TAR326U-BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA TÜRK CEPHELERİ
Ünite 3: Çanakkale Cephesi
Giriş
Çanakkale olarak adlandırılan boğazlar mıntıkası hiç şüphesiz dünyanın gelmiş geçmiş en büyük öneme sahip mıntıkasıdır. Bu önemi dün ne ise bugün de odur, yarın da öyle olacaktır.
18 Mart 1915’te yapılan Çanakkale Boğazı’nı zorlama girişimi büyük bir başarısızlıkla sonuçlanması, İtilaf Devletleri açısından oldukça kötü sonuçlar doğurdu. Çünkü Çanakkale Boğazı’nı donanma ile geçeceklerinden ve burayı savunmakla görevli Türk askerlerinin ilk gemiyi gördüğünde İstanbul’a kadar geri çekileceklerinden çok emindiler. Ancak bu böyle olmadı. Bu başarısızlıktan sonra bu kez de Çanakkale’yi karadan zorlama düşüncesi gündeme geldi.
Harekât Alanının Coğrafi, Askerî Durumu, Çanakkale Cephesi’nin Açılması ve 18 Mart Muharebesi
Çanakkale Muharebelerinin kaderini hem Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasının coğrafi yapısı hem de Gelibolu Yarımadası’nın coğrafi yapısı derinden etkilemiştir. Bu etkiyi iyi anlamak için Çanakkale’nin hem deniz hem de kara yönlerinden coğrafi özelliklerini bilmekte yarar vardır. Böylelikle Türk savunma düzeninin üzerine kurgulandığı anlayışı kavramak mümkün olabilir.
Çanakkale Cephesi’nin Coğrafi Özellikleri
Çanakkale Boğazı, Biga ve Gelibolu yarımadaları arasında kuzeydoğusundan güneybatıya 63 kilometre uzunluğundadır. Genişliği, en geniş yeri olan Erenköy Koyu mıntıkasında 7.800, Adalar denizi girişinde 3.750, en dar yeri olan Kilitbahir hattında 1.400 metredir. Boğaz’ın şekli “S” harfine benzemektedir.
Yarımada sahilinden Boğaz’a, Çanakkale’ye varmak askerî açıdan zorluklar taşır, adım başına bir doğal engel ile karşılaşılır.
Çanakkale Muharebeleri öncesi, savaş bölgesi ve yakın çevresinin genel yapısı içinde, nüfus dağılımına bakılacak olursa, 1914’te yapılan nüfus sayımına göre bölgenin nüfusunun şu şekilde olduğu görülmüştür: Müslüman %90.40, Gayrimüslim (Rum, Yahudi, Ermeni) %6.60.
Çanakkale Cephesi’ne İstanbul’dan ve Trakya üzerinden kara yolu ulaşımı vardı. Demir yolu ulaşımı Uzunköprü ve Keşan’a kadardı. Cephe hattına uzanan bir demir yolu mevcut değildi. Bunların dışındaki kara yolları ise adi araba yolları idi. Biga Yarımadası’nda Bandırma üzerinden devam eden ve Çanakkale’ye ulaşan bir kara yolu mevcuttu. Ancak bu yolların da çok sağlıklı yollar olduğu söylenemez.
Çanakkale’nin Denizden Savunma Düzeni
Tabyalar toprak ve kargir olup topların büyük kısmı da eski sistem adi ateşli ve kısa menzilliydi ve üstelik cephaneleri de sınırlıydı. Boğazın giriş tabyalarında 28 cm çapında 20 adet top mevcut olup bunlardan iş görebilecek sadece 4
adedi 24 cm çapında uzun toplardı. Diğerlerinin menzili kısa idi. İç tabyalarda da 35,5 cm çapında 78 sekiz top mevcut olup bunlardan, uzaktan iş görebilecek sadece 5 adet top ile 13 adet uzun 34 cm çapında top mevcuttu. Boğaz’ın girişten Dardanos hizalarına kadar olan kısmı boş ve savunmasızdı.
Çanakkale bölgesinin savunulması görevi Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına aitti. Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa idi. Kurmay Başkanı ise Yarbay Selahattin Adil Bey’di. Müstahkem Mevki Komutanlığı bünyesinde Boğaz’ı korumakla görevli topçu alaylarının bağlı olduğu İkinci Topçu Tugayı’nın komutanı Albay Mustafa Talat Bey idi. Topçu birlikleri Boğaz’ın her iki tarafına karşılıklı olarak yerleştirilmişlerdir.
Elde mevcut bütün malzemeden yararlanılarak Boğaz’ın en dar sahasında Selanik, Giresun, İntibah, Nusrat, Nilüfer, Samsun gemileriyle 19 Şubat 1915 tarihine kadar Çanakkale Boğazı’nda 9 adet mayın hattı oluşturuldu. Daha sonra iki hat daha ilave edilerek mayın hattı 11 âdete yükseltildi.
3 Kasım 1914’te gerçekleşen İtilaf donanması bombardımanında Seddülbahir Kalesi cephaneliklerinden birisinde bütün uyarılara rağmen ihmal sonucunda bir arada bulunmaması gereken savaş malzemelerinin bir arada olmasından kaynaklı bir patlama yaşanmış ve patlama, 5’i şehit 2’si yaralı 7 subay, 66’sı şehit 19’u yaralı 85 er zayiata mal olmuştur.
Çanakkale Cephesi’nin Açılma Nedenleri
Çanakkale Cephesi’nin açılma nedenlerini maddeler hâlinde aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
• Boğazların Güney Rusya ve Karadeniz kıyılarının açık denizlere açılan yegâne geçiş noktası olması, • Boğazların uzun ve yıpratıcı savaşlara girmiş olan Rusya’ya ihtiyacı olan silah ve diğer savaş malzemelerinin ulaştırılması için en kestirme yol olması, • Almanların Baltık Denizi ve kıyılarını kontrolleri altında tutması, • Almanların yıpratılması ve Batı cephesinin hafifletilmesi için doğuda yeni bir cephe açılması gereği, • Rusya ile olan bağlantının yeniden kurulma isteği, • Rusya’nın elinde kalan, ancak Avrupa’nın sıkıntısını çektiği hububatın Avrupa’ya taşınması, • Avrupa’daki silahların Rusya’ya ulaştırılma isteği, olası bir Rus-Alman yakınlaşmasının önüne geçilmesi, • Türklerin başkentinin düşürülerek savaş dışı kalmalarının sağlaması ve Almanlarla olan bağlantılarını kesilmesi, burada elde edilecek başarı ile daha önce tarafsızlıklarını ilan eden Balkan devletlerinin, İngilizlerin tarafına geçmelerinin sağlaması, • Genel savaşın kısa sürede sona erdirilmesi isteği ve düşüncesi
19-25 Şubat 1915 Saldırıları
19 Şubat 1915 sabahı Boğaz karşısına gelen İtilaf Devletlerine ait 12 savaş gemisi girişteki 4 tabyayı uzaktan bombardımana başladı. Mesafe dolayısıyla bunlara sadece Orhaniye ve Ertuğrul tabyaları karşılık verebildi. İtilaf Donanmasının bu ilk bombardımanı saat 17:30’a kadar tam 8 saat devam etti. Bu saldırıda Seddülbahir ve Kumkale istihkâmları ciddi zarar gördü. Bombardıman sonucunda, Seddülbahir’de Ertuğrul Tabyası, Kumkale’de Kumkale Kalesi ve Orhaniye Tabyası tamamen savaşamaz duruma geldi. Böylece Çanakkale Boğazı’nın giriş istihkâmları saf dışı bırakılmış oldu ve İtilaf donanması planının ikinci aşamasına geçme şansı buldu.
7/8 Mart’ta Nusrat mayın gemisi yanında bir torpil motoruyla birlikte havanın kapalı ve sisli olmasından yararlanarak, Erenköy Koyu’na gidip yüz metre aralıklarla karaya paralel olarak 26 mayın dökmeyi başardı. Bu mayınlar 18 Mart Muharebesi’nde İtilaf donanmasına zor anlar yaşattı.
18 Mart 1915 Boğaz Muharebesi
18 Mart 1915 sabahı, İtilaf Donanması Çanakkale Boğazı önlerinde Boğaz’ı geçmek üzere son ve en önemli darbesini vurmak için belirdi. Üç grup hâlinde Boğaz’a giren donanmanın birinci grubu, Amiral Carden’in komutasında Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, Inflexible’dan oluşan oldukça güçlü dört İngiliz zırhlısından oluşuyordu. Bunlara ek olarak Majestic ve Triumph, bu zırhlıların sağ ve sol gerilerinde yer aldı.
Günün sonunda, Türk tarafının kayıplarına bakıldığı zaman, Çanakkale ve Kilitbahir’in alevler içinde kaldığı, haberleşme hatlarının tamamen kesintiye uğradığı, tabyalar ve bataryalara binlerce gemi top mermisinin isabet ettiği, siperlerin harap olduğu, topların çoğunun kullanılamayacak derecede zarara uğradığı ve 4’ü subay, 36’sı er 40 Türk askeri şehit olduğu, 18 Alman askerinin hayatını kaybettiği görüldü. İtilaf donanmasına gelince, “Yenilmez Armada” olarak tanımlanan filo çok önemli üç zırhlısını (Bouvet, Ocean, Irresistible) Boğaz’ın sularında bırakmış, birçok gemisinin savaş dışı kalmasına engel olamadı ve batan gemilerdeki askerlerini de geride bırakarak Boğaz’ı terk etmek zorunda kaldı.
18 Mart 1915’te Dardanos Tabyası’na yapılan yoğun İtilaf donanması bombardımanında Kilitbahirli Üsteğmen Hasan Hulusi Efendi ile Trablusgarplı Teğmen Mehmet Mevsuf Efendi şehit oldu, daha sonra bu tabyaya iki şehidin hatırasını yaşatmak için Hasan-Mevsuf Tabyası adı verildi.
18 Mart 1916’da Çanakkale deniz ve kara muharebelerinde şehit olan askerler için bir anma töreni düzenlenmiştir. Osmanlı Genelkurmayı 18 Mart’ın bundan sonra Çanakkale’deki şehitlerini ve diğer şehitleri anma günü olarak anılmasını da istemiştir. 27.06.2002 tarihli ve 4768 numaralı “18 Mart Gününün Şehitler Günü ve 19 Eylül Gününün Gaziler Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun” kanun ile 2005/27 numaralı “Şehitler ve Gaziler Günleri” başlıklı başbakanlık genelgesi ile tespit edilmiştir. 18 Mart
haricinde şehitler günü veya haftası, 19 Eylül haricinde gaziler günü veya haftası yoktur.
Çanakkale’nin Karadan Zorlanması, Çanakkale Kara Muharebeleri (25 Nisan 1915-9 Ocak 1916)
Çanakkale’de bir kara cephesinin açılacağı yönünde endişeler artmaya başlayınca Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasında, Gelibolu Yarımadası’nda ve Anadolu yakasındaki savunma düzenleri gözden geçirilmeye, eksiklikler giderilmeye ve zayıf noktalar da güçlendirilmeye çalışılmıştır.
Tarafların Savunma ve Sefer Planları
Türkler Çanakkale Boğazı’nın karadan savunmasını aşağıdaki düzene göre kurgulandı:
• 25 Mart’ta Liman von Sanders komutasında 5’inci Ordu oluşturuldu. • 24 Nisan 1915’te -çıkarmadan bir gün önce- durum şöyle idi: Bolayır berzahının kuzeyinde 9 tabur, 9 süvari bölüğü, 7 batarya; Bolayır’dan Seddülbahir’e kadarki alanda 29 tabur, 4 süvari bölüğü, 17 batarya (Yarbay Mustafa Kemal [Atatürk] Bey komutasındaki 19’uncu Tümen Bigalı, Eceabat bölgesinde ihtiyatta Anadolu tarafında 27 tabur, 2 süvari bölüğü, 12 batarya ki toplam 65 tabur, 15 süvari bölüğü, 35 sahra ve 6- 7 değişik cins ağır bataryadan oluşan 75.000 kişilik bir ordu takriben 150 km’lik bir hat üzerinde ve aralarında boğaz gibi bir engel olarak iki kısma ayrıldı.
İtilaf Devletlerinin Gelibolu harekât planı da aşağıdaki şekilde kurgulandı:
İngilizler, harekât için General Hamilton komutasında 4 piyade, bir süvari tümeni, Fransızlar da bir tümen tahsis etmişlerdi ki, toplam kuvveti 80,500 kişi ve 178 top idi. Bunların dışında 3 Hint Tümeni de arkadan bu kuvvete ilave edilecekti. Bu durumda karaya ilk çıkarma için 70.000 kişi hazırlanmıştı. Ruslar da bu esnada 47.000 kişi ve 120 topla bir sefer kuvvetini deniz yolu ile İstanbul Boğazı’na sevk etmeye karar vermişlerse de savaşın gidişatı nedeniyle bu kuvveti toplamada başarılı olamamışlardı.
Kuzey Grubu (Arıburnu) Komutanlığı Bölgesi Muharebeleri
Arıburnu bölgesi Gelibolu Yarımadası’nın en dik ve sarp yamaçlarına sahip bölgelerindendi. Buradaki coğrafya, hem çıkarma yapan için hem de savunma yapan için oldukça zorlu bir o kadarda mücadele edilmesi gereken bir durum ortaya çıkarmıştır.
25 Nisan 1915-14 Mayıs 1915 Arasında Yaşanan Muharebeler
25 Nisan sabahı İtilaf donanması iki büyük grup hâlinde Seddülbahir ve Kabatepe-Arıburnu açıklarında görünmeye başladı. İlk çıkarma her iki bölgede saat 04.30’da başladı.
İtilaf kuvetlerinin Arıburnu’na yaptığı çıkarmanın hedefi bu bölgenin en yüksek yeri olan ve araziye hâkim konumdaki Kocaçimen Tepesi idi.
Yarbay Mustafa Kemal Bey, müfreze ile birlikte Conkbayırı’na geldiğinde karşısında İtilaf birliklerinden avcı askerleri fark etti. İtilaf avcıları önünde geri çekilen bazı Türk askerlerini de gördü. Bunlar durdurularak avcılar üzerine ateş edildi ve bu şekilde kazanılan kısa bir süre zarfında 57’nci Piyade Alayı’nın 1’inci Taburu Conkbayırı’na taarruz emrini aldı. 57’nci Piyade Alayı’nın bu başarılı taarruzu, Arıburnu’ndaki başarının temel taşını teşkil etmişti. 19’uncu Piyade Tümeni’nin 57’nci Piyade Alayı ile İtilaf kuvvetleri üzerine yaptığı bu taarruz cepheyi tutmaya çalışan 27’nci Piyade Alayı’nın harekâtını da kolaylaştırdı. Bu cephede 19 Mayıs’a kadar önemli bir olay olmadı. Tarafların karşılıklı ateş faaliyetleri devam etti. 25 Nisan’dan 14 Mayıs’a kadar bu cephedeki Türk zayiatı 199 subayla 13.955 askerdir. İtilaf kuvvetlerinin zayiatı ise 8.000 kişidir.
19 Mayıs 1915 Türk Taarruzu
5’inci Ordu Komutanlığı, 16 Mayıs 1915’de 13:50’de 19 Mayıs taarruzu için Kuzey Grubu Komutanlığı’na emir verdi. Emirde 2’inci Piyade Tümeni taarruzunun İtilaf kuvvetlerinin merkezine yönelik yapılması açıkça belirtildi. 19 Mayıs’ta yaşanan bu taarruzda Türk tarafının toplam zayiatı 9.000 kişi idi. Bunun 3.000’i şehit, kalanı yaralı idi. Şehitlerin 2000’i Türk siperleri ile İtilaf birlikleri siperleri arasındaki bölgede kalmıştı (Burhanettin, 2014). Şehitlerin 50’si subay, 3369’si er, yaralıların ise 97’si subay, 5967’si erdi.
24 Mayıs 1915 Ateşkes Antlaşması
24 Mayıs’ta sabah 08:00’de Ateşkes Uygulama Komiteleri ellerinde beyaz bayraklarla ara bölgeye doğru yürümeye başladılar. Ölü ve yaralı Türkleri orta bölgeden almak üzere Teğmen Râkım komutasında 40 seçme askerden oluşan bir grup oluşturuldu. Bu grupta yer alan askerler, özel olarak bu göreve seçilmişlerdi. Bunların hepsi, iri yarı ve uzun boylu güreşçi görünümündeki gençlerdi ve hepsine en güzel ve en yeni elbiseler giydirildi. Bu bir psikolojik harp yöntemiydi.
Kanlısırt Muharebesi (6-10 Ağustos 1915)
6 Ağustos’ta saat 14:30’da İtilaf kuvvetleri Kanlısırt- Merkeztepe cephesini şiddetli bir topçu ateşine tuttu ve getirmiş olduğu ağır obüs toplarıyla Kanlısırt tahkimatını harap ettikten sonra saat 17:30’da taarruza kalkarak Kanlısırt’ı ele geçirdi. 6-10 Ağustos 1915 günlerinde aralıksız devam eden kanlı çarpışmaların bütünü olan Kanlısırt Muharebesi’nde Türk birlikleri 1.520 şehit, 4.750 yaralı, 760 kayıp ve 134 esir olmak üzere toplamda 7.164 asker kaybetti.
Güney Grubu (Seddülbahir) Komutanlığı Bölgesi Muharebeleri
Çıkarma Harekâtı (25 Nisan 1915)
İtilaf kuvvetleri günün ilk ışıklarıyla birlikte yaptığı şiddetli bombardıman desteğinde bu cephede beş noktaya -Morto
Limanı (S), Ertuğrul Koyu (V), Tekke Koyu (W), İkizkoy (X) ve Pirnariçi Koyu (Y)- asker çıkarmaya başladı.
Birinci Kirte Muharebesi (28 Nisan 1915)
Güney Grubu (Seddülbahir) Komutanlığı bölgesine çıkan askerlerin hedefi Alçıtepe idi. Alçıtepe Seddülbahir bölgesine Çanakkale Boğazı’na hâkim bir tepe idi. Burası ele geçirilirse Türklerin kuzeyden güneye asker sevkiyatları ve Boğaz’dan gemi geçişleri kontrol engellenebilir ve kontrol edilebilirdi.
1/2 ve 3/4 Mayıs 1915 Gece Hücumları
Çanakkale Muharebeleri sırasında Arıburnu bölgesi için Şimal/Kuzey Grubu Komutanlığı, Seddülbahir bölgesi için Cenup/Güney Grubu Komutanlığı, Anadolu yakası için Asya Grubu Komutanlığı, Anafartalar bölgesi için Anafartalar Grubu Komutanlığı, Saroz bölgesi için Saroz Grubu Komutanlığı teşkil edilmiştir.
İkinci Kirte Muharebesi (6-7-8 Mayıs 1915)
6 Mayıs’ta sabah saat 11:00’de İtilaf kuvvetleri, kara ve donanma toplarıyla Türk mevzilerini bombardımana başladı. Bir süre sonra sol taraftaki 7’nci Piyade Tümeni mevzilerine taarruz etti. Bu taarruzu yapan Fransızlarla deniz tugayı, Türk birlikleri tarafından kolayca durdurulduğu gibi akşama kadar yapılan sayısız taarruzları da sonuçsuz bırakıldı.
Üçüncü Kirte Muharebesi (4-6 Haziran 1915)
83 Rakımlı Tepe (Kemal Bey Tepesi) Muharebesi (21-22 Haziran 1915)
Zığındere Muharebesi (28 Haziran-5 Temmuz 1915)
Kerevizdere Muharebesi (12-13 Temmuz 1915)
6-7 Ağustos 1915 Muharebesi
Anafartalar Grubu Komutanlığı Bölgesi Muharebeleri
Anafartalar/Suvla Çıkarması (6-8 Ağustos 1915)
İngilizler 9’uncu Kolordu’nun 11’inci Tümeni ile bir tugayı eksik olan 10’uncu Tümenini Suvla’ya ayırıp bununla Kireçtepe-Mestantepe ve İsmailoğlu Tepesi ile Suvla Körfezi’nin doğusundaki hâkim tepeleri işgal etmeye karar vererek, 6/7 Ağustos gecesi saat 10:30’da 11. Tümen’in üç tugayını Küçük Kemikli Burnu’nun iki tarafından ve Karakol Dağı güneyinden karaya çıkarmaya başladılar ve sabaha kadar çıkarmayı tamamladılar. Karaya çıkan İtilaf birlikleri Lalababa ve Karakol Dağı’nı ve ardından Softatepe’yi işgal etti.
Conkbayırı Muharebesi (6-10 Ağustos 1915)
İngilizler, 4-6 Ağustos geceleri yeni birliklerden dört ve Seddülbahir bölgesinden bir olmak üzere toplam beş tugayı Arıburnu bölgesine çıkardılar ve bunlarla Arıburnu’ndaki kuvvetlerini 37.000 kişiye ulaştırdılar. Bu kuvvetin yaklaşık 20.000’i Conkbayırı ile Kocaçimen Tepesi’ne taarruz yapmakla görevlendirilmişti. 6/7 Ağustos gecesi saat 22:00’den itibaren taarruza başlayan İngilizler, Türk ileri karakol birliklerini Asmadere’nin batı sırtlarına kadar
gerilettikten sonra üç kol ile Conkbayırı’na ve kuzeyine doğru taarruzlarına devam ettiler.
Birinci Anafarta Muharebesi (9-10 Ağustos 1915)
Kireçtepe Muharebesi (15 ve 16 Ağustos 1915)
İkinci Anafartalar Muharebesi (21 ve 22 Ağustos 1915)
Asya Grubu Komutanlığı Bölgesi Muharebeleri
Çanakkale Anadolu tarafı bir başka deyişle Biga Yarımadası coğrafi yapı olarak daha düz bir araziye sahiptir. Batının doğuya yönelen sömürgeciliğinin ilk kanlı örneği olan Truva Savaşı bu topraklarda yaşanmıştır. Bu nedenle bu bölgenin savunma açısından boş bırakılması düşünülemezdi. Türkler buranın savunması için de hatırı sayılır bir kuvvet ayırmıştır.
Kumkale Muharebesi 25-27 Nisan 1915)
Kumkale Köyü Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasında, Çanakkale Boğazı’nın girişinde kurulmuş önemli bir tarım ve ticaret köyü idi. Kumkale Muharebeleri nedeniyle köy boşaltılmak zorunda kalmıştır. Savaştan sonra ise köye dönen olmayınca yaklaşık dört asırlık köy haritadan silinmiştir.
Çanakkale’nin Tahliyesi (9 Ocak 1915)
19/20 Aralık gecesi Anafartalar ve Arıburnu bölgeleri boşaltıldı. Daha sonra da Seddülbahir’de kalan İngiliz birliklerine taarruz etmek için Anafartalar ve Arıburnu’ndaki Türk kuvvetlerinin Seddülbahir cephesinde toplanmakta oldukları ve Almanya’dan çok miktarda mühimmat ve savaş malzemesi geldiğinin haber alınması üzerine Seddülbahir’in de boşaltılmasına karar verildi. Seddülbahir bölgesi de 9 Ocak 1915 gecesi boşaltıldı. Böylelikle de Çanakkale Muharebeleri sona ermiş oldu
Çanakkale Cephesi’nin Zayiat
İlk bombardıman tarihi olan 19 Şubat 1915’ten itibaren tam 324 gün ve çıkarma gününe göre de tam 259 gün devam ederek neticede Türk Ordusu’nun zaferiyle sonuçlanan Birinci Dünya Savaşı’nın bu en kanlı sahnesinde, Türk ordusunun en seçkin kadrosu yer almıştır. İlk çıkarma hareketinden itibaren peyderpey takviye edilen bu cephenin eylülün son yarısındaki kuvveti 21 piyade tümenine, yani 310.000 kişiye yakın bir miktara ulaşmıştı
Harekât Alanında Sağlık, İkmal ve İdari Faaliyetler
Çanakkale’de Türkler Kimlerle Savaştı?
Çanakkale Savaşı’na katılan İtilaf Devletleri ordusu, değişik etnik ve dinsel kökenden gelen askerlere sahipti. Bu askerî yapı içinde İngiliz, İskoç, İrlandalıların yanında Fransız birlikleri de yerlerini almışlardı. Ayrıca, yabancı lejyonerler, Hindistan’dan gelen Gurkhalar, Sikhler, doğulu Yahudi ve Rumlar’dan oluşan amele taburları, Kuzey Afrikalı, Cezayirli piyadeler -Zuaveler-, Anadolu’dan göç etmiş ve adalı olan Rumlar, Filistin’den göç etmiş olan Yahudi gönüllüler ve sayıları tam olarak bilinmeyen Avustralya ve Yeni Zelandalılar toplanma yerinde hazır bulunmuşlardı. Çanakkale’ye Türkler ile savaşmaya gelen
askerlerin çoğunun gerçek anlamda Türkler hakkında neredeyse hiçbir bilgisi yoktu. Askerler Türkleri, kendilerine İngiliz ve Fransız askerî makamlarının çizdikleri resimlerden tanımışlardı. İngilizler ve Fransızlar çizdikleri resimlerin, bu askerlerin Türklere yönelik düşmanlık duygularını körükleyen unsurlar içermesine özen göstermişlerdi. Yapılan yoğun propaganda ile de desteklenerek oluşturulan Türk imajının sonucu olarak sömürgelerden, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan getirilen askerlerde yoğun bir Türk düşmanlığı oluşturulmuştu. Bu propagandaya maruz kalan Anzaklar’ın savaşacakları Türk askeri ile ilgili kanaatleri şöyleydi: “Abdul: Acımasız, vahşi, zavallı, barbar Türk...”
Cephede Sağlık Durumu
3 Kasım 1914 tarihinde yaşanan bombardıman ve 19 Şubat 1915 tarihinde yaşanan saldırılar Çanakkale bölgesindeki askerî hareketliliği arttırmıştır. Bu nedenle mevcut hastane sayıları ve kapasiteleri de arttırılmaya çalışılmıştır. Buna göre Çanakkale Merkez Hastanesi 350, Erenköy Hastanesi 50, Ezine Hastanesi 200, Umurbey Hastanesi 200, Kilitbahir Hastanesi 50, Eceabat Hastanesi 200 olmak üzere toplam 1.050 yatak kapasitesine ulaşılmıştır.
Beslenme-Barınma Durumu
Muharebeler süresince askere günlük olarak hangi erzak verilecek ise bunun miktarının ne olacağı tespit edilmiştir. Buna göre malzemeler, peksimet 600 gr, bulgur ve pirinç 150 gr, çorbalık konserveler 100 gr, tereyağı ve zeytinyağı 20 gr, tuz 20 gr, soğan ve sarımsak 20 gr, kuru sebze 120 gr, sebze konserveleri 150 gr, kuru üzüm 50 gr, çerez 250 gr, kavurma, pastırma, sucuk ve kuru balık 125 gr, et konserveleri 200 gr, zeytin ve peynir 160 gr, çay 1 gr, şeker 10 gr, sabun 9-10 gr, gaz 30 gr idi.
Askerlerin kıtalarındaki zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için 5’inci Ordu Komutanlığının emriyle 24 Kasım 1915 tarihinde bakkaliye dükkânlarının açılması emredilmiştir.
Türk askerinin cephede iyi bir şekilde beslendiğine dair yabancı gözlemcilerin notları dikkat çekmektedir. Amerikalı gazeteci Arthur Raul, Mayıs ayında ziyaret ettiği Türk tarafında, askerlerin geri hatlarda sabah kahvaltısında çay, keçi sütünden yapılmış peynir, zeytin ve esmer ekmek yediklerini yazmıştır. Öğle ve akşam yemeklerine rast gelen gazeteci Raul, “... Bunların çok iyi pişirilmiş et, pirinç ve tatlı yediklerini, bir köylü Türk’ten daha iyi beslendiklerini bizzat gördüm...” ifadeleri ile şaşkınlığını ortaya koymuştur.