TRM213U-BAHÇE TARIMI
Ünite 6: Bağcılık ve Üzümsü Meyveler
Giriş
Dünya bağcılığında önemli bir yere sahip olan ülkemizde asmalar, çok uzun yıllardır varlığını sürdürmektedir. Özellikle Anadolu büyük bir asma genetik kaynağına sahiptir. Bağcılık denildiğinde Kültür Asması yetiştiriciliği anlaşılmaktadır. Asmanın meyvesi olan üzüm; taze olarak (sofralık) tüketilmesinin yanında, kurutmalık ve şaraplık- şıralık olarak da yoğun olarak değerlendirilmektedir.
Bağcılık
Bağcılık insanlık tarihinde önemli yer tutmuş ve tutmaya devam etmekte olan bir tarım koludur. Çin’de bağcılık tarihi prehistorik döneme kadar uzanırken, Mısır’a Anadolu’dan geçtiği düşünülmektedir. Anadolu bağcılığın tarihsel süreçte oldukça yoğun olarak yapıldığı alanlardan birisidir. Kültür asması Vitis vinifera L.’nin anavatanının Kafkasya-Anadolu (Transkafkasya) olabileceği belirtilmektedir. Günümüzde bağcılığın kuzey yarımkürede 11°-53°, güney yarımkürede 20°-40° enlem dereceleri arasında yapıldığı kabul edilmektedir.
Bağ Alanları ve Üzüm Üretimi
Dünya bağ alanlarının yaklaşık %5.7’sine sahip olan Türkiye; İspanya, Fransa, İtalya ve Çin’in ardından 5. sırada yer almaktadır. Yaş üzüm üretimi (4.165.000 ton) ile dünya bağcılığında önemli yer tutan ülkemizde; bölgeler bazında en yüksek bağ alanına sahip olan Ege Bölgesi kurutmalık çekirdeksiz üzüm, Akdeniz Bölgesi sofralık ağırlıklı (ilk turfanda), Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise sofralık ve çekirdekli kuru üzüm üretimi ile dikkat çekmektedir.
Asmanın Sistematikteki Yeri
Vitaceae familyası Rhamnales takımı içerisinde yer almaktadır ve alt familyası Vitoidea’dır. Vitoidea alt familyasında birçok cins yer almasına rağmen bağcılık (kültür asması) açısından Vitis cinsi önem taşımaktadır. Vitis cinsinin Euvitis ve Muscadinia olmak üzere iki alt cinsi mevcuttur. Muscadinia alt cinsinde Vitis rotundifolia, V. munsoniana ve V. popenoei olmak üzere üç tür mevcuttur.
Asmanın Organları
Asma, toprak altı ve toprak üstü organları olmak üzere başlıca iki kısımda incelenmektedir.
Toprak Altı Organlar: Kökler, asmanın toprağa tutunmasında, organik maddelerin depolanmasında, topraktan su ve mineral element alımında görev yapan çok yıllık organlardır. Asmada kökler; Ana kök, Boğaz kökleri, Yan kökler, Dip kökler ve İnce Köklerden (boğaz, yan ve dip köklerin üzerinde) oluşmaktadır.
Toprak Üstü Organlar: Aşı noktası, Gövde, Ana Kollar, Başlar, İki yıllık dallar ve Bir yıllık dallardır.
Asmada gözler; kışlık gözler, aktif gözler ve adventif (latent) gözler olmak üzere üçe ayrılır. Kışlık gözler bünyelerinde sürgün taslaklarını ve dolayısıyla olası salkım taslaklarını da taşıdıkları için verimlilik açısından en
önemlileridir. Özellikle şekil ve verim budamalarında kışlık gözlerin bu özelliklerinden yararlanılmaktadır. Aktif gözler vejetasyon periyodu içerisinde yazlık sürgünün yaprak koltuklarında, kışlık gözün hemen yanında oluşmakta ve aynı vejetasyonda sürerek üzerlerinde neferiyelerde (ikinci ürün) bulunabilen koltuk sürgünlerini (yaprak dökümünden sonra koltuk dalı) meydana getirmektedirler. Latent gözler ise asmaların yaşlı kısımlarında uyur hâlde olup toprak, anaç, çeşit, iklim, kültürel işlemler vb. bağlı olarak sürerler ve verimsiz obur sürgünleri meydana getirirler.
Bağ Kurulacak Arazide Yapılacak Gözlem ve İşlemler
Asma Anaçlarının Seçimi ve Başlıca Anaçlar: Modern bağcılıkta çok yoğun olarak kullanılan bu asma anaçlarının Filokseraya dayanıklılıklarının dışında toprak ve iklim şartlarına adaptasyon kabiliyetlerinin farklı olması seçimlerinde büyük önem taşımaktadır. Günümüzde bağ kurmadan önce anaç seçiminde birçok faktörün dikkate alınması gerekmektedir.
Çeşit ve Klonlarının Seçimi: Üzüm çeşitlerinin seçiminde de anaçların seçiminde olduğu gibi birçok etmenin dikkate alınması gerekmektedir. Genellikle çeşidin gelişme kuvveti, tercih ettiği anacın gelişme kuvveti, seçilen anaç ile affinitesi, önerilen budama ve terbiye şekli, gözlerin uyanma zamanı, olgunlaşma zamanı, verim ve kalite potansiyeli, gelişme eğilimi, kurağa adaptasyonu, soğuk koşullara adaptasyonu, tercih ettiği toprak tipi ve yapısı, şaraplık, sofralık ve kurutmalık olma durumu gibi faktörler dikkate alınarak seçimi yapılmaktadır.
Dikim Sıklığına Karar Verme: Genellikle asmalara geleneksel terbiye şekillerinin yanı sıra telli terbiye sistemlerine uygun olan Kordon Royat, Guyot, Sylvoz gibi şekiller verilmektedir. Bu terbiye şekilleri destekleme sistemleri ile kombine edilerek terbiye sistemleri oluşturulmaktadır.
Sıra Yönlerinin Belirlenmesi: Bağların sıra yönlerine arazinin ebatları ve eğimine, güneşlenme durumuna, vejetasyon periyodundaki rüzgarların esme yönleri ve şiddetlerine bağlı olarak karar verilmektedir.
Fidanların Muhafazası: Dikimden önceki aralık-mart döneminde temin edilen aşılı asma fidanları, polietilen poşetlere konularak soğuk hava deposunda 1-4 °C arasındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir.
Fidanların Dikime Hazırlanması: Dikim öncesi soğuk hava deposundan çıkarılan aşılı asma fidanlarının kökleri, dikim metoduna göre istenen uzunlukta (küskü veya sulu küskü ile dikimde; 0.5-2 cm; çukura veya makine ile dikimde; 5-10 cm) budanmaktadırlar.
Fidan Dikim Yöntemleri: Fidan dikiminden önce arazide işaretleme işlemleri (makine ile dikim hariç) yapılmaktadır. Bağ kurmada fidanlar toprak yapısına bağlı olarak küskü, sulu küskü, çukur açarak ve makine ile olmak üzere farklı şekillerde dikilebilmektedir.
Destekleme Sisteminin Kurulması: Bağların destekleme sistemlerinde direkler (demir, ahşap, beton vb.; 40-30 mm, 50-40 mm C profil, 8-12 cm çaplı ahşap, 10-10 cm beton vb.), teller (galvaniz, alüminyum- çinko alaşımlı vb.; 2.2-3 mm çaplı), tel kilitleri (gripple, maxtensor veya yerli), ankraj demirleri (çıpalı, burgulu, beton tabanlı vb.), ankraj halatları (3-5 mm çaplı, çelik, galveniz vb.) ve fidan herekleri (8-10 mm plastik; 6-8 mm demir; 2.5-3 cm ahşap) kullanılmaktadır.
Asmalara Şekil Verme: Yeni kurulmuş olan bağlarda asmalara şekil verme işlemleri terroir özelliklerine bağlı olarak 3-5 yıl arasında sürmektedir. Bu süreçte asmalara farklı şekiller (Kordon, Guyot, Sylvoz, Lens- Mozel vb.) ve destekleme sistemleri (Espalye, Lyre, T, Çift T, Üçlü T, Tendone, Pergola vb.) verilerek bir terbiye sistemi oluşturulmaktadır.
Verimdeki Bağlarda Bakım İşlemleri
Budama, toprak işleme, sulama, gübreleme, ilaçlama ve hasat basamaklarından oluşmaktadır.
Üzümsü Meyveler
Üzümsü meyve denince akla ilk üzüm gelse de aslında üzüm, bağcılık alanına girer. Üzümsü meyveler üzüme tat ve görünüm bakımından benzerlik gösterdiği gibi oldukça farklı da olabilir. Üzümsü meyveler antioksidan ve fenoller bakımından oldukça zengindir. Genelde çalı şeklinde olup küçük meyvelidirler. Üzümsü meyvelerin meyvecilik ürünleri arasında önemi giderek artmaktadır. Üzümsü meyveler denildiğinde aklımıza ilk gelen küçük, etli ve yenilebilir meyve türleridir. Bu meyveler genellikle sulu, parlak renkli, tatlı, ekşi ve mayhoş tatlara sahiptirler. Üzümsü meyvelerin genelde tarla kenarlarında çit bitkisi olarak, ormanlık alanlarda ise çalı olarak yabani formları gözlemlenir.
Ahududu ve Böğürtlen
Ahududu ve böğürtlen sağlık açısından son derece önemli olduğu bilinmesiyle son dönemlerde yoğun talep görmeye başlayan meyve türlerinden ikisi olmuştur. Özellikle gelir düzeyi yüksek Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yoğun ilgi görmektedirler.
Ahududu ve böğürtlen bitkilerinin sistematiği oldukça karmaşıktır. Ahududu, böğürtlen, ahududu-böğürtlen melezleri ve bunlara benzeyen bitkiler aynı cins içerisinde değerlendirilir. Rubus cinsi, çok geniş bir çiçekli bitkiler grubunda yer almaktadır.
Rubus cinsine giren ticari türlerin genel özellikleri şu şekilde özetlenebilir;
1) Gülgillerde olduğu gibi, sürgünler üzerinde, dikenlere veya dikensi yapılara sahiptir, 2) Kökler çok yıllık sürgünler ise iki yıllıktır, 3) Kök sürgünleri ile çoğalırlar, 4) Dik, yarı dik veya sürünücü formda çalılardır,
5) Meyveleri, her birinin içerisinde sert çekirdekler bulunan meyveciklerin bir meyve ekseni etrafında kümelenmesiyle oluşur.
Tüm bu meyveler, yani Rubus cinsine giren türler, üzümsü meyveler içerisinde “toplu üzümler” olarak bilinir.
Ahududu ve Böğürtlen Nasıl Ayırt Edilir
1) Ahududu meyvelerinde meyve tutulur ve çekilirse sap ile birlikte meyve tablası, yani torus salkım üzerindedir. Meyve içi boş ve kavuk gibi bir görünüm kazanır. Böğürtlende ise meyve sapı çekildiğinde sap ayrım tabakasından kopar ancak torus meyveden ayrılmaz ve meyve içerisinde gömülü hâlde kalır. 2) Ahududu sürgünlerinde keskin ve sert diken yapıları bulunmaz. Bunun yerine tüysü yapıdaki pek ele batmayan yapılar vardır. Hâlbuki böğürtlende keskin ve sert, gaga biçimli dikenler vardır. Bununla birlikte dikensiz böğürtlenlerde dikenler daha yumuşak ve belirsizdir.
Morfolojik Özellikler
Ahududu ve böğürtlen bitkilerinin toprak üstü organları ile toprak altı organları birbirinden farklı ömürlere sahiptir. Toprak üstü organlar iki yıllık, toprak altı organlar, yani kökler ise çok yıllıktır. Kökler depo organıdır ve aynı zamanda sürgünlerin düzenli olarak oluşmasını sağlayarak bitkinin bütüncül olarak çok yıllık olmasını sağlar.
Ekolojik İstekleri
Sıcaklık: Ahududular yazın çok yüksek sıcaklardan hoşlanmaz. Buna karşın, böğürtlenler yaz sıcağından, ahududulara göre daha fazla hoşlanırlar.
Soğuklama İhtiyacı: Çoğu ahududu ve böğürtlen türleri bir gelişme sezonu sonunda dinlenmeye girerek sonraki gelişme dönemine (ilkbahar) hazırlanır. Bitkinin dinlenme döneminden çıkabilmesi için belirli bir süre vernalizasyon gereksinimi vardır.
Güneşlenme: Enerji kaynağını sağlayabilmesi için yeterli bir güneşlenme, diğer bitkiler gibi ahududu ve böğürtlenler için de zorunludur. Kaliteli ve yüksek miktarda meyve için güneşlenmenin önemi büyüktür.
Toprak: Üzümsü meyveler, genel olarak yüzlek köklü olmaları nedeniyle çok derin olmayan topraklarda yetiştirilebilir. Ancak ahududu ve böğürtlenler iyi drenaja sahip, derin ve %2-4 organik madde içeren topraklarda iyi gelişir.
Bahçe Tesisi
Bölgelere göre bahçe tesis zamanının bilinmesi dikilecek olan fidanların tutması için önemlidir. Ülkemizde kışı pek sert geçirmeyen bölgelerde (Ege ve Akdeniz kıyı bölgelerinde) bitkilerin dinlenme dönemine girmesiyle beraber, sonbahardan başlayarak kış dönemi süresince dikim işlemi yapılabilir. Ege ve Akdeniz kıyı bölgelerinde sonbahar döneminin sonu veya kış başlarında (kasım, aralık ayında) dikim yapılırsa daha iyi sonuç alınabilir. Özellikle
ilkbahar dönemi iş yoğunluğu başlamadan dikim işlerinin bitirilmesi faydalı olur. Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgeleri için, kışın sona erdiği veya erken ilkbahar döneminde dikim yapmak daha uygundur. Şubat ayının sonlarına doğru, mart ayı veya nisan başları, bu bölgeler için ideal zamanlardır. Kar eridiğinde ve toprak uygun hâle geldiğinde dikim yapılmalıdır. Dikilecek fidanların henüz büyüme sürecine başlamamış olması, yani dinlenme hâlinde olması gerekmektedir.
Budama
Yeni sürgünler (birinci yıl sürgünleri, vejetatif sürgünler), her yıl kök gövdelerindeki tomurcuklardan çıkar. Yazın sonlarına doğru, birinci yıl sürgünlerinde meyve gözleri bulunan sürgünler gelişir. Bu birinci yıl sürgünleri, ikinci büyüme döneminde (sonraki yıl) meyve sürgünü (ikinci yıl sürgünü, generatif sürgün) olarak adlandırılır. İkinci büyüme mevsiminin başlarında, meyve oluşumunu sağlayan sürgünler meyve sürgünlerinde gelişmeye başlar. Meyve oluştuktan sonra, yaşlanan sürgünler (meyve sürgünleri) ölür ve hasat tamamlandıktan sonra kesilerek alan temizlenir. Kök gövdesinden birinci yıl sürgünlerinin çıkışı ve gelişimi tekrar başlar. Ölen sürgünlerin yerine yeni sürgünlerin gelişimi her yıl döngü hâlinde devam eder.
Çilek
Kendine özgü aroması ve vitamin içeriği bakımından zengin olmasından kaynaklı çok fazla istenilen meyveler arasında yer alan çilek, dünyanın neredeyse her bölgesinde yetiştirilebilmektedir. Çilek botanik sınıflamada Rosales takımının, Fragaria cinsine girerken, pomolojik olarak ise üzümsü meyveler grubunda yer alır. Çilek çok yıllık ve otsu bir bitki olması ile birlikte herdem yeşildir.
Ekolojik İstekleri
İklim İstekleri: Ticari çilek yetiştiriciliği, oldukça geniş bir iklim yelpazesi içerisinde gerçekleştirilir. Yüksek yaylalar, soğuk nemli ormanlık alanlar, ılıman iklim kuşağı ve subtropik bölgeler çilek yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlar arasındadır.
Gün Uzunluğu: Çilek bitkisi ticari olarak, kısa gün bitkisi olarak bilinir. Ancak uzun gün ve nötr gün çilek çeşitleri de mevcuttur.
Toprak İstekleri: Çilek, kumlu çakıllı topraklardan ağır killi topraklara kadar geniş bir aralıkta yetiştirilebilir. Ancak, çileğin yüzlek kök yapısına sahip olan bir bitki olması (köklerinin yaklaşık %90’ı toprağın ilk 15 cm’lik derinliğinde bulunur), iyi drenaja sahip, kumlu ve organik madde açısından zengin topraklarda en iyi sonuçları verir.
Dikim Zamanları
Yetiştiriciliğin hedefine, amacına ve ayrılan bütçeye bağlı olarak, dikim için farklı zamanlar kullanılabilir. İlk dikim maliyetini azaltmak için frigo fide yerine taze kol fidelerinin kullanılması uygun olabilir. Taze fidelerin tercih edilmesi durumunda, yaz dışındaki dikim zamanları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Toprak Hazırlığı
Çilek üretimi için mümkünse daha önce çilek yetiştirilmemiş bir alan tercih edilmelidir. Çünkü çilek, hastalık ve zararlılara karşı hassastır ve önceden çilek yetiştirilmiş bir arazide gerekli önlemler alınmadan yeniden çilek dikmek ciddi zararlara neden olabilir. Çilek yetiştiriciliğine başlamadan önce toprak dezenfeksiyonu önemlidir. Eğer yeni bir çilek bahçesi eski çilek alanında kurulacaksa, toprak dezenfeksiyonu mutlaka yapılmalıdır.
Mümkünse, fümigasyon yöntemiyle dezenfeksiyon yapılmalıdır, ancak solarizasyon yöntemi de kullanılabilir. Bahçe için hazırlanan toprak derinlemesine sürülmelidir ve bitkilerin sağlıklı gelişimini sağlamak için ahır gübresi verilmelidir.
Dikim Sistemleri
Çilek fidelerinin dikilmesi yetiştiricilikte oldukça önemli bir konudur. Dikimi yapılacak fidelerin ne çok derin ne de çok yüzlek tutulmamaları gerekir. Dikim esnasında köklerin açıkta kalmamasını ve ana tacın toprağın altında kalmamasını temin edecek şekilde bir dikim yapılmalıdır.
Frenk Üzümü
Frenk üzümü Saxifragaceae takımının Grossulariaceae familyasının Ribes cinsine aittir. Yer seçimi frenk üzümü için en önemli unsurların başında gelir. Bitkinin erken ilkbahar donlarından zarar görmemesi için uygun arazilerin seçilmesi gerekmektedir. Yıllık yağış miktarının 800 mm olması yeterlidir. Toprak seçiminde ise iyi drene edilmiş organik maddece zengin, killi-kumlu topraklarda iyi gelişim göstermektedir.
Bektaşi Üzümü
Bektaşi üzümünün; takımı Saxifragales, familyası Grossulariaceae, cinsi Ribes ve alt cinsi ise Grossularia’dır. Dikim sıklığı yetiştiricilik şartlarına ve arazi koşullarına göre değişiklik göstermekle beraber 2x3 m şeklinde uygulanabilir.
Aronya
Aronya (Aronia melanocarpa (Michx.) Elliot), Rosacea familyasına ait, Kanada ve Kuzey Amerika’nın güneydoğusunda yetişen, kışın yapraklarını döken çok yıllık çalı formunda, üzümsü meyveler grubuna ait bir bitkidir. Aronya yetiştiriciliği kolay olan bir üzümsü meyve türüdür. Her toprak tipinde ve rakımda yetiştirilebilir. Bitki 1.5-2 m’ye kadar boylanabilir. Siyah türler ise; 0.9-1.82 m yüksekliğe kadar büyürler. Kendine verimli olduğu için tozlayıcıya ihtiyaç duymaz. Çoğaltılması genellikle dal çeliklerinden olmaktadır. Ancak doku kültürü ile çoğaltımı da yaygınlaşmıştır. Aronya; yüksek sıcaklığa karşı toleranslı, soğuğa ise dayanıklı olarak kabul edilir. Genellikle aronya bakımı yabani otların yok edilmesi, gübreleme ve sulama olarak bilinmekte ilaçlama ve başka bir bakım yapmaya gerek duyulmamaktadır. Bakım işleminde en önemli faktör sulamadır. Düzenli sulama verimi ve kaliteyi artırır.
Maviyemiş
Ericaceae (Fundagiller) familyası, Vaccinium cinsi içinde yer almaktadır. Ülkemizde doğal alanlarda dört farklı doğal maviyemiş türü (Vaccinium vitis idea L., Vaccinium myrtillus L., Vaccinium arctostaphylos L., Vaccinium uliginosum L.) bulunmaktadır. Maviyemiş toprak isteği bakımından seçici bir bitkidir. Asidik toprakları tercih eder ve toprak pH isteği 4.5-5.5 arasındadır. Kışın yaprağını döken bu bitki çok yıllık ve çalı formundadır. Kökler ince, tüyleri olmayan ve lifli yapıdadır. Bu kök yapısından dolayı zamanla bitkiler birbirine eklenerek tek gövdeliymiş gibi büyüme gösterirler.