AÖF Soru Bankası

Osmanlı Türkçesi Grameri IÜnite 2 Özeti

Arapçada Kelime Yapımı: Mücerred Masdarlar, İsm-i Fâ’iller ve İsm-i Mef’ûller

TDE205U-OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ-I

Ünite 2: Arapçada Kelime Yapımı: Mücerred Masdarlar, İsm-i Fâ’iller ve İsm-i Mef’ûller

Arapçada Masdarlar

Fiillerden türemiş isim sınıfındaki kelimelere masdar denilmektedir. Türkçe dilbilgisinde masdar olarak -mak/- mek ve -ma/-me ekleriyle yapılan isimlere mukabil Arapçanın dilbilgisinde “geliş, alış, ölüm, alım, satım” anlamlarındaki isimlerin yanı sıra “güzellik, incelik, kabalık” anlamlarındaki isimler de masdar olarak adlandırılan kelime kategorilerinde üretilirler. Arapçanın dilbilgisinde fiilin görülen geçmiş zaman 3. teklik şahsındaki şekli fiilin en yalın hâlidir. Meselâ:

کَﺘَﺐَ ketebe “yazdı” fiili, bu kökten türemiş kelimelerin en yalın şeklidir. Çeşitli eklemelerle türlü kalıplarda

kelimeler bu fiilden türetilir: کﺘﺎﺑﺖ kitâbet "yazma işi, yazı yazma”.

ﺢ ََﻓَﺘ fetaha “açtı” fiil şeklinden türetilen bir masdar ﻓﺘﺢ feth “açma, fetih”.

ﻋَﻠِﻢَ alime “bildi” fiil şeklinden türetilen bir masdar ﻋﻠﻢ ilm “bilme, bilgi, ilim”. Görülen üç harfli fiil şekilleri, fiilin en yalın şeklini, yani kök hâlini gösterir. Türkçede nasıl fiil köklerine ekler getirerek yeni kelimeler yapıyorsak Arapçada da fiil köklerinden yeni kelimeler yapılır; fakat daha önce de izah edildiği gibi Arapça eklemeli değil, bükünlü bir dil olduğundan fiil kökünün başına-ortasına-sonuna kimi sesler getirilerek yeni kelimeler yapılır. Kelimenin kökünü oluşturanlar dışındaki harfler zâid yani ilave harflerdir.

ﻋَﻠِﻢَ alime “bildi” fiilini ele alalım. Dilimizde bu kökten türemiş kelimeler vardır. Bu kelimelerin bir kısmı harf ilâvesiyle türetilmiştir:

ﻋﻠﻢ ilm “ilim, bilgi”, ﻋﺎﻟﻢ âlim “bilgin”, ﻣﻌﻠﻮﻡم ma'lûm

“bilinen”, ﺗﻌﻠﻴﯿﻢ ta'lîm “öğretme”, ﺗﻌﻠﻢ ta'allüm “öğrenme”,

ﻣﻌﻠﻢ mu'allim “öğretmen”, ﺍاﻋﻼﻡم i'lâm “bildirme, duyurma” vs. Bütün bu türetmelerin belli kalıplar içerisinde olduğunu ve bu kalıplara vezin denildiğini öğrenmiştik. Masdarlar zâid harf bulunup bulunmamasına göre iki

gruba ayrılır. Meselâ ﻓﺘﺢ fetaha “açtı” fiilinde zâid harf

yoktur, harflerin hepsi aslîdir. ﺃأَﺣْﺴَﻦَ ahsene “iyilik etti” fiilinde baştaki hemze zâiddir. Birinci gruptaki fiillerden türetilen masdarlara mücerred masdarlar (yalın masdarlar), ikinci gruptaki fiillerden türetilen masdarlara mezîdünfih masdarlar (artırılmış, harf ilâve edilmiş masdarlar) adı verilir. Mücerred (yalın) masdarların kalıpları, belli bir anlam üretmezler; fiilden türetilen bir ismin niçin bu vezinden türetildiğinin belli bir kuralı yoktur. Toplumca o kelime üzerinde uzlaşılmıştır ve bu kelimeler dilin kullanımıyla edinilir, öğrenilir. Bu yüzden bu gruba giren masdarlara semâî masdarlar (yani işitip öğrenmeye dayalı masdarlar) da denir. Mezîdünfih masdarların üretildiği kalıplar ise belli, değiştirilemez anlamlar üretirler. Her fiil her kalıba getirilip yeni bir kelime üretilemez. Fiilin geçişli veya geçişsiz oluşu önemlidir. Buna göre kalıplar etken- edilgen-dönüşlü-işteş çatılarda belli anlamları üretirler. Bu

özellikleri dolayısıyla geçişlilik/geçişsizlik (yani fiilin nesne alıp almaması) açısından uygun olmak şartıyla bir fiil belli bir kalıba uygulandığında belli bir anlam üretilmiş olur. Nasıl Türkçede +çı eki meslek ismi yapıyorsa ve biz bir kelime kökünden meslek ifade eden bir kelime yapmak istediğimizde bu eke başvuruyorsak Arapçanın mezîdünfih masdarları da benzer şekilde “önceden belirlenmiş” anlamları üretirler. Bu yüzden bunlara kıyâsî masdarlar (yani kıyaslamaya dayalı masdarlar) da denir. Semaî masdarların anlamlarını sözlükten bularak öğrenebiliriz. Kıyâsî masdarların ise sözlüğe bakmadan önce sezilecek, bilinecek bir anlam çerçevesi vardır. Kıyâsî masdarlar geçişlilik/geçişsizlik, etkenlik- edilgenlik-dönüşlülük, işteşlik çatılarını ürettikleri için anlam çerçevelerinin bilinmesi gerekir. Bunu bir örnekle görelim:

ﻋﻠﻢ ilm “bilim” kelimesi semâî/mücerred bir masdardır. Yalın isim gibidir. Anlamı konusunda yapısından doğan herhangi bir sezgiye sahip olamayız. Bu kelimenin anlamını bir kaynaktan öğrenmiş olmalıyız.

ﺗﻌﻠﻴﯿﻢ ta'lîm “bildirme, öğretme” kelimesi geçişli ve etken bir masdardır. Bir “şeyi” bir “kimseye” öğretiriz.

ﺗﻌﻠﻢ ta'allüm “öğrenme” kelimesi de geçişlidir ancak çatı itibariyle “dönüşlü”dür. Bir “şeyi” özne “kendisi” öğrenir. "Ben mektepte Fransızca ta'lîm ediyorum." cümlesinden öznenin öğretmen olduğunu anlarız; çünkü birilerine “öğretiyor”. "Ben mektepte Fransızca ta'allüm ediyorum." cümlesinden ise öznenin öğrenci olduğunu anlarız; çünkü “öğreniyor”.

ﻣﺠﺎﺩدﻟﻪﮫ mücâdele kelimesinin üretildiği kalıbın işteşlik anlamını ürettiğini öğrenmişsek artık bu kelimenin anlamını bilmeden dahi bu anlamla ilgili bir önsezimiz

olur. Aynı kalıpta olan ve ﺧﺒﺮ haber kökünden türetilmiş

ﻣﺨﺎﺑﺮﻩه muhâbere kelimesinin de karşılıklı yapılan bir işi ifade ettiğini sezeriz: "haberleşme".

• Mücerred (Semâî) Masdarlar

Mücerred masdarların üretildiği kalıplar belli bir anlam üretmezler. Bu kelimelerin anlamları hakkında dilbilgisine dayanan bir önsezimiz olmaz. Bu bakımdan mücerred masdarlar ile câmid (donuk) isimler birbirlerine benzerler ve birçok kalıpları ortaktır.

• Sülasî Mücerred Masdarların Vezinleri

ﻓَﻌْﻞ fa'l ﺍاﻣﺮ emr, ﺑﺤﺚ bahs, ﺟﻬﮭﻞ cehl, ﻗﺘﻞ katl vs.

ﻓِﻌْﻞ fi'l ﺍاﺫذﻥن izn, ﺣﻠﻢ hilm, ﺫذﻛﺮ zikr, ﺭرﺯزﻕق rızk vs.

ﻓُﻌْﻞ fu'l ﺑﺨﻞ buhl, ﺣﺴﻦ hüsn, ﺣﻜﻢ hükm, ﺷﻜﺮ şükr vs.

ﻓَﻌَﻞ fa'al ﺍاﺩدﺏب ﺑﺼﺮ٬، ﻣﺮﺽض٬، ﻁطﻠﺐ٬، ﻛﺮﻡم٬، ﻋﻤﻞ٬، ﺟﺪﻝل ﻓَﻌْﻠَﺔْ fa'let ﺭرﺣﻤﺖ٬، ﻛﺜﺮﺕت٬، ﺻﻨﻌﺖ٬، ﻏﻴﯿﺮﺕت٬، ﺟﺬﺑﻪﮫ٬، ﺗﻮﺑﻪﮫ٬، ﺣﻤﻠﻪﮫ

ﻓِﻌْﻠَﺔْ fi'let ﺣﻜﻤﺖ٬، ﺧﺬﻣﺖ٬، ﻧﻌﻤﺖ٬، ﺷﺮﻛﺖ٬، ﺳﺮﻗﺖ٬، ﻓﻜﺮﺕت

ﻓُﻌْﻠَﺔْ fu'let ﺍاﻟﻔﺖ٬، ﻏﺮﺑﺖ٬، ﺻﺤﺒﺖ٬، ﺭرﺣﺼﺖ٬، ﺷﻬﮭﺮﺕت٬، ﻧﺼﺮﺕت

ﻓُﻌُﻮﻝل fu'ûl ﺳﻜﻮﺕت٬، ﺳﻘﻮﻁط٬، ﻁطﻠﻮﻉع٬، ﻏﺮ ﻭوﺏب٬، ﺭرﻛﻮﻉع٬،


fu'ûlet ﺭرﻁطﻮﺑﺖ٬، ﺧﺼﻮﻣﺖ٬، ﺻﻌﻮﺑﺖ٬، ﺑﺮﻭوﺩدﺕت٬، ﻧﺤﻮﺳﺖ٬، ﺍاﻧﺴﺎﻥن insân - ﺍاﻧﺴﺎﻧﻴﯿﺖ insâniyyet “insanlık, insan olma”,

ﻓَﻌﺎﻝل fa'âl ﺗﻤﺎﻡم٬، ﺣﺮﺍاﻡم٬، ﺣﻼﻝل٬، ﺻﻮﺍاﺏب٬، ﺛﻮﺍاﺏب٬، ﻗﺮﺍاﺭر٬، ﻁطﻌﺎﻡم٬، ﺟﺎﻫﮬﮪھﻞ câhil - ﺟﺎﻫﮬﮪھﻠﻴﯿﺖ câhiliyyet “cahillik, câhil olma”,

ﻓِﻌﺎﻝل fi'âl ﺣﺠﺎﺏب٬، ﺧﻄﺎﺏب٬، ﺻﻴﯿﺎﻡم٬، ﻧﻈﺎﻡم٬، ﻓﺮﺍاﺭر٬، ﺳﻤﺎﻉع٬، ﺧﺘﺎﻡم

ﻓَﻌﺎﻟَﺔ fa'âlet ﺷﻬﮭﺎﺩدﺕت٬، ﺳﻼﻣﺖ٬، ﺟﻬﮭﺎﻟﺖ٬، ﺳﻌﺎﺩدﺕت٬، ﺷﻔﺎﻋﺖ٬،

ﻓِﻌﺎﻟَﺔ fi'âlet ﻋﺒﺎﺩدﺕت٬، ﺯزﻳﯾﺎﺭرﺕت٬، ﺷﻜﺎﻳﯾﺖ٬، ﺧﻄﺎﺑﺖ٬، ﺣﻤﺎﻳﯾﻪﮫ٬، ﺣﻜﺎﻳﯾﻪﮫ٬،

ﻓِﻌْﻼﻥن fi'lân ﻧﺴﻴﯿﺎﻥن٬، ﻭوﺟﺪﺍاﻥن٬، ﻋﺮﻓﺎﻥن٬، ﻓﻘﺪﺍاﻥن٬، ﺭرﺿﻮﺍاﻥن

ﻓُﻌْﻼﻥن fu'lân ﺷﻜﺮﺍاﻥن٬، ﻗﺮﺑﺎﻥن٬، ﺧﺴﺮﺍاﻥن٬، ﻏﻔﺮﺍاﻥن٬، ﺭرﺟﺤﺎﻥن٬، ﻛﻔﺮﺍاﻥن

ﻓَﻌَﻼﻥن fa'alân ﺩدﻭوﺭرﺍاﻥن٬، ﺟﺮﻳﯾﺎﻥن٬، ﺧﻠﺠﺎﻥن٬، ﻓﻮﺭرﺍاﻥن٬، ﻓﻴﯿﻀﺎﻥن

ﺗﻔﻌﺎﻝل tef'âl ﺗﺬﻛﺎﺭر٬، ﺗﺴﻴﯿﺎﺭر٬، ﺗﻌﺪﺍاﺩد٬، ﺗﻜﺮﺍاﺭر

• Rubâî Mücerred Masdarlar

Aslî harfleri dört tane olan masdarlardır ki bir tek vezni

vardır: fa'lelet .ﻓﻌﻠﻠﺔ. Bu vezindeki ﺓة Osmanlı Türkçesinde

genellikle ٥ /e, a/; bazen de te ﺕت olarak okunur:

terceme "tercüme", ﻋﺮﺑﺪﻩه arbede "gürültü patırtı, kavga",

ﻓﺬﻟﻜﻪﮫ fezleke "rapor", ﺳﻠﻄﻨﺖ saltanat "sultanlık", ﻓﻠﺴﻔﻪﮫ felsefe vs.

• Mimli Masdarlar

Semâî olan, yani bir kurala bağlı olarak üretilmeyen bazı masdarlar vardır ki, bunların ortak özelliği başlarında

ekleme bir mim ﻡم olmasıdır. Böyle masdarlara mimli masdar denilir. Bunların diğer semâi masdarlardan dilbilgisi açısından bir farkı yoktur; yapılarına bağlı olarak özel bir anlam ifade etmezler; türedikleri sülâsi masdarla aynı anlamdadırlar. Başlıca dört vezinde olurlar. Bu vezinlerin çoğu ileride göreceğimiz ism-i mekân, ism-i zaman ve ism-i âlet kategorilerinin vezinleriyle aynıdır. Aralarındaki farkı ancak cümle içindeki anlamlarından ayırt edebiliriz:

Mef'il ﻣﻔﻌﻞ vezni

ﻭوﻋﺪ va'd - ﻣﻮﻋﺪ mev'id “söz verme”, ﻭوﻻﺩدﺕت vilâdet - ﻣﻮﻟﺪ mevlid “doğum, Hz. Muhammed'in doğumu”

Mef'ilet ﻣﻔﻌﻠﺔ vezni

ﻋﺮﻓﺎﻥن irfân - ﻣﻌﺮﻓﺖ ma'rifet "bilme, bilgi", ﻏﻔﺮﺍاﻥن gufrân

- ﻣﻐﻔﺮﺕت mağfiret "günahı bağışlama", ﻭوﻋﻆ va'z - ﻣﻮﻋﻈﻪﮫ mev'iza "öğüt, nasihat" vs.

Mef'al ﻣﻔﻌﻞ vezni

ﻁطﻠﺐ taleb - ﻣﻄﻠﺐ matlab “istek”, ﻗﺼﺪ kasd - ﻣﻘﺼﺪ

maksad, ﺻﺮﻑف sarf -ﻣﺼﺮﻑف masraf.

Mef'alet ﻣﻔﻌﻠﺔ vezni

ﺭرﺣﻤﺖ rahmet - ﻣﺮﺣﻤﺖ merhamet, ﻓﺨﺮ fahr - ﻣﻔﺨﺮﺕت

mefharet “övünüş, övünç”, ﺳﺆﺍاﻝل su'âl - ﻣﺴﺌﻠﻪﮫ mes'ele “sorulan şey”

• Mec’ûl Masdarlar

Bazı sıfat ve isimlerin sonuna /iyyet/ ﻳﯾﺖ eki getirilerek Türkçede +lık/+lik ekiyle karşıladığımız anlamlarda kelimeler yapılır. Bu kategorideki kelimelere mec'ûl (yapma) masdarlar denilmektedir:

ﻣﺤﺠﻮﺏب mahcûb - ﻣﺤﺠﻮﺑﻴﯿﺖ mahcûbiyyet “mapcupluk, vs. Arapçada masdarlara -iyyet eki getirilmez; ancak Osmanlı Türkçesinde bu ek masdarlara da getirilerek Arapçada olmayan kelimeler türetilmiştir:

ﺍاﻣﻦ emn - ﺍاﻣﻨﻴﯿﺖ emniyyet “eminlik, güvenlik”, ﺍاﺳﻼﻡم

islâm - ﺍاﺳﻼﻣﻴﯿﺖ islâmiyyet “İslâmlık” vs.

İsm-i Fâ’il ve İsm-i Mef’ûl

İsm-i fâ'il, fiilde belirtilen hareketi, oluş veya kılışı yapanı ifade eden kelime türlerine verilen isimdir. Türkçede yazıcı, kırıcı, yazan, kıran, yazar, çizer gibi kelimelerin ifade ettiği anlamlar ism-i fâ'il kategorisini oluşturur. Fiil kökündeki harekete veya oluşa maruz kalan, bu fiilden etkilenen varlık ise ism-i mef'ûl adını alan kelimelerle ifade edilir. İsm-i mef'ûl, fiilde belirtilen hareket, oluş ve kılışa maruz kalanı, etkileneni ifade eden kelime türlerine verilen isimdir. Türkçede kırılmış, kırık, kırgın, bozuk, bozulmuş gibi kelimelerin ifade ettiği anlamlar ism-i mef'ûl kategorisini oluşturur.

1. Mücerred Masdarların İsm-i Fâ’illeri ve İsm-i Mef’ûlleri

Mücerred masdarların ism-i fâilleri ﻓﺎﻋﻞ fâ'il vezninde;

ism-i mef'ûlleri ﻣﻔﻌﻮﻝل mef’ûl vezninde olur:

ﻛﺘﺐ ketebe “yazdı” fiil kökünün ism-i fâ'ili ﻛﺎﺗﺐ kâtib

(yazan, yazıcı), ism-i mef'ûlü ﻣﻜﺘﻮﺏب mektûb (yazılan şey)'dur.

ﻁطﻠﺐ talebe “istedi, talep etti” fiil kökünün ism-i fâ'ili ﻁطﺎﻟﺐ

tâlib (isteyen), ism-i mef'ûlü ﻣﻄﻠﻮﺏب matlûb (istenilen)'dur.

ﻋﻠﻢ alime “bildi” fiil kökünün ism-i fâ'ili ﻋﺎﻟﻢ âlim (bilen,

bilici), ism-i mef'ûlü ﻣﻌﻠﻮﻡم ma'lûm (bilinen)'dur. Örnekler: Masdar İsm-i Fâ’il İsm-i Mef’ûl ﻋﻤﻞ amel ﻋﺎﻣﻞ âmil ﻣﻌﻤﻮﻝل ma'mûl

ﺟﻬﮭﻞ cehl ﺟﺎﻫﮬﮪھﻞ câhil ﻣﺠﻬﮭﻮﻝل mechûl

ﻅظﻠﻢ zulm ﻅظﺎﻟﻢ zâlim ﻣﻈﻠﻮﻡم mazlûm

ﻋﺒﺪ abd ﻋﺎﺑﺪ âbid ﻣﻌﺒﻮﺩد ma'bûd

Örneklerde görüldüğü üzere masdarlardan türetilen ism-i fâ’il kalıbıyla özne, ism-i mef’ûl kalıbıyla nesne anlamı kazandırılmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında
TDE205U Ünite 2 Özeti — Osmanlı Türkçesi Grameri I | AÖF Soru Bankası