AÖF Soru Bankası

Tarihi CoğrafyaÜnite 5 Özeti

Kaynaklar

arkeologlar yüzey araştırmasıyla, bir iki sit alanından elde Arazi Kaynakları edemeyecekleri zenginlikte ve araştırmak istedikleri

Tarihi coğrafyanın çağdaş coğrafyadan ayrıldığı tek husus konuları şekillendirecek düzeyde belge bulabilirler. “geçmişi araştırması” olduğundan, geçmiş özel bir önem Yürüyerek yapılan araştırma -arazi yürüyüşü ya da kazanmaktadır. Bunun yürütülen araştırmaya yansıtılması arkeolojik keşif de denir- genellikle bir ya da daha fazla ise, ancak çalışılan geçmiş döneme ait kaynaklara ulaşmak araştırma ekibinin sistemli bir şekilde arazide dolaşarak ve onlardan faydalanmakla mümkündür. yüzeyi dikkatle taramalarını kapsar.

Genel anlamıyla kaynak, bilgi veren malzeme olup esasen Yüzey araştırmalarında, doğrudan insanlar tarafından insanın söylediği, yazdığı ya da ürettiği her şey bu üretilen, kullanılan ve sonra da atılan materyaller, tespit kapsama girer; ancak her bilgi veren malzeme de kaynak edilebilen çeşitli yerleşme izleriyle karşılaşılabilir. olma özelliği taşımaz. Bir malzemenin kaynak olabilmesi Geçmişe ait kolayca ulaşılabilen üç tür yerleşme izi vardır; için ya devrinde üretilmesi ya da devrine yakın bir höyükler, tümülüsler ve mağaralar. Höyükler, zamanda ve devrinin kaynaklarından faydalanılarak Mezopotamya ve İran gibi Anadolu’da da, evlerin tarih meydana getirilmesi gerekir. Birinci gruba giren öncesi çağlar boyunca kerpiçten yapılması ve kültür malzemelere “ana kaynak” denir ve tarih araştırmalarında katlarının zamanla üst üste yığılması sonucunda, topraktan son derece önemlidir. İkinci grup ise, birincilerin büyük tepelerin oluşmasıyla meydana gelmişlerdir. bulunmadığı hallerde önem kazanırlar ve ana kaynaktan Mezopotomya’da “tell”, İran ve Türkiye’de “tepe” de faydalanılarak meydana getirildiklerinden “birinci elden denilen bu tür yerleşme izlerini, Türk halkı “höyük/ üyük” kaynak” olarak tanımlanırlar. Ana kaynakla birlikte, olarak isimlendirmiştir. Höyükler genellikle su kenarında birinci elden kaynağın bulunmaması halinde, bunlardan ve çevresi tarıma elverişli alanlarda bulunmakta, daha faydalanılarak meydana getirilen “ikinci elden kaynaklar” önce orada bulunan kerpiç evlerin yıkıntıları önem kazanır düzleştirilerek, (eski iskan üzerine) yeni iskanın

Farklı şekillerde tasnif edilebilen tarihi coğrafya kurulmasıyla oluşur. Höyük olarak adlandırılan bu tür kaynakları burada, verilerin bulunduğu ve muhafaza yerleşme izlerine, özellikle Orta ve Güneydoğu Anadolu edildiği yerlere göre; arazi, müze, arşiv, kütüphane ve olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde çokça internet kaynakları olmak üzere beş başlık altında rastlanmaktadır.

incelenecektir. Arkeolojik Verileri

Tarihçilerin sözlü tarih, arkeologların yüzey araştırması, Arkeolojide esas olan maddi kültür belgeleri, uygarlık sosyologların alan/saha araştırması gibi, coğrafyacıların da tarihinin başlangıcından, yani insanoğlunun ilk aleti “arazi araştırması” vardır. Buradaki gibi farklı isimler yaptığı andan bugüne kadar, yine insanın yaptığı ya da verilse de, kast edilenler, birbirine çok yakın ve genel doğada bulduğu biçimi ile kendi gereksinimleri için çerçevede aynı işlemlerdir. Yani, araştırmak, veri kullandığı nesnelerin tümüdür. İlk aletler, evler, toplamak amacıyla, müze, arşiv ve kütüphane dışında, tapınaklar, çanak çömlek kalıntıları, heykeller, yanmış kırsal veya kentsel mekanlara gidilerek, konuya dair veri kömürler, küller, tohumlar, bitki artıkları, hayvan toplamak, inceleme ve gözlem yapmaktır. Yukarıda kemikleri vb. maddi kültür belgelerini oluşturur. belirtildiği üzere çağdaş coğrafya gibi tarihi coğrafya da Arkeoloji’de bunlara “kalıntı” adı da verilir. Yüzey “mekan temelli” araştırma yapmaktadır. Yani, tarihi araştırması ya da kazı sonucu ortaya çıkarılanlar da daha coğrafyacı hangi konuyu çalışırsa çalışsın, mutlaka belirli çok “buluntu” olarak adlandırılır.

bir mekan üzerinde araştırma yapacaktır. Şu halde tarihi Arazide bulunabilecek veri kaynaklarının son grubunu ise, coğrafya araştırmalarının ön şartlarından biri “tabii arşiv ya da yer arşivi” adı da verebileceğimiz “arazi/saha/alan araştırması”dır. polenler, varvlar, ağaç halkaları, buzullar vb.

Arazi araştırması sırasında kaynak olabilecek veriler, oluşturmaktadır. Aşağıda ilgili bölümde detaylarıyla ele kronolojik açıdan kendi içerisinde; prehistorik kaynaklar alınan tabii arşiv unsurları, tıpkı arkeolojik veriler gibi, ile tarihi dönem kaynakları şeklinde ikiye ayrıldığı gibi; arazide yapılacak bir işlem vasıtasıyla elde edilebilen kaynağın yapısına göre, yazılı/çizili kaynaklar ile sözlü kaynaklardır. Bütün bunlar, özellikle XX. yüzyıl kaynaklar şeklinde de tasnif edilebilir. Ayrıca burada esas ortalarından itibaren gelişen bilim ve teknolojinin sunduğu alındığı haliyle, arazide kaynağın bulunduğu yere göre, yeni imkanlar sayesinde elde edilebilmekte, ileri teknoloji yüzey verileri ve arkeolojik veriler şeklinde bir ayrım da ve parasal imkan gerektirmektedir. Gelişen teknoloji ile yapılabilir birlikte günümüzde arkeologlar, uydular, uçaklar ve helikopterler yardımıyla yeryüzünü tarayarak, Yüzey Verileri fotoğraflarını çekerek birçok arkeolojik kalıntı ve

Yüzey verileri denildiğinde, araziye çıkarak veri toplayan buluntunun izini veya yerini tespit etmektedirler. Bütün disiplinlerden; arkeoloji, tarih, sanat tarihi, botanik, bunların dışında, geçmişe oranla önemli artış gösteren coğrafya ve tarihi coğrafyada öncelikle, sahada herhangi gazeteler, dergiler, günlükler, anılar, bütün kamu kurum bir işlem yapmadan toprak üzerinde/yüzeyde ve kuruluşlarının tuttuğu kayıtlar, sendikalar, bulunabilecek unsurlar/veriler anlaşılmaktadır. Bunlardan kooperatifler, belgesel ve sinema filmleri gibi sayıları ve


çeşitleri geçmişe göre hızla artan malzemelerin hepsi de Arşivlerde uygulanacak tasnif ve saklama sistemlerini, tarihi coğrafya araştırmaları için birer hazine değerindedir. arşivlerin örgütlenmesi ve dokümanların türü bakımından arşivleri ayrı ayrı incelemek gerekmektedir. Buna göre Müze Kaynakları arşivler dörde ayrılmaktadır:

Müze, arşiv ve kütüphaneler, ilk örneklerinden günümüze kadar, insan elinden çıkan ve her türden bilgi içeren • Birim arşivi: Kurum ve kuruluşların görev ve belgeyi toplayan, koruyan, düzenleyen ve sunan faaliyetleri sonucu kendiliğinden oluşan ve bu kurumlardır. Bunların hepsi de, bulundurup muhafaza kuruluşların çeşitli birimlerinde güncelliğini ettikleri belgeler ile esasen, bazısı evrensel olsa da, kaybetmemiş olarak aktif bir biçimde ve günlük “toplumların hafızası/belleği” niteliğindeki merkezlerdir. iş akımı içinde kullanılan arşivlik malzemenin İşlevsel ve yönetimleri açısından birbirinden farklı ve belirli bir süre saklandığı arşivlerdir. bağımsız görünseler de, birbirleriyle “geçmişin izlerini • Kurum arşivi: Kurum ve kuruluşların, merkez bugüne aktaran bellek kurumları” olarak sıkı ilişki halinde teşkilatların içinde yer alan ve arşiv malzemesi bulunan müze, arşiv ve kütüphaneler, yaşamın herhangi ile arşivlik malzemenin birim arşivlerine nazaran bir anında, bir amaç doğrultusunda üretilmiş her türden daha uzun (10-14 yıl) süreli saklandığı merkezi kültür ve sanat ürünlerini toplayan, düzenleyen ve gelecek arşivlerdir. kuşaklara aktarmada köprü işlevi üstlenen kurumlardır • Devlet/Merkez arşivi: Devlet kurumlarından bakanlıklar, bağımsız genel müdürlük, işletme ve Müzelerde taşınır kültür ve tabiat varlıkları, kronolojik kurumlar esas alınarak, yıl faktörüne sadık sıralamaya, malzemeye, koleksiyon özelliklerine, kalınmak üzere dokümanlar tasnif edilerek bulunduğu bölgeye, kullanım alanına, dönemlerine, üsluba merkezi biçimde saklanan arşivlerdir. ve şahsa göre teşhir düzenlemesine konu olmaktadır. Bu • Özel arşivler: Arşiv malzemesi niteliğinde olup nitelikteki sergilemelerin amacı izleyiciye eserlerin da, kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan anlamlı bir bütün olarak ulaşmasını sağlayarak, sunulan gerçek ve tüzel kişilerin elinde bulunan benzeri objenin kim tarafından, nasıl, niçin, nerelerde ve ne zaman belgelerin oluşturduğu arşivlerdir. kullanıldığı sorularına estetik bir teşhirle cevap vermektir. Müzelerde sergilenen ürünlerin farklı tasnifine rağmen Günümüzde arşiv malzemesi denildiğinde sadece yazılı burada yazıyı esas alarak, yazılı veriler ile yazı olanlar anlaşılmaz; ses, resim, fotoğraf, harita, çizim ve bulundurmayan obje veriler şeklinde bir sınıflandırma görüntüler gibi malzemeler de bu kategoride yapılacaktır. Obje veriler: Sözlüklerde nesne, belli bir değerlendirilir. Bunun da başlıca nedeni, bahsi geçen ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, malzemenin saklandığı, korunduğu ve hizmete sunulduğu obje olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla müzelerde yerlerin genelde arşivler olmasıdır. Ayrıca bu tür bulunan ve sergilenen her unsur, esasında objedir ve diğer malzemenin ekseriyeti “unique/eşsiz”, tek nüsha tüm verileri kapsamaktadır. Fakat yazının sahip olduğu olduğundan, bu özelliği ile de kütüphane malzemesinden önemden dolayı, yazılı objeler ayrı bir grup kabul ayrı tutulmuşlardır. Arşiv malzemeleri; edilmiştir. Yazılı veriler: Tarihi dönemlere ait yazılı • yazılı arşiv malzemeleri, kaynaklar günümüzde müzelerde veya çıkartıldıkları • çizili arşiv malzemeleri, alanlardaki ören yerlerinde muhafaza edilmektedir. Tarihin bilinen ilk yazılı belgeleri Sümerler tarafından • görüntülü ve sesli arşiv malzemeleri gibi genel MÖ. 3500’lerde çivi yazısıyla hazırlanmıştır. Önceleri kil başlıklar altında incelenebilir

tabletler üzerine yazılan bu yazı, Ön Asya’da 3.000 yıla Yazılı Arşiv Kaynakları yakın bir zaman boyunca Akkad, Assur, Babil, Pers, Hitit Yazılı kaynaklar, muhafaza edildikleri/bulundukları yerler ve Urartu gibi birçok devlet tarafından kullanılmış ve esas alınmak kaydıyla genel olarak, “arşiv malzemesi, Fenikeliler’in alfabe yazısına öncülük etmiştir. Fenikeliler kütüphane malzemesi ve müze malzemesi” olmak üzere tarafından yaygınlaştırılan alfabe yazısı ise Aramiler, üç kısımda toplanmaktadır. Diğerleri yanında arşiv Frigler, Lidyalılar ve diğer eski doğu uygarlıkları malzemesi olan yazılı kaynaklar bakımından da tarafından da kullanılmıştır. Eskiçağ’da Mısır’da kesintisiz Dünya’nın en zengin ve en fazla malzemesine sahip biçimde kullanılan hiyeroglif/resim yazısını, Anadolu’da ülkelerden birisi Türkiye’dir. Luviler, Hititler ve Genç Hititler kullanmışlardır. Yazılı Arşiv Malzemeleri, genel anlamda; ferman, berat, Arşiv Kaynakları emir, hüküm, ahidname ve muahedenameler gibi

Arşivler; milletlerin milli kültür ve tarih miraslarını hükümdarın imza, mühür, tuğra ya da damgasını taşıyan muhafaza ederek gelecek nesillere intikal ettiren ve bu belgelerle, bunların resmi kopyaları, divan ve meclislerin sebeple ait oldukları milletlerin milli hafızaları ve tapu müzakere ve kararları, kanunname, nizamname, senedi hüviyetindeki müesseselerdir. Ülkelerarası cereyan adaletname gibi zamanının hukuki ve adli kararlarını eden münasebetler sebebiyle diğer devletlerle ilgili evrakı içeren dosya ve siciller, özel sözleşmelerin tescil edildiği da saklamaları ve bunları tasnif ederek araştırmaya noter belgeleri ve mektuplar, vakfiyeler ve vakıflarla ilgili sunmaları itibariyle arşivler, aynı zamanda milletlerarası kayıtlar, mühimme, ahkam, tahrir, avarız, cizye, temettuat, hafıza hükmündedirler. nüfus vb. sosyal, ekonomik, askeri ve idari bir takım


gerekçelerle kayıt altına alınan defterlerden oluşmaktadır. intikal eden olayların kayıt altına alınması sonucu Türkiye’de araştırmacıların en fazla müracaat ettiği oluşmuştur. Osmanlı kaza sistemine göre kayıt altına Osmanlı Arşivi’nde, defter ve dosya usulüne göre tasnif alınan şer‘iye sicillerinde; kadı tarafından verilen edilmiş, farklı tarihlere ait 150 milyona yakın belge hükümler ve ilamlar dışında, devlet merkezinden bulunmaktadır. gönderilen fermanlar, emirler, beratlar ve buyruldularla, eyalet merkezlerinden gönderilen buyruldular Tahrir Defterleri, Eski çağlardan itibaren merkezi otorite kaydedilmiştir. kurmuş olan devletler, nüfusu ve ekonomik güçlerini bilmek, idare ettikleri toprakları bütün yönleriyle tanımak Temettuat Defterleri: Temettu vergisi, tüccar ve esnafın istemişlerdir. Dolayısıyla sanayi öncesi tarım toplumu senelik kazançları üzerinden alınan vergiye verilen addır. yapısına sahip bütün devlet ve imparatorluklar, vergi ve 1839 yılında çıkarılan bir emirle, Tanzimat uygulamaları vergi nüfusunu belirlemek için çeşitli sayımlar arasında Osmanlı genelinde bulunan ahalinin ismi, şöhreti, yapmışlardır. Bilhassa Akdeniz’de kurulmuş hemen bütün arazileri, hayvanları; tüccar ve esnafın ise yıllık gelirleri devletlerde vergi, gelir ve nüfusun tespiti amacıyla, arazi vb. bilgilerin bu deftere kaydedilmesi emredilmiştir. Bu ve nüfus sayımları yapılmıştır. Belirtilen sayımların kayıt üzerinden de temettu vergisi, sonraki adıyla “kazanç sonucunda ortaya çıkan kayıtlar, her ülkede değişik adlarla vergisi” alınmıştır. Osmanlı Arşivi’nde Maliye Nezareti anılmış olup bu kayıtlara Osmanlı’da Tahrir Defteri, defterleri arasında yer alan temettuat defterleri, tahrir İngiltere’de Domesday Book, Sicilya’da Ceraid, Divan defterlerinde olduğu gibi vergi amaçlı tutulmuştur. veya Defatir, Mısır’da Revk/Rok, İlhanlılar’da Kanun Ülkenin tüm kaza, köy gibi yerleşim birimleri hane esası veya Yasamişi gibi isimler verilmiştir. Bu defterler geçen üzerinden herkese ait şahsi mal varlığı, emlak, arazi, yüzyılın ortalarına doğru, sosyal ve ekonomik tarih hayvanat, ürün vb. bilgiler kaydedilmiştir. Envanter araştırmaları için eşsiz bir kaynak olarak keşfedilmiş ve niteliği taşıyan bu defterlerin, tasnifi ve kataloglanmasında yoğun bir şekilde üzerlerinde çalışılmaya başlanmıştır o tarihlerdeki Osmanlı idari taksimatı esas alınmıştır. Temettuat defterleri 1256-1261/1840-1845 tarihleri Evkaf Defterleri: Bir sancaktaki vakıf sayısı az ise arasında kayıt altına alınmış ve toplam 17.747 adettir. genellikle mufassal defterlerin sonuna kaydedilmiş; vakıf sayısı fazla ise aynı usulde fakat ayrı defterlere Çizili Kaynaklar kaydedilmiştir. Bu şekilde ayrı tutulmuş defterlere vakıf Arşivlerde yer alan tarihi coğrafya kaynakları arasında veya evkaf defterleri adı verilir. Bunlar, vakıfların plan ve haritaların da aralarında bulunduğu çizili vakfiyeleri ve hüccetleri esas alınarak hazırlanmıştır. malzemeler önemli bir yer tutar. Çizili malzemelerden bir

Avarız Defterleri: Avarız ve tekalif türü vergiler, XVI. kısmı kütüphanelerde de yer alabilir. Çoğu zaman yüzyılda yalnızca olağanüstü durumlarda, ihtiyaç hazırlandıkları birimde ya da o birimin bağlı olduğu duyuldukça nakdi, ayni ya da hizmet şeklinde toplanan arşivde saklanırlar. Tarihe mal olan çizili malzemeler ise “avarız-ı divaniye ve tekalif-i örfiye”dir. Kısaca avarız genellikle arşivlerdedir. Nitekim Osmanlı Arşivi’nde olarak bilinen bu vergiler, vergi muafiyetine sahip olanlar “Harita, plan, proje-kroki, albüm ve fotoğraf ihtiva eden dışında, Müslüman, gayrimüslim bütün reayadan alınırdı. kataloglar” başlığı altında bir belge fonu bulunmaktadır. Bunlar, XVII. yüzyıl başlarına kadar tıpkı diğer vergiler Tarihi araştırmalarda kullanılacak malzemelerin mutlaka gibi “hane” başına toplanmıştır. yazılı olması gerekmez. Bazı durumlarda bir tek harita, bir resim, bir çizim sayfalar dolusu yazıdan daha çok şey Kanunnameler: Devletçe tanzim olunan usul ve kaidelere anlatabilir, ya da yazılı kaynakların eksik bıraktığı bilgileri kanun adı verilmekte ve devletin yetkili organları tamamlayabilir. Bu nedenle araştırmalarda çizili tarafından hak ve yükümlülüklerin belirlendiği hukuk kaynaklardan faydalanmak oldukça önemlidir. Çizili kurallarının bütünü olarak kabul 121 Tarihi Coğrafya kaynaklar denildiği zaman akla öncelikle, haritalar edilmektedir. Osmanlı dönemindeki uygulanan şekli ile gelmektedir. Ayrıca, bir şehrin, bir yapının, bir aletin kanunname, şer‘i hukukun yanında idari, mali, cezai planları da her zaman için araştırmalara kaynak olacak muhtelif hukuk sahalarına ait olmak üzere, vaktiyle nitelikteki çizili malzemelerdir. Eski dönemlerde yapılmış padişahların emir ve fermanlarıyla uygulamaya konulmuş olan haritalardan ya da bir kroki veya plandan, dolan bir kanun ve nizamları, aynen veya özet olarak bir araya körfez, mecrası değişen bir nehir, yollar, geçitler ve yok toplamak suretiyle düzenlenen mecmualar veya bu olan veya ismi değişen yerleşme merkezleri gibi bilgilere kanunlardan belirli bir zümre veya sahaya ait olanlardan ulaşmak mümkündür. Günümüzde araştırmacılar birine verilen isimdir. Bazen kanun yerine “yasa veya nazarında hak ettiği yeri bulamayan çizili malzemeler ana yasak” ve kanunname yerine de “yasakname” tabirinin hatlarıyla; tarihi/eski haritalar, modern haritalar, planlar ve kullanıldığı da olmuştur. Osmanlı döneminde uygulanan krokiler başlıkları altında ele alınabilir. kanunnameleri araştırmacılar çeşitli şekillerde tasnife tabi tutmuşlardır. Kütüphane Kaynakları

Şer‘iye Sicilleri: Osmanlı dönemi araştırmaları için Kütüphane, belirli ve sınırlı bir çevrenin ya da herkesin önemli bir kaynak serisi de şer‘iye sicil defterleridir. yararlanması için, yazılı, basılı, görsel-işitsel ve çizgisel Mahkeme kayıtları da denilen bu defterler, mahkemeye her türden yayınları toplayan, düzenleyen, bu yayınlardan yararlanma ortamını yaratacak araçları ve yöntemleri


kullanarak çevresindekilere ulaştıran kuruluştur. Genel, gözlemlerini de içeren eserlere “vekayiname/ ihtisas ve müze kütüphanesi olmak üzere üç çeşidi kronik” denilmektedir. bulunur. Kurucu, zaman ve şartlara göre her türden yayını • Biyografiler ve Otobiyografiler: Tarihe mal bulunduran genel kütüphanelerin, hizmet sunduğu kesim olmuş şahsiyetlerin hayatlarının, kişinin kendisi de herkesi kapsar. İhtisas kütüphanesi, özel araştırma tarafından değil de onu yakından tanıyan veya kütüphaneleri kapsamında ele alınan ve belirli bir konuda hayatını inceleyen başka bir kimse tarafından veya alanda uzmanlaşmış bilgi merkezleridir. yazılmasına “biyografi ya da terceme-i hal” denir. Eski Yunan ve Roma’da da örnekleri Kütüphanelerde muhafaza edilen eserler, farklı şekillerde görülen biyografi yazma geleneğine, İslam tasnif edilseler de burada; devletlerinde de ayrı önem verilmiş, çeşitli • yazılı kaynaklar zamanlarda farklı şekillerde müellifler tarafından o yazma biyografik eserler vücuda getirilmiştir. o basma Osmanlılar’da sadrazamlar, şeyhülislamlar, • çizili kaynaklar ve ulema, kaptan paşalar, reisül-küttablar, hattatlar • görüntülü-sesli kaynaklar adıyla üç başlıkta gibi çeşitli meslek gruplarında isim yapmış incelenecektir. şahsiyetler için ayrı ayrı biyografi kitapları yazılmıştır. Yazılı Kaynaklar • Seyahatnameler: Yolculuk izlenimleri

Yazılı kaynakları kütüphane kaynağı olarak iki biçimde diyebileceğimiz seyahatnameler, çoğu zaman ele almak mümkündür. yabancı bir ülkeyi tasvir ettiklerinden, seyyahlar, Yazma kaynaklar: Yazma, elle yazılarak ortaya konan her orada, kendilerince ilginç gördüklerini çeşit kitap, risale, murakka, mektup, levha ve belgelerin yazmışlardır. Bazen o milletten birinin ortak adıdır. İlk yazma eserin nerede, ne zaman ve kim göremeyeceği veya yazamayacağı bir şeyi bulup tarafından meydana getirildiği kesin bilinmemekle çıkarmışlar, bazen de eseri cazip kılmak için beraber, bunun alfabenin icadı kadar eski olması gerekir. mübalağaya kaçmışlardır. İslam dünyasında “yazma, el yazması, mahtut” (çoğulu • Salnameler: Bunlar, muhtevalarına bakıldığında, “mahtutat”), “dest-nüvis, hatt-ı desti” gibi kelime ve geçmiş yıllardaki önemli olayları özetleyen ve ait terkiplerle belirtilen yazma eser, Batı dillerinde Latince oldukları yılların müessese ve hal tercümeleri “manuscript” (çoğulunun kısaltması MSS) kelimesiyle gibi çeşitli konular hakkında son derece kısa ve ifade edilir. Talas Savaşı’nda (751) ele geçirilen önemli bilgiler veren eserlerdir. Bir yıllık olayları Çinlilerden öğrenilen kağıt imali tekniği, İslam medeniyeti topluca göstermek üzere hazırlanan bu eserler tarihinde bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Bu teknik, için kullanılan salname; Farsça, “sene” ve İslam dünyasına hızla yayılmış, büyük ticaret ve kültür “mektup/kitap” anlamına gelen iki kelimeden merkezlerinde kağıt imalathaneleri kurulmuştur. Daha oluşan ve Tanzimat sonrasında kullanılmaya önce yalnızca özel kişilerin kütüphanelerine girebilen başlanan bir isimdir. Aynı türden kaynak olan kitaplara kağıt kullanımının yaygınlaşmasıyla halk “nevsal” da “yeni yıl, yılbaşı” anlamında Farsça kitleleri de kavuşmuştur. iki kelimedir. Osmanlı salnamelerini; devlet, vilayet, resmi kurum ve kuruluş salnameleri, özel Basma Kaynaklar: Uzun bir yazı geleneği ile zengin konulu veya kişi ve kuruluşlara ait salnameler, kültürel mirasa sahip ülkemizde bulunan çok sayıdaki resmi veya özel kurum ve kuruluşlara ait kütüphanede, yazma ve basma şeklinde oldukça zengin bir nevsaller şeklinde gruplandırmak mümkündür. kaynak koleksiyonumuz mevcuttur. Kütüphane kaynakları tasnifinde takvimler, yıllıklar, vekayinameler, biyografiler, Süreli Yayınlar denildiğinde akla ilk olarak gazete ve otobiyografiler, hatıralar, seyahatnameler, tezler, raporlar, dergiler gelmektedir. Matbaanın icadından sonra ilk kez süreli yayınlar vb. basma kaynaklar arasında yer alır. Strasburg’da (1609) Almanca olarak yayınlanan gazeteyi Kütüphane malzemesi, ister yazma, isterse basma eser sonraki yıllarda Anvers (1619), Londra (1622), Paris olsun sayıları, arşiv malzemesinden fazla olup burada ana (1631), Roma (1640) ve diğer ülkelerde yayınlananlar hatlarıyla ele alınan kütüphane malzemesinin döneminde takip etmiştir. Osmanlı Devleti’nde Türkçeden önce kaleme alınan kaynak eserler olmasına dikkat edilmiştir. Fransızca gazete yayınlanmış olup 1828’de Mısır’da çıkan “Vak‘a-i Mısriyye”, Türkçe-Arabça’dır. Devletin ilk resmi • Takvimler ve Yıllıklar: Takvimler, önemli siyasi gazetesi “Takvim-i Vekayi” 1831’de, resmi olmayan ilk ve tabi olayların kronolojik olarak günü gününe Türkçe gazete “Ceride-i Havadis” ise bir İngiliz tarafından tutulduğu cetvellerdir. Öncekiler gibi İslam 1840’da yayınlanmaya başlamış; bunu diğer gazeteler ve devletlerinde de olayları kaydetme geleneği vardı dergiler takip etmiştir ve Selçuklular, Timurlular ve Osmanlılar’da da bu usul devam etmiştir. Çizgili yayınları ise;

• Vekayinameler: Tarihi olayları kronolojik sırayla • Modern haritalar kaydeden ve genellikle yazanın öznel görüş ve • Planlar ve Krokiler


• Görüntülü-sesli kaynaklar İnternet Kaynakları • Resimler ve fotoğraflar olarak sınıflamak Esasen, günümüzde herkesin bir araştırmaya başlarken ilk mümkündür. baktığı yer, kuşkusuz internettir. Hatta yukarıda belirtilen

Modern Haritalar: Nispeten yakın bir devirde hazırlanmış kaynakların, belki de epeyce bir kısmı, internette erişime ve bir kısmının hazırlanması da hala devam eden modern açıktır. Bu sebeplerden veri kaynağı tasnifinde belki de ilk haritalar, tarihi coğrafya araştırmaları açısından oldukça sırada yer alması gereken internet, yine doğası gereği önemlidir. Çünkü sadece geçmişi yeniden inşa etme sürekli değişen ve güncellenen bir ortam olduğundan, konusunda değil, bugünü anlamak açısından da araştırması araştırmacının tüm araştırma boyunca baktığı, bakmak yapılan sahanın haritalarına ihtiyaç vardır. Çok sayıda zorunda olduğu bir veri kaynağı grubu kabul edilerek istatistikten ya da yazılı belgeden üstün bir coğrafi beşinci sıraya konulmuştur.

betimleme biçimi olan haritacılığın, ülkemizde modern Geçmişteki şartlar düşünüldüğünde, günümüzde bütün haritalar olarak hazırlanıp basılması, 1911 yılında kaynaklara erişim oldukça kolaylaşmış durumdadır. 1/200.000 ölçekli topografya haritaları ile başlamaktadır. Bugün hayatımızın her alanına girmiş olan internet Dönemin Osmanlı toprakları, özellikle Anadolu ve vasıtasıyla, pek çok doğru ve hatta yanlış, taraflı ve eksik Balkanlar için hazırlanan bu haritalardan, bugünkü bilgiye bile ulaşmak mümkündür. Bazı web siteleri sınırlarımız içinde toplam 125 pafta bulunmaktadır. aracılığı ile doğrudan kitapların sayfalarında gezilebildiği

Planlar ve Krokiler: Haritalardan farklı amaçlarla ve gibi hatta kimi durumlarda bilgisayar ortamına aktarılmış farklı ölçeklerde hazırlanan planlarla, ölçeksiz yapılan arşiv belgelerine de ulaşılabilmektedir. Bu ifadelerden, krokiler de tarihi coğrafya çalışmaları açısından önemli bugün bilimsel araştırma yapmanın geçmişe kıyasla daha kaynaklar arasındadır. Özellikle şehirlerin kuruluşu ve kolay olduğu gibi bir fikir ortaya çıkarılmamalıdır. Çünkü gelişim aşamalarıyla, belli dönemlerde yapılan elbette internet sayesinde kolayca ulaşılan kaynaklar -yeni değişiklikler hakkında çizili tek kaynak plan ve başlayanlar için- bulunmaz bir fırsattır, fakat profesyonel krokilerdir. Planlardan ve krokilerden yola çıkarak, araştırmacı için bunlar kesinlikle yeterli değildir.

zamanla mahalle ve sokak adlarında yaşanan değişmeler Özellikle internet ortamında dağ gibi büyüyen bilgi ya da yenilerinin kurulması, meskenler, idari, dini, sosyal kaynakları içerisinde çok sayıda yanlış ve güvenilmez ve ticari gayelerle inşaa edilen yapılar ve dönemin teknik olanlar, bu açıdan sıkıntılıdır. Dolayısıyla internet, özellikleri hakkında bilgi sahibi olunabilir. Bugün araştırmacının işini kolaylaştırdığı gibi, geçmişle Osmanlı Arşivi’nde tasnifi yapılan belgeler arasında plan, kıyaslanamayacak kadar da zorlaştırmıştır. Çünkü proje ve krokiler bir tasnif grubu meydana getirecek kadar incelemek için ulaşılabilen eser sayısı çok büyük oranda çok sayıda bulunmaktadır. Tasnif edilen malzeme 1.099 arttığı için bu durum yapılacak işin uzamasına, sıkıcı ve adet olup, 1792-1912 yılları arasına aittir. bıktırıcı bir hale gelmesine de 128 Kaynaklar sebep

Görüntülü-sesli Kaynaklar: Eski devirlere ait ister elle olabilmektedir. Herkesin her türlü bilgiyi koyabildiği yapılsın, isterse o dönemin teknik imkanlarıyla elde internet kaynaklarını araştırmacı, kütüphane ve arşivlerden edilsin, her türlü resim ve fotoğraf görüntülü kaynak teyit etmelidir. Bunu yaparak araştırmacı, aynı zamanda malzemesi olarak değerlendirilmektedir. Dokümanter kaynak olarak kullanacağı kitapların sayfasını karıştırmış, filmler, videobantları ve CD romlar da geçmişe ışık belgeleri eline alıp dokunmuş, kütüphane ve arşivlerin tutacak kaynaklar arasında sayıldıkları için bu kategori kokusunu hissetmiş olacaktır.

içindedirler. Aynı şekilde, taş plaklar, ses kasetleri, DVD, CD’ler ve kaydedilmiş bilgiler de günümüzde sesli arşiv malzemesi olarak kabul edilmektedir.

Resimler ve Fotoğraflar: İnsanların duygularını, düşüncelerini ve gözlemlerini belirli estetik kurallar çerçevesinde kağıda yansıtılması olan resim sanatı, aynı gravür gibi, Avrupalılar tarafından üretilmiş bir kaynak türüdür. Osmanlı kültürü açısından resim sanatı, daha çok Avrupalılar’ın imgeleri üzerinden uygulama alanı bulmuştur. Osmanlı hükümdarı ve payitahtı bizlere bir yabancının bakış açısıyla sunulduğundan bu resimlere bakarken, bir yabancının pek çok şeyi yanlış anlayabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Osmanlı payitahtındaki Avrupalı sanatçıların, hem kendi kültürel önkabulleri hem de içinde bulundukları şartlar tarafından kısıtlandığı belirtilmeli, bundan dolayı da ürettikleri resimler ve çizimler daha dikkatli ve mukayeseli incelenmelidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında