AÖF Soru Bankası

Uluslararası TicaretÜnite 2 Özeti

Gümrük Tarifeleri

TİC108U-ULUSLARARASI TİCARET

Ünite 2: Gümrük Tarifeleri

Giriş

Dış ticaret politikasının en eski ve en yaygın araçlarından biri olan gümrük vergileri ithal mallarının ülke sınırlarından girişi sırasında devletçe alınmaktadır. Gümrük vergilerinde bir tarife uygulanmaktadır. “Tarife” deyimi ise çeşitli mallara uygulanacak vergi oranlarını gösteren listeleri ifade etmektedir. Gümrük vergileri parlamento faaliyeti ile yürütülmekte olup bunların uygulanmasına yönelik bazı yetkiler yasalarla hükûmete de verilmiş olabilir.

Ülkenin tek taraflı olarak koyduğu tarifelere “otonom tarife” adı verilmekte iken uluslararası anlaşmalarla belirlenen tarifelere de “sözleşmeli tarife” denilmektedir. Tarifelerin uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş olmasındaki amaç, tarifeleri indirmek veya tamamen kaldırmak, böylece de ticaretin serbestleşmesini sağlamaktır. Bununla ilgili olarak, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1996 yılında Gümrük Birliği Antlaşması’nın imzalanmasından sonra, iki taraf arasındaki ticarette uygulanan tarifeler ve kotalar kaldırılarak ticaret serbestleştirilmiştir.

Tarifelerin Yaygınlığı

Tarifeler, malların sınırdan geçişi sırasında alınan vergilerdir. Bugün gümrük vergileri genellikle ithalata uygulanmakla birlikte geçmişte, ihracattan ve transit mal geçişlerinden gümrük vergisi alınmasına da yaygın olarak rastlanmaktadır. Öte yandan, kitabın 26. sayfasındaki Tablo 2.1’de gösterildiği gibi gelişmiş ülkelerin 2000’li yıllar da sanayi mallarına uyguladıkları tarifelerin yüzde 2-3 dolaylarına indirildiği görülmektedir. Az gelişmiş ülkelerde ise bu oranlar daha yüksek düzeylerdedir. Ayrıca ülkeler arasında uygulanan tarife oranları arasında da önemli farklar olduğu yine bu tabloda görülmektedir. Bunun yanında aynı tabloda görülen nispeten düşük oranlar, bazı gerçeklerin de gözden kaçmasına neden olmaktadır. Çünkü bunlar genel ortalamalardır. Oysa bu ülkelerde hâlen hassas sektör olarak kabul edilen tekstil, giyim, ayakkabı, seyahat valizleri, elektrikli makineler vs. gibi özellikle az gelişmiş ülkelerin ihraç ettikleri mallara karşı uygulanan tarife oranları çok daha yüksektir.

Gelecek bölümlerde görüleceği gibi, tarife oranları ham maddelerden yarı işlenmiş ve mamul mallara doğru çıkıldıkça yükselen (tarifelerin kademe kademe uygulanması) bir eğilim göstermektedir. Bu da az gelişmiş ülkelerin mallarını mamul durumda ihraç etmelerini güçleştirici bir etkendir.

Tarifelerin Geleneksel Amaçları: Hazineye Gelir Sağlama ve Yerli Sanayiyi Koruma

Gümrük vergilerinin uygulanmasında en yaygın iki amaç, devlet hazinesine gelir sağlamak ve yerli sanayiyi dış rekabetten korumaktır. Bu vergiler, sınır kapılarındaki görevliler tarafından, malların girişi sırasında oldukça kolaylıkla tahsil edilebilen vergidir.

Gümrük vergilerinde kullanılan tarifeler, ithal mallarının yurt içi fiyatını yükselterek bu malların benzerlerini

(ithalata rakip malları) üreten yerli üreticileri dış rekabetten koruyucu etki doğurur. Bunun için vergi oranları yeteri kadar yüksek olmalıdır. Ayrıca her ne kadar amaç gümrük vergileri ile yerli sanayiyi korumaksa da ithalat ölçüsünde de hazineye bir gelir sağlanması mümkün olmaktadır. Buradan da anlaşıldığı gibi gümrük vergilerinin çoğunluğu hem koruma hem de gelir etkisi doğurmaktadır. Ancak bunlardan sadece birine hizmet eden vergiler de söz konusudur. Türkiye’de kahveden alınan gümrük vergisi buna örnek gösterilebilir.

Gümrük tarifeleri ithalatı kıstığı ölçüde ödemeler dengesi açığını kapatıcı etki yaptığı için bazı ülkeler tarife koymak yoluna gidebilirler. Gümrük vergileri, ödemeler bilançosundan başka, içte ve dışta çalışma düzeyi, reel ulusal gelir ve dış ticaret hadleri gibi bir dizi değişken üzerinde önemli etkiler doğurabilirler. Aşağıda, önce gümrük vergilerinin hangi esasa göre konulduğunu ele alalım:

Gümrük Vergilerinin Konuluş Esasları

Gümrük vergileri spesifik ve advalorem temel üzerinden alınabilirler. Bir de bunların ikisini birleştiren karma vergiler vardır. Spesifik vergiler birim ve ağırlık gibi malların fiziki birimleri üzerinden alınırlar. Ad valorem vergiler ise malın değerinin belirli bir yüzde oranı şeklindedirler.

Spesifik vergiler, malın fiziki birimi gibi objektif kıstaslara dayandıklarından uygulamaları kolaydır. Ancak bunlar vergide adalet ilkesine uymazlar ve bu vergiler ithalatı, kalitesi düşük ucuz mallardan pahalı mallara doğru kaldırabilirler. Spesifik vergiler enflasyonda ad valorem vergiler kadar dış koruma sağlamazlar. Bunlar, birim başına sabit bir miktar oldukları için fiyatlar yükseldikçe verginin fiyata oranı da düşer. Oysa ad valorem vergiler, değer üzerinden alındıklarından artan fiyatlara aynı oranda uygulanırlar, yani verginin koruma gücü değişmez.

Ad valorem vergilerin bu üstünlüklerine karşın bazı güçlükleri de vardır. Bu vergilerin uygulanabilmesi amacıyla, her şeyden önce malların değerinin belirlenmesi gerekir ve bunun yanında ithal mallarının üretildiği fabrikada, satış yerlerinde, taşıma aracında veya sınırdan girdiği andaki fiyatları birbirinden farklılık göstermektedir.

Gümrük vergisi uygulanırken F.O.B. fiyat ve C.I.F. fiyat olmak üzere başlıca iki uygulamadan yararlanılır. Birincisi (F.O.B.: free on board: güvertede teslim), malın ihracatçının limanında, gemiye yüklendiği andaki fiyatıdır; maliyet ile malın geminin güvertesine yüklenmesine kadar yapılan masrafları kapsar. Buna karşılık, C.I.F. fiyat malın ithalatçı ülkenin limanına vardığı andaki fiyatı olup maliyet ile birlikte taşıma ve sigorta giderleri toplamından oluşur (C.I.F.: cost, ınsurance and freight: maliyet, sigorta ve navlun). Satış sözleşmesinde örneğin, “C.I.F. İzmir” biçimindeki bir kayıt malın teslim yerini belirtir.


Gümrük Vergisinin Ekonomik Etkileri

Bir mal üzerine konulan gümrük vergisinin etkileri dar (kısmi denge) veya geniş açıdan (genel denge) ya da mikro ve makro analizlerle ele alınabilir. Birincisinde yalnızca o endüstri üzerindeki, diğerinde ise ekonominin tümünde ortaya çıkan etkiler göz önüne alınır. Aşağıda önce kısmi denge analizi ile dar anlamdaki etkilere yer verilecektir.

Dar Anlamda Etkiler (Kısmi Denge Yaklaşımı)

Bir mal üzerine konulan gümrük vergileri, dar anlamda beş farklı etki ortaya çıkartır. Bunlar üretim, tüketim, dış ticaret, gelir dağılımı ve hazineye gelir sağlama etkileridir. Bu etkileri anlamak için kitabın 30. sayfasındaki Şekil 2.1’de gösterilen grafiği inceleyiniz. Verilen bu grafikte; serbest ticaret koşulları altında dünya fiyatı 0P1’dir. Taşıma giderlerinin ihmal edilmesi durumunda iç fiyatlar da 0P1 olur. P1P2 miktarında bir tarife konulunca KS üretim etkisini, UR tüketim etkisini, KS + UR dış ticaret etkisini, c alanı gelir etkisini ve d alanı gelir dağılımı etkisini gösterir. Kalan a alanı tarifelerin toplumsal üretim etkisi, b alanı da toplumsal tüketim etkisini yansıtır.

Üretim Etkisi

Gümrük vergilerinin ithal malının iç fiyatını yükseltmesi, ithalata rakip üreticileri dış piyasanın rekabetinden koruyarak yerli üretimin artmasına yol açmaktadır. Buna koruma etkisi de denir. Yukarıda bahsi geçen Şekil 2.1’de fiyatların 0P1’den 0P2’ye yükselmesi ile yerli malın üretimi K’den S’ye çıkmıştır. Çünkü üreticiler bu yüksek fiyatlardan üretimdeki genişlemenin doğurduğu maliyet artışını karşılayabilirler. Dolayısıyla, söz konusu malın arz esnekliği ne kadar yüksek olursa (arz eğrisinin yatıklaşması) belirli bir fiyat artışının sağladığı üretim genişlemesi de o kadar fazla olacaktır.

Bunun yanında bilinmesi gereken diğer önemli konular ise, üretimde kullanılan her yeni birim kaynağın verimliliğinin bir öncekinden daha düşük olduğu sonucudur. Ya da her yeni üretimin bir öncekinden daha fazla kaynak kullanılmasını gerektirdiği düşüncesidir.

Gümrük tarifeleri dolayısıyla üretimin ancak daha yüksek reel bir kaynak maliyeti (daha düşük verimlilik) ile artırılmış olması “Toplumsal üretim kaybı” olarak adlandırılmaktadır. Bu üretim kaybı, kitabın 30. sayfasındaki Şekil 2.1’de gösterilen grafikte “a” üçgeninin alanına eşittir.

Tüketim Etkisi

Gümrük tarifelerinin iç fiyatları yükseltmesi dolayısıyla toplam tüketici rantında ortaya çıkan azalma “Toplumsal tüketim kaybı” (consumption deadweight loss) terimi ile açıklanmaktadır. Şekilde “b” üçgenine ait alan bunu temsil etmektedir.

Dış Ticaret Etkisi

Yerli üretimdeki artış ve tüketimdeki azalma diğer yandan ithalatta daralmaya neden olur. Buna dış ticaret etkisi adı

verilir. Yukarıda yine bahsi geçen Şekil 2.1’de dış ticaret etkisi KS + UR ’ye eşit bulunmaktadır.

Gelir Etkisi

Gümrük tarifelerinin amacı bütçe gelirlerini arttırmaktır. Şekil 2.1’de görüldüğü gibi, P1P2 miktarında bir vergi konulunca, ithalat hacmi SU’ ya düşmektedir. Toplam vergi geliri, ithalat miktarı ile birim başına alınan verginin çarpımına yani, SU (P1P2’ye eşittir. B ise “c” dikdörtgeninin alanını temsil etmektedir.

Bölüşüm Etkisi

Gümrük tarifeleri, ulusal gelirin tüketicilerden üreticilere doğru yeniden bölüşümüne neden olmaktadır. Bu kitabın 30. sayfasındaki Şekil 2.1’de görüldüğü gibi tüketicilerden üreticilere aktarılan gelir ya da bölüşüm etkisi “d” alanıyla gösterilmiştir. Burada; firmaların ortalama maliyetlerinin piyasa fiyatından düşük olması dolayısıyla normal kârın üzerinde elde ettikleri kazançlar “üretici rantı” olarak adlandırılmaktadır.

Az Gelişmiş Ülkelerde Tarifeler ve Kalkınma

Yukarıda yapılan analizler Batılı literatürde yapılan standart nitelikteki ve daha çok sanayileşmiş ülkelerle ilgili olan analizlerdir. Ancak konuya sanayileşmekte olan ülkeler açısından yaklaşılırsa farklı sonuçlarla karşılaşılabilir. Ayrıca, az gelişmiş ülkelerde gelişmeye elverişli endüstrilerin korunması ve böylece üretim hacminin genişletilmesi, önemli derecede ölçek ekonomilerine yol açarak, uzun dönemde maliyetlerin düşmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla bu gibi endüstrilerin arz eğrisi belirli bir üretim hacmine kadar büyük bir olasılıkla negatif eğimli olacaktır.

Makroekonomik Etkiler (Genel Denge Etkileri)

Yukarıda açıklandığı gibi tarifelerin yalnız hedef alınan piyasa üzerindeki dolaysız değil, onu izleyerek diğer piyasalar üzerinde doğuracağı ikincil etkilerin incelenmesi durumunda genel denge yaklaşımı uygulanmış olur. Ekonominin tümü üzerinde ortaya çıkan bu etkilere makroekonomik etkiler de denir. Bu etkileri aşağıdaki gibi açıklamak mümkündür:

Ulusal Gelir ve İstihdam Artışı

Gümrük tarifelerinin toplam talebi yabancı mallardan yerli mallara doğru kaydırmasıyla yurt içi endüstrilerde üretim artar. Bu reel üretim artışı da tüm ekonomiye yayılarak toplam ulusal geliri arttırır. Böylelikle ülkenin boş duran kaynaklarına çalışma alanları da yaratılmış olunur. Bu da istihdam düzeyinin yükselmesine ve işsizliğin azalmasına yol açabilir. Ancak bu sonuçların ortaya çıkabilmesi için uluslararası tarife anlaşmalarına göre ülkenin, tarife oranlarını yükseltme serbestîsine sahip olması ve öbür ülkelerin de buna tepki olarak misilleme yapmaları gerekir. Ama küreselleşmenin hız kazandığı günümüz dünyasında, uluslararası anlaşmalarla gümrük sınırlarının kaldırılmaya çalışılması bu yöntemin uygulanma şansının çok düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu durum, topluma önemli bir maliyet de yükleyebilmektedir.


Dış Ticaret Bilançosu Açıklarını Giderme

Gümrük tarifeleri ithalatı kısıtladığı ölçüde, ülkenin döviz giderlerini azaltıcı ve böylece ticaret bilançosu açığını kapatıcı etki yapmaktadır. Ayrıca dış açık veren tüm ülkelerin tarifeleri yükselterek bu açıkları gidermeye çalışmaları, dünya ticaretinde aşırı boyutlarda bir daralma yaratarak tüm ülkelerin zarara uğramasına da sebebiyet verebilir.

Dış Ticaret Hadlerini İyileştirme

Diğer bir etki ise gümrük tarifelerinin, ticaret hadlerini tarife koyan ülke lehine değiştirmesidir. Bunun için karşı ülkelerin misilleme yapmaması yanında tarife koyan ülkenin monopsoncu (tek alıcı) durumda olması gerekir.

Ülkedeki Gelir Dağılımını Belirli Sosyal Sınıflar Lehine Değiştirmek

Hükümetler bazen gelir dağılımını bir sosyal sınıf lehine değiştirmek istediklerinde gümrük tarifelerini kullanma yoluna gidebilirler. Bu durumdan doğacak dezavantajlara karşı, özellikle sanayileşmiş ülkelerde tekstil, giyim, gıda vs. gibi rekabetçi olmayan sektörlerdeki sendikalar, koruyucu önlemlerin alınması için hükûmete baskı yaparlar. Daha önce de belirtildiği gibi, bu sektörlerdeki kaynakları belirli bir eğitimden geçirip daha verimli endüstrilere aktarmak yerine tarife gibi koruyucu önlemler alınması toplumun tümünü zarara uğratabilir.

Yabancı Ülkelerin Sübvansiyonlu ve Dampingli İhracatına Karşı Konulan Tarifeler

Bazı ülkeler yurt içi üreticilere verdikleri sübvansiyonlarla bu malların ihracatını sağlama hedefine gidebilirler. İthalatçı ülkelerdeki ithal ikamesi üreticileri ise bundan büyük zarara uğrayabilirler. Eğer sübvansiyon, karşılaştırmalı üstünlük sahibi olmamasına karşın yabancı firmanın ihracat yapmasına olanak sağlıyorsa, gerçekte ülkenin etkin kaynak dağılımını bozmuş olacaktır. İhracatçı ülkenin refahı artmış olsa da dünya refahı düşecektir. Bu durumda ithalatçı ülke tarafından koruyucu bir tarife uygulamak daha etkin bir dış ticaret politikası oluşturulmasına neden olacaktır. Bunun yanında, çeşitli amaçlarla tarife konulmadan önce gerekli soruşturmaların yapılması, gerçekte bir sübvansiyon ve damping yapılıp yapılmadığı kararına varılması veya bunların oranlarının belirlenmesi de önemli güçlüklere neden olmaktadır.

Ticaret Hadleri ve Optimum Gümrük Tarifesi

Önceden yapılan açıklamaların aksine, tarife koyanın büyük bir ülke olduğu kabul edilirse, bu ülkenin dış ticaret politikası uluslararası piyasa dengesini bozucu, dolayısıyla ticaret hadlerini etkileyici sonuçlar doğuracaktır. Bu gibi ülkelerde tarife artışları genel olarak ticaret hadlerinin ülke lehine değişmesine yol açmaktadır.

Ticaret Hadleri Etkisi

Gümrük tarifelerinin ticaret hadleri etkisini göstermek için yeniden, önceki bölümlerde yer alan teklif eğrilerini kullanmamız gerekmektedir. Ülkeler ABD ile Almanya, mallar da bilgisayar ve otomobil olsun. Bilgisayar

ABD’nin, otomobil de Almanya’nın ihraç mallarıdır. Serbest ticaret dengesi iki ülkenin teklif eğrilerinin kesiştiği P0 noktasında gerçekleşir. Buna göre Şekil 2.2’de görüldüğü gibi, ABD Almanya’ya 0B0 miktar bilgisayar ihraç edip karşılığında bu ülkeden 0G0 miktar otomobil ithal eder. P0 noktasından geçen 0P0 doğrusunun eğimi (0G0/0B0), bilgisayarın otomobil cinsinden fiyatını bildirecektir ki bu ABD’nin dış ticaret hadlerini gösterir.

Kitabın 35. sayfasındaki Şekil 2.2’deki grafiğin yanında yer alan açıklayıcı bilgiler şu şekilde verilebilir;

İlk durumda denge dış ticaret hadleri 0A0 ve 0G’nin kesiştiği noktadan geçen 0P0 doğrusunun eğimine eşittir. ABD’nin bir tarife koyması teklif eğrisini 0A1 biçiminde sola kaydırır ve dış ticaret hadleri 0P1 biçiminde ülkenin lehine değişir. Çünkü E noktasında görüldüğü gibi ülke B0B1 kadar daha az teklifte bulunmakta ve yabancı maldan da G0G1 kadar da az talep etmektedir. Bunun geçerli olabilmesi için Almanya’nın misilleme yapmaması gerekir.

Böylelikle yukarıdaki grafik yardımıyla açıklanmaya çalışılan tarife konulması ile ticaret hadlerindeki yükselmenin mekanizması ise şöyledir: Tarifeden sonra bu ülkenin ilk ticaret hadlerinden yapmak istediği ticaret hacmi 0P0’dan 0E’ye düşmektedir. Diğer bir deyişle, ABD’nin bilgisayar ihracat arzı B0B1 kadar, otomobil ithalatı talebi de G0G1 kadar azalmaktadır. Böylece dünya piyasalarında ortaya çıkan bilgisayar kıtlığı ve otomobil bolluğu bilgisayarın göreceli fiyatını yükseltmektedir.

Optimum Gümrük Tarifesi

Optimum tarife, ticaret hacmindeki daralmanın olumsuz etkilerine karşılık, ticaret hadlerindeki iyileşmeden doğan net refah artışlarını maksimum yapan bir gümrük tarifesi oranıdır. Bu tarifeye göre; bundan daha yüksek düzeydeki vergi ülke refahını azaltır, daha düşük düzeydeki bir vergi de en yüksek refah düzeyine ulaşmasını engeller.

Etken Dış Koruma

Gümrük tarifeleri hem nihai mallara hem de ara malları ve ham maddelere uygulanmaktadır. Örnek verilecek olunursa; içerdeki otomobil endüstrisini korumak için ithal otomobiller üzerine tarife konulmuşken aynı zamanda yerli otomobil üretiminde kullanılan, motor, şanzıman ve diferansiyel gibi parçaların ithalinden de belirli oranlarda vergi alınır. Dolayısıyla yerli otomobil endüstrisine sağlanan gerçek (effective: etken) korumanın ölçüsü olarak yalnızca nihai mallar üzerindeki tarife oranını ele almak doğru olmadığı için hem nihai mal hem de onun üretiminde kullanılan girdilerin tarife oranlarını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Nihai mal ve girdiler üzerindeki gümrük tarifeleri sonucunda, malın yurt içi katma değerinin ne oranda korunduğunu “etken koruma” tanımıyla açıklamak mümkündür. Başka bir deyişle, tarifelerin yurt içi katma değeri, uluslararası fiyatlarla hesaplanan (serbest ticaret koşulları altındaki) katma değere göre ne oranda arttırdığını gösterir. Bilindiği üzere, katma değer her aşamada malın fiyatından, onun üretiminde kullanılan emek, sermaye, doğal kaynak


girdileri dışındaki ara mallarının çıkarılması ile elde edilir. Bulunan fark, onun üretimine katılan üretim faktörlerinin gelirleri (ücret, faiz, rant ve kâr) toplamından oluşur.

Bu konuyu otomobil lastiği endüstrisini ele alarak bir örnekle açıklayalım. Öyle varsayalım ki bu bir ithalata rakip endüstridir. Yani içeride üretilen otomobil lastiği dışarıdan yapılan ithalatla rekabetçi bir durumdadır. Ayrıca, açıklamalarda kolaylık olsun diye lastik üretiminde tek bir ithal malı girdi kullanıldığını, bunun da kauçuk olduğunu düşünelim. İlk durumda gerek lastik, gerek kauçuk gümrüksüz olarak ithal edilmektedir. Dolayısıyla ülkedeki fiyatlar uluslararası fiyatlara eşittir. Bu koşullar altında, lastiğin birim fiyatı 50 TL olsun, bunun yarısı ya da 25 TL’si ithal edilen kauçuğa ödensin. Demek oluyor ki bir birim lastik üretmekle yaratılan katma değer 25 TL’dir (50- 25 = 25 TL). Hiçbir tarifenin bulunmadığı bu durumda yaratılan yurt içi katma değer, uluslararası katma değerle özdeştir.

Etken koruma oranı yurt içi üretime sağlanan korumanın ölçüsünü yansıtır. Bu ise tarife yapısı (nihai mallar ve ithal girdilerin her biri üzerindeki tarifeler) dolayısıyla, yurt içi katma değerde ortaya çıkan artış yüzdesine eşittir. Yukarıdaki tanımlamaya göre tek bir girdi (i) kullanılması durumunda, ilgili mala (j) sağlanan etken koruma oranı (Zj) şu formülle gösterilebilir:

!"#$%".!% Zj = '#$%"

Formülüne göre;

Tj: j nihai malı üzerindeki tarife oranı

Ti: i ithal girdisi üzerindeki tarife oranı

aij: Tarife yokluğunda ithal girdinin nihai malın değerine oranı olarak açıklanmaktadır.

Dolayısıyla etken koruma, nihai mal üzerindeki tarife oranı ile doğru fakat girdiler üzerindeki tarife oranı ile ters orantılı bir ilişki içindedir.

Yukarıdaki açıklamalar yanında; “negatif dış koruma” kavramından da bahsetmek gerekir. Girdilerin nihai mal içindeki payı sabit kalırken, bir mal üzerindeki tarifeler ne kadar yükseltilir ve girdilere uygulanan tarifeler ne kadar azaltılırsa, söz konusu mal o derece yüksek bir etken koruma oranından yararlandırılmış olur. Bunun tersine, nihai mal üzerindeki tarife oranı sabitken, girdilerin tarife oranları ne ölçüde yükseltilirse, bu malın yurt içi katma değeri o ölçüde düşer. Yani söz konusu malın üretimi korunmayıp gerçekte cezalandırılmış olur. Bu duruma “negatif dış koruma” adı verilir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında