TDE305U-GENEL DİLBİLİM I
Ünite 1: Dil ve Dilbilim
Giriş
Dil bilişsel bir olgudur. Çocuklar dil yetisi ile doğarlar ve bu yetiyi yaşamlarının ilk üç yılı içinde gerçekleştirirler; 4 yaşına basmış olan bir çocuk içine doğmuş olduğu toplumdaki yetişkinlerin kullandıkları dilin temel yapılarını içselleştirmiştir. Çocuğun dil yetisi iletmek istediği her duyguyu, soruyu, isteği yetişkinlerin anlayabileceği düzeyde ifade edebildiği gibi kendisine söylenen her iletiyi anlayabilecek düzeye erişmiştir. O yaştan sonra çocuklar sözcük dağarcıklarını genişletmeğe ve toplumda dil kullanım kurallarını içselleştirmeğe devam ederler.
Dil, türe özgüdür (Chomsky 1965) ve insanları hayvanlardan ayıran en temel özelliklerden en önemlisidir. Bu nedenle dilin niteliğini açığa çıkarmak ve tüm özelliklerini tanımlamak bizim aynı zamanda insanlığı anlamamıza yardımcı olmaktadır. Dünyanın çoğu yerinde bir çocuğun ilk sözcüklerini duymak anne-babası için büyük bir sevinç kaynağıdır. Kimi kültürlerde ise yeni doğan bir bebek, ilk sözcüklerini telaffuz edinceye kadar birey olarak görülmemekte, ancak dil kullanma çağına geldiğinde ‘birey’ olarak toplumun bir üyesi sayılmaktadır (Fromkin and Rodman, 2010). Buna benzer gelenek ve görüşler, dil ve dil bilmenin insan toplumları için çok önemli bir değer olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Dil ve Dilbilim
Dilbilim dili bütün açılardan inceleyen bilim dalıdır. Dilbilimcilerin araştırma alanları içinde dil yapısının özellikleri olan sesbilim, biçimbilim, sözdizim, anlambilim, edimbilim bileşenlerinin incelenmesinin yanı sıra çocukların dil edinim süreçleri, dilin kullanımını etkileyen toplum-dilbilimsel özellikler ve dilin üretilme ve algılanmasındaki bilişsel süreçlerin niteliği oluşturur.
Dilbilimcilerin sordukları en temel soru Dil nedir? sorusudur. Bu sorunun içerdiği diğer sorulara yanıt aramağa çalışırlar. Bu sorular da dil yapısı ile ilgili olarak, dilde ne gibi öğelerin bulunduğu, dil bilmek dendiğinde ne kastedildiği, bir dili bilmenin neyi içerdiğini, çocukların dil edinim evrelerini, dilin kullanıldığı bağlam ve konuşuculara göre ne tür özellikler gösterdiği gibi alt sorular içerir. Dilbilimciler araştırmalarını dilin ele aldıkları boyutu hakkında bilgi edinme amacıyla yürütürler. Dilbilim bu soruların cevabını ararken elde ettiği bulguların özelliklerini anlamağa ve betimlemeğe çalışır. Kısacası, bir bilim dalı olarak dilbilim; bu tür sorunlara yanıt arar, dilin yapı ve işlevlerini inceler ve dil ile ilgili örüntüleri irdelemeği amaçlar. Bilim dalının gereği olarak incelemelerini nesnel dilbilimsel yöntemlerle yürütür ve sonuçlarını paylaşır.
Dil Bilmek Ne Demektir?
Dil bilmek, dinleyen tarafından anlaşılabilen iletiyi oluşturabilmek ve diğer bireylerin iletilerini anlayabilmek demektir. Bu ileti, iletişim içinde olan kişilerin özelliklerine bağlı olarak iki kanaldan oluşturulmaktadır. Duyma yetisine sahip olan kişiler, iletişimi ses kanalı ile, duyma
yetisine sahip olmayan kişiler ise el ve yüz işaretleri ile oluştururlar. Hem sözlü dil de hem de işaret dili kapsamında dil bilmek, duyulan/görülen iletinin içerdiği birimleri ayırt edebilme ve ayırt edilen birimlerin bileşimlerinden anlamlı olanların ne anlama geldiğini anlayabilmeyi içermektedir. Öte yandan, dil bilmek konuşulanı anlamanın yanı sıra konuşucu tarafından konuşulan dilin seslerinin oluşturulmasını ve bunların dinleyici tarafından anlaşılabilecek şekilde birleştirilmesini de içermektedir.
‘Dil bilmek’ kavramı ile genellikle konuşulan diller kastedilmekte ve dilbilim çalışmalarında tanımlar ve açıklamalar ‘ses ayırt etme’, ‘ses bileşimi’ gibi konuşulan dil için geçerli kavramlarla yapılmaktadır. Ancak, iletişim, konuşma dilinin yanı sıra işaret dili ile de gerçekleştirilir.
Dilbilimde dil incelemeleri genellikle konuşulan diller üzerine yoğunlaşmıştır. İşaret dilleri üzerine yürütülen incelemeler ise ancak son 50 yıl içinde ivme kazanmıştır. Bu alanda Klima ve Bellugi (1979) ilk yayımlanan çalışmalardandır. Bir dilde kişiler kendilerine söylenen iletiyi nasıl anlayabilmektedir? Bir konuşucunun dinleyicilerin anlayabilmesi için kendisini nasıl ifade etmesi gerekmektedir? Bunun için dil kullanıcılarının bilişinde nasıl bir bilgi bulunmaktadır? Bunların yanıtını verebilmemiz için önce dili oluşturan değişik nitelikte birimlerin olduğuna dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu birimler, kendi içlerinde anlam taşımayan sesler ve bu seslerin birleşimi ile oluşturulan, anlamları olan sözcükler, ekler ve diğer anlamlı birimler ve bu birimlerin birleşmesi ile oluşan öbek yapıları ve tümcelerdir.
Bir dilin dilbilgisi, sesbilim, biçimbilim, sözdizim ve anlambilim boyutunda o dilde var olan birimler ve bu birimlerin ne şekilde bir araya gelebileceğine ilişkin kuralları içerir. Bu birimler, dilde var olan sesleri, anlam taşıyan en küçük birim olan biçimbirimler, tümce yapısını oluşturan sözcüksel ve işlevsel ulamlar, sözcük ve tümce anlamını belirleyen birimlerdir.
Dilbilgisinin dört ana bileşeni vardır: sesbilim, biçimbilim, sözdizim, anlambilim. Bir dildeki ses birimlerinin özelliğini, dağılımını ve birleşimlerini belirleyen kuralları inceleyen alan sesbilim’dir. Sözcüklerin yapısını, en küçük anlam birimleri olan biçimbirimlerin özelliklerini, dağılım, birleşim ve dizilişlerini belirleyen kuralları içeren bileşen biçimbilim’dir. Tümce yapısındaki birimleri ve kuralları betimleyen alan sözdizimdir. Anlambilim ise dilin anlam yapısını inceler; bir iletinin anlamı tümcelerde kullanılan sözcük ve biçimbirimlerin anlamı ile bunların oluşturduğu öbek ve tümcelerin anlamını da içerir. Başka bir deyişle, anlambilim dillerin sözlükçesi, biçimbilimsel bileşkesi ve sözdizim bileşkesi olmak üzere anlam taşıyan bileşkeler ile ilişkilidir.
Sesbilim
Sesbilim, bir dildeki sesbirimlerin özellikleri ve bunların anlamlı birimler oluşturmak üzere ne şekilde dizileceklerini; yakınlarındaki sesler, biçimbirimler ya da
diğer dilbilgisel etkilerle nasıl değiştiklerine ilişkin kuralları içeren dilbilgisi bileşenidir. Konuşulan dillerde anlamlı birimler, tek başlarına anlam taşımayan seslerin birleşmesi ile oluşturulur. Bir dili anadili olarak konuşan bireyler, dillerinin ses yapısı hakkında sezgisel bilgiye sahiptirler. Genellikle niteliğini belli bir netlikle belirtemediği ama kendi dilinin sesbirimi olup olmadığı üzerinde değerlendirme yapmasını sağlayan sezgisel bir bilgi sahibidir.
Sözcük Bilgisi
Her ne kadar iletişim, ses yapısı kurallarına bağlı olarak kurulsa da sesler tek başlarına bir anlam taşımaz. Bir dilin konuşucuları o dilin sözcüklerini ve taşıdıkları anlamları bilir. Sözcükleri oluşturan sesler sözcük yapısının biçimini, anlamları da sözcüklerin göndergelerini belirler, bir kavramı temsil eder. Sözcükler biçim-anlam birleşimleridir.
Bir dildeki sözcüklerin listesi o dilin sözlükçesini oluşturur. Anadili konuşucuları bu sözcüklerin nasıl sesletildiğini; ad, eylem, niteleyici ya da belirteç gibi hangi sözcük türü olduğunu, bu sözcüklerin tümce içinde nasıl kullanılması gerektiğini bilirler. Bu bilgi, anadili konuşucularının anadilleri hakkında çocukluktan itibaren edindikleri bilginin bir parçasıdır.
Biçimbilim
Biçimbilim, sözcüklerin ve sözcükleri oluşturan ön ek, son ek, sözcük kökü gibi yapı taşlarının incelendiği alandır. Biçimbirim, en küçük anlamlı birim olarak tanımlanır. Örneğin, b-e-z-l-e-r seslerinden oluşan ‘bezler’ sözcüğü iki ayrı anlamlı birimden oluşmaktadır: bez ve çoğul eki -ler biçimbirimleri.
Sözdizim
Dilde temel yapı tümcedir; bir tümce sözcüklerden oluşur. Örneğin, “Çalışkan öğrenciler hızlıca ödevleri bitirdiler.” tümcesi 5 sözcükten oluşmaktadır ve bu sözcükler bir araya gelerek öbekler oluşturmakta, bu öbekler de birleşerek tümceyi oluşturmaktadır. Dilbilgisinde tümce yapısını belirleyen kuralları inceleyen bileşen sözdizim’dir. Anadili konuşucularının sezgisel sözdizim bilgisi, dillerindeki öbek kuralları, tümce yapısı ve sözcük dizilimlerini içerir.
Anlambilim
Anadili konuşucularının dilbilgisel bilişlerinde yer alan bilgi yumağının bir başka boyutu da sözcük ve tümce anlamlarıdır. Bir anadili konuşucusu, herhangi bir konuşmada olabilecek anlam sapmalarını anlar; bu tür sapmalar, genellikle anlam genişlemesi ya da daralması olan durumları da içermektedir. Anadili konuşucuları anadillerindeki yapıları, istedikleri anlam ve amaç doğrultusunda kullanabilirler. Sözcüklere yeni anlamlar yüklenebilir, anlam sapmalarına yol açılabilir, sözcüklerin anlamları genişletilebilir/daraltılabilir. Konuşucular işlevleri açı yaratma olan her, bütün, yalnızca benzeri sözcüklerin bulunduğu yapılarda açı alanlarını belirleyebilir, tümceleri yorumlayabilirler.
Dilbilgisi Nedir?
Terim olarak dilbilgisi değişik kişiler tarafından farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Dilin değişik özellik ve işlevleri üzerinde duran çalışmalar betimleyici dilbilgisi, kuralcı dilbilgisi ve öğretici dilbilgisi olarak tanımlanır. Dilbilimde dilbilgisi terimi gündelik kullanımdan farklıdır. Üç türe ayrılan dilbilgisi çalışmaları ve alanları aşağıda tanıtılmaktadır.
Betimleyici Dilbilgisi
Dilbilimciler için dilbilgisi, anadili konuşurunun konuştuğu dilin yapısına ilişkin içselleştirilmiş bilişsel bilgidir. Bu tür bilgiyi içeren dilbilgisi çalışmaları betimleyici dilbilgisi çalışmalarıdır. Betimleyici dilbilgisi çalışmalarında anadili olarak konuşulan dil hakkında içerdiği bilgiler şöyle düzenlenmiştir:
• sözcük oluşturmada seslerin bir araya getirilmesini belirleyen ses kurallarını içeren sesbilim • sözcük yapısı kurallarını içeren biçimbilim • sözcüklerden öbek, öbeklerden tümce oluşturmasında etkin olan kuralları içeren sözdizim • sözcük ve tümcesel düzeylerinde anlamı belirleyen kuralları içeren anlambilim bileşenlerinin özellikleri
Kuralcı Dilbilgisi
Kuralcı dilbigisi dil kurallarının belli bir şekilde kullanılması gerektiği doğrultusunda yargı bildiren bir yaklaşımdır. Dil ve dilbilgisi kurallarına yönelik tarihsel süreç içinde geliştirilen çok sayıda yaklaşımdan bazıları dildeki kimi yapıların kullanımının diğerlerine göre ‘kabul edilemez/yanlış’ olduğunu ve bu yapıların kullanımının ‘iyi’ ya da ‘güzel’ dil kullanımı olmadığını savunan, değer yargılarına dayalı ‘kuralcı’ yaklaşım öne sürmüşlerdir.
Öğretici Dilbilgisi
Öğretici dilbilgisi kitapları bir dili yabancı dil olarak öğretmek amacı ile yazılmıştır. Bu kitaplarda ‘dilbilgisi’ terimi, genel dilbilimde kullanılan anlamdan farklıdır. Öğretici dilbilgisi, dili yetişkin bireyler olarak öğrenmek isteyenlere dilin yapı kurallarını bilinçli olarak öğretir.
Dilbilim
Dilbilim bir dilin farklı yönlerini bilimsel açıdan inceleyen bilim dalıdır. Betimleyici dilbilim her dilin kendine özgü sesbilimsel, biçimbilimsel, sözdizimsel ve anlambilimsel özelliklerini betimler. Kuramsal dilbilim ise dillerin yapısal özelliklerini, bir kuram çerçevesinde inceler ve bu dile özgü nitelikleri dil evrenselleri çerçevesinde açıklar.
Toplumdilbilim’in ilgi alanını dilin toplum içinde kullanımını etkileyen etkenler oluşturmaktadır. Alanda yapılan çalışmalar dil kullanımında konuşucuların yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, ait oldukları toplumsal katmanları, geldikleri yöreler ve iletişim kurdukları bireylerle yakınlık derecesi kullanılan dil yapısını belirlemekte etken olduğunu
göstermiştir. Ruhdilbilimciler, çocukların dil edinim süreçlerini araştırırlar ve çocuklar doğal olan dil edinim sürecinden geçerken bu süreç içinde geçirdikleri bilişsel gelişimi incelerler. Uygulamalı dilbilim ise dil öğretiminde ve diğer dil uygulamalarında etkili olacak yöntemler üzerinde durmakta ve ikinci dil öğreniminde öğrenim sürecini etkileyen etkenlerin niteliğini araştırmaktadır.
Dil Yetisi (Edinç) ve Edim
Anadili konuşucuları dil yapısı hakkında bilgileri doğal olarak içselleştirirler. Bir anadili konuşucusunun içselleştirmiş olduğu bilgi onun insana özgü olan dil yetisini gerçekleştirmesidir. Ancak içselleştirilmiş bu bilginin niteliği ile bilginin dışa vurumu, uygulanması arasında bir ayrım vardır. Bu ayrım dil yetisi (edinç) ile dil edimi arasındaki ayrımdan kaynaklanmaktadır.
Dil Evrenselleri
Genellikle dil bilmek ya da dil öğrenmek denildiğinde bu farklılıklar üzerinde durulur. Ancak diller yüzeyde birbirlerinden farklı gibi görünseler de ortak bir çok dil özellikleri vardır. Dil evrenselleri tüm dillerde bulunur. Dillerin dilbilgileri iki tür kural içermektedir a. Evrensel kurallar, b. Dile özgü kurallar. Dillerin ses yapılarında ünlüler ve ünsüzler olması evrensel bir özelliktir; ancak diller birbirlerinden kendi ses yapısı içinde bulundurdukları birimlerin sayısı ve niteliği bakımından ayrılır.
Dil Edinimi
Çocuklar anadillerini eğitim sonucu edinmezler. Çocuklar doğdukları andan itibaren, eğer işitme engelli değillerse, yetişkinler tarafından konuşulan dilin özelliklerini bir eğitim görmeden içselleştirmeğe başlarlar. 10-12 aylıkken ilk sözcüklerini oluşturmağa başlayan çocuklar 24 aylıkken ilk tümcelerini kurmağa başlarlar. Çocukların anadillerini içselleştirme süreci dil edinimi sürecidir. Dil edinimi, tüm çocukların geçirdikleri bir süreçtir; tüm çocuklar doğmuş oldukları dil ortamından bağımsız olarak benzer süreçten geçerler. Duyma yetisine sahip olan çocuklar, konuşma dilini, sağır anne-babaya doğan çocuklar ise işaret dilini doğal olarak edinirler.
İşaret Dilleri
Doğuştan duyma yetisi olmayan ya da dil edinim süreci sırasında duyma yetisini kaybetmiş sağır çocuklar, ses duymadıkları için konuşulan dili edinemezler. Sağır bireyler ses yerine el, yüz ve beden hareketleriyle oluşturdukları işaretler ile iletişim kurarlar. İşaret dillerinin de, konuşulan diller gibi, işaretlerle gösterilen ‘sözcükler’i/işaretleri ve bu işaretlerin tümce içinde birleşmelerini belirleyen kuralları vardır. İşaret dilleri de doğal dillerdir ve yaratıcıdır. Konuşulan dillere koşut olarak, işaret dillerinde de sonsuz sayıda tümce üretilir. İşaret dilleri dilin insanlara özgü, içgüdüsel bir olgu olduğunun en önemli kanıtlarından biridir.