Sovyetler Birliği, anlaşmazlık durumlarında taraf Giriş devletlere tavsiyelerde bulunacaktı.
1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, insanlığın o ana kadar gördüğü en büyük yıkım oldu. Bu büyük Potsdam Konferansı ve Müttefiklerin Ayrışması: felaketin ardından yeniden kurulan düzenin ana hedefi, Almanya 7 Mayıs 1945’te teslim oldu. Almanya’nın pes böyle bir trajedinin tekrar etmesini önlemekti. etmesi, uykuya terk edilen ideolojik farklılıkların uyanmasını da beraberinde getirdi. Churchill, Sovyetler Soğuk Savaş’a Doğru Birliği’nin, Orta Avrupa’ya kadar sarkıp bölgeyi siyasi Yüksek oranda nüfus kaybı, açlık, kitlesel göç, elverişsiz nüfuzu altına almasını istemiyordu. Stalin askeri sağlık koşullarından ötürü perişan hale gelmiş insanlar, başarılarının ve Sovyet halkının katlanmak zorunda tahrip olmuş şehirler ve alt yapı İkinci Dünya Savaşı’na kaldığı acıların toprak ile ödüllendirilmesini bekliyordu. katılan Avrupalı devletlerin ortak kaderi olmuştu. Savaşın Roosevelt’in ardından yeni ABD Başkanı olan Harry S. bitişini takip eden ilk yıllardaki temel öncelik, hayatta Truman’ın temel hedefi ise savaş sırasında kurulan ittifakı kalanların yaşamaya devam etmesini sağlamaktı. Her ne yaşatmaktı. Üç farklı gündeme sahip olan üç galip devlet, kadar savaşın başlarında yıkımın baş aktörü Almanya Almanya’nın Potsdam şehrinde bir araya geldi. Potsdam olmuşsa da savaş bittiğinde en hasarlı ülke Almanya’dan Konferansı’ndaki (17 Temmuz-2 Ağustos 1945) en önemli başkası değildi. gündem maddelerinden birisi Almanya’nın Nazizmden kurtarılmasıydı. Potsdam Konferansı’nın diğer önemli Aslında Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru Rusya’da gündem maddelerinden biri de İkinci Dünya Savaşı’nın Bolşevik İhtilali’nin gerçekleşmesiyle iki savaş arasındaki çıkmasına yol açan ve Nazilerin, Avrupa’daki tüm dönemde Avrupa, iki ayrı ideolojik bloğa bölünmüştü. Bu Almanları tek bayrak altında toplama (Ein Volk, Ein ideolojik ayrışma, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden Reich) idealine son vermek oldu. kurulan Avrupa’da, siyaseti ve diplomasiyi belirleyen temel faktöre dönüştü. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın Yeni Sahipleri: Amerika Birleşik Devletleri esas mücadelenin, kapitalist ve sosyalist bloklar arasında ve Sovyetler Birliği: Her iki savaştan galip çıksa da olacağı sanılıyordu. Ancak savaşın yol açtığı İngiltere’nin büyük imparatorluğunu sürdürebilmesi zor olumsuzluklar, yenik devletlerde aşırı milliyetçiliğe ve görünüyordu. Fransa, savaşın daha ilk günlerinde sahne faşist liderlerin iktidara yürümesine yol açınca iki blok dışına itilmiş ve eski günlerin anısına galiplerin masasına faşizme karşı ortak bir mücadelede birleştiler. İngiltere, kabul edilmişti. Büyük bir yıkıma uğrasa da Almanya’nın ABD ve Sovyetler Birliği, aşırı milliyetçilerin eline düşen mağlup edilmesindeki kilit aktörler arasında yer alan Almanya ve İtalya’ya karşı aynı çatı altında toplandılar. Sovyetler Birliği, Avrupa’nın ayakta kalmayı başarabilen Fakat faşizmin yenilgiye uğratılmasıyla birlikte kapitalist tek gücüydü. ABD ise tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda ve sosyalist ülkeler arasındaki çekişme, yeniden gün olduğu gibi ikinci savaştan da en az zararla kurtulan ışığına çıktı. ülkeydi. Böylece 19. yüzyılın dinamosu olan Avrupa, artık ABD ve Sovyetler Birliği’nin etkisi ve egemenliği altına İkinci Dünya Savaşı Biterken Avrupa Paylaşılıyor: ABD girmiş oldu. Almanya önce Birinci Dünya Savaşı ardından ile İngiltere, ortak hedef olarak belirledikleri Almanya’nın da İkinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Avrupa’yı geçerek yenilmesine kadar farklı blokta bulunan Sovyetler Birliği iki defa Rusya’ya hücum etmişti. Dolayısıyla Sovyetler, ile aralarındaki uyumsuzluğu pek gündeme getirmediler. Doğu Avrupa’nın bir daha muhtemel bir saldırıda ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, İngiltere Başbakanı kullanılmaması için gerekli önlemleri almak zorundaydı. Winston Churchill ve Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin, Sovyet sınırlarında bir tampon bölge kurmaktan başka düzenledikleri toplantılarla Avrupa’daki etki alanlarını çare yoktu. daha savaş devam ederken belirlemişti. Çözülememiş meseleler, daha çok Almanya ve Avusturya ile ilgiliydi. Demir Perde’nin Doğuşu: İkinci Dünya Savaşı’nın Ancak Almanya hakkındaki tartışma uzun sürmedi. sonuna doğru Sovyet lideri Josef Stalin, Doğu Avrupa Müttefikler, Yalta Konferansı’nda (4-11 Şubat 1945) bir ülkeleri ile ilgilenmeye başladı. Başlangıçta komünistler, uzlaşmaya vardılar. Barışın yeniden kurulacağı bir dünya sosyalistler ve köylü liderlerinin egemen olduğu düzeni için diğer önemli gelişme de 25 Nisan 1945 günü koalisyonlar bu ülkelerde iktidara geldi. Ancak 1949 yılı ABD’nin, San Francisco şehrinde gerçekleşmiştir. Bu itibariyle bölgede tamamen komünistlerin oluşturduğu toplantının amacı, ciddi bir rol oynamayı beceremeyen hükümetler iktidarı devraldı. Batı sınırları boyunca kendi Milletler Cemiyeti yerine daha işlevsel uluslararası bir nüfuzu altında tampon bir bölge inşa etmeyi başarsa da örgüt kurmaktı. Konferansa katılan 51 ülke temsilcisi Sovyetler Birliği’nin başka amaçları da vardı. Savaştan sonunda Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı imzaladılar. 24 tükenmiş şekilde çıkan Almanya’nın yeniden ayağa Ekim 1945’de yürürlüğe girdi. Antlaşma ile devletler, kalkamaması ve denetim altında kalması isteniyordu. birbirlerinin toprak bütünlüğü ve egemenliğine Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa’daki planlarını saldırmayacakları konusunda açık bir yükümlülük altına tamamlamaya çalışırken 5 Mart 1946’da ABD’nin Foulton giriyorlardı. Sorunlar barışçıl yollardan çözülecekti. Bu şehrinde bulunan Westminster College’da İngiltere konudaki yetkili makam ise Güvenlik Konseyi olacaktı. Başbakanı Winston Churchill, tarihe geçecek konuşmasını Konseyin beş daimi üyesi ABD, Çin, Fransa, İngiltere ve yapıyordu. Başkan Truman yanında otururken
Churchill’in ağzından şu cümleler çıkıyordu: “Baltık’ta sahipti ve hem Fransa hem de İngiltere’yi ikna etmeyi Stettin’den Adriyatik’te Trieste’ye kadar bir demir perde başardı. Yüzdeler Anlaşması; İngiltere ve Sovyetler iniyor kıtaya. Bu hattın arkasında Varşova, Berlin, Prag, Birliği’nin, Doğu Avrupa topraklarında sahip olacakları Viyana, Budapeşte, Bükreş, Sofya gibi Orta ve Doğu siyasi nüfuz oranlarını belirledi. Buna göre; Macaristan’da Avrupa’nın eski devletlerinin başkentleri uzanıyor. Bu hiç İngiltere %50, Sovyetler Birliği %50; Yugoslavya’da kuşkusuz bizim kurmaya çalıştığımız Avrupa değil.” Hiç İngiltere %50, Sovyetler Birliği %50; Yunanistan’da şüphesiz geçen zaman Churchill’in sözlerinin haklılığını İngiltere %90, Sovyetler Birliği %10; Bulgaristan’da ispat edecekti. Sovyetlerin hamlelerine karşı batılı İngiltere %25, Sovyetler Birliği %75; Romanya’da devletler, Orta ve Batı Avrupa’nın komünist etkiye İngiltere %10, Sovyetler Birliği %90 olacaktı. Ancak bu kapılmaması için çareler düşünüyordu. Temmuz-Ekim oranların, savaş sonrasında yapılacak antlaşmalarla 1946’da Paris’te düzenlenen konferans antlaşma ile değiştirilebileceği de kayıt altına alınmıştı. sonuçlandı. Galip devletlerin dışişleri bakanlarının Almanya’nın Bölünmesi ve Soğuk Savaş’ın oluşturduğu Müttefik Konseyi, antlaşma şartlarını adeta Derinleşmesi: İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru dikte etti ve beş küçük devlet hiç itiraz etmeden bir takım Sovyetler Birliği’nin, Doğu Avrupa ülkelerini etkisi altına toprak kayıplarına razı oldular. Savaştan galip çıkan almaya dönük girişimlerine savaşın bitmesiyle ABD, taraflar, barış şartlarını görüşmeye başlamadan önce ekonomik mücadeleyle cevap vermeye çalıştı. Bu anlamda Yunanistan’da Mayıs 1946’da iç savaş başladı. 1947 batılı devletler, işgal altında tuttukları Alman yılının başı itibariyle komünistler Yunanistan’da zafere topraklarında endüstriyi yeniden canlandırmaya çalıştılar. yakın taraf gibi duruyordu. Ayrıca Yunanistan’ın yanı sıra Bu girişime Stalin’in cevabı, Batı Berlin’e Batı Türkiye de açık bir Sovyet tehdidi ile karşı karşıya Almanya’dan gelen yolu kapatmak oldu. Mayıs 1949’da kalmıştı. Her iki ülke de Ege Denizi ve Boğazlar açısından Stalin ablukayı kaldırmaya karar verdi. ABD ile Sovyetler hayati konuma sahiptiler ve 19. yüzyılda Rusya’ya Birliği’nin restleşmesi, Soğuk Savaş’ın askeri bir içerik yapıldığı gibi şimdi de Sovyetler Birliği’nin sıcak kazanmasını da hızlandırdı. Bu gelişme, Almanya’dan denizlere inmesi engellenmeliydi. İngiltere’nin bu çağrısı duyulan korkuyu azaltırken asıl tehdidin Sovyetler Birliği cevapsız kalmadı ve ABD’nin yeni Başkanı Truman, Mart olduğunu da ortaya çıkardı. 1948 yılının başlarında 1947’de Kongre’ye hitaben yaptığı konuşmada içeriden İngiltere, Fransa ve Benelüks ülkeleri, ortak savunma veya dışarıdan tehdit altında kalan hür ülkelerin ABD paktı olan Batı Avrupa Birliği’ni (BAB) kurmak amacıyla tarafından desteklenmesi gerektiğini ilan etti. Bu teklif Brüksel Antlaşması’nı imzaladılar. Ancak Sovyet tehdidi tarihteki yerini Truman Doktrini olarak alacaktır. karşısında bu birliğin herhangi bir anlamı yoktu. 11 Sovyetler Birliği’ne göre Truman Doktrini, ABD’nin Haziran 1948’de yapılan Kongre de Vanderberg kararları savaş kışkırtıcılığı yaptığının ispatıydı. ABD Dışişleri kabul edildi. Böylece ABD, Monroe Doktrini’nden (1823) Bakanı George Marshall, Orta ve Doğu Avrupa’nın, Kızıl beri izlediği karışmazlık politikasını terk ediyordu. Ordu tarafından işgal edilme tehlikesi ile karşı karşıya Monroe Doktrini, ABD Başkanı James Monroe’nun olduğunu vurguladı. Marshall’ın sözleri, mümkün olan en (1817-1825) adıyla anılan yalnızcılık anlayışına dayalı dış kısa sürede bu bölgeleri kalkındırmak için başlatılacak politika stratejisidir. Daha sonra ABD’nin girişimi ile 4 olan kapsamlı ekonomik programın habercisiydi Mart Nisan 1949’da İtalya, Danimarka, Norveç, Portekiz, 1948’de başlayan ve 1951 yılının sonuna kadar devam İzlanda, ABD ve Kanada BAB’a katılarak Batı askeri eden bu program Marshall Planı olarak anıldı. Marshall ittifakını genişlettiler ve NATO’yu kurdular. Planı, Stalin’in de hızlanmasına yol açtı ve 1947’de Cominform (Communist Information Bureau) kuruldu. Bu Sovyet tehdidine karşı NATO’nun kurulması, aslında örgüt, Marshall Planı’na karşı bir girişim gibi dünyanın iki farklı blok arasında bölündüğünü değerlendirilse de asıl amaç, Doğu Avrupa başta olmak gösteriyordu. Avrupa, birbirine rakip iki büyük veya süper üzere Avrupa’nın tamamında yer alan komünist partiler gücün etrafında toplandığı siyasi kamplara ayrılmıştı. üzerindeki Sovyet etkisi ve denetimini artırmaktan ibaretti. Nitekim bu iki parçalı görüntü 1949 yılında resmileşti ve batılı müttefikler başkenti Bonn olan Federal Almanya İkinci Dünya Savaşı’nın Ağır Yükü: Almanya Cumhuriyeti’ni (Batı Almanya) kurdular. (23 Mayıs 1949) Sorunu Sovyetler Birliği’nin cevabı 7 Ekim 1949’da Demokratik
İngiltere Başbakanı Churchill ile Sovyet lideri Stalin, daha Alman Cumhuriyeti’nin (Doğu Almanya) kurulması savaş devam ederken 1944 yılında Moskova’da buluşarak şeklinde oldu. Doğu Almanya, diğer Doğu Avrupa Doğu Avrupa ülkelerinin kaderini belirledikleri Yüzdeler ülkelerinde olduğu gibi bir halk cumhuriyeti ile tanışırken Anlaşması’nı imzalamışlardı. Ancak Almanya’nın Batı Almanya’da demokratik bir döneme girildi. Federal geleceğine karar verilmemişti. Stalin, uygulanacak Almanya Cumhuriyeti, 1954 yılında egemenlik ve yaptırımlarla Almanya’nın, uzun süre ayağa bağımsızlığını bütünüyle kazandı. Batı Almanya, 9 Mayıs kalkamamasını istiyor ve bu konuda acı tecrübelere sahip 1955’de NATO üyesi yapıldı. Bu üyelik en çok Sovyetler Fransa da benzer bir yol izlenmesini talep ediyordu. Birliği’ni rahatsız etti. Nitekim Sovyetler Birliği’nin buna İngiltere ise Avrupa devletler sistemi açısından cevabı, 14 Mayıs 1955 tarihinde Varşova Paktı’nı kurmak Almanya’nın önemine işaret etmekteydi. ABD, bu konuda oldu. Pakta üye olan Sovyetler Birliği, Polonya, Sovyetler Birliği’nden tamamen farklı bir düşünceye Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Bulgaristan ve
Arnavutluk, karşılıklı savunma sorumluluğu içeren bir ayrılmıştı. Avrupa ekonomisinin bütünleşmesine dönük işbirliğine gideceklerdi. Varşova Paktı, Sovyetler Birliği, ısrar, gerçekçi bir sebebe de dayanmaktaydı. Hem Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya ve Schuman hem de Monnet, kıta barışı ile Almanya ve Bulgaristan arasında 8 Ocak 1949’da kurulan ekonomik Fransa arasındaki uyumun yakından ilişkili olduğunu işbirliği örgütü Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma bilmekteydiler. Böylece iki ülke ekonomik olarak Konseyi’nin tamamlayıcı parçası oldu. bütünleşirse gelecekteki bir savaş tehlikesi de ortadan kalkmış olacaktı. Hedefleri, bu iki ülkenin tek başlarına Birleşik Almanya’ya Veda: Berlin Duvarı’nın İnşası: bir savaşı yürütmesine yardım edecek kaynakları kontrol Almanya’nın, iki ayrı devlete bölünmesi rakip bloklar altına almaktı. Bu anlamda savaşın alt yapısı anlamına arasındaki tansiyonu azaltmadığı gibi özellikle Berlin, gelen ağır sanayi ve savaş endüstrisi ilk hedefleri oldu. Bu Sovyetler ile Batı bloku arasındaki temel sorun olmaya fikirden hareketle Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu devam etti. Moskova, 27 Kasım 1958 günü ABD, İngiltere Schuman Planı’nın ilk meyvesi oldu. Nisan 1951 tarihli ve Fransa’ya birer nota vererek savaşın yıllar önce kuruluş antlaşmasında Fransa, Almanya, İtalya ve bitmesine rağmen bu ülkelerin Batı Berlin’de asker Benelüks devletlerinin imzası bulunuyordu. Aslında temel bulundurmaya devam etmelerinin Doğu Almanya’nın amaç, bir Fransa-Almanya savaşı ihtimalini ortadan güvenliğine açık bir tehdit olduğunu ilân etti. Moskova, kaldırmaktı. 25 Mart 1957’de AKÇT üyeleri Avrupa Batı Berlin’deki müttefik güçlerin çıkmasını yalnızca Ekonomik Topluluğu’nu kuran Roma Antlaşması’nı askerî kaygılarla istemiyordu. Giderek artan zenginliği ve imzaladılar. İmzacı devletlerin amacı, üye ülkeler arasında refahı ile bölge, komünizmin ortasında çekici bir merkeze ortak pazar ve gümrük birliği kurmaktı. İngiltere, dönüşmüştü. Nitekim pek çok meslek sahibi Doğu Alman AKTÇ’ye de AET’ye de katılmamıştı. İngilizler, 12 Ocak vatandaşı ya Batı Almanya’ya geçiyor ya da burayı 1960’da Avrupa Serbest Ticaret Birliği’nin kurulmasına kullanarak ABD veya Kanada gibi ülkelere kaçmaya öncülük ettiler. Örgütün temel amacı, üye ülkeler çalışıyordu. Kısacası Berlin, Demir Perde’nin bağrına Danimarka, Norveç, İsveç, Avusturya, İsviçre ve Portekiz saplanmış bir hançer gibiydi ve böyle giderse işçi arasındaki ticaret duvarlarını kaldırmaktı. 1968 yılına cennetinde işçi bulunamaz hale gelecekti. Bu soruna çare gelindiğinde temel hedef olarak belirlenen üye ülkeler bulmak amacıyla Doğu Almanya Devlet Başkanı Walter arasında sanayi malları, demir, kömür ve tarım ürünleri Ulbricht, 1961 yılı başlarından itibaren çözüm arayışı üzerindeki iç kısıtlamalar ve gümrükler kaldırılmıştı. içine girdi ve Sovyet liderlerini zora başvurma konusunda ikna etti. Batı Berlin’in etrafına önce tel örgü ardından da De Gaulle’ün Avrupa Hayali: İkinci Dünya Savaşı’nın duvar örülmesi planlanıyordu. Her ne kadar Ulbricht, 15 ardından her geçen gün biraz daha toparlanan Avrupa’da Haziran 1961’de uluslararası basına böyle bir planları önce Fransa sonra da Almanya başrol oynamayı olmadığını söylese de Ağustos 1961’de Batı Berlin’in istemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sırasında sürgündeki etrafının önce tel örgülerle sonra da bir duvarla çevrilmesi Fransız hükümetinin liderliğini yapmış olan Charles de kararı verildi. Gaulle, Fransız dış politikasının ABD’den bağımsız olması gerektiğini öne sürmüştür. De Gaulle, savaş Parçalanmış Avrupa’da Güvenlik sonrasındaki siyasi çekişmeler sebebiyle istifa etmiştir.
1950’li yılların başlarından itibaren ikinci savaşın asıl Ancak Cezayir Bağımsızlık Savaşı (1954-1962) sebebiyle galipleri olan ABD ve Sovyetler Birliği etrafında pek çok 1958 yılında yeniden göreve davet edilmiştir. devlet çevrelenmiş ve böylece hem Avrupa hem de Almanya iki ayrı güç bölgesine bölünmüştü. Bundan sonra De Gaulle, iki kutuplu dünyanın, Avrupa’nın istikrar ve tarafların temel hedefi, sahip oldukları bölgelerin güvenliği açısından olumsuz olduğu fikrindeydi. Çünkü güvenliğini sağlamaktı. Birleşik Avrupa fikri, NATO’nun ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin rengi, varlığı ve Doğu Bloku’nun yol açtığı tehdit sayesinde yalnızca Fransa’nın değil diğer devletlerin de politikasını adım adım hayata geçirildi. belirliyordu. De Gaulle, 23 Kasım 1959’da Atlantik’ten Urallar’a kadar Avrupa diyor ve 1963 yılında Almanya ile Avrupa’yı Bütünleştirme Arayışları: İkinci Dünya bir dostluk antlaşması imzalıyordu. Böylece hayal ettiği Savaşı’nın hemen sonrasında Orta ve Batı Avrupa ülkeleri Avrupa bütünleşmesi için tarihi bir adım atıyordu. De arasındaki işbirliğini artıracak pek çok anlaşma ve kurum Gaulle, İngiltere’ye derin bir güvensizlik beslemekteydi. hayata geçirildi. Mesela 1948 yılında Avrupa Ekonomik De Gaulle, İngiltere’nin, ABD ile olan ilişkilerine de hep İşbirliği Örgütü kurulurken aynı yıl Brüksel Antlaşması da şüphe ile bakmış ve bu ülkeyi ABD’nin, Avrupa’daki imzalandı. Bir yıl sonra ise bir danışma meclisine de sahip çıkarları için kullandığı bir araç olarak gördüğünü açıkça olan Avrupa Konseyi oluşturuldu. Ancak ABD’nin söylemişti. Nitekim AKÇT ve AET’nin dışında kalmayı desteğine ihtiyaç duyulduğu için bu kurumların başarısı tercih eden ama zamanla bu tercihinden pişmanlık duyarak sınırlı düzeyde kaldı. Fransa, Almanya ve Benelüks AET’ye üye olma arzusu gösteren İngiltere’nin üyeliği devletleri, ABD benzeri federal bir Avrupa isterken 1962 ve 1968’de De Gaulle tarafından iki defa geri İngiltere ve İskandinav ülkeleri Birleşmiş Milletler’e çevrilmişti. Nitekim 1969’da siyasetten ayrıldıktan sonra benzeyen daha gevşek bir konfederasyondan yanaydı. İngiltere’ye dönük veto kaldırıldı ve İngiltere, 1973’te Dolayısıyla daha 1950 yılı itibariyle adı geçen devletler, AET üyesi oldu. Avrupa Birliği’ni isteyenler ve istemeyenler olarak ikiye
Çelik Yiyiciler Başta Stalin olmak üzere Sovyet devlet ekonomik ve kültürel işbirliği ve insan haklarının adamlarından muazzam miktarda askerî ve ihtiyaçtan fazla korunması doğrultusunda taahhütlerde bulundular. Helsinki ağır sanayi üretimini önceleyenlere verilen addır. Bu Anlaşmaları’nın Soğuk Savaş’ın bitirilmesindeki en önemli üretim yapılırken temel gıda ve tüketim maddelerinin katkısının zamanla insan hakları konusundaki III. Sepet üretilmesinde aynı hassasiyet gösterilmediği ve hatta olduğu anlaşıldı. Nitekim Sovyet baskısına karşı mücadele bunların sağlanmasında sıkıntılar yaşandığı için bu eden Doğu Avrupalı reformcular 1975 yılından itibaren III. tanımlama yapılmıştır. Sepet’ten fazlasıyla yararlandılar. Çekoslovakya’da Vaclav Havel ve Polonya’da Lech Valesa, bu kapsamdaki Bloklar Arası Yumuşama ve Soğuk Savaşın Sona hükümleri kullanarak sadece Sovyet egemenliğinin etkisini Ermesi kırmadılar, aynı zamanda ülkelerindeki komünist rejimleri
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa, Sovyetler Birliği de ortadan kaldırdılar. Başlayan bu yeni süreç ise Doğu ve ABD arasında iki farklı gruba ayrılmış ve Soğuk Bloku’nun çöküşünü hızlandırdı. Savaş’ın temelleri atılmıştı. Stalin’in, 5 Mart 1953’de Sovyetler Birliği’nin Çökmesi ve Soğuk Savaş’ın Sona ölmesiyle birlikte yeni bir döneme giriliyordu. Stalin’in Ermesi: Soğuk Savaş yılları boyunca Sovyet yönetimi, ölümünden sadece birkaç ay sonra Haziran 1953’te hem ekonomik, politik ve sosyal dokuyu korumaya çalıştı. Çekoslovakya hem de Doğu Almanya ayaklandı. Stalin’e Ayrıca giderek eskiyen ve verimsiz hale gelen teknolojik alt direnmeyi başaran tek ismin Yugoslavya’nın lideri Josip yapısıyla silahlanma ve uzay çalışmalarında ABD ile Broz Tito (18921980) olduğu belirtilmelidir. Yugoslavya ile rekabet etmeye çalıştı. Diğer taraftan siyasî nüfuzu, çok Sovyetler Birliği arasında siyasi çekişmenin yanı sıra geniş bir alana yayılmıştı. Sovyetler Birliği’nin böylesi ağır ekonomi politikalarında da ciddi bir uyumsuzluk vardı. bir yükün altından kalkması çok zordu. Çünkü rekabet Stalin, Yugoslavya’nın bir tarım ülkesi olarak kalması ve içinde olduğu bloğun aksine Sovyetler Birliği yaşamaya SSCB’ye tarım ürünleri yetiştirmesini isterken Tito devam etmesini sağlayacak dinamizmden yoksundu. 1975 sanayileşmiş bir ülke istiyordu. Ayrıca Stalin’in uyarısına yılından sonra iki büyük devlet açısından Avrupa’da bir rağmen Tito, 1946 yılındaki iç savaşta Yunan istikrar dönemi başladı. Ocak 1981’de eski bir sinema komünistlerine destek vermişti. Stalin’in, 1953 yılında oyuncusu olan Ronald Reagan ABD Başkanı oldu. Reagan, ölmesinin ardından Sovyetler Birliği’nde uzun sayılabilecek rakibinin stratejik üstünlüğüne zarar verecek bir silahlanma bir iktidar mücadelesi başladı. Komünist önderler Stalinciler programını da uygulamaya koymuştu. 1985 yılında ve daha yumuşak bir diktatörlüğü savunan reformcular Sovyetler Birliği’nin yeni önderi Mihail Gorbaçov oldu. şeklinde iki farklı kampa bölünüyordu. Kruşçev’in varlığı, Gorbaçov, içerideki sıkıntıları bildiği için ABD’nin meydan reformcuları daha şanslı hale getirmekteydi. Sovyetlerin okumasına perestroyka (yeniden yapılanma) ve glasnost yeni lideri Kruşçev, Komünist Parti’nin 20. Kongresi’nde (açıklık) ile karşılık vermeyi tercih etti. Sovyet yurttaşlarına Stalin karşıtı söyleminin yanı sıra kapitalist ve sosyalist bağışlanan özgürlükler çok geçmeden denetimden çıktı. blokların yan yana var olabileceklerini de ilân etti. Her ne Evvela Baltık bölgesindeki Sovyet cumhuriyetleri Estonya, kadar Kruşçev, ılımlı mesajlar verse de Batı Bloku Letonya ve Litvanya ayrılmak istediler. Ağustos 1991’de açısından değişen bir şey olmadı. 1957 yılında Sovyetler gidişattan memnun olmayan komünistler bir darbeye Birliği, uzayda bir uyduyu yörüngeye yerleştirmişti. teşebbüs ettiler. 9 Aralık 1991’de de Rus, Ukrayna ve Böylece ABD’nin hava üstünlüğüne son vermişti. Beyaz Rusya Cumhuriyetlerinin liderleri bir araya gelerek Küba Füze Krizi ve Yumuşama Sürecinin Başlaması: Sovyetler Birliği’nin dağıldığını ve yerine daha gevşek ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ana rakibi olarak yapılı Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulduğunu ilân gördüğü Sovyetler Birliği’ni yakından izlemek için U-2 ettiler. 25 Aralık 1991 günü ise Gorbaçov, televizyondan casus uçaklarını devreye sokmuştu. Buna karşın Sovyetler artık tarihe karışmış bir ülkenin başkanı olarak istifasını Birliği de Florida eyaletine oldukça yakın mesafedeki sundu. Sovyetler Birliği Reagan döneminin hemen ertesinde Küba’ya balistik füzeler yerleştirdi. İşin ilginç tarafı, çöktü. Ancak Gorbaçov ve Reagan, 1986 yılında İzlanda’da Sovyetlerin bu eyleminden ABD haberdar olmamıştı. buluştuklarında her ikisinin de nükleer silahların olmadığı Bunu öğrendiği andan itibaren ABD ile Sovyetler arasında bir dünya istedikleri anlaşıldı. Bu anlayış birliği, Soğuk nükleer bir kriz çıktı (16-28 Ekim 1962). Dünya açık bir Savaş’ın her iki süper güç tarafından da bitirilmek nükleer savaş tehdidi altına girmişti. Kriz, NATO’ya üye istendiğini gösteren en önemli işarettir. Reykjavik (1986) ve Avrupa devletleri ve tabii ki Türkiye açısından da uyarıcı Washington (1987) zirveleri ile Soğuk Savaş, fiilen sona özellikler barındırıyordu. NATO üyeleri, kendilerini eriyordu. Son adım ise ABD Başkanı George H. W. Bush ilgilendirecek bir tehlike halinde ABD’nin, müttefiklerinin ile Mihail Gorbaçov arasında Aralık 1989’da fikrini sormadan güvenliklerini kolayca feda edebileceğini gerçekleştirilen Malta zirvesinde atıldı. Soğuk Savaş’ın göstermişti. sona erdiği resmen ilân edildikten sonra Paris’te Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’nın (AGİK) zirve Batı Almanya’nın Yeni Doğu Politikası ve Blokların toplantısı düzenlendi. Bu zirvede iki blok arasındaki Uzlaşma Çabaları: 1975 yılında NATO üyesi 16 devlet, rekabetin sona erdiği tekrarlanmış ve bölünmüş Avrupa’nın Varşova Paktı’na üye yedi ülke ve herhangi bir ittifakın tamamen tarihe karışması yönünde hayati bir aşama içinde bulunmayan 12 devlet, Finlandiya’nın başkenti geçilmiştir. Helsinki’de buluştular. Bu toplantılarda taraflar barış,