TDE305U-GENEL DİLBİLİM I
Ünite 2: Biçimbilim: Sözcük ve Sözcük Yapısı
Giriş
Kuramsal dilbilim insan dilinin işleyişi ve anadili dağarcığının betimlenmesiyle ilgilidir. Dilbilimciler dilin nasıl işlediğini, bu işleyişin hangi kurallar tarafından yönetildiğini bu şekilde anlamaya ve açıklamaya çalışırlar. Dilbilimin bir alt dalı olan biçimbilim ise sözcükler, sözcükleri oluşturan anlamlı parçalar olan biçimbirimler, bunların içyapısı ve sınıflandırılması, sözcük yapımı ve bunları yöneten kuralları inceleyen bilim dalıdır.
Sözcük
Sözcük Tanıma ve Sözcük Çeşitleri
Dil incelemelerinde ‘sözcük’ teriminin tanımlanmasında dört farklı yaklaşım vardır ve bunlar sonucunda yazımsal sözcük, sesbilimsel sözcük, anlamsal sözcük ve dilbilgisel sözcük kavramları ortaya çıkar.
Yazıda iki ucuna boşluk verilerek yazılan bu sözcüklere yazımsal sözcük denir. Sözcüklerin söyleyiş özelliklerine dayanan görüş, konuşmada sözcüklerin olası duraklamalarla ayrılabileceği (Jakobson & Halle, 1956, s. 20; Hockett, 1958, s. 167) savıyla koşuttur. Bu tanımlama sesbilimsel ölçütü kullanarak dilin sesletimine dayalı bir çerçeve çizer. Bu noktada ses zincirleri içindeki duraklama noktaları sözcük sınırlarını belirleyen ayırıcılar olarak tanımlanır. Böylece sesbilimsel sözcük kavramı ortaya çıkar. Anlamsal ölçütü kullanan anlayışa göre de sözcük bir anlam ögesi olarak tariflenir (Bolinger, 27 Genel Dilbilim I 2 1963, s.129; Vygotsky, 1986, s. 5). Öyleyse anlambilimsel sözcükler bir anlamın taşıyıcısı olan ses dizileridir. Sözdizimsel ve biçimbilimsel ölçütlerden yararlanan anlayışa göre ise sözcükler artık tümcedeki konumlarına (sözdizimsel) ve bu konumların gereği olarak taşıdıkları dilbilgisel ulamlara (biçimbilimsel) göre tanımlanırlar. Bu şekilde de biçimsözdizimsel sözcük veya dilbilgisel sözcük kavramları ortaya çıkar.
Sözcüğün İç Yapısı
Biçimbirim
Biçimbilim çalışmalarında sözcüklerin anlamlı ve/ya görevli bileşenleri biçimbirim olarak adlandırılır. Biçimbirimler birleştikleri diğer biçimbirimlerle bir bağı bulunan anlamlı ve/ya görevli en küçük birimlerdir.
Biçimbirim Türleri
Biçimbirimler bağımlı ve bağımsız biçimbirimler olarak iki ana gruba ayrılırlar. Bağımsız biçimbirimler anlamlı ve görevli olmalarına göre sırasıyla sözlüksel ve işlevsel biçimbirimler olarak sınıflandırılırlar. Bağımlı biçimbirimler ise bulundukları yere göre önek, içek, sonek ve ayrık ek olarak; eklendikleri birimlere yaptıkları katkıya göre de çekimsel ve türetimsel biçimbirimler olarak sınıflandırılırlar.
Kök, Gövde, Taban
Ekler kullanılarak yeni biçimler ortaya çıktıkça, bunlar yeni adlar alır. Hiç ek almayan basit yapılı sözcükler kök halindedir. Geleneksel çalışmalarda kök, gövde ve taban
terimleri bir sözcüğün ekleri çıktıktan sonra geriye kalan kısmı olarak tanımlanmaktaydı. Daha yeni çalışmalarda ise bunlar arasındaki farklar gözetilmeye başlanmıştır (Bauer 1983, s. 20; Lyons, 1977, s. 513). Bu yeni tanımlamalarda kök bir sözlükbirimin en küçük parçasıyla özdeş olan biçimdir. Saygılar biçimi SAYGI sözlükbiriminin çoğul çekimidir. SAYGI’nın parçalanamayan en küçük parçası olan say bir türetim eki taşıyan köktür. Karaağaç gibi bir bileşik sözcükte iki kök vardır. Gövde sadece çekim ekleri bağlamında ele alınan bir terimdir. Bir sözcükbiçimin çekim ekleri çıktıktan sonra kalan kısmıdır. Saygılar biçiminde saygı, saydı biçiminde say, karaağaçlar biçiminde karaağaç gövdedir. Taban ise türüne bakılmaksızın herhangi bir ek alabilen yapıdır. Yani, kök ve gövdeler aynı zamanda tabandır. Saygısız içindeki saygı çekim eki almadığı için gövde, türetim eki aldığı için de kök olamaz; tabandır.
Biçimbirimlerde Sıralama
Biçimbirimlerin sözcük içi sıralanmaları, bu süreci denetleyen kurallarca esnekliğe yer vermeyecek bir biçimde sabitlenir. Biçimbirimlerin sıralanmasındaki bu değişmezlik, bir yandan da sözcüklerin kurala bağlı içyapısı olduğunu da gösterir. Öyleyse, dil bilmek, yalnızca dilin sözcüklerine değil bu sözcüklerin içyapılarını yöneten kurallara da erişim sağlamayı gerektirmektedir (Halle, 1976, s. 3). Dil edinimi çalışmalarından elde edilen bulgular da bu kanıyı doğrular niteliktedir. Çocuklar anadillerini edinirken çok erken dönemlerde bile sözcüklerin içyapılarını çözümlemede hiç hata yapmamaktadırlar (Aksu-Koç & Slobin, 1985, s. 855, Bybee 1985, s. 114). Bilimsel çalışmalar, çocukların çok erken dönemlerden başlayarak sözcüklerin bir içyapısı olduğuna, sözcük yaparken eklerin rastlantısal değil aşamalı bir düzende sıralandığına dair bir duyarlık geliştirdikleri göstermiştir. Sözcük parçalarının birleşiminde bir sıralama gerektiren bu hiyerarşik düzene göre çekim ekleri için aşağıdaki evrenseller listelenmiştir:
• türetim ekleri çoklukla çekim eklerinden önce • ad çekimlerinde sayı ekleri durum eklerinden önce (Greenberg, 1966, s. 95) • eylem çekimlerinde çatı ekleri görünüş eklerinden, görünüş ekleri zaman eklerinden, zaman ekleri kip eklerinden, kip ekleri kişi ve sayı eklerinden önce (Bybee, 1985, s. 4)
Biçimbirimlerin Gerçeklik Kazanması
Dilbilimciler dilde gerçekleşen bazı dil olaylarını anlayıp açıklayabilmek için çeşitli varsayımlardan hareket ederler. Bunlardan biri dil çözümlemelerinin iki düzlemde ele alınması gerektiği varsayımıdır. Bu düzlemlerden biri anadili kullanıcısının zihnindeki soyut örtük bilgiyi içeren derin yapı, diğeri ise bu bilginin kullanıma dökülerek konuşma aracılığı ile somutlaştırıldığı yüzey yapıdır.
Biçimbirim-Biçimcik: Birebir Eşleşme Biçimi
İşte bu iki düzlem varsayımından hareketle, sözcük bileşenleri olarak tanımladığımız biçimbirimler soyut
düzlemde yer alan ögelerdir. Yani biçimbirim anadili konuşucusunun zihninde yer alan sözcük bileşeni düzeyindeki soyut bir kavramdır (Harris 1942 s. 171; Hockett, 1947, s. 322; Nida, 1948, s. 421). Bu soyut birimin konuşmada ortaya çıkan somut biçimi biçimcik olarak adlandırılır. Dilbilimsel çözümlemelerde biçimbirimler küme ayracı, biçimcikler de köşeli araç içinde gösterilirler "(kitabın 39. sayfasındaki şekil 2.12'de gösterildiği gibi)".
Biçimbirim-Biçimcik: Diğer Eşleşme(me) Biçimleri
Genellikle biçimbirim sayısı ile bunları gerçekleştiren biçimlerin sayısında bire bir eşleşme olsa da bunun söz konusu olmadığı durumlar da vardır. Dilde kimi anlamlar biçimbirimlerin sıralanmasıyla değil biçimbilimsel süreçler yoluyla ifade edilirler (Nida, 1946, s. 54). Ünlü değişimi buna bir örnek olarak gösterilebilir. Bazen görülebilir somut bir karşılığı olmayan biçimbirimler vardır. Bunlar da sıfır biçim olarak anılırlar. Örneğin, İngilizcede I put the flowers in the vase yesterday ‘Dün çiçekleri vazoya yerleştirdim’ile I put the flowers in the vase everyday ‘Her gün çiçekleri vazoya yerleştiririm’arasındaki anlam farkı, eylem üzerinde {GEÇMİŞ} ya da {GENİŞ} biçimbiriminin somut bir biçimi görünmediğinden belirteç yardımıyla anlaşılmaktadır.
Boş biçimler, biçimbirim karşılığı olmayan birimlerdir. Örneğin, İngilizcedeki fact-u-al ‘olgu-sal’sözcüğündeki [u] biçiminin karşıladığı bir anlam ya da görev olmamasına rağmen, adlardan sıfat yapan [-al] ekinden önce kullanılmaktadır. Bazen aynı biçim, farklı biçimbirimleri gerçekleştirmek için kullanılabilir. Örneğin, İngilizcede reads ‘okur’sözcüğündeki [-s] biçimi iki bilgiyi birden barındırır: üçüncü tekil şahıs ve geniş zaman. Worse ‘daha kötü’sözcüğü de sözlükbirimsel anlamı olan bad ‘kötü’anlamının yanı sıra bir çekimsel süreç olan derecelendirme işlevinin taşıyıcısıdır. Bu yüzden de bunlara alaşım biçimler denmektedir.
Sözlükçe
Yukarıda sözü edilen dildeki somut ve soyut düzlem varsayımından hareketle sözcükler de tanımlanıp aralarında bir ayrıma daha gidilir: sözlük sözcükleri olarak tanımlanan sözlükbirim ve somut sözcükler olarak tanımlanan sözcükbiçim ayrımı. Yalnız bunları açıklamadan önce yakından ilişkili oldukları sözlükçe kavramına açıklık getirelim.
Dilbilimde sözlük kavramı, dilde kullanılan sözcüklerle bunlara ilişkin özgün bilgileri listeleyen ve sözlükçe olarak anılan soyut bir sistem olarak anlaşılmaktadır (Bloomfield, 1935, s. 274; Chomsky, 1965, s. 87). Sözlükçede, yani zihin sözlüğünde, kaydı bulunan her girdi, kendi tanınabilirliğini sağlayacak sesletim, sözdizim ve anlam özelliklerine ilişkin bilgilerle donatılmıştır.
Sözlük Sözcükleri-Sözlükbirim
Sözlükbirim sözcüğün soyut biçimidir. Bir dilde kullanılan tüm sözcük türlerinin sözlükbirimleri mevcuttur. Örneğin, SİL bir eylem sözlükbirim, SİLGİ ise bir ad sözlükbirimdir.
Bunlar sırasıyla sildi, siliyor, silecek ve silgi, silgiler, silgiyi gibi biçimlerin içerdiği ortak temel anlamın taşıyıcısıdır. Bu anlamda, sözlükçenin yapılanma düzeni, dil bilgisi derslerinde kullanılan kitap sözlüklerle benzerlikler gösterir. Hem yer hem de gereksiz yineleme sorunu yaratmamak için, kural işletilerek çözümlenebilecek bilgilerin sözlüklerde listelenme geleneği yoktur.
Anlaşıldığı üzere, sözlükbirimler varlık, nesne, düşünce, hareket ve durumlara işaret ederler. Hiçbir dilde, evrende tanık olunan bu ögelerin sayısı kadar sözlükbirim yoktur. Bunun yerine amacı türetme ve birleştirme yoluyla yeni sözcükler yapmak olan sözlüksel biçimbilim süreçleri işletilerek bu ögeler genişletilir ve yeni kavramlara işaret eder hale getirilirler. Dilci, dilli, dilsiz, dilcilik gibi türemiş sözcükler, daha basit yapılı dil sözcüğünden farklı kavramlara işaret ederler. Biçimsel olarak dil-ci, dil-li, dil- siz, dil-ci-lik parçalarına ayrılırlar. Bunlar gibi ekleme yoluyla yeni sözlükbirimler yapmaya türetme adı verilir. Diliçi, aradil, kaynandili gibi bileşik sözcükler ise iki sözlükbirimi birleştirme yoluyla oluşturulur. Türemiş ve bileşik sözcüklerin her biri türetildikleri sözlükbirimle bağıntılarını koparmadan yeni bir kavrama işaret ettiği için sözlükçede ayrı maddeler olarak listelenir ve kavramsal ortaklıkları sebebiyle bir sözcük ailesi oluşturur.
Somut Sözcükler-Sözcükbiçim
Sözcükbiçimler anadili konuşucusunun zihnindeki sözlükçede listelenmekte olan sözlükbirimlerin söyleyişte ortaya çıkan ses ya da harf biçiminde gerçekleştirilmiş duyulabilir ve/ya görülebilir somut biçimleridir. Örneğin, EV sözlükbiriminin evler, evi, evde gibi sözcükbiçimleri mevcuttur ve bunlar biçimbilim çözümlemelerinde yatık harflerle gösterilirler (Bauer, 1983, s. 12; Lyons, 1968, ss. 196-197; Mathews,1974, ss. 30, 37). Öyleyse bu bilgi ‘evler, evi, evde EVin sözcükbiçimidir’ şeklinde ifadesini bulur.
Sözlükbirimlerin bir dilbilgisel ulamı yansıtan türlü biçimleri olan sözcükbiçimlerin oluşturduğu bütünlüğe dizi denir. Bir dizi içinde kural işletilerek ortaya çıkan bu somut görünümler çekimsel biçimbilimin çıktılarıdır (Matthews, 1991, s. 38). Kestirilebilir bilgiler içerdiklerinden de ne sözlük ne de sözlükçede girdileri bulunur. Örneğin kişi ulamının üç bileşeni vardır ve eylemlerle birinci, ikinci ve üçüncü kişi bilgisini taşıyan sözcükbiçimleri içeren diziler kurar: güldüm, güldün, güldü gibi.
Sayı ulamının iki bileşeniyle harmanlanınca her bir eylem sözlükbirim için altı sözcükbiçim ortaya çıkar: güldüm, güldün, güldü, güldük, güldünüz, güldüler. Türkçedeki isimler için de aşağıda gösterildiği gibi sayı ve durum bilgisi veren on iki sözcükbiçim mevcuttur.
Özetle, çekimsel biçimbilim bir sözlükbirimin sözcükbiçimlerinin ortaya çıkma süreçleriyle, sözlüksel biçimbilim ise bir sözcük ailesi oluşturan yeni sözlükbirimlerin ortaya çıkma süreçleriyle ilgilidir.