AÖF Soru Bankası

Osmanlı Türkçesine Giriş IÜnite 4 Özeti

Çeviriyazı

durağandır. Sonuç olarak uyuşmazlık hep sürer gider. Çeviriyazı Nedir? Şayet alfabe diğer bir dilden alınmışsa, iki dil arasında Evvelce farklı bir alfabeyle kaleme alınan metinleri, bulunması normal olan farklılıklar nedeniyle, yazı kullanılmakta olan alfabeye aktarma işine çeviriyazı sisteminin imkanları yeni işleyişinde uyum güçlüğü (transkripsiyon), bu uygulamada kullanılan alfabeye ise çeker. Arap asıllı eski Türk alfabesinde bu bağlamda çeviriyazı alfabesi denilmektedir. Alfabeler arasında önemli sıkıntılar yaşanmıştır. Özet olarak ifade farklar olması münasebetiyle, kullanılacak çeviri edersek, “yazı, dilin bedenine göre biçilip dikilmiş bir alfabesinde bazı farklı işaretlere yer verilmesi zorunlu elbise değil, üzerine çekilmiş bir örtüdür”. Osmanlı olmaktadır. Ancak asıl önemli olan bu çevirinin dayandığı devri Türkçesinde olduğu gibi, bu örtü kimi zaman dil anlayışların ve amaçların önceden belirlenmesidir. Çeşitli yapısını büsbütün kaplar ve onun gerçek görüntüsünü anlayış ve amaçlara göre bu çeviri işlemi de çeşitlenir. Arap asıllı eski Türk alfabesiyle yazılmış metinlerde saklar hale gelir. seslerin ve bunların dilin iç sistemindeki işleyişlerinin • Alfabe İle Ses Sisteminin İlişkisi değerleri üzerine tam ve doyurucu sonuçlar elde Hangi alfabe kullanılmış olursa olsun, yazı işaretleri edilemediğinden, bu güne kadar yapılagelmiş yazı yine de dilin ses sistemini gösteren araçlar olduğuna çevirimleri, bir ölçüde ses işaretleri olan harfleri birebir göre, bir dilin eski devrindeki durumunu ortaya aktarma ile bağdaştırılmış karışık bir sistem olmuştur. koyabilmek için yapılması gereken iş, görüntüyü • Dil, Sesler ve Yazı yansıtan bu araçların sistemle ne ölçüde uyuştuğunu Dil, bir toplumun bireylerinin beyinlerindeki ortak tespit etmektir. Demek oluyor ki, mühim olan görüntüler sistemine ve bu anlamda var ettikleri ürüne Osmanlı Türkçesi alfabesinin ve yazımının Türkçenin denilmektedir. Bu sistemin kurucu birimleri seslerdir. ses sistemini göstermekteki durumunu doğru Yazı ise bir araçtır; konuşma dilinde zincirlenen her değerlendirmeye çalışmaktır. Her dil birbirine göre ses birimini işitme organımızca algılanan değeriyle iyice farklılaşmış belli sayıda ses birimi kullanır. Dilin görme organımızca algılanmak üzere aktarmaya belli bir devri üzerindeki incelemelerde bu birimlerin yarar. Bir başka deyişle, yazının varlık nedeni dili ortaya çıkarılması öncelikli iştir. Diğer yandan göstermektir. Dilleri genellikle yalnız yazı aracılığıyla Osmanlı Türkçesi döneminde olduğu gibi, yabancı tanırız. dillerden alınmış kelimelerin seslendirilmesinde dilin • Dilde Değişim Karşısında Yazı kendi sesleri yanında bu kelimelerdeki yabansı seslere Dil yaşayan bir varlık gibi sürekli olarak değişir. Bu ne ölçüde yer verildiğini belirlemek, bunların dilin değişimde yazının da etkisi bulunur, ama yazının kendi ses sistemine alınıp alınmadığını ya da ne olmaması hiçbir zaman dilde değişmeye yol açmaz. ölçüde alındığını ortaya koymak ihmal edilemez bir Yazı buyurgan ve bağlayıcı vasfıyla dili etkiler. Buna durumdur. Eski yazımın başlangıçtan beri daha çok yazılı metinlerin önemli bir yer tuttuğu, benimsediği ana kural, alıntı kelimelerin yazımlarının zengin bir edebiyatın gelişip yayıldığı dillerde değiştirilmemesiydi. Bu düşünceye göre yazım rastlanır. Bu gibi dillerde gözle algılanan görüntü, bilmek, Arapça ve Farsça kelimeleri doğru yazmayı söyleyişi yönlendirir ve bunun sonucunda ortaya bilmek demekti. Böyle olunca dile girdikleri andan yanlış söyleyişler çıkar. Dil açısından bu, tersine bir itibaren genel konuşma dilinde Türkçenin sesleriyle işleyiştir ve hiç de sağlıklı bir durum değildir. Bir söylenmiş olan alıntıların uğratıldıkları ses alfabe dilin seslerini hiçbir karışıklığa yol açmadan değişikliklerinin yazıya yansıtılması yolu kapanmış gösterebilmelidir. Başka bir dilden alınmamış, yani oluyordu. Halbuki başka bir dilden aktarılmış daha önce kullanılmış olmaktan doğan tutarsızlık ve kelimelerin yazılışı bir dönemde o kelimenin nasıl kusurları bulunmayan bir alfabe başlangıçta dilin söylendiğini belirlemenin en kestirme ve güvenli seslerini en uygun biçimde yansıtabilecektir. Ne var ki yoludur. yazıyla söyleyiş arasındaki uyum kısa sürede • Ses Sistemini Belirlemenin Kaynakları bozulacağı için, onun da yine tutarsızlık ve kusurlara Halen kullanılmakta olan bir dilin seslerini ve bürünmesi kaçınılmazdır. Dilin durmadan gelişme bunlarla kurulan sistemini ortaya koymanın yolu meyline karşın alfabe ve yazı olduğu gibi kalma dolaysız tanıma yoludur. Gerekli olan şey, ses eğilimindedir. Böylece harf dediğimiz biçimler birimlerini yaşamakta olan değerleriyle belirleyip giderek göstermesi gereken seslerin karşılığı olmaktan sistemi ortaya koymak, sonra da kullanılmakta olan çıkar. Bir dönemde sesleriyle uyuşumlu olan bir işaretler sistemi, yani alfabe ile bu sistemi yazma biçimi bir sonraki dönemde uyuşumsuz karşılaştırmaktır. Geçmişteki bir dil veya bir dilin duruma gelir, bu yüzden değişikliği yansıtabilmesi belli bir devresi söz konusu olduğunda durum değişir. amacıyla değiştirilir. Yani eskimek ve değiştirilmeye Bu durumda yapılması gereken iş, dolaylı veriler elde boyun eğmek yazının değişmez kaderidir. Bir dilin etmek ve sistemi kurma yolunda bunların tarihinde değişme basamaklarının ancak birinde rehberliğine müracaat etmektir. Bu durumda görülen denklik ve uyuşum sonraki basamakta başvurulacak iki ana kaynak vardır: görülmez; çünkü gelişme süreğen, yazım ise


1. İlk kaynağı dış malzemeler oluşturur. Bu da o ayrıntılarını gösteren işaretler olabilir. Çeviriyazının dönemde yaşayıp da söyleyişi dolaysız tanıma yoluyla çeşitlenmesi, bir taraftan kaynak metin alfabesinin tasvir etmiş kimselerin tanıklığına dayanır. Osmanlı dönemin konuşma seslerini yansıtma konusundaki Türkçesi üzerindeki çalışmalar açısından tanıklar durumunu yorumlayarak elde edilen verilerle sesleri Avrupalı gezginler, ticaret amacıyla, İstanbul ve İzmir göstermeye; öte yandan da, herhangi bir yorum ve başta olmak üzere, belli şehirlere gelip gidenler, en değerlendirmeye dayanmaksızın, yazı özelliklerinin önemlileri de yalnızca dil öğrenmek amacıyla gelip de ayrıntılı olarak aktarılmasına dayanır. Osmanlı Türkçesi uzun süre kalarak gözlem yapanlardır. Lakin bu metinleri üzerindeki çeviriyazı uygulamaları bugüne kadar tanıkların aktardığı bilgiler çoğu kez kesin sonuçlara daha çok ikinci yaklaşımı yansıtmış, genel olarak yazılışa ulaşmamıza yetmez. Her şeyden önce işlenen bağlı kalınmıştır. malzeme sınırlı, kullanılmış olan Latin asıllı seslendirme işaretleri karışık ve tutarsızdır. • Çeviriyazı Sistemimiz 2. İkinci kaynak, seslerin dilde iç gelişimi, belli seslerin a. Bu sistem her şeyden önce konuşma diline dayanacak, yazıda gösterilmesindeki çeşitlilik ve edebiyatta konuşma dilinin seslerini gösterecek ve ortak söyleyişe çok kullanımından elde edilen delillerdir. Dil seslerinde yakın olacaktır. değişimler düzenlidir. Harflerin gösterdiği değerler b. İkinci olarak, ceviriyazı alfabemiz bugünkü alfabemizin bir gelişmenin ürünüdür. Bu yüzden bir harfin harflerine eklenmiş az sayıda işaretli harfle yansıttığı değeri belirlemek istediğimizde daha önceki zenginleştirilmiş bir alfabe olacak; yazıyı değil, dönemin bir dönemde onun hangi sesi/sesleri gösterdiğini konuşma seslerini gösterme temeline dayalı bulunacaktır. bilmek çok önemlidir. Mesela Türkçenin bugün n Kullanacağımız işaretli harfler şunlardır: harfiyle yazılan genizsi n sesi ile k ve g (ğ, y) seslerini 1. a, i, o, u gösteren ﻙك harfi gibi. Bu harflerdeki uzatma işaretleri (şapkalar), Arapça ve Seslerin yazıda farklı harflerle gösterilmesi de Farsça kelimelerde hareke karşılığı olan a, i, u ünlülerinin birtakım değerleri belirlemek açısından önemlidir. Osmanlı Türkçesi yazımında görüldüğü gibi, aynı nicelik (uzunluk) değerleri için kullanılmış olan ﺍا elif, ﻯى

ünsüz sesin birden çok harfle gösterilmesi, ünlü sesin ye, ﻭو vav harflerine karşılıktır: ﺟﺎﻫﮬﮪھﻞ cahil, ﺕت ﺑﺼﻴﯿﺮ

değerini belirtmek içindir: ﺹص ﺩد / ﻁط / ﺕت ; ﻅظ , ﺽض / ﺫذ basiret, ﺭرﺕت ﺻﻮ suret, ﺯزﻭوﺭر zor gibi. Aynı harflerin / ﺯز ; ﺱس / harflerinde görülen nöbetleşmeler Türkçe kelimelerde böyle bir değeri bulunmaz; bu yüzden bulundukları hecelerin kalın-ince sıralarını ceviriyazıda herhangi bir değer ifade eden işaretle göstermeye yarar. Başka dilden aktarılmış kelimelerin gösterilmeleri söz konusu değildir. yazılışı da nasıl söylendiklerini göstermek bakımından 2. a ve e

önemlidir. Osmanlı Türkçesi yazımı Arapça ve Farsça a ve e üzerine konmuş kapalı aksan işareti (´) bu kelimelerin asıllarındaki gibi yazılmasını kural olarak ünsüzlerdeki kapalılık niteliğini gösterir. Buna göre a, a ile

benimsemiş olsa da, birçok metinde karşılaştığımız e arasında, a ’ nın daralmış ve incelmiş bir şeklidir. farklı yazılışlar doğrudan söyleyişi göstermek Arapça’nın a’sı böyle bir a’dır. e ise, e ile i arasındaki i’ye amacıyla ilişkilidir. yakın bir e sesini gösterir. Türkçede kökten gelme böyle bir ünlü ses bulunduğu meselesi tartışmalıdır. Bu nedenle Çeviriyazı Alfabesi ﺍاﻳﯾﺘﻤﻚ , ﻤﻚ ﻳﯾﻴﯿ , ﻳﯾﻴﯿﺮ gibi yazılmış kelimelerdeki ünlüyü Kavramlara dayanan veya sesçil olan çeşitli yazı sistemleri ceviriyazıda konuşma dili söyleyişine bağlı kalınarak e vardır. Sesçil olanı, kelimede birbirini izleyen seslerin olarak aktarmanın yerinde olacağını ceviriyazı metinleri oluşturduğu zincirleme dizilişi göstermeyi amaçlar. göstermektedir: yer, yemek, etmek gibi. Bunların da kimi hecelik, kimi de alfabetiktir, yani sözün 3. ḳ ve k en küçük birimlerine dayanır; Türkçe dernek, gezmek, Noktalı k harfi, eski alfabedeki ﻕق içindir. Nokta, patlamalı göstereceğim kelimelerinde olduğu gibi. Her yalın sesin tonsuz bir art damak ünsüzü olan bu sesin kalınlığını bir tek işaretle gösterildiği alfabe en ideal alfabedir. Böyle gösterir. Bunun ince olanını alfabemizin k harfi bir alfabenin kullanıldığı yazı da dilin seslerini karışıklığa yol açmadan gösterebilir. Bu bakımdan günümüz karşılamaktadır: ﻧﻘﻄﻪﮫ noḳta / ﻧﻜﺘﻪﮫ nükte, ﻗﺎﺗﻞ ḳatil / ﻛﺎﻓﺮ alfabesinin ideal bir alfabe olduğunu kabul edebiliriz. kafir gibi.

Doğru okunmuş bir kelimenin aynı zamanda doğru bir 4. g ve (altı noktalı) g seslendirme ile nasıl aktarılması gerekeceği de ayrı bir konudur. Bazı değerlerin gösterilmesinde kullanılan alfabe Altı noktalı g harfini, eski alfabedeki ‘ ﻍغ nın süreksiz, yani yeterli olmayabilir. O zaman yapılacak iş mevcut alfabeye patlamalı söylendiği yerlerde kullanacağız. Nokta, yine birtakım işaretler eklemektir. Bunlar bugün de yazımda sesin kalınlığını gösterir. Ek başlarında, tonlu y, r, l, m, n, v, yer verdiğimiz ^ (şapka), ’ (kesme) gibi sınırlı sayıda z ünsüzlerinden sonra bulunabilir. Bu durumda işaretler olabileceği gibi, söyleyişten çok yazının biçim ve kendisinden sonra bir ünlü vardır ve böylece iki tonlu ses


ünsüzlerden (p, t, c, k, s, ş gibi) sonra ḳ ile yer değiştirir. 7. ‘ (ters kesme işareti) Bu sesin incesini alfabemizin g harfi karşılamaktadır. Eski alfabede ﻙك ile yazıldığını görmüştük. Türkçe kelimelerde Arapça’nın ء (hemze) ve ﻉع (ayın) harfleri yerine kullanılacaktır. Bu ünsüz seslerin Türkçe söyleyişteki ön ses olabilir: ﻛﻠﻤﻚ gelmek, ﻛﻴﯿﺘﻤﻚ gitmek, ﺵشﻛﻮﺭر görüş değeri bir gırtlak çarpmasından ibarettir, buna da “kesme” gibi. Kimi eklerin başında ise, ancak yukarıda verdiğimiz denmektedir. Dolayısıyla kullandığımız işaretin adı da tonlu ünsüzlerden sonra gelir: ﺍاﻟﻜﻴﯿﻦ elgin, ﺍاﻧﻜﻴﯿﻦ engin gibi. “ters kesme işaretidir.” Bu sesin Arapça’da olmadığını görmüştük. Farsça kelimelerde başta, ortada ve sonda bulunabilir, belli bir • Çeviriyazı Alfabemiz

düzene bağlı değildir: ﻛﻞ gül, ﻛچﻜﺮ geçger gibi. İşaretli harflerin de içinde yer aldığı çeviriyazı Altı noktalı ğ harfini ise, yine ﻍغ için, ancak gösterdiği sesin alfabemiz için bkz. s. 64 tablo 4.1 sürekli (yumuşak) söylendiği yerlerde kullanacağız. Çeşitli Çeviriyazı Alfabeleri Türkçe’de bu art damak ünsüzünün süreklilik niteliği, kalın sıradan kelimelerde, ünlüden sonra ya da iki ünlü Çeviriyazı alfabesi, alfabeye eklenmiş birtakım işaret ve arasında ortaya çıkar: dağ, bağ, bağır, çağır gibi. Arapça işaretli harflerin yer aldığı bir alfabedir. Çeviri çeşitli söyleyişte bu ses boğazdan ve daha güçlü bir biçimde anlayış ve amaçlara dayanır, dolayısıyla kullanılacak alfabe çıkarılır. Deny XX. yüzyıl Türkçesi için yaptığı de değişir ve çeşitlenir:

değerlendirmede, Arapça’nın bu boğaz sesinin iyice 1.Konuşma seslerini göstermeye, kişilerin söyleyişlerindeki yumuşamış olduğunu, Türkçe’de bazen dağ kelimesindeki farklı sesleri, yerli ağızlarda görülen ses çeşitlerini g gibi, bazen de yangın’daki g gibi söylendiğini aktarmaya yarayan alfabe. Daha çok ağız çalışmalarında

kaydederek ﻯى ﻏﺎﺯز gazi ve mübalağa ﻣﺒﺎﻟﻐﻪﮫ örneklerini görülen bu tür alfabeler yalnız ilim çevrelerinde kullanılır verir. ve “sescil (fonetik) çeviriyazı alfabesi’ adıyla anılır.

Bugünkü alfabemizdeki ğ (yumuşak g) harfini, g’nin 2. Dilin eski dönemlerinde kullanılmış olan farklı bir süreklileşmiş türü için kullanıyoruz. Viguier’in çeviri yazı yazının ses işaretlerini (harflerini) kullanılmakta olan metinlerinde görüldüğü gibi, konuşma dilinde bu ses belli alfabelerdeki işaretlerle aktarmaya yarayan alfabe. Tarihi şartlarda y’ye dönmüştür. Meninski XVII. yüzyıl konuşma dönem metinlerine uygulandığı için, bu tür alfabelere dilinde de bu gelişmenin var olduğunu kaydeder. Osmanlı “metin çeviriyazısı alfabesi” denilir. Bunun iki alt türü Türkçesi alfabesinde ﻙك ile gösterilen bu sesi bir ince vardır:

ünlüden sonra ya da iki ince ünlü arasında ğ ile a. Yalnızca harflerin bire bir karşılıklarıyla yapılan çeviri

göstereceğiz: ﻣﻚ ﺍاﻛﺮ eğirmek, ﺑﻚ beğ, gibi. uygulaması,

5. ł b. Metnin yazıldığı dönem hakkında çeşitli kaynaklardan elde edilmiş veri ve delillere dayanan sonuçları yansıtan Bu çizgili l, Türkçe’nin kalın l’si için yalnızca örneklerin yorumlanmış çeviri uygulaması. çeviri yazılarında kullanılacaktır. Türkçe’de, kalın ve ince olmak üzere, 2 türlü l vardır; almak ve bilmek ’teki l’ler Birincisi sesleri ve ses değerlerini göz önünde gibi. Arapça ve Farsça ’da kalın l bulunmadığı için, metin bulundurmaz, kaynak metin yazısındaki her işareti çeviri yazısında bu sesin ayrı bir işaretle gösterilmesi kullanılmakta olan alfabenin yalın ya da işaretli bir harfiyle gerekli görülmeyebilir. Ancak Osmanlı Türkçesi karşılar. Harften harfe çeviri olduğu için bu çeşit döneminde bu dillerden alınmış kimi kelimelerde bu sesin, uygulamaya ‘harf çevirisi (transliterasyon)’ denir. ünlüsü kalın hecelerde kalın söylendiğini gösteren delillere İkincisi tam bir seslendirmedir; metni, yazıldığı dönemin sahibiz; Arapça ’da ince l ile söylenen ﻋﻘﻞ aḳl, ﺻﻞ ﺍا asl, konuşma diline göre aktarmayı amaçlar. Bu uygulama ile,

ﻓﺼﻞ fasl, ﻧﺨﻞ nahl kelimelerinde iki ünsüz arasına giren yazılı metinde ayrı işaretlerle gösterilmiş olsun olmasın, türeme dar ünlünün kalın (ı,u) olması gibi: aḳıł, asıł, fasıł, bütün ses birimleri düzenlenmiş alfabeyle olması gerektiği nahıł. Bugün de kalın l ile söylediğimiz mal, fal, nal, hasıl, gibi yazıya geçirilir. Olması gereken konusundaki yorum hasılat gibi kelimelerin bu söylenişleri, hiç şüphesiz, ve değerlendirme metnin yazılmış olduğu dönemin Osmanlı Türkçesi dönemi konuşma dilinin uzantısıdır. konuşma diline dayandırılmak zorundadır. Çeviriye

6. ñ kaynaklık eden metinde bulunmayan ses birimi işaretleri, olağan şartlarda bulunması gerektiği var sayılan işaretlerle Türkçe’nin genizsi n sesi için, yalnızca okuma dilini tamamlandığı için bu tur çevriyazıya “olağanlaştırılmış gösteren örneklerin çeviriyazılarında kullanılacaktır. Bu metin çevriyazısı” adı verilir. sesin konuşma dilinde diş sesi n’ye döndüğünü, ancak


Sayfa 68, tablo 4.3’te bu alfabenin ünsüzleri, Osmanlı Türkçesi alfabesinin harf sırasına göre verilmiştir.

Çeviriyazıda Yazım Kuralları ve Noktalama

Osmanlı Türkçesi yazımında kelimelerin ve kelime birliklerinin söz içinde görevlerini, işleyişce değerlerini ayırmaya yarayan işaretlere yer verilmemiştir. Eski yazımda kelimelerin arası bile ayrılmazdı. Çeviriyazılı metinlerde yazım kurallarının uygulanması, daha çok biçim bakımından yararlıdır. Metni yapı birimleri bakımından çözümlemeye, kimi kelime öbeklerinde kurucu üyeler arasındaki ilişkiyi göstermeye, metni anlamca açıklamaya yarar. Özellikle büyük harf ve nokta kullanımının özel adları tanıtma, cümleleri ayırma bakımından değeri büyüktür. Büyük harflerin manzum metinlerde mısra başlarında kullanılması yaygın bir uygulamadır. Bunun anlamla doğrudan bir ilgisi bulunmaz. Ancak özel adların ilk harfinin büyük yazılması tamamen anlamla ilgili ve titizlikle uygulanması gereken önemdedir. Noktalama işaretleri arasında söz dizimi değerleri bulunan asıl noktalama işaretleri nokta, noktalı virgül, iki nokta, soru ve ünlem işaretleridir. Bunlar manzum metinlerde hemen hemen hiç kullanılmaz. Mensur metinlerde kullanılmaları çok önemlidir. Bu önem metnin anlamca değerlendirilmesi ile ilgili bulunmasından kaynaklanır.

Söz dizimi değeri bulunmayan işaretler ise yardımcı işaretlerdir. Bunların değerleri yazıya biçim verme yönündendir, metni daha düzenli olarak sunmaya yararlar. Bunlar arasında öne çıkanları ayırma işareti (') ve kısa çizgi (-)’dir. Birincisi, ileride ayrıntılı olarak göreceğimiz Arapça belirtme öbekleri (tamlamalar) ve birleşik kelimelerde ilk kelime sonundaki ünlüden sonra (daru'l-funun, fevḳa'l-ade gibi), ikincisi ise daha çok Arapça ve Farsça kurallı belirtme öbekleriyle (isim ve sıfat takımlarında) Farsça birleşik kelimelerde (ayırma işareti için verilen yukarıdaki örneklerle hasıl-ı kelam, leb-i derya, ser-keş, nev-bahar, gonca-fem örneklerinde olduğu

gibi) iki kelime arasına, yine bu dillerden yapılmış alıntılarda önden ve sondan bitişen takı ve eklerden önce ve sonra (bi'l-fi‘l, ale'l-ade, bi-tab, na-gah, gonca-veş gibi);

Türkçe kelimelerde ise, kimi durumlarda yazım özelliğini

göstermek amacıyla, tabanla ek ve takı arasına (ﺑﺎﺷﻴﯿﻠﻪﮫ başı-

la “başıyla”, ﺑﻴﯿﻠﺪﻳﯾﺴﻪﮫ bildi-se, ﺑﻴﯿﻠﺪﻯى ﻳﯾﺴﻪﮫ bildi-yise, ﺑﻴﯿﻠﻤﺸﻴﯿﺪﻳﯾﻜﻲ

bilmiş-idiği, ﺁآﻟﻤﺸﻴﯿﻜﻦ almış-iken gibi) konula gelmiştir. Söz dizimi birliklerinin doğru çözümlenip çözümlenmediğini de gösteren bu uygulamanın eksiksiz, tutarlı ve düzenli olarak kullanılması önemlidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında