AÖF Soru Bankası

Osmanlı Türkçesi Grameri IIÜnite 2 Özeti

Farsçada Fiil, Farsça Fiilden Türemiş Kelimeler, Farsçada Birleşik Kelimeler

TDE206U-OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ II

Ünite 2: Farsçada Fiil, Farsça Fiilden Türemiş Kelimeler, Farsçada Birleşik Kelimeler

a. -e ٥: Fiilin emir gövdesine getirilir: ﺧﻨﺪه hande Farsçada Fiil "gülme, gülüş" (<handîden), ﻧﺎﻟﮫ nâle "inleme" (<

Farsçada fiilleri kip, zaman ve şahıs söz konusu olmaksızın adlandırmak için masdar ekli şekilleri kullanılır. Türkçede yaz-mak, gel-mek şekilleri masdardır. Türkçede -mak/-mek

eklerinin gördüğü işi Farsçada -den دن , -ten ﺗﻦ ekleri görür ve fiiller buna göre den'li masdarlar - ten'li masdarlar olarak iki grup hâlinde incelenir. Bu eklerle teşkil olunmuş masdarlara aslî masdarlar denilir. Aslî masdarlar, Osmanlı Türkçesi söz diziminde kullanılmamışlardır.

►Farsça Fiillerde Emir Gövdesi

Aslî masdarlardan -den ve -ten ekleri atılınca ortaya çıkan şekil hâl gövdesi veya geniş zaman gövdesi olarak da adlandırılır. Bunların bir kısmında fiil gövdesinin son ünsüzü birtakım ses değişmelerine uğrar. Ortaya çıkan bu gövdeler Farsça fiil çekiminde emir ikinci teklik şahsa tekabül eder:

ﺧﻮاﻧﺪن hânden "okumak" ﺧﻮان hân "oku"

درﯾﺪن derîden "yırtmak" در der "yırt"

Bir masdarın emir gövdesi, herhangi bir ek almadan, sıfat- fiil anlamı da taşır; yani Türkçede -an/-en, -ar/-er ekleriyle yaptığımız şekillere (yazan, yazar) karşılık gelirler. Emir gövdesiyle teşkil olunan bu şekiller tek başlarına kullanılmayıp birleşik sıfat yapımında kullanılırlar ve bunlarla yapılan birleşik sıfatlar Osmanlı Türkçesinde çok sık kullanılmıştır:

ﺑﻮﺳﯿﺪن bûsîden "öpmek" ﺑﻮس "öpen"

داﻣﻦ ﺑﻮس dâmen-bûs, دﺳﺖ ﺑﻮس dest-bûs vs.

Aslî masdardan -den ve -ten eklerinin çıkarılarak sıfat-fiil

anlamı taşıyan emir (hâl) gövdelerinin teşkili esas olarak

bu şekildedir. Ancak birçok fiilde bu ekler çıkarılınca

oluşan tabanda birtakım ses değişmeleri meydana gelir.

Bu değişmeleri ana hatlarıyla görebilmek için kitabınızın

18.-21. sayfalar arasını dikkatlice okuyunuz.

►Farsça Fiillerde Geçmiş Zaman Gövdesi

Farsça fiillerde geçmiş zaman gövdesi fiillerin sonunda

bulunan /n/ sesinin (ن harfi) atılmasıyla elde edilir. Fiilin geçmiş zaman gövdesi görülen geçmiş zaman teklik 3. şahsını ifade eder. Bu gövde aynı zamanda hafifletilmiş masdar denilen fiil ismini de teşkil etmektedir :

آﻣﺪن âmeden "gelmek" آﻣﺪ âmed "gelme, geliş"

رﻓﺘﻦ reften "gitmek" رﻓﺖ reft "gitme, gidiş"

Farsça Fiilden Türemiş Kelimeler

Farsçada Fiilden İsim türeten ekler şunlardır: -e, -iş ve - ȃr’dır.

nâlîden), ﺑﻮﺳﮫ bûse "öpme, öpüş" (< bûsîden) vs.

b. -iş ش : Fiilin emir gövdesine getirilir: ﻧﺎﻟﺶ nâliş

"inleyiş" (<nâlîden), ﻧﻤﺎﯾﺶ nümâyiş "gösteriş,

gösteri" (<nümûden), داﻧﺶ dâniş "biliş, bilgi" (<

dânisten), ﺧﻮاھﺶ hâhiş "isteyiş, istek" (< hâsten) vs.

c. -âr ار : Fiilin geçmiş zaman gövdesine getirilir: رﻓﺘﺎر

reftâr "gitme, gidiş" (<reften), ﻛﻔﺘﺎر güftâr "söyleyiş, söz" (<güften) vs.

Farsçada Fiilden Sıfat türeten ekler şunlardır: -e, -ende, -ȃn, -ȃ, gȃr, -ȃr.

1. -e ٥ : Bu ek, fiilin geçmiş zaman gövdesine getirilerek edilgen anlamlı sıfat-fiiller (ism-i mef'ûl veya ism-i fâ'il) yapar. Türkçede bunları genellikle -

mış/-miş ekleriyle (görmüş, almış) karşılarız:: دﯾﺪه

dîde "görmüş, görülmüş" (<dîden), ﻣﺮده mürde "ölmüş" (<mürden) vs.

Bu ekle türetilen kelimeler, ileriki bölümlerde göreceğimiz birleşik sıfatların teşkilinde sıkça kullanılmaktadır.

2. -ende ﻧﺪه : Fiilin emir gövdesine getirilerek sıfat-fiil görevinde kelimeler türetir. Türkçede -an/-en, -ar/-er veya -ıcı/-ici ekleriyle yaptığımız kelimelere karşılık

gelir: ﻛﻮﯾﻨﺪه gûyende "söyleyen" (<güften), ﺧﻮاﻧﻨﺪه hânende "okuyan" (<hânden) vs.

3. -ân ان : Fiilin emir gövdesinde getirilen bu ek hem

sıfat-fiil, hem de zarf-fiil teşkilinde kullanılır: ﻛﺮﯾﺎن

giryân "ağlayan ~ ağlayarak" (< girîsten), پﻮﯾﺎن pûyân "koşan ~ koşarak" (< pûyîden) vs.

4. -â ا: Kimi fiillerin emir gövdelerine getirilerek sıfat-

fiil teşkil eder: ﻛﻮﯾﺎ gûyâ "söyleyen" (< güften), ﺑﯿﻨﺎ bînâ "gören" (< dîden), داﻧﺎ dânâ "bilen, bilici" (< dânisten) vs.

5. -gâr گﺎر : Fiillerin emir ve geçmiş zaman gövdelerine gelerek fâil ismi teşkil eder. Bu eki Türkçede -ıcı/-

ici, -an/-en ekleriyle ifade ederiz: پﺮوردگﺎر perverdigâr "besleyici, terbiye edici; Allah" (<

perverden), آﻣﻮزگﺎر âmûzgâr "öğretici, öğretmen" (< âmûhten) vs.

6. -âr ار : Fiillerin geçmiş zaman gövdesine getirilerek

fâ'il ismi teşkil eder: ﻛﺮﻓﺘﺎر giriftâr "tutkun,

yakalanmış" (<giriften), ﺧﻮاﺳﺘﺎر hâstâr "istekli, isteyen" (<hâsten) vs.

Farsça Birleşik Kelimeler

Farsçada birleşik isim yapmanın türlü yolları vardır. Osmanlı Türkçesinde bunlardan en sık başvurulanları İki Kelimeden Oluşanlar ve İkilemelerle Oluşanlar’dır.


v İki isimden oluşanlar şekil olarak izafet kesresi kaldırılmış bir isim tamlaması veya tamlayanla tamlananın yer değiştirdiği bir isim tamlaması gibidir; ancak bizim için bunların oluşum süreçleri o kadar önemli değildir. Önemli olan bunların bir nesne veya kavramın adı olmalarıdır. Metinleri doğru okumak için bunların isim tamlaması olmadığını bilmeli ve izafet kesresi olmadan okumalıyız.

Bunların büyük kısmı zaten bitişik yazılır:

ﺳﺮﻋﺴﻜﺮ ser-asker "komutan", ﺳﺮﺣﺪ ser-hadd

"sınır", ﺳﺮﻣﺎﯾﮫ ser-mâye "ana para, kapital", ﻣﯿﺮآﻻى mîr-

alay "alay komutanı, albay", ﻣﯿﺮآﺧﻮر mîrâhûr "ahır emiri",

درﺳﻌﺎدت der-sa'âdet "saadet kapısı, İstanbul"…

v Eş veya yakın anlamlı yahut zıt anlamlı kelimelerin bağlama edatı ile birleştirilerek tek bir nesneye veya oluşa ad olması da İkilemelerle Oluşan birleşik kelimeleri meydana getirir. Örneğin:

ﻛﻔﺖ و ﻛﻮ güft ü gû "dedikodu", ﺟﺴﺖ و ﺟﻮ cüst ü cû

"arayıp sorma, araştırma", ﺳﻮز و ﻛﺪاز sûz u güdâz "yanıp

yakılma", ﺑﺮك و ﺑﺎر berg ü bâr "yaprak ve yemiş;

malzeme, azık", پﯿچ و ﺗﺎب pîç ü tâb "kıvrım büklüm;

sıkıntı, telaş", ھﺎى و ھﻮى hây u hûy "gürültü, patırtı,

şamata", داد و ﺳﺘﺪ dâd u sited "alışveriş" vs.

v İkinci kelimesinde, birinci kelimesinin baş ünsüzünün /m/ ünsüzüne dönüştürülmesiyle teşkil olunmuş bazı ikilemeler de bulunmaktadır:

ﺗﺎروﻣﺎر târ u mâr "darmadağınık", ھﺮج و ﻣﺮج herc ü

merc "karma karışık", ﺧﺎن و ﻣﺎن hân u mân "ev bark" vs.

Farsçada Birleşik Sıfatlar

Farsçada birleşik sıfatlar iki isim veya bir isimle bir sıfatın yan yana gelmesiyle kurulur. Bunları isim veya sıfat tamlamalarından ayıran şeklî özellik, arada bir izafet kesresinin bulunmamasıdır. Bu birleşik sıfatları Türkçede yukarıda anlattığımız isnat grubu veya sıfat tamlaması + lı yapısıyla ifade edebiliriz:

v İki isimden oluşanlar ﺳﺮوﻗﺪ serv-kadd "servi

boylu” چﺸﻢ آھﻮ âhû-çeşm "âhû gözlü", پﯿﻜﺮ ﻣﮫ meh- peyker "ay yüzlü" vb. v İsim ve sıfattan oluşanlar fıfat, yalın veya türemiş bir sıfat olabileceği gibi sıfat-fiil anlamı taşıyan bir kelime (ism-i fâ'il, ism-i mef'ûl) de olabilir. Bu tip birleşik sıfatlarda isim önce, sıfat sonra gelebilir:

ﺑﻠﻨﺪ ﺳﺮ ser-bülend "yüce başlı, başı yüce", ﺻﺎف

ﺳﯿﻨﮫ sîne-saf "temiz yürekli, kalbi temiz" gibi.

v Bazılarında ise sıfat önce, isim sonra gelir: ﻧﮭﺎد ﻋﺎﻟﻰ

âlî-nihâd "yüksek ahlâklı, ahlâkı yüksek", زﺑﺎن

ﺷﯿﺮﯾﻦ şîrîn-zebân "tatlı dilli, dili tatlı" gibi.

v Bir isim ve fiilden türemiş kelimelerden oluşmuş birleşik sıfatlar şu şekilde yapılırlar:

1) Emir gövdesiyle yapılan birleşik sıfatlar: Bu sıfatlarda isim önce emir gövdesi sonra gelir. Önceki bölümlerde de öğrendiğimiz gibi Farsça fiillerin emir gövdeleri aynı zamanda sıfat-fiil anlamı taşımaktadır:

ﺳﻮﺧﺘﻦ sûhten "yakmak" ﺳﻮز sûz "yak X yakan".

Emir gövdesiyle teşkil olunan birleşik sıfatlar Osmanlı Türkçesinde sıkça kullanılmıştır:

sûz (aynı fiilden) = ﺳﻮز ﺟﻜﺮ ciger-sûz "yürek yakan",

ﺳﻮز ﺟﺎن cân-sûz "can yakan"…

2) Geçmiş zaman gövdesinden türetilen ism-i mef'ûllerle yapılan birleşik sıfatlar: Fiilerin geçmiş zaman gövdelerinin, masdarın sonundaki /n/ ünsüzünün atılmasıyla elde edildiğini önceki bölümlerde öğrenmiştik. Böylece ortaya çıkan fiil tabanına -e ekinin getirilmesiyle geçmiş zaman birleşik sıfatlar da Osmanlı Türkçesinde sık kullanılmıştır. Bu türlü birleşik sıfatlarda isim veya sıfat önce gelebilir:

dîde (dîden دﯾﺪن "görmek" fiilinden) = ﺿﺮردﯾﺪه zarar-

dîde "zarar görmüş", ﺳﺎﻟﺪﯾﺪه sâl-dîde "yıl görmüş, tecrübeli",

şikeste (şikesten ﺷﻜﺴﺘﻦ "kırmak" fiilinden) = ﺷﻜﺴﺘﮫ دل

dil-şikeste "gönlü kırılmış, dargın"; ﺷﻜﺴﺘﮫ دل şikeste-dil "gönlü kırık, kederli"…

3) Sıfat-fiil eki olan -ân ile yapılan birleşik sıfatlar: Bu yolla yapılan birleşik sıfatlarda isim önce sıfat sonra gelir:

ﺳﻮزان ﺟﺎن cân-sûzân "can yakan", اﺷﻚ رﯾﺰان eşk-rîzân "gözyaşı döken"…

4) Geçmiş zaman gövdesiyle yapılan birleşik sıfatlar: Geçmiş zaman gövdesi (hafifletilmiş masdar) hâlindeki fiiller sıfat-fiil (ism-i mef'ûl) anlamı taşırlar. Bu yapıdaki birleşik sıfatlarda da isim önce sıfat sonra gelir:

آﻟﻮد داﻣﻦ dâmen-âlûd "eteği bulaşık, iffetsiz", ﻧﺎزپﺮورد nâz-perverd "naz içinde büyütülmüş"…

Farsçada Zarf Grupları

Farsçada â-, be-, tâ- gibi kimi eklerle yapılan kelime grupları genellikle zarf fonksiyonundadırlar:

â- : ﺳﺮاﺳﺮ ser-â-ser "baştan başa", ﺳﺮا پﺎ ser-â-pâ "baştan ayağa",

be-: ﺳﺮﺑﺴﺮ ser-be-ser "baş başa", زاﻧﻮﺑﺰاﻧﻮ zânû-be-zânû

"diz dize", ﺳﻮ ﺑﺴﻮ sû-be-sû "taraf taraf" vs.

tâ-: ﺳﺮﺗﺎﺳﺮ ser-tâ-ser "baştan başa" vs.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında