Dış ticaret politikası, serbest dış ticaret politikası ve koruyucu dış ticaret politikası olmak üzere ikiye ayrılır.
Dış Ticarette Girişimcilik — Ünite 3 Soru-Cevap
Dış Ticarette Girişimcilik (TIC210U) soru-cevapları.
Dış ticaret politikası kaça ayrılır?
Grişimciliğin kurulu olduğu yapı nasıldır?
Girişimcilikle ilgili olarak genel anlamda üretimi organize etme ve sağlama, ürün çeşitliliği sağlama, istihdam yaratma, yeni pazarlar ve yeni satış yöntemleri sağlama ve sermaye birikimi sağlama üzerine kurulu bir yapı olduğunu söyleyebiliriz.
Risk sermayesi nedir?
Risk Sermayesi kavramının orijinal karşılığı Venture Capital’dir. Risk sermayesi, Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatında; “Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan, yüksek gelişme potansiyeli taşıyan ve menkul kıymetlerini likiditesi düşük olan girişim şirketlerince birinci el piyasalarda ihraç edilen sermaye piyasası araçlarına yatırım yapılarak gerçekleştirilen uzun vadeli kaynak aktarım biçimi” şeklinde tanımlanmaktadır. “Venture” kelimesi kader, cüret, cesaret anlamına gelmekte ve yöntemin özüne uygun biçimde genellikle yeni veya spekülatif yatırım konusunda istekli olan girişimcilerin sermayelerine katkıda bulunan veya bu yatırımlar için kullanılabilen kaynak anlamında kullanılmaktadır. Venture capital; cesaret sermayesi veya Sermaye Piyasası Kurulu tebliğlerinde yeraldığı şekliyle girişim sermayesi gibi farklı terimlerle ifade edilse de en bilinen kullanımı Risk Sermayesi’dir. Ayrıca risk sermayesi çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde de tanımlanmaktadır. Örneğin; İngiltere Risk Sermayesi Derneği, borsaya kote olamayan firmaların büyüyüp başarılı olabilmeleri için hisse senetlerinin satın alınması yoluyla uzun vadeli finansman sağlayan para olarak tanımlamaktadır (Kaya, 2004: 500). DiğerRisk sermayesinin diğer bir tanımı ise teknolojik yeniliklere dönük, gelişme potansiyeli olan projeleri destekleyen bir finansman yöntemidir (Downes, 1987: 463).
Risk sermayesi modeli nedir?
Sermaye sıkıntısı çeken, yüksek faiz oranları nedeniyle kredi kullanmaktan çekinen ancak projeleri olan ve büyüme potansiyeli taşıyan girişimcilere, sabit bir faiz yükü getirmeyen ve yeni sermayedarlar tarafından sağlanacak sermaye ile projelerini gerçekleştirme olanağı sağlayan ve finansal sorunları ortaklık yolu ile çözmeye çalışan bir tür finansman modelidir. Risk sermayesi, çoğunlukla büyüme şansını açacak ve katılmanın satış değerini yükseltecek üstün teknoloji alanında kullanılan, riziko ve şans potansiyeli yüksek bulunan ve genellikle KOBİ’ lerin yararlandığı bir sermayedir. Risk sermayesinin amacı; yüksek gelişme potansiyeline sahip ve rekabet üstünlüğü olan veya olabilecek işletmelere uzun vadeli yatırımlarda bulunarak ve gerektiğinde aktif yönetsel destek ve diğer uzmanlık hizmetleri sağlayarak ekonomik değer artısı temin etmek yoluyla portföylerindeki menkul kıymetlerin değerlerini arttırmak ve bu menkul kıymetleri elden çıkarmak suretiyle yüksek getiri sağlamaktır. Risk sermayesi daha önceden de bahsedildiği gibi uzun vadeli bir yatırım aracıdır.
Türkiye’de risk sermayesi yöntemiyle faaliyet gösteren firmalardan en çok bilinenler hangileridir?
Türkiye’de risk sermayesi yöntemiyle faaliyet gösteren firmalardan en bilindikleri arasında BİM gıda işletmeciliği, AFM sinemaları, Kariyer.net
ve Biletix sayılabilir.
Risk sermayesinin tarihsel gelişim süreci nasıldır?
Amerika Birleşik Devletleri’nde İkinci Dünya Savaşı öncesinde risk sermayesi yatırımları, zengin kişiler, ortak yatırım için biraraya gelen yatırımcılar ve profesyonel yönetici çalıştıran aile şirketleri tarafından yapılmaktaydı. 1946 yılında modern anlamda risk sermayesi ile kurulan ilk şirket olan American Research and Development (ARD)’nin kurulmasıyla bu tür yatırımlar kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Bu tarihe kadar küçük firmaların kısa vadeli fon ve işletme sermayesi ihtiyaçları ticari bankalar ve Küçük Ölçekli İşletmeler İdaresi tarafından karşılanmaktaydı. Ancak uzun dönemli fonlara ve öz kaynağa olan talepler karşılanamamakta idi. Bu nedenle Küçük Ölçekli İşletmeler Yatırım Kanunu yürürlüğe konmuş ve bu kanun iznine ve denetimine tabi kâr amacı güden küçük ölçekli özel sektör firmaları oluşturulmuştur. Böylece risk sermayesi kavramı, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1950’ler ile birlikte uygulanmaya başlamıştır. Türkiye’de ise 1986 yılından sonra başlamıştır. İlk risk sermaye şirketi, 1957 yılında ABD’de Harward
Üniversitesinden Doriof ’un girişimiyle kurulmuştur. Doriof ’un girişimiyle “Digital Equipment” şirketi desteklenmiş ve 15 yıl sonra yatırım 5000 kat artmıştır. Risk sermayesi 1980’li yıllarda ABD’de ağırlıklı olarak uygulama alanı bulmuş, sonrasında Japonya ve İngiltere’ye sıçramıştır. Bu ülkeleri Batı Avrupa ülkeleri ve gelişmekte olan diğer ülkeler takip etmiştir (Kaya, 2001:12). 1
Türkiye'deki teknoparklar hangileridir?
O.D.T.Ü. Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Tübitak Marmara Araştırma Merkezi Teknoparkı
İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi
GOSB Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesi
İtü Arı teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Kocaeli Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Yıldız Teknik Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
İstanbul Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Selçuk Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Batı Akdeniz Teknokenti Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Erciyes Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Trabzon Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Çukurova Teknoloji Geliştirme Bölgesi
Erzurum Ata Teknokent teknoloji Geliştirme Bölgesi
Ülkemizde Risk sermayesinin yasal süreci nasıl oluşmuştur?
Ülkemizde, 1993 yılında Sermaye Piyasası Kanununa dayandırılarak çıkarılan 21 sayılı “Risk Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına ilişkin Esaslar Tebliği” ile konu yasal düzenlemeye kavuşmuştur. 1998 yılında söz konusu tebliğde değişikliğe gidilerek kurulacak şirketlerin kuruluş sermayesi 500 Milyar TL’ye çıkarılmış ve yatırım alanlarında esneklik getirilmiştir. Tebliğde risk sermayesi yatırımının tanımı; “Girişimci şirketlerin birinci el piyasalarda
ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarına yapılan uzun vadeli yatırımları ifade eder” şeklinde yapılmıştır. Ayrıca risk sermayesi yatırımı girişimci şirketlere ortak olmak suretiyle yapılabileceği gibi bu şirketlerin ihraç ettiği borçlanma senetlerinin satın alınması suretiyle de yapılabileceği şeklinde de açıklanmıştır
Risk sermayesinin bir finansman modeli olarak taşıdığı özellikler nelerdir?
Risk sermayesinin bir finansman modeli olarak taşıdığı veya en azından taşıması gereken özellikleri şöyle sıralamak mümkündür:
- Sağlanan finansman karşılığında genellikle işletmeye ortak olunmaktadır.
- Risk sermayedarları finansman desteği yanında başlangıç firmalarına iş planlarını ve faaliyetlerini güçlendirmek için önemli teknik ve yönetsel destek sağlamaktadır.
- Kilit personelin işe alımına yardım eder.
- Tedarikçilerle ve müşterilerle pazarlık yapar.
- Stratejik kararlarda girişimciye fikir verir.
- Birleşme, devralma ve birincil halka arzın (Initial Public Offerings-IPOs) oluşumunda önemli rol oynar.
- Bazen firmanın günlük faaliyetlerinde de yer alır.
- İşlerin kötüye gitmesi durumunda, risk sermayedarları genellikle işletmenin kurucusunu profesyonel bir yönetici ile değiştirir, firmayı satar veya tasfiye eder.
- Sınırlı bir yatırım dönemi içermektedir (5-7 yıl).
- Risk sermayedarları uzun dönemde yatırımda kalmayı ve yönetimi ele geçirmeyi değil belli bir süre sonra ortaklıktan ayrılmayı amaçlamaktadır.
- Risk Sermaye yatırımlarının getirisi verimlilik artışı sonucu ortaya çıkacak sermaye kazancıdır.
- RS iyi bir fikre veya ürüne sahip düşük teknoloji işletmelerine de finansman sağlamaktadır.
- Risk sermayedarları çoğunlukla kendilerine yakın (birkaç yüz mil içerisinde) olan firmalar ile ilgilenmektedir.
- Portföy Büyüklüğü Sınırlıdır.
Risk sermayesi şirketlerinin üstlenmesi gereken riskler nelerdir?
Risk sermayesi şirketleri şu riskleri üstlenmek durumundadır:
Teknolojik Risk: Şirketin araştırma geliştirme çalışmalarında yeterli teknolojik deneyime sahip olmaması veya fonun bu aşamayı kapsayacak yeterlilikte olmamasından kaynaklanan risktir.
Yönetim Riski: Yatırım yapılan şirket yönetiminin, yönetim işlevlerini yerine getirme yeteneğinden yoksun olabilme riskidir.
Finansman Riski: Üretim aşamasında, ürünü pazara taşıyacak ek finansmanın sağlanamama riskidir.
Üretim Riski: Kullanılan teknolojinin büyük ölçekli üretime elverişli olmaması riskidir. Aynı risk, üretilecek örnek ürünün pazarlanabilir bir ürüne dönüşememe durumunda da söz konusudur.
Pazarlama Riski: Ürünün pazarlanması aşamasında ortaya çıkabilecek risktir.
Demode Olma Riski: İleri teknoloji içeren ve yaşam dönemi kısa olan ürünlerde, pazar koşullarının ürünün yeterli satış hacmine ulaşmadan ürünü demode olma riskidir.
Mikro finansman kuruluşlarının amacı nedir?
2000 yılından itibaren Dünya ülkelerinde, oldukça düşük olarak kabul edilebilecek kişi başına milli gelir ile yaşamaya çalışılan ortamlarda, yoksulluğun yarattığı sorunlara çözüm bulabilmek için birtakım çalışmalar yapılmıştır. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Örgütünün 2015 yılına kadar 191 üye ülkesinin gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği Milenyum Kalkınma Hedefleri (Millennium Development Goals MDG) olarak ifade edilen; aşırı yoksulluğu ve açlığı ortadan kaldırmak, ilk öğrenim imkanını tüm dünya ülke çocuklarına sağlamak, cinsler arasındaki eşitliği desteklemek ve kadınları güçlendirmek, çocuk ölümlerini azaltmak, anne sağlığını iyileştirmek, HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele etmek, ekolojik sürdürülebilirliği temin etmek, kalkınma için global bir ortaklık geliştirmek gibi hedeflerin içinde yer aldığı aşırı yoksulluğu ortadan kaldırabilmek, kadınları güçlendirebilmek gibi amaçlarla, geleneksel bankacılık sisteminde finansman imkânlarından yararlanamayan, gelir seviyesi çok düşük kişi ve kurumların finansmanı ve desteklenmesi amacıyla kurulan mikro finansman kuruluşları önem kazanmıştır.
Mikro kredi nedir?
Mikro Kredi: Bir mikro finansman kuruluşunca bir mikro girişimciye, işini geliştirmesi amacıyla verilmiş olan kredidir. Mikro kredi genellikle işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması, hammadde ve malzeme alımı, imalat için gerekli sabit teçhizatın alımı gibi amaçlarla verilmektedir. Sıklıkla şu örnek verilmektedir; Mikro kredi sistemi vasıtasıyla kişiye yemesi için bir balık verilmez. Ona nasıl balık tutulacağı da öğretilmez. Ancak bunların ötesinde, yoksulun balık tutmak için bir ağ veya kayık kiralaması veya alması sağlanır.
Mikro finansman nedir?
Mikro Finansman: Yoksul ve düşük gelir düzeyindeki kişi, aile ve mikro işletmelere (1-9 kişiden az çalışanı olan) sağlanan finansman hizmetleridir. İş yapma fikri olup gelir getirici bir faaliyette bulunmak üzere, küçük bir başlangıç sermayesine ihtiyacı olan yoksullara imkân verilmesi projesidir. Sadece güvene dayanan, teminatsız ve kefilsiz küçük sermaye şeklindeki mikro kredi, yoksulların kendi kendilerine yoksulluktan kurtulmaları için etkili bir strateji olarak kabul görmektedir. Bunun dışında geleneksel kredi, mevduat, sigorta ve geçerli mali sistem dışında kalanlara veya bu kuruluşlara ulaşamayanlara yapılan tasarruf, sigorta ve para transferi gibi hizmetler de mikro finansman hizmetleri arasında sayılmaktadır
Mikro finansın ilk uygulamaları nasıl ortaya çıkmıştır?
Mikro finansın ilk uygulamaları yaklaşık 30 yıl önce Bangladeş, Brezilya ve Bolivya gibi ülkelerde başlamış olmasına rağmen, özellikle 1980’lerden sonra daha da geliştirilerek Güney Asya, Doğu Asya, Afrika, Doğu Avrupa ve Güney Amerika’daki yaklaşık 60 ülkede uygulanmaya başlanmıştır (Yunus, 2003;224). Mikro finans ilk kez Bangladeş’te Muhammet Yunus’un Grameen Bankasına kuruluşuna yol açan gelişmedir. 1970’li yılların
ortasında bu ülke yeni bir ulus inşa etme sürecinde karşılaştığı zorlu yaşam şartlarında ortaya çıkmıştır.
Mikro finansman hizmetleri sunan kuruluşlar kaça ayrılır?
Temel olarak mikro finansman hizmetleri sunan kuruluşlar üç grup altında toplanmaktadır: Resmi finansal kurumlar, yarı-resmi finansal kurumlar ve özellikle bu sistemin temel ortaya çıkış sebeplerinden birini oluşturan tefecilik sistemini de kapsayan gayrı-resmi finansal hizmet sunucular.
Mikro finansman kuruluş modelleri nelerdir?
“Global Development Research Center, Virtual Library on Micro Credit” koordinatörlerinden Hari Srinivas tarafından yapılmış olan sınıflandırmaya göre 14 adet mikro finansman kuruluş modelinden söz edilmektedir. Bunlar: Birlik Modeli, Banka Garantileri Modeli, Topluluk Bankası Modeli, Kooperatif Modeli, Kredi Birlikleri Modeli, Grameen Tipi Kuruluş Modeli, Grup Modeli, Bireysel Model, Aracı Kuruluş Modeli, Sivil Toplum Örgütleri Modeli, Grup Baskısı Modeli, Dönen Tasarruflar ve Kredi Kurumları Modeli, Küçük İşyeri Modeli ve Köy Bankacılığı Modelidir.
Kurumsal girişimcilik nedir?
Uluslararası yazında “Corporate Entrepreneurship” olarak bilinen örgüt içi girişimcilik, dahili-kurumsal girişimcilik, kurumsal iş girişimi, kurumlar içindeki girişimcilik, yenilikçi strateji oluşturma, girişimcilik bazlı strateji oluşturma firma seviyesinde girişimcilik bazlı duruş ve girişimcilik odaklı yönelim gibi birçok farklı terimle ifade edilse de; bu kitapta yukarıda bahsedilen tüm adlandırmaların çatısı konumunda olan “Kurumsal Girişimcilik” olarak ele alınacaktır. Kurumsal girişimcilik mevcut işletmelerin çeşitli sebeplerden dolayı, büyüme, güçlenme, performans artırma, yeni pazarlara açılma, mevcut ya da potansiyel pazarlara yeni ürünler sunma gibi amaçları dolayısıyla, rekabet avantajı kazanmak ve yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayacak ortamları yaratmak anlamına gelmektedir.
Kurumsal girişimciliğin boyutları nelerdir?
Yenilikçilik boyutu, Risk alma eğilimi ve Proaktiflik boyutudur.
Proaktiflik yaklaşımları nelerdir?
Proaktiflik yaklaşımları, işletmelerin faaliyet alanlarında rekabet avantajı yaratarak, proaktif bir yaklaşımla öncü konumda olabilmeleri için yenilikçiliği destekleyecek araştırma geliştirme faaliyetlerine yer vermesi gerekmektedir. Bu anlamda proaktif yaklaşımlar, (1) İleriye etkililik yaklaşımı ve (2) yeni ürün ve hizmetleri piyasaya sunmada süreklilik yaklaşımı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İleriye Etkililik Yaklaşımında; işletmenin pazardaki fırsatları izlemeye olan yöneliminin yanısıra yenilikleri, yenilenme hareketlerini ve yeni yönetim tekniklerini devreye almada hep öncü rolü alarak, içinde bulunduğu ortamı ve sektörü şekillendirme eğilimini ifade eden bir yaklaşımdır. Diğer bir yaklaşım olan yeni ürün ve hizmetleri piyasaya sunmada süreklilik yaklaşımında ise işletmenin yeni ürün ve hizmetleri piyasaya sunması, işletmeye proaktif olma avantajı sağlaması ve işletmenin gerek üretim gerekse pazarlama faaliyetlerini sürekli olarak dinamik tutması, tüketicilerin gözünde yenilikçi ve öncü işletme olarak önemli bir yer edinmesini sağlamada yardımcı olması anlamına gelmektedir.
Kurumsal girişimcilerin özellikleri nelerdir?
Kurumsal girişimcilerin özelliklerinden bazılarını Pincott (1985) şöyle belirlemiştir. Kurumsal girişimciler (Yiğit, 2014: 416; Pincot,1985: 53-56):
- Bağımsız olmak ve kurumsal kaynaklara erişmek isteyen, amaç odaklı ve kendi motivasyonunu sağlayan ama kurumsal ödülleri ve tanınmayı da önemseyen,
- Girişime bağlı olarak 3-15 yıl içinde amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan, kendi zaman hedeflerini ve kurumun zaman çizelgesini yakalayan,
- Gerekli faaliyetleri başkalarına yaptırmayı bilen ama gerektiğinde kendi de nasıl yapılacağını bilen,
- Geleneksel girişimcinin yeteneklerine benzer ancak daha fazlasını gerektiren,
- Kendine güvenen, cesur, sistem hakkında olumsuz fikirleri olsa da üstün geleceği konusunda iyimser olan,
- Hem iç hem de dış çevreye odaklanan,
- Makul seviyede risk almak isteyen,
- Sezgisel pazar araştırması yapan,
- Geleneksel statü sembollerinden çok bağımsızlık sembollerine önem veren,
- Diğer kişilerin kendi vizyonunu paylaşmasını sağlayan ve
- Kendini, müşterileri ve diğer sosyal paydaşları memnun eden kişilerdir.