AÖF Soru Bankası

Gümrük MevzuatıÜnite 8 Özeti

Gümrük Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları

TİC205U-GÜMRÜK MEVZUATI

Ünite 8: Gümrük Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları

Giriş

Gümrük mevzuatı kapsamında giren uyuşmazlıklar, kabahatler ve suçlar esas itibariyle, Gümrük Kanunu ve Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda düzenlenmektedir.

Gümrük uyuşmazlıklarının ortaya çıkması sonucunda kanunlarda idari ve adli yaptırımlar öngörülmüştür. Hukuki anlamda yaptırım, bir kuralın ihlal edilmesi sonucu ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi için öngörülen fiildir. İdari yaptırımlar, idare hukuku kapsamındaki yaptırımlar iken, adli yaptırımlar ceza hukuku kapsamındadır.

İdari cezalar, gümrük idaresi tarafından verilmekte ve parasal nitelik taşımaktadır. Adli cezalar ise yargı organları tarafından verilmekte ve gümrük mevzuatına aykırı davranışların ve kabahatlerin cezalandırılmasını içermektedir.

Gümrük Uyuşmazlıkları

Gümrük uyuşmazlıkları başlığı altında Gümrük Kanunu kapsamında öngörülen kabahatler ve bu kabahatlere karşı tanımlanan yaptırımlar açıklanacaktır. Gümrük Kanunu bu ihlalleri üç başlık altında açıklamaktadır. Gümrük uyuşmazlıkları temelde vergi kaybına neden olan işlemler, Usulsüzlükler ve Fikri Mülkiyet uyuşmazlıkları olarak sınıflandırılabilir.

Vergi Kaybına Neden Olan İşlemler

Gümrük mevzuatı çerçevesinde, vergi kaybına neden olan işlemler, eksik beyan, rejim esaslarının ihlal edilmesi, temsil hakkının bulunmaması gibi yükümlünün daha az vergi ödemek için başvurduğu işlemlerdir.

Gümrük Kanunu’nda vergi kaybına neden olan cezaların ortaya çıkışı üç şekilde belirlenmiştir. Bunlar;

• Gümrük beyan farklarından doğan cezalar, • Özet beyan farklarından doğan cezalar, • Dahilde işleme, gümrük kontrolü altında işleme ve geçici ithalat rejimlerine ilişkin hükümlerin ihlalinden kaynaklanan cezalardır.

Usulsüzlük

Vergi Usul Kanunu’nun 351. maddesinde usulsüzlük, “Vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesidir.” şeklinde tanımlanmıştır (VUK, 1961, m. 351). Gümrük usulsüzlüğü ise vergi ve mali yükümlülüklere ilişkin gümrük kanununda belirtilen düzenlemelere şekil ve usul yönünden uyulmamasıdır.

Fikri-Sınai Mülkiyet Uyuşmazlıkları

“Fikri mülkiyet hakları, fikri ve sınai olmak üzere iki başlıkta tanımlanmaktadır. Fikri mülkiyet, bir eser üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tamamını ve komşu haklarını ifade eder.” (Ticaret Bakanlığı, 2023). “Sınai mülkiyet ise sanayide ve tarımdaki buluşların, yeniliklerin, yeni tasarımların ve özgün çalışmaların ilk uygulayıcıları adına; ticaret alanında üretilen ve satılan malların üzerlerindeki üretici veya satıcısının ayırt edilmesini sağlayacak işaretlerin sahipleri adına tescil

edilmesini ve böylece ilk uygulayıcıların ürünü üretme ve satma hakkına belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan gayri maddi bir haktır.” (Ticaret Bakanlığı, 2023).

Fikri ve sınai hakları bir ekonomide gelişmenin, büyümenin ve kalkınmanın temelini oluşturmaktadır. Bir buluşun hayata geçmesi, bir üretim bandında çığır açıcı bir yeniliğin uygulanmaya başlaması veya Dünyada bilinen ve talep edilen bir markanın ortaya çıkarılması, ülke ekonomisinin temel itici gücünü oluşturabilir. İlk olarak yerel piyasada ortaya çıkabilecek bu gibi durumlar için fikri ve sınai mülkiyetin korunması oldukça önemlidir. İkinci olarak uluslararası ticarette sıklıkla karşılaşılan, sahte veya kaçak eşyanın iç piyasaya girerek, piyasayı bozucu etki doğurmaması için de fikri ve sınai hakların korunması önemlidir. Günümüz dünyasında temel ticaret önemlerini oluşturan bu konu, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından da takip edilmektedir.

Gümrük Kanunun 57. maddesinin 1. ve 4. fıkrasından fikri ve sınai uyuşmazlıklara ilişkin gümrük idaresinin yapabileceği işlemeler belirtilmiştir. Buna göre:

“m. 1. a) Fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre korunması gereken haklar ile ilgili olarak hak sahibinin yetkilerine tecavüz eder mahiyetteki eşyanın alıkonulması veya gümrük işlemlerinin durdurulması hak sahibinin veya temsilcisinin talebi üzerine gümrük idareleri tarafından gerçekleştirilir.

b) Gümrük idaresine henüz bir talepte bulunulmadığı durumda ve söz konusu eşyanın fikri ve sınaî mülkiyet haklarını ihlal ettiğine dair açık deliller olması hâlinde, hak sahibinin geçerli bir başvuruda bulunabilmesini teminen, gümrük idareleri tarafından eşya üç iş günü süresince re’sen (kendiliğinden) alıkonulabilir veya eşyanın gümrük işlemleri durdurulabilir.

m. 4. Gümrük idaresince gümrük işlemleri durdurulan veya alıkonulan eşya, yetkili mahkemece alınan karar doğrultusunda imha veya asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye edilir (GK,1999-4458, m. 57).”

Bu kapsamda, haklarının ihlal edildiğine ilişkin bildirimde bulunmak isteyenler Ticaret Bakanlığının “Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları” uygulamasından elektronik olarak başvuruda bulunabilmektedirler.

Uyuşmazlıklara Çözüm Yolları

Gümrük uyuşmazlıklarına çözüm yolları üç başlık altında incelenebilir. İtiraz, Uzlaşma ve Yargı yolu. İtiraz, gümrük idaresinin kararlarına, tebligatta oluşabilecek bir maddi veya şekli hata nedeniyle gerçekleştirilir. Uzlaşma ise gümrük idaresinin ve yükümlünün arasında ilgili vergi ve mali yükümlülükler ile cezalar için gerçekleştirilen bir idari yoldur. Son olarak yargı yolu ise idare mahkemelerinin çözüme kavuşturabileceği gümrük uyuşmazlıkları ile ilgilidir.


İtiraz

Gümrük uyuşmazlıklarına çözüm yollarından biri itirazdır. İtiraz yargı yoluna başvurmadan önce gümrük idaresi ve yükümlü arasındaki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin barışçıl bir yoldur. Gümrük mevzuatında itirazın yeri önemlidir. Gümrük mevzuatı tek bir kanun çerçevesinde değil, birinci ünite de anlatıldığı üzere birçok kanun, yönetmelik, uluslararası anlaşmalar vb.’den oluşmaktadır.

İtiraz dilekçesine karşı, idare itirazı kabul edebilir veya reddedebilir. İtirazın reddedilmesi durumunda, gümrük idaresinin verdiği karara karşı yargı yolu açıktır. Özel kanunlarda başka bir düzenleme yoksa, vergi mahkemelerine, idare mahkemelerine veya Danıştay’a başvuru yapılabilir. Vergi mahkemelerine başvuru süresi ret kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gündür. İdare mahkemeleri ve Danıştay için ise bu süre altmış gündür.

Gümrük idarelerinin aldığı bir karara karşı itiraz edilmesi hâlinde ödemeye ilişkin süreç ve süreler karar açıklanıncaya, yükümlünün başvurması hâlinde yargı kararları açıklanıncaya kadar durur.

Uzlaşma

Uzlaşma yolu 2011 yılında Gümrük Kanunu’nda yer almaya başlayarak, gümrük uyuşmazlıklarının çözümü için yürürlüğe girmiştir. Uzlaşma yolu, uyuşmazlıkların kısa sürede çözümü için kritik önem taşımaktadır. Bu yol hem mahkemelerin iş yükünü azaltmakta hem de gümrük idarelerinin uyuşmazlıkların çözümünü kolaylaştırmaktadır.

Gümrükte Uzlaşma, yükümlü ile idare arasında ortaya çıkan, ek tahakkuk konusu vergi ve cezalara ilişkin uyuşmazlıkların yargı yoluna başvurmadan giderilmesidir (Ticaret Bakanlığı, 2023). Bu kapsamda;

a. gümrük idaresi tarafından veya beyan sahibi tarafından tespit edilen beyan farklılıklarına ilişkin gümrük vergileri alacakları, b. gümrük mevzuatı kapsamındaki idari para cezaları uzlaşma kapsamındadır.

Gümrük işlemleri ile ilgili itiraz başvuruları, gümrük vergilerine ilişkin tebligatın ilgiliye ulaşmasından itibaren on beş gün içinde gerçekleştirilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, ilgililerin uzlaşma hakkını kullanabilmesi için itiraz başvurusu yapılmamış olması gerekmektedir. Uzlaşma başvurusu kabul edilen yükümlü, uzlaşmaya davet edilir.

“Uzlaşma sonucunda;

• uzlaşma vaki olabilir, • uzlaşma temin edilemeyebilir, • uzlaşma vaki olmayabilir” (GUY,2011).

Yargı Yolu

Gümrük uyuşmazlıklarında, itiraz yolunun tüketildiği hâllerde ve kanunda doğrudan yargı yoluna gidilmesi

belirtilen hâllerde gümrük işlemleri yargıya taşınır. İdari işlemlere karşı dört tür yargı yeri bulunmaktadır. Bunlar, idare mahkemesi, vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay’dır. İdare ve vergi mahkemeleri ilk derece mahkemeler, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay üst derece mahkemelerdir.

İdare mahkemelerinin görevleri, vergi mahkemelerinin yetkisine giren davalar ve ilk derece Danıştay’da çözülecek davalar dışında bütün idari uyuşmazlıklarda yetkilidirler (BİV, 1982, m. 5). Vergi mahkemeleri ise genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davalar ve diğer kanunlarla verilen davalarda yetkilidir (BİV, 1982, m. 6.).

Bölge idare mahkemeleri, istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak ve diğer kanunla verilen görevleri yapmakla görevlidir ((BİV, 1982, m. 3/A.). Bölge idare mahkemeleri, gümrük uyuşmazlıklarında genel olarak istinaf mahkemesi olarak görev yapmaktadır. “İstinaf, ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş, nihai kararlarının hem maddi hem de hukuki yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmak için düzenlenmiş bir kanun yoludur.” (Avcı, 2011, s. 182). Bölge idare mahkemeleri gümrük uyuşmazlıklarına ilişkin ilk derece mahkemesinin kararlarına karşı istinaf başvurusunu değerlendirerek müspet ya da menfi bir karar verir.

Gümrük uyuşmazlıklarında bir diğer yargı yolu ise Danıştay’a başvurularak gerçekleştirilen temyiz mercidir. Temyiz, bir karar hakkındaki karardır. Temyiz kanun yolunda yeniden bir yargılama yapılmamaktadır (Keskin, 2016, s. 241). Gümrük uyuşmazlıkları kapsamında temyize başvurulan davaların sonucunda Danıştay, verilen kararı uygun bulmaması hâlinde yeniden ilk derece mahkemelerine göndererek yeniden yargılama talep edebilir.

Kaçakçılık Suçları ve Cezaları

Gümrük Kanunu’nda kaçakçılıkla ilgili hâller her başlıkta ayrı ayrı belirtilerek, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre işlem yapılacağı belirtilmiştir. Kaçakçılık Kanunu’nda yer alan hükümler gümrük vergileri ve gümrüklenmiş değer kavramlarını barındırmakta ve işlemler bu kavram üzerinden açıklanmaktadır. Bu nedenle kanun, her iki deyimi ve kaçakçılık mevzuatının önemli bir unsuru olan akaryakıt deyimini tanımlamaktadır. Kaçakçılık Kanunu’na göre;

• Gümrük vergileri: Gümrük idaresi veya başka idarelerce, eşyanın ithali veya ihracına bağlı olarak uygulanan vergiler ile diğer malî yükümlülükleri,


• Gümrüklenmiş değer: Uluslararası kıymet sözleşmesine göre belirlenecek; ithal eşyası için eşyanın CIF kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, • Akaryakıt: Benzin, gaz yağı, jet yakıtı, motorin, fuel-oil, sıvılaştırılmış petrol gazları, doğal gaz gibi akaryakıt ürünleri ile akaryakıt yerine kullanılan petrol türevleri ve bunların karışımları ile akaryakıt yerine kullanılan diğer ürünleri ifade eder (KMK,2007,m. 2).

Kaçakçılık suçları adli yaptırımlar gerektirmektedir. Adli yaptırımlar, hapis ve adli para cezalarıdır (TCK. 2004, m. 45). Kaçakçılık suçları da bu kapsamda cezalandırılır.

Nitelikli Haller

Kaçakçılık suçları, her zaman bireysel olarak işlenmez. Hatta çoğu zaman birçok kişi tarafından örgütlü olarak işlenir. Örgüt, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan, üye sayısı ile araç gereç bakımından suçları işlemeye elverişli olan yapılanmadır (TCK. 2004, m. 220). “Kaçakçılık kapsamında tanımlanan suçları da örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza iki kat artırılır.

Etkin Pişmanlık

Kaçakçılık Kanunu’nda etkin pişmanlık kapsamında, kaçakçılık suçlarından birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması hâlinde cezalandırılmaz.

Kaçakçılığa İlişkin Hukuki Süreçler

Kaçakçılık suçları ile ilgili hukuki süreçler, Kaçakçılık Kanunu’nun 9. maddesini takiben açıklanmıştır. Bu kapsamda bu ana başlık altında arama ve el koyma, yasak eşyanın geri gönderilmesi, müsadere ve kaçak eşyanın tasfiyesi alt başlıklarında incelenecektir.

Arama ve El Koyma

Gümrük salonları ve gümrük kapılarında kaçak eşya sakladığından kuşkulanılan kişilerin üzeri, eşyası, yükleri ve araçları gümrük kontrolü amacıyla gümrük görevlilerince aranabilir.

Yasak Eşyanın Geri Gönderilmesi

Yabancı ülkelerden gelen yasak eşya, yükleme veya taşıma belgelerinde belirtilerek gümrüğe getirilirse, teminat altında ve gerekli güvenlik tedbirleri alınarak geldiği yere veya diğer bir ülkeye iade ve sevk olunur.

Müsadere

Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre yapılır. TCK’da eşyanın müsaderesi, “İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da

suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. Eşyanın üzerinde iyi niyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.” şeklinde tanımlanmaktadır.

Kaçak Eşyanın Tasfiyesi

Kaçak şüphesiyle el konulan kaçak akaryakıt hariç her türlü eşya hakkında, el koyma tarihinden itibaren altı ay, ancak eşyanın zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veya muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde bir ay içinde, gerekli tespitler yaptırılarak soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından tasfiye kararı verilir. Bu süreler içinde karar verilmemesi hâlinde eşya derhal tasfiye edilir. Tasfiye edilecek eşyadan tasfiye edilmeden önce numune alınması mümkün olan durumlarda numune alınır, numune alınması mümkün olmayan durumlarda eşyanın her türlü ayırt edici özellikleri tespit edilir (KMK. 2007, m. 16).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında