile su ürünleri yetiştiriciliğinin birleştirilmesiyle ortaya çıkan bir kavramdır. Su kütlesi üzerinde yüzen AquaPV’ler, suyu kapladığı için buharlaşmayı %70-85’e kadar önleyerek su kayıplarını azaltabilir (Pringle vd., 2017). Aquavoltaik teknolojisi, aynı alanda hem elektrik üretimi hem de su ürünleri yetiştiriciliği yapılmasına olanak tanıyarak, geleneksel arazi kullanımına kıyasla birim alan başına verimliliği önemli ölçüde artırmaktadır.
Güneş Enerjili Merkezi Pivot Sulama Sistemi
Büyük ölçekli sulamada güneş enerjili pivot sulama sistemleri kullanılmaktadır. Sistemin yakıt maliyetleri çok yüksek olduğundan, 2013 yılından sonra şebekeden bağımsız sisteme güç sağlamak için dizel motorlu jeneratör ve AC pompaların yerine, güneş enerjisiyle çalışan bir sistemin kurulması amaçlanmıştır. Bu alanda yonca, yemlik çayır olarak yetiştirilmekte ve hasat mevsimi 300 günü aşarak yılda 11 kez haat edilmektedir. Pivot hızı otomatik olarak kontrol edilmekte ve su akışıyla orantılı olarak çalışmaktadır. Ayrıca pivotu hareket ettirmek için gereken tüm motorlar artık güneş enerjisiyle çalıştırılmaktadır.
Biyoenerji
Kırsalda yenilenebilir bir kaynak olarak selüloz, hemiselüloz, proteinler, karbonhidratlar, lipitler ve diğer değerli ikincil metabolitler ve moleküler içerik bakımından farklılık gösteren biyokütle bol miktarda bulunmaktadır. Biyokütle enerjisi, ısı veya elektrik üretmek için tarımsal ve orman artıkları, atıklar veya özel enerji bitkileri gibi organik materyalleri kullanır. Biyoyakıt, biyokütleden termokimyasal işlemlerle çıkarılmakta ve geri kalan yan ürünler tarım endüstrisinde kompost ya da gübre olarak kullanılabilmektedir.
Su-Enerji-Gıda Entegre Sistemleri
Köy-kent projesi kapsamında gıda ve enerjinin eş zamanlı üretimini entegre etmek, yoğun üretime dönüştürmek, az girdiyle üretimi artırmak için tasarlanmış bir tarım sistemi modelidir. En temel olarak, En temel olarak, • Gıda ve yakıt ham maddelerinin üretimini aynı arazide birleştirilebilir. • Tek bir üretim sisteminin yan ürünlerini/artıklarını kullanabilir. ‘Sıfır atık çevrimi’ modeli kullanılabilir.