AÖF Soru Bankası

Ekoloji ve Çevre BilgisiÜnite 5 Özeti

İklim ve Ekolojik Tarım Bölgelerimiz

TRM103U-EKOLOJİ VE ÇEVRE BİLGİSİ

Ünite 5: İklim ve Ekolojik Tarım Bölgelerimiz

Giriş

Türkiye’nin iklim bölgelerinin tarımsal açıdan belirlenmesi konusu ilk kez 1937 yılında Atatürk tarafından iklim, su ve toprak verimliliği açısından tarım bölgelerinin belirlenmesi çalışmaları başlanmıştır. İlk olarak ülkemiz 7 ana iklim bölgesi ve 9 tarımsal yapı ve üretim bölgesine ayrılmıştır. Türkiye iklimi ılıman kuşak ile subtropikal kuşak arasında yer almaktadır. Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili bir yarımada olması, Karadeniz ve Akdeniz boyunca kıyıya paralel yüksek sıradağların uzanması, yeryüzü şekillerinin çeşitlilik göstermesi, kıyı şeridiyle iç kesimler arasında farklı özellikte iklim çeşitlerinin oluşmasına yol açmış, doğal bitki örtüsü ve tarımsal faaliyetler de etkilenmiştir.

İklimin özellikle tarım faaliyetleri üzerindeki etkisi oldukça belirgindir. Bir bölgedeki sıcaklık ve yağış koşulları; tarım ürünlerinin verimliliği, tür çeşitliliği ve dağılışlarını etkiler. İklim, ayrıca bir bölgedeki tarım döneminin süresini ve uygulanan tarım yöntemini de belirlemede etkendir. Örneğin, yaz mevsiminin erken başladığı bölgelerde tarım ürünleri erken olgunlaşır.

Ülkemiz önemli toprak ve su kaynaklarına ve benzersiz biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Toprak ve su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, ulusal ve uluslararası politikalara uygun olarak verimli kullanılması yalnızca günün gereksinimlerini değil gelecek kuşakların refahı ve mutluluğu için de önemlidir. Bununla birlikte, Dünya’da yaşanan gelişmeler, geleceğin en önemli sektörünün tarım, stratejik ürününün ise gıda olacağını göstermektedir. Bu durumda Türkiye, dünyada yaşanan değişim ve gelişmelerin ışığı altında ulusal beslenmesini sürdürülebilir bir şekilde güvence altına alabilmek için organik tarımı yaygınlaştırarak sürdürmek durumundadır.

Türkiye İklimi

Ülkemiz Dünya iklim sınıflandırmasına göre Akdeniz iklimi baskın görülmesine karşın birbirinden farklı iklim tiplerini görülmektedir. Bu durum yer şekillerinin engebeli olması, dağların uzanış yönü, üç tarafının denizlerle çevrili olması, yükseltinin batıdan doğuya doğru artması gibi etmenlerin sıcaklık ve yağışın bölgelere göre değişmesini etkilemesi nedeniyledir. Örneğin; İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, kıtaların iç kısımlarında görülen yarı kurak step iklimi etkili olurken, Karadeniz Bölgesi’nde Kuzeybatı Avrupa’nın Ilıman okyanus iklimi, Doğu Anadolu bölgesinde ise yüksek enlemlerin soğuk karasal iklimi etkisi görülmektedir.

Türkiye İklimi Etkileyen Faktörler

Türkiye’de iklimi etkileyen faktörler; matematik konum ve özel konum adı altında iki başlıkta incelenmektedir:

Matematik Konum (Enlem Etkisi)

Türkiye matematik konumu itibariyle 36°-42° Kuzey paralelleri arasında yer alır. Kuzey yönünden gelen soğuk hava kütleleri ile güney yönünden gelen sıcak hava kütlelerinin etkisi altındadır. Orta Kuşakta yer aldığı için

dört mevsim yaşanır. Ilıman iklim kuşağının Ekvator’a yakın bölümünde yer alan Türkiye’nin matematik konumu ılıman iklim şartlarının etkilemesi ve mevsimlerin belirgin olarak görülmesine neden olmuştur. Türkiye Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde olduğu yıl içerisinde güneş ışınlarını hiçbir zaman dik açıyla gelmez. Ayrıca enlemin etkisiyle sıcaklık da güneyden kuzeye doğru azalır. Ilıman iklim kuşağında bulunması yaz mevsiminde güneyden gelen kuru sıcak hava kütlelerinin, kış mevsiminde ise kuzeyden gelen soğuk karakterli hava kütlelerinin etkisini göstermektedir. Ayrıca gezici hava kütlelerinin etkisiyle özellikle kış mevsiminde cephesel yağışlar oluşmaktadır.

Özel Konum

Türkiye’nin iklimi üzerinde özel konumunun etkisi olması güneyden kuzeye doğru gidildikçe sıcaklıklar düzenli bir biçimde artmasına, yaklaşık aynı enlemler arasında yer alan Ege, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde farklı iklim şartlarının görülmesine neden olmaktadır. Bu duruma yol açan başlıca etmenler; kara ve deniz dağılışı, yükselti, dağların uzanış biçimi ve bakı durumu, basınç merkezlerinin etkisi ve rüzgârlardır.

Kullanım Amacına Göre Arazi Sınıfları ve Tarımsal Yapı

Türkiye’de arazi kullanım planları pek uygulanmamaktadır. Ancak, toprak ve su gibi önemli doğal kaynakların sürekliliği arazinin özelliklerine göre kullanılmasına bağlıdır.

Arazi Sınıfları

1978 yılında Mülga Toprak-Su Genel Müdürlüğü tarafından, ülkemiz arazileri kullanım kabiliyetine göre sınıflandırılmıştır:

• Birinci sınıf arazi: Düz veya düze yakın, su ve rüzgâr erozyonu riski az, dolayısıyla su taşkını zararlarına maruz olmayan, toprağı derin, verimli ve kolayca işlenebilen, iyi drenajlı ve toprak işlemeli tarıma uygun arazi sınıfıdır.

• İkinci sınıf arazi: Birinci sınıf arazi gibi toprak işlemeli tarıma uygun olan bu araziler hafif meyilli, orta seviyede erozyona maruz kalma ve kalın toprağa sahip olma, nadiren de olsa taşkınlara uğrama ve hafif ıslak özelliğe sahip arazi tipidir.

• Üçüncü sınıf arazi: Meyilli, yüksek erozyona hassasiyeti, aşırı ıslak, sığ toprak, fazla kumlu veya çakıllı, düşük su tutma kapasitesi ve verimliliğin az olması bu sınıf araziye ait özelliklerdir.

• Dördüncü sınıf arazi: Aşırı meyilli, erozyon riski yüksek ve toprak içeriği nedeniyle tarımsal işleme uygun olmayan arazilerdir.

• Beşinci sınıf arazi: Arazi düz veya düze yakın olup su ve rüzgâr erozyonundan etkilenmez. Ancak taş oluşumu ve ıslaklık gibi faktörler toprak işlemeye engel olur.


• Altıncı sınıf arazi: Arazi hem fazla meyilli hem de şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. Toprak; sığ, ıslak veya çok kurudur.

• Yedinci sınıf arazi: Çok meyilli, aşırı erozyona uğramış, taşlı ve bozuk ve nadiren bataklık alanlardır.

• Sekizinci sınıf arazi: Arazi; bataklık, çöl ve çok derin oyuntular ile dağlık ve taşlı alanlardır.

Arazilerimiz meyillerine göre ise dört eğim sınıfına ayrılmıştır:

1. Düze yakın (%0-%2 eğim) araziler 2. Hafif dalgalı ile dalgalı arası (%2-%12 eğim) araziler 3. İnişli çıkışlı–tepelik (%12-%30 eğim) araziler 4. Dik ve şiddetli eğimli ( >%30 eğim) araziler

Tarımsal Yapı

Türkiye’de genel olarak dağlık bir arazi mevcuttur. Türkiye’de arazilerin % 55,9’u 1000 m’nin üstünde yükseltiye ve % 62,5’i %15’ten daha fazla eğime sahiptir. Türkiye kuzeyden gelen hakim rüzgârlar ile bunların getirdiği deniz etkisinin altındadır. Ancak deniz etkisi, kuzeydeki ve güneydeki sıra dağların denize bakan yamaçları deniz etkisini engeller. Bu Türkiye’nin iklim özellikleri ile yeryüzü şekli özellikleri arasında ilişki olduğunu gösterir. Türkiye’nin tüm bölgelerinde bitkisel üretim yapılırken nemli bölgelerinde ormancılık, yüksek dağlık ve kurak bölgelerinde hayvancılık yaygındır. Bu şekilde Türkiye’de farklı ekolojik bölgelerde, o bölgelere özel tarımsal ürünler yetiştirilmektedir.

Türkiye’de toplam arazinin 77,9 milyon hektar (%24,5) I+II+II. sınıf topraklardan oluşmaktadır. Arazilerin 26,3 milyon hektarı (% 90) ise tarım topraklarıdır. Toplam ekili ve dikili alanların %17’sinde sulu tarım, %83’ünde ise kuru tarım yapılmaktadır. Bitkisel üretim alanının %69’u tarla ürünleri, %19’u nadas alanları, %3’ü sebze üretim alanları, %5’i meyve alanları, %2’si zeytin alanları ve %2’si bağ alanları oluşturmaktadır. Bu tarla alanının %60’ında tahıl, %7’sinde baklagil, %6’sında endüstri bitkileri, %3’ünde yağlı tohumlar, %2’sinde yumru bitkiler ve %2’sinde yem bitkileri yetiştirilmektedir. Türk tarımının yapısal problemlerinin temelinde yer alan geleneksel arazi kullanım şekli ve çağdaş üretim tekniklerinin kullanım biçimi, yasal düzenlemeler ve çiftçi bilinçlendirme çalışmalarıyla giderilmektedir

İklimsel Tarım Bölgelerimiz

Yapılan sınıflamaya göre Türkiye coğrafyasında;

1. Karadeniz İklimi, 2. Akdeniz İklimi, 3. Orta Anadolu İklimi, 4. Doğu Anadolu İklimi ve 5. Güneydoğu Anadolu İklimi

olmak üzere beş ana iklim tipi ile bunların bünyesinde yer alan 19 alt tip belirlenmiştir.

Aşağıda ülkemizin iklimsel tarım bölgelerine ait ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir:

Karadeniz İklimi

Ülke yüz ölçümünün yaklaşık %17,3’lük alanını kapsayan, batıdan itibaren Trakya ve Güney Marmara’yı içine alan, Ordu iline kadar olan bölgede sahilden iç kesimlere doğru genişleyen daha doğuya doğru gidildikçe deniz sahiline sıkışan alan Karadeniz iklimi etkisi altındadır. Ovalar, vadiler ve yüksek dağlardan oluşan çeşitli topografik şekilleri içerir. Karadeniz İklimi, kısa mesafelerde değişkenlikler gösterir ve dört alt tipe sahiptir:

(a) Karadeniz Sahil İklimi (b) Karadeniz Sahil Ardı İklimi (c) Karadeniz Geçit İklimi (d) Marmara İklimi

Karadeniz sahil ve Marmara iklimlerinin sıcaklıkları benzer özellik göstermesine rağmen Marmara yazları biraz daha sıcaktır. Karadeniz sahil ve Karadeniz sahil ardı iklimlerinin yaz sıcaklıkları hemen hemen benzer özellikte iken Karadeniz sahil ikliminin kış ayları daha ılıman geçmektedir. Karadeniz geçit iklimi sıcaklığı en düşük olan bölgedir. Karadeniz sahil iklimi her mevsim yağışlı olup, en fazla yağışı kış aylarında görülmektedir. Karadeniz sahil ardı ve Karadeniz geçit iklimlerinde en fazla yağış ilkbahar mevsiminde görülmekte; Karadeniz sahil ardı kış aylarında daha fazla yağış almaktadır. Marmara iklimi de kış aylarında en yüksek yağışlı geçmesine rağmen; yaz ayları en kurak olan bölgedir. Nispi nem açısından Karadeniz sahil tipin nispi nemi yaz aylarında diğerlerinden daha yüksektir.

Marmara İklimi

Trakya‘da Edirne’nin güneyi ve Tekirdağ illeri ile Güney Marmara’da Çanakkale ili ve Bursa’nın kuzeyini kapsayan bu alanın ortalama yüksekliği 193 metredir. Doğal bitki örtüsü olarak yüksek kesimlerin kuzeye bakan yamaçlarında geniş yapraklı nemli ormanlar ile alçak kesimlerde Akdeniz kökenli bitkiler ve çayırlar görülmektedir. Karadeniz iklim tipleri içinde en sıcak olan alandır. Ortalama yıllık sıcaklık 13,7 °C, yıllık toplam yağışı 626 mm, nispi nem ise % 71 civarındadır. İklim açısından yer yer illere göre farlılıklar görülmektedir. Marmara ikliminin yayıldığı alan, ülkemizin en verimli topraklarının bulunduğu ovalardır. Tarla ve bağ-bahçe tarımı yanı sıra kültür hayvancılığı oldukça gelişmiştir. Güney Marmara özellikle ülkemizde kaliteli sofralık zeytin yetiştiriciliği için en uygun ekolojik bölgedir. Yetiştiriciliği yapılan önemli meyveler arasında zeytin, elma, şeali, üzüm, kiraz, badem, ceviz, armut, kestane ve incir yer almaktadır. Tarla ürünlerinden buğday, ayçiçeği, arpa, çeltik, fasulye, yulaf, mısır ve nohut ile sebzelerden domates, biber, karpuz, kavun, fasulye, hıyar, soğan, lahana ve bamya; yem bitkisi olarak silajlık mısır, fiğ ve yonca; hayvansal ürünlerden ise süt, kırmızı et, beyaz et, yumurta bal, deri, yapağı ve ipek kozası üretilmektedir.


Akdeniz İklimi

Ülkemizin doğuda Kahramanmaraş ilinin güneyi ile Osmaniye ve Hatay illerini de içine alan, Akdeniz sahili boyunca batıya doğru uzanan, Çukurova, Göksu havzası ve Antalya ovaları bölgelerinde iç kesimlere doğru genişleyen, Muğla, Aydın ve İzmir illerinin sahil bölgeleri ile bunlara ait Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz ve Bakır Çayı ırmaklarının havzalarını ve suladığı ovaları kapsayan bölümdür. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Kıyı kısımlarda kar yağışı ve don olayları nadir de olsa görülebilir. Akdeniz İklimi üç alt tipe sahiptir:

(a) Akdeniz Sahil İklimi (b) Akdeniz Sahil Ardı İklimi (c) Akdeniz Geçit İklimi

Bu üç tipten Akdeniz Sahil İklimi sıcaklık değerleri en yüksek olanıdır. Daha sonra sırasıyla Akdeniz Sahil Ardı ve Akdeniz Geçit İklimleri gelir. Kış mevsiminde en fazla yağışı Akdeniz Sahil İklimi alır. Diğer iki tip benzerlik gösterirler. Akdeniz Sahil İkliminin yaz ayları nispi nem değerleri de diğer iki tipinkinden yüksektir.

Orta Anadolu İklimi

İç Anadolu Bölgesinin çukur alanları, platoları ile geçitleri bu alandadır. Genel olarak Orta Anadolu İklimi yazları sıcak ve kışları soğuktur. Yaylalarda ve yüksek dağlık alanlarda soğuk fazladır. Yaz kuraklığının etkisiyle doğal bitki örtüsünü alçak kısımlarda bozkırlar, yüksek kesimlerde ise kuru ormanlar şeklindedir. Orta Anadolu İklimi dört alt tipe sahiptir:

(a) Orta Anadolu Çanağı İklimi (b) Orta Anadolu Yaylası İklimi (c) Orta Anadolu Batı Geçit İklimi (d) Orta Anadolu Kuzey Geçit İklimi

Tüm alt tiplerinde yaz-kış sıcaklık farkı oldukça fazladır. Orta Anadolu İklim tipleri arasında en yüksek sıcaklık Orta Anadolu Çanağı İklim alanında hissedilir. Diğerleri sıcaklık bakımdan birbirleriyle benzerlik gösterirler. Orta Anadolu Batı Geçit İkliminin kış mevsimi biraz daha ılıman olup aynı zamanda kış mevsimi en yağışlı olanıdır. Orta Anadolu Kuzey Geçit İklimi ise bahar ve yaz başlangıcında en fazla yağış alandır. Yine yaz ayları nispi nem değerleri de diğerlerininkinden daha yüksektir.

Doğu Anadolu İklimi

Iğdır, Malatya ve Elazığ illerine ait bazı yöreler hariç tüm Doğu Anadolu Bölgesi ile Tokat, Sivas ve Kayseri illerinin yüksek kesimlerini kapsayan bölgedir. Kış mevsimi oldukça soğuk ve uzun sürerken yazlar ise serin ve kısa geçer. Soğuk dönem boyunca bölge çoğunlukla kar altındadır ve don olayları görülür. Yağışlar bakımından ise en yağışlı mevsim ilkbahardır, en kurak mevsim ise yazdır. Doğu Anadolu İklimi dört alt tipe sahiptir:

(a) Doğu Anadolu-1 İklimi (b) Doğu Anadolu-2 İklimi

(c) Doğu Anadolu-3 İklimi (d) Doğu Anadolu-4 İklimi.

Doğu Anadolu-1 ile Doğu Anadolu-3 sıcaklık rejimleri açısından benzerlik gösterir. Ancak, yaz mevsimi Doğu Anadolu-1 de biraz daha serin geçer. Doğu Anadolu-4 İklimi bu bölgeler arasında kış mevsimi en yağışlı ve yazı ise en kurak olanıdır. Yaz mevsimi en yağışlı olan bölge ise Doğu Anadolu-1‘dir. 2 ve 3 nolu bölgeler yağış rejimleri bakımından birbirlerine benzemekle beraber 3 nolunun ilkbahar mevsimi daha fazla yağışlı geçmektedir. Yaz aylarında nispi nem değerleri 1 noluda en yüksek, 4 noluda en düşüktür.

Güneydoğu Anadolu İklimi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Malatya ve Elazığ illerinin ovalarından oluşmaktadır. Yaz mevsimi sıcaklığı çok yüksek, kurak, nispi nem oranı düşük ve uzun, kış mevsimi ılıman, nadiren soğuk ve süresi kısadır. Bölgenin tipik özelliği geniş ovaları içermesidir. Güneydoğu Anadolu Projesi’nin varlığıyla sulanan alanlarının artması tarımsal üretimde çeşitliliği artırmıştır. Doğal bitki örtüsünü düşük rakımlı düzlüklerde cılız bozkırlar ve kuraklığa dayanıklı çalılar oluşturmaktadır. Güneydoğu Anadolu İklimi dört alt tipe sahiptir: (a) Güneydoğu Anadolu-1 İklimi, (b) Güneydoğu Anadolu-2 İklimi, (c) Güneydoğu Anadolu-3 İklimi ve (d) Güneydoğu Anadolu Geçit İklimi. Güneydoğu Anadolu-1 İklimi ile Güneydoğu Anadolu-2 iklimi benzerlik göstermektedir. Ancak Güneydoğu Anadolu-1 alanı daha sıcaktır. Benzer durum Güneydoğu Anadolu-3 İklimi ile Güneydoğu Anadolu Geçit arasında da vardır. Güneydoğu Anadolu İklimi, genel olarak ülkemizin yazları en kurak olan iklim tipidir. Kış mevsiminde ise yağışlar bakımından farlılıklar vardır. Dört tip arasında en yağışlı olanı Güneydoğu Anadolu Geçit İklimi olup sonra sırasıyla 2, 1 ve 3 nolular gelir. Bu ana iklim, yaz aylarında ülkemizin en düşük nispi nem değerleri hissedilmektedir.

Türkiye’de Organik Tarım

Organik tarım; bitki nöbetleşmesi, yeşil gübre, kompost, “biyolojik zararlı kontrolü”nü içeren ve toprak üretkenliğini sağlamada mekanik işlemlerin yapıldığı, sentetik gübre, pestisit, hormon, hayvan yem katkıları ve genetiği değiştirilmiş organizmaların kullanılmadığı tarım yöntemidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su gibi doğal çevrenin tarım faaliyetleriyle kirletilmesini engellemek, temiz malzeme ve teknikler kullanılarak üretilen tarım ürünleri ile insan, hayvan ve çevrenin sağlığı üzerinde olumlu katkı sağlamaktır.

Ülkemizde organik tarım, 1980’li yıllardan sonra ihracat talebi doğrultusunda gelişmeye başlamıştır. İlk olarak üzüm ve incir ile başlayan bu talepler daha sonra kuru kayısı ve fındık başta olmak üzere birçok ürünle devam etmiştir. Bu ürünlerin üretiminde öncelikle ithalatçı ülkelerin mevzuatlarına uyulmuş, devamında 1991 yılından itibaren ise 2092/91 sayılı Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü esas alınarak yapılmıştır. Dünya’da yaşanan


gelişmelere paralel olarak, Türkiye’deki organik tarım sektörü de önemli gelişmeler kaydetmiştir.

Organik tarım faaliyetlerinin kurumsal bir yapıya kavuşturulması amacıyla 04.08.2003 tarihinde Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü bünyesinde Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanlığı kurulmuştur. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılması ile birlikte organik tarım faaliyetleri Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanlığında yürütülmektedir. Bakanlık merkezinde “Organik Tarım Komitesi (OTK)” ve “Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi (OTUYK)” mevcut olup, taşra teşkilatları bünyesinde de “Organik Tarım Birimleri” oluşturulmuştur.

Organik Tarım Üretimi

Ülkemiz tarım alanlarında 2014 yılı verilerine göre % 66 (15.789 Bin ha) tarla bitkileri, % 3,4 (804 Bin ha) sebze, % 13,5 (3.238 Bin ha) meyve üretimi gerçekleştirilirken % 17,2 (4.108 Bin ha)’lik kısmı nadas olarak ayrılmıştır. Yine aynı yıl verilerine göre tarım yapılan alanların 491.944 ha bölümünde organik tarım yetiştiriciliği yapılırken doğal toplama alanı 350.239 ha, toplam üretim alanı 842.216 ha ile 208 ürün ile 1.642.235 ton ürün elde edilmiştir.

Marmara ve Trakya Bölgesi

Bu bölge, hem yaşayan insan sayısı hem de birim alana düşen fert sayısı açısından en yoğun olan bölgedir. Aynı zamanda tüketimin en fazla olduğu bölgedir. Özellikle sanayi tesisleri nedeniyle her türlü çevre kirliliğinin görüldüğü yerleşim alanıdır. Organik tarım açısından ise özellikle toprak ve su kirliliğinin görüldüğü bölgeler arasında ilk sırayı almaktadır.

Bölge tarım ve hayvancılık açısından oldukça gelişmiştir. Önemli bazı ürünlerin üretimi açısından ilk sırada yer almaktadır. Ayçiçeği bunların en başında yer alır. Türkiye ayçiçeği üretiminin % 80’ni bu bölgede yetiştirilmektedir. Buğday, mısır ve çeltik yetiştiriciliği ile ikinci sıradadır. Bursa ve Yalova illerinde meyve, yine Bursa ve Sakarya’da sebzecilik, Balıkesir ve Bursa’da zeytin ön plana çıkmaktadır. Ergene, Karacabey, Yenişehir, Adapazarı ve İnegöl ovaları çok bereketli topraklar olup, suni gübre ve zirai mücadele ilaç kullanımı yüksektir.

Ege Bölgesi

Tarımsal üretim ve çeşitlilik açısından verimli topraklara sahip bölgede özellikle incir, üzüm, pamuk, tütün, zeytin ve turunçgiller ile çeşitli sebzeler yetişmektedir. Turunçgil üretimi % 10 ile Akdeniz bölgesinden sonra 2. sıradadır. Ayrıca haşhaş, şekerpacarı, tahıl ve baklagiller gibi ürünler genellikle iç kesimlerde yetiştirilmektedir. Seracılık da çok büyük ölçüde gelişmiştir.

Ege bölgesinin organik tarım üretimi açısından önemli bir yeri vardır. Tarımda yoğun bir şekilde kimyasal olarak

sun’i gübre ve mücadele ilaçları kullanılmaktadır. Organik tarım potansiyel çok yüksek olan bir alandır. Özellikle kuru ve kurutulmuş meyve ve sebzeler açısından (kuru üzüm, kuru incir vb.) hala organik üretim verimi oldukça yüksektir. Orman içi ve orman altı florası içerisinde ilaç ve baharat olarak kullanılan bitkiler de yetiştirilmektedir ki bu ürünler de organik olarak değerlendirilmektedir.

Akdeniz Bölgesi

Seracılık faaliyetlerinin en çok görüldüğü bölgedir. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık uygulamasını kuvvetlendirmektedir. Tarım bakımından en çok turunçgiller ve muz üretimi yapılmaktadır. Ayrıca pamuk, sebze, yerfıstığı, susam ve anason üretimi de çok yüksektir. Türkiye’de yetiştirilen pamuğun %35’i, sebzenin % 26’sı, yerfıstığının % 88’i, susamın % 80’i ve anasonun % 65’i bu bölgede yetiştirilmektedir. % 85 turunçgil üretimiyle 1. sıradadır.

Bölgenin iç kısımlarında tahıl, anason, şekerpancarı, patates, haşhaş, gül ve baklagil yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizin tarım potansiyeli en yüksek olan bölgesidir. Fazla miktarda kimyasal ilaç ve kimyasal gübre kullanılması organik ürünler açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.

İç Anadolu Bölgesi

İklimi karasal iklim olup, doğal florası bozkırdır. Su ve toprak erozyonlarının etkisi tarımsal faaliyetleri son derece olumsuz etkilemektedir.

Ülkemizin tahıl ambarı olan bölge arpa üretiminin % 39’unu, buğdayın ise % 31’ini karşılamaktadır. Nohut, mercimek, patates ve şekerpancarı üretimi de oldukça fazladır. Bu alanlarda organik tarım yetiştiriciliği büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Gerekli tedbirler alınarak organik tarım arttırılabilir. Özellikle bu alanlarda tek yıllık tarla bitkilerinin organik tarımı söz konusu olduğu için uzun geçiş süresine gereksinim olacak kimyasal gübre ve zirai mücadele ilacı da kullanılmış değildir.

Karadeniz Bölgesi

Bölge nüfus çoğunluğu açısından 3., birim alana düşen insan nüfus yoğunluğu açısından 2. sırada yer almaktadır. Tarım arazileri parçalı, dar ve engebelidir. Bu durum tarım yapma olanağını sınırlandırmaktadır. Mısır üretimi ile Türkiye’de ilk sırada yer alan bölgede çay ve fındık bölgenin yöresel tarım ürünleridir. Tütün yetiştiriciliği ise 2. sırada yer alır. Bol miktarda sebze, çeltik, kavun ve karpuz yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Çevre kirliliği, kimyasal gübre ve zirai mücadele ilaç kullanımının henüz tehlikeli boyutlara ulaşmaması organik tarımın uygunluğunu göstermektedir.

Doğu Anadolu Bölgesi

Genel olarak ekonomisi tarıma dayalıdır. Yine de engebeli arazi oluşu tarım alanlarını oldukça sınırlamaktadır. Ürün çeşitliliği ve verimi düşüktür. Çayır ve meraların varlığı ile hayvancılık daha gelişmiştir. Yine de bölgeye has meyve ve sebzeler yetiştirilmektedir. Özellikle kayısı, dut,


erik yetiştirildiği ön plana çıkmaktadır. Bölgede gerek kimyasal gübre gerekse zirai mücadele ilaçları oldukça az kullanılmakta, bu şekilde organik tarım uygulanmasına uygun araziler bulunmaktadır. Ayrıca organik hayvansal ürünler, özellikle organik bal üretimi çok yaygındır. Organik üretim potansiyeli en yüksek olan bölgelerimizden biridir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Türkiye’nin alanı en küçük olan bölgesidir. Engebeli arazisi yok denecek kadar az olup yüksekliği fazla olmayan plato ve ovalardan meydana gelmektedir. Yazları en sıcak bölgedir. Ayrıca kışları nispeten yağışlı ve ılık geçmektedir. Bitki örtüsü genelde bozkırdır.

Bölgenin ekonomisi tarıma dayalıdır. Çok geniş tarım arazilerine sahip olmasına rağmen yağışın fazla olmaması ve sıcaklık ürün yetiştiriciliğini engellemektedir. Arazinin önemli bir kısmı her yıl nadasa bırakılmaktadır. Bölgede Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) sayesinde büyük gelişmeler elde edilmiştir. Organik tarım açısından potansiyeli oldukça yüksektir. Ekilebilen alanın büyük çoğunluğunda buğday ve arpa, sulanabilen kesimlerinden pamuk yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yine çeltik, mısır ve susam da sulanabilen alanlarda üretilmektedir. Kırmızı mercimek ise ülkemizin ihtiyacını karşılamaktadır. Yetiştirilen diğer önemli ürünler antepfıstığı, üzüm, zeytin ve vb. meyve sebzelerdir. Antepfıstığı Türkiye üretiminin % 90’ını karşılamakta ve bölgenin karakteristik meyvesidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında