AÖF Soru Bankası

Eğitim TarihiÜnite 1 Özeti

Eğitim Tarihine Giriş

TAR324U-EĞİTİM TARİHİ

Ünite 1: Eğitim Tarihine Giriş

Temel Kavramlar: Eğitim, Tarih ve Eğitim Tarihi

Tarihsel süreç içinde “nasıl bir insan yetiştirelim?” sorusu hep gündemde kalmış ve eğitim sistemlerinin yanıt vermesi gereken önemli bir soru olmuştur. Eğitimin en önemli amaçları; yeni yetişen genç bireyleri topluma yararlı hâle getirerek toplumun geleceğine yön vermek, diğer bir ifadeyle bir yandan onları toplumsallaştırırken diğer yandan da kendi adlarına düşünen, karar veren, uygulayan ve eylemlerinin sorumluluklarını üstlenerek hesap verebilen bağımsız bireyler olarak yetiştirmek ve aynı zamanda birer meslek sahibi hâline getirmektir.

Eğitim Nedir?

Eğitim, insanın varoluşundan günümüze dek yaşamın içinde devam etmiş olan ve yeryüzündeki insan yaşamı var olduğu sürece de devam edecek olan bir süreçtir. Bu tanımda da yer aldığı üzere eğitimin uğraş alanı insandır. İnsan akıl ve düşünce sahibi, biyolojik, sosyal ve kültürel bir canlıdır. Yani tüm sosyal bilimler ve fen bilimleri, insanın değişik bir yönünü ele alıp incelemektedir. Tüm bilimlerin konu alanı olan insanı ele almak, insanın davranışlarını geliştirip değiştirmek amacını gerçekleştirmeye çalışmak oldukça zor bir uğraş olarak değerlendirilebilir. Bir bilim alanı olarak pek çok bilim ile ilişkisi olduğundan eğitimin; oldukça kapsamlı, çok yönlü ve değişik bakış açıları ile ele alınması gerektiği söylenebilir.

Tarih Nedir?

Tarih, geçmişteki toplumlar, olaylar, kültürler ve bunların zaman içerisindeki serüveni hakkında bilginin elde edilmesinin yanı sıra insanların önceki deneyimlerinden ders çıkarmalarını ve bugün ile geleceğe yönelik karar almalarını sağlar. Tarihin konusu, zaman içerisinde meydana gelen olay ve olgular olup bazen bunların belirleyicisi, bazen bu olay veya durumlara dahil olan, bazen de onlara maruz kalan bireyler veya insan topluluklarıdır. İnsanlık tarihinin önemli bir kısmında hikâyeci/rivayetçi bir anlayışla, yani gözlemlenen, şahit olunan olay ve olguların hatırlanan kısımlarının çoğu zaman şifahi, bazen de yazılı olarak başkalarına anlatılması şeklinde ortaya çıkmıştır.

Eğitim Tarihi Nedir?

Eğitim tarihi eğitimin geçmişini analiz ederek bugününü anlamamıza ve geleceğe yönelik çıkarımlarda bulunmamıza olanak sağlar. Eğitim tarihi, eğitim ile ilgili olgu ve olayları neden sonuç ilişkisi içinde inceleyip sunarak eğitim üzerinde fikir yürütmeye yardımcı olur. Eğitim tarihi eğitime dair geçmiş hakkında ne bildiğimize ilişkin zaman yönelimli bir çalışma alanı olarak bir kurum ve süreç olarak eğitimdeki değişim ve sürekliliklere odaklanır.

Bir Çalışma Alanı Olarak Eğitim Tarihinin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi

Eğitim Tarihinin Ortaya Çıkışı

Eğitimin insanlık tarihiyle eş zamanlı olarak ortaya çıkmış bir kavram olduğunu söylemek mümkündür. Yüzyıllar içinde filozoflar, devlet adamları ve önde gelen düşünürler ahlâklı ve erdemli insan yetiştirmeye dair farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Modernite ile beraber, sosyal bilimlere metodolojik ve kavramsal bakımdan öncülük etmiş olan Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri gibi çeşitli ülkelerde eğitim tarihinin profesyonel bir araştırma alanı olması ve yükseköğretim kurumlarında ders olarak yerini alması bundan yaklaşık yüz yirmi yıl önce gerçekleşen bir olgudur.

Eğitim Tarihinin Gelişimi

Eğitim tarihi alanına ilişkin olarak Thomas Davidson’ın 1901’de yayınlanan Eğitim Tarihi (History of Education) adlı kitabı, bu alanda yayımlanan ilk kitap olarak kabul edilir. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde eğitim tarihi yavaş yavaş bir bilim disiplini olma yolunda ilerlemeye başlamıştır. 1960’lı yıllardan sonra ise eğitim tarihi alanına ilişkin süreli yayın yapmaya, bilimsel toplantılar düzenlenmeye ve dernekler kurulmaya başlanmıştır. Eğitim tarihi alanında kurumsallaşma çabaları “International Standing Conference for the History of Education’ın (ISCHE, Uluslararası Eğitim Tarihi Daimî Konferansı)” 1978 yılında kuruluşu ile hızlanmış ve bu oluşum dünyadaki eğitim tarihçiliğinde çatı organizasyon görevini üstlenmiştir.

Bir Çalışma Alanı Olarak Eğitim Tarihinin Kapsamı

Bir bilim ve çalışma alanı olarak eğitim tarihi, insanoğlunun yeryüzündeki varoluş süreci içerisinde her türlü ortam, mekân ve bağlamda gerçekleştirilen öğretme ve öğrenme faaliyetlerini konu edinir. Öğrenme ve öğretime dair bütün araç-gereçler, yöntem ve teknikler, sıradan ve bilimsel araştırmalar, politika geliştirme ve uygulama çalışmaları, öğretim programları, ders kitapları, mevzuat çalışmaları, eğitim kurumları, eğitimciler, öğrenciler ve daha birçok konu eğitim tarihi çerçevesinde incelenebilecek hususlar olarak ifade edilebilir.

Eğitim Tarihine İlişkin Yaklaşımlar

Almanya, Fransa gibi çeşitli ülkelerde ve ülkemizde yapılan eğitim tarihi çalışmaları incelendiğinde eğitim tarihi alanına yönelik dört temel yaklaşım şöyle sıralanabilir:

• Evrensel yaklaşım: Tüm dünyadaki eğitim akımlarını, düşüncelerini, kuramları, yaklaşımları, uygulamaları anlayarak ortaya koyma hedefini taşır. • Eleştirel yaklaşım: Eğitimin sosyo-ekonomik boyutu ile bu boyutun etki ve sonuçlarını eleştirel ve tarihsel bir bakış açısıyla ele alır.


• Partiküler yaklaşım: Belli bir ülkedeki, kültür çevresindeki veya belirli bir bölgede yer alan eğitim akımlarını ortaya koyma çabasındadır. • Eğitim düşüncesi yaklaşımı: Eğitim düşüncesinin temellerini, başlangıcını ve gelişimini düşünce tarihi çerçevesinde ortaya koymaya çalışır.

Dünyada Eğitim Tarihi

Eğitim, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren var olan, insanlık tarihi kadar uzun bir geçmişe sahip, yaşamın her anında, her yerde, her zaman devam edip giden bir süreçtir. Bu yüzden de genel bir eğitim tarihi yazmak ya da bir dünya eğitim tarihi ortaya koymak oldukça büyük ve zor bir uğraş olacaktır. Buradaki sınırlı amaç, bir yandan insanın var olduğu günden bugüne formal ya da informal biçimlerde süregelen ve hâlihazırda oldukça yoğun olarak birçok mekân, ortam, durum ve bağlamda gerçekleştirilen eğitim uygulamaları hakkında genel bir kavrayış geliştirirken bir yandan da çeşitli kıta, ülke ve bölgelerde yazılan/yazılmakta olan eğitim tarihine dair bir farkındalık oluşturmaktır.

Sistemli Bir Yapı Olarak Eğitim

Uygarlık tarihinin dönüm noktasında, yazının icadı ile birlikte eğitim, sistemli bir yapıya dönüşmüştür. Yazıyı ilk geliştiren toplum olarak Mezopotamya uygarlıklarından Sümerler, toplum olarak kurumsal ve sistemli eğitim geleneğini oluşturan ilk ulustur. İnsanoğlu yerleşik hayata geçmesiyle birlikte, o güne kadar kendine gerekli olan farkında olarak ya da olmayarak edindiği bazı bilgileri sistematik ve kalıcı öğrenmelere dönüştürerek bunları çocuklarına, gelecek kuşaklara aktarma gereksinimi duymuştur. Bu şekilde sistemli eğitim Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarında ortaya çıkmıştır. Bu tarihsel olgudan yola çıkarak bilimlerinin ilk kaynaklarını Yakın Doğu ve Mısır kültürlerinde aramanın yerinde olacağını söylemek uygun olacaktır. Buna karşılık Atina’da özel demokratik, belli bir programı olan Platon Akademisi ve Aristoteles’nun Liseum’u gibi özgün okulları bulunan bir eğitim sistemi hakimdi. Yunan geleneğinde devam eden eğitim sistemi yerini daha sonra Hristiyan din adamlarını yetiştirmeye yönelik kilise okul sistemine bırakmıştır. 11. yüzyılda yeni yeni canlanmaya başlayan sosyo-ekonomik etkinliklerle beraber kimi katedral okullarında klasikler ve felsefe ile teoloji alanında güçlü temellere dayandırılmış eğitim verilmeye başlamıştır. 12. yüzyıl ile birlikte yükseköğrenime, hatta doktora seviyesine ulaşılan kurumlar olan üniversiteler ortaya çıkmaya başlamıştır.

Modern Eğitimin Doğuşu

Modern eğitimin doğuşu 1500’lerden sonra başlayan bir süreçtir. Fransız İhtilali ile birlikte eşitlik, özgürlük ve demokrasi ilkeleri üzerine toplumsal ve siyasi bir yapı gelmiş, eğitimde fırsat eşitliği düşüncesinin önü açılmıştır. Avrupa’daki alt sınıflar için eğitim veya okul, asilzadelerin dışındaki kitlelere de hitap eden bir tür sosyal değişime veya dikey sosyal hareketlilik mekanizması olarak algılanmaya başlamıştır. Böylelikle alt tabakalar için

öğretmenlik, küçük memuriyetler ve rahiplik ulaşılabilecek bir hedef olmuştur. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı yöneticileri de Batı’nın gelişerek güçlenmesi karşısında önce askeri, sonra idari, daha sonra bir bütün olarak toplumsal, siyasal ve ekonomik bakımdan yenileşme çalışmalarına girişmiştir. Osmanlı toplum ve yönetim sistemi içerisinde eğitim, geleneksel vakıf yapıları ve loncalar bünyesinde gerçekleştirilen kurumsal yapısı geniş halk kitlelerine hitap etme noktasında sınırlı kaldığı görülmüştür. II. Mahmut Döneminde anlaşılarak medrese dışında çağdaş eğitim ilkelerine uygun bir eğitim sistemi kurma çalışmalarına başlanmıştır. Günümüzde eğitim sistemlerinin korunarak sürdürülmesi, kalkınmanın önemli vasıtalarından biri ve yeni nesillerin yetiştirilmesinin teminatı olarak görülmektedir. Nitekim Atatürk “Eğer Cumhurbaşkanı olmasam, Maârif Vekili olmak isterim” diyerek eğitime dair teşhis ve önerilerinin dışında bizzat bir eğitim uygulayıcısı olduğunu ortaya koymuştur.

Bilgi toplumu eğitim sisteminde; kitle eğitiminden bireysel öğretime, sabit programlardan esnek programlara, öğretmen merkezli eğitimden öğrenci merkezli eğitime yapılandırılmış içerikten esnek içeriğe geçiş gibi önemli yenilikler söz konusudur. Kullanılan araçların özelliklerinden gelen bireysellik ve teknolojiye bağımlılık öğrenmenin sosyal yönünün önemine dikkat çekmiş; böylece ortaya çıkan iletişim eksikliğinin giderilmesine ilişkin tasarımlar üretilmesi önemli bir konu olmuştur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında