AÖF Soru Bankası

Tarihi CoğrafyaÜnite 7 Özeti

Mekan

vurgulara ek olarak, özellikle 1950’lerden sonra Chicago Giriş Okulu tarafından yapılan çalışmalar, mekana yapılan

Nesnenin kapladığı yer, uzay anlamına gelen mekan, vurgulardaki önemin artmakta olduğunu gösteriyor. sözlükte “olmak” anlamındaki “kevn” (kiyân, keynûne) Simmel’in, metro-polis üzerine klasik çalışması, mekanın Marx, Kapitalizmin mekan üzerinde kurduğu otonomiye sosyolojik boyutlanmasına dair derinlikli çağırışımlar dikkatleri çekerek, kapitalist birikimin mekanın zaman taşımaktadır. O’na göre geniş ilişkiler ağı kurmaya imkan tarafından yok edilmesine dayandığını ve bunun tarım, veren mekanın şehirsel biçimidir. Tönnies’in, kırsal ve sanayi ve nüfusta köklü dönüşümler yarattığını belirtir. şehirsel mekanlar üzerinden nüfusun büyüklüğü, Durkheim, mekan üzerindeki yoğunluğa dikkat çekmiş ve yoğunluğu ve heterojenliğine dayalı toplumsal ve kültürel toplumdaki işbölümünün mekan odaklı iki tip toplum yaşam örüntülerinin çözümlemesi, uzun yıllar şehir (mekanik ve organik dayanışmalı toplum) ayrımına sosyolojisindeki ana eğilimi oluşturmuştur. Faucoult, XIX. kaynaklık ettiğini ileri sürmüştür.mastarından türetilmiş yüzyılın bir zaman ve tarih çağı olduğunu, XX. yüzyılın ism-i mekandır ve “oluşun meydana geldiği yer” demektir. ise, mekanın öne geçtiği bir çağ olduğunu ifade etmiştir. Mekan kelimesinin kavramlaşma süreci eski Yunan Faucoult, özel mekan ve kamusal mekan, aile mekanı ile felsefesine kadar gider. Mekan çeşitli bilim çevrelerince toplumsal mekan, kültürel mekanla yararlı mekan eskiden beri konu edinilmiş ve mekan için “yer”, “uzam”, arasındaki karşıtlıkları anlamlandırmada açıklık olduğunu “çevre”, “ortam”, “doğa”, “bölge”, “toprak”, “saha” ve belirtmektedir. Mekanın algılanışı geçmişten günümüze “alan” gibi terimler kullanılmıştır. Mekan, algılanmasında öylesine çok değişmiştir ki, bu süreç dikkatle takip değişkenlikler bulunsa da, aslında tek bir anlamı vardır ve edildiğinde, konunun farkına daha iyi varılmaktadır. tanımlanmasındaki farklılıklar, bu gerçeği değiştirmeyecektir. Lefebvre, “Mekanın Üretimi” adlı eseriyle, mekana dair kuramsal bir temel oluşturmaya çalışmıştır. Lefebvre bu Günümüzde genel geçer açıklamalar bulmaktan ziyade eserinde, mekanın “toplumsal bir inşaa olduğu” gerçeğine teorik ve yorumlamacı (hermeneutik) yönü ön plana çıkan vurguda bulunmuştur. “Mekan” ne salt bir soyutlama ve sosyal bilimlerde, kültürel bir tasavvur olarak mekanın nesne, ne de sadece somut, fiziksel bir şeydir. Bütün ağırlığı, artmakta ve gittikçe değer kazanmaktadır. boyutları ve biçimleriyle, hem kavram hem de Uluslararası ilişkilerden, şehir çalışmalarına, göçlere ve gerçekliktir, yani, toplumsaldır. Bu yüzden, ilişkiler ve kültür araştırmalarına kadar tüm sosyal bilimlerde biçimler bütünü olup; cansız, sabit, durağan değil, canlı, “mekansal okumanın” ya da “mekanı okumanın”, sosyal değişken ve hareketlidir. Yani Lefebvre’in mekan anlayışı süreçleri anlamak ve ne yöne doğru seyredeceğini temelde “akışkandır”. Lefebvre’de mekan, her tür kestirmek için gerekli bir girişim olduğu görülmektedir. toplumsal değişimin aynası olarak görünür. Mekanı

Mekanı salt bir yer olarak düşünmek, coğrafi düşünceye anlayabilmek için ayna metaforu kullanan Lefebvre, aynı aykırı görenmektedir. Zira mekanı tek başına bir unsur zamanda mekanı algılayan bireyin konumunun da büyük veya yalnızca koordinat sisteminin bir parçası olarak ele önem taşıdığını belirtir. O’na göre mekan; özellikle (1) almak doğru değildir. Mekan, sadece yeryüzü açısından algılanan, (2) tasarlanan ve (3) yaşanan olmak üzere üç düşünüldüğünde, mekanın insanla bir bütün olarak farklı derinlik düzeyindedir. Ayrıca Lefebvre mekanı üç algılanması gerektiği gerçeği ortaya çıkacaktır. Çünkü kategoriye ayırmıştır:

mekan insan tarafından kullanılan, tasarlanan, oluşturulan a) Algı mekanı; duyularla algılanan fiziksel mekan ve değiştirilen çeşitli boyutlardaki bir ünitedir. olarak tanımlanır. b) Zihinsel mekan; mantıksal soyutlamaları ve Mekan Tanımları ve Algıları kavramsallaştırmaları içerir. Aristoteles’te gerek kategori olarak gerekse de doğa c) Sosyal mekan; sosyal bir ürün olarak bireyin ve felsefesinin önemli bir konusu olarak açımlanan mekan, toplumun geçiş eylemleriyle (hafıza, deneyim) Descartes’ta cismin temel özelliği halini almakta, Kant ise, tanımlanır. onu her türlü deneyden önce gelen, görünün subjektif bir formu olarak incelemektedir. İslam alimlerinden Farabi’ye Sosyal ilişkilerde mekansal örgütlenme ve mekanın sosyal göre “kuşatan cismin iç yüzeyi ile kuaştılan cismin dış olarak yeniden üretim süreçleri üzerinde çalışmalar yapan yüzeyine mekan” denir. Buna gore, evrenin ötesinde onu Massey, “Emeğin Mekansal Dağılımı” adlı eserinde bu dıştan kuşatan bir şey bulunmadığına göre evrenin mekanı süreçlerde, mekanda yer alan nesneleri, yeniden yorumlar yoktur. Farabi, Harfler Kitabı’nın başında zamanı ve mekan ile toplum ya da kültür kavramları arasında anlatırken de mekana değinmekte ve mekanın zamana ilişki kurar. Yer ve mekanın kavramsallaştırılması göre daha zorunlu olduğunu ifade etmektedir: “Zamandaki üzerinde önemle duran Massey, yer ve mekan durum, mekandaki durum gibi değildir. Çünkü cisimlerin kavramlarının kişinin sosyal dünyayı algılayış biçimini türleri, daha önce onları saran şeylerde zorunlu olarak derinden etkilediğini düşünür.

mekanlara muhtaçtır” (Farabi, 2008: 3). Urry, sosyolojide mekan üzerine odaklanan sınırlı sayıdaki

Konuyu felsefi olarak tartışan yaklaşımlar dışında, teorisyenlerden biridir. O, yer ve mekan algısının, sosyolojide Marx, Durkheim, Simmel, Tönnies ve Weber modernlik/postmodernlik bağlamında geçirdiği değişime gibi klasik sosyologların makro ölçekte yaptıkları odaklanmıştır. “Mekanları Tüketmek” adlı eserinde;


mekan, yer, yerellik, kimlik, özne, turist vb. kavramların toplulukların yaşam tarzıdır. Konar-göçer yaşam modernlikle birlikte geçirdiği değişime ve bunlara dayalı tarzı, göçebe toplulukların sürdürdükleri ve yeni durumsallıklara dikkat çekmiştir. Urry’nin ana hayvanlarının peşinde veya diğer ekonomik sorunsalı, mekanın sadece bir nesne, coğrafi bir imge faaliyetleri için sürekli yer değiştiren ve olmaktan çıkarak, ekonomik, politik, kültürel, stratejik ve dolayısıyla konakladıkları yerleri sabit/belirli sosyolojik bir sorunsal haline geldiği hususudur. olmayan bir yaşamdan farklıdır. Yani konar- göçerlik, belirli bir mekan/yurt dairesinde Tarih-Kültür-Mekan gerçekleşen gidiş-gelişlerle, hayvancılık yapan

İnsanlar tarihleri boyunca mekandan aldığı güçle ve ürünlerini daha çok yerleşik toplumlara varlıklarını sürdürmüştür. Bu durum insanların mekanla pazarlayan iktisadi faaliyet biçimi ve bunun olan ilişkilerinden, hem mekana dayalı kültürel unsurlarını doğurduğu bir yaşam tarzıdır. Başka bir ifade ile geliştirmesine, hem de mekanı kendi kültürüne göre “yarı göçebe” adı da verilen bu topluluklar, az- şekillendirmesine zemin hazırlamıştır. Toplumsal düzeni çok çiftçilikle uğraşır ve ürünlerini mevsim yaratan kültürel değerler, aynı zamanda mekanı büyük göçleri arasında hasat ederler. Bunların devamlı oranda etkilemekte ve buna göre şekillendirmektedir. barınakları olup otlaklara göçmeden önce Şüphesiz karşılıklı gelişen bu etkileniş biçimi, zaman buralarda ekip-biçerler. zaman tersine işlemektedir. Esasen her mekansal ünite (3) Mütekamil/gelişmiş yerleşme tarzını oluşturan kendi döneminin özelliklerini taşımaktadır. Zira mekanın yerleşik (sedanter) yaşam kültürü ise; üretilmesi, o dönemin insan ihtiyaçlarına göre şekillenmiş medeniyet, kültür ve yaşam tarzları içerisinde en ve toplumun faydasına sunulmuştur. Bu noktada mekan, yüksek seviyeyi oluşturmaktadır. İskanın en ileri toplumsal ihtiyaca cevap verebildiği ölçüde yaşar, değişir seviyesi olan yerleşik tarz yaşamda toprağa ve insanla birlikte sosyal bir anlam ve kimlik kazanır. bağlılık tamdır. İnsan, başta evi olmak üzere

Mekansal üretim, insanın kültürüne dayalı olarak yaşam tarzının gerektirdiği öteki yardımcı geliştirmiş olduğu somut eylemlerin sonucudur. insan ve yapılarla toprağa kesinlikle bağlanmıştır.

mekan ilişkisinin kültürle derinden ilişkili olduğu ve Göçebe ve Yarı Göçebe Kültürü ve Mekanları kültürel norm ve alışkanlıkların mekan üzerinde Mekan ve zaman göçebeler için büyük önem arz eder. oluşturucu, değiştirici ve belirleyici etkisi olduğu Çünkü göç etme bir arzudan çok zaruriyettir. Bu nedenle söylenebilir. Tümertekin’in beşeri coğrafya için belirttiği mekandan ve zamandan maksimum fayda sağlayacak bir “doğal coğrafi görünümün kültürel coğrafi görünüme düşünce tarzıyla hareket ederler. Hayvancılık ekonomisine dönüştürülmesi, en dramatik şekilde insanların dayalı göçebe/yarı göçebe yaşam tarzını benimsemiş olan yerleştikleri yerlerde gerçekleşmiştir. Bu yüzden de toplumlarda; içinde bulunulan şartlar, gündelik hayata yerleşmeler tüm beşeri coğrafyanın en merkezi kısmını olduğu kadar düşünce yapısına da doğrudan etki etmiştir. oluştururlar” ifadesinin, esasen tüm coğrafyanın merkezini Göçebe/yarı-göçebe kültüründe mekansal kullanım iki oluşturduğunu belirtmekte fayda vardır. Bu noktada üç tip şekildedir. yerleşme kültüründen söz edilebilir. 1. Yol güzergahları ve konak alanları (1) İptidai/ilkel yerleşme tarzını oluşturan göçebe 2. Yaşam alanları(meskenler) (nomadic) yaşam kültürü: iskanın başlangıcı, en alt seviyesi olan bu yaşam tarzında, belirli bir Yerleşik Kırsal Kültür ve Mekanları toprağa bağlılık azdır. Bu iskan şekli ister Göçebe/yarı göçebe kültüre göre yaşam şartları daha iyi tarımdan, ister hayvancılıktan ve isterse diğer olan, mekansal sınırları belli fakat yine de doğal şartlara ekonomik faaliyetlerden geçim sağlansın, temel göre düzenlenmiş faaliyetlerin bulunduğu kırsal kültürün karakterin önceden belirli olmayan mekanlarda yer aldığı yerleşmeler, coğrafi anlayış içinde geleneksel geçici bir süre konaklayarak sürekli bir olarak kültürel coğrafi görünümün üç ayrı özelliği hareketliliğin gerçekleştirildiği yaşam tarzıdır. üzerinde durmaktadır; Afrika, Asya ve Güney Amerika’nın tropikal ormanlarında değişik adlar ile yapılan; 1. Yerleşme kalıpları Madagaskar’da tavy, Endonezya’da Iadang, Çin 2. Üretim/Faaliyet alanları Hindi’nde ray, Orta Amerika’da milpa, Afrika’da 3. Konut alanları

lougan birer göçebe tarım tipidir. Bunlardan birincisi olan yerleşme kalıpları; çiftlik, köy ve (2) Yerleşik yaşam ile göçebe yaşam tarzı daha küçük yerleşme birimleriyle bunların mevkiileri ve arasında geçiş karakterinde, ara formu dağılışları üzerinde durur. Üretim/faaliyet alanları olarak oluşturan (semi sedanter/semi nomadic) yarı ele alınan ikinci kısımda, üretim amaçlı olarak arazinin göçebe/yarı yerleşik yaşam kültürü; göçebe insan tarafından bölünmesiyle ortaya çıkan şekiller ve yaşamdan yerleşik yaşama geçişin basamağı olup kullanışları yer alır. Üçüncü sırada yer alan konut alanları çoğunlukla birbiriyle karıştırılmaktadır. ise mimari tarzları ve inşaat malzemesi dahil çeşitli yerel Göçebelik, mevsimlere veya ekonomik şartlara özelliklere sahip kırsal kültüre dayalı mekansal ünitelerdir. bağlı olarak sürekli şekilde mekan değiştiren


Şehir Kültürü ve Mekanları

Şehirlerin ortaya çıkışı, sosyal ve iktisadi hayat üzerinde büyük etkiler yaratmıştır. Böylece insanlar, tarihte ilk defa belirli yerlerde toplanmak suretiyle devamlı bir şekilde yerleşmeye başlamışlardır. Tarihi coğrafya açısından değerlendirdiğimizde şehri, insanların tarihi süreç içerisinde coğrafi mekanda varettiği beşeri tesisler kümelenmesi olarak tanımlamak gerekir. Şehrin üzerinde gelişmiş olduğu doğal mekansal ünite, artık yerini şehrin kendisine bırakmıştır. Böylelikle yeryüzünde ortadan kalksa dahi şehrin varlığına işaret eden bir “mekan” nesilden nesile aktarılan hikayesiyle var olmaya devam edecektir. şehrin görünümü (townscape) veya şehrin imajı, bazı hususlara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır;

a) Şehrin yerleşim alanı içinde sokak ve caddelerin yayılışı b) Şehrin mimari tarzı c) Şehir alanının kullanılması.

Şehir planın ortaya çıkmasında faktörler maddi ve manevi faktörler olarak ikiye ayrılabilir. Maddi unsurlar içinde en önemlileri dağ, akarsu, deniz veya göl kıyıları, yollar, anıtlar ile bazı tarihi şehirlerde bulunan surlar yer almaktadır. Manevi unsurlar içerisinde ise şehrin tarihi ve kültürel özellikleri yer alır.

Tarihi Coğrafya Araştırmalarında Mekan

Tarihi, mekanı okuyarak öğrenmek mümkündür ve haliyle mekan, tarihi bir belge niteliği taşır. Tarihi coğrafya araştırmalarında da doğru sonuca ulaşmak için insan- ortam arasındaki karşılıklı etkileşimin irdelenmesi gereklidir. Çağdaş coğrafya araştırmalarında mekan; gidilip görülebilen, araştırılabilen ve gözlem yapılabilen bir yer niteliğindedir. Zira mekanın özellikleri bilinmeden bu mekan üzerinde geçen herhangi bir olay veya durumun açığa kavuşturulabilmesi mümkün değildir. Geçmişteki insanların faaliyetlerini, kullandıkları eşyaları, yaşam şartlarını anlamamız için fiziken olmasa da zihnen o dönemlere gidilmelidir.

Dünya’daki tüm tabii olaylar, ardında belirgin izler bırakırlar; örneğin bir sel felaketi sonucu, göllere ve denizlere fazlaca çamur taşınır, kısa sürede kalın bir tortu istifi oluşur. Sele kapılan tüm hayvan ve bitkiler bu çamurlar içinde, göl veya deniz diplerinde, yaşadıkları dönemin temsilcileri olarak ebediyete aktarılıp taşlaşırlar, yani fosilleşirler. Bir volkan patlar, bu volkanın külleri denizlerdeki çamurlara karışır ve o tortul tabaka oluşurken, çevrede bir volkanın patladığının tanıklığını yapar. O zamanlar hangi hayvanlar yaşıyordu, hangi bitki türleri vardı, tüm bu soruların yanıtları, o tabakalarda kayıtlıdır. Bu nedenler de mekan, tarihi coğrafya araştırmalarında çok önemli bir yere sahiptir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında