AÖF Soru Bankası

Uluslararası TicaretÜnite 6 Özeti

Dış Ödemeler Bilançosu Analizleri

TİC108U-ULUSLARARASI TİCARET

Ünite 6: Dış Ödemeler Bilançosu Analizleri

Giriş

Parasal uluslararası iktisat teorisinin en temel konularından birisi, dış ödemeler bilançosudur. Ülkenin uluslararası ekonomik ve mali işlemlerinin gruplandırılarak incelenmesi, ödemeler bilançosu açık ve fazlaları, dış dengesizliklerin giderilmesi, iç ve dış dengenin birlikte sağlanması bu çerçevede ele alınan başlıca konulardır.

Dış Ödeme Dengesizliklerinin Önemi ve Etkileri

Dış ödemeler bilançosu, ülkelerin belirli bir dönem içerisindeki dış ekonomik ve mali ilişkilerinin durumunu gözler önüne serer. Ülkenin mal, hizmet ve sermaye akımları gibi işlemler dolayısıyla dış dünyadan sağladığı gelirlerin dışarıya yaptığı ödemelere eşit olup olmadığını ortaya koyar. Bir ülkenin dış ödemeler bilançosundaki denge ya da dengesizlik, o ülkenin uluslararası ödeme gücündeki iyileşme ya da bozulmaları yansıtır, dolayısıyla da çoğu kez o ülkenin uluslararası alandaki ekonomik ve mali itibarının bir göstergesi olarak yorumlanır. Dış ödemeler dengesi, uygulanan ekonomik ve mali politikaların bir sonucudur.

Dış ödemeler bilançosundaki bir açık veya fazla ülke ekonomisi üzerinde oldukça geniş kapsamlı etkiler doğurur. Ülkedeki millî gelir ve çalışma düzeyi, kalkınma hızı, döviz kurları, enflasyon oranı, ücret artışları, gelir dağılımı ve dış borçlar gibi temel ekonomik değişkenler dış ödemeler dengesinden doğrudan etkilenir. Dolayısıyla ülkenin dış ekonomik ilişkilerinin sağlıklı bir yolda olup olmadığının belirlenmesi, bir sorun varsa gerekli önlemlerinin zamanında alınması ve politika düzenlemelerinin yapılması için, ödemeler bilançosu istatistiklerinin sürekli olarak izlenmesi gerekir.

Ekonomik ve mali politikaların belirlenmesinde yalnızca ülkenin kendi dış denge durumunun izlenmesi de yeterli değildir. Bu amaçla dünya ekonomisinin genel gidişi ve ülkenin yakın ekonomik ilişkide bulunduğu ülkelerdeki gelişmeler de gözden uzak tutulmamalıdır. Dış ödemeler bilançosu hükûmet yetkilileri açısından olduğu kadar, dış ticaret ve yatırımlarla ilgili tüm kişi, firma ve kuruluşlar bakımından da önemli bir göstergedir. Yabancı tahvil, hisse senedi, hazine bonosu, banka mevduatı biçimindeki uzun veya kısa vadeli mali varlıklara yatırımda bulunmak isteyenlerle yabancı ülkelere dolaysız yabancı sermaye yatırımı yapmayı planlayanlar da ödemeler dengesindeki gelişmelerle ilgilenirler.

Geleneksel teoriye göre, bir ülkenin parasının dış değerindeki değişmelerle (döviz fiyatlarının tersi) onun gerçekleştirdiği uluslararası ticaret akımları arasında sıkı bir ilişki vardır. Dış ticaret fazlası veren ülkelerin paraları döviz piyasalarında değer kazanır, ticaret bilançosu açık veren ülkelerin paraları da değer kaybeder. Bugün ise, ulusal paranın dış değerindeki değişmeler açısından ülkenin uluslararası ticaret akımlarının yanında sermaye akımlarının da büyük önem taşıdığı görülmektedir. Bu alandaki gelişmeleri de yine ödemeler bilançosundan izlemek gerekir.

Ödemeler Bilançosunun Temel Yapısı

Ödemeler bilançosu genellikle, bir ülkede yerleşik kişilerin (gerçek kişi veya firma) belirli bir dönem boyunca yabancı ülkede yerleşik kişilerle yaptıkları tüm ekonomik işlemlerin sonucunu gösteren sistematik bir kayıt biçiminde tanımlanır. Ödemeler bilançosu kayıtları genellikle bir yıllıktır.

Ödemeler bilançosunun belirli bir dönem boyunca gerçekleştirilen işlemleri göstermesi, bunun bir stok değil, akım kavramı olmasını ifade eder. Örneğin; ödemeler bilançosu, ülkenin birikmiş dış borç veya varlıklarının tutarını göstermez, ama bunlardaki yıllık değişmeleri göz önüne serer. O bakımdan dış ödemeler bilançosu kavramı ticari işletmelerin bilançolarına değil, kâr zarar hesaplarına benzerler.

Ekonomik İşlem ve Ülkede Yerleşik Olma

Uluslararası ekonomik işlemler ele alınan ülke ile dış dünya arasındaki mal, hizmet ve faktör akımlarını içerir. Faktör akımları da sermaye, emek ve teknolojiden oluşur. Uluslararası ekonomik işlemlerin sonucunda genellikle parasal bir ödeme vardır; ilke olarak mal, hizmet veya teknoloji ihraç ya da yabancı sermaye ithal eden bir ülkeye döviz girer, tersi durumlarda ise ülkeden döviz çıkar. Bununla birlikte, gerçekleştirilen tüm ekonomik işlemler karşılığında bir ödeme yapıldığı sanılmamalıdır. Ödemeler bilançosunun tanımına göre, dış dünya ile yapılan ekonomik işlemler ister parasal bir ödeme gerektirsin isterse gerektirmesin, ödemeler bilançosuna kaydedilmelidirler.

Ülkede yerleşik olma, normal olarak ekonomik faaliyetlerini o ülkede yürüten kişi, firma ve kamu kuruluşlarını ifade eder, uluslararası ekonomik ilişkiler açısından ülkede yerleşik olma, sahip olunan yurttaşlıkla aynı olmayabilir.

Ülkede yerleşik olma ilkesinin istisnaları da vardır. Örneğin; ülkede sürekli oturan yabancı ülke temsilcileri (yabancı elçilik ve konsolosluk görevlileri, diplomatlar gibi), yabancı silahlı kuvvetler mensupları, vb. oturdukları değil, yurttaşı bulundukları ülkede yerleşmiş kişiler olarak işlem görürler. Şirketlerin ise tüzel kişiliği vardır. Bir şirket normal olarak, kurulduğu ülkede yerleşik sayılır. Ana merkezin dışında açılan şubeler ise normal olarak faaliyetini yürüttüğü yabancı ülkede yerleşik kişi (tüzel kişi) kabul edilir.

Alacaklı ve Borçlu İşlemler

Alacaklı işlemler: Ülkede yerleşik kişiler lehine yabancılar üzerinde bir alacak hakkı doğuran işlemlerdir, ödemeler bilançosunun aktifine kaydedilir. Genel olarak alacaklı işlemler ülkeye bir döviz girişi sağlarlar, örneğin mal veya hizmet ihracı veya yabancı sermayedarların ülkede menkul değer satın almaları durumunda olduğu gibi. Bazen de alacaklı bir işlem yapıldığı hâlde, ülkeye döviz yerine bir mal girmesi veya ülkede yerleşik kişilerin dışarıda vadeli bir alacak hakkı (yabancılara açılan krediler) elde etmeleri


de söz konusu olabilir. Ülkeye mal şeklinde gelen dolaysız yabancı sermaye ile vadeli ihracat satışları bu duruma örnektir.

Borçlu işlemler: Yabancılar lehine, ülkede yerleşik kişiler üzerinde bir alacak hakkı doğuran işlemlerdir, bilançonun pasifine kaydedilirler. Borçlu işlemler de genellikle ülkeden döviz çıkışı sonucu doğurur veya dışarıya karşı borçları artırırlar. Örneğin; mal ve hizmet ithali, yabancı tahvil veya hisse senedi satın alınması veya yurt dışına karşılıksız yardım yapılması gibi. Böylece ödemeler bilançosu, alacaklı ve borçlu işlemlerin kaydedildiği genel bir hesap görünümündedir.

Uluslararası Ticari İşlemlerin “İkilik” Özelliği

Her uluslararası ekonomik işlem, ilgili ülkelerden birine fiziki mal ve hizmetlerin devrini, diğerine de bunun karşılığı olan parasal kaynakları talep etme hakkını sağlar. Uluslararası ekonomik ve mali işlemlerin çoğunda böyle bir ikilik vardır. Bir kayıt tekniği olarak, ödemeler bilançosu Çift Kayıtlı Muhasebe Sistemi’ne göre tutulur. Bu yöntemde, ikilik özelliğine uygun olarak örneğin bir borçlu işlem, ilgili hesabın borçlu yanına kaydedildikten sonra, başka bir hesabın da alacaklı yanına kaydedilir. Bir alacaklı işlem de ilgili hesabın alacaklı, başka bir hesabın da borçlu kısmında gösterilir. Böylece aynı işlemin iki ayrı hesabın ters yanlarına kaydedilmesi bunların denkleştirilmesi sonucunu doğurur.

Çift kayıtlı muhasebe tekniğinin bir özelliği olarak ödemeler bilançosunun alacaklı yanının toplamı, daima borçlu yanının toplamına eşit çıkmalıdır. Bu ise ödemeler bilançosunun muhasebe kayıtları anlamında her zaman denk olması demektir. Ama elbette bu, ekonomik anlamda dış dengenin sağlanmış olduğu anlamına gelmez.

Otonom ve Denkleştirici İşlemler

Ödemeler bilançosunun temel hesap grupları şunlardır: Cari işlemler hesabı, sermaye hesabı ve resmî rezervler hesabı. Bir de istatistik farklar veya net hata ve unutmalar diye bilinen tek kalemlik bir hesap vardır. Bu kayıt, hesaplar arasında denklik sağlamak amacıyla kullanılır.

Cari işlemlere mal ve hizmet akımlarıyla ilgili işlemler ve sermaye hesabına da sınır ötesi sermaye işlemleri kaydedilir. Resmî rezervler hesabı ise merkez bankasının piyasaya müdahalede bulunarak yaptığı döviz alım ve satımları sonucu ülkenin resmî uluslararası rezervlerindeki net değişmeyi gösterir.

Cari işlemler ve sermaye hesabına kaydedilen işlemler otonom niteliktedir. Bunlar ekonomik hayatın normal işleyişine göre yapılan işlemlerdir. Ödemeler bilançosunda ekonomik anlamda bir açık veya fazla doğuran işlemlerdir. O bakımdan bunlara otonom işlemler adı verilir; bazen de dengesizlik doğuran işlemler denir. Çizgi üstü işlemleri olarak da adlandırılırlar.

Buna karşılık, resmî rezerv değişmeleri denkleştirici işlemleri oluşturur. Merkez bankasının bu tür işlemler yapması dış dünya ile yürütülen mal, hizmet ve sermaye

akımlarının, yani otonom işlemlerin sonucuna bağlıdır. Bunlar merkez bankasının döviz piyasasına müdahaleleri biçiminde gerçekleştirilir ve resmi döviz rezervlerinde net bir artış veya azalışa neden olurlar. Denkleştirici işlemler, otonom işlemlerin sonucunda ortaya çıkan dengesizliğin neden olduğu işlemlerdir, çizgi altı işlemleri olarak da adlandırılırlar.

Ödemeler dengesi işlemlerinin otonom (veya çizgi üstü) ve denkleştirici (çizgi altı) diye gruplandırılması dış açık ve dış fazlaların belirlenmesi bakımından büyük önem taşır. Çünkü bir dengesizlik doğuranlar otonom işlemlerdir. Denkleştirici olanlar ise bu dengesizliklere bağlı olarak merkez bankasının gerçekleştirdiği dış rezervleri doğrudan etkilerler.

Ödemeler Bilançosunun Ana Hesap Grupları

Ödemeler bilançosunun kolayca anlaşılabilir ve yorumlanabilir bir araç olarak kullanılabilmesi için, ülkenin dış dünya ile yaptığı borçlu veya alacaklı işlemler ortak özelliklerine dayanarak belirli hesap gruplarına kaydedilirler.

Cari İşlemler Hesabı

Ödemeler bilançosu içinde en fazla önem verilen bölüm cari işlemler hesabıdır. Mal ticareti, hizmet ticareti ve tek yanlı transferleri kapsar.

Mal Ticareti

Mal ticareti yerine bazen görünür ticaret deyimi kullanılır. Mal ithalat ve ihracatı çoğu ülkelerin uluslararası ekonomik işlemleri içinde en büyük yeri tutar. Mal ticareti reel ekonomideki gelişmelerin en somut bir göstergesidir. Mal ihracatı ülkeye döviz kazandıran başlıca işlemdir. Kayıt tekniği açısından alacaklı bir işlem olarak aktif kısmına kaydedilir. Bunun tersine, mal ithalatı yabancılar lehine alacak hakkı doğurması dolayısıyla borçlu bir işlem olarak kaydedilir. Toplam mal ithalatı ile toplam mal ihracatı arasındaki farka, dış ticaret bilançosu adı verilir. Bu kavram dış ödemeler bilançosu ile karıştırılmamalıdır. Ödemeler bilançosu ülkenin tüm uluslararası gelir ve giderlerini, dış ticaret dengesi (bilançosu) ise yalnızca dar anlamda mal ithal ve ihracını kapsar.

Uluslararası Hizmetler

Ülkenin hizmet ithali ve ihracından kaynaklanan ödeme akımları da cari işlemler bilançosunun hizmetler bölümünde yer alır. Hizmet ithal ve ihracına görünmez ticaret de denir. Dış turizm, uluslararası taşımacılık, uluslararası bankacılık ve sigortacılık, lisans bedelleri, kiralar, komisyonlar vs., yurt dışı resmî hizmetler, dış yatırım kazançları ve yurt dışı işçi gelirleri uluslararası hizmetler kapsamındaki bazı işlemlerdir. Toplam uluslararası hizmet gelir ve gideri arasındaki farka hizmetler (görünmez işlemler) bilançosu adı verilir.

Uluslararası Faktör Gelir ve Giderleri

Yurt içindeki yabancı sermaye şirketlerinin faaliyetlerinden kazanıp yurt dışına transfer ettikleri kârlar, ülkeye yapılan


uzun ve kısa süreli yabancı mali yatırımların geliri olarak dışarıya gönderilen paralar (faizler ve temettüler) veya dış borçlara ödenen faizler bu grupta yer alır. Bunun gibi, ülkede yerleşik kişilerin yurt dışında yaptıkları doğrudan yatırımlardan sağladıkları kârlar veya dış mali yatırımlardan elde ettikleri faiz ve temettü kazançları ile açılan dış kredilerin faiz gelirleri de alacaklı işlemler olarak dış âlem faktör gelirleri arasına kaydedilir. Uluslararası faktör gelirleri hesabına emek hareketinden kaynaklanan gelir ve giderler de kaydedilmektedir.

Tek-Yanlı Transferler

Ülkeler arasında bağış ve hibe şeklinde yapılan işlemler bu gruba girer. Karşılığında hiçbir ödemede bulunmak gerekmediği için, bu tür işlemlere tek yanlı veya karşılıksız transfer denmiştir. Bağışta bulunanın kişiliğine göre tek- yanlı transferler resmî veya özel nitelikte olabilirler. Hükûmetlerin hibe şeklindeki parasal yardımları, gıda ve ilaç gibi ayni (mal) yardımları, eğitim, sağlık, kültür gibi ticaret dışı alanlarda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlara ödedikleri aidatlar, bütçelerine yaptıkları katkılar, vb. resmî tek-yanlı transferler grubuna girerler. Benzer şekilde, özel kişi veya işletmelerin yabancılara yaptıkları bağışlar veya gönderdikleri hediyeler de özel tek- yanlı transfer işlemleridir. Ülkemizde ise yurt dışında çalışan işçilerin gönderdikleri dövizlerle sürekli oturmak üzere ülkeye göç edenlerin beraberinde getirdikleri paralar karşılıksız transfer kabul edilerek bu hesaba kaydedilir. Yapılan bir karşılıksız transfer de bağışta bulunan ülke açısından borç işlemi niteliğindedir. Dolayısıyla bu tür işlemler tek-yanlı transferler hesabının borçlu yanına kaydedilirler.

Cari İşlemler Dengesi

Cari işlemlerin alacaklı ve borçlu kısımları toplamı arasındaki farka cari işlemler bilançosu adı verilir. İki taraf toplamının birbirine eşit çıkması cari işlemler bilançosunun dengede olmasını, alacaklı kısım toplamının borçlu kısımdan büyük olması cari işlemler bilançosunun fazla vermesini, tersi de cari işlemler açığını ifade eder.

Cari işlemler dengesi net mal ve hizmetler bilançosu ile tek- yanlı transferler bilançosu toplamına eşittir. Cari işlemler bilançosu dış ticaret bilançosu, uluslararası hizmetler bilançosu, uluslararası Faktör Gelir ve Giderler bilançosu ve karşılıksız transferler bilançolarını kapsadığı için ülkenin uluslararası işlemleri ile millî geliri arasında doğrudan bir ilişki kurmaktadır.

Sermaye Hesabı

Ülkenin dış dünya ile gerçekleştirdiği sermaye giriş ve çıkışları sermaye hesabına kaydedilir. Sermaye işlemleri, genelde bir ülkede yerleşik kişi ve kuruluşların yabancı bir ülkede yaptıkları fiziki yatırımlarla (üretim tesisleri, bina, arazi, vs.), sınır ötesine aktarılan mali fonlardan (yabancı tahvil, hisse senedi, hazine bonosu, vs. alım-satımı, yabancı ülke bankalarında vadeli hesap açtırılması gibi) oluşur. Ödemeler bilançosu açısından, yurt dışından ülkeye

sermaye girişi bir alacak işlemi, ülkeden sermaye çıkışı da bir borç işlemidir.

Sermaye hesabındaki toplam alacaklı ve borçlu işlemlerin net bakiyesine uluslararası sermaye bilançosu adı verilir. Sermaye bilançosunun borçlu bakiye vermesi, ülkenin bilanço dönemi içerisinde net olarak dış dünya üzerindeki mali veya fiziki sermaye yatırımlarının arttığını, alacaklı bakiye vermesi ise dışarıya ihraç ettiğinden daha fazla yabancı sermayeyi ülkeye çekebildiğini ifade eder.

Resmî Rezervler Hesabı

Bu hesapta merkez bankasının döviz piyasasına yapmış olduğu müdahalelerin sonucunda ülkenin uluslararası resmî rezervlerindeki değişmeler gösterilir. Piyasada döviz talebinin arzı aşması durumunda, eğer kur istikrarının sağlanması amaçlanıyorsa, merkez bankası döviz satışında bulunur. Böylece resmî rezervler eksilir. Döviz arzının talebin üzerine çıkması durumunda da kur düşüşünü önlemek için piyasadan döviz satın alınarak resmî rezervlere eklenir. Merkez bankasının yaptığı bu işlemler dolayısıyla ülkenin uluslararası rezervlerindeki değişmelerin net sonucu ödemeler bilançosunun Resmî Rezervler Hesabı’nda gösterilir. Bir ülkenin uluslararası rezervleri, döviz (uluslararası ödemelerde kullanılan yabancı ülke paraları), altın, IMF nezdindeki kaynaklar (net alacaklı rezerv pozisyonları ve Özel Çekme Hakları-SDR gibi) ve yabancı ülke kuruluşları tarafından çıkarılan, her an nakde dönüştürülebilen nitelikteki menkul kıymetlerden oluşur.

Resmî rezervlerde bir azalma (merkez bankasının döviz satışları) alacak, rezervlerdeki bir artma da (merkez bankasının döviz alımları) borç işlemi niteliğindedir. Dış açık (fazla) ile resmî rezerv değişmeleri arasındaki ilişki döviz kuru sisteminin sabit veya değişken oluşuna bağlıdır.

İstatistik Farklar (Net Hatalar ve Unutmalar)

İstatistik farklar, ödemeler bilançosu istatistiklerini muhasebe kayıtları anlamında denkleştirmek amacıyla kullanılır ve bir tek kalemden ibaret bir kayıttır. Buna bazen net hatalar ve unutmalar hesabı da denir. Ödemeler bilançosunun otonom veya çizgi-üstü işlemlerinin net bakiyesi ile denkleştirici ya da çizgi-altı işlemlerin ters yönlü (işareti ters) bakiyesi birbirine eşit olmalıdır. Bununla birlikte, uygulamada çoğu kez cari işlemlerle sermaye işlemlerinin kaydedilişindeki hata, eksik, gecikme ve unutma gibi nedenler dolayısıyla bu eşitlik kendiliğinden sağlanmamaktadır. İstatistik farklar hesabı, çizgi üstü işlemleri ile çizgi altı işlemleri arasındaki dengeyi sağlamak için kullanılır.

Dış Ödemeler Dengesinin Açık veya Fazla Vermesi

Dış ödemeler bilançosu dengesizlikleri dış açık veya dış fazla şeklinde kendini gösterir. Bu dengesizlikler bilanço dönemi içinde yapılan otonom ekonomik işlemlerin sonucudur. Uluslararası ekonomik işlemler çok sayıda firma, iş adamı ve yatırımcı kuruluşlar tarafından ve farklı nedenlere dayalı olarak yapıldığından, ödemeler bilançosunun her an dengede olması beklenemez.


Dış Ödeme Açıklarının Nedenleri

Yapısal Nedenler

Bu etkenler ekonominin bünyesinden kaynaklanırlar. Ulusal ekonomide uygulanan harcama genişletici politikalar (tüketim ve yatırım harcamalarının artırılması), ulusal paranın aşırı değerlenmesi, az gelişmiş ülkelerde kalkınma hızının göreceli olarak yükseltilmesi, ekonomik verimlilikteki değişmeler, bazı kritik ham maddeler yönünden aşırı derecede dışa bağımlı olunması ve halkın tercihlerinde yabancı mallar yönünde kaymalar olması dış ödeme açıklarının yapısal nedenlerdir.

İktisadi Dalgalanma

İktisadi dalgalanmalar, ilgili ülkelerin dış denge durumları bakımından önemli sonuçlar doğurabilir. Ulusal ekonomiden kaynaklanan bir dalgalanmanın genişleme aşamasında gelir ve harcamalar artıp fiyatlar yükseleceğinden ödemeler bilançosu açık verir. Daralma aşamasına girildiğinde, bu faktörlerde tersine bir gelişme görülür ve bir dış fazlalık ortaya çıkar. Eğer dalgalanma boyunca görülen bu açık ve fazlalar birbirine eşitlenmiyorsa ülke ciddi dış ödeme sorunları içine sürüklenebilir. Bir ülkenin dış dengesi, yabancı ülkelerdeki dalgalanmalardan da etkilenebilir.

Geçici Faktörler

Dış dengeyi bozan bir grup geçici (arızi) faktörler; beklenmedik şekilde ortaya çıkan ve ilgili ülkelerin denetimleri dışında kalan olay, durum veya faktörlerdir. Bir kısmı kendi kendini giderici nitelikte olup anormal koşullar ortadan kalkınca dış denge üzerindeki baskılar da yok olur. Diğerleri ise daha köklü etki yaparlar. Bunlar hem dolaysız hem de dolaylı yönden dış açıkların artmasına neden olabilirler. Dünya ham madde fiyatlarındaki yükselme, kötü hava koşulları, su baskını, kuraklık, deprem vs. bu grupta düşünülebilir.

Yoğun Döviz Spekülasyonu ve Mali Krizler

Spekülatif amaçlı, kısa süreli sermaye fonlarının ülkeye giriş ve çıkışları da dış dengeyi ciddi olarak etkiler. Ulusal parada değer kaybının beklendiği durumlarda yoğun biçimde döviz satın alınması veya dışarıdaki yüksek faiz oranlarından yararlanmak için fonların kitleler hâlinde yurt dışına ihraç edilmesi, yani yoğun spekülasyon dış açık sorununun boyutlarını büyütür. Son yıllarda mali küreselleşme ile birlikte mali krizler de sık sık ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunun önemli bir nedeni, kısa süreli sermaye akımlarının faiz ve kur değişmesi olasılıklarına anında ve şiddetli biçimde tepkide bulunmasıdır.

Dış Açıklar Karşısında İzlenebilecek Politikalar

Ödemeler bilançosundaki açıklar karşısında ülkelerin izleyecekleri yollar, bu açıkları finanse etmek, baskı altına almak, ya da tedavi edici önlemler üzerinde durmak şeklinde özetlenebilir.

Açıkların finanse edilmesi, resmî döviz rezervlerini kullanılmasını gerektirir. Sahip olunan dış rezervler sınırsız değildir, ne kadar büyük olursa olsun, er geç tükenebilirler.

Ayrıca dış borçlanmaların da bir sınırı vardır. O bakımdan uzun süreli açıkların finanse edilmesi değil, tedavi edilmesi gerekir. Bunlar sabit kur rejimlerine özgüdür.

Serbest değişken kur sistemlerinde, döviz kurları arz ve talep gelişmelerine karşı gerekli uyumu sağlayarak dengesizlikleri kendiliğinden giderici etkide bulunur.

Diğer bir yöntem de dış ticaret ve kambiyo politikası araçlarını harekete geçirmektir. Hükûmetler gümrük vergileri, kotalar ve yasaklamalarla ithalatı kısıtlamaya çalışırlarken, kambiyo denetimi ile de ülkeden döviz ve sermaye çıkışını kısıtlarlar. Fakat bütün bu önlemler dış açıkları ancak baskı altına almaya yarar; gerçekte ise açıklar giderilmiş olmazlar.

Üçüncü yol açıkların tedavisi ya da düzeltilmesidir. Bu yol en güç, fakat en güvenilir olanıdır. Açıkların tedavisi, önce uygulanan kur politikasının gözden geçirilmesini gerektirir. Merkez bankasının kur istikrarını sağlamak gerekçesiyle piyasaya yaptığı müdahaleler, ulusal paranın aşırı değerlenmesi (döviz kurunun düşük tutulması) sonucunu doğurmuş olabilir. Bu durumda merkez bankası döviz kurunun piyasada denge değerini bulacak biçimde değerinin yükselmesine izin vermelidir. İhracatın artırılabilmesi için ihracatçının dış piyasalar konusunda bilgilendirilmesi, ihracat üretimine ucuz girdi ve kredi sağlanması, ihracat bürokrasisinin önlenmesi vs. üzerinde durulabilir. Uzun dönemde ise konu daha çok kalkınma politikalarıyla ilgilidir. İhracata yönelik bir kalkınma modeli, kaynakların dinamik karşılaştırmalı üstünlüklere göre dağıtımını, dış ticaret rejiminin liberalleştirilmesini ve uluslararası işbölümüne gidilerek ekonominin dünya piyasası ile bütünleştirilmesini gerektirebilir. Geçici açıklar durumunda yalnızca finansman yeterli olabilir. Baskı altına alıcı önlemler tedavi önlemlerinden sonuç alınıncaya kadar geçecek sürede ülkeye zaman kazandırır.

Ödemeler Bilançosunun İçerdiği Sınırlandırmalar

Ödemeler bilançosu bir ülkenin dış ekonomik ilişkilerinin çok yararlı bir göstergesidir. Birçok önemli soru, ancak ödemeler bilançosundaki bilgilerle cevaplandırılabilir. Bununla birlikte, ödemeler bilançosu bilgilerinin taşıdığı bazı sorunlar vardır. Önce, bütün diğer istatistiklerde olduğu gibi ödemeler bilançosu istatistiklerinde de verilerin doğruluğu konusu ile karşılaşılır.

Ödemeler bilançosu tekniğinden ileri gelen diğer bazı sınırlandırmalar bulunmaktadır. Ödemeler bilançosu, belirli bir ana kadar ülkenin birikmiş dış borç veya dış alacaklarını göstermez. Bir ülkenin o güne kadar birikmiş dış borç ve dış alacaklarını gösteren tablo uluslararası yatırım pozisyonu adını alır. Uluslararası yatırım pozisyonu, dış borç veya varlıkları sürelerine, türlerine, alacaklı ve borçlulara göre ayırır. Ödemeler dengesi açık ve fazlaları dış ekonomik ilişkilerdeki “gerçek” bir dengesizliği de göstermemektedir. Ödemeler bilançosu dış ticaretin bileşimi ve ülkelere göre dağılışı konusunda da bilgi vermez.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında