AÖF Soru Bankası

Osmanlı Türkçesine Giriş IÜnite 2 Özeti

Alfabe İşaretlerinin Ses Değerleri I: Ünlüler

TDE103U-OSMANLI TÜRKÇESİNE GİRİŞ-I

Ünite 2: Alfabe İşaretlerinin Ses Değerleri I: Ünlüler

Türkçenin Ünlü Sesleri

Ünlü sesler konusuna dair genel bir tanımlama yapmak gerekirse: Ciğerlerden ağız bölgesine doğru gelen havanın ağız boşluğundan geçerken ses yolunda bir daralma ve kapanma olmaksızın alt çenenin, dilin ve dudakların aldığı şekillere göre özellik kazanmasından meydana gelen seslerdir. Dilimiz ünlüler açısından oldukça zengin olup, seslerin ahenk ve uyumları ünlülerle alakalı bir özelliktir. Türkçe’nin bütün heceleri oluşturulurken bir ünlü harf getirmek suretiyle yapılır. Bu hece kurucu ünlülerin sayısı 8’dir: a e ı i o ö u ü • Niteliklerine Göre Ünlüler Ünlü olarak bilinen harfler nitelik değerleri bakımından üç kısımda toplanır. 1. Dilin geriye çekilmiş ya da ileri sürülmüş olmasına göre çıkan ünlüler: Bu vaziyet, ünlülerin kalınlık-incelik özelliklerini belirler. Dilin geriye çekilmesi halinde çıkan ünlüler kalın, ileri sürülmüş halinde çıkan ünlülerse ince ünlülerdir: kalınlar: a ı o u, inceler: e i ö ü. 2. Dudakların düz ve yuvarlak haline göre çıkan ünlüler: Bu durum da ünlülerin düzlük-yuvarlaklık özelliklerini belirler. Dudakların düz ve yayvan iken çıkan ünlüler düz, yuvarlak ve büzülmüş iken çıkanlarsa yuvarlak ünlülerdir: düzler: a e ı i, yuvarlaklar: o ö u ü. 3. Çenenin alt kısmının aşağı düşürülmesi ya da yukarı çekilmesi ile çıkan ünlüler: Çenenin aşağı düşürülmesi ile yukarı çekilmesi ağız boşluğunu genişletir ya da daraltır. Bu genişleme ve daralma durumu ünlülere de genişlik-darlık özelliği kazandırır: genişler: a e o ö, darlar: ı i u ü. Dil, dudak ve çenenin şekline göre ünlülerimizin bu üç oluşum biçimi her ünlüye üç ayrı özellik kazandırır, bu özellikler ise kelime içinde hecelerin sıralanmasında belli düzenleri meydana getirir.

• Ünlülerde Nicelik Nicelik açısından da taşıdıkları özelliklere göre ünlüler farklılaşır. Nicelik bir ünlünün duyulurluk süresiyle ilgili bir özelliktir. Buna göre kısa, ortalama uzunlukta, ya da uzun ünlülerden söz ederiz. Türkçemizin ünlülerinin tamamı ortalama uzunlukta ünlülerdir. Lakin Osmanlı Türkçesi döneminde dilimize giren yabancı asıllı kelimelerle beraber uzun ünlüler de konuşma dilimize girmiştir. Halen kullanmakta olduğumuz bu ünlülerin uzunluklarının yazıda gösterilip gösterilmemesi veya hangi durumlarda

gösterilmesi gerektiği gibi hususlar tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Yakınmalara yol açan söyleyiş bozuklukları henüz benimsenebilir bir uzlaşma yolu bulunamamış olan bu meseleden kaynaklanmaktadır.

Arapça ve Farsça’dan Alınma Kelimelerde Ünlüler

Osmanlı Türkçesi’nde yukarıda belirtilen sekiz ünlü için

kullanılan dört harf (ﺍا elif, ﻭو vav, ﻩه he, یی ye) ile hareke denilen kimi yardımcı işaretlerdi. Türkler bunları aslında, önce Farslar’dan, sonra da Arap yazısından almışlardır. Demek ki Arapça’da da bu işaretler aynı zamanda ünlüler için kullanılmıştır. İşte aynı harflerin hem ünlü işareti olarak, hem de ünsüz değerlerini gösteren işaretler olarak kullanılması bir kelimenin çoğu kez birkaç türlü okunabilmesine yol açar. O halde kelimelerin cümlede hangi anlamda kullanıldığı konusu önem kazanmakta ve buna dikkat edilmezse yanlış okuma ve yanlış

değerlendirme riskleri ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak ﺁآﻝل âl Arapça’da “aile, ocak, soy sop; asker; serap” gibi anlamlara gelir; ama aynı yazılış Türkçe “kırmızı” ya da “hile” anlamındaki al için ortaktır. Bunun gibi Arapça ﺑﻭوﻝل bevl “işemek” anlamındaki kelime Türkçe bol, böl, ya da

bul gibi de okunabilmektedir. ﻣﻴﯿﻞ Arapça’da hem meyl “eğilme, dönme; eğilim”, hem de mîl “özellikle kadınların sürme çekmek için kullandıkları uzunca ince metal çubuk” gibi okunabilir. Her ikisi de bu yazılışlarıyla Osmanlı Türkçesi döneminde dilimize girmiştir. Aynı yazılış çok sonraları Fransızca’dan alınma “bir uzunluk ölçüsü birimi” anlamındaki mil için de kullanılmıştır. Verilen örnekler gösteriyor ki eski alfabeyle yazılmış metinleri okurken kelimelerin anlamca bağlamı konusunda dikkatli davranmamız icap etmektedir. • Arapça’nın Ünlüleri ve Yazılışları Arapça’da uzunları da bulunan üç ünlü vardır: a i u. Ortalama uzunlukta olanların yazıda harf karşılıkları yoktur. Şayet gösterilmek istenirse hareke denilen yardımcı işaretler kullanılır. Harekelerin Arapça’daki adları fetha (üstün), kesre (esre) ve zamme (ötre)dir. Osmanlı Türkçesi’nde harekelerin yazıda kullanılması umumiyetle Kur’an ayetlerinin yazımıyla sınırlı veya alfabe öğretimi amacıyla yazılmış kitaplara özgüdür. a Ünlüsü ve Yazılışı: Bu ünlünün nicelik bakımından ortalama ve uzun olmak üzere iki türü vardır. Ortalama a. Harekelerle işaretlenmiş metinlerde üstün (fetha) ile gösterilir. Bu üstün kalın ünsüz

harfleri denilen ﺡح ha, ﺥخ hı, ﺹص sad, ﺽض dad, ﻁط

tı, ﻅظ zı, ﻉع ayın, ﻍغ gayın, ﻕق kaf, harflerinden sonra: Türkçe a’dan biraz farklı, kapalıca ve incelmiş bir a (= á) gibi seslendirilir:


ﺧﺒﺮ háber, ﺻﺒﺮ sábr (sabır), ﺑﻪﮫ ﺿﺮ dárbe, ﻁطﻠﺐ (tacir), ﺟﺎﻫﮬﮪھﻞ câhil, ﻳﯾﻪﮫ ﺯزﺍاﻭو zâviye (zaviye), ﺩدﻳﯾﺎﻧﺖ táleb (talep). diyânet (diyanet). Arapça’da ﺍا elif’ten başka,

Diğer seslerle birlikte ise e’ye çok yakın bir ses verir:

ﺛﺒﺎﺕت , sebât (sebat), ﺟﻠﺐ celb (celp), ﺭرﺱس ﺩد ders. Kalın ünsüz harflerinin hece sonunda yer alması durumunda da hece ünlüsünü gösteren üstün

(fetha), á gibi okunur: ﺍاﺣﻜﺎﻡم áhkâm, ﺍاﺧﺒﺎﺭر áhbâr,

ﻩهﺑﺼﺮ Básra, ﺏب ﻣﻐﻠﻮmáğlûb (mağlûp).

Eğer kelime başında harekesiz bir ﺍا elif mevcutsa ve yukarıda sayılan kalın ünsüz harflerden önce

ise a sesiyle okunur: ﺍاﺣﻤﻖ ahmak, ﺍاﺧﻼﻕق ahlâk,

ﺍاﺻﻼ aslâ örneklerinde olduğu gibi. Türkçe’ye girmiş olan kelimelerde de çoklukla böyledir; ancak kimi ünsüz seslerde bu kurallı durumun

bozulduğu görülür: ﺍاﺿﺪﺍاﺩد azdâd yerine ezdâd,

ﺍاﻁطﻔﺎﻝل atfâl yerine etfal okunur. Kelime içinde, hareke için, ünsüz harfin kendisi kürsü görevindedir. Yazıda konmayan üstün, harfin sesiyle birlikte a olarak okunur.

Kelime sonunda ە he ile yazılır; ancak bu he klâsik Arapça’da kimi kelimelerin sonunda yer alan ekleme te’ye dayanır. Aslında üzerine iki nokta

konmuş bir he ( ﺓة ) biçiminde yazılan bu te, ünsüz harfin harekesi olan üstün ile birlikte atun gibi okunur. Ancak yazıda değiştirilmiş, noktasız

olarak, ﻩه biçiminde yazılmış, bu yazılış söyleyişe de yansıtılarak a gibi okunur olmuştur:

ﻓﺘﺤﺔ fethatün yerine ﻓﺘﺤﻪﮫ fetha, ﻣﺪﺓة maddetün

yerine ﻣﺪﻩه madde gibi.

Türkçe’ye alınan kelimelerde ise bu ﻩه he yalnızca kalın harflerden sonra a olarak okunur:

ﻣﻠﻴﯿﺤﻪﮫ Melîha (Meliha), ﻧﻔﺨﻪﮫ nefha “üfürme,

üfürük”, ﻟﺤﻈﻪﮫ lahza, ﻧﻔﻘﻪﮫ nafaka gibi. Uzun a. Türkçe’de söyleyişçe halklılaştırılmış ve ortalama açıklığa sahip olan uzun a, Arapça konuşanlar tarafından dar ve incelmiş, e’ye yakın uzun bir ses gibi söylenir. Öte yandan a ünlüsünün uzunluğu edebiyat dilinde özellikle ve özenle korunmuştur. Bu korumayı sağlayan, eski şiirde kullanılmış olan aruz vezni olmuştur. şikâyet, rivâyet, nâmus, nâme, hâsılat ve siyâset kelimeleri örnek olarak gösterilebilir. Osmanlı Türkçesi döneminin ortak konuşma dilinde bu sesin açık hecelerde dahi kısalarak söyleyişte büyük ölçüde halklılaştığı söylenebilir: kabâhat değil kabahat, nebâhat değil nebahat, cerâhat değil cerahat gibi. Arap yazısında a sesinin uzunluğunu göstermek için elif harfi kullanılır. Bütün ünsüz harflerin

yanındaki ﺍا elif Arapça’da her zaman uzun bir a

olarak okunur: ﺑﺎﻁطﻞ bâtıl (batıl), ﺗﺎﺟﺮ tâcir

yalnızca kelime sonlarında bulunabilen ikinci bir uzunluk işareti daha vardır: üstünle okunan bir

ünsüz harfin önüne gelen ﻯى ye. Buna kısaltılmış

elif denir: ﻯىﺩدﻋﻮ da‘vâ, ﻯى ﻓﺘﻮfetvâ gibi. Uzun a, kelime içinde ünsüz harfin önüne konan

ﺍا elif ile gösterilir: !!!!!!!!

ﺁآﺩدﺍاﺏب âdâb, ﺁآﻣﺎﻝل âmâl, ﺁآﻓﺎﻕق âfâk gibi. Kelime sonunda kalan elifler de uzun a değerindedir; ancak bunlar çoğu kez hecenin iç sesidirler ve önlerinde kelimenin bir ünsüz sesi

olan ء hemze yer alır. Türkçe yazımda bunlar düşürüldüğünden elif sonda kalmış olmaktadır:

ﺑﻨﺎء - ﺑﻨﺎ binâ, ﺟﻔﺎء - ﺟﻔﺎ cefâ gibi. i Ünlüsü ve Yazılışı: Arapça’da ı ünlüsü bulunmaz, bütün ünsüz seslerle birlikte duyulan ses i’dir. Bu ünlünün de Arapça’da ortalama ve uzun olmak üzere iki türü vardır. Ortalama i. Yazıda bir harfle varlığı belirtilmez.

Kelime başında i, esreli okunan bir ﺍا elif’tir. Kimi

zaman bu elifin altına ء hemze de konur; o zaman ses değeri taşımaz, yalnızca bir ünsüz harfi olan hemzenin bulunduğu yeri gösteren bir çizgiden başka bir şey değildir. Altında hemze bulunmadığında ise, kelime başında bir ünlü (hareke) bulunduğunu göstermek üzere yazılmış olur ve esre’nin ses değerini yüklenir:

ﺍاﻡم ﺇإﻛﺮ - ﺍاﻡم ﺍاﻛﺮ ikrâm gibi. Kelime içinde harfle gösterilmez, sesin değerini taşıyan hareke esredir ve kelimenin ünsüz harfi

bu esrenin kürsüsü yerindedir: ﻓﻜﺮ fikr (fikir),

ﻛﺒﺮ kibr (kibir), ﻏﺎﻟﺐ gâlib (galip) gibi. Yukarıda verdiğimiz kalın ünsüz harflerinden birinin yer aldığı hecede esre, Türklerce ı sesiyle

okunur: ﺧﻴﯿﺎﻧﺖ hıyânet, ﺍاﻁط ﺻﺮ sırât (sırat), ﻗﻄﻌﻪﮫ kıt‘a (kıta) gibi. Uzun i. Arapça’dan dilimize geçen kelimelerle beraber bu uzun okuma Türkçe’ye de geçmiştir. Özellikle edebiyat dilinde özenle korunmuş, bu korumayı eski şiirde kullanılmış olan ölçü (aruz)

desteklemiştir. ﺍاﻳﯾﺠﺎﺏب îcâb (icap), ﻓﻀﻴﯿﻠﺖ fazîlet

(fazilet), ﻏﻨﻴﯿﻤﺖ ganîmet (ganimet) gibi. Kapalı hecelerdeki uzunlukların ortak söyleyişte başlangıçtan beri varlığını koruyamamış olduğu

söylenebilir: ﺍاﺳﻴﯿﺮ esîr değil esir, ﺟﻤﻴﯿﻞ Cemîl değil

Cemil, ﺫذﻳﯾﻞﺭر rezîl değil rezil gibi. Açık orta hecede kısalan bu sesin düştüğü örnekler bile bulunmaktadır: hazîne’nin hazne/hazna oluşu gibi. Osmanlı Türkçesi döneminin ortak konuşma dilinde, bugün olduğu gibi, bu sesin açık hecelerde bile kısalarak söyleyişte büyük ölçüde halklılaştığı söylenebilir.


u Ünlüsü ve Yazılışı: Arapça’nın bu tek yuvarlak ünlüsünün de ortalama ve uzun olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Ortalama u: Ünsüz harfin ötreli (zammeli) okunuşuyla duyulan bir sestir.

Kelime başında ötreli hemze değerindeki ﺍا elif ile yazılır:

ﺍاﻓﻖ ufuk, ﺍاﺻﻮﻝل usûl, ﻝل ﺍاﻓﻮufûl gibi. Kelime içinde harfle belirtilmez, bir ünsüz harfin ötreli okunuşuyla duyulan sesten ibarettir:

ﺭر ﺣﻀﻮ huzûr, ﺧﺴﺮﺍاﻥن husrân ﺑﺎﻥن ﻗﺮ kurbân,

ﻅظﻠﻢ zulm (zulüm) gibi. Osmanlı Türkçesi’ne alınmış kelimelerin sonunda bulunmaz. Arapça’nın tek yuvarlak ünlüsü olan bu ortalama u, Türkçe’de çeşitlenmiş, dört yuvarlak ünlü

değeriyle söylenir duruma gelmiştir: ﻣﺖ ﺣﺮ

hurmat yerine hürmet ve hörmet, ﺍاﻧﺨﺴﺮ husrân

yerine hüsrân,ﻋﻤﺮ umr yerine ömür, ﻋﻤﺮ Umar yerine Ömer gibi. Uzun u. Osmanlı Türkçesine giren Arapça

unsurlarda uzun u sesi her zaman ﻭو (vav) ile gösterilmiştir.

Kelime başında ﺍاﻭو şeklinde yazılır. ﺍا elif, ötreli

hemze yerindedir, ﻭو vav ise, u gibi okunan ötrenin uzunluğunu göstermek amacıyla

konmuştur: ﺍاﻭوﻻ ûlâ kelimesinde olduğu gibi. Kelime içindeki yazılışı açık ve kapalı hecelerde

ötreli okunan ünsüz harf önüne konulan ﻭو vav iledir:

ﺭرﺕت ﺻﻮ sûret, ﻗﺒﻮﻝل kabûl, ﺭرﺟﺴﻮ cesûr Kelime sonunda bulunmaz; ancak kimi Arapça

kelimelerin sonunda yer alan ﻭوّ şeddeli vav, önceki ünsüz harfinin ötresi önünde uzunluk gösteren bir işleyiş yüklenerek Türkçe’de bu gibi kelimelerin son hecelerinin uzun u gibi

okunmasına yol açmıştır: ﻋﺪﻭوّ aduvv yerine adû,

ﻋﻠﻮّ uluvv yerine ulû gibi. • Farsça’nın Ünlüleri ve Yazılışları Farsça’da üç ünlü vardır: a, i, u. Bunların hem nitelik, hem de nicelik bakımından çeşitleri bulunmaktadır: a, â, é, î, ê, û, ô. Nicelik bakımından çeşitlilik olağan olarak Farsça’da da uzunluk değerinin yazıya yansıtılması ihtiyacını doğurmuştur. Ünlü uzunlukları Farsça yazımda da aynı harflerle gösterilmiştir:

ﺍا elif, ﻭو vav, یی ye.

a Ünlüsü ve Yazılışı: Farsça’nın a’sı, a ile e arasında, Türkçe’nin e’sinden daha açık bir ses olarak söylenir. Bu ses Osmanlı Türkçesi’nde söylenişte benimsenmemiştir. Azerî Türkçesi ise Arapça ve Farsça asıllı kimi kelimelerde belli

ünsüz seslerle birlikte bugün de bu sesi kullanmaktadır:

ﻛﺖ ﺣﺮ háreket, ﺧﺴﺘﻪﮫ háste, ﺻﻤﺪ sámed gibi. Bu ünlünün nicelik bakımından ortalama ve uzun

olmak üzere iki türü vardır. Buna bir de ﺥخ hı önündeki ortalama a’dan gelişmiş bir o sesini katmak gerekir. Aşağıda her biri ayrı ayrı ele alınmıştır. Ortalama a. Arapça’nın a’sına benzer. Farslar da bu sesi a ile e arası bir sesle, açık bir e gibi söylerler:

ﺧﺮ hár “eşek”, ﺭرﺧچ çárh “çark”, ﻁطﺸﺖ táşt “geniş

leğen”, ﺧﺴﺘﻪﮫ hástá (hasta), ﺍاﺳﺘﺮ ástár “katır” gibi. Türkler Farsça’dan aldıkları kelimelerde bu sesi çeşitlendirip kalın ve ince ünsüz harflerine göre kendi a ve e’leri gibi söylemişlerdir: har, çark, taşt, hasta, ester, der “kapı” gibi. Kelime başında bu sese karşılık gelen işaret,

harekeli yazıda ◌َﺍا üstünlü elif, harekesiz yazıda

ise yalnızca ﺍا elif’tir:

ﺍاﺑﺮ ebr “bulut”, ﻭوﺍاﺑﺮ ebrû “kaş”, ﺍاﺧﺘﺮ ahter

“yıldız”, ﺍاﺳﺐ esb “at”, ﺍاﺷﻚ eşk “göz yaşı” gibi. Kelime içinde bir ünsüz harften sonra harfle gösterilmez, ünsüz harf üstünlü okunarak varlığı

belirtilmiş olur: ﺑﺨﺖ báht, ﺑﺨﺶ báhş gibi. Kelime sonunda, Arapça ve Türkçe’de olduğu

gibi, ە he ile yazılır: ﺁآﻫﮬﮪھﺴﺘﻪﮫ âheste, ﺑﺴﺘﻪﮫ beste, ﺗﺨﺘﻪﮫ

tahta, ﺧﺴﺘﻪﮫ hasta gibi. Uzun a. Bu ses Farsça konuşanlar tarafından a ile o arası uzun bir şekilde söylenir. Osmanlı Türkçesi bu sesi de almamış, kendi a’sına dönüştürmüştür.

Kelime başında Arapça’daki gibi ﺁآ medli elif ile

yazılır: ﺁآﺏب âb, ﺁآﺑﺎﺩد âbâd, ﺁآﻛﺎﻩه âgâh gibi. Kelime içinde bir ünsüz harften sonra ﺍا elif ile

karşılanır: ﺑﺎﺭر bâr, ﺟﺎﻧﺎﻥن cânân gibi.

Kelime sonunda uzunluğu gösteren yine ﺍا elif’ tir:

ﺍا ﺧﺎﺭرhârâ, ﺩدﺍاﻧﺎ dânâ, ﻛﺎﻻ kâlâ gibi.

i Ünlüsü ve Yazılışı: Bu ünlünün de ortalama ve uzun türleri vardır. Ortalama i . Farslar tarafından i ile e arasında, kapalı bir e (é) gibi söylenir. Bu söyleniş Arapça’dan alınma kelimelere de uygulanmıştır: éhsân (ihsan) gibi.

Kelime başında harekesiz yazıda yalnızca ﺍا elif ile

yazılır. Bu durumda ﺍا elif ِـ esre’nin yerini tutmuş

olur: ﺍاﺳﺘﺎﺩدﻩه istâde, ﺍاﺷﻜﻨﺠﻪﮫ işkence gibi. Kelime içinde harfle gösterilmez, esreli okunan ünsüz harfiyle varlığı ortaya çıkarılmış olur:

ﺷﻜﺴﺘﻪﮫ şikeste, ﻛﺮﺍاﻥن girân gibi. Kelime sonunda, söyleniş değeriyle ilgili olmak

üzere, Farsça’ya özgü bir yazılışı vardır, ە he ile

yazılır: چﻪﮫ çi, ﻛﻪﮫ ki, ﻧﻪﮫ ni gibi.


Uzun i. Bu ses Arapça’nın uzun i’sinden farklı değildir; ancak Farsça’nın eski dönemlerinde kapalı, uzunca bir e gibi de söylenmiştir:

ﺷﻴﯿﺮ şêr “arslan”, ﺳﻴﯿﺮ sêr gibi. Türkçe’de ê sesine yer verilmemiş, bu gibi kelimeler ya uzun i ile ya da ortalama e ile söylenmiştir.

u Ünlüsü ve Yazılışı: Farsça’nın bu yuvarlak ünlüsünün de ortalama ve uzun türleri vardır. Ortalama u. Farsça’da ü bulunmadığından bütün ünsüz

harfleriyle birlikte duyulan ses u’dur: ﻛﻞ gul (gül), ﻣﺸﺖ muşt gibi. Farsça kelimelerin Türkçe söylenişinde bu ses u, o ve ü olmak üzere çeşitlenmiştir: Sufra yerine sofra, gul yerine gül gibi. Kelime başında, Arapça’da olduğu gibi, harekesiz yazıda

ötreli olduğu var sayılan ﺍا elif ile yazılır:

ﺍاﻓﺘﺎﺩدﻩه uftâde, ﺍاﺷﺘﺮ uştur, ﺍاﺳﺘﺎﺩد ustâd gibi. Kelime içinde yazıda harfle gösterilmez, ünsüz harfi ötreli

okunarak varlığı ortaya çıkarılır: ﺑﺭرﺩدﻩه burde, ﺷﻜﻔﺘﻪﮫ şukufte gibi. Kelime sonunda bulunmaz.

Uzun u. Yazıda uzunluğu ﻭو (vav) ile gösterilen ünlü sestir. Ancak söyleyişte bu ünlünün Farsça’da iki türü bulunur. Biri Türkçe’deki u’nun uzunudur. Buna eski gramerlerde

“belirli vav” (vâv-ı ma‘rûfe) denirdi: ﻭوﺭر ﺩد dûr, ﻣﻭو mûr örneklerinde olduğu gibi. Öteki ise uzunca söylenen bir o (=ô)’dur. Buna da “belirsiz vav” (vâv-ı mechûle) denmekteydi:

ﺯزﻭوﺭر zôr, ﺷﻮﺭر şôr gibi. Bu kelimeler Osmanlı Türkçesi konuşma dilinde ortalama o gibi söylenmiştir. Edebiyat dilinde ve özellikle şiirde ise uzunlukların korunduğu görülür.

Kelime başında ﺍاﻭو biçimiyle yazılır; ﻭو vav, ﺍا elif üzerindeki

yazılmayan ötre’nin uzunluk değerini karşılar: ﺍاﻭوﺝج ûc, ﺍاﻭوﺳﺗﺎﺩد ûstâd.

Kelime içinde, bir ünsüz harften sonra ﻭو vav ile gösterilir:

کﻮﻓﺘﻪﮫ kûfte (köfte), ﺧﺘﻪﮫ ﺳﻮ sûhte (softa) gibi.

• Kelime sonunda uzunluk yine ﻭو (vav) ile gösterilir:

ﻭو ﺑﺎﺭرbârû “kale duvarı”, ﺩدﺍاﺭرﻭو dârû, ﺑﺎﻧﻮ bânû gibi.

Osmanlı Türkçesi’nin Ünlüleri Üzerine

Değerlendirme

Arapça ve Farsça’daki değişik ünlüler ortak konuşma dilinde büyük ölçüde Türkçe’nin ünlülerine dönüştürülmüştür. Eğitimi medreseye dayananlar bu iki Doğu dilini yazı dili olarak kullanabilecek seviyede öğrenmiş, özellikle tecvit okumuş olanların söyleyebilme becerisi kazanmış oldukları bazı değişik ünlüler bu gibilerin diline bulaşmış ve şehirli diline geçmiştir. Bunlar arasında en önemlisi uzun ünlüler, daha yerinde bir ifadeyle, ünlü uzunluklarıdır. Manzum metinlerde kelimelerin vezne uygulanmasında büyük bir titizlikle korunmuş olan uzunlukların kapalı hecelerde ortak

konuşma dilinde de yaşatılmış olduğunu söylemek pek de doğru değildir. Ama açık hecelerin uzun ünlülerini söylemekte okumuş şehirlilerin çok titiz ve özenli davrandıkları da şüphesizdir. Bugün bile konuşma sırasında birçok kelimede uzunluğun belirtilmemesi söyleyiş kusuru sayılmaktadır. Buna rağmen bazı yöreler ünlü uzunluğundan haberdar değildir. Öte yandan açık hecelerin ünlüsünün uzun okunması, bir eğilim olarak kimi Türkçe kelimelere bulaşmış olduğu gibi (vâ-ret-mek, vâ-rol, vâ-rı-nı; bâş üstüne, yarârı) yarı okumuşların dilinde bozuk biçimlerin yer bulmasına yol açmıştır: zafer yerine zâfer, zararı yerine zarârı, hakem yerine hâkem, rakip yerine râkip, lakap yerine lâkap gibi. Diğer bir ses, Arapça ve Farsça’da a ile e arası bir ses olan, daralmış ve incelmiş a’dır (=á).

Arapça kelimelerde ﺡح ha, ﺥخ hı, ﺹص sad, ﺽض dad, ﻁط tı, ﻅظ

zı, ﻉع ayın, ﻍغ gayın, ﻕق kaf.

Farsça kelimelerde ise ﺥخ hı, ﺹص sad, ﻁط tı, ﻍغ gayın harflerinden önceki ve sonraki a’nın böyle bir değişik a olarak söylendiği yabancı gramercilerin belirledikleri bir konudur:

ﺻﺤﺎﺑﻪﮫ sáhâbe “arkadaş”, ﺍاﺻﺤﺎﺏب áshâb “arkadaşlar”,

ﺍاﺿﺪﺍاﺩد ázdâd “zıtlar”, ﺍاﻁطﺒﺎﻕق átbâk “tabakalar” gibi. Bu ses, yukarıda değinip örneklerini verdiğimiz gibi, bugün de ortak konuşma dilimizde kimi kelimelerde yaşatılmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında