AÖF Soru Bankası

Uluslararası TicaretÜnite 7 Özeti

Döviz Piyasası Analizleri

TİC108U-ULUSLARARASI TİCARET

Ünite 7: Döviz Piyasası Analizleri

Giriş

Kitabın bundan önceki bölümlerinde ağırlıklı olarak uluslararası mal ve hizmet ticareti incelendi. Bunlar uluslararası ekonomik ilişkilerin fiziki yönünü oluşturur. Bu konular Uluslararası Ticaret Teorisi ve Uluslararası Ticaret Politikası olarak iki gruba ayrılmıştı. Bu ve izleyen bölümde ise uluslararası ekonomik işlemlerin ödemelerle ilgili yönü ve uluslararası ticaretle ilgili olmayan sınır ötesi para ve sermaye akımları ele alınacaktır. Uluslararası ticaret işlemlerine karşılık olarak bu tür işlemlere de uluslararası parasal işlem adı verilir. Uluslararası İktisat’ın bu konuları inceleyen bölümüne Parasal Uluslararası Parasal İktisat Teorisi veya Uluslararası Finans gibi isimler verilir. Uluslararası parasal teoriye bu bölümde döviz piyasasının incelenmesiyle başlayacağız. Gelecek bölümde ise ödemeler bilançosu konusunu ele alacağız.

Döviz ve Piyasadaki İşlemciler

Bu başlık altında önce döviz ve dövizin alınıp satıldığı piyasa ele alınacak, daha sonrada döviz ve döviz piyasasının işlemcileri ve yaptıkları faaliyetleri açıklanacaktır.

Döviz

Uluslararası ekonomik ve mali işlemlerin yurt içi işlemlere göre başlıca farklılığı bunların en az iki farklı ülkenin ulusal parası ile ilgili olmalarıdır. Genel bir tanımlamayla yabancı ülke paralarına veya paraya bağlı likiditesi yüksek ödeme araçlarına döviz denmektedir.

Döviz piyasaları yabancı paraların alınıp satıldığı ya da bir ulusal paranın başka bir paraya dönüştürülmesine olanak veren ortamlardır. Döviz piyasalarında yapılan işlemlerin büyük bölümü ulusal para ile yabancı paraların birbirine dönüştürülmesi biçimindedir. Ancak doğal olarak bazı tür işlemler de doğrudan veya dolaylı olarak bir yabancı paranın başka bir yabancı paraya dönüştürülmesi biçiminde olabilir.

Yabancı ulusal paralar nakit biçiminde olabileceği gibi banka havaleleri, ödeme emirleri, döviz poliçeleri, mevduat sertifikaları veya seyahat çekleri vs. biçiminde de olabilirler. Bunların likiditesi de oldukça yüksektir. Yani kolayca ve ufak bir masraf karşılığında ilgili oldukları yabancı ulusal paralara dönüştürülebilirler. Döviz piyasalarında bu iki tip ödeme aracı arasında bir ayrım yapılır. Ülkemizde doğrudan nakit şeklinde olanlara efektif, kolayca nakde dönüştürülebilen (likiditesi yüksek) araçlar biçiminde olanlara da “döviz” işlemi denmektedir.

Piyasadaki İşlemciler

Döviz piyasasının iki temel ayağı vardır; birisi interbank piyasası veya toptan piyasa, diğeri de müşteriler piyasası veya perakende piyasasıdır. İnterbank piyasasındaki işlemlerin hacmi milyon dolarlarla ölçülür. Oysa banka ile müşterileri arasındaki perakende piyasada işlemler genellikle küçük miktarlıdır; alınıp satılan miktarın yalnızca bir dolar olmasında bile engel yoktur. Piyasanın bu iki ayağında faaliyet gösteren işlemciler genelde şu grupları

kapsar: Bankalar ve banka dışı mali kurumlar, dış ticaret ve dış yatırım işlemleriyle uğraşan birey veya firmalar, spekülatörler ve arbitrajcılar, merkez bankası ve hazine, döviz brokerleri ve enflasyona karşı korunmak isteyen küçük tasarrufçular.

Bankalar ve Banka-Dışı İşlemciler: Döviz piyasasının temel aracı kurumları bankalardır. Ticari bankalar genellikle hem döviz alım satımıyla hem de sınırların ötesine döviz transferi yapma ve akreditif açmak gibi dış ticaret işlemleriyle uğraşırlar. Ticari bankalar döviz işlemleri genellikle bankanın ayrı bir servisi durumundaki kambiyo departmanlarından yürütürler. Ticari bankalardan başka, ülkemizde olduğu gibi yalnızca anında teslim kayıtlı döviz alım satım işlemleri yapan ve kamuoyunda “döviz büfesi” olarak bilinen banka dışı mali kurumlar da vardır. Bankalar (ve banka dışı işlemciler), alış fiyatından aldıkları dövizi biraz daha yüksek bir satış fiyatından satarak kâr sağlamaya çalışırlar. Piyasa yapımcısı olan bankalar; gerek kendi para piyasalarında gerekse dünyanın başka yörelerindeki piyasalarda öteki bankalarla döviz alışverişi yaparak, stoklarını banka politikası uyarınca belirlenmiş olan işlem hacmi sınırları içinde sürdürmeye çalışırlar. Burada işlem sınırlarının önemini vurgulamak gerekir; çünkü çoğu bankaların kambiyo departmanları bir tür kâr merkezi durumundadır; buralarda dealer olarak görev yapan kimseler ise kazandırdıkları kâr üzerinden pay alırlar.

Dış Ticaret ve Dış Yatırım İşlemleri Yapan Kişiler ve Firmalar: İthalatçılar ve ihracatçılar bu piyasanın temel işlemcileridir. Bunun gibi, dış portfolyo ve dolaysız sermaye yatırımcıları, çok uluslu şirketler ve turistler de ticari veya yatırım faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere döviz piyasasının kullanıcıları arasında yer alır.

Spekülatörler ve Arbitrajcılar: Spekülatörler ve arbitrajcılar piyasada doğrudan işlem yaparak kazanç sağlamaya çalışırlar. Spekülatörler kurlarda bekledikleri değişmelerden kazanç sağlamak üzere alım satım yaparlar. Başka bir deyişle risk üstlenerek kazanç sağlamaya çalışırlar. Arbitrajcılar ise risk üslenmeden aynı dövizin fiyat farklarından kâr elde etmek için alım ve satım işlemleri yaparlar.

Merkez Bankaları ve Hazine: Merkez bankası (bazen de Hazine), döviz piyasasını kâr amacıyla değil, ülkenin döviz rezervlerini belirli düzeyde tutmak (eksikleri piyasadan tamamlamak ve fazlayı piyasada satmak) ve ulusal parası değerini istenen doğrultuda ve ölçüde etkilemek için kullanırlar. Merkez bankasının yaptığı müdahaleler izlenen kur politikasının yürütülmesi ile ilgilidir. Eğer ülkede istikrarlı bir kur politikası benimsenmişse o takdirde, merkez bankası kurdaki ani ve şiddetli yükselmeleri (düşüşleri) önlemek üzere, piyasada döviz satışında (satın alımında) bulunur.

Döviz Brokerleri: Broker, kendisi işleme taraf olmadan alıcı ve satıcıyı bir araya getiren, diğer bir deyişle aracılık görevi yapan kişi (firma)dir. Hizmetinin karşılığında da


taraflardan bir komisyon alır. Anında haberleşmeyi sağlamak üzere broker dünya etrafında yüzlerce banka veya öteki mali temsilcilerle açık telefon bağlantısı kurabilir.

Enflasyondan Korunmaya Çalışan İşlemciler: Türkiye gibi yüksek enflasyonlu ülkelerde, ufak gelir sahipleri gelirlerinin reel değerini enflasyona karşı korumak için bu paraları harcama zamanı gelinceye kadar daha sağlam bazı yabancı paralara dönüştürdükleri görülmektedir. Aslında bu olay enflasyon dolayısıyla ulusal paranın değer biriktirme aracı olma görevini yerine getirememesi demektir ve yaygın deyimle dolarizasyon olarak adlandırılır. Enflasyondaki hızlı artışlara paralel olarak ulusal para yalnız değer biriktirme görevini değil, değişim ve değer birimi olarak kullanılma işlevlerini de yerine getiremeyebilir. İnsanlar bütün bu işlevler için de kısa veya az çok uzun süreler için döviz kullanma yoluna gidebilirler.

Döviz Talebi ve Döviz Arzı

Döviz piyasasının müşterileri, yani alıcı ve satıcı durumunda olanlar uluslararası ticari, mali işlem yapan veya spekülatif faaliyette bulunan gerçek kişilerle firmalar veya öteki ticari ve mali kurumlardır. Bankalar, esas fonksiyonları alım ve satıma aracılık etmekle birlikte, bazen kendileri de doğrudan alıcı veya satıcı olarak bu piyasaya girerler. Nihayet, belirli durumlarda merkez bankası da kurlara müdahale amacıyla bu piyasaya alıcı ve satıcı olarak girer. Döviz piyasasında döviz talep edenlerin amaçları, uluslararası mal ve hizmet ticaretinde bulunmak, sınır ötesine sermaye çıkartmak, ulusal para tasarruflarını enflasyona karşı korumak ve arbitraj ile spekülasyon yapmak biçiminde olabilir. Normal koşullar altında ilk iki neden en önemli yeri tutar. Diğer bir deyişle, ithalatçılar yurt dışından mal ve hizmet ithali için ellerindeki ulusal para fonlarıyla döviz satın alır, yani döviz talebinde bulunurlar. Bunun gibi, yurt dışına mal ve hizmet ihraç edip de döviz geliri elde eden ihracatçılar, bu dövizleri ulusal paraya dönüştürmek için bankaya satmakla döviz arz etmiş olurlar.

Piyasadaki İşlem Türleri

Döviz piyasasında işlemler üç türlü olabilir: Anında teslim işlemleri, vadeli teslim işlemleri ve swap işlemleri.

Anında Teslim İşlemleri: Anında işlemler, alınıp satılan paraların ilke olarak anlaşmaya varıldığı anda teslimi kaydıyla gerçekleştirilen işlemlerdir. Bununla birlikte, anlaşmaya varılır varılmaz taraflardan birinin dövizi, diğerinin de kararlaştırılan kur üzerinden bunun karşılığı olan ulusal parayı teslim etmesi durumu daha çok nakit döviz işlemlerinde görülür. Örneğin; bir bankada efektif döviz satın alımı veya satışı bu şekilde gerçekleştirilir.

Vadeli Teslim İşlemleri: Vadeli teslim işlemlerine yalnızca vadeli işlem de denmektedir. Bunlar gelecekte bir tarihte belirli miktar ulusal para ödenerek (sabit bir kurdan) belirli miktarda yabancı paranın satın alınması veya satılması için yapılan sözleşmelerdir. Vadeli alım veya satım sözleşmeleri de dolaysız veya dolaylı biçimde yapılabilirler. Vadeli döviz alım veya satım işlemleri

müşteri ile çoğunlukla bir banka arasında imzalanan sözleşmeler biçiminde yapılır. Sözleşmede alınacak veya satılacak dövizin cinsi, miktarı, uygulanacak kur, ödeme ve dövizin teslim tarihine ilişkin bilgiler yer alır.

Döviz Piyasalarında Swap Biçiminde Yapılan (Geri Dönüşümlü) İşlemler

Döviz piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin bir bölümü de swap biçiminde yapılır. Swap bir yabancı paranın, belirli miktarının teslim tarihleri (valör) farklı olmak üzere, aynı anda alınması ve satılması biçiminde yapılan işlemlere verilen addır. Bunlara geri dönüşümlü işlem de denebilir. Alım ve satım işlemleri aynı karşı taraf, yani banka veya bir broker ile yapılır. İki işlem birbirine bağlı olarak gerçekleştirilir. Anlaşma aynı karşı taraf ile tek işlem biçiminde yapıldığı, başka bir deyişle araya bir zaman farkı girmediği için kur riski söz konusu olmaz. Swap biçiminde yapılan döviz işlemleriyle döviz swapları farklı kavramlardır. Döviz swapları, faiz oranı swapları gibi, firmalar arasında sağlanan kredilerin faiz ödemelerinin değiş tokuş edilmesine dayanır. Döviz swapı bir kredi işlemidir. Başka bir deyişle bir firmanın belirli bir yabancı para üzerinden bulmuş olduğu kredinin yine o yabancı para ile ödenecek olan faizinin, başka bir firmanın ondan farklı bir yabancı para ile elde etmiş olduğu kredinin faizi ile değiştirilmesi işlemidir. Kredi swaplarının bir diğer türü de faiz swaplarıdır. Burada iki firma aynı yabancı para ile borçlanmıştır. Borcun anaparası da aynıdır. Fakat birisi sabit faizli borçtur (tahvil borçları gibi) diğeri ise değişken faizli bir kredi (banka kredileri gibi)dir. Dolayısıyla firmalar aralarında bir swap işlemi yapmakla sabit faizle borçlanan değişken faizi, değişken faizle borçlanan da karşı tarafının sabit faizini öder. Bu işlemi yapmaktaki amaç firmaların en uygun faizle borçlanabildikleri ulusal para ile borçlanıp borçlanma maliyetini daha da düşürebilmeleridir.

Döviz Kuru

Yabancı paraların fiyatına döviz kuru veya döviz fiyatı denildiğini biliyoruz. Daha genel bir ifade ile döviz kurunu bir ulusal para ile yabancı para arasındaki değişim oranı biçiminde de tanımlayabiliriz.

Dolaysız Kotasyon ve Dolaylı Kotasyon

Döviz kurunun yabancı para birimi başına ulusal para miktarı olarak tanımlanmasına dolaysız kotasyon denmektedir. Avrupa yöntemi ile kur belirleme olarak da bilinir. Döviz kuru, bir birim ulusal para karşılığı olan yabancı para miktarı biçiminde de ifade edilebilir. Buna da dolaylı kotasyon veya “Amerikan yöntemi” adı verilir. Bu sistem bir öncekinin tersidir.

Alış Kuru, Satış Kuru ve Kur Marjı

Döviz kurları “döviz alış kuru” ve “döviz satış kuru” olarak ayrı ayrı belirlenir. Alış kuru, satış kurundan daha düşük olur ve aradaki fark işlem giderleriyle bankanın kârını kapsar. Hatırlatmak gerekir ki, bir paranın satış kuru öbür paranın alış kurudur. TL karşılığı dolar almak isteyen bir kimse aynı zamanda dolar karşılığı TL arz etmiş olmaktadır. Alış ve satış fiyatları arasındaki farka marj


(spread) adı verilir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, alım ve satım marjı içinde bankanın kârı bulunmakla birlikte, bunun tümü kâr değildir; işleme aracılık eden kurumun masrafları da bu marjdan karşılanır.

Kur Marjını Etkileyen Faktörler

Genellikle piyasada yoğun biçimde alınıp satılan (işlem hacmi yüksek) dövizlerde alım satım kurları arasındaki marj düşük, buna karşın fazla işlem görmeyen dövizlerde yüksektir. İşlem hacmi arttıkça marjın azalması doğaldır; çünkü tüm işlemlerde yapılan sabit giderler aynıdır. Diğer yandan, döviz piyasalarında hızlı bir istikrarsızlık (kurlarda aşırı yükseliş veya düşüşler) yaşandığı dönemlerde marjlar artar. Çünkü banka aldığı ve sattığı dövizin yarattığı net değişmeyi, karşı bir işlemle dengeleyebileceğinden tam olarak emin değildir. Açık veya fazla pozisyon alması, bir risk yüklenmesi demektir. İstikrarsızlık bekleyişlerinin ortaya çıkması bile bu konuda yeterli bir riskin bulunması anlamına gelir. Bir diğer nokta da efektif kurlarda marjın dövize göre daha geniş olmasıdır; yani nakit yabancı paralar, banka havalelerine göre banka tarafından daha düşük kurdan satın alınır ve daha yüksek kurdan satılırlar. Bunu nasıl açıklamak gerekir? Bir neden, yukarıda değinildiği üzere efektif dövizlerin ufak miktarlarda alınıp satılmasıdır. Diğer bir neden de bankanın kasasında bulundurulan nakit dövizlerin hiçbir faiz geliri sağlamamasıdır. Sonra, bütün mali kurumların durumu aynı olmaz. Nihayet bir diğer etken de döviz piyasalarının dağınıklığıdır.

İki Para Arasındaki Dolaysız Kur ve Çapraz Kur

Dünyanın değişik yörelerinde döviz ticareti ile uğraşan bankalar ve öteki mali kurumlar döviz kurlarının belirlenmesinde genellikle Amerikan doları ile kendi ulusal paraları arasındaki değişim oranını esas alırlar. Diğer bir deyişle; dolar, dünyadaki döviz piyasalarında âdeta bir değer standardı görevi yapar. Kurların bu şekilde dolar cinsinden ifadesi, kur hesaplamaları açısından büyük kolaylık sağlar. Çünkü çeşitli ülkelerin döviz piyasalarında, kurlar Amerikan doları ile kendi ulusal paraları arasındaki oran biçiminde ifade edildiğinde buradan, dolar dışı iki farklı ulusal para arasındaki değişim oranı otomatik biçimde hesaplanabilir. Aynı iki ulusal para arasında piyasada fiilen uygulanan kurlar dolaysız kurlardır. Buna karşılık, çapraz kur yöntemiyle hesaplananlar ise dolaylı kur adını alır. Eğer işlem giderlerinin sıfır olduğu kabul edilirse, dolar dışı iki ulusal para arasında piyasada geçerli olacak dolaysız kurlar, bu paraların her birinin dolar karşısındaki değişim oranına göre hesaplanacak kurlardan (dolaylı kurlar) farklı olamaz. Çünkü böyle bir farklılığın ortaya çıkması, arbitraj faaliyetini kârlı duruma getirir ve bunun sonucunda da dolaysız ve dolaylı kurlar arasındaki uyumsuzluk ortadan kalkar.

Döviz Arbitrajı ve Döviz Spekülasyonu

Bu başlık altında döviz arbitrajı ve döviz spekülasyonu incelenecek ve iki kavramın temel özellikleri ve farklılıkları ele alınacaktır.

Döviz Arbitrajı

Döviz, menkul değer, ticari mal veya üretim faktörü gibi bir ekonomik varlığın aynı andaki fiyat farklılıklarından kazanç sağlamak üzere eşanlı olarak alınıp satılması (veya satılıp alınması) biçimindeki işlemlere arbitraj adı verilir.

Yer Arbitrajı: İki Uçlu Arbitraj

Döviz arbitrajı, bir ulusal paranın diğer ulusal para karşısındaki değişim oranının (kurunun) çeşitli piyasalarda aynı andaki farklılıklarından kaynaklanmış olabilir. Arbitrajcı, çeşitli piyasalar arasındaki alım satım işlemlerini aynı banka kanalıyla yapar; bu banka, örneğin söz konusu iki piyasada şubesi bulunan çokuluslu bir banka da olabilir. Tek banka kanalıyla, aynı anda bir piyasada alış, diğer piyasada da satış işlemi yapıldığı için, kur değişimlerinden dolayı bir riske katlanmak gerekmez.

Döviz Spekülasyonu

Genel bir tanımlamayla spekülasyon, bir kimsenin kendi yaptığı tahminlere dayanarak, fiyatında yükselme beklediği ekonomik varlığı satın alması, fiyatında düşme beklediklerini ise satması yoluyla bir kâr sağlama faaliyetidir. Eğer tahminler doğru çıkarsa kâr elde edilir, tersi durumda ise bir zarar vardır. Arbitraj ve spekülasyon birbirinden farklı işlemlerdir. Arbitrajcı hiç risk üslenmezken, spekülatörün tüm faaliyeti riskle oynamaktır.

Perakende ve Toptan (Interbank) Döviz Piyasaları

Bankalar döviz piyasasının vazgeçilmez kuruluşlarıdır. Müşteriler döviz işlemlerinin büyük bir bölümünü bankalarla gerçekleştirirler.

Bankalar ve Uluslararası Ödeme İşlemleri

Bazı büyük bankalar, özellikle dış ticaretin finansmanı ve uluslararası mali işlemler konularında uzmanlaşmışlardır. Uluslararası ödeme konularında faaliyet gösteren bankaların, yurt dışındaki işlerini gördürebilmeleri için o ülkelerdeki belirli bankalarla ilişki kurmaları zorunludur. Böylece iki ayrı ülkede faaliyet gösteren ve karşılıklı olarak birbirlerinin işlerini yürütmek üzere aralarında anlaşma bulunan bankalara muhabir banka adı verilir. Muhabir banka bazen, çokuluslu bir bankanın yabancı ülkede faaliyet gösteren şubesi de olabilir. Ancak bu zorunlu değildir, tamamen ayrı bankalar arasında da varılan anlaşma gereği muhabirlik ilişkisi kurulabilir.

Perakende ve Interbank Döviz İşlemleri

Döviz işlemlerinde bankanın karşılaşacağı risk, beklenmedik kur değişimlerinden ortaya çıkar. Örneğin; kurlardaki bir düşme, bankanın elindeki döviz rezervlerinin değerini azaltarak bankayı kayba uğratır. Eğer belirli süre içerisinde bankanın yabancı bir para (diyelim ki dolar) üzerinden, müşterilerinden satın aldığı miktar ile onlara yaptığı satışlar (veya alım ve satım yükümlülükleri) birbirine eşitse, bankanın söz konusu döviz üzerindeki pozisyonunda bir değişme olmaz; dolayısıyla bir döviz riski ile de karşılaşılmaz. Oysa eğer satın alınan (veya satın alma yükümlülüğü altına girilen) döviz miktarı satış (veya


üstlenilen satış yükümlülüğü) tutarından fazla ise o takdirde döviz rezervlerinde bir artışla karşılaşılır. Bu duruma, bankanın ilgili yabancı para üzerinde fazla (uzun) pozisyon alması denir veya bunun tersi olabilir, yani banka aynı para üzerinden satın aldığından daha fazla döviz satışında bulunmuştur. Buna da eksik (kısa) pozisyon adı verilir.

Bankaların Döviz Riski Yönetimi

Bankaların uyguladıkları risk yönetimi politikası çerçevesinde fazla veya eksik pozisyonlarını kapatıcı yöndeki faaliyetlerine açık pozisyonu denkleştirme denir. Firmalar vadeli işlem yapmakla riski bankaya devretmiş, kendilerini riskten korumuş olurlar. Fakat bankalar da yüklendikleri bu riskten kendilerini korumak üzere risk yönetimi işlemleri yapmak zorundadırlar.

Ulusal Paranın Konvertibilitesi

Latince kökenli bir kelime olan konvertibilite, değiştirme veya dönüştürme gibi anlamlara gelir. Konvertibilite ülkede ulusal yasaların serbest döviz işlemi yapılmasına izin vermesi demektir. Hükûmet döviz işlemleri üzerindeki serbestiyi sınırlandırdığı ölçüde ulusal para konvertibiliteden uzaklaşır, yumuşak para özelliğine sahip olur. Konvertibilite, uluslararası ödeme ve denkleştirme işlemlerini bürokrasiden kurtarması, dış ticareti ve dış mali ilişkileri geliştirmesi ve dünya ekonomisinin karşılaştırmalı üstünlük modeline uygun biçimde gelişmesine katkıda bulunması gibi yönlerden önemli yararlar sağlamaktadır.

Döviz Piyasasının Diğer Piyasalardan Farkları

Döviz piyasalarının diğer piyasalara göre önemli bazı farklılıkları üzerinde durulacaktır. Bunları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

a. Döviz piyasaları döviz arz ve talep edenlerin doğrudan karşılaştıkları piyasalar değildir: Bu piyasalarda örneğin mal piyasalarından farklı olarak arz ve talep edenler genellikle hiç yüz yüze gelmezler. b. Döviz piyasaları belirli bir borsa biçiminde örgütlenmiş piyasalar değildir: Döviz işlemleri, örneğin menkul kıymetler borsasında olduğu gibi, belirli yerde kurulu ve örgütsel yapıya sahip borsalarda yapılmaz. c. Piyasa yapımcılığı: Daha önce de belirtildiği gibi, döviz piyasasında faaliyet gösteren bazı büyük bankalar çoğunlukla piyasa yapımcısı durumundadır. d. Müşterinin ihtiyaçlarına göre sözleşme yapılabilmesi: Döviz piyasaları menkul kıymet borsaları gibi örgütlenmemiş piyasalardır. e. Döviz piyasaları küresel nitelikteki piyasalardır: Yukarıda belirtildiği gibi, döviz ticaretiyle uğraşan kurumlar daha çok büyük mali merkezlerde ve özellikle menkul kıymetler borsalarına yakın yerlerde toplanmışlardır. f. Yeryüzünde döviz piyasası hiç kapanmayan bir piyasa durumundadır: Kıtalar arasındaki saat

farkları nedeniyle, 24 saat içerisinde dünyadaki döviz piyasalarından hiç değilse birisi açıktır. g. Döviz piyasaları tam rekabet piyasalarına oldukça yakın piyasalardır: Eğer piyasalara hükûmet müdahalelerinin minimum düzeylerde olduğu varsayılırsa, döviz piyasaları tam rekabet piyasalarının koşullarına büyük ölçüde uygunluk gösterirler.

Döviz Piyasasının Fonksiyonları

Döviz piyasasının üç temel işlevi vardır. Bunlar; satın alma gücünün transferi, kredi sağlama ve kur riskinden korunmadır:

Satınalma Gücü Transferi

Döviz piyasasının temel fonksiyonu ulusal paraların birbirine dönüştürülmesini sağlayarak uluslararası ticaret, yatırım veya mali fon transferine olanak vermesidir. Eğer döviz piyasaları olmasaydı, bir ülkede yerleşik kişilerin sahip oldukları ve normal koşullar altında o ülkenin anaparasına bağlı olan servetlerin o ülke sınırlarının dışına çıkartılabilmesi çok güç veya olanaksız olurdu.

Kredi Sağlama

Normal olarak ihracatçının malın sevkinden önce, örneğin malı piyasadan tedarik etmek veya imal ettirmek için, ithalatçının da stoklara ilâve ettiği malı satıncaya kadar kısa vadeli finansmana ihtiyaçları olabilir. Piyasa, yine bu tür ihtiyaçlar için ilgililere kredi sağlama olanaklarına sahiptir.

Riskten Korunma

Gerek mal ticareti ile uğraşan ithalatçı ve ihracatçılar, gerekse yabancı piyasalarda ödünç fon arayanlar veya dış yatırım yapmak isteyenler beklenmedik kur risklerinden bir zarara uğrayabilirler. O bakımdan da kur risklerini gidermeye veya en aza indirmeye yönelik işlemlere ilgi duyarlar. Döviz piyasasının önemli bir fonksiyonu da ilgili taraflara kur riskinden korunma olanağı sağlamasıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında