AÖF Soru Bankası

Birinci Dünya Savaşı'nda Türk CepheleriÜnite 7 Özeti

Avrupa’daki Türk Cepheleri: Galiçya, Romanya ve Makedonya

TAR326U-BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA TÜRK CEPHELERİ

Ünite 7: Avrupa’daki Türk Cepheleri: Galiçya, Romanya ve Makedonya

Giriş

Doğu Avrupa’da gerçekleşen muharebeler, Batı Cephesi’ne bağlı olarak gelişmiş ve Birinci Dünya Savaşının kaderini Avrupa’daki kritik cepheler belirlemiştir.

Harekât Alanlarının Coğrafik ve Stratejik Durumu

Galiçya Cephesi’ne gönderilen Türk birlikleri sadece cephenin güneyinde sınırlı bir sahada çarpışmışlar, aynı şekilde Makedonya’da da belirli bir alanda bulunmuşlardır. Romanya Cephesi’nde ise çoğunlukla Dobruca bölgesi içinde kalmışlardır.

Galiçya Cephesi’nin Coğrafik ve Stratejik Önemi

Doğusunda Rusya’nın Bukovina, Podolya ve Besarabya eyaletleri, kuzeyinde Rusya’ya ait Lehistan, batısında Silezya ve güneyinde Karpat dağ silsilesiyle Macaristan toprakları uzanan, göç yollarının geçmesine bağlı olarak Germen ve Slav toplulukların yerleştiği, bir sınır bölgesi olması dolayısıyla nüfuz mücadelesi yaşandığı Galiçya’da Türk birlikleri Dinyester’in kuzeyinde bulunan Zolotalipa, Lipicadolna ve Gnitalipa vadilerinde ve bugün Ukrayna topraklarında bulunan Lviv (Lemberg)’in yanı sıra Ternopil, Lutsk, Rivne, Strıy, Ivano-Frankivsk, Hmelnitski gibi şehirlerin çevrelediği alanda savaşmışlardır.

Romanya Cephesi’nin Coğrafik ve Stratejik Önemi

Karadeniz’in batısında yer alan, en geniş sahası Eflak, Boğdan ve Dobruca’dan oluşan, şarap üretimi oldukça gelişmiş, mineralli toprakları ve doğal su kaynakları sayesinde bir tarım ülkesi olan Romanya’nın batısında Avusturya-Macaristan, kuzeyinde Boğdan ve güneyinde Bulgaristan yer almaktadır. Boğdan’ın doğusunda Prut, kuzeyinde Rusya, batısında Karpat dağları ve güneyinde Seret nehrinin aşağısı bulunmaktadır. Türk birlikleri yoğunluklu olarak Transilvanya dağ silsilesi ile Tuna nehrinin doğusunda bulunan alanı kapsayan Dobruca’da savaşmışlardır.

Makedonya Cephesi’nin Coğrafik ve Stratejik Önemi

Yaklaşık olarak 80 bin kilometre karelik bir alana yayılan Makedonya, Balkan yarımadasının güneyinde iki tarafı dağlar ve nehirlerle çevrili, batısının doğusundan daha engebeli olduğu bir yerdir. Harekâtı zorlaştıran dağ silsileleri ve yükseltiler kadar olmasa da sınırlandıran su birikintilerinin bulunduğu ovalara sahip Makedonya’da Türk birlikleri Struma ile Mesta arasındaki bölgede ve Ohri ile Prespa gölleri arasındaki kesimde görev almışlardır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Galiçya, Romanya ve Makedonya Cepheleri Muharebeleri

Schlieffen Planı gereğince ilk harekât Batı Cephesi’nde gerçekleşirken doğu tarafının da güvence altına alınabilmesi için Rus kuvvetlerinin karşısına çıkan Alman Ordusu topraklarına giren Rusya’yı Tannenberg

Muharebesi’nde yenmiştir. Rusların, 20 Ağustos 1914’te Galiçya’ya girerek Lemberg’e doğru ilerlemesi üzerine Avusturya-Macaristan karşı saldırıya geçmiş ve yaklaşık 20 gün süren muharebeler sonunda Ruslar Galiçya’da hâkim olurken Avusturya-Macaristan birlikleri Karpatlara çekilmek zorunda kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Avrupa’da üç cephede Türk birlikleri görev almıştır. Galiçya’da çarpışmalar harbin ilk günlerde başlamış, 1916’da ise Rusya’nın talihi dönmüştür. Romanya Cephesi, savaşa İtilaf devletleri yanında giren Romanya’nın Avusturya-Macaristan’a saldırmasıyla açılmış, İttifak devletlerinin ortak verdikleri karşılıkla genişlemiştir. Makedonya Cephesi ise Sırbistan cephesinin kapanması üzerine İttifak devletlerinin Balkanlardaki askerî üstünlüğünü sarsmak amacıyla açılmıştır.

Galiçya Cephesi

Çanakkale Muharebeleri boyunca iki defa lağvedilip yeniden kurulan 15’inci Kolordu, eksikliklerini gideremeden Galiçya’ya intikal etmiş ve ilk başlarda Kovel dolaylarındaki Linsingen Ordular Grubu’na katılması planlanırken Graf von Bothmer emrine verilmiştir. 28 Ağustos’ta Albay Yakup Şevki Bey (8 Ekim 1916 itibarıyla Yakup Şevki Paşa) komutasındaki Kolordu Zolotalipa’nın batı tarafına yerleşmiş, sağında 1’inci Bavyera İhtiyat Tümeni, solunda Hoffmann Kolordusu olduğu hâlde Kolordu Karargâhı Podwysokie’de, Yarbay Yasin Hilmi komutasındaki 20’nci Tümen’in karargâhı Szumlany’de, Yarbay Şefik yönetimindeki 19’uncu Tümen’in karargâhı Mieczyszcow’da kurulmuştur. 1917 yılında Türk askerî makamlarının emri üzerine Mayıs-Haziran aylarında yurda dönüş hazırlıklarına başlayan 15’inci Kolordunun karşısına 7’nci Sibirya Kolordusu ve 22’nci Rus Kolordusu mevzilenmiştir. Özellikle 20’nci tümen mıntıkasına yapılan saldırılar tüm cepheye yayılmış, Temmuz ayına gelindiğinde sadece Berzezany mıntıkasında 13 bin ölü bırakan Rus tarafının taarruz gücünün kalmaması ve birliklerini daha güneye kaydırması üzerine 15’inci Türk Kolordusu 15 Temmuz’da vatana dönüş için hareket etmiştir. Bu arada 19’uncu Tümen 11 Haziran’dan 7 Temmuz akşamına kadar belirlenen intikal çizelgesini sorunsuz takip etmiş, yerini Alman 15’inci İhtiyat Tümenine bırakarak ayrılmıştır. 12 Temmuz 1917, saat 18 itibarıyla Rohatyn Bölge Komutanlığı emrine girerek cephede kalan 20’nci tümenin dönüşü ise Rusların bozguna uğramaya başlaması üzerine Zbruch Nehri ötesine ilerleyebilecekken gelen emirle Ağustos ayında başlamış, karargah 11 Eylül’de İstanbul’a ulaşmıştır. Ruslara karşı pek çok mevzide başarı kaydetmelerine rağmen binlerce er, onlarca subayını kaybeden ve ağır kayıplar veren birliklerin dönüşü 26’sında tamamlanmıştır.

Romanya Cephesi

Alman ve Avusturya-Macaristan birlikleri, İtilaf devletleri ile anlaşarak Transilvanya’nın üçte birini işgale kalkışan Romanya ve Rusya’yı oyalarken Türk kolordusu ile


takviyeli 3’üncü Bulgar Ordusunun Dobruca üzerinden saldırıya geçmesine karar verilmiştir. Mackenzen karargâhından alınan emir gereği Kolordu Karargâhı ve 25’inci Tümen Pravadi’ye 15’inci Tümen Varna’ya gitmiştir. 3’üncü Ordunun sıklet merkezi olmadan, yetersiz süvariyle gerçekleştirdiği taarruzları istenilen etkiyi yaratmamıştır. Engez-Kaşıkçılar Muharebesine katılan 74’üncü Alay karşı tarafı geri çekilmeye zorladıysa da takip harekâtı yapamamış, 22 şehit, iki subay ve 130 er yaralı vermiştir. Aynı gün Amuzaca’ya ilerleyen 25’inci tümenin havanın kararmasıyla yaşadığı irtibatsızlıklar sırasında 75’inci Alay şiddetli ateş altında kalmıştır. Bu ateş muharebesinde Türk birlikleri biri tabur komutanı olmak üzere üç şehit, 20 yaralı, 2 kayıp toplam 25 zayiat vermiştir. İki gün sonra 59’uncu Alayın 104 rakımlı tepeyi ele geçirmesiyle 75’inci Alayın Amuzaca’ya girmesi ve kuzeye ilerlemesi mümkün olmuştur. Aynı süreçte Dobruca birlikleriyle 74’üncü Alayın harekâtı General Topalof’un emriyle başlamış fakat Kaşıkçı-Engez hattı tutulmuşken 3’üncü Tabur emri yanlış uygulayarak daha ileri gitmiş, 3’üncü Tabura uyan 2’nci Tabur da ilerlemiştir. Çıkan çatışmada 3’üncü tabur komutanı şehit olmuştur. Yeniden taarruz emri sonrasında Türk Alayından bir subay, 58 er şehit olmuş, 6 subay ile 328 er yaralanmış, 230 personel kaybolmuştur. Buna karşılık bir subay 112 er esir alınmıştır. 30 Eylül’e kadar cephede bir durgunluk yaşanmış, 1 Ekim’de Romen Dobruca Ordusu karşı taarruza geçmiştir. 6 Ekim’e kadar aralıksız denilebilecek bir şekilde devam eden muharebelerde çoğunluğu 25’inci Tümen’den olmak üzere Kolordu 21 subay 1.202 er şehit, 55 subay 3.499 er yaralı olmak üzere kayıplarla birlikte 6.372 zayiat vermiştir. 18 Ekim’e kadar devam eden cephedeki durgunluk yeni düzenlemelere imkân tanımış, başarılı geçen muharebeler sonucunda Dobruca’da kontrol sağlanmıştır. 26’ncı Tümenin Mackenzen Emrine Girmesinden sonra başlayan Draganeşti ve Balarya Muharebelerinin ardından Bükreş’in İşgali ve 26’ncı Tümenin Takip Harekâtı gelmiştir. Tümen Nisan 1917’de dönüş için İstanbul’a hareket etmiştir. 46’ncı ve 25’inci Tümenlerinde cepheden ayrılışından sonra 15’inci Tümen ve 6’ncı Kolordu Karargâhı Batum’a geçmişlerdir.

Makedonya Cephesi

1915’in sonbaharında Alman ve Avusturya-Macaristan birlikleri Sırbistan’a girmişler, Belgrat’ı ele geçirmişlerdir. İngiliz ve Fransızların Yunanistan’ı yanlarına çekerek Selanik’e asker çıkarmaları üzerine Sırbistan Cephesi kapanmış, Makedonya Cephesi açılmıştır. Cephede çatışmalar devam ederken Enver Paşa’nın Hindenburg ve Ludendorff ile yaptığı görüşmeler sonrasında 12 Eylül’de Makedonya’ya Türk birliklerinin gönderilmesine karar verilmiştir. Kurmay Yarbay Şükrü Naili Bey’in komutasındaki 157’nci, 158’inci ve 169’uncu Alaylardan müteşekkil tümen Drama’ya ulaştıktan sonra 10 Ekim’de Bulgar Tümen Komutanından ilk harekât emrini almıştır. Bulgar birliklerinin gizleme ve engellemeyi ihmal eden zayıf bir tahkimatla yetinmiş olduğunu gören Şükrü Naili

Bey etraflı bir düzenleme ile berkitme ve mevzii düzenleme çalışmaları sürdürürken beklenen saldırı (Karabayır Muharebesi) 31 Ekim sabahı 8’de yoğun donanma ve topçu ateşiyle başlamıştır. 27’nci İngiliz Tümen birliklerinden 80’inci Tugayın Neohori-Razolivos (Rodolivos) yönünde ilerleyişi, 1 Kasım-6 Aralık arasında Serez bölgesinden saldırı girişimleri 50’nci Tümen’in topçu atışlarıyla sonuçsuz kalmıştır. 1916’nın sonbaharında Manastır taraflarında İtilaf devletlerinin taarruzları günden güne şiddetlenmiştir. İttifak devletleri başkomutanlığınca Makedonya Cephesi’nin Struma kesiminde gidilen düzenlemeyle Türk güçlerinin iki tümenli bir kolorduya dönüştürülmesi, Osmanlı Rumeli Müfrezesi adı verilen 177’nci Piyade Alayının ise 11’inci Alman Ordusu emrine verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu arada kurulan Abdülkerim Paşa’nın komutanı olduğu 20’nci Kolordu 6 Aralık’ta Drama’ya gelmiştir. Berkitmeyi kuvvetlendirme, rakip saldırısına karşı savunma, gelen saldırıları püskürtmekle görevli olan kolordu bölgesinde önemli bir harekât olmamış, birlikler arasında yer alan milis kuvvetlerde yaşanılan disiplinsizlik ve firar olayları üzerine Nisan 1917’de yurda dönen 20’nci Kolordu daha sonra Filistin’e gönderilmiştir. 50’nci tümenin Halep’e gönderilişinden sonra cephede sadece Osmanlı Rumeli Müfrezesi kalmıştır. Gevat Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmek başlayan Fransız taarruzu 20 Mart sabahı Bulgar taburuna yönelmiş, komutanın bulunduğu kesimi Türk birliklerine devrederek çekilmesi üzerine Türk taburu yoğun ateş altında kalarak mevzilere yerleşmiştir. Fransız mevzilerine girmeyi başaran birlikler verilen zayiat, yorgunluk nedeniyle mevzileri yeniden kaybetmişlerdir. Dinlendirilme talepleri kabul edilmeyen Türk birlikleri Göller bölgesinde, Yunanistan’a karşı yaptıkları savunmayla takdir toplamışlardır. Fransızları eski mevzilerine atmayı başaran birliklerin eski komutanı M. Nazım Bey ve yerine atanan Yarbay Ali Bey dinlenme taleplerinin kabul edilmemesi neticesinde görevden ayrılmışlardır. Talepleri nihayet kabul edilen birlikler 3 Aralık 1917’de Bučin ve çevresinde dinlenmeye çekilmişlerdir. Dinlenme bölgesinden Batum’a geçen müfreze 28 Haziran 1918’de yurda hareket etmiştir.

Harekât Alanlarında İkmal ve İdari Faaliyetler

Daha önce açıklandığı gibi müttefiklere destek verilen cephelerde izlenen genel uygulama gereği personel işlemleri Türk makamlarınca yapılmış, buna karşılık Türk askerlerinin omuz omuza savaştıkları birliklerle eşit silah ve donanıma sahip olması müttefik makamların sorumluluğunda olmuştur.

Galiçya Cephesi’nde İkmal ve İdari Faaliyetler

Galiçya’ya giden 15’inci Kolordu, kuruluşundaki sıhhi teşekküllerin yanı sıra Müttefiklerin uhdesindeki sağlık tesislerinden yararlanmıştır. Kolordu görevi boyunca ihtiyacına uygun sıhhi tesisleri açmış ve işletmiştir.

Bu noktalara sevkiyat demir yolu ve kara yolu ile sağlanmıştır. Ancak muharebelerde alınan ağır zayiat nedeniyle yaralılar ile şehit naaşlarının taşınmasında


zorluk yaşanmıştır (Toker, 2016). Sıhhiye bölüklerinde yaklaşık kırkar adet olan hasta arabaları yetişmediğinde tümenlerin ulaştırma kollarından destek alınmaktaydı.

Taburlardaki yetersizlik nedeniyle kimi zaman çeşitli vasıtalarla alay sargı mahalline intikal ettirilen yaralılar alay baştabibi sorumluluğunda tedaviye alınırdı. Sağlık işleri Avusturyalılarca görüleceğinden kolordu kuruluşunda seyyar hastaneler yer almamıştır. Galiçya’da Kolordu Karargâhında danışmanlık hizmeti veren Avusturya Sağlık Kurulu ile birliklerde müşavir hekimler bulunmuş, bazı taburlara hekim yerine eczacı gönderilmiştir.

15’inci Kolordu Baştabipliğinin denetimlerinde beslenme ve giyim konularında kolordunun iyi göründüğü rapor edilmiştir. 1917 kışında Güney Grubu, Kolordunun durumunu yakından takip etmiştir. Kolordu bu vesileyle kış teçhizatındaki eksikliğe karşın (duruma göre battaniye, kürklü ceket, çorap, fanila, eldiven, soba gibi ihtiyaçlar da dâhil) iaşedeki memnuniyet verici durumu (tütün, çay, çikolata, kahve verilmesini, günlük 300 gram olan et 250’ye düşürülse de 700 gram ekmek 840 grama çıkarılmasını) ifade etme fırsatı bulmuştur.

Burada Kolordunun yiyecek başta olmak üzere levazım ayniyatı, genellikle Avusturyalılarca, diğerleri Almanlarca sağlanmakta, bunlar borca sayılmaktadır. Cephede Almanların önceden tertiplenen seyyar fırınları ve ekmekçi kolları gelen Türk birliklerinin ekmek ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamışlardır.

Türk askerlerinin sağlık durumu genel olarak iyi olmakla birlikte cephede bazı hastalık vakalarına rastlanmış, karantina ve önlemlerle bunların tedavisine çalışılmıştır. 15’inci Kolordu cepheye intikalindeki mevcudu 535 subay, 32.017 er, 5220 hayvandır. Subay ve er ikmali intikal hazırlık emri verilmesinin ardından başlamış, muharebeler boyunca yetersiz düzeyde devam etmiştir.

Kolordunun haberleşmesi bir telgraf bölüğü ile sağlanmasının yanı sıra birliklere verilen standart malzemelerden başka her iki Türk tümeninde bulunan toplam 13 adet zilli manyetolu telefonla sağlanmıştır. Ordu ile haberleşmeler Almanca yapılmıştır (Barlas, 1996; Toker, 2016).

Romanya Cephesi’nde İkmal ve İdari Faaliyetler

Personel işlemleri Türk makamlarınca yürütülürken, diğer faaliyetlerde müttefik birlik karargâhına başvurulmuştur. Mackenzen Karargâhında Kurmay Binbaşı Hüseyin Hüsnü (Erkilet), Kolordu Karargâhında Yüzbaşı Lange irtibat subayı olarak görev almıştır (Aliveren, 1930).

Konu anlatımında bahsedildiği gibi kadro ihtiyacı Türkiye’de iken Çanakkale Grubundan, Romanya’da Bulgar ordu depolarından yararlanılmıştır. Teçhizat ve giyecek ihtiyacı büyük ölçüde Levazım-ı Umumiyece karşılanmıştır. Silah ve mühimmat sıkıntısı yaşandığından savaşamayacak olanların eşyası yeni gelen askerlere verilmiştir (Genç, 2017).

Var olan hastanelerin Bulgar askerlerine yetecek kapasitede olması, kolordu tabiplerinin civar köylerdeki evleri bakım ve tedavi için kullanmaya zorlamıştır. Muharebelerde 15’inci ve 25’inci Tümenlerin 18.900, daha sonra cepheye intikal eden 26’ncı Tümenin 2.400 zayiatı olmuştur (Koral vd., 1985).

Makedonya Cephesi’nde İkmal ve İdari Faaliyetler

Anlaşma gereği, cephede personel işlemleri Türk yetkililerce, lojistik faaliyetler ise müttefiklerce gerçek- leştirilmiştir (Barlas, 1996).

Makedonya Cephesinin açılmasından sonra Bulgar mıntıkasında görev alan 50’nci Türk Tümeni ancak bir sıhhiye bölüğüyle görev mahalline intikal etmiştir. Tümenin zorlu intikali sırasında temizlik ve beslenme sorunları nedeniyle tifüs, tifo, sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar görülmüştür. Türk askerleri arasında tespit edi- len bulaşıcı hastalık oranın yüksekliği cepheyi sarsacak seviyeye gelmesi nedeniyle Hindenburg tarafından yakından takip edilmiştir. Türk Tümeni bu konuda gerekli tedbirleri almış, Angista’dan başka Razolivos’ta 157’nci Alayın yararlanacağı bir iaşe deposu ve Pravişte’de 158’inci Alayın iaşe deposu ile memleketten bir seyyar hastanenin Razolivos’ta açılmasını sağlamış, bu sayede hastalıklar kontrol altına alınmıştır.

Diğer cephelerde olduğu gibi hasta veya yaralı olanlar için mevziden geriye seviyesi değişen kademeli sıhhi tesislerde tedavi planmışsa da yatak sayılarının sınırlı olması, sağlık donanımının ve kuruluşların yetersizliği nedeniyle bu sevkiyat düzgün yapılamamış, cephede can verenler kadar yaralı yuvası, sargı yerleri, seyyar ve menzil hastanelerinde can kayıpları bir hayli fazla olmuştur. 20’nci Kolordu’nun yaklaşık zayiatı 2 bin iken bunun 653’ü yaralı, 173’ü şehit, 91’i hastanede can verenlerdir. Aynı şekilde 177’nci Alayın yaklaşık 1.650 olan zayiatının 860’ı yaralı, 410’u şehit, 285’i hastanede hayatlarını kaybedenlerdir (Karlıdağ ve Ciner 1967).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında