TRM213U-BAHÇE TARIMI
Ünite 2: Sert Çekirdekli ve Sert Kabuklu Meyve Türleri
Giriş
Meyveler, içerdikleri vitaminler, organik asitler ve mineral maddeler nedeniyle insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Son yıllarda meyve tüketimi artmakta ve buna bağlı olarak üretim alanları genişlemektedir. Meyveler taze ve kuru tüketimin yanı sıra, çeşitli gıda sanayilerinde de kullanılmaktadır. Türkiye, birçok meyve türünün ana vatanı olup, bazı meyve türlerinin üretiminde dünyada ilk sıralarda yer almaktadır.
Sert Çekirdekli Meyve Türleri
Şeftali, kayısı, kiraz ve vişne, erik sert çekirdekli meyve türleridir.
Şeftali Yetiştiriciliği
Şeftali, 3000 yılı aşkın süredir yaygın olarak yetiştirilmekte olup ana vatanı Çin'dir. Dünya şeftali üretiminde Çin lider konumdadır ve onu İtalya, Türkiye, Yunanistan ve İspanya izlemektedir. Türkiye'de şeftali yetiştiriciliği ile Çanakkale, Mersin, Bursa, Denizli ve İzmir öne çıkmaktadır.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Şeftali ağaçları erken meyveye yatar ve genellikle yayvan taç oluşturur. Çiçek yapısı erselik tiptedir ve çiçekler genellikle yıllık sürgünler üzerinde oluşur. Meyveler, çeşide göre farklı şekillerde olabilir ve et şeftalileri, yarı yarma ve yarma şeftaliler olarak sınıflandırılır. Yetiştiriciliği yapılan şeftali ve nektarin çeşitlerinin çoğu kendine verimlidir. Tozlanma arı ve böceklerle gerçekleşir.
Ekolojik İstekler: Şeftali ılıman iklim meyve türüdür ve kışın -20 ile -25 °C'ye kadar dayanabilir. Çeşitler arasında soğuğa dayanıklılık bakımından farklılıklar vardır. Meyvelerini olgunlaştırmak için gelişme döneminde yüksek bir sıcaklık toplamına ihtiyaç duyar. Şeftali, derin ve geçirgen, millî toprakları sever.
Bahçe Tesisi: Şeftali bahçeleri kurulurken dikim aralıkları anaç, toprak tipi ve terbiye sistemine göre belirlenir. Genellikle bir yaşlı aşılı fidanlar kullanılır.
Çoğaltma: Şeftali fidanları T göz aşısı ile çoğaltılır. Şeftali çöğür anaçları kireçli topraklara ve nematodlara hassastır.
Kültürel İşlemler: Yüksek verim ve kaliteli ürün için yıllık toprak işlemesi, sulama, gübreleme, budama ve meyve seyreltmesi yapılmalıdır.
Hasat: Olgunluk kabuk rengi ve meyve eti sertliğine göre belirlenir. Meyveler aynı anda olgunlaşmadığından, 2-4 gün arayla 3-4 defada hasat edilir. Hasat edilen meyveler boylanıp satışa sunulur.
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele: Yaygın hastalıklar arasında Çil Hastalığı (Yaprak Delen), Kök Kanseri, Yaprak Kıvırcıklığı ve Külleme bulunur. Sık görülen zararlılar ise Akdeniz Meyve Sineği, Kabuklu Bitler ve Yaprak Bitleridir. Mücadelede kültürel önlemler alınmalı, teknik talimatlara uyulmalı, zamanında ve uygun dozda ilaçlama yapılmalıdır.
Kayısı Yetiştiriciliği
Kayısı, ana vatanı Çin ve Sibirya olan bir meyvedir ve Orta Asya ile İran yoluyla Anadolu'ya yayılmıştır. Dünya genelinde en çok Türkiye’de (803,000 ton) üretilir ve Malatya, kayısı üretiminde ilk sıradadır. Onu Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Elâzığ, Isparta, Antalya, Kayseri ve Sivas takip eder. Hem sofralık hem de kurutmalık çeşitler yetiştirilir, ancak kurutmalık kayısı üretimi daha fazladır. Kayısılar taze, kurutulmuş veya işlenmiş şekilde tüketilir, çekirdekleri de çerez veya kozmetik ve ilaç sanayinde kullanılır. Lif, mineral, vitamin ve antioksidan açısından zengin bir meyvedir.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Kayısı ağaçları kuvvetli büyüyen, yayvan taçlıdır ve 6-8 metreye kadar ulaşabilir. Genç dallar yeşil, yaşlandıkça kırmızımsı olur. Oval ve parlak yaprakları, kazık kök yapısı vardır. Kayısı çeşitlerinin çoğu kendine verimlidir, Tozlanma genellikle arılar ve böcekler aracılığıyla gerçekleşir.
Ekolojik İstekler: Kayısı, karasal ve Akdeniz iklimlerinde yetişir, 600-1200 saat soğuklama ihtiyacı vardır ve -25°C'ye kadar dayanabilir. Yüksek nem ve yağış hastalık riskini artırır. Kayısı, sıcak, besin açısından zengin, tınlı veya tınlı-kireçli, pH’sı 6.5-7.5 olan, derin ve iyi havalanan toprakları tercih eder; nemli ve ağır topraklar uygun değildir.
Bahçe Tesisi: İlkbahar geç donlarına dikkat edilerek yer seçimi yapılmalıdır. 2-3 yaşındaki aşılı fidanlar kullanılır ve dikim aralıkları anaca göre 7´7 m ile 10´10 m arasında değişir.
Çoğaltma: Kayısı, T göz aşısı ile çoğaltılır. Anaç olarak zerdali, kayısı çöğürleri ve bazı klon anaçları kullanılır.
Kültürel İşlemler: Toprak işleme, sulama, gübreleme ve gerektiğinde meyve seyreltmesi yapılır. Sulama, özellikle hasattan önce ve sonbaharda önemlidir. Gübreleme, toprak ve yaprak analizlerine göre yapılmalıdır. Terbiye şekli olarak değişik doruk dallı sistem veya goble şekli uygulanır.
Hasat ve Kurutma: Hasat zamanı, meyvenin kullanım amacına göre belirlenir. Sofralık meyveler birkaç seferde toplanır. Kurutmalık çeşitler tam olgun dönemde hasat edilir. Kurutma işlemi kükürtleme yapılarak veya yapılmadan gerçekleştirilebilir.
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele: Çiçek Monilyası, Yaprak Delen, Armillaria Kök Çürüklüğü ve Sharka virüsü önemli hastalıklardır. Akdeniz Meyve Sineği, Doğu Meyve Güvesi, Şeftali Güvesi ve bazı kabuklu bitler önemli zararlılardır. Mücadelede kültürel önlemler ve uygun ilaçlama önemlidir.
Kiraz ve Vişne Yetiştiriciliği
Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu'dan dünyaya yayılmıştır. ABD ve Kanada'da hızlı gelişme göstermiştir. Kiraz üretiminde Türkiye lider (656,041 ton), vişne üretiminde Rusya öndedir (297,200 ton). Kiraz
üretimi İzmir, Bursa, Amasya gibi illerde yoğunlaşmıştır. Vişne üretimi Konya, Kütahya, Afyon'da yaygındır. Kiraz taze tüketilir, vişne genellikle işlenir (meyve suyu, reçel, pasta).
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Kiraz ağaçları yarı dik ve kuvvetli büyür, 10-15 metreye ulaşabilirken, vişne ağaçları daha küçük ve yayvan taçlıdır. Kiraz gövdesi grimsi-siyah, vişne gövdesi ise kırmızımtırak-gri renktedir. Her iki ağaç da saçak köklüdür, ancak vişnenin kökleri daha yüzeyde gelişir. Çiçekler yaşlı dallarda oluşur, kirazda 1-4, vişnede 1-6 çiçek bulunur ve beyaz taç yaprakları vardır. Yüksek sıcaklıklar birden fazla dişi organ oluşumuna ve düşük meyve kalitesine yol açar.
Döllenme Biyolojisi: Kiraz çeşitlerinin çoğu kendine uyuşmazdır, tozlayıcı çeşitler gereklidir. Vişnelerde kendine verimli ve kısmen kendine verimli çeşitler vardır. Kiraz ve vişnelerde tozlanma, böceklerle ve özellikle bal arıları ile olmaktadır.
Ekolojik İstekler: Ilıman iklim meyveleridir. Kış soğuklarına dayanıklıdırlar (-25°C ile -30°C). Yıllık yağış ihtiyacı kiraz için 600 mm, vişne için 400 mm'dir.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Genellikle aşılı fidanlarla bahçe kurulur. Dikim aralıkları anaca göre değişir. T göz aşısı yaygın kullanılır.
Kültürel İşlemler: Toprak işleme, sulama, gübreleme önemlidir. Terbiye şekli olarak değişik doruk dallı veya goble kullanılır.
Hasat: Meyve rengi ve sertliğine göre hasat zamanı belirlenir. Genellikle elle ve saplarıyla birlikte toplanır.
Hastalık ve Zararlılar: Kök Kanseri, Monilya ve virüs hastalıkları önemlidir. Mücadelede kültürel önlemler ve ilaçlama gereklidir.
Erik Yetiştiriciliği
Erik çeşitleri, Prunus cerasifera, Prunus domestica ve Prunus salicina türlerine aittir. Türkiye, ABD, Çin ve Romanya gibi ülkeler başlıca erik üreticilerindendir. Erik ağaçları, 5-6 metre boylanabilir ve geniş, yayvan bir taç oluşturarak meyve verir. Erik meyveleri, taze tüketimin yanı sıra reçel, marmelat, pestil gibi işlenmiş ürünlerde kullanılır. Ekolojik olarak erik ağaçları, ılıman ve soğuk iklimlerde yetişir ve kış soğuklarına dayanıklıdır.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Can erikleri, Avrupa ve Japon erikleri farklı taç yapıları ve meyve özellikleriyle dikkat çeker. Can erikleri daha yayvan taçlı ve ince dallıdır, meyveleri küçük, oval ve çeşitli renklerde olabilir. Avrupa erikleri daha dik ve yüksek ağaçlar oluştururken meyveleri daha büyük ve aromalıdır. Japon erikleri ise erken meyveye yatar, geniş yapraklıdır ve meyveleri genelde büyük ve çekici görünümdedir. Üç türde de çiçekler erseliktir ve tozlanma böcekler, özellikle bal arıları ile gerçekleşir.
Ekolojik İstekler: Erik türleri farklı iklim koşullarında yetişebilir; Can erikleri en geniş iklim aralığına uyum
sağlar, Avrupa erikleri ise daha serin bölgeleri tercih eder. Can ve Japon erikleri daha az soğuklama süresine ihtiyaç duyar ve bu nedenle erken çiçeklenir, kış ve ilkbahar donlarından daha fazla etkilenirler. Erikler, besin maddeleri açısından zengin, hafif asidik ve pH’sı 6-6.5 olan toprakları tercih eder, ancak çeşitli toprak tiplerine uyum sağlayabilirler.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Erik bahçeleri genellikle bir yaşındaki aşılı fidanlarla kurulur ve kare dikim sistemine göre dikilir; dikim aralıkları 5´5 m veya 7´7 m arasında değişir. Her üçüncü sırada ve üçüncü ağaçta dölleyici çeşitler bulunmalıdır. Çoğaltma genellikle T göz aşısı ile yapılır ve en yaygın anaç Prunus cerasifera'dır,
Kültürel İşlemler: Erik bahçelerinde toprak işleme, sulama ve gübreleme koşullara göre yapılmalı, genellikle bir dekara amonyum sülfat, süper fosfat ve potasyum sülfat gübresi önerilmektedir. Japon erikleri daha fazla gübrelemeye ihtiyaç duyar, Avrupa erikleri içinse doruk dallı yöntemlerle verilmelidir.
Hasat: Eriklerin hasat zamanı, meyve rengi ve sertliği göz önünde bulundurularak belirlenir ve kurutmalık erikler daha geç hasat edilir. Can erikleri, meyve büyüklüğü, çekirdek sertleşmesi ve asit oranına göre toplanır, meyveler genellikle 2-3 defada toplanır.
Hastalık ve Zararlılar: Eriklerde Monilya ve Kök Kanseri en önemli hastalıklar, Yaprak Büken, Yaprak Bitleri, Erik Testereli Arısı ve Kırmızı Örümcekler ise zararlılardır. Bu hastalık ve zararlılarla mücadelede kültürel önlemler alınmalı, teknik talimatlara uyulmalı ve uygun dozda ilaçlama yapılmalıdır.
Sert Kabuklu Meyve Türleri
Sert kabuklu meyve türleri içinde; Antep fıstığı, badem, ceviz, fındık ve kestane bulunmaktadır.
Antep Fıstığı Yetiştiriciliği
Antep fıstığı, Anacardiaceae familyasına ait Pistacia cinsinin bir türüdür. Türkiye'de yedi farklı yabani tür bulunmaktadır. Antep fıstığının ana vatanı Orta Doğu ve Orta Asya'dır. FAO 2022 verilerine göre dünya Antep fıstığı üretimi 1,026,803 ton olup, en büyük üreticiler sırasıyla ABD, İran, Türkiye, Çin ve Suriye'dir. Türkiye'de üretim Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır. En fazla üretim yapan iller sırasıyla Şanlıurfa, Gaziantep, Siirt, Adıyaman, Kahramanmaraş, Kilis ve Diyarbakır'dır. Antep fıstığı yaygın olarak çerez olarak tüketilmesinin yanı sıra baklava, şekerleme ve dondurma sanayinde de kullanılmaktadır. Besin değeri açısından lif, fosfor, potasyum, A ve B grubu vitaminler, yağ ve protein bakımından zengindir.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Antep fıstığı ağaçları 8- 10 metreye kadar büyüyebilir ve genellikle yayvan bir taç oluşturur. Kökleri derinlere inebilir ve ağaç gövdesi koyu gri renkli ve reçinelidir. Meyve gözleri tombul ve koyu renkli olup “karagöz” olarak adlandırılır. Antep fıstığının meyvesi sert çekirdeklidir; dış kabuk açık kremden bordo
rengine kadar değişir, içi ise yağlı ve yenilebilir bir tohumla kaplıdır.
Ekolojik İstekler: Antep fıstığı ağaçları, uzun, sıcak yazlar ve orta derecede soğuk kışlar gerektirir, yüksek sıcaklık toplamı ve soğuklama ihtiyacı 450-1100 saat arasında değişir. İdeal topraklar, kısmen kireç içeren, derin, süzek ve kumlu-tınlı olup, ağır ve drenajı kötü topraklara dayanıklı değildir.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Antep fıstığı bahçeleri dört şekilde kurulabilir: doğrudan tohum ekimiyle, çöğür dikimiyle, aşılı tüplü fidan dikimiyle ve yabanilerin aşılanmasıyla. Bahçelerde sulanan ve kuru koşullara göre dikim aralıkları değişir ve her 8-10 dişi ağaca bir erkek ağaç (tozlayıcı) bulunmalıdır. Fidan üretiminde genellikle T göz aşısı ve yongalı göz aşısı kullanılır; ayrıca Pistacia türleri anaç olarak tercih edilir.
Kültürel İşlemler: Antep fıstığı yetiştiriciliğinde sulama imkânı yoksa toprak işleme ile yağış suyu muhafaza edilmelidir; yaz aylarında sulama verimi artırır. Gübreleme toprak ve yaprak analizlerine göre yapılmalı, kış sonu ilkbahar başında her ağaca 3-5 kg azot-fosfor-potasyum gübresi verilmelidir.
Hasat: Hasat, dış kabuğun çeşide özgü rengini alması ve sert kabuktan ayrılmasıyla başlar; meyveler genellikle elle toplanır ve nem oranı %7'yi geçmeyecek şekilde kurutulur. Hasat sonrası meyveler eleme ve boylama işleminden geçirilir ve serin, kuru ambarlarda saklanır.
Hastalık ve Zararlılar: Antep fıstığının başlıca hastalıkları Karazenk, Verticillium Solgunluğu ve Phytophthora Kök Çürüklüğü; zararlıları ise Pisillası ve Meyve İç Güvesi'dir. Mücadelede kültürel önlemler ve teknik talimatlara uygun, zamanında ilaçlama yapılmalıdır.
Badem Yetiştiriciliği
Badem, Rosaceae familyasında Prunus cinsinde yer alan ve yaklaşık 30 yabani türü bulunan Prunus amygdalus türünün kültürüdür. Ana vatanı Orta ve Batı Asya olan badem, dünya çapında en çok ABD, Avustralya, İspanya, Türkiye, Fas, Çin ve İran gibi ülkelerde üretilmektedir. Türkiye'nin en fazla badem üretimi Adıyaman, Mersin, Antalya ve Muğla illerinde gerçekleşmektedir. Badem, taze veya kavrulmuş olarak tüketilir, ayrıca şekerleme, çikolata, pasta, kozmetik ve ilaç sanayinde kullanılmakta olup, yüksek yağ, protein, mineraller ve vitaminler açısından zengindir.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Badem ağacı genellikle 6-8 m boylanır ve bazen 10-12 m'ye ulaşabilir, dik veya yayvan taç oluşturur ve kazık kök yapısına sahiptir. Çiçekler erselik yapıda olup, iki dişi organın döllenmesi durumunda çift meyve oluşabilir, bu durum istenmeyen bir özelliktir. Bademler, kabuk özelliklerine göre dört grup altında incelenir ve döllenme mutlaka gereklidir; yabancı tozlanmayı sağlamak için çiçek açan çeşitlerin birlikte dikilmesi ve arı ile tozlanma yapılması önemlidir.
Ekolojik İstekler: Badem, yüksek sıcaklıklara ihtiyaç duyar ve kış soğuklarına dayanıklıdır, ancak erken çiçeklenme nedeniyle ilkbahar geç donlarından etkilenir, bu nedenle bu dönemde don riskine dikkat edilmelidir. Süzek, derin ve pH'sı 6-7 olan topraklarda iyi yetişir, ancak fazla su tutan ve ağır topraklar badem yetiştiriciliği için uygun değildir.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Badem bahçeleri aşılı fidanlarla tesis edilir; kıraç ve kireçli alanlarda çöğür anacı, sulanan alanlarda ise klonal anaç kullanılır. Badem fidanları genellikle T göz aşısı yöntemiyle çoğaltılır ve en uygun anaç kendi türüdür.
Kültürel İşlemler: Bahçede toprak işleme, sulama ve gübreleme yapılmalı, ağaçlara doruk dallı veya goble şekli uygulanır.
Hasat: Hasat, meyvelerin dış kabuklarının çatlaması ve renk değişimiyle belirlenir; meyveler çırpma veya silkme ile toplanıp kurutulur.
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele: Bademde hastalık ve zararlılarla mücadele için kültürel önlemler alınmalı, teknik talimatlara uyulmalı ve uygun dozda ilaçlama yapılmalıdır.
Ceviz Yetiştiriciliği
Ceviz, Juglans cinsinde yer alan ve en çok kültürü yapılan türü Juglans regia L. olan bir meyvedir. Ana vatanı Türkiye, Kafkas Dağları ve İran'ı kapsayan Güneydoğu Asya ile Orta Asya ve Himalayalar bölgesidir. Dünyada en fazla ceviz üretimi Çin’de gerçekleşmektedir ve Türkiye, önemli üretici ülkeler arasında yer almaktadır; cevizler genellikle çerez olarak tüketilir, ayrıca sucuk, pestil, tatlı yapımında ve reçel olarak kullanılır, kerestesi ise mobilya ve silah sanayinde değerlidir.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Ceviz ağaçları büyük, yuvarlak-yayvan taç yapısına sahip olup, 20-25 metreye kadar boylanabilir ve kazık köklüdür; kökler 2-4 metre derine ulaşabilir. Cevizde yenen kısım tohumdur, bu nedenle döllenme mutlak gereklidir. Ceviz rüzgârla tozlanır.
Ekolojik İstekler: Ceviz ılıman iklim meyvesidir ve -25 °C'ye kadar dayanabilir, ancak ilkbahar geç ve sonbahar erken donlarından etkilenir; yaz sıcaklıklarının 38 °C'yi aşması meyvelerde zarar verebilir. En iyi şekilde derin, geçirgen, besin maddelerince zengin topraklarda yetişir; yüksek taban suyu, killi topraklar ve tuzluluk gibi olumsuz koşullara karşı hassastır.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Ceviz bahçeleri genellikle aşılı fidanlarla tesis edilir; zayıf topraklarda ve yamaçlarda 8´8 m veya 10´10 m aralıklarla, güçlü tabanlarda ise 12-14 m aralıklarla dikilir. Çoğaltma genelde dilcikli aşı ve yama aşı yöntemleriyle yapılırken, anaç olarak J. regia çöğürleri veya ABD'de kullanılan J. hindsii, J. nigra ve J. regia x J. hindsii melezleri tercih edilir.
Kültürel İşlemler: Ceviz bahçelerinde toprak işleme sonbaharda derin, ilkbaharda ise yüzeysel sürüm şeklinde
yapılır ve sulama toprağın nem durumuna göre gerçekleştirilir.
Hasat: Hasat zamanı, meyve kabuklarının çatlamasıyla belirlenir ve meyveler %30-40 çatlama gördüğünde Eylül- ekim aylarında toplanır; hasat elle veya mekanik olarak yapılabilir.
Hastalık ve Zararlılar: Kök Kanseri, Bakteriyel Yanıklık, Antraknoz ve kök çürüklüğü gibi sorunlar bulunurken, zararlılar arasında İç Kurdu, Dut Kabuklubiti ve Kırmızı Örümcek yer alır; mücadelede kültürel önlemler ve uygun ilaçlama önemlidir.
Fındık Yetiştiriciliği
Fındık, Corylus avellana türüne ait olup en çok Türkiye, İtalya ve ABD'de yetiştirilir. Türkiye, dünya fındık üretiminde lider konumundadır ve en yoğun üretim Karadeniz Bölgesi'nde yapılmaktadır. Fındık ağaçları, genellikle 3-4 metre boylanır ve geniş bir taç oluşturur. İklim olarak fındık, nemli ve serin iklim koşullarını sever. Meyveleri, genellikle kuruyemiş olarak tüketilir ve çikolata, pasta gibi çeşitli ürünlerde ana bileşen olarak kullanılır.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Fındık ağaçları ülkemizde genellikle 3-5 m boylanır ve çalı formunda gelişir, bol miktarda dip sürgünü oluşturur ve ocak şeklinde yetiştirilir. Fındık monoik çiçek yapısına sahiptir; erkek çiçekler (kedicikler) sonbaharda oluşur ve şubat sonu-mart ortalarına kadar polen yayar, dişi çiçekler ise genellikle aralık-şubat ayları arasında olgunlaşır ve genellikle 3-5 meyve bir arada bulunur.
Ekolojik İstekler: Fındık, nemli ve ılıman iklimlerde iyi gelişir, kışın -25, -30 °C'ye kadar dayanabilir ancak çiçeklenme döneminde düşük sıcaklıklar ve yüksek nem döllenmeyi etkiler. Besin maddelerince zengin, tınlı- humuslu ve hafif asidik toprakları tercih ederken, killi, kireçli ve ağır topraklar ile yüksek taban suyundan zarar görür.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Ülkemizde fındık bahçeleri genellikle ocak dikim sistemiyle kurulurken, çok meyilli arazilerde çit dikim sistemi tercih edilmektedir. Ocak dikiminde 120 cm çapında ve 60 cm derinliğinde çukurlara 4-6 bitki dikilirken, çit dikiminde teraslama yapılarak 1.5-2 m aralıklarla çukurlar açılır ve tozlayıcı çeşitlerle dengeli dağıtım sağlanır.
Kültürel İşlemler: Fındık, kök sürgünü, tepe daldırma, çelikle ve aşıyla çoğaltılabilir; genellikle köklü dip sürgünleri kullanılırken, aşılama için Türk fındığı (C. colurna) anaç olarak tercih edilir. Karadeniz bölgesinde toprak işleme ve yabancı ot mücadelesi el aletleriyle yapılır, sulama ihtiyaç duyulan yerlerde yapılır ve budama sürgünlerin temizlenmesi için uygulanır.
Hasat: Hasat zurufun sararması, meyvelerin zuruftan ayrılması ve dökülmesi ile anlaşılır, fındıklar çeşitli yöntemlerle hasat edilir ve kurutulur.
Hastalık ve Zararlılar: Fındığın başlıca hastalıkları Bakteriyel Yanıklık, Külleme, Dal Kanseri ve Mozaik Hastalığı, zararlıları ise Fındık Kurdu, Amerikan Beyaz Kelebeği, Dalkıran, Gal Sineği ve Yaprak Delenidir; bu sorunlarla mücadelede kültürel önlemler ve uygun dozda ilaçlama gereklidir.
Kestane Yetiştiriciliği
Kestane, Fagaceae familyasının Castanea cinsi içinde yer alır ve Kuzey Yarımküre'nin ılıman bölgelerinde yaygındır. Castanea sativa türü, Akdeniz ülkelerinde doğal olarak bulunur ve Anadolu'dan Avrupa'ya yayıldığı düşünülmektedir. Kestanenin yağ ve protein oranı düşük, karbonhidrat ve nem içeriği ise yüksektir; taze, kebaplık veya haşlanmış olarak tüketilmekte ve ayrıca kestane şekeri, püresi ve unu gibi işlenmiş ürünleri de vardır. Kestane, bal üretimi ve kereste gibi çeşitli amaçlar için de kullanılmaktadır.
Morfolojik ve Biyolojik Özellikleri: Kestane (Castanea sativa Mill.), 20-25 m yüksekliğe ulaşan ve 1000 yıl kadar yaşayabilen bir ağaçtır. Kestaneler, rüzgar ve böceklerle tozlanır ve yabancı tozlaşma gerektirir; iyi bir tozlaşma için tozlayıcılar ana çeşide 20-60 m uzaklıkta bulunmalıdır.
Ekolojik İstekler: Kestane, deniz seviyesinden 400-1000 m yükseklikte, yıllık sıcaklık ortalaması 8-15 °C olan bölgelerde ve yıllık yağış miktarı 600-1600 mm arasında olan yerlerde iyi gelişir. Toprak isteği olarak besin maddesi zengin, kumlu-tınlı, drenajı iyi ve hafif asidik toprakları tercih ederken, ağır, killi ve kireçli topraklardan kaçınılmalıdır.
Bahçe Tesisi ve Çoğaltma: Kestane bahçesi yabani ağaçların kaliteli çeşitlerle aşılanması veya geniş dikim aralıklarıyla aşılı fidan dikimi yöntemleriyle kurulabilir. Yabani kestanelerin aşılanmasında kabuk aşı, aşılı fidan üretiminde ise T, ters T göz, yongalı göz ve yama aşı yöntemleri kullanılmaktadır. Anaç olarak yerel çeşitlerin tohum anaçları tercih edilir.
Kültürel İşlemler: Kestaneliklerin çoğunluğu meyilli arazilerde olduğundan toprak işlemesi yapılmaz ve ağaç altları otlu bırakılır. İri meyve elde etmek için yaz aylarında sulama yapılmalı ve gübreleme toprak ya da yaprak analizine göre gerçekleştirilmelidir.
Hasat: Kestane hasadı, dikenli yumakların sararması ve açılmasıyla başlar ve eylül başından ekim sonuna kadar devam eder; meyveler ağaçların çırpılması, yere düşürülmesi ve yerden toplanması ile hasat edilir. Muhafaza yöntemleri arasında geleneksel gömü veya yığın yöntemi ve soğuk hava depolarında 0-2 °C'de ve %85-90 nemde saklama bulunmaktadır.
Hastalık ve Zararlılar: Kestanenin önemli hastalıkları Mürekkep Hastalığı (Phytophthora cambivora) ve Kestane Kanseri (Cryphonectria parasitica) olup, önemli zararlıları Kestane Gal Arısı (Dryocosmus kuriphilus) ve Kestane İç Kurdu (Laspeyresia splendana)dır.