AÖF Soru Bankası

Tarla BitkileriÜnite 5 Özeti

Nişasta ve Şeker Bitkileri

TRM215U-TARLA BİTKİLERİ

Ünite 5: Nişasta ve Şeker Bitkileri

Giriş

Ülkemizde tarla bitkileri sınıflamasında patates, tatlıpatates, yerelması, kassava, taro (gölevez) gibi yumru ve kök bitkileri nişasta bitkileri; şeker pancarı, şeker kamışı ve şeker otu ise şeker bitkileri olarak sınıflandırılmaktadır. Türkiye’de nişasta bitkileri grubundan sadece patates üretimi yaygın olarak yapılmaktadır. Nişasta bitkileri olarak sınıflandırılan bitkilerin hepsinde yararlanılan kısımlar toprak altında bulunan yumru, depo-kök, soğan gibi depo organlarıdır. Bu depo organları ağırlıklı olarak nişasta içermekte, ancak ilave olarak protein, vitaminler ve besin elementleri de barındırmaktadır. Dünyada şeker (sakkaroz) üretiminin iki ana kaynağı şeker kamışı ve şeker pancarı olup üretimin yaklaşık %80’i şekerkamışından %20’si ise şeker pancarından yapılmaktadır. Türkiye’nin hiçbir bölgesi verimli bir şeker kamışı üretimi için yeterli sıcaklık toplamına sahip olmadığından Ülkemizde ticari üretimi bulunmamaktadır.

Patates

Patates, nişastaca zengin yumruları için üretilen önemli bir gıda ve endüstri bitkisidir. Yumrular, karbonhidratlar (nişasta), protein, vitaminler (C, B1, B3, B6, K, folate, pantothenik asit) ve mineraller (K, Mn, Mg, Fe, Cu, P) açısından oldukça zengindir.

Önemi

Patates dünyada mısır, çeltik ve buğdaydan sonra temel gıda olarak en fazla üretimi yapılan dördüncü bitkidir. Son beş yıllık verilere göre dünyadaki dikim alanı 16.4 ile 18.1 milyon hektar, üretim miktarı ise 365.7 ile 376.1 milyon ton arasında değişmiştir. En fazla üretimin yapıldığı üç il Niğde, Konya ve Afyonkarahisar’dır. Ülkemizde üretilen patatesin yaklaşık %55-60’ı yemeklik olarak tüketilmekte, %11’i ise sanayilik olarak kullanılmaktadır. Sanayi ürünleri içerisinde ise en büyük paya yaklaşık %70’lik oranla hazır tüketime yönelik donuk ürünler (parmak patates, elma dilimi, vb.) sahiptir. Bunu yaklaşık %30’la cips üretimi izlemektedir. Nişasta, alkol, un, püre vb. üretimi ise toplam sanayide kullanılan patatesler içerisinde %1’den az bir orana sahiptir.

Orijini, Tarihçesi ve Coğrafi Dağılımı

Patatesin kökeni Güney Amerika kıtasında bugünkü Peru ile Bolivya sınırı arasında bulunan Titicaca Gölü çevresidir. Günümüzden 8.000 ile 10.000 yıl önce kültüre alındığı tahmin edilmektedir. Avrupa’ya ilk olarak 1562-1567 yılları arasında İspanyollar tarafından getirilmiş ve dünyanın diğer bölgelerine Avrupalılar tarafından yayılmıştır. Anadolu’ya ilk kez 1850 ile 1870 yılları arasında Balkanlardan ve Kafkasya’dan gelen göçmenler tarafından getirildiği ve Sakarya çevresi, Doğu Anadolu ve Karadeniz yaylalarında yetiştirilmeye başladığını kabul edilmektedir. Cumhuriyet döneminde patates üretimi hızlı bir şekilde artmıştır. Günümüzde Ülkemizin tüm bölgelerinde patates üretimi yapılmaktadır.

Taksonomisi ve Sınıflandırılması

Patates, Patlıcangiller (Solanaceae) familyasının Solanum cinsi içerisinde sınıflandırılmaktadır. Patlıcangiller familyası içerisinde patates dışında domates, biber, patlıcan, tütün, pepino gibi çok sayıda kültür bitkisi bulunmaktadır. Dünyada yaygın olarak kültürü yapılan patatesler Petota seksiyonu içerisindeki Solanum tuberosum (L.) türüne aittir.

Morfolojisi

Patates tek yıllık otsu bir bitkidir. Diğer birçok bitkinin aksine ticari olarak gerçek (botanik) tohumları yerine yumruları kullanılarak vejetatif yolla üretilmektedir. Patates yumrularının toprağa dikilmesi ile yumru üzerinde bulunan gözlerden sürgünler gelişerek toprak üstünde sap, yan dallar, yaprak, çiçek ve tohumlar, toprak altında ise kök, stolon ve yumruları oluşur. Sap ve Yan Dallar: Tohumluk yumru üzerinde bulunan gözlerdeki tomurcuklar filizlenip toprak yüzeyine çıkar ve ana sapları oluştururlar. Tohumluk yumrunun iriliği ve çeşide bağlı olarak bir yumrudan 2-7 ana sap oluşur. Her bir ana sap kendi kök sistemine sahip olup bağımsız bir bitki gibi davranır. Sap boğum ve boğum aralarından oluşmaktadır. İçi özle dolu ve köşeli (çoğunlukla üçgen) yapıdadır. Sapın toprak üstünde kalan boğumlarından yaprak ve yan dallar, toprak altında kalan boğumlardan ise stolonlar, kökler ve bazen de yan dallar oluşur. Ana sap uzunluğu çeşidin genetik yapısına ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak 30-180 cm arasında değişebilir. Yaprak: Yapraklar sap ve yan dallarda bulunan boğumlardan çıkarlar. Patates yaprağı bileşik yaprak yapısına sahiptir. Çiçek: Çiçekler ana sap ve yan dalların uç kısımlarında meydana gelir ve salkım halinde bulunurlar. Bir salkımdaki çiçek sayısı 1 ile 40 arasında değişebilmekle birlikte çoğunlukla 7 ile 15 arasında olmaktadır. Çiçek demeti içerisindeki çiçekler aynı zamanda açmayıp ortadaki ilk oluşan çiçekten başlayarak kademeli şekilde açmaktadırlar. Meyve ve Tohum: Çiçeğin döllenmesi sonucunda yumurtalık gelişerek meyveleri oluşturur. Patates meyvesi küçük domatese benzeyen yuvarlak veya oval şekildedir. Bir patates meyvesi içerisindeki tohum sayısı 500’e kadar çıkabilse de çoğunlukla 50-200 arasındadır. Kök: Patateste kökler tohumluk yumrudan çıkan ana sapların ve bunlar üzerinde gelişen yan dalların toprak altında kalan bölümlerinde (çoğunlukla boğumlarda) oluşmaktadır. Stolon: Yumrular stolon uçlarında oluştuğu için patates üretimi açısından çok önemlidirler. Köklere göre daha kalın ve beyaz renkli olmaları ile kolayca ayırt edilebilirler. Bir boğumdan bir ana ve iki yan stolon oluşabilir. Yumru: Yumrular, stolon uçlarının şişerek büyümesi sonucu oluşan depo organlarıdır. Stolonlar gibi yumrular da aslında toprak üstü sapın başkalaşmış bir formudur. Stolon uç kısımdan geriye doğru şişerek büyürken boğumlarında bulunan tomurcuk taslakları yumru üzerindeki gözleri oluşturur. Yumru tohumluk olarak dikildiğinde bu tomurcuklar sürerek ana sapları oluştururlar.


Adaptasyonu

Bir bölgenin iklim (sıcaklık, yağış, nem, gün uzunluğu, ışık yoğunluğu vb.) ve toprak özellikleri (toprak yapısı, pH derecesi, tuzluluk vb.) patates bitkisinin gelişimi ile verim ve kalite oluşumunda belirleyici faktörlerdir. İklim isteği: Patates bir serin iklim bitkisi olup yüksek sıcaklıklar verim ve kaliteyi olumsuz etkiler. Yüksek yumru verimi ve kalitesi için en uygun ortalama sıcaklık 18-22 °C arasındadır. Toprak isteği: Patatesin hasat edilen kısmı toprak altında geliştiği için, geçirgen, kolay havalanabilen, organik madde içeriği yüksek kumlu-tınlı ve tınlı topraklar daha uygundur.

Kültürü

Patates yetiştiriciliğinde temel amaç optimum girdi kullanımı ile yüksek verimli ve kaliteli ürün elde etmektedir. Bu nedenle tarla seçiminden başlayarak hasada kadar tüm üretim aşamalarının büyük bir titizlikle yapılması gerekmektedir. Tarla Seçimi ve Toprak Hazırlığı: Patates üretimi yapılacak tarlada mutlaka sulama imkanı olmalıdır. Patates dikimi için toprak hazırlığı yapılırken dikkate alınması gereken temel yaklaşım, toprağın üst 40 cm’lik bölümünün iyi havalanabilen, geçirgen, keseksiz olmasını sağlamak olmalıdır. Patates dikimi yapılacak tarlanın sonbaharda pullukla sürülerek bırakılması yeterlidir. Çeşit Seçimi ve Tohumluk Hazırlığı: Çeşit seçerken kullanım amacı (yemeklik, sanayilik), yetişme süresi ve hastalıklara dayanıklılık dikkate alınmalıdır. Sanayilik ve yemeklik çeşitlerin özellikleri ve pazarı farklıdır. Sanayilik (cips ve parmak patates) patates üretimi için yumruların kuru madde oranının yüksek (>%21), indirgen şeker içeriğinin çok düşük olması gerekir. Tohumluk seçiminde dikkate alınması gereken temel konular tohumluk yumrunun fizyolojik yaşı, iriliği, hastalık ve zararlılarla bulaşıklık durumudur. Dikim: Dikim için toprak sıcaklığının 15-20 °C arasında olması gerekir. Boğaz Doldurma: Stolonların toprak yüzeyine çıkmasını önlemek amacıyla bitkinin boğaz bölgesine toprak yığılması gerekmektedir. Boğaz doldurma işlemi dikimden hemen sonra yapılabileceği gibi çıkıştan sonra da yapılabilir. Bitkilerin köklerinin ve stolonlarının zarar görmemesi için bitkiler 15-20 cm boyunu geçmeden boğaz doldurma işleminin tamamlanması gerekmektedir. Sulama: Patatesin kök sisteminin derin olmaması nedeniyle kısa aralıklarla sulama yapılarak toprağın üst kısmının nemli olması sağlanmalıdır. Gübreleme: Uygulanacak gübre miktarının belirlenmesinde toprak tipi, toprağın besin elementi içeriği, iklim koşulları, kullanılacak patates çeşidi, üretim amacı vb. birçok faktör etkili olmaktadır. Yabancı Otlarla Mücadele: Patates bitkisinin özellikle erken gelişme döneminde yabancı otlarla rekabeti zayıftır. Bu nedenle çıkış öncesi veya hemen çıkış sonrasında yabancı ot mücadelesi yapılarak tarlanın temizlenmesi gerekir. Hasat döneminde tarlada yabancı ot yoğunluğunun fazla olması, hasadı zorlaştırmakta, yumrularda yaralanmalara neden olabilmektedir. Yabancı ot mücadelesi mekanik (makine veya el çapası, biçme, çekme vb.) veya kimyasal yolla yapılabilir.

Hastalık ve Zararlıları

Patates çok fazla hastalık ve zararlısı olan bir bitkidir. Dünyada ve ülkemizde patates alanlarında en yaygın görülen virüs hastalıkları Patates Yaprak Kıvrıklığı Virüsü (PLRV), Patates Y Virüsü (PVY), Patates A Virüsü (PVA), Patates X Virüsü (PVX), Patates M Virüsü (PVM) ve Patates S Virüsü (PVS)’dür. Virüs hastalıkları çoğunlukla tohum kaynaklı olarak ortaya çıkmakta ayrıca yetişme dönemi içerisinde vektör böceklerle (afitler) veya mekanik yolla da bulaşabilmektedir. Patateste önemli sorun yaratan başlıca bakteriyel hastalıklar Kahverengi çürüklük, Halkalı çürüklük, Yumuşak çürüklük/Karabacak ve Uyuzdur. Patates yetiştirilen tüm alanlarda yaygın görülen ve büyük zarar yapan fungal hastalık Mildiyödur. Patates üretiminde kontrol edilmesi gereken en önemli zararlı böcekler Patates güvesi ve Patates böceğidir. Temiz tohumluk kullanmak ve münavebe uygulaması, tüm hastalıklar ve zararlılar için alınması gereken temel koruyucu önlemlerdir.

Hasat ve Depolama

Hasat olgunluğuna gelen yumrularda başparmağımızla kabuk üzerine bastırarak ileri doğru ittiğimizde kabuğun kolayca soyulmaması gerekir. Ülkemizde yarı otomatik hasat makinesi üretimi yapılmakta olup patates üretim alanlarında bu yerli makineler yaygın olarak kullanılmaktadır. Patates yumrularının yüksek oranda (%75-80) su içermesi nedeniyle depolaması zor olan bir üründür. Ayrıca yumrular canlı dokular olup solunum yapmaktadır. Solunum için gerekli olan enerjinin temini için yumrularda bulunan nişasta indirgenerek glikoza dönüştürülmektedir. Hem buharlaşma ile su kaybının azaltılması hem de solunumla nişasta kaybının azaltılması açısından depo sıcaklığının düşük tutulması gereklidir. Çok miktarda patatesin tutulduğu (özellikle yığın halinde) depolarda yeterli oksijen sağlanması ve oluşan ısının uzaklaştırılması açısından mutlaka havalandırma yapılması gerekmektedir. Ayrıca depolanan patates yumrularının klorofil oluşturarak yeşillenmemesi ve solanin birikiminin artmaması için depo içinin karanlık olması gerekmektedir.

Diğer Nişasta Bitkileri

Türkiye’de tarla bitkileri içerisinde yumru ve kök bitkileri olarak sadece tatlıpatates, yer elması ve taro sınırlı miktarda üretilmektedir.

Tatlıpatates

Tatlıpatates esasen depo organı olarak farklılaşmış olan kökleri için yetiştirilmekle birlikte tüm bitki kısımları insan ve hayvan beslenmesinde kullanılabilen istisnai bir bitkidir. Depo kökleri beta karoten (A vitamini), C vitamini, B vitamini kompleksi ve fenolik bileşikler açısından mükemmel bir kaynak durumundadır. Orijini, Tarihçesi ve Coğrafi Dağılımı: Tatlıpatatesin kökeninin Orta ve Güney Amerika’da Meksika ile Venezuela arasındaki bölgeler olduğu kabul edilmektedir. Günümüzde dünyanın özellikle tropik ve yarı tropik bölgelerinde 100’den fazla ülkede yetiştirilmektedir. En fazla üretim Asya kıtasında olup Çin tek başına dünya üretiminin yaklaşık %54’üne sahiptir.


Dünya üretiminin yaklaşık %34’üne sahip olan Afrika en fazla üretimin yapıldığı ikinci kıtadır. Son yıllarda Ülkemizde Adana’da da bir miktar üretimi yapılmaktadır. Taksonomisi ve Sınıflandırılması: Tatlıpatates, Sarmaşıkgiller (Convolvulaceae) familyasına bağlı Ipomoea cinsi altında sınıflandırılan Batatas seksiyonu içerisindeki Ipomoea batatas (L.) Lam. türüne aittir. Toplam 59 cins ve yaklaşık 1600 tür içeren bu familya içerisinde, besin maddesi olarak ekonomik öneme sahip tek türdür. Morfolojisi: Tatlıpatates otsu yapıda çok yıllık bir bitki olup ticari olarak tek yıllık olarak yetiştirilmektedir. Toprak altı organları saçak ve depo kökler, toprak üstü organları ise sap, yaprak, çiçek, meyve ve tohumdur. Adaptasyonu: Tatlıpatates sıcağı ve güneşi seven bir bitkidir. İyi bir verim için uzun ve sıcak bir yetişme dönemine ihtiyaç duyar. En iyi bitki gelişimi 24 °C’nin üzerindeki sıcaklıklarda gerçekleşmektedir. Tatlıpatates her türlü toprakta yetişebilmesine rağmen, derin, geçirgen, kumlu-tınlı, tınlı topraklar depo-kök gelişiminin düzgün olması ve yüksek verim için idealdir. Kültürü: Tatlıpatates üretiminde mutlaka en az iki yıllık münavebe uygulanması önerilmektedir. Dikim yapılacak arazinin sonbaharda derin bir şekilde sürülmesi gerekir. Hastalık ve Zararlıları: Tatlıpatatesin tüm dünyadaki en yaygın zararlısı Tatlıpatates kurdudur. Cylas cinsi içerisinde C. formicarius, C. puncticollis ve C. brunneus olmak üzere üç farklı tür bulunmaktadır. Tatlıpatateste önemli zarar yapan başlıca fungal hastalıklar siyah çürüklük, sap çürüklüğü, uyuz ve yumuşak çürüklük hastalıklarıdır. Dünya genelinde en yaygın görülen virüs hastalığı Tatlıpatates tüylü benek virüsüdür. Hasat ve Depolama: Normalde bitki çok yıllık olduğundan iklim koşulları uygun olduğunda bitkiler hasat olgunluğuna gelmezler ve büyümeye devam ederler. Bu nedenle depo-kökler pazarlanabilir büyüklüğe ulaştığında hasat yapılabilir. Hasattan sonra depo kökleri oluşan yaraların hızla iyileşmesini sağlamak ve kabuğun dayanıklılığını arttırmak amacıyla kurutma (kürleme) işlemine tabi tutulur. Kurutma, uzun süre depolama açısından zorunlu bir uygulamadır. Bu amaçla depo kökler 28-30 °C sıcaklık ve %85-90 nispi nemde 4-7 gün süre ile tutulmalıdır.

Yer Elması

Yerelması yumruları yüksek oranda fruktoz ve fruktoza dönüşebilen bir polisakkarit olan inülin içermektedir. Fruktozun, sakkaroz ve glikoza göre çok daha düşük kalorili bir doğal tatlandırıcı olması nedeniyle diabet ve obesite hastalıklarının azaltılmasında etkili olacağı belirtilmekte; ayrıca biyoetanol üretiminde potansiyeli olan bitkilerden birisi olarak kabul edilmektedir. Orijini, Tarihçesi ve Coğrafi Dağılımı: Kökeni ABD’nin kuzey doğu bölgeleri ile Kanada’nın güney doğu bölgeleridir. Günümüzde başta Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde sınırlı miktarda üretimi bulunmaktadır. Yerelmasının ülkemize ne zaman geldiği konusunda bilgiler bulunmamaktadır. Günümüzde başta Orta Anadolu ve Ege bölgeleri olmak üzere ülkemizin birçok yöresine yayılmış bulunmaktadır.

Taksonomisi ve Sınıflandırılması: Yerelması, Papatyagiller (Asteraceae) familyasının Helianthus cinsi içerisindeki Helianthus tuberosus L. türüne dahildir. Morfolojisi: Otsu yapıda tek yıllık bir bitkidir (Resim 5.2). Saplar yumrudaki gözlerden çıkar ve 3 metreye kadar boylanabilir. Bir yumrudan çıkan ana sap sayısı yumru iriliğine, çeşidin genetik yapısına ve yetiştirme koşullarına göre değişmekte olup çoğunlukla 1-4 arasında değişir. Saplar toprak üstünde çok sayıda yan dal oluştururlar. Saplar dik gelişir, içleri süngerimsi bir doku ile kaplıdır. Üzerleri yoğun tüylerle kaplı olan sapların rengi genelde yeşildir, ancak mor renklenme görülen genotipler de vardır. Sap üzerindeki boğumlardan çıkan yapraklar 10-20 cm uzunluğunda ve 5-10 cm genişliğindedir. Üzerleri tüylü olup kenarları düze veya tırtıklı olabilir. Çiçekler ana sap ve yan dalların ucunda tabla şeklinde oluşur. Çiçek tablasının en dışında 10-20 adet sarı renkli kısır çiçekler ve tablanın iç kısmında çok sayıda fertil çiçek bulunur. Adaptasyonu: Yer elması bir ılıman iklim bitkisi olup en az 125 donsuz günün olduğu 4-6 aylık bir yetişme süresine ihtiyaç duyar. Tropikal bölgelerden 3500 m yüksekliğe kadar geniş bir alanda yetiştirildiği görülmektedir. Patates ve mısırın yetiştirildiği tüm topraklarda yetişebilmektedir. Ancak, organik maddece zengin, geçirgen, kumlu-tınlı, hafif alkali (pH 7-7.5) topraklarda en iyi gelişmektedir. Kültürü: Yer elması yumru veya yumru parçaları kullanılarak vejetatif yolla çoğaltılır. Dikim zamanı yetiştirilecek bölgenin iklim ve toprak şartlarına göre değişir. Orta Anadolu bölgesinde yazlık ana ürün için nisan-mayıs aylarında, Ege ve Akdeniz gibi erkenci gölgelerde ocak-şubat aylarında dikim yapılabilir. Hasat ve Depolama: Yumrular normal büyüklüğüne ulaştıktan sonra hasat yapılabilir. Hasat öncesi toprak üstü aksamın kesilerek uzaklaştırılması, hasadın kolay yapılmasını sağlar. Yer elması, 0-2 °C arası sıcaklık ve %85-90 nemde 8-10 ay depolanabilmektedir.

Şeker Pancarı

Şeker pancarı, şekerkamışı ile birlikte dünyada şeker üretiminde kullanılan iki temel bitkiden birisidir.

Önemi

Şeker pancarı esas olarak şeker içeren kök gövdeleri için üretilmektedir. Bununla birlikte, şeker üretimi sırasında ortaya çıkan yan ürünlerden alkol, hayvan yemi (melas ve küspe), organik gübre, biyogaz ve biyobenzin üretilmektedir. Ayrıca toprak üstü aksamı taze, kurutulmuş veya silaj olarak hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Türkiye dünyanın 5. büyük şeker pancarı üreticisidir.

Orijini, Tarihçesi ve Coğrafi Dağılımı

Şeker pancarının yaklaşık 300 yıllık kısa bir geçmişi olmasına rağmen, ata ve akraba türlerinin M.Ö. 2000 yıllarından itibaren sebze olarak yetiştirildiği bilinmektedir. Pancar türleri, doğuda İran Körfezi ile Anadolu’da Dicle ve Fırat nehirlerinin bulunduğu bölgeden başlayarak Akdeniz’in güney ve kuzey sahilleri boyunca Atlantik Okyanusuna kadar yayılmış olarak bulunmaktadır.


Taksonomisi ve Sınıflandırılması

Şeker pancarı, Horozibiğiller veya Ispanakgiller (Amaranthaceae) familyasının Beta cinsi içerisinde sınıflandırılmaktadır. Tarımı yapılan tüm pancarlar Beta vulgaris L. türüne ait olup bu tür de kendi içerisinde ise Beta vulgaris ssp. vulgaris, Beta vulgaris ssp. maritima ve Beta vulgaris ssp. adanensis olmak üzere üç alt tür bulunmaktadır. Beta vulgaris ssp. maritima (Deniz pancarı) türünün kültürü yapılan pancar türlerinin atası olduğu düşünülmektedir.

Morfolojisi

Şeker pancarı iki yıllık bir bitkidir. İlk yıl rozet yapraklar ve şeker elde edilen kök gövdesi oluşur; ertesi yıl toprak üzerindeki büyüme noktalarından saplar gelişir; yapraklar, çiçek, meyve ve tohum oluşur.

Adaptasyonu

Şeker pancarı bir ılıman iklim bitkisidir. Yüksek kök gövde verimi ve şeker oranı için ortalama sıcaklığın 15-25 oC

arasında olduğu yaklaşık 4-6 aylık bir yetişme dönemine ihtiyaç duyar. Tohumlar 4 oC’nin üzerindeki sıcaklıklarda

çimlenmeye başlayabilmekle birlikte ideal çimlenme sıcaklığı 24-28 oC arasıdır.

Kültürü

Şeker pancarı bitkisi topraktan fazla miktarda besin elementi kaldırmakta, ayrıca çok sayıda hastalık ve zararlısı bulunmaktadır. Bu nedenle aynı tarlaya her yıl üst üste ekilmemesi, mutlaka münavebe uygulanması gereken bir bitkidir.

Hastalık ve Zararlıları

En önemli virüs hastalıkları rizomanya ve sarılık virüsüdür. Rizomanya hastalığına Pancar nekrotik sarı damar virüsü neden olmakta ve toprak kökenli Polymyxa betae fungusu tarafından bulaştırılmaktadır. Ülkemizde şeker pancarı üretim alanlarında görülen başlıca fungal hastalıklar Cercospora yaprak leke hastalığı, külleme, pas, kök çürüklüğü ve çökerten, fusarium fide ve kök çürüklüğüdür. Türkiye’de en yaygın görülen ve ekonomik olarak zarar yaratan Şeker pancarı kist nematodudur.

Hasat ve Depolama

Şeker pancarında hasat, depo köklerin topraktan sökülmesi, temizlenmesi ve baş kısmının kesilmesi işlemlerini içermektedir. Hasattan sonra depo köklerde solunum yolu ile şeker kayıpları ve buharlaşma ile ağırlık kayıpları meydana gelmektedir. Depo köklerin %70-75 su içermeleri ve çok hacimli olmaları nedeniyle hasat sonrasında sıcaklık ve nem kontrollü depolarda muhafazası yüksek maliyetlidir. Bu nedenle pancarlar fabrikada veya alım sahalarında yığınlar halinde depolanırlar. Bu işleme silolama adı verilmektedir.

Diğer Şeker Bitkileri

Türkiye’de ticari olarak yetiştirilmemekle birlikte dünyada şeker üretiminin yaklaşık %80’i şeker kamışı bitkisinden elde edilmektedir.

Şeker Kamışı

Şeker kamışı çok yıllık bir sıcak iklim bitkisi olup dünyanın tropik ve yarı tropik bölgelerinde yetiştirilmektedir. Yılda birkaç kez hasat yapılabilmesi nedeniyle birim alandan elde edilen kuru madde ve şeker verimi en yüksek bitkilerden birisidir. Şeker kamışı ve akraba türlerinin kökeni Güneydoğu Asya bölgesi özellikle de Yeni Gine ve çevresidir. Şeker kamışı, Buğdaygiller (Poaceae) familyasının Saccharum L. cinsine dahildir. Günümüzde yaygın olarak kültürü yapılan tür Saccharum officinarum’dır. Şeker kamışı bitkisi kökler, sap, yapraklar, çiçek ve tohumlardan oluşur. Şeker kamışı bir C4 bitkisi olup tropik ve yarı tropik bölgelere adapte olmuştur. Şeker kamışı sap çelikleri kullanılarak vejetatif yolla çoğaltılır. Sıcak ve nemli bölgelerde yetiştirildiğinden çok sayıda hastalık ve zararlısı bulunmaktadır. Klorotik çizgi virüsü ve çeşitli virüslerin yol açtığı mozaik virüsleri en önemli virüs hastalıklarıdır. Yaprak yanıklığı, sakızlanma ve ratoon cücelik hastalığı dünya genelinde yaygın olan bakteriyel hastalıklardır. Şeker kamışı rastığı, yaprak leke hastalığı, kırmızı çürüklük ve ananas hastalığı dünya genelinde görülen önemli fungal hastalıklarıdır. Yetiştirildiği bölgenin iklim koşullarına göre dikimden 7-18 ay sonra ilk hasat yapılmaktadır. r. Hasattan sonra toprakta kalan saplar ratoon olarak isimlendirilir. Hasattan sonra ratoon üzerinde kalan boğumlardan sürgünler gelişerek yeni bitkileri oluşturur. Ratoondan gelişen bitkiler, mevcut kök sistemi nedeniyle çelikten gelişen bitkilere göre daha hızlı büyürler. Hasat edilen saplarda şeker kaybı hızlı olmaktadır. Bu nedenle hasat sonrası bekletilmeden fabrikalara taşınarak işlenirler.

Şeker Otu

Şeker otu (Stevia rebaudiana), şeker pancarı ve şeker kamışının aksine sakkaroz içermez. Yapraklarında bulunan ve steviol glikozitler adı verilen tatlandırıcılar için üretilmektedir. Bitkinin yapraklarında tatlılık veren başlıca sekiz steviol glikozitler bulunmaktadır: steviosit, steviolbiosit, rebaudiosit A, B, C, D, E ve dulkosit A. Şeker otu bitkisinin anavatanı Paraguay’dır. Şeker otu, Papatyagiller (Asteraceae) familyasının Stevia cinsine içerisindeki Stevia rebaudiana türüne aittir. Çok yıllık, çalı formunda ve otsu yapıda bir bitkidir. Şeker otu yıllık sıcaklığın -6 ile 43 oC arasında değiştiği yarı nemli yarı tropikal iklimlere adapte olmuştur. Bitki en iyi 15-30 oC

arasındaki sıcaklıklarda gelişmektedir. Şeker otu hem sap çelikleri hem de tohumla çoğaltılabilmektedir. En uygun hasat zamanı, yapraklarda tatlandırıcının en yüksek olduğu çiçeklenme başlangıcıdır. Hasatta bitkinin yaprakları ve sapları birlikte biçilir. Biçim yüksekliği 10-15 cm olmalıdır. Biçim sonrası yaprak ve sapların, gölge ve iyi havalanan bir alanda mümkün olduğunca hızlı bir şekilde kurutulması gerekir. Bu amaçla sıcaklık ve havalandırma ayarlı özel kurutma sistemleri de kullanılabilir. Böyle sistemlerde 50-55 ºC sıcaklıkta birkaç günde kurutulabilir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında