AÖF Soru Bankası

Birinci Dünya Savaşı'nda Türk CepheleriÜnite 8 Özeti

Birinci Dünya Savaşı Zayiatı ve Türk Şehitlikleri

TAR326U-BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞIN’DA TÜRK CEPHELERİ

Ünite 8: Birinci Dünya Savaşı Zayiatı ve Türk Şehitlikleri

Giriş

Hunlar zamanında hastalıktan vefat etmeyi neredeyse yüz kızartıcı bir hâl sayan, düşmana karşı yapılan bir savaşta kahramanca ölmeyi ise daha asil bir davranış olarak gören, yine Göktürkler zamanında da savaşlarda ölenlere büyük saygı gösteren ve savaşta ölenlerin yerlerinin “Uçmak” (Cennet) olduğunu vurgulayan Türklerin İslamiyet öncesindeki vatan mefhumu, cihan hâkimiyeti, Kızılelma, Kut gibi inanışları, İslamiyet sonrasında İslamiyet’i yayma, Cihat, Gâzâ, Nizâm-ı Âlem ve İlâ-i Kelimetullah gibi unsurlar ile iç içe geçmiştir. Birbirini besleyen millî ve manevi değerler ile dünya ve ahiret hayatını şekillendiren bu fikriyat, netice itibarıyla ne için yaşayıp ne için savaştığını bilen, inandığı değerler uğruna canını feda etmekten geri durmayan ve şehitlik mertebesini makam- ların en üstüne koyan bir anlayışın halk arasında kökleşmesini sağladı. Çünkü tarih çok defa gösterdi ki; dünyada namus ve şerefini koruyarak huzur, güven ve refah içinde nesiller yetiştirmek ancak ve ancak bağımsız bir vatana sahip olmakla mümkündür. Adaleti, insani değerleri, her türlü gelişimi tesis etmek ve dahi dinî görevleri gereği gibi yerine getirmek yine ancak bağımsız bir vatan sayesinde mümkündür. Bu nedenle vatan savunmasına önem vererek şehitlik kavramını yücelten İslam dininin sancaktarlığını üstlenen ve vatanı korumanın namus ve şerefini korumak olduğunu düşünen Türk milleti şehitlik mertebesini en üst makama koymuştur.

Birinci Dünya Savaşı’nda Şehit, Zayiat ve Şehitlik Kavramları

Sözlükte “bir olaya şahit olmak anlamına gelen “şehîd” dinî bir terim olarak Allah yolunda öldürülen Müslümanı ifade eder. Dinî Kavramlar Sözlüğünde ise şehitler, Hakiki Şehit, Hükmî Şehit, Dünya Hükümleri Bakımından Şehit olarak üç kısma ayrılmıştır.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde şehit kelimesi, “kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse” olarak tanımlanmaktadır. Şehit düşmek veya şe-hit olmak ise “ülkesi, ülküsü veya inancı uğrunda savaşırken ölmek” şeklinde tanımlanmaktadır.

Kur’an ve hadis bağlamında fakihler tarafından izah edilen şehitlik kavramı, ana hatlarıyla üç gruba ayrılmıştır. Bunlar; “dünya ve ahiret hükümleri bakımından şehit”, “sadece dünya hükümleri bakımından şehit” ve “sadece ahiret hükümleri bakımından şehit” olarak tanımlanmıştır.

Dinî Kavramlar Sözlüğünde ise şehitler yine üç kısma ayrılarak aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır:

1. Hakiki Şehit: İslam’ın yücelmesi (ilâ-i kelimetullah) ve vatan müdafaası için savaşırken ölen Müslümanlar. Bu kimseler, yıkanmaz, kefenlenmez, namazları kılınıp kanlı elbiseleri ile defnedilir. Uhud, Bedir ve Çanakkale şehitleri gibi. 2. Hükmî Şehit: Hakiki şehidin şartlarından birini taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve ahiret

itibarıyla şehit olanlardır. Savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedavi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler; deprem, yangın, sel felaketi, âfet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve veremden ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen Müslümanlar da hükmen şehittirler. 3. Dünya Hükümleri Bakımından Şehit: Müslümanların yanında savaşırken ölen müna- fıklardır. Bunlar da yıkanıp kefenlenmeden cenaze namazları kılınır, kanlı elbiseleri ile defnedilir. Ancak imanları bulunmadığı için ahirette şehitlik sevabı alamazlar. Şehitlik, Müslümanlara özgü bir niteliktir. Müslüman olmayanlar şehit olamazlar (Karagöz, 2015).

Dinî, tarihî, askerî ve resmî terminolojide de kullanılan şehit, gazi gibi kavramların farklı zamanlarda, farklı bağlamlarda kullanılması Çanakkale’de Türk birliklerinin 250 bin zayiat verdiği bilgisinin 250 bin şehit olarak hafızalara kazınması gibi pek çok yanlış bilgiye sebep olmuştur. Zayiat terimi, “savaş dışı kalan, savaşamayacak durumdaki tüm unsurları” ifade etmektedir. Bu unsurlar arasında şehit, yaralı, kayıp, esir, firar, hastaneye sevk, hava değişimi, hastalıktan ölüm gibi sebepler mevcut olup bunların da her birinin izah edilmesi gerekmektedir.

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyılın ikinci yarısına gelinceye kadar şehit işlemleri ve mevzuatına dair yazılı bir metin olmadığından işlemler Şeyhülislamlık ve Kadılık makamları üzerinden devam etmiş, 1869 yılına gelindiğinde ise ilk defa askerî personelin emeklilik işlemlerini düzenleyen Asâkir-i Beriyye-i Mülûkâne Tekaüt Kanunnamesi’nde “meydân-ı muhârebede şehîd olan” ibaresi ile diğer ölümler ile şehiden vefat etme durumu birbirinden ayrılarak şehitlik için “savaş meydanı” açıklaması getirilmiştir. Daha sonraki yıllarda korunan bu duruma ilave olarak “eşkıya ile yapılan çatışma” şehitlik için bir kıstas olarak eklenmiştir.

Birinci Dünya Savaşı başladığında geçerli olan 1909 tarihli Askerî Tekaüt ve İstifa Kanunu hükümlerine göre hastalıktan ölümler, donma, boğulma, zehirlenme, kazaen vb. vefatlar şehit sınıfına sokulmamış, resmî kayıtlar da bu kriterler gözetilerek kaleme alınmıştır. Muharebe kaynaklı olmayan diğer vefatlarda ise ölüm nedenine göre ayrıca bir tasnife gidilmiştir. Burada da dikkat edilen en önemli ayrım, hastalık kaynaklı vefatlar arasındadır. Bunlar da kendi içinde, bulaşıcı olan ve bulaşıcı olmayan hastalıklar şeklinde ayrılarak özellikle bulaşıcı hastalıkların askerî birliklerde ne kadar yaygın olduğu anlaşılmak istenmiştir.

Birinci Dünya Savaşı dönemindeki personel zayiatı konusunda açıklanması gereken bir diğer zayiat nedeni de “gaiblik”tir. Tarihî kayıtlarda “gaib” ya da “meçhul” olarak geçen ibare, askerin durumunun bilinmediğini, kayıp olma hâlini belirtir.


Terminolojideki farklılık şehitlikler konusunda da kendini göstermiştir. Bugün birçok eserde, yayında defin bölgesi olmayan şehitlik anıtları şehitlikler listesine eklenmiş, tarihî belgeler ile mevkii ve şehit defnedildiği bilgisi sabit olan alanlar ise herhangi bir koruma ve inşa faaliyeti olmadığı ya da bilinmediği için şehitlik listelerine dâhil edilmemiştir.

Yurt İçindeki Birinci Dünya Savaşı Şehitlikleri

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki Birinci Dünya Savaşı muharebelerinin gerçekleştiği Çanakkale ile Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin bazı kısımlarında birçok şehitlik ve defin alanı bulunmaktadır. Muharebe sahası dışında kalan bölgelerdeki şehitlikler ise daha ziyade cepheden getirilen yaralılar ve hastalıklar nedeniyledir. Türkiye içerisindeki Birinci Dünya Savaşı şehitlik ve defin alanlarını artıran bir diğer husus ise cepheye giden ya da gelen askerlerin sevkiyat sırasında verdiği zayiattır. Dönem itibarıyla bulaşıcı hastalıklardan ölümlerin, muharebe kaynaklı ölümlerden çok daha fazla olduğu göz önüne alınırsa Anadolu’nun hemen her yerinde Birinci Dünya Savaşı şehitlerinin defnedildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Haftalarca süren yolculuk sırasında durumu ağırlaşan ya da bulaşıcı hastalık belirtileri gösteren bir asker hiç gecikmeden en yakındaki hastanelere sevk edilir, vefat etmesi hâlinde ise civardaki mezarlıklara defnedilirdi. Bu yüzden ismi geçen şehitlikler dışında Anadolu’daki dönem mezarlıklarının birçoğunda şehitlerimiz yatmaktadır.

Adana

Ardahan (Ardahan Şehitliği, Topçu Yüzbaşı Şefik Bey Şehitliği, Taşlıdere Şehitliği) Artvin (Sarıbulak (Melo) Şehitliği, Küre Şehitliği) Bayburt (Kop Şehitliği) Bingöl (Azizan Şehitliği, Çanakçı Köyü Şehitliği).

Çanakkale ( Anadolu Hamidiye Şehitliği, Biga Garnizon Şehitliği, Çardak Arıburnu Şehitliği, Lapseki Şehitliği, Hasan-Mevsuf Şehitliği, Hastane Bayırı Şehitliği, Kumkale Ovası İntepe Bataryası Şehitliği, Halileli Şehitliği, İntepe Hava Şehitliği, Gelibolu Şehitliği, Akbaş Şehitliği, Yalova Zabitan Şehitliği, Alçıtepe (Kirte) Şehitliği, Çamburnu Şehitliği, Havuzlar (Kerevizdere) Şehitliği, 57’nci Piyade Alayı Şehitliği, Seddülbahir Cephane Şehitliği, 26’ncı Piyade Alayı Şehitliği, Er Halil İbrahim Şehitliği, Yüzbaşı Mehmet Şehitliği, Binbaşı Hüseyin Hilmi Bey Şehitliği, Çanakkale Mehmetçik Anıtı ve Şehitliği, Kireçtepe Şehitliği, Rumeli Mecidiye Şehitliği, Nuri Yamut Şehitliği, Zığınderesi Sargıyeri Şehitliği, Yarbay Hüseyin Avni Şehitliği, İstihkâm Yüzbaşı Tahir Bey Şehitliği, İsimsiz Topçu Yüzbaşı Şehitliği, Üsteğmen Hasan Tahsin ve Müftü Efendi Şehitliği, Üsteğmen Nazif Çakmak Anıtı/Şehitliği, Kocadere Hastane Şehitliği, Karayörük Deresi Şehitliği, Çataldere Şehitliği, Kesikdere Şehitliği, Yarbay Mehmet Halit Bey ve Yarbay Yusuf Ziya Bey Şehitliği, Üsteğmen Halit Efendi ve Teğmen Rıza Efedi Şehitliği, Şahindere Sargıyeri Şehitliği, Soğanlıdere Sargıyeri Şehitliği, Beşyol Köyü Değirmentepe Şehitliği).

Edirne

Erzurum (Sivaslı Ali Çavuş Şehitliği, Allahuekber Şehitlik Anıtı, Karskapı Şehitliği, Köprüköy Şehitliği, Dumlu Şehitliği, Tortum Şehitliği, Yeşildere Şehitliği, Yeşilyayla Şehitliği, Oltu Şehitliği, Narman Şehitliği, Değirmensuyu Şehitliği, Kaleboğazı Şehitliği, Aslanpaşa Şehitliği, Eğilmez Köyü Şehitliği, Yanıkdere Şehitliği, İspir Şehitliği, Azap Şehitliği) Giresun (Görele Şehitliği) Gümüşhane (Kabaktepe Şehitliği) Hatay (Belen Şehitliği) Mersin (Çamalan Şehitliği) İstanbul (Edirnekapı Şehitliği, Karacaahmet Sultan Şehitliği) İzmir (Narlıdere (Boyatlı) Şehitliği, Yenikale Şehitliği) Kars (Batıkışla Şehitliği, Dikenli Tabya Şehitliği, Yayıklı (Divik) Köyü Şehitliği, Yukarı Sarıkamış Şehitliği, Çakırbaba (Karaurgan) Şehitliği, Hamalı Köyü Şehitliği, Kağızman Şehitliği).

Kırklareli

Kahramanmaraş (Fındıcak Şehitliği) Muş (Muş Garnizon Şehitliği) Rize (Pazar Sahil Müfrezesi Şehitliği)

Sivas (1915 Merzifon Taburu Şehitliği, Koyulhisar Şehitliği, Zara Şehitliği) Tekirdağ (Kurtçeşme (Çanakkale) Şehitliği, Şarköy Şehitliği) Trabzon (Çataltepe Şehitliği, Harmantepe Şehitliği, Sultan Murat Şehitliği, Yeşilyurt Şehitliği) Van (Zeve Şehitliği).

Yurt Dışındaki Birinci Dünya Savaşı Şehitlikleri

Birinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden Türk askerleri, 34’ten fazla ülke toprağına defnedilmiştir. Bu ülkeler ile 1923 Lozan Antlaşması’ndan itibaren yapılan çeşitli antlaşmalar sayesinde, birçok defin alanı hukuki olarak koruma altına alınmıştır. Hâlen yurt dışındaki şehitliklerin bakım, onarım ve yeni şehitlik ihdas edilmesi gibi işlemleri, ilgili ülkelerdeki Türk Büyükelçilikleri tarafından koordine edilmektedir. Türk şehitliklerinin ve defin yerlerinin kapsadığı alan Birinci Dünya Savaşı Türk cephelerinin yayıldığı alandan daha geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Buralarda Türk şehitliklerinin bulunma nedenlerinden biri İtilaf devletlerinin kontrolü altında bulunan esir kamplarında salgın hastalık, idam gibi sebeplerle hayatını kaybeden Türk askerlerinin o bölgelere defnedilmesidir. Bir diğer neden ise İttifak devleti hastanelerine tedavi maksadıyla nakledilen askerlerimizin vefat etmesi neticesinde pek çok şehir ve kasabada şehitlikler oluşmasıdır.

Almanya (Berlin Türk Şehitliği)

Avusturya

Azerbaycan (Bakü Türk Şehitliği, Göyçay Türk Şehitliği) Bulgaristan (Varna Şehitliği) Çek Cumhuriyeti (Hodonin Türk Şehitliği, Pardubice Türk Şehitliği, Valesske Mezirici Türk Şehitliği)

Ermenistan

Filistin-İsrail (Ramle Şehitliği, Beer Seheva (Birüssebi) Şehitliği, Gazze Şehitliği, Zeytindağı Şehitliği, Hint Harp Mezarlığı) Fransa (Carcassonne Türk Şehitliği)


Gürcistan

Hindistan (Bellary Türk Şehitliği, Sümerpur Türk Şehitliği) Irak (Bağdat Türk Şehitliği, Kut Türk Şehitliği) İngiltere (Man Adası Türk Şehitliği)

İran

İsveç

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (Çanakkale Türk Şehitliği)

Kosova

Lübnan

Macaristan (Budapeşte Türk Şehitliği) Malta (Malta Türk Şehitliği) Mısır (Kahire Türk Şehitliği, İskenderiye Türk Şehitliği) Myanmar (Thayetmo Türk Şehitliği, Meikhtila Türk Şehitliği) Polonya (Krakow Türk Şehitliği) Romanya (Braila Türk Şehitliği, Bükreş Türk Şehitliği, Slobizia Türk Şehitliği) Rusya (Krasnoyarsk Türk Şehitliği) Sırbistan (Belgrad Türk Şehitliği) Slovakya (Bratislava Türk Şehitliği) Suriye (Katma Türk Şehitliği) Suudi Arabistan, Ukrayna, Ürdün (Salt Türk Şehitliği)

Yemen

Yunanistan (Pire Türk Şehitliği).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında