TRM103U-EKOLOJİ VE ÇEVRE BİLGİSİ
Ünite 8: Çevresel Etki Değerlendirmesi
Giriş
Entegre doğal kaynak yönetimi ve uygulamalarının yetersiz kaldığı günümüz dünyasında giderek artan çevre sorunları, yaşanılabilir sağlıklı ortamların azalması, ekosistemlerin korunması ihtiyacı, yerelden başlayarak küresel etkiler gösteren kirleticilerin artması ve her alanda sürdürülebilirlik kavramı birlikte gelecek kuşaklara nasıl bir dünya bırakılacak kaygısı ile ortaya çıkan “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED)” kavramı, planlanan bir faaliyetin çevrede yaratacağı etkilerin incelenmesi için uygulanan yöntemler dizisi, gelecekte meydana gelebilecek olumsuz çevresel etkilerin öngörülmesi, bir gelişme projesi için ortaya konulan farklı seçeneklerin karşılaştırılması ve aralarından en iyi olanın seçilmesi, üretilen proje ve faaliyetlerin, fayda ve maliyet analizlerinin çevresel olguların tümü ile ortak değerlendirmesi fikirlerine dayanmaktadır. ÇED’in temel görevi, sağlıklı kararların verilerek hayata geçirilecek projelerden kaynaklanabilecek çevresel etkilerin tam anlamı ile ortaya konulmasıdır. En önemli amacı ise yapılması planlanan projenin çevre üzerinde yapabileceği olumsuz etkilerinin önceden tahmin edilmesi, bu etkileri tamamı ile ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek teknik ve teknolojik önlemlerin belirlenmesi, ekonomik ve sosyal gelişmelere engel olmadan doğal kaynakların ekonomik politikalar karşısında korunması için gerekli tedbirlerin alınmasıdır.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Kavramının Tarihçesi
İlk kez 1950’li yıllarda çevre koruma bilincinin ortaya çıkması ile başlamış, 1 Ocak 1970 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde Ulusal Çevre Politikası Kanunu (National Environmental Policy Act, NEPA) ile ÇED federal projeler için bir zorunluluk haline gelmiştir. NEPA’nın yanı sıra yürürlüğe giren Temiz Hava Kanunu (Clear Air Act), Temiz Su Kanunu (Clear Water Act), Toksik Maddeleri Kontrol Kanunu (Toxic Sunstances Control Act) ile ABD’de çevre sorunlarının çözümünde önemli adımlar atılması sağlanmıştır. 1972 yılında Stockholm’de Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen ‘‘İnsan ve Çevre’’ adlı uluslararası konferans pek çok ülkenin temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Konferansta, endüstrileşmenin getirdiği çevre problemleri üzerinde yoğun bir şekilde durulmuş ve çevre sorunlarını küresel boyutta ele alacak uluslararası bir organ olan Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) oluşturulmuştur.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Süreci
Çevresel Etki Değerlendirmesi çalışmalarında verilen bilgilerin tarafsız bir şekilde değerlendirilmiş olması ve çevresel tüm etkileri kapsaması gerekmektedir. Tek bir uzman tarafından yapılması mümkün olmayan ve bu nedenle farklı bilim dallarındaki uzmanların bütünleyici bir yaklaşım ile birlikte yürüttükleri oldukça zor bir süreçtir. ÇED, farklı uzmanlık alanlarının etkileşimi ile
sonuç alınan geniş kapsamlı bir bakış açısı ve karar vermede yardımcı bir araçtır.
Genel kural olarak ÇED çalışmalarında, ekosistemler içerisinde bulunan canlıların sağlığı, cansız varlık kullanımının entegre yönetimi ve çevre sorunları ile birlikte ekonomik boyutlar göz önünde bulundurulmaktadır. Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamında, dünya ekosisteminde çevre koruma faaliyetlerinin temel amaçları şunlardır:
• Biyosferin korunması (fauna ve floranın korunması, biyolojik çeşitliliği yok edecek faaliyetlerin engellenmesi, gürültü, koku ve görüntü gibi canlılar üzerinde olumsuz etki yapan estetik kirliliğin azaltılması, planların doğayla uyumlu yapılması ve uygulanması) • Atmosferin korunması (küresel ısınma etkilerinin azaltılması, hava kirliliğinin önlenmesi, iç ve dış ortam havasının, iklimin, ozon tabakası ile birlikte atmosferin diğer tabakalarının korunması) • Hidrosferin korunması (içme ve kullanma suyu ile yeraltı ve yüzeysel su kaynaklarının korunması, sucul ekosistemlerde kirliliğin ve etkilerinin azaltılması, su döngüsünün sağlıklı bir şekilde devam etmesini engelleyecek faaliyetlerin azaltılması) • Litosferin korunması (toprağın doğal yapısının korunması, entegre atık yönetimi ile kirliliğin engellenmesi, gübre ve pestisitlerde organik tarım alternatiflerinin seçilmesi, erozyonla ve çölleşme ile mücadele)
ÇED Raporlarının İçeriği
ÇED raporu, temel ilke olarak yatırım faaliyetlerinin başlaması ve tamamlanması sırasında çevre problemlerine neden olabilecek her türlü işlem, kurum, kuruluş, araç, atık, vb. olumsuz etkilerin ve çevre sorunlarını en aza indirecek alternatif önlemlerin yer aldığı rapordur. Raporda bulunması gereken ana başlıklardan bazıları şu şekildedir:
• Proje konusu, tanımı ve amacı • Proje için seçilen alanın detaylı bilgileri, alanın ve etki alanının çevresel özellikleri • Projede kullanılan üretim yöntemleri ve projenin kapasitesi • Projenin teknoloji alternatifleri • Sosyal ve ekonomik yönden önemi ve gerekliliği • Projeye ilişkin ulusal-uluslararası standartlar ve yasal durumlar • Projenin yaratabileceği çevre sorunları ve alınacak tedbirler
Ekosistem Değerlendirme Raporları
Ekosistem özellikleri ve çeşitliliği, habitat tipleri, koruma öncelikleri, hassaslık, nadirlik, endemizm oranının tespit edilerek çevresel faktörlerle birlikte planlanan faaliyetin
ekosistemler üzerindeki etkilerinin uzmanlar tarafından değerlendirildiği raporlara Ekosistem Değerlendirme Raporu adı verilmektedir.
Arazi çalışmaları ile elde edilen verilere göre endemik, nadir, hassas ve nesli tükenmekte olan bitki ve hayvan türlerinin listesi tablolar halinde rapor içerisinde verilmektedir. Canlı türlerinin Türkçe ve Latince isimleri, endemizm durumları, IUCN (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) ve Bern Sözleşmesi kapsamındaki statüleri ve faaliyetlerden etkilenme durumlarına göre alınacak tedbirler yer almaktadır. Proje alanında bulunan canlılar;
• Endemik, • Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi büyük olan hassas/zarar görebilir türler (Vu), • Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi çok büyük olan tehlike altındaki türler (En), • Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi ekstem safhada kritik derecede tehlike altındaki türler (Cr)
olarak sınıflandırılmakta ve hassas habitat tipleri tespit edilerek faaliyetten etkilenme durumlarına göre gerekli tedbirler belirlenmektedir.
Duyarlı Yöreler ve Korunması Gereken Alanlar
Türkiye ve dünya ölçeğinde doğal, kültürel ve tarihi varlıklara sahip çıkmak için nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme, tarım ve turizm gibi etmenlerin baskısı altındaki bölgelerde toplam alan yönetimi anlayışı ile ulusal ve uluslararası kuruluşların işbirliği ve mevzuatların uygulanması canlıların sağlıklı bir ortamda yaşamaları için kaçınılmaz faktörlerdir. Bilimsel ve etkili araştırmalar ile çevre kalitesinin artırılması ise faaliyette bulunacak tüm kurumların hedefi olmalıdır. Bu kapsamda, yapılan çalışmaların ulusal ve uluslararası kabul gören kanunlarla ve sözleşmelerle hukuki bir zeminde ve bilimsel araştırmalar ışığında yürütülmesi gerekmektedir. ÇED Yönetmeliği’ne tabi duyarlı ve hassas bölgeler, mevzuat gereği korunması gereken alanları kapsamaktadır. Proje faaliyet alanları bu korunması gereken alanlar dikkate alınarak seçilmelidir.
Mevzuat Uyarınca Korunması Gerekli Alanlar
Özel Çevre Koruma Bölgeleri: Çevre kirlenmesi ve bozulmasına karşı korunan, doğal güzelliklerinin ve tarihi değerlerinin gelecek nesillere ulaşmasını garanti altına almak için düzenlemelerin yapıldığı alanlardır.
Bu alanlar, ders kitabının 201-202. sayfasında listelenmiştir.
Ülkemizin Taraf Olduğu Uluslararası Sözleşmeler Uyarınca Korunması Gerekli Alanlar
• Bern Sözleşmesi • Barcelona Sözleşmesi • Dünya Kültür ve Tabiat Mirasının Korunması Sözleşmesi
• RAMSAR (Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması) Sözleşmesi • Avrupa Peyzaj Sözleşmesi
Korunması Gereken Alanlar
• Onaylı Çevre Düzeni Planlarında, mevcut özellikleri korunacak alan olarak tespit edilen ve yapılaşma yasağı getirilen alanlar • Tarım Alanları: Tarımsal kalkınma alanları, sulanan, sulanması mümkün ve arazi kullanma kabiliyet sınıfları I, II, III ve IV olan alanlar, yağışa bağlı tarımda kullanılan I. ve II. sınıf ile, özel mahsul plantasyon alanlarının tamamı • Sulak Alanlar: Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suların durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketinin çekilme devresinde 6 metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, başta su kuşları olmak üzere canlıların yaşama ortamı olarak önem taşıyan bütün sular, bataklık sazlık ve turbiyeler ile bu alanların kıyı kenar çizgisinden itibaren kara tarafına doğru ekolojik açıdan sulak alan kalan yerler • Göller, akarsular, yer altı suyu işletme sahaları, d. Bilimsel araştırmalar için önem arz eden ve/veya nesli tehlikeye düşmüş veya düşebilir türler ve ülkemiz için endemik olan türlerin yaşama ortamı olan alanlar, biyosfer rezervi, biyotoplar, biyogenetik rezerv alanları, benzersiz özelliklerdeki jeolojik ve jeomorfolojik oluşumların bulunduğu alanlar
Ulusal ve uluslararası kıstaslara göre önemli özellikler taşıyan doğal ve kültürel kaynakların, koruma ve inceleme amacı ile denetim altına alındığı alanlara “doğa koruma alanı” denilmektedir.
1983 yılında ulusal ve uluslararası öneme sahip tabiat ve kültür varlıklarının seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemek amacı ile yürürlüğe giren 2873 no’lu Milli Parklar Kanunu’na göre dört farklı koruma alanı tanımlanmıştır:
• Milli Parklar: Bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarına Milli Park adı verilmektedir. • Tabiat Parkları: Bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarına denir. • Tabiat Anıtları: Tabiat ve tabiat olaylarının meydana getirdiği özelliklere ve bilimsel değere sahip ve milli park esasları dahilinde korunan tabiat parçalarına Tabiat anıtları adı verilmektedir.
• Tabiatı Koruma Alanları: Bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup sadece bilim ve eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarına denir.
Milli Parklar Kanunu’na göre bu kapsama alınan yerlerde;
• Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz. • Yaban hayatı tahrip edilemez. • Bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz. • Tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz. • Onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz.
Çevresel Etki Değerlendirme ile İlgili Mevzuatlar ve Sözleşmeler
Yatırım faaliyetlerinin türüne ve çevresel etkilerine bağlı olarak ekosistemlerin sürdürülebilirliğin sağlanması amacı ile uyulması şartı olan farklı yasalar bulunmaktadır. Doğal yaşam alanlarının korunması ve biyolojik zenginliklerin korunması için yasal ve idari önlemlerle ÇED Yönetmeliği’nin uygulanmasında çevreyi tehdit edecek tüm etkileri en aza indirecek plan kararlarının hazırlanması, çevreyi koruyacak yatırımların yapılması, uluslararası işbirliği gerektiren projelerde ortak karar ve sözleşmelere uyulması gerekmektedir. ÇED sürecinde, ülkemizde çevre ile ilgili yürürlükte olan kanunlar, yönetmelikler ve sözleşmeler göz önünde bulundurulmaktadır. Bu kanun, yönetmelik ve sözleşmelerden bazıları şunlardır:
Kanunlar
• Çevre Kanunu: Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır. • Kültürel ve Doğal Varlıkların Korunması Kanunu: Korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.
• Milli Parklar Kanunu: Yurdumuzdaki milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemektir. • İmar Kanunu: Yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. • Umumi Hıfzısıhha Kanunu: Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.
Yönetmelikler
• Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği • Çevre Sağlığı Denetimi ve Denetçileri Hakkında Yönetmelik • Nesli Tükenmekte Olan Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretin Uygulanması Konusundaki Yönetmelikler • Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik • Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik • Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi • CITES Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme • Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi • Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair (Montreal) Protokolü • Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Uzun Menzilli Sınırötesi Hava Kirliliği (CLRTAP) Sözleşmesi.