TDE205U-OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ-I
Ünite 5: Arapça Kelime Grupları: İsim ve Sıfat Tamlamaları, Edatlar
Görüldüğü gibi bu tamlamada unsurların dizilişi Farsça Arapça Yapılı Tamlamalar ﺑﻴﯿﺖ ﺑﺎﺏب bâb-ı beyt tamlaması ile aynıdır; tek fark ikinci
Osmanlı Türkçesinde Arapça kelimeler yanında Arapça yapılı tamlamalar da kullanılmıştır. Tamlamaların yapılarını anlatmaya geçmeden önce, Arapça tamlamaların doğru okunabilmeleri için oldukça önemli olan iki konuyu öğrenmemiz gerekiyor. Bunlar, harf-i ta’rîf ve hurûfü’ş- şemsiyye ve’l-kameriye konularıdır: Harf-i Ta’rîf Türkçe ve Fasçadan farklı olarak Arapça kelimelerde ayrı bir belirlilik kategorisi vardır. Arapçada kelimeyi belirli hâle getiren morfolojik unsur, harf-i ta’rîf denilen bir ön
ektir. Elif+lâm ﺍاَﻝلْ şeklinde yazılan bu ön ek, kelime başında olduğunda bazı kelimelerde el-, bazı kelimelerde ise kelimenin ilk harfi şeddeli olacak şekilde okunur:
ﺍاﻟﻮﻁطﻦ el-vatan
ﺍاﻟﺰﻣﺎﻥن ez-zamân Güneş harfleri (Hurûfu’ş-şemsiyye) Harf-i ta’rîf alan bir kelime el-beyt, el-bint, el-veled, el- kitâb şeklinde okunur. Ancak bir kısım harfler vardır ki, kelime bu harflerle başladığı zaman harf-i ta’rîfin lâm’ını kendisine benzeştirir. Güneş harfleri (hurûfu’ş-şemsiyye) denilen bu harfler şunlardır. Bunlara şemsî harfler de
denir: ﺕت ٬، ﺙث ٬، ﺩد ٬، ﺫذ ٬، ﺭر ٬، ﺯز ٬، ﺱس ٬، ﺵش ٬، ﺹص ٬، ﺽض ٬، ﻁط ٬، ﻅظ ٬،
ﻝل ٬، ﻥن Diğer harfler ise ay harfleri (hurûfu’l-kameriyye) adını alır. Hurûfu’ş- şemsiyye ile başlayan harf-i ta’rîfli kelimelerden örnekler:
ﺍاﻟﺸﻤﺲ eş-şems “güneş” el-şems değil!
ﺍاﻟﺪﻫﮬﮪھﺮ ed-dehr “dünya” el-dehr değil!
ﺍاﻟﺰﻣﺎﻥن ez-zamân “zaman” el-zamân değil Görüldüğü üzere, şemsî (güneş) harflerden biri ile başlayan kelimelerde harf-i ta’rîfin lâm’ı kelimenin ilk harfi gibi okunmaktadır. Bu özellik, Arapça tamlamaların doğru okunuşunda önemlidir. Ay Harfleri (Hurûfü’l-kameriyye) Güneş harfleri dışında kalan harfler ise ay harfleridir. Bunlara kamerî harfler de denir. Bu harflerden biriyle başlayan kelimelerde harf-i ta’rîfte herhangi bir değişiklik olmaz ve el- şeklinde okunur: el-beyt, elhakk, el-yevm ‘gün’vs.
ﺑﻴﯿﺖ beyt ‘ev’ ﺍاﻟﺒﻴﯿﺖ el-beyt
ﻛﺘﺎﺏب kitâb ﺍاﻟﻜﺘﺎﺏب el-kitâb
Arapça Yapılı İsim Tamlamaları
Arapçada da, Farsçada olduğu gibi tamlamadaki kelime sırası Türkçedekinden farklıdır ve önce tamlanan (muzâf /mevsuf), sonra tamlayan (muzâfun ileyh / sıfat) gelir. Tamlayan kelimenin başında harf-i tarif (ﺍاﻝل el-) olur. Tamlanan (muzâf) kelimenin son harfi, bazı istisnalar dışında ötreli okunur. Harf-i ta’rîfin elif’i hiçbir zaman okunmaz:
ﺍاﻟْﺒﻴﯿﺖ ﺑﺎﺏبُ bâbü’l-beyt ‘evin kapısı’ ty tn
kelimenin başındaki harf-i ta’rîf dediğimiz ön ek ve bunun okunuşudur.
ﺍاﻻﺳﻼﻡم ﺩدﻳﯾﻦ dînü’l-İslâm “İslâm dini”
ﺍاﻻﺭرﺽض ﺧﺎﻟﻖ Hâliku’l-arz “arzın yaratıcısı”
ﺍاﻟﻔﻨﻮﻥن ﺩدﺍاﺭر dârü’l-fünûn “fenler evi”
ﺍاﻟﻮﻁطﻦ ﺣﺐ hubbü’l-vatan “vatan sevgisi”
Bu tamlamaları ﺍاﻝل el- takısını kaldırarak ve izafet kesresi koyarak kolaylıkla Farsça yapılı tamlamalar hâline dönüştürmek mümkündür. Meselâ dînü'l-İslâm - dîn-i İslâm; Hâlıku'l-arz - Hâlık-ı arz vs. • Arapça Tamlamaların Okunuşu Arapça tamlamaların okunuşunda tamlayanı (muzâfun ileyhi) güneş harfleriyle (şemsî harflerle) başlayan kelimelere dikkat etmek gerekir; zira bu durumda harf-i ta’rîfin lâm’ı tamlayanın ilk harfiyle aynı okunur:
ﺍاﻟﺪﻡم ﻓﻘﺮ fakrü’d-dem “kansızlık”
ﺍاﻟﺴﻤﺎﻭوﺍاﺕت ﻓﺎﻁطﺮ fâtıru’s-semâvât “göklerin yaratıcısı”
ﺍاﻟﺪﻧﻴﯿﺎ ﺩدﺍاﺭر dârü’d-dünyâ “dünya evi”
Tamlanan (muzâf) kelime ekleme harflerden ە veya ﺕت
ile bitiyorsa bu harfler ﺓة ile yazılır. Dilimizde ﺕت ile biten bazı kelimeler tamlayan (muzâfun ileyh)
oldukları zaman bu ٥ , ﺕت olarak okunur.
ﺣﺴﺮﺕت - ﺍاﻟﻤﻠﻮﻙك ﺣﺴﺮﺓة hasretü’l-mülûk ‘meliklerin hasreti(ni çektiği yer)
ﻟﻴﯿﻠﻪﮫ - ﺍاﻟﻘﺪﺭر ﻟﻴﯿﻠﺔ leyletü’l-Kadr ‘Kadir gecesi’
ﺗﺬﻛﺮﻩه - ﺍاﻻﻭوﻟﻴﯿﺎ ﺗﺬﻛﺮﺓة tezkiretü’l-evliyâ ‘evliyalar tezkiresi’. Farsça olanlara nispetle Arapça tamlamalar Osmanlı Türkçesinde daha az kullanılmıştır. Bunların büyük bir kısmı makam ve mevki isimlerinde, kitap isimlerinde, kimi dinî tabirlerde ve bilhassa bilimsel terminolojide yer alırlar.
• Makam ve Mevki İsimleri
ﺍاﻣﻴﯿﺮﺍاﻻﻣﺮﺍا emîrü’l-ümerâ “beylerbeyi”,
ﺍاﻣﻴﯿﺮﺍاﻟﺤﺞ emîrü’l-hac “hac emîri”,
ﺍاﻟﺴﻌﺎﺩدﻩه ﺑﺎﺏب bâbü’s-sa’âde “Saadet kapısı, İstanbul”,
ﺍاﻟﻤﺎﻝل ﺑﻴﯿﺖ beytü’l-mâl “devlet hazinesi”,
ﺍاﻟﺨﻼﻓﻪﮫ ﺩدﺍاﺭر dâru’l-hilâfe “Halifelik evi, İstanbul”,
ﺍاﻟﺴﻌﺎﺩدﻩه ﺩدﺍاﺭر dârü’s-sa’âde “Saadet evi, İstanbul”
ﺍاﻻﺳﻼﻡم ﺷﻴﯿﺦ şeyhu’l-islâm “Din işleri reisi” vs.
• Kitap İsimleri
ﺍاﻟﺤﺮﻣﻴﯿﻦ ﺗﺤﻔﺔ Tuhfetü'l-haremeyn,
ﺍاﻻﻭوﻟﻴﯿﺎ ﺗﺬﻛﺮﺓة Tezkiretü'l-evliyâ,
ﺍاﻟﺸﻌﺮﺍا ﺗﺬﻛﺮﺓة Tezkiretü'ş-şuarâ,
ﺍاﻟﻮﺯزﺭرﺍا ﺣﺪﻳﯾﻘﺔ Hadîkatü'l-vüzera vs.
• Bilimsel Terimler
ﺍاﻟﺠﻨﺐ ﺫذﺍاﺕت zâtü'l-cenb "akciğer örtüsü iltihabı", olmayan tek bir kelime ise kelimenin sonu -ın/-in ﺍاﻟﻌﻈﻢ ﺫذﺍاﺕت zâtü'l-azm "kemik dokusu iltihabı", tenviniyle okunur:
ﻣﺤﺐ ﺍاﻟﻜﻠﺲ muhibbü'l-kils "kireççil",
ﻓﻘﺮﺍاﻟﺪﻡم fakrü'd-dem "kansızlık, anemi" vs.
Bunların dışında bilhassa ﷲ Allah kelimesiyle yapılan tamlamalar çok kullanılmıştır:
ﻋﺒﺪﷲ Abdullâh, ﷲ ﺭرﺳﻮﻝل Resûlullâh, ﷲ ﺑﻴﯿﺖ Beytullâh,
ﺩدﻳﯾﻦ dîn kelimesiyle yapılan Arapça tamlamaların da şahıs ismi olarak sık kullanıldığı görülür. Ancak bu gibi tamlamaların tamlanan unsuru (muzâf) Osmanlı Türkçesinde ötreli değil üstünlü okunur:
Mesela ﺍاﻟﺪﻳﯾﻦ ﻧﺠﻢ Necmü’d-dîn değil Necme’d-dîn:
ﻧﻮﺭرﺍاﻟﺪﻳﯾﻦ Nûre’d-dîn, ﺍاﻟﺪﻳﯾﻦ ﺳﻴﯿﻒ Seyfe’d-dîn, ﺍاﻟﺪﻳﯾﻦ ﺷﻤﺲ Şemse’d-dîn
Arapça Yapılı Sıfat Tamlaması
Osmanlı Türkçesinde kullanılan Arapça sıfat tamlaması yapısı da isim tamlaması yapısıyla aynıdır. İsim ve sıfat tamlamasını yalnızca tamlayan kelimenin niteliğinden ayırt ederiz; tamlayan isimse isim tamlaması, sıfatsa sıfat tamlaması olur:
ﺍاﻟﻤﻈﻔﺮ ﻣﻠﻚ melikü’l-muzaffer “muzaffer hükümdar”
ﺍاﻟﻤﺒﺎﺭرﻙك ﺭرﻣﻀﺎﻥن ramazânu’l-mübârek “mübarek Ramazan” Arapça Sıfat Tamlamalarında Uyum Arapça yapılı sıfat tamlamasında tamlanan ve tamlayan unsurlar (mevsûf ve sıfat) arasında a) cinsiyet (müennes - müzekker) b) sayı (teklik, tesniye, çokluk) açısından denklik aranır; sıfat bu özellikler bakımından mevsûf olan birinci kelimeye uygun hâle getirilir.
ﺍاﻟﻨﻔﺎﺋﺲ ﻣﺠﺎﻟﺲ “Mecâlisü’n-nefâ’is”,
ﺍاﻟﺸﺮﻳﯾﻔﻴﯿﻦ ﺣﺮﻣﻴﯿﻦ “Haremeynü’ş-şerîfeyn”,
Arapça Ön Edatlar (Harf-i Cerrler)
Dil bilgisinde harf-i cerr adı verilen Arapça ön edatlar, Farsça ön edatlarda olduğu gibi, kimi Türkçe hâl eklerine ve son çekim edatlarına karşılık gelir. Bu edatlar bir tamlamanın başına geldiğinde tamlanan kelimenin sonu ötreli değil esreli okunur:
ﺎﻥن ﺍاﻟﺰﻣ ﻗﺮﻳﯾﺐ ﻋﻦ an-karîbü'z-zamân değil an-karîbi'z- zamân gibi.
ﺏب bi: Türkçede +a/+e, +da/+de, ile ek ve edatlarının anlamını karşılar. Harf-i ta’rîfli kelimelerden önce geldiğinde hemzeyle bitişik yazılır ve kendisinden sonra gelen kelimenin niteliğine göre bi’l-, bi'n-, bi'z- vs. şeklinde okunur:
ﷲ ﺑﺴﻢ bismillâh “Allahın adıyla”,
ﺑﺎﻣﺮﷲ bi-emrillâh “Allahın emriyle”,
ﺑﺎﻟﻔﻌﻞ bi’l-fiil “fiil ile, gerçekten”,
ﺑﺎﻟﻤﻘﺎﺑﻠﻪﮫ bi’lmukābele “karşılık olarak”
ﻋﻦ an: Türkçede +dan/+den hâl ekleriyle ve kimi edatlarla karşılanabilir. Bu edattan sonraki kelime tamlama hâlinde
ﻗﺮﻳﯾﺐ ﻋﻦ an-karîb “çok geçmeden, yakında”,
ﺍاﻟﺰﻣﺎﻥن ﻗﺮﻳﯾﺐ ﻋﻦ an-karîbi’zzamân “yakın zamanda”
ﻗﺼﺪ ﻋﻦ an-kasdin “kasıtlı olarak, bile bile”
ﻓﻰ fî : Türkçede +da/+de, içinde anlamlarını verir :
ﺍاﻟﺤﻘﻴﯿﻘﻪﮫ ﻓﻰ fi’l-hakîka “gerçekte, hakikaten”,
ﺍاﻟﻮﺍاﻗﻊ ﻓﻰ fi’l-vâki’ “gerçekten, hakikaten”,
ﺍاﻻﺻﻞ ﻓﻰ fi’l-asl “aslında”
ﻝل li- : Türkçede "için, dolayı, yüzünden, tarafından" anlamlarını verir. İsimlerle ve bazı zamirlerle birlikte kullanılmaktadır:
ﻟِﻬﮭﺬﺍا li-hâzâ “bunun için”,
ﻟﺬﺍاﺗﻪﮫ li-zâtihi “kendiliğinden”,
ﻟﻤﺘﺮﺟﻤﻪﮫ li-mütercimihi “mütercimi tarafından”
ﻣﻦ min: Türkçede +dan/+den, dolayı, sebebinden anlamlarını verir:
ﺑﻌﺪ ﻣﻦ min-ba’d “bundan sonra”,
ﺍاﻟﻘﺪﻳﯾﻢ ﻣﻦ mine’l-kadîm “eskiden beri”,
ﷲ ﻁطﺮﻑف ﻣﻦ min-tarafi’llâh “Allah tarafından”
ﻙك ke-: Türkçede "gibi, sanki" anlamlarını verir. Benzerlik ifade eder:
ﻛﺎﻻﻭوﻝل ke’l-evvel “eskisi gibi”,
ﻛﺬﻟﻚ ke-zâlik “böylece, bunun gibi” vs.
Arapça Tamlamalardaki Değişiklikler
Şimdiye kadar Arapça yapılı isim ve sıfat tamlamalarının kuruluşunu öğrenmiş olduk. Buna göre, tamlanan (muzâf) olan kelimenin sonu ötreli okunmaktadır. Kimi durumlarda ise bu hareke değişebilir, yani bu harf üstünlü (fethalı) veya esreli (kesreli) okunabilir. Bunları aşağıda göstereceğiz. 1. Tamlamanın Üstünlü Okunması
Tamlanan kelime ﺑﻌﺪ ba’d “sonra”, ﻗﺒﻞ kabl “önce”, ﻓﻮﻕق
fevk “üst”, ﺗﺤﺖ taht “alt”, ﺑﻴﯿﻦ beyn “ara”, ﺣﺴﺐ hasb
“göre, nazaran” ﻋﻨﺪ ‘ind “yan, yanında göre” kelimelerinden biriyse bu kelimelerin sonu ötreli değil, üstünlü okunur:
ﺑﻌﺪﺍاﻟﺰﻭوﺍاﻝل ba’de’z-zevâl ‘öğleden sonra’;
ﺍاﻟﻄﻮﻓﺎﻥن ﻗﺒﻞ kable’t-tûfân ‘Tufan'dan önce’;
ﺍاﻟﻤﻠﻞ ﺑﻴﯿﻦ beyne’l-milel ‘milletler arası’
ﻣﻦ min edatı da tamlayanın (muzâfun ileyhin) harf-i ta’rîfli olduğu bir tamlamada üstünlü okunur:
ﺍاﻟﻘﺪﻳﯾﻢ ﻣﻦ mine'l-kadîm "eskiden beri",
ﺍاﻻﺯزﻝل ﻣﻦ mine'l-ezel "ezelden beri" vs.
Elif-i maksûre (yani ﻯى harfi) ile biten kelimeler tamlanan olduğunda elif-i maksûre okunmaz, bundan önceki harf üstünlü okunur:
ﻋﻠﻰ alâ: ﺍاﻟﺨﺼﻮﺹص ﻋﻠﻰ ale’l-husûs ‘hususiyle, özellikle’; olurlarsa, sıfat anlamı taşıdıkları sürece, ortaya çıkan ﺍاﻟﻰ ilâ: ﺍاﻻﺑﺪ ﺍاﻟﻰ ile’l-ebed ‘ebede kadar’ vs. kelime grubu lafzî izafet olur. Lafzî izafetlerin en önemli
ﺍاﻗﺼﻰ aksâ, ﻣﻌﻨﻰ ma'nâ gibi kelimelerde de aynı özellik söz konusudur:
ﺍاﻟﺸﻌﺮ ﻣﻌﻨﻰ ma’ne’ş-şi’ir “şiirin manası”, ﺍاﻟﻐﺎﻳﯾﺎﺕت ﺍاﻗﺼﻰ akse’l-gâyât “gayelerin en uzağı” gibi.
ﻳﯾﺎ yâ ünleme edatı bir tamlamanın başına gelirse tamlanan kelimenin sonu üstünlü okunur:
ﺍاﻟﻌﺎﻟﻤﻴﯿﻦ ﺭرﺏب rabbü'l-âlemîn - ﺍاﻟﻌﺎﻟﻤﻴﯿﻦ ﺭرﺏب ﻳﯾﺎ yâ
Rabbe'lâlemîn; ﷲ ﺭرﺳﻮﻝل Resûlullâh - ﷲ ﺭرﺳﻮﻝل ﻳﯾﺎ yâ Resûlallah vs. 2. Tamlamanın Esreli Okunması
Harf-i cerr denilen Arapça ön edatlar bir tamlamanın önüne geldiğinde tamlananı esreli okuturlar:
ﷲ ﺑﺎﺫذﻥن bi-izni’llâh (bi-iznullah değil!) ‘Allahın izniyle’;
ﷲ ﺳﺒﻴﯿﻞ ﻓﻰ fîsebîl’illâh (fi-sebîlullah değil) ‘Allah yolunda’ vs.
Bunların dışında ﺑﺎﻧﻰ bânî, ﻣﻔﺘﻰ müftî, ﻗﺎﺿﻰ kādî gibi
sonu tek ﻯى ile biten kelimeler tamlanan (muzaf) olduğunda sondaki ye harfi okunmaz, bundan önceki harf esreli okunur:
ﺍاﻻﻧﺎﻡم ﻣﻔﺘﻰ müfti’l-enâm ‘halkın müftüsü; şeyhülislâm’,
ﺍاﻟﺪﻭوﻟﻪﮫ ﺑﺎﻧﻰ bâni’ddevle ‘devletin kurucusu’ vs. Arapça dil bilgisinde zincirleme tamlamalarda ikinci kelimelerin sonu da esreli okunur. Bu yapı Türkçede çok kullanılmamıştır: Divânu Lugāti't-Türk, Kitâbu Evsâfi'l- Mesâcidi'ş-Şerîfe gibi.
Arapça Birleşik Sıfatlar: Lafzî İzafet
Arapça birleşik sıfatlar (lafzî izafetler), görünüşte Arapça isim ve sıfat tamlamalarına benzerler; fakat anlam bakımından iki kelime arasında herhangi bir tamlama ilgisi kurulmaz. Onlara lafzî izafet (sözde tamlama) denilmesi bu yüzdendir. Şu iki Arapça tamlamayı ele alalım:
a) ﺑﻘﻴﯿﺔ ﻟﺴﻴﯿﻒ ﺍاbakiyyetü's-seyf ‘kılıç artığı’
b) ﻗﺎﻣﺔ ﺍاﻟﻘﺼﻴﯿﺮ kāmetü'l-kasîr ‘kısa boy’ Birinci tamlama bir isim tamlamasıdır. İki kelime arasında bir aitlik ilgisi vardır. İkinci tamlama ise bir sıfat tamlamasıdır. İkinci kelime ‘kasîr (kısa)’ birinci kelimeyi tavsif etmektedir. Şimdi aşağıdaki tamlamayı inceleyelim:
ﻗﺼﻴﯿﺮﺍاﻟﻘﺎﻣﻪﮫ kasîrü'l-kāme ‘kısa boylu’, ‘boyun kısası’ değil! Bu tamlamada ise iki kelime arasında bir aitlik ilgisi olmadığı gibi, sıfat olan birinci kelime kendisinden sonra gelen kelimeyi değil, ikisi birlikte başka bir özneyi nitelemektedirler. Bu durumda bu iki kelimenin oluşturduğu kelime grubu bir birleşik sıfat olur. Şekil olarak isim veya sıfat tamlamaları gibi kurulsa da anlam ve fonksiyon itibariyle bunlardan tamamen farklıdırlar. Lafzî izafetlerin teşkilinde şekilce dikkat çeken en önemli unsur, birinci kelimenin sıfat fonksiyonunda olmasıdır. Arapçada sıfat fonksiyonunda olan kelimelerden bilhassa ism-i fâ'il, ism-i mef'ûl, sıfat-ı müşebbehe ve ism-i mensûb kategorilerine ait kelimeler tamlamanın birinci kelimesi
özelliği, iki kelime arasında bir aitlik ilgisi kurmamaları, böylece bir isim tamlaması teşkil etmeyip bir birleşik sıfat teşkil etmeleridir. Bundan dolayı daha çok sıfat tamlamalarının sıfatı olarak kullanılırlar. Ancak isim gibi kullanılmaları da mümkündür. Lafzî izafetlerin örnekleri için bkz. s. 102-103.
Lafzî İzafetlerin Kullanılışı Lafzî izafetler, esas olarak birleşik sıfat anlamı taşıdıkları için söz diziminde sıfat fonksiyonunda kullanılırlar. Bu yapılarıyla basit sıfatlardan bir farkları yoktur. Lafzî izafetin tamlayan olarak katıldığı bir tamlama sıfat tamlaması olur:
ﺍاﻟﺸﺎﻥن ﻋﻈﻴﯿﻢ ﺳﻠﻄﺎﻥن sultân-ı azîmü'ş-şân ‘yüce şanlı sultan’
ﺍاﻟﻘﺪﺭر ﺟﻠﻴﯿﻞ ﻛﺘﺎﺏب kitâb-ı celîlü'l-kadr ‘değeri yüce (olan) kitap’
ﺍاﻟﺬﻛﺮ ﺳﺎﻟﻒ پﺎﺩدﺷﺎﻩه pâdişâh-ı sâlifü'z-zikr ‘zikri geçen padişah’ vs.
Diğer lafzî izafet kullanım ve örnekleri için bkz. s. 104.