eğitim başını Şeyhülislamların çektiği medreseler Modernleşme ve Eğitim tarafından karşılanmıştı. Tanzimat’ın hemen öncesinde
Modernleşme açık bir ifadeyle en son teknikleri fikirleri oluşturulmaya başlanan modern eğitim sistemi 1857’de ve donanımı kullanan veya bunların karakterize ettiği şeyi kurulan Maarif-i Umumiyye Nezareti’ne bağlandı. İki nitelemek olarak kullanılır. Ayrıca, Tanzimat’tan sonra türlü eğitim veren kurum bulunmaktaydı. Bunlar medrese toplum yaşamında Avrupa’nın etkisiyle meydana gelen adı verilen geleneksel Osmanlı eğitim kurumları ve maddi ve manevi değişme ve yenileşmenin tamamına mektep denilen sivil ve modern okullar 1869 Maarif-i denir. Umumiyye Nizamnamesi ile yapı ve işleyiş hukuki
Modernleşme sürecindeki toplumlarda, geleneksel kültür esaslara bağlandı. Nizamnamenin tanımladığı kurumlar şu ve dini değerlerin etkisi azalırken, insan düşüncesinin şekilde idi:
ürünü olan soyut ilkeler daha etkin hale gelir. Sıbyan Mektepleri; Geleneksel Osmanlı eğitim Modernleşme üzerine çalışan tarihçiler de seküler eğitimin sisteminden devralınan ilkokullardır. Bu okullar daha yaygınlaşmasını modernleşmenin en önemli ziyade halkın imkânlarıyla açılmış, eğitim, öğretim göstergelerinden kabul ederler. Zira Cumhuriyetçiler, kalitesi düşük okullardır. Nizamname her ne kadar her rejimin geleceğini modern bir eğitim sistemi ile eski mahallede sıbyan mektepleri olacak dese de, Osmanlı rejimden uzak laik ve cumhuriyetçi ilkeleri benimseyecek maliyesi bu duruma izin vermedi. Fakat okul giderleri yeni nesiller yetiştirmek gerektiğine inanıyordu. toplum tarafından karşılanacak sistem uygulanmıştı. Cumhuriyetçiler, öğretmenler yetiştirmek amacıyla 1794’te dünyanın ilk öğretmen okulu olan Ecole Normale Ruştiyeler; Ruştiyeler, sıbyan mekteplerinden sonra de Superior’i kurdular. Fakat bu uzun ömürlü olmadı. gidilen ve eğitim süresi 4 yıl olan okullardır. Erkek ve Buna karşılık Anglosakson ülkeler, modernleşme kızlar için ayrı rüştiyeler bulunmaktaydı. Maarif-i sürecinde evrimci tutum içinde olup, yenileşmeyi devrime Umumiyye Nizamnamesine göre, 500 evi geçen gerek duymadan reformlarla gerçekleştirmişlerdi. kasabalarda rüştiye açılmalı ve bu okulların masrafları Vilayet Maarif İdaresi Sandığı’ndan karşılanmalıydı. Osmanlı Devleti, Tanzimat’tan itibaren yaptığı reformların Osmanlı Devleti böylece yarı merkeziyetçi/ yarı yeniden çoğunda Fransa’yı model almıştı. Fakat bu eğitim yönetici bir eğitim sistemine geçti. sisteminin omurgası olan medreselere dokunmamıştı. Kısaca mektep-medrese çatışması olan gelenekçi-yenilikçi İdadiler; Maarif-i Umumiyye Nizamnamesi hane sayısı ayrışması, diğer İslam ülkelerinde de yaşandı. binden fazla olan yerleşim merkezlerinde idadi veya Modernleşme konusunda Batı veya kendi tanımlamaları idadiye adı verilen okullar açılmasını öngörmekteydi. Bu, ile merkez ülkeleri ve geri kalmış çevre ülkeleri arasındaki Tanzimat döneminde yükselen Osmanlıcılık ideasının en önemli farklardan biri, bu değişimin sebep ve eğitime yansımasıydı.
sonuçlarının aynı olmayışıdır. Tarihçi geleneğin Sultaniler; İlk Sultani 1868 yılında Galatasaray’da açılan paradigmasına göre, sanayileşme, şehirleşme ve bunlara Mekteb-i Sultani, yani bugünkü Galatasaray Lisesi’dir. paralel olarak eğitimin yaygınlaşması modernleşmeyi de Kuruluş amacı uluslararası iletişi dili olan Fransızcayı beraberinde getirmişti. Sanayileşme ve kentleşme eğitim etkin bir şekilde kullanan insanlar yetiştirmekti. Masrafları ve öğretim sisteminde önemli kapıları aralamış oldu. Ulus saray tarafından karşılanacak bu okullar, tüm Osmanlı devletin bekası, vatandaşların refah ve esenliği tebaasına açıktı. bakımından tüm nüfusun asgari temel eğitiminden geçirilmesi, en önemli hedeflerden biriydi. Eğitim Darülfunun; Darülfunun Nizamnamenin yürürlüğe aracılığıyla ülkesinde güçlü bir dil ve kültür birliği girmesinin ardından, birkaç ay sonra açılmış olsa da, oluşturan Fransa, başarılı bir ulus devlet eğitim politikası burada görev alacak yeterli sayıda öğretim elemanının izlemişti. bulunmayışından ve yeterli kalitede kitabın olmayışından bir süre sonra kapandı. Geri kalmış çevre ülkelerin modernleşme politikalarının asıl amacı, söz konusu süreçleri yaşamadan Avrupa Darülmuallimin ve Darülmuallimat; Tanzimat dönemi emperyalizmine karşı kendini savunacak güce ulaşmaktı. modern eğitim hareketinin en önemli sonuçlarından biri Osmanlı Devleti, Rusya ve İran gibi modernleşme Türkiye’de öğretmen yetiştiren kurumların doğuşuna yol sürecine giren ülkelerde işe orduyla başlandı ve Osmanlı açmasıdır. Bu bağlamda ilk öğretmen okulu Devleti’nde eğitim stratejik bir rol oynayamadı. Darülmuallimin-i Ruşdi 1848’de, Darülmuallimin-i Sıbyan 1868’de açıldı. Nizamname, kız okullarına kadın Tanzimat’ın Mirası: Modern Eğitimin Genel öğretmen yetiştirilmesi için Darülmuallimin-i Kebir’in Yapısı kurulmasını öngörüyordu. Bu okullarda yetiştirilen Tanzimat devrinde modern Osmanlı eğitim örgütü ve okul öğretmenler kızlarını okutmayan ailelerine iyi bir rol sistemi kurulmuştur. Tanzimat devri sona ererken Osmanlı model oldu.
Devleti’nde eğitim teşkilat ve yönetim bakımından çoklu Pedagojik Yenileşme; Tanzimat döneminde modern sistem özelliklerine sahipti. Öyle ki, Tanzimat’a kadar eğitim hareketinin en önemli bileşenlerinden biri, Batı’da Osmanlı Devleti kendi İslam Devleti olarak tanımlamış ve pedagoji alanında meydana gelen yeniliklerin, ilk çağdaş
Türk pedagogları diye nitelendirilebilecek eğitimciler Bey’in gayretleri sonucunda yetişen öğretmenler tarafından Osmanlı okullarında uygulanmaya sayesinde bir gelişme kaydetmiş olsa bile yeterli öğretmen çalışılmasıydı. 1840’ların ikinci yarısında açılan sayısı olmadığından eski yöntem ve uygulamalar yeni rüştiyelerle başlayan ve ardından sıbyan mekteplerinde de okullarda da sürdü. uygulanan Usül-i Cedid, sınıf yönetimi, öğretimi, ilke ve Ortaöğretim yöntemleri, öğretim araç ve gereçleri gibi alanlarda köklü yenilikler getiriyordu. Geleneksel ve modern eğitim II. Abdülhamid döneminde, genel ortaöğretim alanında taraftarları arasındaki en önemli mücadele alanı okuma sayısal ve nitelik yönünden kayda değer gelişmeler öğretimi oldu. Tanzimat dönemi Usül-i Cedid hareketine yaşandı ve idadiler özellikle 1882-1890 yılları arasında paralel olarak ilk pedagogların yetişmesine ve eğitim taşrada yaygınlaştı. Abdülhamid döneminin sonlarında, yayınlarının yapılmasına da zemin hazırladı. ülke de mevcut olan 619 rüştiyede yaklaşık 40.000 civarında öğrenci eğitim görmekteydi. 1913 tarihli Eğitim, Devlet ve İdeoloji; Din ve töre temelli değerlerin Tedrisat-i İbtidaiyye Kanun-ı Muvakkati ile rüştiyeler ilk yerine insan aklı ve bilimin ürünü olan seküler değerlerin mekteplerle birleştirildi ve ortaöğretime alındı. Böylece konulduğu ulus devletler, kendilerini Kuran halkı dil ve rüştiyeler tarihe karışmış oldu. 1869 Maarif-i Umumiyye ülkü birliğine sahip bir “ulus” haline getirmek için “milli Nizamnamesinde her vilayet merkezinde açılması kültür” inşa etti. Milli kültürün bir ayağını dil, diğerini de öngörüldüğü halde açılmayan sultaniler, 1908’den sonra tarih oluşturuyordu. Tanzimat’tan itibaren Osmanlıcılık 12 vilayet merkezinde bulunan idadilerin sultaniye ideolojisini benimseyen Osmanlı Devleti de farklı dini ve dönüştürülmesi suretiyle taşraya yayılmış oldu. etnik kökenlerden gelen vatandaşlarını “Osmanlı Milleti” adı altında birleştirmeye çalıştı. Mesleki ve Teknik Eğitim
Tanzimat döneminde mesleki ve teknik eğitim alanında Osmanlıcılığın eğitim sistemi üzerindeki etkisi özellikle plansız ve programsız da olsa bir takım girişimlerde de 1860’larıın ikinci yarısında kendini hissettirdi. Açılan yeni bulunulmuştur. Ülke sanayiinde teknik eleman yetiştirmek okullar ile eğitim yükseltilmek istense de yaşanan amacıyla atılan ilk önemli adım, Midhat Paşa’nın 1860’lı karışıklıklar ve gayrimüslimlerin kendilerini asimilasyon yıllarda açtığı ıslahhanelerdi. Islahhaneler daha sonra aracı olarak görüp çocuklarını okullara göndermemesi Cumhuriyet yıllarında meslek okullarının/liselerinin gerekli olan rolü yerine getiremedi. temellerini oluşturacaktı. Kız ıslahhanelerinin açılmasıyla Modern Eğitim Sisteminin Gelişimi başlayan kız mesleki ve teknik eğitim süreci kız sanayi Tanzimat’tan sonraki eğitim hareketlerinin genel karakteri mekteplerinin açılmasıyla devam etti. II. Meşrutiyet modern eğitimin hem nicel hem de nitel yönden gelişimini döneminde kadınlar çalışma hayatına girince, sürdürmesidir. II. Abdülhamid döneminde Tanzimat’ın programlarda ihtiyaca binaen tadil edildi. Çeyrek yüzyılı başlattığı reformlar devam ettirilip büyük bir bölümü aşkın bir süre içinde açılan bu mesleki ve teknik eğitim tamamlandı. Daha ziyade yeni bir devlet düzeni ve sosyal kurumları ciddi bir sosyoekonomik kalkınma kurumlarının yapı içermeyen İslamcılığın yükselişine rağmen II. temel taşları oturtulmuş oldu.
Abdülhamid döneminde devlet reformların sürdürülmesini Gayrimüslim ve Yabancıların Okulları öngördü ve modern eğitim sistemini geliştirmeyi tercih 19. yüzyılda sadece Müslümanlar değil, gayrimüslim ederken, medreseleri kendi haline bıraktı. Eğitimde tebanın eğitim sistemleri de yeniliklerden nasibini aldı. Bu yapılan reformlar sekülerleştirmeyi de güçlendirdi. Bu süreçte yoksul Anadolu Ermenileri hariç, hiçbir dönem, ülkenin ihtiyaç duyduğu her alanda mesleki ve gayrimüslim grup, Batılıların açtığı yeni okullara teknik okulların açıldığı bir atılım dönemi oldu. 1908 Jön çocuklarını göndermek istemiyordu. Bunun bir nedeni de Türk ihtilali sonrasında büyük bir canlılık kazanan fikir misyoner okullarının çocuklarının itikatlarını hayatı eğitimi de etkiledi. İlk ciddi eğitim dergileri bu bozmalarından çekinmeleriydi. Osmanlı dönemde yayımlandı ve eğitim sorunları gazete ve İmparatorluğu’nda misyoner okulları bağlı bulundukları dergilere taşındı. devletlerin dinini, dilini, kültürünü yaymış ülkelerin
Okulöncesi Eğitim ve İlköğretim emperyalist gayelerine hizmet etmişlerdi. Misyoner Tanzimat’tan sonra ilköğretimin şekillenmesinde 1869 okulları kısa süre içinde yaygınlaştı ve bunun nedeni tarihli Maarif-i Umumiyye Nizamnamesi ile 1876 Kanun-i eğitim denetiminin eksikliği ve yabancı Osmanlı Esasisi ona referans olacaktı. 1876’dan itibaren bir yandan gayrimüslimlerini himaye altına almak istemesiydi. modern okulların sayısı artarken, diğer yandan da eski Hükümetin aldığı tedbirlere rağmen, gayrimüslim tebaanın program, yöntem ve tekniklerle eğitim yapan okullarda dillerini, dinlerini, mezheplerini, mesleklerini dolayısıyla varlığını sürdürmüşlerdir. II. Meşrutiyet döneminde aidiyetlerini değiştirip onlara yeni bir kimlik ilköğretim alanındaki yapılan en önemli atılım 1913’te kazandırmaya çalışan misyoner okullar, büyük devletlerin Tedrisat-ı İbtidaiyye Kanun-ı Muvakkati’nin doğrudan yahut dolaylı olarak Osmanlı ülkesinde yayımlanmasıdır. Yapılan bazı değişikliklerle 1961 yılına kendilerine nüfuz alanı yaratma yönelişinin bir sonucuydu.
kadar yürürlükte kalan bu kanun, ilköğretimde ciddi bir reforma zemin oluşturdu. İlköğretim 1913’ten sonra Satı
Yükseköğretim
Tanzimat döneminde alt yapısı oluşturulan yükseköğretim alanında Sultan II. Abdülhamid ve II. Meşrutiyet dönemlerinde ciddi bir ilerleme sağlandı. Ülkenin ihtiyaçları ve geleceğe yönelik hedefleri doğrultusunda birçok yeni yükseköğretim kurumu açıldı. Tanzimat döneminde birkaç kez açılan fakat yaşatılamayan Darülfunün, Sultan II. Abdülhamid döneminde Darülfunun dışında açılan yükseköğretim kurumlarından biri olan Hukuk Mekteb-i Ali’si, Tanzimat döneminden itibaren hayati bir rol oynamıştı. II. Meşrutiyet dönemindeki bir diğer önemli gelişme ilk kız lisesinin açılışından sonra İras Darülfununu adıyla bir kız üniversitesinin açılmasıydı. Modern eğitim sistemi, geleneksel düzeni besleyen klasik eğitim sisteminin yanı başında eskisine müdahale edilmeksizin kurulmuştu. Bu, hala güçlü olan ulemanın tepkisini önlemek bakımından kaçınılmazdı.