AÖF Soru Bankası

Uygur TürkçesiÜnite 5 Özeti

Uygur Türkçesi Metin-III

TDE202U-UYGUR TÜRKÇESİ

Ünite 5: Uygur Türkçesi Metin-III

Kalyanamkara et Papamkara (İyi Düşünceli Prensle Kötü Düşünceli Prens)

uluş barça tigin üçün busanur yime ķan inçe tip yarlıġ- ķadı tıdu umadım erkim tükemedi erksiz ıdur men amtı siz ķataġlanın ͡g birle barın ͡g barın ͡g yirçi bolun ͡g tip yarlıġķadı avıçķa ķamaġ taplamış üçün yirçi

Ulus, hep birlikte prens için kederlenir. Yine han şöyle diyerek buyurdu: ‘‘Engellemeye gücüm yetmedi. Kudretim yetmedi. İstemeksizin yolluyorum. Şimdi siz zahmete katlanın, beraber gidin. Gidin, kılavuz olun’’ diye konuştu. Yaşlı adamı herkes uygun gördüğü için kılavuz

• bar ‘var, mevcut’+ça [eşitlik durumu eki] • tıd- ‘engellemek’-u u- ‘muktedir olmak’ [yardımcı fiili zarf-fiil eki ile asıl fiile bağlan-mış birleşik fiil çekimi] -ma [olumsuzluk eki] -dım [1. tekil kişi belirli geçmiş zaman eki] • ıd- ‘göndermek’ < ı- ‘göndermek’ -d [fiilden fiil yapımeki; pekiştirme görevini görür] -ur [geniş zaman eki] -men [1. tekil kişi eki] • ķat(a)ġ ‘katı, sert’< ķat- ‘katılaşmak; daralmak’ -(a)ġ[fiilden isim yapım eki]+la-[isimden fiil yapım eki]-n[dönüşlülük eki]-(ı)ng [2. çoğul kişi emir eki]

boltı ol ödün ķan ͡gı ķan tiginke septi biş yüz erennin ͡g aşı suvı kölüki takı ne kergekin alķu tüketi birip uzatıp öntürdi ol ödün ayıġ ögli tigin ögüm ķan ͡gım içim tigin-ke

oldu. O zaman babası han prense gerekli donanımı verdi. Beş yüz adamın yemeği, suyu, yük hayvanı ve dahi bütün gerekli olanları tam ve eksiksiz vererek (onları) yola koyup uğurladı. Bu sırada Kötü Düşünceli Prens kardeşi şöyle düşündü: ‘Annem ve babam (hep) ağabeyim prensi

• eren ‘adamlar’< er ‘adam’ +ninng [tamlayan durumu eki] • öntür- ‘göndermek; uğurlamak’ < ön- ‘dışarı, öne çıkmak’ -tür [ettirgenlik eki] -di [1.tekil kişi belirli geçmiş zaman eki]

sever meni aķlayur erti amtı içim taluy-ķa barıp erdini kelürser taķı aġırlıġ bolġay men taķı uçuz bolġay men tip saķıntı amtı birle barayın ötrü ķan ͡gı ķan-ķa inçe tip ötünti içim tigin ölüm yirke barır

sever, benden nefret eder idi. Şimdi ağabeyim okyanusa gidip (de) (büyük) inciyi getirirse, daha da kıymetli olacak. ben (ise) daha kıymetsiz olacağım’’ diye düşündü. ‘‘Şimdi (ben de onunla) beraber gideyim.’’ Sonra babası hana şöyle hitap etti: ‘‘Ağabeyim prens ölüm ülkesine gidiyor.

• aķla- (<Çince âk) ‘kötü, iğrenç’ +la- ‘nefret etmek’[isimden fiil yapım eki] -(y)ur [3. te-kil kişi geniş zaman eki]

neglük ķalır men ten ͡grim men yime barayın edgü yavlaķ bolsar birle bolalım tip yime ķan ͡gı oġul ķılınçı yavlaķ üçün sevmez erti ötrü barsar barġıl tip yarlıġķadı

Ben niçin kalıyorum, haşmetlim? Ben de gideyim. İyi (de) kötü (de) olsak, birlikte olalım. ‘‘ diye. Ancak babası oğlunun ahlâkı kötü olduğu için onu sevmiyordu. Bunun üzerine: ‘‘Gideceksen git’’ diye buyurdu.

• neglük ‘nasıl, niçin’ < ne ‘ne, hangi’ +gü [isimden isim yapım eki] +lük [isimden isim yapım eki] • edgü ‘iyi; yarar’ < ed ‘mal, değerli eşya’+gü [isimden isim yapım eki]

ol ödün ķangı ķan uluş bodun ıġlayu sıķtayu edgü ögli tiginig uzatı öntürüp taluy-ķa ıdtı-lar ķaltı taluy ögüz-ke tegip yitti kün turup kemi yarattı yitti timir son kemi solap turġurdı yittinç kün tang tanglayur erken edgü ögli tigin uluġ küvrüg toķıtıp inçe tip yarlıġķadı

Bu sırada babası han ve bütün halk ağlayıp sızlayarak İyi Düşünceli Prensi yola gönderdiler. Ne zaman ki okyanusa varıp ulaştı, (orada) yedi gün kalıp gemiyi donattı. Yedi zincirle gemiyi bağlayıp, yerine sabitledi. Yedinci gün tan atarken İyi Düşünceli Prens heybetli davul (kös)ler çaldırıp şöyle ferman buyurdu:

• sıķta- ‘ağlamak, sızlamak’ < sıġıt ‘hıçkırık, inilti’ +la-[isimden fiil yapım eki] -(y)u[zarf-fiil eki] • uzat-’göndermek’ < uz ‘düz, doğru’ + a- ‘ileriye doğru gitmek’ [isimden fiil yapım eki] -t [ettirgenlik eki] –tı [3. tekil kişi belirli geçmiş zaman eki] • yarat- ‘donatmak, hazırlamak’ < yara- ‘uygun olmak’ –t [ettirgenlik eki] – tı [3. tekil kişi belirli geçmiş zaman eki] • so- ‘zincir’ (< Çince su ǒ) +la-‘zincirlemek’ [isimden fiil yapım eki] –p [zarf-fiil eki]

• turġur- ‘durdurmak, sabitlemek’ < tur- ‘durmak’ –ġur [ettiegenlik eki] –dı [3. tekil kişi belirli geçmiş zaman eki]

• tangla- ‘şafak sökmek’ < tang ‘tan, şafak’ +la- [isimden fiil yapım eki] -(y)ur [3. tekil kişi geniş zaman eki] • toķıt- ‘vurdurmak, çaldırmak’ < toķ ‘vurma sesi’ +ı- [isimden fiil yapım eki] -t [ettir-genlik eki] - (ı)p [zarf-fiil eki]


taluy ögüz-ke kirür sizler kim ölüm adaķa ķorķsar aşnu-raķ yorınglar men sizlerni küçep ilitmez men ötrü yarlıġın işidip kim neng ün[te]medi-ler

‘‘Okyanusa açılıyorsunuz. Kim ölüm tehlikesi karşısında korkuya düşüyorsa önceden çekip gitsin. Ben sizleri zor kullanarak götürmüyorum.’’ Hemen sonrasında buyruğunu işitmesine rağmen kimse hiçbir ses çıkarmadı.

• aşnuraķ- ‘daha önce, önceden’ < aş- aşmak, geçmek’ -(ı)n [dönüşlülük eki] -u [kalıplaş-mış zarf-fiil eki] +raķ [isimden sim yapım eki; karşılaştırma sıfatları yapar veya kök anlamını güçlendirir.] • yorı- ‘yürümek, gitmek’ -nglar [2. çoğul kişi emir eki] • küçe- ‘zorlamak, güç kullanmak’ < küç ‘güç, zor’ -e [isimden fiil yapım eki] -p [zarf-fiil eki] • ilit- ‘(yanına) almak, götürmek’ < il- ‘iliştirmek’ -(i)t [pekiştirme fonksiyonlu ettirgen-lik eki] - mez men [1. tekil kişi olumsuz geniş zaman] • ünte- ‘seslenmek, bağırmak’ < ün ‘ün, ses’ +te- [isimden fiil yapım eki] -me [olumsuz-luk eki] - diler [3. çoğul kişi belirli geçmiş zaman]

künin ge͡ munçulayu küvrüg toķıp yarlıġ yarlıķap kim nen ͡g üntemeser yittinç kün timir so açtı timir ışıġ yorıdı tigin ķutı ülügi üçün adasız tudasız ķaç kün içinte erdini- lig otruķķa tegdiler

Her gün bu şekilde davul çalınarak ferman salınmasına rağmen hiç kimse ses çıkar mayınca yedinci gün zincirleri açtı ve demir halatlar yürüdü. Prensin talihi ve kısmeti olduğu için kazasız belasız birkaç gün içinde inci adasına ulaştılar.

• küninge ‘her gün’ < kün ‘gün’ +i [3 tekil kişi iyelik eki] +nge [yönelme durumu eki] • munçulayu ‘bu şekilde’ < bunçalayu < bu ‘işaret zamiri’ +n [zamir n’si] +ça [eşitlikeki] +la- [isimden fiil yapım eki] -(y)u [zarf-fiil eki]

yitti kün anta tıntılar yittinç kün tan ͡g adınçıġ erdini yinçü kemi-ke adınçıġ erdini yinçü kemi-ke tükegüçe urup .. tigin …inçe tip yarlıġķadı amtı men bu erdini birle barsar men ķamağ tınlıġlarķa artuķ asıġ tusu ķılu umaġay men sizler barın ͡glar

Yedi gün orada dinlendiler. Yedinci gün harikulade, nadide incileri gemiye bitinceye kadar yükleyip… Prens… Şu şekilde buyurdu: ‘‘Şimdi ben bu inci (hazinesiyle) yola çıkacak olursam bütün canlılara ziyadesiyle faydalı ve yararlı olamayacağım. Sizler gidiniz.

• tın- ‘dinlenmek, nefes almak’ -tılar [3. çoğul kişi belirli geçmiş zaman] • tüke- ‘bitmek, tükenmek’ -güçe [zarf-fiil eki; krş. Orhun Türkçesi, Ünite VII, Zarf-Fiiller: - gInçA] • artuķ ‘artık, ziyade; aşırı derecede’< art- ‘artmak’ -uķ [fiilden isim yapım eki] • ķıl- ‘kılmak, yapmak’ -u u- ‘muktedir olmak’ [yardımcı fiili zarf-fiil eki ile asıl fiile bağlanmış birleşik fiil çekimi] -ma [olumsuzluk eki] -ġay men [1. tekil kişi gelecek zaman]

men bu muntuda yigrek çintemeni erdini alġalı barayın kim ķayu tınlıġ-larķa tözü tüketi asıġ tusu ķılu usar men ötrü ķadaşı ayıġ ögli tiginig ötlep kemi tutuzup yantru ıdtı tigin yirçi avıçķa birle ikigü ķaltı-lar ol ödün edgü ögli tigin yirçi avıçķa ķolın yitip yitti kün bilçe boġuzça suvda yorıp kümüşlüg otruķ-ķa taġka tegdi yiri ķumı alķu kümüş

Ben buradan (hepsinden) değerli çintamani incisini ele geçirmek için yola devam edeyim ki (akla gelen) bütün canlılara tam (ve) eksiksiz (bir) fayda (ve) kazanç sağlayabileyim. Daha sonra, kardeşi Kötü Düşünceli Prense öğütler verip gemiyi emanet ederek geri gönderdi. Prens ile kılavuz ihtiyar ikisi (yalnız) kaldılar. O zaman İyi Düşünceli Prens kılavuz ihtiyarın koluna girerek yedi gün (boyunca) bellerine, boğazlarına kadar suda yürüyerek gümüş adaya ve dağa ulaştı. (Buranın) toprağı ve kumu tamamen gümüştendi.

• muntuda ‘burada(n) < muntada < bu ‘işaret zamiri’ +n [zamir n’si] +ta [bulunma(-çıkma) durumu eki] +da [(bulunma -)çıkma durumu eki] • yigrek ‘daha iyi, çok değerli’ < yig ‘yeğ, iyi’ +rek [karşılaştırma/pekiştirme eki] • al- ‘almak, ele geçirmek’ -ġalı [zarf-fiil eki; burada amaç foksiyonuyla] • ķıl- ‘kılmak, yapmak’ -u u- ‘muktedir olmak’ [yardımcı fiili zarf-fiil eki ile asıl fiile bağlanmış birleşik fiil çekimi] -sar [şart eki] -men [1. tekil kişi eki] • yantru ‘geri; yine’ < yan- ‘dönmek’ -tur [ettirgenlik eki] -u [kalıplaşmış zarf-fiil eki] • ikigü ‘ikisi birlikte’< iki ‘2’ +egü [isimden isim yapım eki; topluluk sayıları yapar. krş. Orhun Türkçesi, Ünite VI, Topluluk Sayıları] • yit- ‘yedmek, yedeğinde götürmek’ -(i)p [zarf-fiil eki] • bil ‘bel’ +çe [eşitlik durumu eki]

Ötrü tınturġalı saķıntı inçip avınçķa aruķı yitti küçi aln ͡gudı tepreyü yorıyu umadı ötrü tiginke inçe tip ötünti oġlum muntuda ınaru ön ͡gtün yın ͡gaķ altun taġ bar közünür mü körün ͡g tip tidi avıçķa inçe tip tidi ol altun


Sonra (Prens yaşlı adama) soluk aldırmayı düşündü, çünkü ihtiyara yorgunluk çökmüş, gücü tükenmişti. Kımıldayıp yürümeye mecali yoktu. Sonra Prense şöyle diyerek talepte bulundu: ‘‘Oğlum, buradan ileride doğu tarafında altın dağ var, gözüküyor mu? Bakın! ‘‘ diye konuştu. İhtiyar şöyle sürdürdü: ‘‘ O altın

• tıntur- ‘dinlendirmek’ <tın- ‘soluk almak’ -tur [ettirgenlik eki] -ġalı [zarf-fiil eki; burada sebep fonksiyonunda] • aruķ ‘yorgun’< ar- ‘yorulmak’ -uķ [fiilden isim yapım eki] +ı [3. tekil kişi iyelik eki] • aln ͡gu- ‘kötüleşmek, bozulmak’ < al- ‘ele geçirmek, geri almak’ -(ı)n ͡g ‘kötü, fena’ [fiilden isim yapım eki] +u- [isimden fiil yapım eki] -dı [3 tekil kişi belirli geçmiş zaman] • tepre- ‘kımıldamak’ < tepir ‘kıpırtı sesi’ +e- [isimden fiil yapım eki] -(y)ü [zarf-fiil eki] • ınaru ‘öteye, ileriye’< ın +aru < ın +ġaru (< * in) ‘3. tekil kişi zamiri’ +gerü [yön gösterme eki]) • yın ͡gaķ ‘yan; tarafında’ < yan ͡gaķ <yan +ġaķ [isimden isim yapım eki] • közün- ‘görünmek’ < *köz- ‘görmek’ -(ü)n [dönüşlülük eki] -ür [3. tekil kişi geniş zaman eki]

taġ-ka tegser siz kök linxua körgey siz ol linxua sayu birer aġuluġ yılan bar aġu tını ıraktın linxua sayu tütün tüterçe ol erser ertin ͡gü alp ada titir

dağa ulaşırsanız, mavi lotus çiçekleri göreceksiniz. O lotusların her biri birer zehirli yılandır. Zehirli solukları uzaktan öyle görünür ki sanki her bir lotustan duman çıkıyor gibidir. Bu ise son derece büyük tehlike demektir.

• aġu ‘zehir’ +luġ [isimden isim yapım eki; isimleri sıfatlaştırır] • ıraķ ‘uzak’ < ıra- ‘uzaklaşmak’ -ķ [fiilden isim yapım eki] +tın [çıkma durumu eki] • sayu ‘her, her biri’ < sa- ‘saymak’ -(y)u [kalıplaşmış zarf-fiil eki] • tütün ‘duman; is; buhar’ < tüt- ‘tütmek, is çıkarmak’ -(ü)n [fiilden isim yapım eki] • tüt- ‘tütmek’ -er [geniş zaman sıfat-fiili] +çe [eşitlik durumu eki]

ol linxua yoluġ yoġuru usar siz ötrü luu ķanı erdinilig balıķ-ķa ordu-ķa teggey siz ol balıķ tegre yime yitti ķat ķaram içinte alķu aġu-luġ luu-lar yılanlar yatur anı yoġuru usar siz içgerü balıķķa kirgey siz luu

O lotus yolunu geçebilirseniz, ardından ejderha hanının incili şehrine ve sarayına erişeceksiniz. O şehrin etrafında ve yedi kat hendek içinde baştanbaşa zehirli

ejderhalar ve yılanlar bulunur. Bunu geçebilirseniz içeri şehre gireceksiniz. Ejderha

• yol ‘yol, güzergah’ +(u)ġ [belirtme durumu eki] • yoġur- ‘bata çıka yürümek’ < yoġ- ‘oğmak, çiğnemek’ -ur [ettirgenlik eki]-u u- ‘muktedir olmak’ [yardımcı fiili zarf-fiil eki ile asıl fiile bağlanmış birleşik fiil çekimi] -sar [şart eki] -siz [2. çoğul kişi eki] • teg- ‘erişmek, ulaşmak’ -gey siz [2. çoğul kişi gelecek zaman eki] • tegre ‘çevresinde’ < tegir- (< ten ͡gir-) ‘çevirmek, döndürmek’ -e [kalıplaşmış zarf-fiil eki]

ķanı-n ͡ga közüngey siz erdini bulġay siz men amtı ölür men siz yaln ͡gus-ķıya ķalır siz ten ͡grim ķorkman ͡g busanman ͡g isen tükel teggey siz inçip ķayu kün burķan ķutın bulsar meni tıtman ͡g edgü köni yolçı yerçi bolup

hanının huzuruna çıkacaksınız. İnciyi bulacaksınız. Ben şimdi ölüyorum. Siz yalnız kalacaksınız. Hünkarım! Korkmayınız ve tasalanmayınız! Sağ salim (oraya) erişeceksiniz. Ola ki, bir gün Buda saadetini bulursanız, beni mazide bırakmayın, iyi ve doğru bir rehber ve kılavuz (olmuş biri) olarak.

• yaln ͡gus (< yalın ͡guz)’yalnız’ +ķıya [isimden isim yapım eki; küçültme isimleri yapar] • ķut ‘kut, saadet, bereket’ +ı [3. tekil kişi iyelik eki] +n [iyelikten sonra gelen belirtme durumu eki] • tıt- ‘geride bırakmak, men etmek’-ma [olumsuzluk eki] -n ͡g [2. tekil kişi emir eki]

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında