TAR221U-TÜRK MİTOLOJİSİ
Ünite 5: Eski Türk İnanışlarında Kamlık Kültürü
Giriş
Türklerin eski dönemlerinden itibaren bir dinî inancın var olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda araştırmacıların büyük çoğunluğu iki kavram etrafında toplanmaktadır. Bunlardan biri Kök Tengri (GökTanrı) inancı, diğeri de Şamanizmdir. Bu ünitede de eski Türk inancı içerisinde yer edinen kamlık kültürü, bu kültürle ilgili inanış ve uygulamalar aktarılmaya çalışılmıştır.
Türklerde Kamanizm/Şamanizm
Kamizm kelimesinin kökeni Türklerin “kâhin, büyücü, tabip, âlim, bilgiç” gibi anlamlarda kullandığı Türkçe “kam” sözcüğü ile ilgilidir. Tarihî kaynaklar kam kelimesinin daha çok Altay bölgesi Türkleri tarafından kullanıldığını göstermektedir. Kelimenin Hunlar (ata kam ünvanıyla), Uygurlar ve Macarlar tarafından da kullanılmış olması Türk dünyasında yaygın olduğunu göstermektedir. Kazak ve Kırgızlar ise kam sözcüğü yerine “baksı”, Karluklar da “sagun” kelimesini kullanmışlardır. Abdülkadir İnan, Türk Şamanizminde ruhlarla hâlen hayatta olan insanlar arasında iletişim kurma kabiliyetine sahip olanlara, çeşitli tören ve ritüelleri gerçekleştiren kişilere “kam” denildiğini ifade etmektedir (İnan, 1986).
Tuva Türklerinin inancında Ötügen’in “kam nami” adında bir sahibi bulunmaktadır (Beydili, 2005). Budist dinî öğreti ve düşünceleri yaymak amacıyla Eski Uygur Türkçesi ile kaleme alınan Sekiz Yükmek adlı eserdeki “Şeytanlara ve kamlara tapan canlılar çok tanrım” şeklindeki anlatıma göre kamların insanüstü özelliklere sahip varlıklar olduğunu ifade etmek mümkündür (Şen, 2017). Kamın sıradan kişiler olmadıklarına dair anlatım başka kaynaklarda da söz konusudur. Bu çerçevede Papalık temsilcisi olarak 13. yüzyıl ortalarında Moğollara gönderilen Carpini’nin notlarına bakılabilir. Carpini, Moğolların sihir ve efsun yoluyla yakardıkları bir tanrılarından söz ederek Kumanların da bu tanrıya kam adını verdiklerini ifade etmektedir (Beydili, 2005). Kam kelimesinin yaygın olarak bilinen anlamlarından biri hekim yahut tabiptir. Ancak bazı kaynaklarda bilinenin aksine bu anlamından farklı bir yeri olduğu da anlaşılmaktadır. Örneğin, Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde kam kelimesi daha çok hastalıkların tedavi edilmesinde hekimlerle birlikte hareket eden kişi olarak geçmektedir. Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügat-it-Türk’ünde de kam kelimesi şamanla birlikte kullanılmakta “efsuncu, kâhin” anlamlarında yer almaktadır (DLT, I-III: 2006).
Başta Soğdlular olmak üzere Türklere komşu halklar tarafından kam sözcüğüne karşılık olarak kullanılan “şaman” kelimesi ise Türkçe olmayıp “rahip” anlamında Sanskritçe bir kelimedir. Kelimenin Tunguzca olduğunu iddia edenler de söz konusu olmakla birlikte dilbilimciler tarafından bu yaklaşım oldukça zayıf kabul edilmektedir. Ancak zaman içerisinde kelimenin Tunguzcaya geçtiği bilinmektedir. İlk kez Rus elçisi olarak 17. yüzyılın sonlarında Çin’e giden E. İsbrand ve A. Brand’ın gördüklerini anlatan seyahatnamelerinde şaman sözcüğüne rastlanmaktadır. Bu
seyahatnamede “rahip, sihirbaz” anlamlarında kullandıkları şaman kelimesini Avrupa’ya da tanıtmışlardır. 20. yüzyılın başlarıyla büyük bir hız kazanan Türklük bilimi araştırmalarında da hem Avrupa’da hem Rusya’da şaman kavramı sıklıkla kullanılmıştır. Bu durum Eski Türkçede kullanılmayan şaman kelimesinin Çağdaş Türk lehçelerinde de karşımıza çıkmasına yol açmıştır (Şen, 2019).
Şamanizm/Kamizm belirli bir dinin adı olmaktan ziyade kendi kültür çevresinde çeşitli pratikleri ve felsefesi olan bir olgudur. Şamanlar, insanları tabiatla barışık hâlde yaşamaya çağıran, bu nedenle insana çevresini tahrip etmemeyi öğütleyen kişidir. Bunu yaparken bazen otacı gibi tedavi eden, ruhlarla iletişim kurabilen, çeşitli ritüellere liderlik eden bir karakterdir. Kimi araştırmacılar şamanın bir dünya görüşünün olması, kozmogonik unsurları barındırması, kendine özgü bir merasim ve ritüelleri barındırması, şamanın özel statüsünün olması gibi çeşitli gerekçelerle Şamanizm’i bir din olarak izah etmeye çalışmaktadır. Ancak Şamanlıkla ilgili çalışmalarıyla tanınan Fuzuli Bayat’a göre şamanın sahip olduğu bu ve benzeri özellikler nedeniyle Şamanizm’in bir din olarak kabul edilmemesi gerekir (2021); zira her kültür içerisinde buna benzer uygulamalar söz konusudur. Şamanizm, felsefi pratik bir akım olarak Türk kültüründe yer almaktadır. Bu nedenle şamanlık kendi felsefi ve pratikleri doğrultusunda inançları etkilemiş ve şekillendirmiştir.
Kam Olma Süreci
Kimlerin, nasıl kam olabildiği ile ilgili çeşitli çalışmalar yapanların vardığı ortak kanaatlerden biri herkesin kam olabilmesinin pek mümkün olmadığıdır. Neticede kam olacak kişi üç temel şekilde bu görevi alabilmektedir (Bayat, 2021):
1. En yaygın olarak bilinen usullerden biri soy yani akrabalık yoluyla kam olabilmektir. Yani kam olacak kişinin ailesinde kam olan bir kişi olmalıdır. Bu kişi baba soyuna dayalı bir kişi olduğu gibi annenin soyundan da geçebilmektedir. Soy yoluyla bir kişinin kam olabilmesi için bu görevi ailede yerine getiren ecdattan kişinin kamlık görevi için bir kişiyi seçmiş olması gerekmektedir. O hâlde bu uygulamada kam olacak kişi seçilmiş kişidir denilebilir. 2. Bir diğer uygulamada ise kam olacak kişinin soyunda bu görevi yapan herhangi birinin olmamasına rağmen ruhlar tarafından bu göreve seçilmiş olmasıdır. Dolayısıyla burada kam olmak için bir soy ilişkisinin şart olmaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Ancak “seçilmişlik” yine önemli bir ilke olarak karşımıza çıkmaktadır. 3. Kişinin kendisinin kamlığı tercih etmesi ve bununla ilgili gereklilikleri öğrenmeye çalışması sonucu kam olabilmek mümkündür. Bu uygulamanın diğer ikisinden farkı seçilmişlik hususunun olmamasıdır. Burada kişi bu yolu kendisi seçmiştir. Ancak bu durumda da kamlıkla ilgili uygulama ve gerekliliklerin öğrenilmesi için belirli bir sürecin geçirilmesi gerektiği açıktır.
Kam olacak kişiye bu görevin gelişi bir hastalık süreci ile ifade edilmektedir. Kamın terbiye veya eğitim aldığı bir soy ağacına ihtiyaç vardır. Kam adayının bulunduğu yerden uzak bir mekâna götürülmesi ile gerçekleşen âdeta yeniden dirilme olarak nitelendirilebilecek bir süreç söz konusudur. Götürülecek mekân bir kutsal kabul edilen bir orman, tepe veya dağ başı olabilmektedir. Yaşlı bir kam tarafından aday kama bu işin öğretildiği bir süreç de söz konusudur. Buna da “upuyuu süreci” adı verilmektedir. Kam adayı kendisine verilecek bu görevi bir çağrı ile aldıktan sonra oldukça zor bir süreç yaşamaya başlar. Bu zorlu süreçte azap ve ağrı çeker, âdeta bu görevi zorla kabul eder. Eğer görev geri çevrilecek olursa kişi aklını yitirebilir.
Kam olacak kişiyi bedensel olarak diğer insanlardan ayıran özellikler de söz konusudur. Bu bağlamda kam adaylarının vücudunun genellikle iki temel farklılığı söz konusudur. Bunlar adına “oybon” denilen vücuttaki özel bir delik ile karın bölgesinde bulunan ve adına “kieli” denilen karın veya rahim anlamındaki özel bir yerdir (Bayat, 2021).
Oybon deliği üzeri zar gibi bir deri ile kaplıdır. Bu zar kamın kendisi tarafından açılmaktadır. Bu deliğe sahip olan kamlar gerçekten bu işi yapabilenlerdir. Eğer bir kam bu deliğe sahip değilse insanları kandıran biri olarak değerlendirilmektedir. Kamlarda oybon deliği bir tane olabildiği gibi başında, göğsünde, koltuk altında, belinde ve ayaklarında olmak üzere dokuz tane de olabilmektedir. Oybon deliği fazla olanlar en önemli olarak görü- lenlerdendir.
Karın ve rahim anlamlarında kullanılan kieli de göbekte bulunan özel bir yer olup kamlar buradan kötü ruhları çekip alabildiğine, kişiyle görüşmesini sağlamak için bazı ruhları da buradan içeriye saldığına inanılmaktadır. Kieli bölgesine sahip olan kamlar özellikle hastalıkları tedavi edebilmede oldukça yetenekli kabul edilmektedirler (Popov, 2017).
Kamın Görevleri
Kamlar sahip oldukları özellikler nedeniyle toplumda kıymet verilen kişilerdir. Türkiye’nin önde gelen Türkologlarından Fuad Köprülü’ye göre kamlar hekimlik, sihirbazlık, musikişinaslık, rakkaslık gibi pek çok özelliği bünyesinde barındıran özel ve toplumun saygı duyduğu insanlardır (Köprülü, 2014). Kamların işlevleri görmek, anlamak ve iletmek üzerine yoğunlaşmıştır. Çünkü kamlar ölüm sonrasındaki dünyanın (öteki dünya) bu dünyadaki temsilcileridir.
Kamların icracı olarak görülmesi de yerine getirmekle yükümlü oldukları görevler nedeniyledir. Bu görevler şöyle sınıflandırılmıştır: Din adamı görevi, hekimlik görevi, gelecekten haber verme görevi.
Kamın Ritüelde Kullandığı Eşyalar
Hekimlik, din adamı, gelecekten haber verme gibi çeşitli görevler ifa eden kamlar, bu görevlerini gerçekleştirirken görünmeyen birtakım güçlerle iletişim hâlinde olurlar. Yer altı ve yer üstü ruhları olarak ikiye ayrılan ve sıradan insanların iletişim kuramadıkları bu varlıklarla kamlar
arasında iletişimi kuvvetlendirecek, kamları hedefledikleri sonuca ulaştıracak bazı yardımcı nesneler söz konusudur. Kamlar gerçekleştirdikleri ritüeller sırasında bu eşyalardan güç alırlar. Söz konusu eşyaların büyük bir kısmı kamın kıyafetinde bulunmaktadır: Manyak, başlık, davul ve tokmaklar, saçaklar, çıngıraklar ve çanlar, maskeler, aynalar.
Manyak
Altay bölgesi kamlarının ritüel sırasında kullandığı elbise veya cübbeye bir bütün olarak “manyak” adı verilmektedir. Ancak kamlar hemen bu elbiseyi giyme hakkına sahip değillerdir. Acemilik süreci atlatıldıktan sonra kamın elbisesi yapılmaktadır.
Kamlar kıyafetlerini çıplak bedenlerine giymektedirler. Kıyafetlerin temizlenmesinde ateş kullanılmaktadır. Çünkü Türk kültüründe ateşin temizleyicilik özelliği bulunmaktadır. Yapımı tamamlanan kıyafetler ateşe tutulur. Aynı şekilde kamın gerçekleştirdiği ritüel tamamlandığında kıyafet ateşe tutularak temizlenmiş sayılır (Solak Sağlam, 2014). Elbiseler genellikle saçaklı, işlemeli, üzerinde çeşitli nesneler (insan iskeletine benzeyen çeşitli parçalar, puhu kuşu, baykuş veya kartal tüylerinden “ülbrek” adı verilen demetler, demir parçalar) barındıran biçimdedir. Kıyafet üzerinde bulunan işlemelerdeki figürlerin büyük çoğunluğu hayvanlardan oluşur. Geyik, kuş, balık, ayı gibi semboller veya gökteki cisimlerin işlemeleri söz konusudur.
Başlık
Başlıklarda kama yardımcı olacak ruhları temsil eden kuş, geyik, ayı gibi daha çok hayvan sembolleri yer almaktadır. Örneğin, Altay bölgesindeki kam başlıklarında daha çok kuş motiflerinin kullanıldığı görülmektedir. Ata ruhu kuş olan bir kamın başlığında da kuş tüyleri bulunur. Tüyü kullanılan kuşlar daha çok puhu kuşu, baykuş, kartal gibi hayvanlardır. Yine başlığın alt taraflarına doğru çeşitli saçaklar ve parıltılı unsurlar dikilerek bir nevi kuş görünümü sağlanmış olur. Pençe, kemik, tüy, boynuz gibi başlıkta yer alan ve ata ruhuyla ilişkili bu unsurların bazen kendileri, bazen de bunları sembolize edecek desenleri başlıklarda yer almaktadır. Bazı başlıklarda da insan yüzünü resmedecek şekilde desenlerin oluşturulduğu bilinmektedir. Ayrıca boynuzların yer aldığı başlıkların varlığı da söz konusudur.
Davul ve Tokmaklar
Kamların kullandıkları davullar Moğolca kökenli bir sözcük olarak ifade edilen “tünür” veya “tüngür” olarak ifade edilmektedir. Davul hazırlandıktan sonra kamlar çeşitli dualar okuyarak ve ardıç ağacından elde edilen çalıları yakarak dumanıyla davulu tütsülerler. Ayrıca üzerine içecek serpmek suretiyle de bu ritüel tamamlanmış olur ve bundan sonra davullar törenlere kullanılabilir hâle gelmiş sayılır.
Genellikle kam davulları yukarı, orta ve aşağı olmak üzere üç dünyayı tasvir etmektedir. Çünkü bu anlayışta kamlar evrenin üç ana katmanı olduğunu düşünmekte ve kendileri
de bu üç katman arasında yolculuk ederek ritüellerini gerçekleştirmektedir. Yine davul üzerinde dört bir tarafa hâkimiyeti simgeleyecek şekilde dört ana yön de bir şekilde tasvir edilmektedir. Davulun üzerindeki çizimler de yine bu üç katmanlı evren anlayışında karşılaşılabilecek çeşitli türden havada, karada ve su altında yaşayabilen hayvanlar, mücadele veya savaş sahneleri, güneş, ay ve yıldızlardan oluşmaktadır. Bütün bunların bir ruhu olduğuna inanılmakta ve kama ritüeli sırasında destek olmaktadır.
Davula vurulan tokmak ise Türkçe “çal” kökünden türetilmiş “çaluu” şeklinde adlandırılmaktadır. Tokmak davuldan çıkan ana sesi sağladığı için davuldan ayrı düşünülebilecek bir unsur değildir. Tokmağın üretim malzemesi de bölgelere göre değişkenlik göstermektedir. Ancak en sık kullanılan malzemelerden biri kayın ağacıdır ki bunun örneklerine de Altay bölgesi kam davullarında sıkça karşılaşılmaktadır.
Tokmaklar da tıpkı davul gibi ayin sırasında kama bulunduğu dünyada yardımcı olmaktadır. Örneğin; kam ayin sırasında bir nehri geçiyorsa davul onu karşıya geçirecek bir kayık, tokmak ise kürek rolünü üstlenmiş sayılır. Böylelikle kamların gerçekleştirdikleri eylem başarıyla sonuçlanabilecektir. Kamlar davulu bir at gibi düşündüklerinde tokmak da atı harekete geçirecek kamçı olarak tasavvur edilmiştir (Gürcan Yardımcı, 2016).
Saçaklar, Çıngıraklar ve Çanlar
Kamın elbisesinin önemli aksesuarlarından birkaçı üzerindeki saçaklar, çeşitli sesler çıkarılmasına yardımcı olan çıngırak ve çanlardır. Altay bölgesi kam elbiselerini inceleyen Yardımcı, elbiseler üzerine takılı unsurları detaylı bir şekilde tasvir etmektedir. Kam elbiselerinin üzerinde asılı kendir ipinden üretilen, üzeri kumaşlarla sarılmış sicimler yer almaktadır. Elbise ucuna dikilen bu saçaklar ceket şeklinde dikilmiş kam kıyafetinin bir çeşit kuş görünümü kazanmasını sağlamaktadır. Manyak adlı giysinin kol altlarında ve sırtında da benzer şekilde asılı olan saçaklar söz konusudur. Sırt kısmında sağ ve sol tarafta olacak şekilde ve yere kadar uzanan şerit şeklinde saçaklar bulunmaktadır. Bu şeritlere “yutba” ve “abra” isimleri verildiği ifade edilmektedir. Kulakların alt kısmına denk gelecek şekilde sırt boyunca yatay şekilde dizili iki sıra çan takılıdır. Çanların üstünde de metalden imal edilmiş yay ve oklar yer almaktadır (Gürcan Yardımcı, 2016).
Maskeler
Yaygın olmamakla birlikte kam kıyafeti gibi benzer bir işlev de kamların kullandığı maskelerle elde edilmektedir. Belirli bölgelerde kullanımına rastlanan maskelerin bir kısmı kayın ağacından imal edilmiş olup üzerinde hayvanların tüyü kullanılarak imal edilen bıyık ve kaş gibi insan figürleri bulunmaktadır. Bazı maskeler de doğrudan hayvan yüzünü tasvir eder ki bu bağlamda kurt görünümlü maske örneklerine rastlanmaktadır. Maskeler ruhlarla irtibatlı olan kamı kötü ruhlara karşı koruyacak bir çeşit kamuflaj görevi üstlenmektedir. Bazı bölgelerde ise maske
takmak yerine kamlar yüzlerini kurumla boyamaktadır ve bu da maske ile aynı işleve sahiptir. Maske takan veya yüzünü siyaha boyayan kam asıl kimliğini gizlemiş olur ve böylelikle ayin sırasında yeni bir kimlik kazanmış sayılır. Kimi araştırmacılar kamın elbisesinin bir bütün olarak maske görevi gördüğünü ifade etmektedir (Gürcan Yardımcı, 2016).
Aynalar
Kamlar gelecekten haber verebilen ve hastaları tedavi edebilen bir özelliğe sahiptirler. Bu vazifelerini gerçekleştirirken bazen ayna kullandıkları ifade edilmektedir. Aynalar üzerine bakıldığında çeşitli suretlerin görülebildiği nesnelerdir. Kamlar da ritüelleri sırasında bu aynalara bakmak suretiyle gördükleri figürleri yorumlamaktadırlar. Kuşkusuz bu normal insanların gördükleri ile aynı değildir.
Aynanın kamın tasavvurundaki gibi ruhlarla iletişim kurma yolu olarak görülmesi Anadolu’daki halk inanışlarında da kendisini göstermektedir. Anadolu’nun pek çok yerde gece aynaya bakılması sakıncalı olarak görülmüş, aynaya bakanların cin gibi varlıkları görebileceği düşünülmüştür. Ayrıca ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine inanılması da aynaya yüklenen bu anlamların bir yansıması olarak ifade edilebilir (Mercan, 2018).
Kamın kıyafetinin üzerine göğüs hizasına asılan bu aynalar çoğu kez parlak bronz malzemeden üretilmiş şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Ayrıca kam elbiseleri üzerindeki bütün yuvarlak cisimlerin ayna olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Yardımcı, bu yuvarlak nesnelerin bazen yerin deliği bazen de güneş veya ayı simgeleyebildiğini ifade eder (Gürcan Yardımcı, 2017).