TİC203U-DIŞ TİCARETİN FİNANSMANI VE TEŞVİKİ
Ünite 1: İşletmelerin Finansman Kaynakları
Özkaynakla Finansman
İşletmenin özkaynakları, ortaklar tarafından işletmeye tahsis edilen sermaye ile faaliyetler sırasında oluşan kârdan ayrılan dağıtılmamış kârlar, karşılıklar ve yedek akçelerden oluşmaktadır. İşletmelerin sahip veya ortakları tarafından gerek kuruluş sırasında gerekse daha sonra sermaye artışları ile konmuş olan sermaye, özkaynaklardan sağlanmış olan sermayedir.
İşletmenin varlığı, belirlenmiş minimum ödenmiş sermayenin yerine getirilmesi ile mümkündür. Söz konusu tutar, işletmenin hukuki şekli ve faaliyetin niteliğine göre değişir. Başlangıç sermayesinin yerine getirilmesi ya da sermaye artırımları ile sağlanan kaynaklar finansman fonksiyonunu üstlenir. Özellikle üretim ve satışların fonlanması, işletmede sürekli bir nakit akış sürecinin sürdürülmesini gerektirir. Faaliyet sonucu yaratılan kaynakların bir bölümü ortaklara kâr payı olarak dağıtılırken alıkonan kârlar işletmenin rezervlerini güçlendirir. Özkaynakları güçlü bir işletmeye kreditörler kolaylıkla kredi sunarlar. Böylece işletmenin özkaynakları kredibilite (kredi değerliliği) fonksiyonunu da yerine getirir. Bu da aynı zamanda kredi koşulları için belirleyicidir. Güçlü bir özkaynak, işletmeye duyulan güveni artırır. İşletme ile ilgili çevreler; alıcılar, satıcılar, kreditörler finansal yapısı sağlam işletmelerle uzun süreli iş bağlantılarını sürdürürler. Personel de aynı şekilde güçlü ve istikrarlı işletmeleri tercih eder.
İşletmelerin Hukuki Yapılarına Göre Özkaynakla Finansman
• Tek Kişi İşletmesi: Bu işletmelerin sahibi istediği zaman özkaynak ekleyip istediği zaman çekebilmektedir. Ayrıca işletme sahibi kârı işletmede tutarak özkaynak artışı için kullanabileceği gibi kârı kendi kişisel ihtiyaçları için de kullanabilir. • Adi Ortaklık: Ortakların işletmeye eşit miktarda sermaye koyma zorunluluğu yoktur. İşletme kârının dağıtımı ya da özkaynağa eklenmesi konusunda ortaklar birlikte karar verir. • Kollektif Ortaklık: Özel bir hüküm yoksa ortaklar eşit sermaye ile işletmeye ortak olurlar. Kâr dağıtımında da aynı durum söz konusu olup kâr ortaklar arasında eşit dağıtılır. • Komandit Ortaklık: Özkaynak açısından komandite ortak sınırsız sorumluluğa sahipken komanditer ortağın belirli bir sermaye ile sınırlı sorumluluğu bulunmaktadır. şletmenin elde ettiği kârın özkaynağa eklenmesi, zararın hesaplara geçirilmesi ve işletmeye ilave sermaye konulması gibi durumlarda komandite ortakların koymuş oldukları sermaye tutarlarında değişiklik olabilmektedir. Komanditer ortaklara ise genel olarak kâr payları nakden ödenir. • Limited Ortaklık: Ortakların kişisel servetleri alacaklılara karşı sorumluluk alanına girmez. Kâr
payı özsermayeye eklenebilir, kâr payı dağıtımı ya da sermaye geri ödemesi ile sorumluluk azaltılabilir. • Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Ortaklık: Sermayesi paylara bölünmüş komandite ortaklıklar da anonim ortaklıklar gibi pay senedi ihraç edebilirler ancak bunu halka arz yoluyla yapamazlar. • Anonim Ortaklık: Anonim ortaklıklarda özkaynak ile finansman sağlanmanın en çok kullanılan yolu pay senedi ihracıdır.
Otofinansman
İşletmelerin elde ettikleri net kârın tümünün ya da bir kısmının ortaklara dağıtılmayarak işletme bünyesinde bırakılmasına bir başka deyişle dağıtılmayan kârlarla ek fon yaratılmasına ya da işletmenin finanse edilmesine otofinansman denir.
Otofinansman açık ve gizli olarak iki şekilde yapılabilir. Açık otofinansman, kârların dağıtılmayarak bilançoda gösterilmesi ile gerçekleşmektedir. Açık otofinansman kapsamına şunlar girmektedir:
• Dağıtılmayan karlar • Yedekler • İhtiyari Yedek Akçe • Karşılıklar
Gizli otofinansman, gizli yedek akçe ayrılması yoluyla yapılır. Gizli yedekler, genellikle bilançoda varlıkların değerinin olduğundan düşük, amortisman oranlarının yüksek, şüpheli alacakların kabarık veya kaynaktaki yükümlülüklerin artırılmasıyla yaratılır.
Otofinansmanın aşırı yapılması, işletme için sakıncalar doğurabilir. Özellikle, halka açık şirketlerin küçük ortakları, kâr dağıtılmadığında sermaye piyasasına olan güvenlerini kaybedebilir. Söz konusu sakıncalar şunlardır: Aşırı otofinansman, ortakları uzun süre kârdan yoksun bırakacağı için, ortakların hoşnutsuzluğuna ve pay senetlerinin piyasadaki değerinin düşmesine neden olabilir. Otofinansman, işletmeye kaynaklarını rasyonel olmayan bir biçimde kullanma olanağı verebilir.
Özkaynakla Finansmanın Avantajları ve Dezavantajları
Özkaynakla finansmanın avantajları şunlardır:
• Özkaynak finansmanı ile geri ödenecek borç yoktur. Bu, başlangıç aşamasındaki ve kâr elde etmeyen işletmeler için önemlidir, büyüyen işletmelere de yatırımlara daha fazla para aktarma özgürlüğü verir. • İşletmenin kredibilitesi yoksa özkaynak, borç finansmanından daha uygun olabilir. • Ortakların koyduğu sermaye, kredi verenler için bir güvencedir. Bu sermaye, işletmeye açılacak krediler için de bir ölçüdür. • İşletmeler özkaynak finansmanı ile daha bilgili veya deneyimli bireylerle ortaklıklar
oluşturabilir. Bu da işletmenin bilgi ve iş ağından potansiyel olarak yararlanmasına olanak tanır. • Bu şekilde sağlanan fonların kullanımı, yabancı kaynakta olduğu gibi zamanla sınırlı değildir.
Özkaynakla finansmanın dezavantajları şunlardır: • Net kârın paylaşılmasında yeni ortaklar, mevcut ortaklarla eşit haklara sahip olabilir. Kâr paylaşımı olacaktır ancak işletme finansal destekçilerin iş zekası ve deneyimleri olarak getirdikleri değerden faydalanıyorsa faydalı bir değiş tokuş da olabilir. • Pay senedi finansmanı için ödenecek bedel ve tüm potansiyel avantajları, şirketin kontrolünün paylaşımını gerektirir. İşletmenin mevcut ortakları, yeni ortak alınması ile oy haklarını bölüşmek zorunda kalır. • Sahipliği paylaşmak ve başkalarıyla çalışmak zorunda kalmak, vizyon, yönetim tarzı ve iş yürütme yollarında farklılıklar olması durumunda bir miktar gerilime ve hatta çatışmaya yol açabilir. • Kâr payları, tahvil faizi gibi vergi matrahından işletme gideri olarak düşülemez.
Yabancı Kaynakla Finansman
Yabancı kaynaklar, işletmenin belli bir süre sonra ödemek üzere üçüncü kişilerden sağladıkları kaynaklardır. İşletmelerin yabancı kaynak ve özkaynak olmak üzere iki temel finansman kaynağı vardır. Bu iki kaynaktan yabancı kaynağın maliyeti özkaynak maliyetinden daha düşüktür. Borç verenler ortaklara göre daha az risk aldıkları için daha az getiri talep ederler. Nakit akımlarının belirliliği ve ödenmesinin yasal güvence altında olması nedeniyle borç verenlerin aldığı risk daha düşüktür ve buna bağlı olarak daha düşük getiri talep ederler. Ayrıca faizin vergiden düşülebilir olması borç maliyetini azaltıcı bir etki yaratır. Bu nedenlerle borç özkaynağa oranla daha ucuz bir kaynaktır. Yabancı kaynaklar vadelerine göre kısa, orta ve uzun vadeli kaynaklar olarak sınıflandırılabilir.
Kısa Vadeli Yabancı Finansman Kaynakları
İşletmelerde kullanılan kısa vadeli kaynaklar, süresi bir yıldan az olan borçlar ve menkul kıymetleri kapsamaktadır. İşletmeler tarafından kısa vadeli kaynaklar, genellikle işletme sermayesi, özellikle alacak ve stokların finansmanında kullanılmaktadır ve bir yıl içinde geri ödenmektedir.
Bir işletmenin kısa vadeli yabancı finansman kaynakları altı gruba ayrılabilir:
• Kısa süreli ticari krediler (satıcı kredileri): herhangi bir nakit ödeme söz konusu olmadan satıcının alıcıya belirli ödeme süresi tanıması şeklinde sunulur. Satıcı kredileri yurt içinden olabileceği gibi, yurt dışından da sağlanabilir. Diğer finansman kaynaklarından yararlanma olanakları sınırlı bulunan küçük veya yeni
kurulmuş işletmeler için satıcı kredileri en önemli finansman kaynağını oluşturur. • Kısa süreli banka kredileri: İşletmeler genel olarak işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak, belirli dönen varlıkları özellikle stokları ve müşterilerinden alacakları finanse etmek için kısa süreli banka kredilerine başvururlar. Bankalar, risk üstlenerek bankadan fon çıkışı olmadan, ödeme garantileri yoluyla işletmelere finansman, özellikle vadeli alım yapma olanağı sağlarlar. Akreditif açma, poliçe kabulü, teminat mektubu, ödeme garantisi gibi gayri nakdi krediler de verirler. • Finansman bonoları: Genellikle büyük firmalar, bankalar ve finans kuruluşları tarafından basılıp ihraç edilen ve işletmelerin kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çıkarılan borç senetleridir. Finansman bonosu ile fon sağlanmasının üstünlükleri; alternatif yöntemlere göre maliyeti düşük olabilir, formalitenin ve zamanın kısalması, limit olmaması, çıkaran şirkete prestij ve ismini yaygın şekilde duyurma olanağıdır. Bunun yanı sıra finansman bonosu çıkarılmasının sakıncalı yönleri ise belirli iş kollarında tanınmış, itibarı yüksek büyük şirketlerin yararlanabilmesi, kısa süreli bonoların alıcılarının sınırlı olması, bonoların sürelerinde ödenmesi zorunluluğudur. • Factoring: İşletmelerin mal ve hizmet satışından doğmuş veya doğacak kısa süreli ticari alacaklarının faktör adı verilen bir finans kurumu tarafından satın alınarak satış bedelinin vadesinde tahsilinin üstlenilmesi, istenildiğinde vadeden önce belirli bir oranda peşin ödemenin yapılması, tahsil edilememe riskinin karşılanması ve alacak muhasebesinin tutulmasıdır. Faktoring; müşteri, borçlu ve faktoring şirketi olmak üzere genel olarak üç taraflı bir işlemdir. Müşteri, mal ve hizmet satışlarından doğmuş veya doğacak alacakları için faktoring hizmetini talep eden taraftır. Borçlu, mal ve hizmeti vadeli olarak satın alan veya alacak olan taraftır. Faktoring şirketi ise faktoring hizmeti veren taraftır. • Menkulleştirme: tek başına pazarlanabilir niteliği olmayan bazı varlıkların birleştirilip bir portföy ya da havuz oluşturulması ve bu portföyün pazarlanarak menkul değere dönüştürülmesidir. • Diğer kısa süreli kaynaklar: Bu kaynaklar; ödenecek giderler, ödenecek vergi, harç ve sigorta primleri, müşterilerden alınan avanslar, alınan depozito ve teminatlar, geri satın alma anlaşmaları, teşvik fonlarından devletçe verilen işletme kredileri, ana kurum veya bağlı kuruluşlardan alınan kısa süreli krediler, özel finans kurumlarından sağlanan kısa süreli finansman olanaklarıdır.
Orta Vadeli Yabancı Finansman Kaynakları
Orta-uzun vadeli finansman kaynakları sabit varlık alımı veya işletme sermayesinin süreklilik gösteren kısmının finansmanında kullanılır. Genelde vadesi iki ile beş yıl arasında değişir ancak süreleri bir yıl ile sekiz, en fazla on yıl arasında değişen yabancı kaynaklar da orta vadeli finansman kaynakları olarak tanımlanabilir.
Bir işletmenin başlıca orta vadeli finansman kaynakları şunlardır:
• Orta vadeli banka kredileri • Dönen (rotatif) krediler: Rotatif krediler kısa vadeli açık kredi limitine benzer. Müşteri belli bir üst sınıra kadar kredi kullanabilir. Vade genelde beş yıl olup bu sürede müşteri limiti dâhilinde kalmak şartı ile istediği gibi borçlanır, borcunu kapatarak tekrar borçlanabilir. • Orta vadeli satıcı kredileri • Orta vadeli tahviller • Euro krediler • Leasing: Leasing, belirli bir süre için, kiralayan ve kiracı arasında imzalanan ve üreticiden kiracı tarafından seçilip kiralayan tarafından satın alınan bir malın mülkiyetini kiralayanda, kullanımı ise kiracıda bırakan ve belirlenen değer üzerinden sözleşme süresi sonunda malın mülkiyetinin kiralayandan kiracıya geçmesini sağlayan orta vadeli bir finansman yöntemidir. • Forfaiting: Forfaiting, mal ve hizmet ihracatından doğan ve gelecekte tahsil edilecek bir alacağın, vadeden önce satılarak tahsil edilmesidir. Alacağın satıcısına “forfaitist”, devralan kuruluşa ise “forfaiter” denir. • Diğer orta vadeli finansman kaynakları
Uzun Vadeli Yabancı Finansman Kaynakları
Uzun vadeli yabancı kaynak ihtiyacı, genelde işletmelerin kuruluşu sırasında ve büyük girişimlerde bulundukları zamanlarda ortaya çıkar. Bu konuda alınacak bir karar, uzun yıllar işletmenin faaliyeti ve kârı üzerinde etkili olur.
Bir işletmenin başlıca uzun vadeli yabancı finansman kaynakları şunlardır:
• Uzun vadeli banka kredileri • Tahvil: borçlu sıfatıyla düzenleyip sattığı ve nominal değerinin vade tarihinde veya vade tarihine kadar taksitler halinde yatırımcıya geri ödenmesi taahhüdünü içeren, vadesi 365 gün veya daha uzun olan borçlanma aracı tahvil olarak tanımlanmaktadır. • Dönüştürülebilir menkul kıymetler: yatırımcıya elinde bulunan menkul kıymeti önceden belirlenmiş fiyat ve şartlara göre pay senedi ile değiştirme hakkı sağlamakta dolayısıyla sermaye kazancı elde etme olanağı sağlamaktadır.
• Diğer uzun vadeli finansman kaynakları: İşletmelerin pay senedi, tahvil, otofinansman dışında yararlanabileceği birçok uzun vadeli finansman kaynağı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları sendikasyon kredileri, Eurotahviller (Euro-bond), yabancı tahviller, girişimciler için iş melekleridir.
Uzun Vadeli Finansmanda Kullanılan Özkaynaklar ile Yabancı Kaynak Arasındaki Farklar
Uzun vadeli finansmanda kullanılan yabancı kaynak ve özkaynağın işlevleri temelde aynı olsa da bu finansman tercihlerinin farklı özellikleri vardır. Anonim şirketlerde genel olarak özkaynak pay senetlerini, yabancı kaynak ise tahvilleri ifade etmektedir. Özkaynak ile yabancı kaynak arasındaki ilk farklılık, yabancı kaynağın alacaklıya anlaşmalı bir nakit akış seti kazandırmasıdır. Yani, işletme alacaklılarına karşı birtakım nakit akışları ile yükümlü olmaktadır. Özkaynakta ise böyle bir durum söz konusu değildir.
İkinci farklılık, yabancı kaynağın nakit akışlarında önceliğe sahip olmasıdır. İşletmenin tasfiyesi durumunda, önce borçlulara alacakları ödenir, daha sonra özkaynak sahipleri (hissedarlar ya da ortaklar), işletmenin tüm yükümlülükleri ödendikten sonra kalan nakit akışından hak iddia edebilirler. Ayrıca, işletme mali dönem sonunda kâr elde edemese bile alacaklılarına faiz ve anapara ödemelerini yapmak durumundadır. Özkaynak sahipleri ise şirket kâr etse dahi eğer kâr dağıtımına karar verilmemişse temettü talebinde bulunamazlar.
Üçüncü ayrım, borcun vergi avantajına sahip olmasıdır. Faiz giderleri vergi indirimine sahip olduğundan vergi tasarrufu sağlarken kâr payı ödemeleri vergi sonrası nakit akışlarından yapılır. Bu yüzden özkaynağın vergi avantajı yoktur.
Dördüncü ayrım, borcun belirli bir vadeye sahip olmasıdır. Borç için faiz ödemeleri ve anapara geri ödemesi önceden belirlenmiş bir vadeye bağlıdır. Ancak özkaynak için vade genellikle sonsuzdur. Son ayrım ise yönetimde rol alma konusundadır. Özkaynak sahipleri işletmenin yönetiminde aktif rol alabilirken borç sahipleri yönetimde söz sahibi değildir.