AÖF Soru Bankası

Genel Dilbilim IÜnite 5 Özeti

Dillerin Sesleri: Sesbilgisi

TDE305U-GENEL DİLBİLİM I

Ünite 5: Dillerin Sesleri: Sesbilgisi

Giriş

Dil insanların kendilerini ifade etmede kullandıkları en etkin bilişsel olgudur. Dilin ifade edildiği iki kanal bulunmaktadır: (i) duyma-konuşma kanalı, (ii) görme- işaretleme kanalı. İnsan dili konuşma ya da işaretleme yoluyla ifade edilir. Dilbilimcilerin amaçlarından biri konuşulan dilin temelini oluşturan seslerin özelliklerini incelemek, böylece dilleri en ayrıntılı biçimde görsel boyutta kayda geçirmektir. Bu amaçla sesleri temsil etmek için dilbilimde bir yazı sistemi geliştirilmiştir. Uluslararası Sesbilim Alfabesi (International Phonetic Alphabet-IPA) adı verilen bu yazı sistemi, bir ses bir sembol kavramı üzerine kurulmuştur. Dünyada konuşulan bütün dillerdeki sesleri temsil etmeği amaçlayan bu sistem halen birçok ülke tarafından kullanılan günlük alfabelerden farklıdır.

Ses ve Yazı

Yazısı olmayan çok sayıda dil vardır. Ancak yazısı olmayan toplumlarda da bireyler birbirleri ile konuşarak ya da işaretleşerek iletişim kurmaktadırlar. Yazı, dil için ikincildir.

Yazı ve Türleri

Yazı konuşma ya da işaretleşmenin içerdiği zaman ve mekan kısıtlarını aşarak bireyler arasındaki haberleşmeyi ve bilginin kalıcılığını sağlayan bir araçtır. İşitme engeli olmayan bireyler için dil konuşmaya dayalıdır. Sesler ile harfler arasında fark vardır. Harfler, seslerin yazıya dökülebilmesi için kullanılan sembollerdir. Toplumlar hiyeroglif, çivi yazısı, alfabe gibi farklı yazı biçimleri kullanmıştır. Hiyeroglif, sözcüklerin anlamını, göstergesini çağrıştıran resim yoluyla aktaran bir yazı biçimidir, sesleri temsil etmez. Sesleri temsil eden çivi yazısı günümüzde kullanılmamaktadır. Alfabeler ‘Bir ses bir harf’ ilkesi üzerine kurulu yazı türüdür; ancak günümüzde kullanılan alfabeler ses-harf ilişkisini farklı biçimde yansıtmaktadır.

Alfabetik yazı sistemi kullanan diller kendi ses dizgelerindeki sesleri temsil eden harfleri kullanır. Alfabelerde bir harfin temsil ettiği sesin niteliği dilden dile farklılık göstermektedir. Türkçede e harfi ile temsil edilen ses ile İngilizcede aynı harf ile temsil edilen ses farklıdır.

Uluslararası Sesbilgisi Alfabesi

Bütün dillerdeki sesleri kaydetmeyi ve yazabilmeyi amaçlayan dilbilimciler için dillerin kullandığı alfabeler yetersizdi. Yazı sistemlerindeki tutarsızlıklardan arınmak, bütün dillerin seslerini tutarlı ve ayrıntılı bir biçimde kaydedebilmek ancak ‘bir ses bir sembol’ ilkesinin gerçekleştirilmesi ile mümkün olabilir. Bu amaçla 19. yüzyılda dilbilimciler tarafından özel bir alfabe geliştirilmiştir: Uluslararası Sesbilgisi Alfabesi (International Phonetic Alphabet, IPA). Uluslararası Sesbilgisi Alfabesi ‘bir ses bir sembol’ ile ‘bir sembol bir ses’ ilkeleri üzerine kuruludur. Ayrı bir sembolle göstermekte ve bu sembollerin her biri yalnızca bir sesi temsil etmektedir.

Ses Bilgisi ve Alanları

Dilbilimde seslerin fiziksel oluşumunu inceleyen alana sesbilgisi denir. Sesbilgisinin 3 alt alanı vardır: akustik sesbilgisi, dinleyiş sesbilgisi, söyleyiş sesbilgisi.

Akustik Sesbilgisi

Akustik sesbilgisi ses dalgalarının frekansı, formantları ve hızı gibi fiziksel özelliklerini ve sesin fiziksel boyutlarını inceler.

Dinleyiş Sesbilgisi

Dinleyiş sesbilgisi sesin dinleyici tarafından algılanma boyutunu inceleyen alandır. Sesin dinleyicinin kulak zarına çarpması ile o kişinin duyduğunu yorumlaması ve tepki vermesi arasındaki süreci inceler.

Söyleyiş Sesbilgisi

Söyleyiş sesbilgisi konuşucunun çıkardığı seslerin oluşturulmasındaki fiziksel hareketlerin niteliğini inceler. Konuşurken kullanılan sesler bir hava akımının solunum sistemimiz içinde yer değiştirmesi sonucu oluşmaktadır. Hava akımı solunum sistemi içinde başlangıç noktası olan akciğerlerden (ya da bazı dillerde artdamak ya da damaktan) dışarı doğru hareket eder. Hava ağızdan geçerken dil, dudak ve dişlerin değişik hareketleri ile sesler oluşturulur.

Sesler konuşma esnasında hava akımının solunum sistemi içinde yer değiştirmesi sonucu oluşur. Sesleri oluşturma sürecinde işlevsel olan organlar şunlardır:

1. Akciğerler 2. Soluk borusu 3. Gırtlak 4. Ağız boşluğu 5. Burun boşluğu

Hava akımını tetikleyen başlatıcı organ konuşurken çıkarılan seslerin oluşum noktasıdır. Akciğerler, gırtlak ve damak hava akımını tetikleyen başlatıcı işlevini gören üç organdır. Akciğerler tüm dillerde başlatıcı işlevini üstlenmektedir. Bazı dillerde ise gırtlak ve damak da başlatıcı işlevini üstlenmektedir.

Başlatıcısı akciğerler olan ses oluşumunda ciğerlerden yukarı itilen hava akımı soluk borusunun üst tarafında bulunan gırtlaktan geçerek ağız ya da burun boşluklarından dışarı çıkar. Gırtlağın içinde dış kenarlarından gırtlağın duvarlarına yapışmış ama ortadan herhangi bir yere bağlı olmayan ince iki kas bulunmaktadır. Bu kaslar ses telleridir. Ses telleri açık ya da kapalı olabilir. Kapalı konumdayken ses telleri aralarında herhangi bir boşluk olmayacak derecede birbirlerine yakındır. Kapalı konumda olan ses tellerinin hava akımının geçmesini engellemesi sonucu hava geçmek için onları alttan iter. Bu zorlama ses tellerini titretir. Ses tellerinin titremesiyle oluşan sesler ötümlü seslerdir. Hava akımı gırtlaktan geçtiği sırada, ses telleri ayrıksa, açık konumdadırlar. Hava akımı bu açıklıktan geçerken ses tellerini titretmez. Bu sırada oluşturulan ses ötümsüzdür.


Hava Akımı Düzenekleri

Konuşma sürecinde hava akımını başlatan üç ayrı hava akımı düzeneği bulunmaktadır. Başlatıcılar, seslerin oluşmasını sağlayan hava akımını dışarı iterek ya da içeri çekerek iki ayrı biçimde başlatır. Havanın dışarı itilmesi ile oluşturulan sesler püskürtmeli seslerdir. Havanın içeri çekilmesi ile oluşturulan sesler ise emmeli seslerdir. Tüm dillerde püskürtmeli akciğer hava düzeneği ile oluşturulan sesler kullanılmaktadır; ancak emmeli akciğer hava akımı düzeneği ile oluşturulan sesler konuşma sesi olarak kullanılmamaktadır. Bu tür sesler ağlarken ya da koşarken konuşmağa çalışıldığı sırada çıkarılır.

Ses Oluşumu

Hava akımının ağız boşluğundan geçişi dil ve alt çenenin hareketleri ile engellenir. Bu engellerin niteliği, yeri ve derecesi, (1) ünsüzler ve (2) ünlüler olmak üzere iki ana ses sınıfını oluşturur. Hava akımının en yüksek derecede engellenmesi sonucunda oluşturulan seslere ünsüz denir. Hava akımının ünsüzlere kıyasla daha düşük derecede engellenmesi ile oluşturulan seslere ise ünlü denir.

Ünsüzler

Ünsüzler sesbilgisel özellikleri bakımından üç boyutta incelenir: (i) oluşma noktası (ii) oluşma biçimi (iii) gırtlak durumu Oluşma noktası hava akımının ağız boşluğunda engellendiği noktadır. Oluşma biçimi hava akımının engellenme noktasında serbest kalma niteliğini belirtir. Gırtlak durumu ise ses tellerinin açık ya da kapalı olduğunu belirtir.

(i) Oluşma noktası: Ünsüzlerin oluşumu hava akımının ağız boşluğundan geçişi sırasında, ağızdaki oluşturucu adı verilen organların birbirlerine değmesi ya da değişik derecelerde yakınlaşmasına bağlı olarak engellenmesi sonucunda gerçekleşir. Ünsüzlerin oluşma noktası, hava akımının engellendiği noktadır. Alt ve üst oluşturucular ağzın dış noktasından içeri doğru olmak üzere şöyle sıralanır:

a. alt oluşturucular: alt dudak, alt dişler, dil

b. üst oluşturucular: üst dudak, üst dişler, diş yuvası, diş yuvası arkası, öndamak, damak, artdamak, küçük dil, boğaz, gırtlak

(ii) Oluşma biçimi: Oluşma biçimi oluşturucuların birbirlerine yaklaşma derecesini ve oluşma noktasında hava akımının geçiş biçimini belirtir: (i) patlamalı, (ii) sürtünmeli, (iii) patlamalı sürtünmeli, (iv) genizsil, (v) kayıcı ve (vi) akıcı ünsüz olmak üzere 6 ünsüz sınıfı vardır.

Patlamalı ünsüzler: Alt ve üst oluşturucuların birleşip hava akımını tamamen engellemeleri sonucu oluşturulan sesler patlamalı ünsüzlerdir. [p] sesi patlamalı ünsüzdür. Oluşma noktasında hareketi tamamen engellenen hava, bu noktada birikir ve büyük bir basınç yaratır. Oluşturucuların birbirlerinden ayrılmaları ile sıkışan hava patlamayı andıran bir ses ile dışarı çıkar. Patlamalı ünsüz olan [p] sesinin oluşum noktası alt ve üst dudaklardır. Benzer

biçimde oluşturulan diğer patlamalı ünsüzlerden bazıları [b, t, d, k, g] sesleridir.

Sürtünmeli ünsüzler: Alt ve üst oluşturucular birbirlerine yaklaşır ancak patlamalı ünsüzlerde olduğu gibi birbirlerine değip hava akımını tamamen engellemez. Hava, birbirlerine yaklaşmış olan oluşturucuların arasındaki dar açıklıktan sürtünme sesine benzer bir sesle sürtünerek geçer. Alt oluşturucu olan dil ucunun üst oluşturucu diş yuvasına değmeden yaklaşması ile oluşturulan [s] sesi sürtünmeli ünsüzdür.

Patlamalı-sürtünmeli ünsüzler: Patlamalı sürtünmeli ünsüzlerin oluşmaları iki evrede gerçekleşir. Başlangıç evresi olan birinci evrede hava akımı patlamalı ünsüzlerin oluşmasına benzer biçimde alt ve üst oluşturucular tarafından engellenir. Bitiş evresi olan ikinci evrede ise oluşturucuların birbirlerinden ayrılması sırasında hava akımı patlamalı ünsüzlerin oluşumunun aksine aniden ve patlama sesiyle değil, sürtünmeli ünsüzlerin oluşumunda olduğu gibi yavaş bir hızla sürtünme ile sızarak çıkar. Çık sözcüğünün ilk sesi [ʧ] patlamalı-sürtünmeli ünsüzdür.

Genizsil ünsüzler: Genizsil ünsüzlerin oluşmasında artdamak inik durumdadır ve hava akımının burun boşluğuna girişi açıktır. Genizsil ünsüzler hava akımının burun boşluğundan çıkması ile oluşur. Hava akımının engellenme noktası ağız boşluğundadır. Gırtlaktan çıkan hava burun boşluğuna yönelir ve burun deliklerinden dışarı çıkar. Çiftdudaksıl genizsil bir ünsüz olan [m] sesinde dudaklar birbirlerine değer. Bu sırada artdamak aşağı çekilmiş olduğundan burun boşluğuna giriş açıktır. Burun boşluğu girişinin açık olmasından dolayı gırtlaktan geçen hava akımı burun boşluğundan geçerek burun deliklerinden dışarı çıkar. Ağız boşluğundaki engelleme dudaklar tarafından eşzamanlı olarak gerçekleştirildiği için [m] ünsüzü çiftdudaksıl genizsil sestir.

Akıcı ünsüzler: Akıcı ünsüzler (i) yan akıcı ünsüz ve (ii) üstdamaksıl akıcı ünsüz olarak ikiye ayrılır.

(i) Yan akıcı ünsüz: Oluşum noktası dil ucudiş yuvası olan [l] sesinin oluşmasında dilucu diş yuvasına değer ancak hava akımı tamamen engellenmez. Hava dilin iki yanından dışarı itilir. Lazım sözcüğünün ilk sesi [l] yan akıcı ünsüzdür. ( (ii) Üstdamaksıl akıcı ünsüz: Alt oluşturucu olan dilin ucu diş yuvasına doğru kıvrılırken havanın kıvrık dil ucunu sıyırarak dışarı çıkması ile oluşturulur. Raf sözcüğünün ilk sesi [r] üstdamaksıl akıcı ünsüzdür.

Kayıcı ünsüzler: Hava akımını engelleme derecesi en az olan ünsüz sınıfıdır. Alt ve üst oluşturucular birbirine yaklaşır ancak dokunmaz. İki oluşturucunun arasındaki açıklık sürtünmeye yol açmayacak derecede geniştir. Hava akımı bu noktadan hiçbir zorlama ya da sürtünme olmadan dışarı çıkar. Yan sözcüğünün ilk sesi olan [j] kayıcı ünsüzdür.


(iii) Gırtlak Durumu: Ünsüzlerin betimlenmesinde üçüncü özellik olan gırtlak durumu, ses tellerinin açık ya da kapalı olmasıdır. Hava akımı gırtlaktan geçerken ses telleri açık konumdaysa, oluşturulan ses ötümsüz, kapalı ise ötümlü, yarıaçık yarı-kapalı ise fısıltılı sesler oluşturulur.

Ünlüler

Ünlüler ile ünsüzler arasındaki en önemli sesletim farkı hava akımının ünsüzlerin oluşumundaki gibi bir engellenme ile seslendirilmeyip dilin ağız içindeki farklı konumları ve dudakların farklı duruşu sonucunda oluşturulmalarıdır. Ünlülerin oluşturulmasında etkin olan sesbilgisel özellikler şöyledir: (i) dilin ağız içindeki konumu (ii) ağzın açıklık/kapalılık derecesi, (iii) dudakların yuvarlak olup olmaması

Ünlülerin Oluşturulması

(i) Dilin konumu: Ağız boşluğu içinde dilin yatay düzeyde bulunduğu noktadır. Dilin ağız boşluğunda yatay bir düzeyde bulunduğu noktaya göre ağız boşluğu ön, orta ve arka olmak üzere üç ayrı bölgeye ayrılır. Ünlülerin oluşumundaki bu konumlar ünsüzlerin oluşma noktasındaki kesinliğe karşın görecelidir. Ağzın ön kısmı ön, arka kısmı arka ve ön ile arka arasındaki kısım da orta kısımdır. Dilin ağzın ön kısmına doğru itilmesiyle oluşturulan ünlüler ön ünlüler, arka konuma çekilmesiyle oluşturulan ünlüler arka ünlüler, damağa yakın konumda oluşturulan ünlüler ise ara ünlülerdir.

(ii) Ağız açıklığı: Ağız açıklığı dilin ağız içinde dikey boyutta bulunduğu noktadır. Dilin ağız içinde dikey boyutta bulunduğu noktaya göre ağız boşluğu üç bölgeye ayrılır. (i) üst- dilin damağa yakın olduğu konum, (ii) alt- ağız boşluğunun altında olduğu konum (iii) orta- alt ve üst bölge arası.

(iii) Dudak durumu: Hava akımı ağız boşluğundan dışarı çıkarken dudakların aldığı biçimdir: (i) yuvarlak, (ii) düz. Yuvarlak duruş dudakların birbirlerine yakın getirilip yuvarlaklaştırıldığı biçimdir. Dudakların yuvarlaklaştırılması ile oluşturulan ünlüler yuvarlak ünlüdür. [u, o] yuvarlak ünlülerdir. Dudaklar yuvarlaklaştırılmadan düz tutularak oluşturulan ünlüler ise düz ünlüdür. [i] düz ünlüdür.

Çift Ünlüler

Bazı dillerde ünlüler arasında ünsüz olmadan oluşturulan çift ünlüler vardır. Çift ünlüler, yukarıda betimlediğimiz tek ünlülerden, ses oluşturulurken dilin konum değiştirmesi ile ayrılırlar.

Doğal Ses Sınıfları

İki ana sınıf olarak incelediğimiz ünlü ve ünsüzler, ortak sesbilgisel özellikleri bakımından alt ana sınıflar oluşturur. Ötümsüz ünsüzler, ötümsüz özelliklerinden dolayı doğal sınıf oluşturur. Ötümsüz ünsüzler ünsüzlerin alt ana sınıfı, ötümlü ünsüzler de diğer bir alt ana sınıfıdır. Seslerin alt ana sınıf oluşturması, dil yapısının özelliklerinden olan ses değişimlerinin açıklanabilmesini sağlar. Ses değişimleri bireysel seslerde oluşmaz; aynı özelliği taşıyan doğal ses

sınıflarının tüm seslerinde görülür. Ötümlülük/ötümsüzlük özelliğinin yanı sıra doğal alt ana sınıf oluşturan diğer özelliklerden bazıları şunlardır.

Sürekliler/Süreksizler

Patlamalılar [p,t,k,b,d,g] ve patlamalı-sürtünmeliler [ʧ] [ʤ] oluşturulmaları sırasında hava akımının tamamıyla engellenmesinden dolayı süreksizler altsınıfını oluşturur. Patlamalı ve patlamalı-sürtünmeli ünsüzler dışındaki sesler sürekliler alt sınıfını oluşturur.

Engelliler/Titreşimliler

Hava akımı en yüksek derecede engellenen sesler olan genizsil olmayan patlamalılar, sürtünmeliler ve patlamalı- sürtünmeliler, engelliler alt ana sınıfını oluşturur. Diğer sesler ise titreşimli alt ana sınıfı oluştururlar. Titreşimli sınıfa ait olan sesler, hava akımının daha düşük düzeyde engellenmesi ile oluşturulmaktadır.

Kayıcılar

Oluşturulma sürecinde hava akımının en düşük düzeyde engellenmesi ile oluşturulan kayıcılar, genellikle ünlüler ile ünsüzler arasında bir ara sınıf oluşturmaları bakımından ünlüler ile benzer özellikler sergilerler. Dolayısıyla ünsüzlerden farklı bir alt ana sınıf oluştururlar.

Seslemsi Sesler

Bir seslemin çekirdeğini oluşturan sesler seslemsi seslerdir. Ünlüler seslemsi seslerdir ancak bazı dillerde ünsüzler de seslemsi özellik sergiler. Seslemsi ses özelliği sergileyen ünsüzler, akıcılar ve genizsil seslerdir; engelliler ve kayıcılar seslemsi sesler değildir.

Bürün

Bürünsel özellikler, bir ünlü ya da seslemin diğerlerine göre daha belirgin ve kuvvetli olduğunu belirten vurgu, konuşurken ses perdesinin düzeyini belirten ezgi ve seslerin oluş sürelerini belirten uzunluk gibi parça-üstü ses olgularıdır.

Vurgu

Vurgu, sözcüğü oluşturan seslemlerden birinin diğerlerinden daha belirgin, kuvvetli ve yüksek tonla söylenmesi olarak gerçekleşir. Vurgu (i) sözcük vurgusu ve (ii) sözdizimsel vurgu olmak üzere iki ayrı dilbilimsel düzeydedir. Sözcük düzeyinde, birden fazla seslemli sözcüklerde bir seslemin diğer(ler) inden daha kuvvetli, belirgin ve yüksek bir tonla söylenmesi ile kendini gösterir. Dilbilimde sözcük vurgusu iki biçimde belirtilir: (i) vurgu alan seslemin üzerine [‘] işareti konması, (ii) vurgu alan seslemin büyük harflerle yazılması.

Tümce düzeyinde vurgu, tümcenin öğelerinden birinin tümcedeki diğer öğelerden daha kuvvetli ve belirgin olarak söylenmesi olarak ifade edilir.

Ton ve Ezgi

Diller, sesin yüksek ya da alçak perdede çıkması sonucu ortaya çıkan ezgi farklarının dilin işlevsel olduğu düzeyler bakımından ton dilleri ve ezgi dilleri olarak iki sınıfa ayrılır.


Ton dilleri, aynı sesbirimlerden oluşan sözcükler arasındaki anlam farkını ezgi ile belirtirler. Ton dillerinde aynı sesbirimlerden oluşan sözcüklerin ezgi örüntüleri alçak- yüksek, yüksek-alçak, yüksek-yüksek, alçak-alçak ton olarak gerçekleşir.

Ezgi dillerinde ezgi, sözdizimsel yapılar arasında anlam farkı belirtir. İngilizce bir ezgi dilidir. Ezgi dillerinde düz tümce, Evet-Hayır sorusu, SoruSözcüklü Soru yapılarının ezgi örüntüleri farklıdır; bir yapı, biçimbirimsel ya da sözdizimsel değişikliğe uğramadan, ezgi örüntüsünün değiştirilmesi ile başka bir yapının işlevini ifade edebilir.

İşaret Dili Sesbilgisi

Görsel kanalı kullanan işaret dilleri sessel dillerle ifade edilebilen her anlam, duygu ve düşünceyi aktarabilen doğal dillerdir. İşaret dillerinde anlamlı birimler el işaretleri ile yüz ve vücut hareketlerinden oluşan eldışı hareketlerin eşzamanlı oluşturulması ile ifade edilmektedir. İşaret dillerinin birimleri olan işaretlerin oluşturulmasında işlevsel olan özellikler şunlardır: (i) El işaretleri, El ve parmaklar, El hareketleri

(ii) Eldışı işaretler, Baş ve yüz hareketleri, Vücut hareketleri.

El İşaretleri

El işaretleri (i) el biçimi, (ii) el konumu, (iii) el hareketi, (iv) el yönünün eşzamanlı belirtilmesi ile oluşturulmaktadır.

(i) El biçimi: El işaretleri tek elli ya da çift elli olabilir. El işaretleri elin bütünü ile olduğu gibi bir ya da birden fazla seçilen parmağın eşzamanlı hareketi ile oluşturulur. Elin bütünü ile oluşturulan işaretler elin duruş ve hareket biçimi ile ifade edilir. Örneğin Türk İşaret Dilinde (TİD) çift elli olan arkadaş kavramını ifade eden işaret, iki elin parmakları bitişik olarak düz tutulurken birbirleri üzerine getirerek oluşturulmaktadır.

(ii) El konumu: El işaretlerini oluşturan bir özellik de işaret oluşturulurken elin vücuda göre bulunduğu konumdur. İşaret oluşturulurken el ya da seçilmiş parmaklar vücuda göre değişik konumlarda olabilir. Vücuda yakınlık mesafesi olarak işaret (i) vücuda değerek, (ii) yakın konumda, (iii) uzak konumda oluşturulabilir.

(iii) Elin hareketi: Elin hareket edip etmemesi el işaretlerini oluşturan özelliklerdendir. Örneğin, izlemek anlamına gelen işaret oluşturulmasında yanağa değen el aşağı doğru kaydırılmaktadır. Buna karşın, konumu gözün kenarı olan gözlük işareti oluşturulurken el hareket etmez.

(iv) Elin yönü: İşaret oluşturulurken parmak uçlarının bulunduğu nokta işaretin yönünü ifade eder. Gitmek anlamına gelen işareti oluştururken, parmak uçları işaretleyiciden uzak konuma doğru, gelmek anlamında ise işaretleyiciye doğrudur.

El-Dışı Hareketler

İşaretlerin oluşumunda baş, yüz ve vücut hareketlerini kapsayan el-dışı hareketler sözlüksel ve dilbilgisel olmak üzere dilbilgisinin iki bileşeninde işlevsel olan özelliklerdir. El-dışı hareketler, el hareketleri ile eşzamanlı oluşturulur.

İşaret dillerinde bazı işaretler sözcüksel düzeyde el-dışı hareketler ile eşzamanlı olarak oluşturulur, el-dışı hareketlerinin yer almaması dilbilgisi-dışı olur.

El-dışı hareketler aynı zamanda dilbilgisel yapılar arasında da anlam farkı ifade ederler. TİDde soru türleri birbirinden farklı el-dışı hareketlerle oluşturulur. Kaşlar yukarı kaldırılması, baş ve omuzların ileri itilmesi ile oluşturulan Evet-hayır soru yapısından farklı olarak soru-sözcüklü sorularda kaşlar kalkık, gözler açık, omuzlar ileri konumdayken baş hafifçe iki yana sallanır. Başın kaldırılması, çenenin aşağı indirilmesi, başın iki yana sallanması işaret dillerinin sesbilgisel bileşkesinde yer alan diğer el-dışı hareket özelliklerindendir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında