TRM215U-TARLA BİTKİLERİ
Ünite 8: Çayır ve Mera
Giriş
Bulunduğu bölgenin iklim ve toprak şartlarının çizdiği sınırlar içindeki bir dengede bulunan ve dinamik bir yapıya sahip olan çayır ve mera alanları değişik işlevlere sahiptir. Bu işlevlerin başında, özellikle ülkemiz için hayvancılık faaliyetlerine yaptığı katkı gelmektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu birçok ülkede, özellikle tarımı gelişmiş ülkelerde çayır ve meralar, hayvanların yıl içinde tükettiği yemin önemli bir kısmını üretmektedirler.
Kök ve gövde yapısı bakımından, toprağı kaplama ve yerinde tutma özellikleri yüksek olan çok yıllık çayır ve mera bitkileri, rüzgar ve su erozyonuna karşı toprağı korur ve yerinde tutulmasına yardımcı olurlar.
Çayır ve mera bitkileri, özellikle fosil yakıt kaynaklı atmosfere aşırı karbon salınımının yol açtığı olumsuzlukları, fotosentezle havadaki karbondioksiti kullanıp organik maddeye çevirip ve bunun bir kısmını toprağa bağlayarak depo etmekle azaltmaktadırlar.
Bitki örtüsü içindeki yüzlerce türün, arılar için bal özü ve polen kaynağı olmasından dolayı çayır ve mera alanları arıcılık için önemli kaynaklar arasındadır.
Otsu bitkilerin yanında çalı türlerini de barındıran mera alanları irili ufaklı pek çok hayvana beslenme ve yaşama ortamı yani habitat sağlamaktadır.
Çayır ve Meraların Sınıflandırılması, Dünya ve Türkiye’deki Durumu
Çayır ve meralar tarihin her döneminde insan ve hayvan beslenmesinde önemli rol oynamışlardır. Zaman içinde yerleşik hayata geçen insanlar, hayvanları için gerekli olan yemleri uygun mevsimlerde çevrelerindeki çayır ve meralardan elde etmişlerdir. Kış dönemi için ise yem yetiştirmişlerdir.
Sınıflandırılması
Çayır ve meralar, evcil hayvanların beslenmesinde kullanılan kaba yemin temel kaynağıdır. Bu alanlar bulundukları bölgeye, orijinlerine, sahip oldukları bitki örtüsüne ve yararlanma şekillerine göre değişik şehirlerde sınıflandırılır.
Çayır, genellikle taban suyu yüksek olan, nispeten düz arazilerde oluşmuş ve yüksek boylu bitkileri arındıran bir bitki örtüsüne sahip olan yem alanlarıdır. Çayırlar genellikle biçilerek değerlendirilir. Çayırlar, ortaya çıkışlarına göre doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılır. Doğal çayırlar, doğada uygun toprak ve ekolojik koşullar altında kendiliğinden oluşmuş alanlardır. Yapay çayırlar ise kaba yem ihtiyacını karşılamak üzere genellikle tarla arazilerinde toprağın işlenerek bölgede yetişebilecek bitki türlerinin ekilmesiyle oluşturulan yem alanlarıdır.
Mera, taban suyu derinlerde olan genellikle eğimli arazilerde kısa boylu bitki türlerinden oluşan bir vejetasyona sahip ve otlatılarak değerlendirilen yem alanlarıdır. Meralar oluşumlarına ve kullanımlarına göre
değişik şekillerde sınıflandırılır. Oluşumlarına göre meralar doğal veya yapay olabilir. Kullanım sürelerine göre mera alanları kısa süreli meralar ve sürekli meralar olmak üzere ikiye ayrılır.
Yayla, yaylak da olarak ifade edilen ve nispeten daha yüksek rakımdaki yem alanlarıdır. Genellikle dağlık alanlarda, geniş düzlüklerde yer alır. Mevsimin ileriki dönemlerinde hayvanlara yeşil ve taze yem sağlaması bakımından ülkemizdeki hayvancılık için önemli alanlardır. Yaylalar, bulundukları yüksekliklere göre alçak, orta ve yüksek yayla olarak sınıflandırılır.
Dünyada Çayır ve Meralar
Yeryüzündeki kara alanlarının toplamının yaklaşık 130 milyon kilometrekare olduğu bilinmektedir. Bitki örtüsü sınıflandırmalarda, toplam alanın yaklaşık %24’üne denk gelen 30 milyon kilometrekare alan gerçek çayır ve mera olarak kabul edilmektedir. Step ve çöl olarak kabul edilen alanlar da dikkate alındığında yeryüzünün yaklaşık %57’sine karşılık gelen 74 milyon kilometrekare alanın otlatma amacıyla kullanıldığı ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde Çayır ve Meralar
Bugün için arazi varlığımızın yaklaşık %18,6’sına karşılık gelen 14.6 milyon ha alan çayır ve mera olarak kullanılmaktadır. Bu alanların yaklaşık 1.45 milyon ha kadarı çayır, geri kalan 13.1 milyon ha alan ise mera olarak değerlendirilmektedir. Çayır ve mera alanları yurdumuzun her bölgesine dağılmıştır.
Türkiye meralarının sadece % 3.90’nının bulunduğu Marmara Bölgesinde çevre koşulları mera bitkilerinin yetişmesi ve gelişmesi için çok uygundur. Bölgedeki meralar yaklaşık 600 kg/ha kadar yem üretmektedirler. Hayvanların çoğu sığır ve koyundan oluşmaktadır.
Ege Bölgesi çayır ve meraları, Marmara Bölgesi çayır meralarına benzer. Tek önemli farkı, Akdeniz Bölgesi çalı vejetasyonunu oluşturan makiliklere sahip olmasıdır. Ülkemizdeki mera alanlarının %5.49’u bu bölgemizde bulunmaktadır. Bölgedeki meralar 600 kg/ha kadar yem üretmektedirler.
Uygun olmayan iklim koşullarından dolayı, Türkiye’nin en düşük verimli meraları İç Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır. Ülkemizdeki meralarının %29.68’ine sahip bölgemizde düzensiz kullanımdan dolayı meraların ot verimleri 300 kg/ha kadar düşmektedir.
Ülkemiz mera alanlarının sadece %4.51’lik bir kısmı Akdeniz Bölgemizde bulunmaktadır. Bu bölgedeki mera alanları yaklaşık 450 kg/ha kadar kuru ot üretmektedir.
Karadeniz Bölgesi, yağış rejiminin ortaya çıkardığı olumlu etkiden dolayı verim gücü en yüksek mera alanlarına sahiptir. Ortalama verimleri 900 kg/ha kadardır. Bu bölgede hayvanlar orman içi meralarda da otlamaktadır.
Doğu Anadolu Bölgesi Ülkemiz mera alanlarının yaklaşık %37.54’üne karşılık gelen 5.485.449 milyon ha mera alanının sahiptir. Ülkemizdeki verimli çayırların büyük bir
kısmı bu bölgede yer almaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi hayvan yetiştirme, yem bitkileri üretme bakımından büyük bir kapasiteye sahiptir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi kurak iklim şartlarından dolayı, Orta Anadolu Bölgesi otlatma alanlarına benzemektedir. Meraların kısa sürede kurumasından dolayı, evcil hayvanlar büyük oranda Doğu Anadolu Bölgesi ve Toros dağlarındaki otlatma alanlarına götürülmektedir. Türkiye’deki meraların yaklaşık % 6.90’nına karşılık gelen 1.007.808 ha mera bu bölgede yer almaktadır.
Yasal Durum
Ülkemizde meralar devletin malıdır. Devlet, kendi malı olan bu meraları otundan yararlanmaları için köylere ve belediyelere tahsis etmiştir. Sorunları çözmek amacıyla hazırlanmış olan ve başlangıç hazırlıkları çok eskilere dayanan fakat yasalaşması uzun süren 4342 Sayılı Mera Kanunu 28 Şubat 1998 tarihinde uygulamaya konulmuştur. Mera Kanunu; çayır, mera, yayla gibi otlatma alanlarının sınırlarını belirlemek, bunların kullanıcılara tahsislerini yapmak, bakımı ve kullanılmasıyla ilgili kullanıcılara yükümlülükler getirmek, gerektiğinde kullanımını değiştirmeyi amaçlamaktadır.
Mera Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığı kamu adına meraların sahibi durumuna gelmiştir. Bu doğal kaynakların gelişigüzel kullanılmasının önüne geçilmiştir.
Çayır ve Mera Yönetimi
Çayır ve mera yönetimi, kendine özel bilgilere sahip olmanın ötesinde, değişik bilim alanlarında elde edilen sonuçlardan yararlanan sentetik bir bilim dalıdır. Bu bakımdan bitki ekolojisi ve fizyolojisi, bitki yetiştirme, botanik, taksonomi, hayvan yetiştirme, hayvan besleme bilim dalları çayır ve mera yönetimi biliminin temellerini oluşturur.
Çayır ve Mera Yönetiminin Bitki Fizyolojisi ile İlişkisi
Çayır ve mera bitki örtüleri birçok bitki türünün doğal bir karışımından oluşmuştur.
Besin maddeleri üretimi, üretilen maddelerin biriktirilmesi, bitkilerin büyüme ve gelişme özellikleri, tohum oluşturma, otlanma ve biçmeye karşı tepkileri gibi konularda bitki fizyolojisinin elde ettiği bilgiler çayır ve mera amenajmanı için son derece önemlidir.
Bitkiler, büyüme ve gelişmeleri için ihtiyaç duydukları besin maddelerini kendileri üretme yeteneğine sahiptirler. Bitkilerdeki yeşil kısımların temel görevi organik besin maddesi üretmektir. Karbondioksit ve suyu kullanarak güneş ışığı altında organik besin maddesi üretme işlemine fotosentez adı verilmektedir. Bir bitki ne kadar çok fotosentez yapıyorsa o kadar çok yem üretiyor anlamına gelir.
Çayır ve mera bitkilerinin büyüme ve gelişmeleri ve dolayısıyla yem üretimleri konusunda bu derece önemli rol
oynayan yaprak alanı genişliği, yaprak alanı indeksi olarak tanımlanır.
Çayır ve mera bitkileri, fotosentez sonucu ürettikleri besin maddelerini kendi içli ilaçları için kullandıktan sonra geri kalanını daha sonradan kullanmak üzere depo ederler. Yedek besin maddeleri daha çok kök ve kök boğazlarında yani sap diplerinde depolanır. Çalı ve ağaçlarda ise kökler, gövde ve dallar depo organı vazifesi görür.
Her türün otlatmaya verdiği tepki diğerlerinden farklı olabilir. Genel olarak, otlatma veya biçmenin bitkiler üzerindeki ilk etkisi, üretilen yem miktarında azalma şeklinde kendini gösterir. Otlatma, mera bitkilerinin kök sisteminin büyümesi üzerine de belirgin bir olumsuz etki yapar. Diğer taraftan, yem kalitesi üzerine otlatmanın olumlu bir etkisi vardır. Devamlı olarak otlatılan bitkiler, sürekli olarak yeni sürgünler oluştururlar.
Çayır ve Mera Yönetiminin Bitki Ekolojisi ile İlişkisi
Tüm ekolojik faktörlerin ve özellikle otlatmanın ve biçmenin mera vejetasyonuna etkilerini inceleyen bilim dalı mera ekolojisi olarak tanımlanır. Bir bölgenin yetiştirme şartları beş grup altında toplanan ekolojik faktörlerden oluşur. Bunlar; iklim faktörleri, toprak faktörleri, topoğrafik faktörler, biyotik faktörler ve insan faktörüdür.
Üzerinde hiçbir bitki türü ve üreme organı bulunmayan boş bir alanda doğal vejetasyonun oluşabilmesi için birbirini takip eden süreçler söz konudur. Bunlar; göç etme, yerleşme, kümeleşme, rekabet ve tepkimedir.
Primer ve sekonder bitki gelişimi olarak iki tip bitki gelişimi söz konusudur. Doğal vejetasyonun, bulunduğu bölgenin ekolojik koşulları altında dengeli bir duruma girerek en üst düzeyde gelişme gösterdiği evresi, klimaks vejetasyon olarak tanımlanmaktadır.
Toprak oluşumu ile birlikte gelişen kurak ortamlardaki bitki süksesyonunda doğal bitki örtüsü, toprak oluşumuna benzer şekilde ana kaya, topoğrafya, iklim, organizma ve zaman olmak üzere beş etkene bağlı olarak ortaya çıkar ve gittikçe olgunlaşır. Sonunda bir orman veya otsu bir mera bitki örtüsü oluşumu ile tamamlanan kurak bitki gelişimi, beş farklı devre olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlar; kabuksu liken aşaması, yapraksı liken aşaması, yosun aşaması, ot aşaması ve durgunlaşma ve klimaks vejetasyon aşamasıdır.
Tamamen su ile kaplı alanlarda başlayan bitki oluşumunda değişik aşamalar söz konusudur. Bunlar; su içi aşaması, yüzme aşaması, bataklık aşaması, kofa aşaması, klimaks çayır aşamasıdır.
Gelişmiş bir bitki örtüsüne sahip olduğu halde, değişik nedenlerle bitki örtüsünün bozulduğu alanlarda, bozulma sebebinin bertaraf edilmesi sonrasında ortaya çıkan bitki gelişimi sekonder bitki gelişimi olarak tanımlanmaktadır.
Klimaks vejetasyon, gelişim aşamalarını tamamladıktan sonra, bulunduğu yörenin ekolojik şartları ile denge haline
gelmiş ve o yörede olabilecek en yüksek gelişme seviyesine erişmiş bitki topluluğu olarak tarif edilir.
Otlatma Yönetimi
Çayır ve meralardan elde edilen yemden en uygun bir şekilde yararlanmak için yapılan düzenlemeler otlatma yönetiminin esasını oluşturur. Mera üzerinde hayvanların yem ihtiyaçlarının karşılanmasının ötesinde gelişi güzel yapılan otlatmalar mera bitki örtüsünün ve ilerleyen dönemlerde mera toprağının bozulmasına ve yok olmasına neden olur.
Belirli büyüklükteki bir mera alanında, önceden belirlenmiş bir süredeki otlatma mevsiminde uzun yıllar boyunca vejetasyona, toprak ve diğer kaynaklara zarar vermeden otlatılabilecek hayvan miktarı otlatma kapasitesi olarak ifade edilir. Otlatma kapasitesi iki farklı yöntem kullanılarak bulunabilir. Bunlardan birincisi daha çok yapay meralarda kullanılan biçme yöntemi, ikincisi ise otlatma gücü yöntemidir.
Meralardaki otlatma yılın belirli dönemlerinde yapılmalıdır. Bunun başlıca nedeni, meradaki bitkilerin her zaman otlatmaya karşı aynı derecede tepki vermemesidir. Mera bitkilerinin yıllık hayat döngüsünde ilkbahar, yaz ve sonbahar olmak üzere başlıca üç kritik periyot bulunmaktadır.
Hayvanların meranın her tarafında eşit bir şekilde otlamasına üniform otlatma denir. Meranın her tarafından eşit şekilde faydalanılmasını engelleyen unsurlar, meranın topoğrafyası ve hayvanları seçici otlatma alışkanlığıdır.
Mera bitki örtüsünün bozulmasını önlemek ve maksimum miktarda hayvansal ürün elde etme için meraların uygun hayvan ile otlatılması gereklidir. Bir meranın vejetasyonuna en uygun hayvan cinsi ile otlatılması otlatma yönetiminin en önemli kuralıdır. Hayvan türlerinin tercih ettiği yem tipleri farklı olmaktadır. Sığırlar ve atlar, buğdaygilleri, koyunlar geniş yapraklı otları ve baklagilleri, keçiler ise çalıları tercih ederek otlarlar.
Mera vejetasyonunun üniform bir şekilde otlatılması son derece önemlidir. Bu sayede otlayan hayvanların meranın bir bölümünde toplanıp burayı aşırı bir şekilde otlayarak tahrip etmeleri engellenir. Tarımda ileri ülkelerde geliştirilmiş olan her otlatma sistemi, bitkileri kısa bir sürede otlatıp onlara uygun bir dinlenme imkânı verme esasına dayanır.
Dinlendirerek otlatma sistemi, en iyi bir şekilde münavebeli olarak uygulanır. Mera, otlatma kapasiteleri birbirine eşit üç parsele bölünür. Otlatma mevsimi de yeşil yem periyodunda olmak üzere ele alınır ve o da üçe bölünür.
Hayvanların çobanların yönetiminde mera üzerinde otlatılması çobanla otlatma olarak tarif edilmektedir. Çobanla otlatma bilgili, yetenekli ve meraklı çobanlar tarafından uygulandığı zaman, diğer gelişmiş otlatma sistemlerinden sağlanan tüm yararlar elde edilebilir. Çobanın başlıca görevi, her şeyden önce hayvanların çeşitli
zararlardan korunmasını sağlamaktır. Bunun yanında meradan daha iyi yararlanmayı ve daha iyi beslenmeyi gerçekleştirmektir.
Çayırlardan Yararlanma
Çayırlar, genellikle taban suyu yüzeye yakın yerlerde, kendiliğinden gelişen veya yapay yolla oluşturulan, sık ve uzun boylu bitkilerden meydana gelen ve biçilerek değerlendirilen yem alanlarıdır. Çok önemli bir yem kaynağı olarak kabul edilen çayırlardan biçilen yemler kurutularak kış aylarında kullanılır. Çayırlardan en yüksek düzeyde yaralamak için üretim potansiyelleri yüksek olan bu alanların kullanım ve bakımı konusunda dikkatli olmak gerekir. Bu nedenle su düzeninin sağlanması başta olmak üzere gübreleme, yabancı ot savaşımı, biçme ve elde edilen otun kurutulması işlemlerine dikkat etmek gerekir.
Çayır ve Mera Islahı
Yem kaynaklarını ıslah etmek veya bu yemi otlayan hayvanların yararlanmalarını kolaylaştırmak için, mera üzerinde özel işlemlerin uygulanması, geliştirici tedbirlerin alınması ve bazı tesislerin yapılması çayır ve ıslahı olarak tanımlanır.
Çayır ve mera ıslahı çalışmalarıyla; yem üretiminde artış, yem kalitesinde iyileşme, hayvansal ürün miktarında artış olur, hayvanların sevk ve idaresi kolaylaşır, zehirlenme ve hastalık zararları azalır, su havzalarında su verimi artırılır, hastalık ve zararlılarla savaşılır, erozyon önlenir, yangın tehlikesi azaltılır. Ayrıca mera üzerindeki şartların iyileşmesiyle av hayvanlarının çoğalması, avcılığın gelişmesi, bölge plajının iyileşmesi gibi etkilerle rekreasyon imkanları artar.
Suni Tohumlama
Bozulmuş ve verim gücünü yitirmiş olan çayır ve meralarda, yörenin ekolojik şartlarına uygun yeni bir bitki örtüsünü oluşturan mera ıslahı yöntemidir.
Suni tohumlama yapılacak meralarda, ağırlık bakımından iyi cins mera bitkilerinin oranı %25’in altında olmalıdır. Zayıf olarak sınıflandırılan bu meralarda, diğer şartlar da dikkate alınarak suni tohumlama yapılabilir. Ancak bitki örtüsü zayıf olsa bile, çok engebeli, toprak özellikleri uygun olmayan alanlarda suni tohumlama yapmaktan kaçınılmalıdır.
Bölgenin ekolojik koşulları ve tohumla olacak mera kesimine en uygun bitki türlerinin saptanması ve bunların kullanılması önemlidir.
Suni mera ve çayır kurmak için kullanılabilecek buğdaygil yem bitkileri; Adi otlak ayrığı (Agropyron cristatum), kır ayrığı (A. desertorum), mavi ayrık (A. intermedium), yüksek otlak ayrığı (A. elongatum), otlak arpası (Elymus junceus), kılçıksız brom (Bromus inermis), domuz ayrığı (Dactylis glomerata), kamışsı yumak (Festuca arundinacea), İngiliz çimi=çok yıllık çim (Lolium perenne), çayır kelp kuyruğu (Phleum pratense), çayır tilki kuyruğu (Alopecurus pratensis), yüksek çayır yulafı
(Arrhenatherum elatius), sudan otu (Sorghum sudanense), tahıl ve baklagil karışımlarıdır.
Suni çayır ve mera kurmak için kullanılabilecek baklagil yem bitkileri de şunlardır; yonca (Medicago sativa), korunga (Onobrychis sativa), sarı çiçekli gazal boynuzu (Lotus corniculatus), çayır üçgülü (Trifolium pratense), ak üçgül (Trifolium repens), nohut geveni (Astragalus cicer,), küçük çayır düğmesi (Poterium sanguisorba).
Oldukça zor ve masraflı olan tohum yatağı hazırlama işlemi, suni mera oluşturmada ekimin başarısını belirleyen en önemli unsurlardandır. Bu bakımdan iyi hazırlanmış bir tohum yatağı şu vasıflara sahip olmalıdır: Tohum yatağı iyice ufalanmış olmalıdır. Tohum yatağı bastırılmış olmalıdır. Tohum yatağı yabancı ot tohumlarından arındırılmış olmalıdır. Tohum yatağı üzerinde yeterli miktarda mal veya bitki artığı bulunmalıdır. Tohum yatağı besleyici olmalıdır.
Çayır ve meralarda mevcut bitki örtüsünün bozma işlemi, mera bir dönem otlatıldıktan veya çayır bir dönem biçildikten sonra yapılmalıdır. Bu dönem yaz aylarına rastladığından yılın en sıcak ve kurak dönemleri mevcut bitki örtüsünün bozulması için en uygun zamandır.
Ekim zamanı, değişik iklim bölgelerine göre farklılıklar göstermektedir. Ekim zamanının belirlenmesinde temel prensip, çimlenip çıkış yapan fidelere, kış soğukları ve yaz kuraklığına dayanacak kadar bir büyüme döneminin sağlanabilmesidir.
Gübreleme
Çayır ve meralar da diğer kültür alanları gibi toprak verimliliğinin her zaman yüksek bir düzeyde olmasını isterler. Bu yüzden gübreleme çayır ve mera ıslahında en etkili ıslah yöntemlerinden birisi olarak kabul edilir. Özellikle yağışlı bölgelerde ve sulanabilen çayır ve meralarda yüksek verim sağlaması bakımından vazgeçilemeyen uygulamalarda birisi haline gelmiştir.
Çayır ve meraların gübre ihtiyaçları için bitkilerin besin maddesi tüketimleri dikkate alınmalıdır. Orta derecede verimli bir merada bir yılda bir dönüm topraktan kaldırılan besin maddelerinin 17 kg azot, 3 kg fosfor, 11.5 kg potasyum, 5.6 kg kalsiyum olduğu belirtilmiştir. Her yıl bu besin maddelerini gübreleme yapılmaksızın karşılayabilecek toprak çok azdır. Meralarda otlayan hayvanların bıraktıkları gübrelerle meralardan alınan besin maddelerinin ancak üçte birinin meralara döndüğü kabul edilmektedir.
Gübreleme yapılan çayır ve meralarda olumlu gelişmeler gözlenir. Yapılan gübrelemeler, meralardan elde edilen otun verimini, kimyasal yapısını ve lezzetliliği olumlu yönde yükselterek hayvansal ürün miktarını artırır.
Çayır ve meralar için önemli bitki besin maddeleri şunlardır: Azot, fosfor, potasyum. Çayır ve meraların gübrelenmesinde dikkat edilmesi gereken bazı konular söz konusudur. Bunların başında bitki örtüsünün botanik
kompozisyonu gelmektedir. Genel olarak buğdaygil yem bitkileri toprakta bol miktarda azot bulunmasını, baklagiller de toprağın fosfor potasyum ve kireç bakımından zengin olmasını isterler. Gübrelemede dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ise çayır ve meradan yararlanma şeklidir. Gübrelerin yarayışlılığı suya bağlı olduğundan gübrelemede toprak nemi son derece önemlidir.
Çayır ve Meralarda Yabancı Ot Mücadelesi
İyi durumdaki çayır ve mera alanlarında az miktarda bulunan yabancı ot olarak tanımlanan bitki türleri, bu alanlardan elde edilen yemin ve hayvansal ürünlerin miktar ve kalitesini düşürmektedirler. Bozulan bitki örtüsü içinde miktarı artan bu türler, meranın veriminin azalmasının yanında hayvanların sağlığı için de tehlike oluştururlar. Yabancı ot savaşında ilk kural, bu bitkilerin çayır ve meralarda çoğalmalarına imkan vermemektir.
Çayır ve meralarda yabancı ot mücadelesi; insan gücü ile mücadele, mekanik yöntemlerle mücadele, herbisitlerle kimyasal mücadele ve biyolojik mücadele olarak yapılmaktadır.
Çayır ve Meralarda Toprak ve Su Muhafaza Yöntemleri
Çayır ve meraların çoğu yeryüzünde ya suyun gerektiğinden fazla bulunduğu bataklık yerlerde ya da suyun çok kıt olduğu kurak yerlerde oluşmuşlardır. Bol ve yüksek kaliteli yem üretimi için her iki durum da uygun değildir. Bataklık haline gelmiş ve taban suyu çok yükselmiş olan çayır ve meralarda uygun bir drenaj sistemiyle fazla suyun atılması sonrasında yüksek kaliteli bol yem üretimi mümkün olabilir. Suyun kıt olduğu kıraç meralarda ise bitki büyüme ve gelişmesini kısıtlayan en önemli faktör toprak neminin azlığıdır Bu bölgelerde sulama dışında toprak nemini arttırmak mümkün olmadığından yağışlardan elde edilen suyun en elverişli bir şekilde kullanılması ve onu mümkün olduğunca toprakta tutup muhafaza etmek gerekir. Yeryüzünün değişik bölgelerinde çayır ve meralarda su ve toprak muhafazası için değişik uygulamalar yapılmaktadır. Bunlardan bazıları karıklama, hendekleme, gözleme, su yayma, örme çit, çalı seddeler, taş toplama, taş kordonları, kuru eşiktir. Bitki örtüsünün kuvvetlendirilmesi ise çayır ve mera alanlarında en etkili toprak su muhafaza yöntemidir.
Çayır ve Meralarda Otlatmayı Kolaylaştırıcı Tesis ve Yapılar
Merada bol ve temiz içme suyu, tuz ve ilave yem bulan hayvanlar daha fazla et, süt ürettikleri gibi mera yemini de daha iyi bir şekilde değerlendirirler. Otlatmayı kolaylaştırıcı tesis ve yapılar; ek yemlikler, tuzluklar, gölgelikler, kaşınma araçları, mera çitleri, hayvan barınakları, yem depoları, hayvan banyolarıdır. Ayrıca yerleşme yerlerinden uzakta bulunan meralar ve yaylalarda, hayvan barınaklarına ilaveten çoban barınakları, basit mandıralar ve kapalı tip ahırlar da inşa edilebilmektedir.