izlek(ler) çoğu zaman yapıtın “konu”su ile karıştırılır; Edebiyat Nedir? birinin yerine diğerinin kullanıldığı olur.
Edebiyat ya da yazın, okuyucuda estetik (güzelduyusal) bir haz yaratmayı amaçlayan, dilsel bir sanat alanı ve bu İzlek bir yapıtta yinelenen öğeler, olgular ya da alanda yaratılmış yapıtların tümüdür. kavramlardır. Yinelenen izlek, kimi zaman yananlamlarla, simgelerle (sembol), örtük anlamlarla da Edebiyat yapıtları bir yaratı ürünüdür, dolayısıyla her oluşturulmuş olabilir. edebiyat yapıtı, kendine özgü bir sezgisi ve imgelem gücü, dilsel biçemi, dünyayı algılama, kurgulama ve yazıyla Ancak izlekler her zaman sözcüklerle somutlaşmaz, kimi bunu yansıtabilme becerisi olan bir “yaratıcı özne” zaman örtük olarak (yerdeşlik), hatta bilinçaltı veya tarafından oluşturulur. Bir yapıt tamamlanıp okuyucuya bilinçdışı ile ilişkili olarak da metinde yer alabilirler. Bu ulaştığında ise, ortaya çıkan metnin okuyucu tarafından durumda, izlekleri ortaya çıkarmak için eleştirmenin dil anlamlandırılması, değerlendirilmesi süreci başlar. kullanımlarına, insana ve dünyaya ilişkin bilgi ve Eleştirmen de her şeyden önce bir okurdur; dikkatli, özenli gözlemlerinin sağlam temelli olması gerekmektedir, çünkü ve araştırmacı bir okur. “izlek tüm bir “değerler dizgesi”ni taşır; böylece dünyanın tözleri “iyicil” ve “kötücül” durumlara ayrılır. Eleştiri Nedir? İmge Nedir? Eleştiri genel anlamıyla, bir varlık, oluşum, düşünce, söylem ya da ürünün olumlu ve olumsuz yönlerini, nitelik Öncelikle görsel anlatımın birimi olan imge, sözel, yani dilsel ve eksikliklerini irdeleyip anladıktan sonra, tam değerini alanda farklı bir anlamda kullanılır. Edebiyatta imge en genel ortaya çıkarma, bir yargıya ulaşma çabası ve yetisidir. tanımıyla, her türden benzerlik ya da benzeşim ilişkisine dayalı olarak gerçekleştirilen, ancak bunu alışılmış yollarla Genel kural olarak, eleştirinin mesafeli ve nesnel olması değil de, iki varlık ya da nesneyi özgün bir biçimde bir araya beklenirken, özellikle sanat yapıtları söz konusu getirme anlamındaki bir söz sanatıdır. Özgün bir imge olduğunda, izlenimci veya öznel eleştirilere sıklıkla yaratmada anlamsal ve sözdizimsel sapmalar sözkonusudur; rastlanır. Bütünüyle eleştiren kişinin kimliği, yapısı, bunu gerçekleştirmek için en yaygın olarak kullanılan yol ise bilgisi, duyarlılığı ve tutumuyla oluşturulan bu tür eğretilemedir, öyle ki, kimi zaman imge ile eğretileme izlenimci yargılar, eleştiriden çok, kişisel bir “yorum” eşanlamlı olarak bile kullanılır. niteliği taşır. Örneğin, aşağıdaki 1. uygulamada şair Ahmed Arif Çözümleme ise, bir bütünün parçalarıyla olan ilişkileri “Hasretinden Prangalar Eskittim” başlıklı şiirinde şu göz önüne alınarak yapılan, mesafeli, nesnel ve bilimsel imgeleri kullanmıştır: “Dışarıda gürül-gürül akan bir dayanakları olan bir değerlendirme işlemidir. dünya”; “Saçlarına kan gülleri takayım”; “Okyanusun en ıssız dalgasına”. Edebiyat Eleştirisi Nedir? Edebiyat eleştirisi, edebiyat yapıtlarına ve/ya da İmgelem Nedir?
yazarların, şairlerin yaratıcılıklarına, özgünlüklerine İmgelem birçok anlamda kullanılır. Öncelikle soyut bir ilişkin belli bir yargıda bulunmak, yorum ve açıklama şeyi gözünün önüne getirme, zihinde canlandırma, tasarım getirmek veya açımlama yapmak amacıyla gerçekleştirilen yetisi, gücüdür. İmgelem: özgün ve özenli okuma ve incelemeler sonucu oluşur. • Yaratıcı olabilir, tasarımı kendisi yaratır Gerçekten de bir edebiyat yapıtı ne yalnızca, • Yansıtıcı olabilir, zihinde önceden bulunan kanıtlanabilen dış dünya bilgileriyle açıklanabilir, ne de tasarımları anımsar (TDK). yalnızca dil ve biçem bilgisiyle. Yaratıcı bir kişinin (yazarın, şairin) edebî kişiliği ve dünyasıyla oluşturduğu Okur için, imgelerin kavranması kimi zaman doğal olarak bir bir yapıt ne kadar çok katmanlıysa, okuma /eleştiri / sorun oluşturur. Okurun, bağlamı dikkate alarak, çözümleme işlemi de o kadar karmaşık bir süreç olabilir. yazarın/şairin bulup yarattığı ve dile getirdiği imgeleri, kendi imgelem gücünü de kullanarak yeniden oluşturması gerekir. Mefhum ve Kavram Nedir? İzlekçi Eleştiri Mefhumun ilk anlamı şudur: Bir şeyi kendiliğinden, bir anda tanıma, bilme: zaman mefhumu, süre mefhumu, yer İzlekçi eleştiri, edebiyat yapıtlarını doğrudan ve yalnızca mefhumu, tehlike mefhumu gibi. ruhbilim ve toplumbilim gibi edebiyatın dışında kalan bilim dallarıyla açıklayan eleştirilere tepki olarak, yapıtı Kavram ise, genel anlamda “bir nesnenin veya düşüncenin daha ziyade yapıtın içindeki öğelerle açıklamaya, zihindeki soyut ve genel tasarımı” (Türk Dili Kurumu yorumlamaya çalışır. -TDK-, 1983) olarak tanımlanır. Yazarın özyaşam öyküsüne az çok mesafe koymaya İzlek Nedir? çalışması, izlekçi eleştiriyi yapısalcılık kuramına
İzlek (tema), TDK sözlüğünde kısaca şöyle yaklaştırır. Bu nedenle de, izlekçi eleştiride çoğu zaman tanımlanmıştır: “Bir edebî eserde işlenen konunun yazarın adı yerine, “yaratıcı ben”, “yaratıcı özne”, anlamca ortaya koyduğu ana yönelim”. Bir yapıttaki “yaratıcı kişi”, “yaratıcı bilinç” terimleri kullanılır.
İzlekçiler, edebiyat yapıtlarında belli izleklerin önemli ve Ona göre, zaman kavramında “süre” değil, “an”lar ayrıcalıklı bir yeri olduğunu, yapıttaki bazı yapıların önemlidir: sevinç, kızgınlık, öfke, intikam arzusu gibi yaratıcı bilincin yolculuğuna işaret ettiğini düşünürler. duygu durumları hep kısacık anlarda gerçekleşir. Geçmiş ve şimdi bu anlara sığar. Zaman kavramı yaratıcı ve özgün İzlekçi eleştiri metinlere bütüncül, düzenli ve mantıksal imgelerle somutlaşır. bir bakış sunar; bunu algılama, düşünme ve yazınsallık boyutlarında gerçekleştirir. Georges Poulet izlekçi eleştiri anlayışını Eleştirel Bilinç adlı kitabında ortaya koymuştur. Poulet kendi Yaratıcı imgelem, zamanı ve uzamı sanatçıya özgü bir izlenimlerini yapıtlara dayatmaya çalışan eleştirmenlere duyarlılıkla birbiriyle ilişkilendirebilir. İzlekçi eleştiri, bu karşı çıkar; bunun yanı sıra, yaratıcı özneyi bütünüyle yok yaratıcı bilinç ile bir nesne ya da varlığın hangi yollarla ve sayan yapısalcılığa da uzak durur. Eleştirmenin görevi, özel koşullarla ilişkilendirildiğini araştırır. yapıtın anlamını yeniden oluşturmaktır; bu da bir sentez İzlekçi eleştirmen Poulet, gerçek bir eleştirel düşünceyle (bireşim) gücü gerektirir. yapılan okuma edimini, ayrıca iki bilincin (yazarın ve Eleştirmek için “hissetmek” ve “anlamak” gerekir. Bu okuyucunun) buluşması olarak tanımlar. nedenle, eleştirmenin edebiyat “duygu”sunun ve Richard’a göre izlek “bir yapıtın anlam birimlerinden “bilgi”sinin derin ve sağlam olması, ayrıca eleştirdiği biridir”. Peki, izleği nasıl tanıyabiliriz? Bunun en kesin ve yazarın yapıtlarını dikkatle okumuş olması gerekmektedir. kestirme yolu, bir sözcüğün, bir biçimin ya da bir anlamın Poulet’ye göre, eleştiri için iki bilincin yazarın ve okurun- yinelenmiş olmasıdır. birbirine yaklaşması, birbiriyle buluşması şarttır.
İzlekçi Eleştirmenler Sonuç olarak, Poulet’nin eleştiri anlayışı, izlenimcilerle İzlekçi eleştirmenler ruhbilimden esinlenmişlerdir, ancak yapısalcılar arasında yer alır. Ona göre, yapıta ve yazara ruhbilimsel eleştirmenler ile aralarındaki fark şudur: çok yaklaşmak da, yapıttan ve yaratıcısından çok İzlekçiler, ruhçözümcü (psikanalist) değil, çeşitli felsefe uzaklaşmak da aynı derecede tehlikeli bir tutumdur.
akımlarına bağlı kişilerdir. Fransız ve Belçikalı izlekçi Jean-Pierre Richard eleştirmenlerden en önemli sayılanları: Fransız eleştirmen Richard da benzer biçimde yaratıcı
• Gaston Bachelard bilinci ve yazınsal yaratının nasıl doğduğunu anlamaya • Georges Poulet çalışır. Ancak, bunu yaparken “düşünce”den çok, • Jean-Pierre Richard duyulardan, algılardan yola çıkar. İnsandan yapıta ulaşmayı hedefler. Gaston Bachelard İzlekçi eleştirmen Richard, “imgelerle oluşan duyumsal İzlekçi girişimin öncüsü olarak kabul edilen Gaston deneyime, edebiyat yapıtında kullanılan dilin altında Bachelard felsefe eğitimi almıştır. Bir bilim kuramcısı yatan, örtük anlamla ulaşmak ister: Bu, bilinçdışında olarak, özellikle bilim tarihiyle ilgilenmiştir. Bilimsel düşüncenin oluşumunu hazırlayan bir çalışmadır”. Richard Anlayışın oluşumu gibi yapıtlarından sonra psikiyatri ve “ayrıntı” üzerinde durmayı tercih etmiştir; yapıttaki ufacık imgelem gücü ile ilgilenmiştir. bir ayrıntıyı didiklemek, yapıtın tamamı ve yazarın kendisi
Bachelard, yapıtlarını Aristo’nun izinde, dört temel hakkında da bir fikir oluşturur ona göre. element üzerine yoğunlaştırmıştır. Bunlar: Richard, bir sözcüğü veya izleği takıntı haline
• Toprak dönüştürmekten sakınır, ancak izlekçi eleştirmenler genel • Su olarak her yazarın ya da şairin yeğlediği, defalarca • Hava kullanmaktan hoşlandığı, bir anlamda takıntılı sözcükleri • Ateş (motifleri) ve izlekleri olduğunu düşünürler.
Ancak daha sonra Bachelard dört elementin çok kısıtlayıcı Sonuç olarak, izlekçi eleştiri, yazınsal yapıtları açıklamak, bir alan oluşturduğunu düşünmüştür. Ayrıca bu elementler anlaşılmasını sağlamak ve yaratıcılığın derinliklerine birbirleriyle bağlantılıdır ve birbirlerine karışabilir: su ve ulaşmak açısından eleştiri edimine şüphesiz yenilikler ateş, su ve gece, su ve toprak. Eleştirmen bu düşünceyle, getirmiştir.
imgelemin durağan değil, hareketli bir alan olduğu Uygulamalar kanısına varmıştır. Asıl olarak, Bachelard’ın izlekçi İzlekçi eleştiri günümüzde, tam olarak yukarıda eleştirisi bundan sonra başlamış ve başka eleştirmenlere de açıklanmaya çalışıldığı biçimde uygulanmamaktadır. İzlek esin kaynağı oluşturmuştur. kavramı yine önemini korumakla birlikte, edebiyat Georges Poulet yapıtları yeni eleştiri ve çözümleme yöntemleriyle Poulet en çok “zaman” ve “uzam”la ilgilenmiştir. Bu (dilbilim, anlambilim, göstergebilim...) ele alınmaktadır.
amaçla Molière, Proust, Flaubert, Montaigne, René Char, Baudelaire gibi yazar ve Şairlerde zamansallık ve edebî bilinç üzerine eğilmiştir.