TİC203U-DIŞ TİCARETİN FİNANSMANI VE TEŞVİKİ
Ünite 3: Dış Ticarette Alternatif Finansman Yöntemleri
Leasing (Finansal Kiralama)
Finansal kiralama işlemi, yatırımcıların ihtiyacı olan yatırım mallarını kendi imkânları ile veya kredi yoluyla temin edilen fonları kullanarak satın almaları yerine ihtiyaç duyulan bu varlıkların finansal kiralama şirketleri tarafından satın alınarak yine bu kuruluşlar tarafından özel bir sözleşme ile ihtiyaç sahiplerine devredildiği bir işlem olarak ifade edebilir.
Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi (IASC) bir kira sözleşmesinin finansal kiralama olabilmesi için aşağıda belirtilen dört kriterden en az birini taşıması gerektiğini belirtmiştir.
• Kira anlaşmasının sonunda malın mülkiyetinin kiracıya devredilmesinin ön görülmesi, • Kira anlaşması ile kiracıya kira süresi sonunda malı o tarihteki beklenen piyasa fiyatının altında bir değerden satın alma hakkının verilmesi, • Kira süresinin, kiralanan malın ekonomik ömrünün en az %75’ine eşit olması, • Kira ödemeleri toplamının kira süresinin başlangıcındaki bu günkü̈ değerinin malın piyasa
değerinin en az %90’ına eşit olması
M.Ö 2000’li yıllarda leasingin bilinen ilk uygulamasının Sümerler tarafından tarım araçları kiralamasında yapıldığı bilinmektedir. Dünyanın ilk tescilli leasing şirketi 1855 yılında kurulan “Birmingham Wagon Company” olup demiryolu vagonlarını beş ile sekiz yıl arasında değişen sürelerle kiralamıştır. Türkiye’de finansal kiralama şirketleri ile ilgili yasal düzenleme 28.06.1985 tarih ve 18795 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan 3226 sayılı Kanun ile gelmiştir. Şu an mevcut güncel yasal düzenleme 13.12.2012 tarih ve 28496 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan 6361 sayılı “Finansal Kiralama Faktoring, ve Finansman Şirketleri Kanunu” ile belirlenen koşullar çerçevesinde yürütülmektedir. Türkiye’nin ilk leasing şirketi 1986 yılında faaliyete geçen İktisat Leasing’dir.
Finansal kiralama sözleşmesi birbirinden bağımsız üç farklı tarafın ekonomik çıkarlarını tek bir işlemle gerçekleştiren bir sözleşmedir. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu (FFKK)’ya göre sözleşmenin tarafları kiralayan ve kiracıdır. Ancak sözleşme konusu malı satan satıcı ya da üretici (imal eden), kiralayanla birlikte kiralanan malın sağlanmasına ilişkin satış sözleşmesini yaptıkları için onlar da finansal kiralama sözleşmesiyle ilgili taraflardır. Belirli nitelikte bankalar ve finansal kiralama şirketleri dışındaki tüzel kişiler ve gerçek kişiler, finansal kiralama sözleşmesinde kiralayan taraf olamazlar. Tüketiciler, kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla finansal kiralama sözleşmesinde kiracı olamazlar.
Leasing işlem süreci üç taraf arasında gerçekleşmektedir. Kiracının talebine göre leasing şirketi ilgili varlığı üreticisinden söz konusu varlığı satın alıp kiralar. Kiracı anlaşılan aylık taksitlerle ödeme yapar. Kira tutarları
leasing şirketinin maliyetini kurtarmasını ve kar sağlamasını sağlayacak şekilde ayarlanır. Ödemeler varlığın faydalı ömrü çerçevesinde kiralama süresince yapılır. Kiralama süresince bakım ve sigorta kiracının sorumluluğundadır.
Leasing, sözleşmesi süresine, sözleşmeye konu mal ve malın temin edilme şekline ve finansal kiralama işleminde yer alan taraf sayısına göre çeşitli sınıflamalara tabi tutulmaktadır. Bunlar; dolaylı-doğrudan leasing, faaliyet kiralaması, finansal kiralama, sat ve geri kiralama, yurtiçi leasing, yurtdışı leasing, alt kiralama, kaldıraçlı kiralama, tam ödemeli kiralama, brüt leasing, net leasing ve satışa yardımcı leasing olarak sıralanabilir.
Faktoring
Faktoring alacak hakkının satışı ile firmalara fon sağlayan bir finans yöntemidir. Faktoring, firmaların mal ve hizmet satışlarından doğmuş veya doğacak vadeli, fatura veya fatura yerine geçen bir belgeye dayanan alacakların faktoring şirketi tarafından temlik alınması yoluyla, finansman, garanti ve tahsilat hizmetlerinin sunulduğu bir finansman türüdür.
Faktoring şirketlerinin fonksiyonları aşağıdaki şekildedir:
• Anında peşin ödeyerek bütün alacakları satın alır. • Alacakları tahsil eder. • Bu alacaklara ilişkin muhasebe ve defter kayıtlarını tutar. • Borçlu hakkında istihbarat yapar ve elde ettiği bilgileri güncel tutar. • Borçlunun mali sıkıntıya düşerek ödeme kabiliyetini kaybetmesi halinde oluşan zararları üstlenir, yani satıcıyı tahsilat sıkıntısına karşı korur.
Faktoring kavramı bir finans tekniği olarak ülkemiz bankacılık terminolojisine ilk kez 1983 yılında “Ödünç Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile girmiştir. 1988 yılında düzenlenen ve ilk yetkilendirilmiş bir şirketle 1990 yılında işlemlere başlanan faktoringin zamanla popülerliği artmıştır.
Yurtiçi faktoring sözleşmesinde; faktor, satıcı (müşteri) firma ve borçlu firma olmak üzere üç taraf bulunmaktadır. Uluslararası faktoring sözleşmesinde ise bu taraflara ilave olarak birde ithalatçının ülkesindeki muhabir faktor sistemde taraf olarak yer almaktadır.
Faktoring işleminin başlıca üç fonksiyonundan bahsedebiliriz. Bunlar; Finansman (kredi sağlama), Hizmet (iş görme) ve Teminat fonksiyonlarıdır.
Faktoring işlemlerinin çeşitli türleri bulunmaktadır. bunlar; yurtiçi faktoring, yurtdışı faktoring, tam hizmet faktoring, rücu edilebilir faktoring, iskontolu faktoring, acente faktoring, toptan faktoring, kapalı faktoring, açık faktoring, ikili faktoring, karşılıklı faktöring ve gayr-i kabili rücu faktöringdir.
Forfaiting
Ekonomik literatürde forfaiting “mal ve hizmet ihracatından kaynaklanan ve belli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilecek vadeli alacakların rücusuz olarak bir banka veya bu alanda uzmanlaşmış bir finans kurumu (forfaiter) tarafından belirli bir iskonto oranı ile satın alınması işlemi” şeklinde tanımlanmaktadır.
Forfaitingin genel özelliği, ithali istenen bir yatırım malı bedelinin, bu malın ekonomik ömrüne yayılarak, taksitlerle ihracatçıya ödenmesidir. Bu nedenle, ihracatçı ile ithalatçı arasında yapılan bir sözleşme çerçevesinde malın fiyatı ve ödeme koşulları belirlenmekte, ithalatçı malın kendisine teslimini müteakip, banka avali veya garantisi sağlanan borç araçlarını banka aracılığıyla ihracatçıya iletmektedir. İhracatçı ise alacağını nakde dönüştürmek istediği takdirde bir forfaiter ile belli bir iskonto oranı üzerinden bir sözleşme yapmaktadır.
Poliçe ve bono gibi borç araçlarının satıcıdan rücusuz satın alınması İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra önem kazanmıştır. İsviçre, bankacılık alanındaki önemi ve uluslararası ticaretin finansmanındaki deneyimi ile forfaiting ile uğraşan öncülerden olmuştur. Türkiye’nin 1980 yılından itibaren uygulamaya koyduğu ihracata yönelik sanayileşme ve dışa açılma politikaları yanı sıra ihracatın parasal teşvikler yerine kredilerle desteklenmesi anlayışı sonucu bankalar da Türk ihracatçılarının ihtiyaçlarının karşılanması için yeni finansal hizmetler sunmaya başlamışlardır. Bunun bir sonucu olarak sanayileşmiş ülkelerde uzun yıllardan bu yana uygulanmakta olan birçok bankacılık tekniği gibi Forfaiting de Türk bankacılığının gündemine girmiştir.
Forfaiting işlemlerinde yer alan taraflar şunlardır:
• İhracatçı işletme (forfaitist) • İthalatçı işletme • Forfaiter • Garantör banka
Forfaitinge konu olan alacaklar, genellikle poliçe veya bono şeklinde senede bağlanmış alacaklardır. Çünkü senetsiz alacaklar veya defterlerde kayıtlı alacaklar veya vadeli akreditiften doğan alacakların satın alınması hukuki sorunlar doğurabilmektedir.
Forfaiting işlemine konu olan vadeli satışların süresi 6 ay ile 10 yıl arasında değişmektedir. Genellikle 2-5 yıl arasındaki vadelerin kullanımının sık olduğu bilinmektedir. Forfaiting işlemlerinde kullanılan para birimleri diğer piyasalardaki para birimleri ile aynıdır. En çok ABD doları, euro, Japon yeni ve İsviçre frangı kullanılmaktadır.
Forfaiting işleminde karşılaşılan riskler beş grupta incelenebilir. Bunlar; politik risk, döviz kuru riski, transfer riski, faiz oranı ve ticari risklerdir.