TAR214U-OSMANLI TÜRKÇESİ METİNLERİ-II
Ünite 3: Nesih Yazısı İle Metinler 3: Evrak Örnekleri-I
Giriş
Ünitedeki belgeler çoğunlukla nesih yazı türüne örnek olmak üzere seçilmişlerdir. Arşiv defter ve belgelerinde genellikle el yazısı çeşitlerinin kırma şekli kullanıldığından bu belgelerin önemli bölümü de nesih kırması ile yazılmıştır. Nesih yazı türü yazarken kolay yazılması ve işlekliği dolayasıyla genelde kitap yazımlarında kullanılmıştır. El yazılarında temel olarak okumayı harflerin tek tek durumu belirlemekle beraber etkin öğrenmenin bir yolu da kelimeleri bütün olarak hafızada tutmak ve kelime hazinesinin geniş olmasını sağlamaktır. Kelime bilgisi yanında tarihî terimler ve bilgi de okumayı kolaylaştıran diğer etkenlerdir. Belgeleri anlama açısından da kelime bilginizi geliştirme yanında tarihî terimlere ve kavramlara ayrı bir önem vermeniz gerekmektedir.
I. Belge: Okunuş, Çeviri ve Anlama
Örnek Belgenin Transkripsiyonu
Bu def ‘a rütbe-i vâlâ-yı vezâretle deryâ kapudânlığı tevcîh ü inâyet buyurılan sa‘âdetlü re’fetlü Hüseyin Paşa hazretlerinin kānûn-ı kadîm üzre Enderûn-ı hümâyûnda kallâvî iktisâ buyurup cümle ile resm-i muvâda‘ayı icrâdan sonra takım ile Bâb-ı âsafî’ye ve andan dahi Kireç İskelesi’nden kendülere mahsûs olan filikalarına süvâr olup Tersâne-i âmire’ye gitdiklerinde iktizâ iden resmdir.
Örnek Belgenin Kelimeleri
Bâb-ı âsafî Bâb-ı âlî’nin önceki ismi. Sadrazamın hükümet ettiği yer. Paşa Kapısı filika Daha ziyâde kürekle ve nadiren yelkenle yürüyen güvertesiz, alçak ve küçük gemi. inâyet Yardım
İktisâ Giyme, giyinme. iktizâ Gereklilik, lâzım olma hâli, ihtiyaç derecesinde olma. kallâvî Vezirlere mahsus üst tarafı dar telli kavuk. kadîm Başlangıcı belli olmayacak kadar eski kanun. muvâda‘a Vedalaşma merâsimi, ayrılık töreni. süvâr Ata binmiş, binici.
Örnek Metnin Sadeleştirilmiş Hali Bu defa vezâret yüksek rütbesiyle Deryâ Kaptanlığı ihsan olarak verilen mutluluk ve iyilik sahibi Hüseyin Paşa hazretlerinin, eskiden beri uygulanan kanun gereği Topkapı Sarayı Enderun bölümünde kallâvî adı verilen başlığı giydikten sonra orada bulunan herkesle vedalaşma merasimini gerçekleştirdikten sonra, tören kıtası ile Bâbıâlî’ye ve oradan da Kireç İskelesi’nde kendisine tahsis edilmiş olan küçük gemisine binerek Tersâne-i âmire’ye gittiklerinde uygulanması lâzım olan törendir.
II. Belge: Okunuş, Çeviri ve Anlama
Örnek Belgenin Transkripsiyonu
Hurmetlü sadâkatlü rağbetlü dostumuz Hoca Simon kıbeline hulâsa-i kelâm-ı mahabbet-fercâm iblâğıyla dostâne inhâ vü ifhâm olunur ki; bu def ‘a irsâl olunan kā’imenin mefhûmunda Sayda Vâlîsi Cezzâr Ahmed Paşa hazretleri tarafından tarafımıza teslîmi iktizâ idüp Eflak kapu kethudâsı Nikolaki tarafından babası Dimitri’ye havâle eylediği altı bin guruşı ol-tarafda Dimitri tarafına edâ itmediği tahrîr olunmuş...
Örnek Belgenin Kelimeleri
iblâğ Vardırma, vardırılma, ulaştırma, eriştirme. inhâ Ulaştırma, yetiştirme, bir vazifeye
veya maaşa tayin yazısı. Bazen, yazı ile bildirme. ifhâm Anlatma, anlatılma, bildirme, bildirilme. irsâl Gönderme, gönderilme, salıverilme. iktizâ Lâzım gelme, gereklilik, ihtiyaç, işe yarama. hulâsa Özet kā’ime Resmi daireler arasında yapılan bir yazışma türü. Genellikle üst ma kamdan alt makamlara yazılan görev yazıları. Kağıt paraya verilen isim. kıbel Taraf, yan, yön. mahabbet- fercâm Sevgi sağlayıcı, muhabbet veren. mefhûm Anlaşılmış, sözden çıkarılan mana kavram. rağbetlü İyi karşılanan, beğenilen.
Örnek Belgenin Sadeleştirilmiş Hali Hurmet, sadâkat ve rağbet sahibi dostumuz Hoca Simon tarafına muhabbet dolu sözlerin özü ulaştırılmakla dostâne olarak yazılır ve bildirilir ki; Bu kere gönderilen kaimenin konusu (şudur): Sayda Valisi Cezzâr Ahmed Paşa hazretleri tarafından bizim tarafımıza teslim edilmesi gereken altıbin guruş, Eflak kapı kethüdası Nikolaki tarafından babası Dimitriye havâle edildiği bildirilmesine rağmen...
III. Belge: Okunuş, Çeviri ve Anlama
Örnek Metnin Transkripsiyonu
Şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü velî-ni‘metim efendim pâdişâhım! Ordu-yı hümâyûnda abd-i memlûkleri a‘dâ-yı dîn taraflarına dâ’imâ dikkat ve iktizâ iden mahallere asâkir ve zehâyir ve mühimmât irsâli ve vakt ü hâle göre ser-asker ve me’mûrlara istimâlet ile meşgūl olup husûsan fîmâ-ba‘d düşmenin hareketi ve cünûd-ı muvahhidînin küffârı mukābeleleri ve çâkerlerinin dahi işlerin gelişine göre müdâfa‘a-i küffâra kıyâmım hengâmları olmağla masâlih-i seferiyyenin cümlesini
ihâta-i hayta-i iktidâr-ı âcizânemden hâric ve kā’im- makām ve rikâb-ı hümâyûnlarında bulunan kulları umûr-ı me’mûrelerinde sâdıkāne sa‘y u ikdâm idecekleri her ne- kadar âşikâr ise dahi mütemmimât-ı seferden olan mevâdd-ı cüz’iyye ve külliyede ordu tarafından istîzân ve isticâzeye ta‘lîk eylemeleri ihtimâli melhûz oldığından bu def ‘a savb-ı bendegânemden kā’im-makām paşa kullarına bir kıt‘a kā’ime tahrîr ve me’âlinde; “cümlemiz bir efendinin kullarıyuz maksûd-ı aslî a‘dâdan ahz-ı intikām ve dînimize ve velî-ni‘metimize ve dünyâ ve âhıretimize nâfi‘ hıdmet olmağla asâkir ve zehâyir ve levâzım ve muhassal umûr-ı gazâ vü cihâda müte‘allık işlerde bir mâddeyi orduya yazalım cevâbı gelsün dimeyüp vech-i münâsib ve lâyıkı mülâhaza ve atabe-i ulyâ-yı hazret-i husrevâneye arz ve rü’yetine müsâra‘at idesin. Benim hâtırım ve gönlüm hoşdur. Hıdemât-ı saltanat-ı seniyyede hayırlu olan ne ise ihtiyâr ve bu günki işi sabâha komayup idâre ve icrâ cümle üzerlerine vâcibdir. Bizim tarafdan istîzâna tevkīf ile ifâte-i evkāt olunacak zamânlar değildir” deyu te’kîd eyledim. Cenâb-ı adâlet-menâkıb-ı dâverânelerinden dahi bu mazmûnlar derciyle müşârün- ileyhe hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnları ısdârı bâ‘is-i gayret ü ihtimâmları olacağı.
Örnek Belgenin Kelimeleri
a‘dâ Düşman abd Kul, köle adâlet-menâkıb Adâletle şöhret bulmuş, adâlet sahibi ahz-ı intikam İntikam almak atebe-i ulyâ Padişâh katı, pâdişâhın bulunduğu yer bâ‘is Sebep olan, gönderen, icâb ettiren bendegâne Kula, köleye yakışır biçimde cünûd Asker, asker topluluğu cünûd-ı Allah’ın birliğine inanların ordusu muvahhidîn çâker Kul, köle dâverâne Hâkim ve vezirle ilgili olan, doğruluğu seven bir büyüğe yakışan surette derc Sokma, arasına sıkıştırma fîmâ-ba‘d Bundan böyle, bundan sonra, bir daha hatt-ı hümâyûn Padişâh yazısı, padişâhın emrini içeren belge türü. hayta-i iktidâr İktidar ipi, iktidâr sahibi olmak hengâm Zaman, çağ, sıra, vakit, mevsim hıdmet Hizmet husrevâne Pâdişâhâne, hükümdarca, hükümdara yakışır şekilde ısdâr Sudûr ettirme, ettirilme, çıkarma, çıkarılma ifâte Fevt etme, kaybetme, elden çıkarma, çıkarılma ifâte-i evkat Vakit öldürme, vakti boşa harcama ihâta Bir şeyin etrâfını çevirme, sarma, kuşatma, kuşatılma, kavrayış, anlayış, geniş bilgi
ihtiyâr Seçme, seçilme, katlanma iktizâ Lâzım gelme, gereklilik, ihtiyaç, işe yarama irsâl Gönderilme, gönderme isticâze İcâzet isteme, izin isteme istimâlet Gönül kazanma, teselli etme, avutma, kolaylık gösterme istîzân İzin isteme kā’im-makām Makama vekalet eden, sadrazam İstanbul’da bulunmadığı zaman larda onun görevine bakan kişi kıyâm Ayakta durma, ayaklanma maksûd Kasdolunan, istenilen şey, istek masâlih İşler, maslahatlar mazmûn Ödenmesi lâzımgelen şey, mânâ, kavram, nükteli, sanatlı ince söz me‘âl Mânâ, kavram, mefhûm mehâbet Azamet, ululuk, büyük görünme melhûz Düşünülebilen, hatıra gelen, olabilen memlûk Birinin malı olan, kul, köle mevâdd-ı Küçük işler, önemsiz konular cüz’iyye muhassal Tahsil olunmuş, hâsıl edilmiş, hâsılı, hulâsa, sözün kısası, işin sonu mukābele Karşılık verme, karşılama, karşı gelme, birbiriyle karşılaşma mülâhaza Düşünce, iyice düşünme müsâra‘at Sürat ve acele etme, teşebbüs, girişme müte‘allık Asılı, bağlı, ilgili, ilişiği olan mütemmimât Tamamlayıcılar, bitirenler nâfi‘ Menfaatli, faydalı, kârlı. rikâb-ı Törenlerde padişahın etrafında hümâyûn bulunan maiyeti. Sefer zamanla rında padişahın bulunduğu yerde icra görevi yapan kadrolar rü’yet Görme, bakma, görülme sa‘y u ikdâm Çalışma ve gayret etme savb Taraf, cihet, yön ser-asker Baş komutan, ordunun başı şevket Büyüklük, heybet şevket-makrûn Şevketli ta‘lîk Asma, asılma, bir şeye bağlı gösterme tahrîr Yazma, yazılma te’kîd Kuvvetleştirme, sağlamlaştırma, üsteleme, önceden yazılmış bir emir yazısını tekrarlama tevkīf Durdurma, durdurulma, alıkoyma umûr İşler vech-i münâsib Uygun şekil, münâsib sûret velî-ni‘met Nimet sâhibi, besleyen zehâyir Zahirenin çoğulu
Örnek Belgenin Sadeleştirilmiş Hali Şevket, kerâmet, heybet, kudret ve nimetimin sahibi olan efendim pâdişâhım! Orduda bulunan bu kulunuz, din düşmanlarından gelecek tehlikelere karşı daima dikkat
üzereyim. Aynı zamanda gerekli olan yerlere asker, zahire ve savaş gereçlerinin ulaştırılması ve zamanın gereklerine göre seraskerler ve diğer memurlara kolaylık sağlamanın yollarını bulmakla uğraşmaktayım. Özellikle bundan sonrası, düşmanın hareketi ve İslâm ordusunun onları karşılaması ve bu kullarınının da gelişmelere uygun olarak düşmana karşı koymada ayakta kalmayı becerebilme zamanları olduğu açıktır. Bu sebeple sefere ait işlerin tümünü- benim selahiyet ve gücümün dahilinde olanların dışında- İstanbul’daki kaymakam paşa(sadrazamın yokluğunda İstanbul’da onun yerine bakan sadaret vekili) ve yine padişahımızın yanında (İstanbul’da) bulunan diğer devlet adamları memur oldukları işlerinde sadık olarak çalışıp gayret ederek yürütecekleri ortadadır. Yine de sefer işlerinin ayrılmaz parçalarından olan küçük, büyük bütün işlerde ordudaki hükümetten izin ve icazet alma ihtiyacı hissedecekleri ihtimali de düşünülmektedir. Bu sebepten yakın zamanlarda tarafımdan kaymakam paşa kullarına bir adet kaime yazıldı. (Kaimenin) içeriğinde: “ Hepimiz bir padişahın memurlarıyız. Temel olan amacımız düşmandan intikam almak, dinimize, devletimize, dünyâ ve ahiretimize faydalı hizmet etmektir. O sebepten ordu, zahire, mühimmat, sonuç olarak gazâ ve cihada yönelik işlerde bir konuyu orduya (sadrazamla beraber orduda icra yapan hükümet ve daireleri) yazalım, oradan cevabı gelsin (ondan sonra işi yapalım) demeyiniz. (Bunun yerine) münasip biçimde uygun düşeni düşünerek padişah hazretlerinin görüşüne arz ve gereğini yapmak için işe koyulasın. Benim kafam ve kalbim (sizden yana) rahattır. Yüce devletin hizmetlerinde hayırlı olan ne ise onu tercih etmek ve bugünkü işi yarına bırakmayarak idare etmek ve icrâda bulunmak hepimizin üzerine vaciptir. Sadaret tarafından (işlerin yürütülmesi için) izin verilmesini bekleyerek vakit öldürecek dönemlerde değiliz” diyerek tekrar tekrar vurguladım. Sizin tarafınızdan da bu anlamları içeren hatt-ı hümayun şeklinde emirlerin, kaymakam paşaya yazılması, bizim gayret ve ihtimâmımıza sebep olacaktır.